banner878
banner639
banner845
 
Doğru eş seçimi hemen hemen herkesin üzerinde düşündüğü bir konudur. Dünden bugüne insanlar seçtikleri eşlerin doğru kişi olup olmadığını her zaman sorgulamışlardır. Bazılarımız eş seçimi konusunda doğru tercih yaptığını düşünürken, bazılarımız da bu konuda hata üzerine hata yapmıştır. Peki, eş seçimi konusunda arka arkaya yapılan bu hataların gerçek sebebi nedir? Hiç düşündünüz mü?
Amerikalı Psikolog Dr. Jeffrey Young’ın geliştirmiş olduğu Şema Terapi tekniği eş seçimi konusuna farklı bir bakış açısı getiriyor. Şema terapiye göre küçüklüğümüzden bu yana yaşadığımız olumsuz durumlar kalıplaşarak, hayatımızı ve seçimlerimizi etkiliyor.
Şema terapi; kişilerin geçmişten gelen psikolojik problemlerine zengin bir pencereden bakan bir psikoterapi yöntemidir. Şema dediğimiz olgu ise; dünya, yaşam, insanlar, olaylar ve duygular hakkında bir genelleme yapmamıza olanak tanıyan zihinsel bir çerçevedir. Şemalar çocukluk döneminden başlayıp, ergenlik döneminde devam eden ve yaşam boyu gelişen yapılardır. Anılar, duygular, düşünceler, fiziksel belirtiler şemaların oluşumunu etkiler. Bu alanlarda problemler varsa şemalar bireyin kendisi ve çevresi ile ilişkilerinde uyum bozucu bir etki yaratır. Bu sebeple de şemalar günlük hayatta, seçimlerde ve ilişkilerde belirleyici bir rol oynar.
Bireylerin hayatlarını ve seçimlerini etkileyen 18 adet şema vardır. Bunlardan bazıları terk edilme, haklılık, yüksek standartlar gibi şemalardır. Eş seçimini etkilediği düşünülen şemalar ise duygusal yoksunluk, terk edilme ve boyun eğicilik gibi şemalardır. Bireyin duygusal hayatında problemler varsa, ilişkisi istediği gibi gitmiyorsa kişinin sevgi ve bağlanma ile ilgili sorunlar yaşadığı ve bu sorunlarla bağlantılı şemalar geliştirdiği düşünülebilir.
Bir bireyde duygusal yoksunluk şeması var ise; o kişi diğer insanlar tarafından ilgi görmeyeceğini, duygusallık, arkadaşlık, yakınlık gibi temel ihtiyaçlarının giderilmeyeceğini düşünür. Durum gerçekte öyle olmasa bile bu kişiler etraflarındaki insanların davranışlarını sahte, yapmacık olarak algılar. Çoğu zaman yalnızlıktan şikayet ederler.
Duygusal yoksunluk şemasına sahip bireyler ilişki içinde partnerleri ile yaşadıkları küçük sorunları bile abartarak bir felaket gibi yorumlayabilirler. Partnerin ya da eşin küçük bir ilgisizliği bu kişi tarafından ilişkinin biteceği şeklinde yorumlanabilir.
Duygusal yoksunluk şeması bireyin anne ve babasının davranışları ile birlikte ortaya çıkar.
  • Ebeveynlerin çocuğa yeterince sıcak davranmaması, fiziksel temas kurmaması, sarılmaması ve duygularını açıkça ifade etmemesi çocukta duygusal olarak bir eksiklik oluşturur.
  • Aynı zamanda anne ve babanın çocuğun ihtiyaçlarını net bir şekilde anlamaması, yani onunla sağlıklı bir iletişim kurmaması da çocuğun kendisini yalnız hissetmesine neden olur.
  • Çocuğun sıkıntı yaşadığı durumlarda anne ve baba tarafından sakinleştirilmemesi de çocuğun duygusal yoksunluk hissetmesine neden olur. Çocuk kendisini sakinleştirmeyi öğrenmediği için ilişki içinde yaşadığı küçük bir ilgisizlik onun için dayanılmaz bir hale gelir.
Bireyin duygusal yoksunluk şeması tetiklendiği zaman partnerden gelen ilgi görmezden gelinir. Çünkü kişi çocukluğunda ilgiyi “ya var, ya da yok” şeklinde tanımlamıştır. Bu bireyler genel olarak kendilerine sevgisini ve ilgisini belli etmeyen, soğuk ve ilişki içindeki paylaşımları bilmeyen kişileri eş olarak seçerler.
