Eskişehir Diş Hekimleri Odası Başkanı Cenk Ataç, “Son zamanlarda hem fakültelerden mezun olan hekim sayısındaki artış hem de sağlık politikaları, mesleğimizi değersizleştiriyor” dedi.

WhatsApp-Image-2022-06-12-at-20.31 

Eskişehir Diş Hekimleri Odası Başkanı Cenk Ataç, Oda Genel Sekreteri Esra Yamak, Başkan Vekili Evre Baltalı ve Yönetim Kurulu Üyesi Aydın Görel, Esgazete’nin konuğu oldular. Diş Hekimleri Odası yönetimi ile bir yandan performans sistemi ile zor koşullarda çalışan diş hekimlerinin sorunlarını, bir yandan sayıları bir anda artan özel diş polikliniklerinin etik hizmet verebilmeleri için yapılması gerekenleri ve mesleğe ilişkin daha bir çok sorunu masaya yatırdık, çözümün yollarını konuştuk.

Öncelikle sizi daha yakından tanımak adına mesleğe adım atma sürecinizi ve seçme nedeninizi öğrenebilir miyiz? Babanız Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın da bir diş hekimi olmasının etkisi oldu mu mesleğe yönelmenizde?

Başkan Cenk Ataç: Evet, mesleği seçmemin nedeni muhakkak kendisidir. Daha öğrencilik yıllarımda sıkça muayeneye gider, onun çalışmasını ve yaptıklarını izlerdim. Bu mesleğin ne olduğunu o zamanlar görerek öğrendim. Üniversite tercihlerinde de tüm seçimlerini diş hekimliği fakültelerinden yana yaptım ve Ankara Hacettepe Fakültesi’ni kazandım. Meslekte şuan 26. yılımdayım. Mesleğimi hep Eskişehir’de sürdürdüm.

Eskişehir Diş Hekimleri Odası ile yollarınız ne zaman kesişti? Başkanlığa giden o süreci de aktarır mısınız?

Başkan Cenk Ataç: 1998 yılından itibaren odada, üyelik, saymanlık, başkan yardımcılığı, genel sekreterlik gibi birçok kademede görev aldım. Daha önceden de başkan olabilirdim ama ben istemedim. Şimdi zamanı geldiğini düşündüğüm için adaylığımı koydum ve seçildim.  Her şey zamanında ve isteyince daha güzel.

DSC_0810

TÜM ÜYELERİMİZE ULAŞMAYI HEDEFLİYORUZ

Yaz tatilinde dijital güvenlik için 8 öneri Yaz tatilinde dijital güvenlik için 8 öneri

Genel kurulda açıkladığınız ve başkanlığınız süresince hayata geçirmeyi hedeflediğiniz projeleriniz nelerdi?

Başkan Cenk Ataç: Genel kurulda, hedeflerimizi net bir şekilde açıklamıştık. 2 yıl sonra yapılacak genel kurulda, geçen sürede hangi hedefleri hayata geçirmişiz, neleri yapmışız görelim.  En büyük hedefimiz, tüm hekimleri tek tek ziyaret ederek, hem onlarla tanışmak ve onların sorunlarını dinlemek. Kütahya ve Bilecik illeri de bizim odamıza bağlı. 

Esra Yamak: Odamızın kayıtlı üyesi 450’nin üzerinde. Bunların 120 tanesi Kütahya, 20 tanesi Bilecik, diğerleri de Eskişehirli hekimlerden oluşuyor.  Biz meslektaşlarımız arasında iletişimi ve bağı önemsiyoruz. Geçmiş dönemde bizlerin yaşadığı sorunları yaşamamak adına herkesi dinlemek ve sorunlarına çözüm bulabilmek adına yola çıktık. Biz komisyonlarımızı daha fazla aktif hale getirmek için adımlar attık. Bilim, öğrenci, sosyal, genç diş hekimleri olmak üzere yeni komiteler kurduk.

ODAYA KAYIT OLMA ŞARTLARI

Mezun olan herkes odaya kayıt olabiliyor mu? Bir diş hekiminin odaya kayıt olma şartları nedir?

Başkan Cenk Ataç: Bir diş hekimi serbest çalışmak istiyorsa, mezun olduğu an çalışmaya başlayabilir. Serbest hekimse, mutlaka odaya üye olmak zorunda. Ancak kamuda çalışıyorsa, odaya kayıt olma gibi bir zorunluluğu bulunmuyor. Ancak kamuda çalışan ve yarım aidat ödeyerek odaya kayıt yaptıran meslektaşlarımız da var.

Esra Yamak: Çalışmayan hekim statüsünde, çalışmadan odaya kayıt olan meslektaşlarımız da var. Sadece serbest çalışanlar değil, özel hastanelerde ya da özel merkezlerde çalışan diş hekimleri de odamıza kayıt yaptırmak zorundalar.

