TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası adına açıklama yapan İMO Başkanı Orkun Kılıç, 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin deprem gerçeğine karşı hâlâ yeterince hazırlıklı olmadığını vurguladı.
Kılıç, on binlerce yurttaşın yaşamını yitirdiği, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı ve 200 binden fazlasının ağır hasar aldığı 6 Şubat depremlerinin yalnızca bir anma günü olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Bugün, dünden daha hazır değiliz” dedi.
“Deprem Beklenmedik Değil, Öngörülebilir Bir Gerçek”
Türkiye’de depremin beklenmedik bir doğa olayı olmadığını ifade eden Kılıç, yıkımın büyüklüğünün depremin şiddetinden çok yapı üretim kalitesi, denetim mekanizması ve risk azaltma politikalarıyla ilişkili olduğuna dikkat çekti. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu denli yıkıma yol açmamasının, sorunun doğada değil insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu gösterdiğini söyledi.
Balıkesir Sındırgı’da 2025 yılında meydana gelen 6,1 ve 6 büyüklüğündeki depremler ile Silivri açıklarında yaşanan 6,2 büyüklüğündeki depremin dahi ciddi hasar ve kaygı yarattığını hatırlatan Kılıç, iletişim altyapısının çökmesi ve toplanma alanlarındaki yetersizliklerin alarm verdiğini ifade etti.
“Yapı Stokunun Gerçek Tablosu Hâlâ Ortada Yok”
Türkiye genelinde milyonlarca konutun riskli olduğunun resmi raporlarla ortaya konduğunu belirten Kılıç, buna rağmen kamuoyuna açık, güncel ve bütüncül bir yapı envanteri oluşturulmadığını söyledi.
Son 25 yılda çıkarılan imar aflarının mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşmasına yol açtığını kaydeden Kılıç, kentsel dönüşüm uygulamalarının ise çoğu zaman risk azaltma yerine rant odaklı parsel bazlı yenilemelere dönüştüğünü savundu.
“Toplanma Alanı Sadece Boş Arsa Değildir”
Deprem toplanma alanlarının yalnızca boş bir alan olmadığını vurgulayan Kılıç, bu alanların geçici barınma, su, elektrik, ısınma ve temel ihtiyaç altyapısına sahip olması gerektiğini ifade etti. Birçok kentte bu alanların ya yetersiz olduğunu ya da imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığını belirtti.
“Afet Sonrası Değil, Afet Öncesi Hazırlık Esastır”
Depreme hazırlığın afet sonrası müdahalelerle sınırlı kalmaması gerektiğini dile getiren Kılıç, okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin güvenliğine ilişkin şeffaf ve bütüncül bir bilgi paylaşımı yapılmadığını söyledi.
6 Şubat depremlerinin ardından vaat edilen 650 bin konutun 3 yıl sonunda 455 bin bağımsız bölüm olarak teslim edildiğini hatırlatan Kılıç, yeniden inşa sürecinin yalnızca bina yapımıyla sınırlı tutulamayacağını, sosyal ve ekonomik boyutların da ele alınması gerektiğini belirtti.
“Afetler Kader Değil, Tercihlerin Sonucudur”
Kılıç açıklamasında şu çağrıyı yaptı:
“Afetler kader değildir. Bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikaların acı sonuçlarıdır. Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretim süreçleri tam ve doğru mühendislik hizmetiyle denetlenmelidir.”
İMO Başkanı Orkun Kılıç, 6 Şubat’ta yitirilen yurttaşlara karşı en büyük sorumluluğun, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmek olduğunu vurgulayarak, bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her günün yeni felaketlerin zeminini hazırladığını kaydetti.