Türk Harb-İş Sendikası  Eskişehir Şube Başkanı Hasan Atak ekonomi değerlendirmesinde şunları söyledi; "Tüm Kamuoyunun bildiği üzere  Türkiye ekonomisi uzun zamandır ciddi sorunlar yaşamaktadır. Yaşanılan bu sorunlar son günlerde zirve yapmış ard arda gelen olumsuz verilerin üzerine yapılan siyasi açıklamalar ve Merkez Bankası kararları sorunu iyiden iyiye büyütmüştür. Hayatımızın her alanını direk olarak etkileyen ve izlenen ekonomik politikalar neticesinde bağımlı hale geldiğimiz döviz, altın, gümüş ve benzeri emtiaları adeta uçmuştur.

Ülkemiz açık bir devalüasyonla karşı karşıya bırakılmıştır. Dün itibari ile başta bordrolu kesimler olmak üzere ülke vatandaşı biraz daha fakirleşmiştir. Artık ekonomide içsel kavgalardan bile bahsedilemez bir durum vardır. Çünkü her şey tek bir noktaya bağlanıp karar alma mekanizmaları işlememeye başlamıştır. Korkmamız gereken önümüzde daha kötü günlerin yaklaştığıdır. İşsizlik Sigortası’nda birikmiş kamu fonlarını kullanarak kamunun borçlanma ihtiyacını azaltma, dolayısıyla faizlerin yükselişini frenleme, “düşük faiz” ya da “yükselmeyen faiz” beklentisi şeklinde yapılan hareketler ısrarlı özelleştirmeler bir önlem olmamıştır.

Dolar kurunun yükselmesinin nedeni ne olur ise olsun, ülkemizde Türk Lirasının değer kaybetmesi ve bunun sonucu olarak da enflasyonun yükselmesi,  iğneden ipliğe her şeye zam demektir. Dolar kurunun yükselmesi demek; yoksulluğun, işsizliğin, işyeri kapatmalarının artması demektir. İşçilerin, memurların, asgari ücretlinin, emeklinin açlığa mahkûm edilmesi demektir.

Doların Yükselmesi ile birlikte vatandaşların karşısına çıkacak olan ilk etki enflasyondur. Sadece son günlerde dolar kurunda %40 artış meydana gelmiştir. Bu durum; işçinin, memurun, asgari ücretlinin, emeklinin ücretinde %40 azalmadır, yani bu maaşlarda yüzde 40 azalma demek vatandaşın alım gücünün yok olmasıdır. Bu acı reçete, açlık sınırının altında yaşamaya çalışan işçilerin açlığa mahkûm edilmesidir. Özellikle Kamuda Toplu İş Sözleşmelerinin imzalanması üzerinden çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen işçilere verilen zam oranlarının değersizleşmesi, açıklanan resmi enflasyon rakamlarının reel olarak altında kalarak çalışanların ezilmesi demektir.

Ekonomide büyük bir buhran yaşanırken maalesef işsizlik oranlarını düşürecek istihdam programının olmadığını, temel tüketim mallarından alınan KDV’yi düşürecek, kamuda çalışanların ücretlerini artıracak kaynakların yaratılmadığını, herkese eşit, ulaşılabilir ve ücretsiz sağlık hakkı için planlamaların, eğitimde özel sektöre aktarılan bütçenin kamuya yönlendirilerek ailelerin eğitime ayırdıkları bütçeyi düşürme yönünde planlamaların yapılmadığını her şeyden öte tedbir dahi alınmadığını görmekteyiz. Devletin sadece yasa koyucu, düzenleyici, denetleyici olarak değil, gerektiğinde bizzat girişimci olarak da ekonomiye müdahale etmesi gerekirken bunların olmadığı bir durum çalışanlar olarak kaygılarımızı her geçen gün biraz daha arttırmaktadır.

Ülkemizin yaşadığı büyük kriz nedeni ile buradan hükümete çağrımız gerekli tedbirlerin acilen alınması sosyal devlet politikalarının emeği ile geçinenlere yönelik olarak düzenlenmesidir. Kısa vade de talebimiz bugünlerde açıklanması beklenen asgari ücret ile birlikte asgari ücret tutarındaki tüm ücretlerden vergi alınmaması veya yüzde 15 olarak sabit bırakılmasıdır.

Aynı zamanda işçilere verilen Toplu İş Görüşmelerinde verilen 2021 ve 2022 yılı ücret artışlarının tekrar gözden geçirilerek revize edilip ek protokoller ile arttırılmasıdır.

Önümüzde sancılı bir süreç vardır. Sancı, alt ve orta sınıflarda daha çok hissedilecek, önlem alınmaz, ekonomik politikalar ciddi manada emeği ile geçinenler lehine değiştirilmez ise, olan yeni işsizlik, yeni yoksulluk olarak yine çalışanlara olacaktır."