MESLEĞİMİZ DEĞERSİZLEŞTİRİLİYOR

Şu ana kadar temasta bulunduğunuz, dinlediğiniz meslektaşlarınızın öne çıkan sorunları nelerdi?

Başkan Vekili Evre Baltalı: Birliğin en büyük sorunu kopukluktu. Meslektaşlarımızın birbirleri ve oda ile aralarında bir kopukluk var. Bunu çözmek, onlara daha fazla ulaşmak ve oda ile üyeler arasındaki bağı güçlendirmek en büyük hedefimiz. Bunu sağladıktan sonra, her meslekte olduğu gibi bizim de mesleğe ilişkin sorunlarımız var, meslek erbabı olmadığı halde bu işi yapmaya çalışanlar var. Bunun içinde yatırımcı sermaye sahipleri var. Normalde bir polikliniğin yüzde 49 payı yatırımcının, yüzde 51 payı da diş hekiminin olması gerekiyor. Ama yeni mezun bir diş hekimi üzerine yüzde 51’i gösterip işletme kuruyorlar. Biz buradaki genç diş hekimi olan arkadaşlarımıza hukuki, manevi ve bilimsel olarak desteğimizi vermek istiyoruz. Bir diğer karşılaştığımız sorun da; hiçbir yerde kaydı olmayan ve diş hekimliği yapmaya çalışanlar… İşte bunun içinde, maalesef yurt dışından gelenler ve diş teknisyenleri var. Bunlarla mücadele etmek istiyoruz. Burada da hem diş hekimlerine, hem Sağlık Bakanlığı ile hem de emniyet güçleriyle ortaklaşa bir paydada hareket etmek istiyoruz. Böylece hem halkın sağlığını hem de diş hekimliği mesleğinin prestijini koruyabilelim.

ŞU AN 109 ADET DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTEMİZ BULUNUYOR. 2 YIL SONRA AVRUPA BİRLİĞİ’NDEKİ DİŞ HEKİMİ SAYISININ 2 KATI TÜRKİYE’DE OLACAK

Başkan Cenk Ataç: Diş hekimliğinden her yıl mezun olanların sayısı inanılmaz fazla. Şu an ülkede 109 adet diş hekimliği fakültesi bulunuyor. 2 yıl sonra tüm Avrupa Birliği’ndeki diş hekimi sayısının 2 katı Türkiye’de olacak. Bu da mesleğimizi değersizleştiriyor.  Çok fazla işsiz diş hekimi mevcut. Ve bunu bildiklerinden bazı sermaye grupları bu meslektaşlarımızı kullanıyorlar.

Eskişehir Diş Hastanesi’nde özellikle pandemi süreci ile birlikte ve sonrasında devam eden pek çok sorun var, insanların diş randevusu alabilmek için aylarca beklediğini biliyoruz. Bir yandan da Eskişehir’de ciddi oranda bir diş hekimliği polikliniği patlaması var, bunun nedeni nedir?

Esra Yamak: Aslında birçok neden var. Kamudan hizmet alımıyla alakalı sıkıntılar var ama bunlar görünmüyordu. Diş Hastanesi’nde 125 hekim var ancak, yapması gereken işlemi ve tedaviyi yapamıyor. Ya malzemesi eksik, ya özlük haklarından yoksun. Bir yandan performans uygulaması nedeniyle kısa sürede çok hasta bakması gerekiyor. Böyle bir ortamda o hekim orada işini yapamaz. Pandemi döneminde kamu hizmetleri kapanınca, bu özel poliklinikler hasta kabulüne başladı. Ve hasta şunu gördü: Benim tedavim özel muayenelerde çok daha iyi yapılabiliyor. Ve ben bunu hak ediyorum. Dolayısıyla kamu hizmet veremeyince ve hasta sayısı da arttıkça, birkaç hekim toplanarak, (düzgün yasal polikliniklerden bahsediyorum) bunlar da özel poliklinikleri kurdular. Aslında, her yerde diş polikliniği var, bu poliklinikler çok çalışıyor, para kazanıyor, bu çok iyi bir işmiş algısının yaratılması, sermaye ortaklarının artmasına da neden oldu. Sonrasında da devlet politikasıyla zaten mesleğimiz değersizleştirildi, ekonomik kazancımız düştü ve dışarıdan, yurt dışından bile hasta almaya başladık. Diş hekimlerinin aldığı ve işlemlerde kullandığı malzemeler zaten döviz kuru üzerinden alınıyor. Eğer bu özel poliklinikler hizmetlerini ve tedavilerini gerçekten iyi yapıyorsa, hastaları memnun ediyorsa, mesleğin itibarını zedelemeden çalışıyorsa ben kapanmasından yana değilim.

