Acıbadem Eskişehir Hastanesi İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Deniz Gökalp, “Diyabet hastalarının Covid-19’a yakalanma riski normal oranda olsa da bulaş durumunda hastalığı diyabetli olmayanlara göre daha ağır geçiriyorlar” dedi.

Tüm dünyada diyabetli hasta sayısı büyük bir hızla artıyor. Küresel düzeyde 450 milyon kişiden oluşan bu hasta grubunun 2040 yılında 650 milyona ulaşması bekleniyor. Türkiye’de ise 10 yıl önce yüzde 14 olduğu belirtilen diyabet görülme oranının günümüzde yüzde 20’ye ulaştığı konuşuluyor. Bu da her beş kişiden birinin diyabet hastası olduğu anlamına geliyor. Sayılardaki bu hızlı artışın diyabet tedavisinde yeni yaklaşımları ve tıbbi teknolojiyi öne çıkardığını belirten Prof. Dr. Deniz Gökalp, her iki diyabetliden birinin hastalığının farkında olmadığını da belirterek diyabet konusunda toplumsal bilincin artırılması gerektiğini vurguladı.

“Kişiye özel tedaviler tercih ediliyor”

Günümüzde diyabetli hasta nüfusunun yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşadığına dikkat çeken Prof. Dr. Deniz Gökalp, “Her altı saniyede bir kişi diyabet hastalığı nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu nedenle diyabetle birlikte yaşamayı öğrenmek ve dikkatli olmak hayati öneme sahip. Artık klasik tedavi yöntemleri yerine kişiye özel tedaviler tercih ediliyor. Hastanın yaşı, kalp sağlığı, obezite, böbrek ve karaciğer fonksiyonları, ilaç tedavisinde çeşitli seçenekler değerlendirilirken göz önüne alınan kriterler arasında. Ayrıca son yıllarda böbreklerden glikoz ve su atılımını artıran ve iştahı baskılayarak kilo verdiren ilaçlar tedavide yeni seçenekler olarak kullanılıyor. Bu ilaçlar hastanın kilo vermesinin yanında kalp hastalıklarındaki olumlu etkileri nedeniyle ön plana çıkıyor” dedi.

Sistemin vücuttaki bazı değişimleri tespit ederek kan şekerine göre uygun dozlarda insülin uyguladığını anlatan Prof. Dr. Deniz Gökalp, “Bu sistem Tip 1 diyabet hastaları için sağlıklı bir hayat ve artmış yaşam kalitesi anlamına geliyor. Yani 24 saat boyunca kan şekeri azalıp artmasına göre insülin dozları da otomatik olarak değişiyor. Sistem sürekli kan şekeri ölçümü yaptığı için sensörün uyarısına göre kan şekeri yükseldiğinde insülin salınımı başlıyor. Şeker düzeyi belirli bir seviyenin altına düştüğünde insülin salınımını durduruyor” diye anlatıyor.

“Diyabetliler Covid-19’u daha ağır geçiriyor”

Covid-19 pandemisinde diyabet hastalarının zihnini kurcalayan soruların başında da bu virüse yakalanma riski geliyor. “Diyabet hastalarının Korona virüse yakalanma riski normal oranda olsa da bulaş durumunda hastalığı diyabetli olmayanlara göre daha ağır geçiriyorlar” diyen Prof. Dr. Deniz Gökalp, konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Bu kişilerin hastaneye yatış gereksinimi, yoğun bakım ihtiyacı ve ölüm riski, diyabetik olmayan bireylerden daha yüksek. Yapılan bir çalışmaya göre diyabetiklerin ölüm oranı yüzde 7.3 ve bu da herhangi bir hasatlığı olmayanlara göre 7 kat fazla. Yine de tüm diyabetikler aynı riski taşımıyor. Özellikle uzun yıllardan bu yana hasta olanların, kan şekeri sürekli yüksek seyredenlerin, 65 yaşın üzerinde bulunanların ve beraberinde akciğer, böbrek kalp yetmezliği yaşayan, sigara kullanan diyabet hastalarının daha yüksek risk altında oluyor. Bunun dışında Covid-19 enfeksiyonu, özellikle Tip 1 diyabetli hastalarda ketoasidoza yol açabilir. Kan şekeri sürekli olarak 250 mg/dl üzerinde seyrediyorsa idrarda keton bakılması gerekmektedir.”