Yıllardır üretimin, alın terinin, demirin dumanla kardeş olduğu bu şehir; şimdi sessiz sedasız bir uykuya çekilmek isteniyor.
Türkiye'nin dört bir yanına savunma sanayi, raylı sistemler ve ileri teknoloji fabrikaları kurulurken, bu alanlarda cumhuriyetle yaşıt birikime sahip Eskişehir'e sıra gelmiyor. Üstelik bu bir tesadüf değil, sistematik bir görmezden geliş. Şehir, üretim kabiliyetinden koparılarak adeta "tüketim merkezi"ne dönüştürülmek isteniyor. Sanayisizleşme, Eskişehir'i yok ediyor. Olanları görmemek için kör olmak lazım. Eskişehir'in üzerine adeta bir uyku çökertilmiş durumda. Herkes bir şeylerin ters gittiğini hissediyor ama kimse tam olarak "Neden?" diye sormuyor. Soruyorum ve öğrenmek istiyorum : Bu şehre neden sırtınızı döndünüz?
Komşulara yatırım yağarken...
Bir bakıyoruz, Sakarya'da TÜRASAŞ bünyesinde Milli Elektrikli Hızlı Tren Seti İmalat ve Test Fabrikası kuruluyor. Bakan Uraloğlu "250 kişilik istihdam, yıllık 3,5 milyar lira katkı" diyor. Peki ama sormazlar mı? Raylı sistemler denince Türkiye'de akla gelen ilk şehir neresidir? Eskişehir! TÜLOMSAŞ burada, raylı sistemlerin kalbi burada atıyor. Ama yatırım gidiyor Sakarya'ya...
Hemen aşağıda Afyonkarahisar'a kurulacak "Savunma Sanayi Endüstri Bölgesi" haberleri geliyor. Mayınlara karşı üstün koruma sağlayan araçlar üretilecekmiş. İhsaniye ilçesinin Karacaahmet köyünde kurulacak bu şirketin ismi de “Karacaahmet” olacakmış. Afyon'a hayırlı olsun da, Eskişehir'de savunma sanayinin kökleri neredeyse cumhuriyetle yaşıt. Bu birikim yok sayılıyor.
Yine Afyon'a "Sağlık Endüstri Bölgesi" kuruluyor, ilaç fabrikaları, tıbbi malzeme üretimi...
Kütahya'daki Zafer OSB'ye 20 bin istihdam hedefleniyor, Zafer Havalimanının yanına yapılan yeni OSB alanı savunma ve otomotiv yan sanayi için öncelikli bölge ilan ediliyor.
Eskişehir'e ne kalıyor peki?
Uzun yıllardır konuşulur durur URAYSİM... Ne oldu bu projenin akıbeti? Kimse bilmiyor. Şu şehrin en çok ihtiyaç duyduğu, sanayicinin, iş insanının dört gözle beklediği Kontrolsüz Hava Alanı projesi ne oldu? İptal edildi, rafa kaldırıldı.
Yahu siz bu şehirle bir derdiniz mi var? Yoksa Eskişehir'in daha fazla büyümesini, güçlenmesini mi istemiyorsunuz?
Sanayisizleşen Eskişehir'in dramı
Şimdi iyi dinleyin, çünkü gelecek hiç de parlak görünmüyor:
Bu şehir giderek bir "öğrenci ekonomisi" ne mahkum ediliyor. Üniversiteler, kafeler, barlar, hafta sonu turistleri... Pandemide gördük ne olduğunu. Öğrenciler gidince esnafın yüzü gülmedi. Hizmet sektörü katma değer üretmez, sadece para sirkülasyonu sağlar. Bir kriz anında, bir depremde, bir salgında Eskişehir'in eli boş kalır. Çünkü üretim yok!
Üç büyük üniversiteyle on binlerce gencimiz var. Mühendisler yetiştiriyoruz, uzmanlar yetiştiriyoruz. Peki bu gençler nereye gidiyor? İstanbul'a, Ankara'ya, yurt dışına! Çünkü şehirde onlara uygun iş yok. Mezun ettiğimiz beyinleri ihraç ediyor, karşılığında garson, tezgahtar yetiştiriyoruz. Bu mu vizyon?
Kiralar uçuyor, hayat pahalılaşıyor. Bir zamanların işçi şehri Eskişehir'de, bir işçi ailesi artık şehir güzel yerlerinde oturamaz hale geliyor. "Soylulaştırma" diyorlar buna. Yani yerel halk itiliyor, şehrin ruhu, dokusu, demografik yapısı değişiyor. Şehir sadece zenginlerin ve geçici öğrencilerin yaşadığı bir tematik parka dönüşüyor.
