Eskişehir Eğitim Sen Şube Başkanı Faik Alkan,  Dünya Çocuk Hakları Günü’ nedeniyle şu açılamayı yaptı; "1989 yılından bu yana Birleşmiş Milletler (BM) tarafından dünya genelinde çocukların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini gündeme getirmek amacıyla 20 Kasım tarihi ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’ olarak belirlenmiştir.

ÇOCUKLAR VE HAKLARI AĞIR TEHDİT ALTINDADIR!

Türkiye’de yaşayan çocukların uygun yaşam standartlarında yaşama hakkına, eğitim ve sağlık hakkına yönelik ihlaller göze çarpmaktadır. Kovid-19 salgını döneminde çocukların eğitime erişim hakkı başta olmak üzere, en temel haklardan faydalanma oranı ciddi oranda azalmış, ülkede yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunlar en çok çocuklar üzerinde etkili olmuştur.

Türkiye’de eğitim ve sağlık sisteminden kadın politikalarına kadar her alanda çocukların üstün yararını değil, kendi çıkarlarını düşünen mevcut sistem; çocuklarımızın sahip olduğu heyecan, merak cesaret ve yaratıcılıktan açıkça korkmaktadır.

Türkiye’de eğitim sisteminin müfredat, ders kitapları ve uygulama alanları itibari ile çocuklar, etnik köken, dil, din ve mezhep ayrımcılığı ile sık sık karşı karşıya kalmaktadır.

ÇOCUKLAR EĞİTİMDEN KOPARILMAKTA, ÇOCUK İŞÇİLİĞİ ARTMAKTADIR!

 Türkiye’deki pek çok kriz gibi, Kovid-19 salgını sürecinden de en çok çocuklar etkilenmiştir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) bu yıl yayınladığı rapora göre, Türkiye’de en az 2 milyon çocuk işçi bulunmakta, bu sayı yaz aylarında 5 milyona yaklaşmaktadır. Çalışan çocukların bir bölümü tarım sektöründe ucuz iş gücü, bir bölümü de ücretsiz aile işçisi olmaktadır. Kız çocukları da benzer nedenlerle eğitim öğretimden uzaklaşarak erken evliliğe sürüklenmekte, iş gücüne kayıt dışı olarak katılmaktadır.

 Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre Türkiye, Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında okulu erken bırakma alanında ilk sıradadır.

Eğitimin giderek paralı hale gelmesi, ülkede yaşanan uzun süreli ekonomik kriz nedeniyle yaşanan yoksullaşma ve hanelerin ekonomik durumunun kötüleşmesi çok sayıda çocuğun okulu terk etmesine neden olmaktadır.

Artan mülteci nüfusuyla birlikte, mülteci çocuk işçilerin sayısında da artış yaşanmıştır. Özellikle Suriyeli sığınmacı çocuklar, emek piyasasında daha kötü koşullarda ve düşük ücretlerle çalışmakta ve ayrımcılığa uğraşmaktadır.

İktidarın benimsediği sermaye merkezli ekonomi politikalarının kaçınılmaz bir sonucu olarak, mesleki eğitim ya da beceri eğitimi üzerinden ‘çırak’ ve ‘stajyer’ adı altında milyonlarca çocuk zorunlu olarak çalıştırılarak yoğun emek sömürüsüne maruz bırakılmaktadır.

ÇOCUK HAKLARI, İNSAN HAKLARIDIR!

Türkiye’de çocuk haklarına yönelik olarak ortaya çıkan karanlık tablo, çocuk haklarının ülkemizde sadece kâğıt üzerinde kaldığını göstermektedir. Eğitim ve yaşam hakkı başta olmak üzere, Türkiye’de çocukların en temel haklarının tehdit altında olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Çocuk hakları, aynı zamanda insan haklarıdır."