Eş seçimini etkileyen bir diğer şema ise terk edilme şemasıdır. Terk edilme şemasına sahip bireyler sürekli partnerleri ya da eşleri tarafından terk edileceklerine inanırlar. Yani, bu kişiler genel olarak kaybetme beklentisi içindedirler. Aynı zamanda bu kişiler sevdiklerinin hasta olup öleceklerini, aniden kendilerinden ayrılacaklarını da düşünürler. İlişki içinde oluşan küçük bir problemin ayrılıkla sonlanacağı düşüncesi bu bireylerin aklından çıkmaz. Partnerlerini ya da eşlerini kaybetmemek için aşırı sahiplenici, kontrolcü ve kıskanç olabilirler. Ayrıca bu bireyler zaman zaman partnerlerinin bağlılığını ölçmek amacı ile ilişki yaşadıkları kişileri test edebilirler.
Terk edilme şeması daha çok;
  • Küçük yaşta anne ya da babasını kaybetmiş kişilerde,
  • Tutarsız davranışlar sergileyen ebeveyne sahip bireylerde,
  • Yurtta, yatılı okulda farklı bir anne figürü ile büyümüş kişilerde
  • Aşırı korumacı ebeveyne sahip bireylerde ortaya çıkabilir.
Terk edilme şemasına sahip kişilerin partner ya da eş seçimleri genel olarak tutarsız kişilerden yana oluyor. Kendilerini terk etme olasılığı yüksek kişiler bu bireyler için daha cazip görünüyor. Bu kişilerin hayatlarındaki kişi evli, duygusal olarak dengesiz, hayatında pek çok kişi olmasını isteyen (sevgili anlamında) biri olabilir.
Eş seçimine etki eden önemli şemalardan bir diğeri de boyun eğicilik şemasıdır. Bu şemaya sahip bireyler kendisine gelen her tepkiye, talebe tamam diyerek adeta karşısındakinin sevgisini satın almaya çalışır. Bireyin amacı terk edilmemek ve tepki göstermemektir. Üstelik kendilerini diğer insanların kontrolü altında iken daha rahat hissederler. Bu kişiler eşlerinin ya da partnerlerinin diledikleri gibi yaşamasına izin verirler.
Boyun eğicilik şeması;
  • Çocukken ihtiyaçları önemsenmeyen bireylerde ortaya çıkar. Ebeveynlerin çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını yeteri kadar önemsemediği durumlarda çocuk temel ihtiyaçlarının önemli olmadığını düşünür.
  • Aynı zamanda temel ihtiyaçları karşılanmayan çocuğun bunu ifade etmesi halinde ilgi görmemesi ya da kötü bir tepki alması da kişi de boyun eğicilik şemasının ortaya çıkmasına neden olur.
Boyun eğicilk şemasına sahip bireyler eş olarak otoriter ve baskın kişileri tercih ederler. İlişki içinde kendisi, hayatı, ilişkisi ya da çocukları ile ilgili herhangi bir düşünce belirtmezler. Genellikle eşlerinin dediklerini yerine getiren bastırılmış kişilerdir.
Görüldüğü gibi çocukluk dönemi yaşantılarımız hayata bakış açımız üzerinde önemli bir etkiye sahip. Siz de yaşadığınız ilişkinin ya da hayatın üzerinde uyum bozucu şemalarınızın etkili olduğunu düşünüyorsanız; hayatınız boyunca kaygılı, korkak, çekingen, suçluluk hisseden bir birey olduysanız; öncelikle bu şemalarınızın nereden geldiğini bulmaya çalışın. Sonrasında ise yanlış davranışlarınızı belirleyin ve değiştirmek için çaba harcayın.
Şemaların değiştirilmesi her birey için aynı kolaylıkta olmayabilir. Denemenize rağmen davranışlarınızı ve düşüncelerinizi değiştiremiyorsanız bir psikologdan destek alabilirsiniz.
 
Psikolog Gonca BAĞLAR
Tel: 0530 666 40 23
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner803

banner877

banner669

banner850