Ankara’daki kanlı saldırı millet olarak hepimizi derinden üzdü..
Hemen hemen bütün köşe yazarları bu konuya değindi.
En çok satanlar arasında olan bir İngiliz gazetesi de bu konuya değinmiş.
“Türkiye yönetilmez bir ülkeye dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya” diye bir cümle kurmuş.

***
Saldırının Türkiye’deki en kanlı saldırı olduğunu ve polisin patlamadan sonra gösterilere göz yaşartıcı gaz sıkarak “katliamı” daha da kötüleştirdiğini iddia etmiş. Bu olay bana biraz gezi olaylarını hatırlattı.
Saldırıların kutuplaşmalar sonucu olduğunu ve bu kutuplaşmalara bir an önce son verilmesi gerektiğini, verilmezse NATO’nun müttefiki olan Türkiye’nin yönetilmez hale geleceğini söylemiş.
Ülkede bir kutuplaşmaya doğru gidildiği bir gerçek olsa da İngilizlerin Türkiye’yi tehdit edici bu sözleri oldukça düşündürücü...
Gerçek niyet ne acaba?
Bu durumda terörü lanetlemeleri ve masum halka yapılan saldırıları kınamaları gerekmiyor mu?
Terör üzerinden siyaset yapmak basit insanların ya da basit ülkelerin işidir.

***
Biz kendi aramızda birbirimizi yemeye devam edelim...
Daha uç dört siyasi partinin bile bir araya gelemediği ülkemizin hali düşündürücü.
Bu gün Suriye’nin başına gelenler yarın Türkiye’nin de başına gelebilir.
Suriyeliler yine yerleşecek bir yerler buldu.
Bazı planları tahmin etmek için illaki de kâhin olmak gerekmiyor. 
Dünya siyasetine incelediğimizde büyük balıkların küçük balıkları yemeye çalıştıklarını görüyoruz.
Merkel’in önümüzdeki pazar günü  Türkiye’ye geleceği açıklanmış.
Herhalde Türkiye’ye başsağlığı dilemeye gelmiyor.

***
Kimseye yem olmamak için ne mi yapmalıyız?
Birlik olmalı!
Hangi görüşten olursak olalım birbirimize saygı duymayı öğrenmeli!
Hangi dil, din, ırka sahip olursak olalım hep birlikte barış içinde yaşamayı da...
Koltuk kapmaca yarışlarını bırakıp yetenekli insanlarımızı harcamak yerine onlara sahip çıkmalıyız.

İnsana, hayvana ve doğaya sahip çıkmalı, üstünlerin hukuku kurallarını uygulamayı bırakıp hukukun üstünlüğünü uygulamalıyız...
Artık kendimize gelmenin zamanı geldi de, geçiyor bile...

 

Birgul KAPAKLIKAYA
Brüksel,
13-10-2015