Eskişehir’in asırlık basın tarihinde, hakikatin peşinde kalem oynatanlar, başkalarının hakkını savunurken kendi haklarını hep kapı eşiğinde bıraktılar. Gece gündüz, kar kış demeden toplumun çığlığı olan basın emekçileri; ne acıdır ki bu kentin en çok sesi kısılanlarıydı. Kendinden çok daha iyi koşullarda yaşayan emekçilerin hak mücadelesini manşetlere taşırken, kendi mahrumiyetiyle yüzleşen gazeteci, içten içe mesleğine küstü. Toplumun vicdanı olan o eller; başkalarının sofrasındaki eksikliği tüm dünyaya haykırırken, kendi mutfağındaki sessiz yangını anlatamaz hale geldi.
Fakat bugün, bu makûs talih sarsılıyor. Eskişehir’in yüz yıllık basın tarihinde alışılmışın dışına çıkan, kemikleşmiş ezberleri yerle bir eden tarihi bir devrime tanıklık ediyoruz. Eskişehir Haber Ajansı (EHA) ile Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) arasında toplu iş sözleşmesi imzalandı. Eskişehir’de ilk kez bir medya kuruluşu, çalışanına "sen benim işçimsin " demek yerine "sen benim yoldaşımsın" diyerek ona güvenceli çalışma, sosyal haklar ve örgütlü mücadele hakkını teslim etti.
Törenin sunumunu üstlenen TGS Eskişehir Temsilcisi Şenay Bildik Yıldırım’ın yüzündeki o tarif edilemez heyecan ve mutluluk, aslında yılların birikmiş yorgunluğunun yerini umuda bırakışının resmiydi. Yıldırım’ın sesindeki titreme, sadece bir sözleşmenin değil, kazanılmış bir onur mücadelesinin coşkusunu taşıyordu.
İdeal medya bir hayalden ibaret değil
EHA İmtiyaz Sahibi Melih Turan, bu tarihi imza ile Anadolu basınında onlarca yıldır yapılmayanı yaparak ezberleri bozdu. Turan, “Sadece bir sözleşmeye değil, hayale imza atıyoruz” diyerek yola çıkış amaçlarını perçinledi. EHA’nın “İdeal Medya, İdeal Şehir” mottosunun sadece bir slogan olmadığını; insanı, emeği ve güveni merkeze alan bir yönetim anlayışıyla kanıtladı.
Bu süreçte Turan’ın sergilediği tavır, bir işveren lütfu değil, gerçek bir basın dostunun kadim borcuydu. “Gazetecinin güvencesi yoksa özgür haber de yoktur” tespitiyle, bağımsız yayıncılığın ancak tok ve güvende olan bir fikir işçisiyle mümkün olabileceğini tüm şehre ilan etti. Bir kurumun gücünün tabelasının görkeminden değil, çalışanının huzurundan geçtiğini gösteren bu vizyon, Eskişehir basını için artık yeni bir standarttır.
İlklerin cesareti, geleceğin teminatı
Basın sektöründe kadın çalışanların kırılganlığına, mobbing korkusuna ve ekonomik dar boğazın yarattığı nitelik kaybına karşı en somut barikat artık kurulmuştur. EHA bünyesinde çalışan gazeteciler artık sadece birer "çalışan" değil; özlük hakları, sosyal kazanımları ve örgütlü güçleriyle tam teşekküllü birer hak savunucusudur. Melih Turan, çalışanının sendikalaşmasından korkan geleneksel patron figürünü yıkarak, onlarla aynı sofrayı paylaşmanın, aynı heyecanı duymanın gururunu yaşadı.
Bu tarihi imza; haftalık iki gün izinden optik yardımına, maaş güvencesinden şeffaf yönetim anlayışına kadar birçok hakkı "yazılı" hale getirerek belirsizliği ortadan kaldırdı. Artık EHA’da çalışan basın emekçisi arkadaşlarımız ideallerin peşinden koşabilecektir.
EHA’nın yaktığı bu meşale, sadece bir kurumun değil, tüm Eskişehir basınının haysiyet mücadelesidir. İdeallerinden vazgeçmeyenlerin asla eskimediği bu yolda; korkusuz haberciliği güvenceli emekle taçlandıran Melih Turan ve ekibi, şehrin tarihine adlarını silinmeyecek bir cesaretle kazıdılar.