Organize Sanayi Bölgesi'yle şehir merkezi arasındaki bağ kopuyor. İşçiler her gün saatlerce yol yapıyor, işe geliş gidişte bitmeyen trafik hem sanayiciyi hem de çalışanı bezdiriyor. Çözülemeyen trafik yüzünden sanayiden uzaklaşma isteği her geçen gün artıyor.
Gelecekte bizi bekleyen kara tablo…
Eğer bu gidişata dur demezsek, Eskişehir'i bekleyen tehlike büyük:
Orta Gelir Tuzağı: Kafe-restoran ekonomisiyle bir yere kadar büyürsün. Sonra durursun. Kişi başı gelir artmaz, şehir yerinde sayar.
Demografik Yaşlanma: Gençler okumaya gelir, çalışmaya gider. Geride kalan kalıcı nüfus giderek yaşlanır, şehrin dinamizmi ölür.
Teknoloji Gecikmesi: Ağır sanayi dönüşürken yerine yüksek teknoloji (Ar-Ge, yazılım, savunma sanayi) merkezleri kuramazsak, rekabet gücümüz tamamen biter. Yetenekli insan kaynağımız bu konularda çalışacağı başka şehirlere gider.
Bu şehir sessiz sedasız öldürülüyor!
Göz göre göre, bile bile, hesap kitapla, plan projeyle... Bir bir koparılıyoruz köklerimizden. Raylı sistemler bizim damarımızdı, kestiler. Savunma sanayi bizim omurgamızdı, kırdılar. Tekstil yok oluyor. Beyaz eşya yan sanayimiz can çekişiyor. Havacılık bizim nefesimizdi, kesiliyor. Şimdi bu şehrin çocukları neyle övünecek? Porsuk kenarında çekilmiş fotoğraflarla mı? Adalar'da içilen çaylarla mı?
Bir avuç rantiyecinin, birkaç holdingin, bir takım siyasi hesapların kurbanı ediliyor bu şehir. Üretmeyen, kazanmayan, sadece tüketen bir tematik parka dönüştürülüyor Eskişehir. İnsanlarımızın alın teri, mühendislerimizin emeği, işçilerimizin kahrı hiçe sayılıyor.
Peki soruyorum size:
Meslek lisesinde okuyan çocukların geleceği ne olacak?
Eskişehir’deki genç mühendislerin hayali ne olacak?
Bu şehre fabrika kuran sanayicinin sabrı ne olacak?
Bir avuç bürokratın masa başında çizdiği haritalarla, birilerinin "Bu yatırım şuraya gitsin" talimatlarıyla yok ediliyor bu şehrin 100 yıllık birikimi. Kurtuluş Savaşı'nda düşmana geçit vermeyen bu şehir, şimdi kendi evlatlarının gözü önünde teslim oluyor. Ama teslimiyet düşmana değil, umursamazlığa, vurdumduymazlığa, adaletsizliğe teslim oluyor.
Yetkililer, bürokratlar, karar vericilere şehir olarak seslenmemiz gerekiyor.
Bu şehir sizin oyuncağınız değil. Bu şehrin insanı sizin tabela yatırımlarınızın kurbanı değil. Bu şehrin alın teri sizin siyasi hesaplarınıza feda edilemez.
Eskişehir üretir, Eskişehir kalkınır, Eskişehir büyür! İsterse birileri istemesin, isterse birileri engel koysun. Çünkü bu şehrin ruhunda demir vardır, çelik vardır, alın teri vardır. Devrim otomobilini yapan irade vardır. Ve o ruhu kimse öldüremez!
Size son sözüm şudur:
Bugün Eskişehir'i yok sayarsanız, yarın Eskişehir sizi yok sayar.
Bugün bu şehrin hakkını yerseniz, yarın bu şehrin evlatları hakkınızı helal etmez.
Bugün bu fabrikaların bacasını söndürürseniz, yarın bu şehrin ocakları söner.
Ve unutmayın! Bir şehri üretimden koparmak, onu ruhundan koparmaktır. Ruhsuz bir şehir ise sadece bir yığın beton, bir avuç kafe, birkaç sokak kedisi ve kalabalıklar içinde kaybolmuş yalnız insanlardan ibarettir.
Biz Eskişehirliyiz! Üretiriz, direniriz, var oluruz!
Ne Porsuk'tur bizi ayakta tutan, ne Adalar'dır, ne barlar sokaklarıdır. Bizi ayakta tutan fabrikalardır, atölyelerdir, dökümhanelerdir. Bizi ayakta tutan alın teridir, üretmektir, kazanmaktır.
Bu şehrin sanayisi büyüyecek! Bu şehrin fabrikaları çalışacak! Bu şehrin çocukları işsiz kalmayacak!
İsterse dünyanın bütün yatırımları başka yerlere gitsin!
Eskişehir var olacak. Çünkü Eskişehir, üreten şehirdir. Ve hiçbir güç bu şehri üretmekten, direnmekten, var olmaktan alıkoyamayacak!