Başkan Cenk ATAÇ: Kamu hastanelerinde tam randımanlı, detaylı bir iş çıkarmak istenilse bir hekimin gün içerisinde bakacağı hasta sayısı 15’i geçemez. Ancak bakılan hasta sayısı 25-30 civarı. Özel muayenehaneler, poliklinikler ve hastanelerde yarım saatte verdiğiniz detaylı bir hizmetin kamuda verilebilme süresi en fazla yine 15 dakikadır. Böyle olunca da hastaların memnuniyeti düşüyor. Kamuda hekimler hizmeti tam anlamıyla veremediğinden aynı hasta aynı dişin tedavisi için 6 ay sonra yeniden hastaneye başvurmak zorunda kalıyor.  Yeni bir hastane bile açılsa, bu yoğunluk ve beklenti karşılanamaz. Özel poliklinik sayıları Eskişehir’de çok da ihtiyacın üzerinde değil. Eskişehir’deki diş hekimi sayısı şu an için yeterli. Ama yakın bir zamanda 2-3 yıl sonrasında bu sayı ihtiyaçtan da fazla olacak. Ağız Diş Sağlığı Merkezi’nin kapanmasıyla beraber özel poliklinik sayısında artış ve hastaların özele yönelişinde de bir artış yaşandı. Ama şimdi bildiğim kadarıyla ADSM yine eskisi gibi yoğun bir şekilde çalışmaya başladı. Bu özel poliklinikleri nasıl ne derecede etkiler, bunu zamanla göreceğiz.

Başkan Vekili Evre Baltalı: Diş hekimliğinde çok çok fazla para kazanmazsınız. Avantajı ise şudur; kendiniz çalışırsınız kendiniz kazanırsınız. Diş hekimliği para kazanmak için yapılabilecek bir meslek değil. Bu kadar çalışmayı başka bir meslekte yapsanız, çok daha fazla para kazanırsınız. Eskişehir yaşanılabilir güzel bir şehir olunca, bu kentin tercih edilebilirliği meslektaşlarımız için de artıyor.

Doktorların yurt dışına gitmesi, beyin göçü, diş hekimliğinde nasıl bir durumda?

Evre Baltalı: Diş hekimliği yurt dışında korunaklı ve çok saygın bir meslek. Herhangi bir doktorun yurt dışına gidip çalışması kadar, bir diş hekiminin gitmesi çalışabilmesi kolay değil. Daha zor. Bu nedenle Türkiye’den yurt dışına çıkan diş hekimi sayısı oldukça az. Yurt dışındaki ülkelerin pek çoğunda, fakülteyi bitirmek size diş hekimliği yapma hakkı vermiyor. Bir süre Amerika’da çalıştım ben. Orada 3 tane Uzmanlık - Yeterlik (Board) sınavına girip bu sınavları vermek gerekiyor. Bu yönetmelikler ülkelerin hepsinde farklılıklar gösteriyor. Amerika’da eyaletlere göre de değişiyor almanız ve girmeniz gereken sınav ve sertifikalar. Dolayısıyla oldukça zor bir süreç…

Esra Yamak: Kısa bir süre önce yurt dışında bulundum. Evre’nin dediği gibi mesleğimiz orada oldukça saygın ve korunaklı. Çok rahat gidip de istediği ülkede bu işe yapamazsınız. Belli kriterleri ve donanımları sağlamanız gerekiyor.

Mesleğinizin değersizleştirildiğini ifade ettiniz, bunun nedenlerini biraz daha detaylandırabilir misiniz?

Başkan Cenk Ataç: İlk sırada elbette fazla mezun hekim sayısı yer alıyor. Sayı arttıkça, talepten daha fazla sayı olunca, siz daha da iyi olmalısınız ki bir yerlere gelebilesiniz. Bu kadar çok fakültede ne kadar kaliteli eğitim verilebiliyor, tartışılır. Puanları da oldukça yüksek olan bir fakülte diş hekimliği. Yıllık ihtiyaç duyulan diş hekimi sayısının 1500 olduğu söyleniyor ancak, Türkiye’deki üniversitelerin fakültelerinin kontenjan sayısının toplamı 8000. Bir sınırlama getirildi ilk 40 bine giren kişiler tercih edebilecek diye. Böyle olunca da kontenjanların çoğu boş kalıyor. Yine de yıllık mezun sayısı ihtiyaç duyulandan çok fazla.

Performans sistemi diş hekimlerini nasıl etkiliyor? Bir hekimin günde kaç hasta bakması gerekiyor?

