Bir dost meclisinde sohbet ederken Akademisyen-Yazar Erol Mütercimler’in Eskişehir’e geleceğini öğrendim.

Bir cesur yürek, bir onurlu alın ve öngörüleri yüksek bir vatan evladıyla ilk kez karışılacağımdandı heyecanım.

Kitaplarını merak ediyordum. Özellikle “Büyük Kumpas Ergenekon“ ile “Gençler için Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemal” adlı eserlerini elinden imzalı alarak okumayı.

Mütercimler hocanın Televizyon konuşmaları dikkatimi çekmiş  özellikle uzun zamandır Meltem TV.de Selim Kotil Beyle ile yaptığı “Akıl Oyunu” adlı programlardaki konuşmaları ülkemizin geleceğine ışık tutan, karanlığı aydınlatan kandil niteliğindeydi.

Tespitleri, teşhisleri, öngörüleri herkes gibi ilgimi çekmiyordu değil.

Hani her akşam televizyonlarda ekran köşelerine kurulmuş, akıl satan kuruttukları dalda tüneyip akşam sabah ötüp duran çekirgeler gibi değil.

Tam aksine Erol hoca bir derya…

Kim ne derse desin, yaşadığımız çağda eşine az rastlanan vatansever, inançlı, samimi, ahlak seciyesi yüksek, fedakar bir Türk evladı.

Kökünden kültüründen kopmuş o soysuz tiplere benzemez. Hele de şimdilerde çokça ihtiyaç duyulan dürüst ve namuslu, kaleminden tarafsız ve bağımsız cümleler çıkan, yetmedi çıktığı televizyonlarda gerçekleri özgürce haykıran donanımlı bir akademisyen.

Bedenimi saran bu düşünce ikliminde eşimle birlikte girdik fuar merkezi salonuna.

Ne görsek. Kitapsever Eskişehirli dostlar hınca hınç doldurmuş fuar alanını. Anadolu’da en çok kitap satılan ve okunan illerin başında Eskişehir’in gelmiş olması boşa değilmiş meğer.

Kitap fuarında Köseli hemşehrim Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyelerinden Doc.Dr.Adil Şen hocamız,iş adamı hemşehrimiz Mehmet Taşkın Bey eşleri ile birlikte gelmişler fuara.

Ayak üstü hoş beşten sonra alanda küçük adımlarla ilerlerken ekranlardan birçok tanıdık yazar, siyasetçi, gazeteci simalar çarptı gözüme. Bir solukta kitaplarını imzalıyorlar.

Bir yandan okuyucusuna ulaşmak için stantlardaki eserleri inceleyen kitapseverler ilgimi çekerken diğer yandan Erol hocanın bulunduğu yeri aradım göz ucuyla…

Üç beş dakika sonra bulunduğumuz yerin hemen karşısında üzerinde yeşil bir kazak ekranlardan alışık olduğumuz fiziki görüntüsüyle hiç durmadan kitaplarını imzalıyor ara sıra başını kaldırıp okurlarıyla sohbet ediyor halde gördüm.

Kalabalığın arasında kendimize bir yol bularak eşimle birlikte yöneldik o tarafa. Ben masanın üzerinde “Fikrimizin Rehberi Gazi Mustafa Kemal Atatürk” eserini eşim ise “Büyük Kumpas Ergenekon” kitabını alarak imza sırasındaki yerimizi aldık.

Sıranın bize geleceği vakte kadar göz ucuyla Erol hocayı izliyorum. Büyük bir itina ile kitaplarının ön sayfasına imza atıyor, gelen öz çekim taleplerinin hiç birisini geri çevirmiyor.

Sırada önümüzde kalabalık bir grup vardı. Konuşmalarından arkadaş olduklarını anladım. Sıranın kendilerine geldiğinde içlerinde onu sözcü seçmiş olmalılar ki  bir bayan Erol hocaya keskin bir ses tonuyla. ”Hocam bizler mağduruz. Ben meslekten uzaklaştırılan hakim’im. Ancak suçsuz olduğum mahkemece kanıtlanmış olmasına rağmen hala mesleğime geri dönemedim. Bekliyorum bir cevap alamıyorum. Yanımızda başka mesleklerden arkadaşlarımda var. Bu sorunumuzu televizyonlarda dile getirir misiniz? Rica etsek.?” Diye istekte bulundu.

Erol hoca her zamanki sevecen ve yüzündeki tebessümle ve yardım sever ses tonuyla  “Elbette kardeşim. Yetkililere/görevlilere çağrı yaparız. Ama ne kadar bizi dinlerler onu bilemem. Durumunuzu televizyonda dile getireceğim. Merak etmeyin.” cümlelerinden sonra teşekkür ederek ayrıldılar önümüzden.

Sıra bize gelmişti. Bizleri de o sıcak ve sempatik tavırlarıyla karşıladı Erol hoca. Kendimizi tanıttıktan sonra sıcak, samimi ve içten gelen bir ses tonuyla: “Hocam Gökte ararken yerde bulduk sizleri” deyince gülümsedi. “Uzun zamandır zatı alinizle tanışmayı çok istiyorduk ancak kısmet bugüne imiş.”diyerek herkese ikram ettiği tebessümünden bizlere de sundu. Bir yandan aldığımız kitapları imzalıyor diğer taraftan hal hatır etmeye devam ediyoruz. Özellikle Meltem TV’de Selim Kotil Beyle yaptığı programı çok beğendiğimizi söyledik. Kendisi bu programın izlenme oranının çok yüksek olduğunu, bu ülkenin vatansever evlatları olarak hizmet etmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Devamında “Öngörüleri ile ülkemize yol gösteriyorsunuz Erol hocam.Size minnettarız” deyince içimizde meltem rüzgarları estiren bir edayla birkaç kez tekrar ederek “Teşekkür ederim. Teşekkür ederim” dedi.

Erol Mütercimlerin sesindeki içtenlik sözlerinden daha fazla etkilemişti beni. Yüzündeki aydınlık, bakışlarındaki sıcaklık, karşısındakine güven veriyordu. Çileyle yoğrulmuş bir yaşam belli ki alnına ve yüzüne derin çizgiler kazımıştı.

Ergenekon denilen büyük kumpasın içinde bulmuştu kendisini yıllar önce. Bir çok günahsız vatan evladından sadece bir tanesiydi.

Bu kumpastan yüzünün akıyla çıkmış, üzerinde oynanan kirli oyunların her birini bozarak mahkeme ve polis koridorlarında geçen sıkıntılı vakitlerini şimdi elimdeki “Büyük Kumpas Ergenekon” adlı eserinin sayfalarını çevirince daha iyi anlıyorum.

Ömrünü, vatan/millet/bayrak mücadelesinde geçiren herkes gibi Erol hoca da maalesef hain terör örgütü Fetö’nün hedefinde olduğundan tüm bu sıkıntılar başına geldi. Amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmekti.

 Ama zaman onu hep haklı çıkardı. Küresel güçlerin kurduğu bu alçakça kumpaslar onun fikir dünyasında ki vatansever duyguların daha da filizlenip boy atmasına sebep oldu.

Sahasında; uzman, entelektüel bilgi birikimiyle Anadolu coğrafyasının adeta yaşayan hafızası olan Erol Mütercimlerle bir daha “ya kısmet” diyerek vedalaşıp ayrıldık fuar alanından…O dost ve sıcak sesi kulaklarımızı okşayarak…“Görüşmek üzere”