Aydın Görel: Performans sisteminin devletin verdiği ödeneklere göre farklı parametreleri var. Bu değişimlere ve hastanenin performansına göre hekimin döner sermayeden alabileceği puan da sürekli değişiyor. Çan eğrisi gibi. O dönem bütün hastane çok çalışırsa, herkes iyi kazanıyor. Toplam ciro yüksek olursa kazanıyorsunuz. Ama genel performans düşükse, siz ne kadar çalışırsanız çalışın, para alamıyorsunuz. Böyle olunca da yönetimden baskı geliyor ve hekimleri birbirine kırdırma gibi bir durum ortaya çıkıyor. Hekimler, biz bu kadar çalışıyoruz ama siz çalışmadan para alıyorsunuz düşüncesiyle birbirleriyle sorun yaşamaya başlıyor. Örnek vermek gerekirse; eskiden bir hekim günde 10 dolgu yaparak tavan puana ulaşarak aylık döner sermayeden bir para kazanırken, şimdi o parayı kazanabilmek için günlük 25 dolgu yapması gerekiyor. Bu da hem insan gücü açısından hem de yapılacak olan işin kalitesi açısından zayıflık yaratıyor.

Başkan Cenk Ataç: Biz diyoruz ki, kamu koruyucu hekimlik yapsın. Çünkü kamunun öncelikli görevi koruyucu hekimliktir. Çürük oluşmasını engellemek ve tedaviye gerek duyulmadan sağlıklı bir dişe sahip olmanın çalışmalarını yapmaları gerekiyor. Böylece kamu ve devlet sağlık harcamalarında da büyük bir iyileşme sağlar.

EKONOMİK KRİZİN ETKİLERİ

Türkiye’de 2 yıldır yaşanan ekonomik kriz, sizleri ve mesleki kazanımlarınızı nasıl etkiledi? Hayatınızda ne değişti?

Esra Yamak: Bizler uzun yıllardır meslekte olan kişileriz. Bu sorun daha çok yeni mezunları ve genç meslektaşlarımızı etkiliyor. Ekonomik olarak şöyle söyleyebiliriz: Bizim mesleğimiz sadece hasta ve hekim ekseninde olan bir meslek değil. Malzemelerimiz var. Bu malzemelerin döviz endeksli alınıyor olması tabi ki bizleri zorladı. Bunlardan etkilendik. Bir de çok fazla diş hekimi sayısı olduğu için, kimi özel polikliniklerde hekimler sömürülüyor. Hak ettikleri geliri alamıyorlar. Kamu hastanelerinde aldıkları maaşlar da oldukça düşük. İdarede, yönetim kademelerinde çalışanlar ise çok fazla kazanıyor. Emek verenler ise emeklerinin karşılığını alamıyorlar.

Evre Baltalı: Amerika’da da hastanelere atanan yöneticilerin aldıkları paralar, hekimleri geçti. Örnek verirsek, bir hastaneye 100 bin dolar bir kaynak ayrılıyorsa, bunun 80 bin doları yönetime, 20 bin doları çalışana gidiyor. Avrupa’da da yavaş yavaş görülüyor. Bugün Türkiye’de de buna doğru gidilmeye başlandı.

SAĞLIK TURİZMİNDE RÜZGÂR OLUMLU

Diş tedavileri kapsamında da sağlık turizminin giderek geliştiğini görüyoruz, yurt dışından çok sayıda hasta fiyatların uygunluğu ve kaliteli hizmet için Türkiye’ye geliyor, bu gidişatını nasıl görüyorsunuz?

Başkan Cenk Ataç: Burada, iş tamamen sermaye odaklı düşünülür ve tek amaç kâr elde etmek olursa, o zaman gerekmeyen işlemle, para kazanmak için hastalara uygulanmaya başlanırsa o zaman rüzgâr tersine dönmeye başlar. Burada önemli olan konu: etiği korumak. Bu iş sermayenin eline geçince, gelenler hasta olmaktan o zaman çıkıp müşteri olmaya eviriliyor. O zaman da işler tamamen değişiyor. 

Evre Baltalı: Bizim kalifiye doktor ve diş hekimi sayımız Avrupa’nın çok üzerinde. Bu nedenle yurt dışından sağlık turizmi ile ülkemize gelen hasta sayısı bu kadar yüksek.  Oradaki çok iyi hekimler çok uçuk ücretler alıyorlar. Bizim kalitemiz onlardan daha iyi, ancak aldığımız ücretler ise çok düşük, onlarla kıyaslandığında. Burada sağlık hizmeti alan yabancı hastalar, kendi ülkelerine gittiğinde buradan ne kadar memnun kaldığını belirtiyor ve reklamını da yapıyor. Bu bizim için avantaj. Sağlık turizmi sertifikalarını sadece diş hekimleri ve doktorlara verirlerse, biz odalar olarak bu etiği zaten sağlıyoruz. Çünkü bir doktorun en önemli beklentisi hastaların ve meslektaşlarının gözünde iyi bir yerde olmaktır. Hiç bir hekim meslektaşlarının gözü önünde kötü bir duruma düşmek istemez.