Sıcak sularımız neden Eskişehir’in ekonomisine kazandırılmıyor? Bu soru bundan tam 50 yıl önce de konuşulan bir konuydu. O zamanın bürokrasisi ve iş insanları birlikte hareket ederek ilk adımı attı.
Eskişehir, termal kaynaklarıyla yeni tanışmış bir kent değil. Antik dönemlerden bu yana sıcak sularıyla bilinen, Bizans döneminde sayfiye merkezi olarak kullanılan, Evliya Çelebi’den birçok gezgin ve araştırmacıya kadar pek çok ismin kayıtlarına giren bir şehir.
Ancak termal kaynakların modern turizmle buluşması açısından 1976 yılı Eskişehir için ayrı bir anlam taşıyor.
Çünkü bundan 50 yıl önce, Eskişehir’in ilk termal oteli Has Otel kapılarını açtı.
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1971 yılında başlatılan inşaat, 1976 yılında tamamlandı. Böylece Hamamyolu’nda, yıllarca Eskişehir’in termal turizm hikâyesinde özel bir yer tutacak yeni bir dönem başladı.
Asker Hamamı’ndan Has Otel’e
Kent belleği için önemli bir eser olan Tepebaşı Belediyesi tarafından 2013 yılında yayınlanan Prof. Dr. Nazmi Kozak’ın Dünden Bugüne Eskişehir’deki 14 İşletmenin Öyküsü adlı kitabında yer alan Has Otel’in kuruluş hikâyesi, aslında şehrin değişiminin de önemli tanıklarından biri.
Has Otel’in bulunduğu yerde 1960’lı yılların ortalarına kadar Asker Hamamı bulunuyordu. Birliklerine yeni katılan askerlerin getirildiği, tıraş ve banyolarının yaptırıldığı bu hamam, dönemin bilinen yapılarındandı.
Asker Hamamı’nın kapanmasının ardından aynı noktada yeni bir yapı için çalışma başlatıldı. Ancak inşaat süreci oldukça zorlu geçti. Temel kazıldıkça yer altından çıkan sular, yapım çalışmalarını güçleştirdi. Kitapta yer alan tanıklıklara göre geceler boyunca su çekildi, temel için keçe ve saman kullanıldı, betonun dökülmesi haftalar sürdü.
Has Otel’in temellerinde sıcak su kadar sabır ve mücadele de vardı.
Otelin ilk işletmeciliğini rahmetli Muhittin Soyöz üstlendi. Has Otel, alt bölümünde hamam, üst bölümünde konaklama hizmeti sunan yapısıyla Eskişehir’in ilk termal oteli olarak faaliyet göstermeye başladı.
1989 yılında işletmeyi Ayhan Arslan devraldı. Bu tarihten sonra otelde yeni bir dönem başladı.
Zaman değişti, Has Otel değişime ayak uydurdu
Turizm anlayışı değişti. Teknoloji gelişti. Müşterilerin beklentileri yükseldi.
Has Otel de bu değişimin dışında kalmadı.
Otelin işletmesini devralan Ayhan Arslan ve ekibi, binanın vakıf mülkiyetinde bulunmasından kaynaklanan sınırlılıklara rağmen kapsamlı yenileme çalışmaları gerçekleştirdi. Havlulardan peştamallara, odalardan hamam bölümlerine kadar birçok alan yenilendi.
Teknolojik gelişmeler de otelin yapısına yansıdı. Eski telefon sistemleri gelişti, klasik anahtarların yerini kartlı sistemler aldı, standart odalar zaman içerisinde daha modern donanımlarla yenilendi. Jakuzi, masaj ve farklı hizmet birimleriyle geleneksel hamam anlayışı daha kapsamlı bir termal hizmete dönüştü.
Has Otel, sahip olduğu sınırlı fiziki alan içerisinde yarım asır boyunca zamanın değişen ihtiyaçlarına uyum sağlamaya çalıştı.
Elbette şehir merkezinde kalmanın getirdiği önemli zorluklar vardı. Büyük alanlara yayılan modern termal tesislerle aynı fiziki imkânları oluşturmak kolay değildi.
Ancak Has Otel’in en büyük gücü, belki de sahip olduğu metrekareden çok daha farklı bir yerdeydi.
Eskişehir halkının hafızasında.
Bir işletmeden çok, bir şehir hafızası
Hamamyolu’ndan geçenlerin, yıllarca şifa arayanların, şehir dışından gelenlerin, burada çalışanların ve yıllardır aynı tesisi tercih eden müşterilerin hafızasında Has Otel’in ayrı bir yeri var.
Prof. Dr. Nazmi Kozak’ın kitabında yer alan tanıklıklar, bu ilişkinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Yıllardır otele gelen müşterilerle işletme arasında zaman içerisinde ticari ilişkinin ötesine geçen bir bağ kurulmuş.
Birlikte geçirilen yıllar, tanışıklıkları dostluğa dönüştürmüş.
Aynı havuzun çevresinde sohbetler edilmiş, türküler söylenmiş, müşteriler otelde yapılan değişikliklere ilişkin görüşlerini doğrudan işletmeye aktarmış.
Yarım asır ayakta kalabilmek, insanlarla kurulan bu bağ sayesinde mümkün oluyor.
Rakiplerin diline düşen “cin olayı”
Has Otel’in 50 yıllık hikâyesinde ilginç ve sıra dışı sayfalar da var.
Bunlardan biri, 2007 yılında yaşanan ve Eskişehir sınırlarını aşarak ulusal medyada da yer bulan “cin olayı”.
Gece saatlerinde hamamda cin görüldüğüne ilişkin söylentiler kısa sürede yayıldı. Söylentinin etkisiyle Has Otel’de müşteri sayısında ciddi bir düşüş yaşandı.
Konu, dönemin İl Müftülüğü ve Emniyet Müdürlüğünün açıklamalarına kadar uzandı. Kitapta yer alan resmi açıklamalar ve işletme çalışanlarının tanıklıkları, olayın gerçekliğine ilişkin ciddi soru işaretleri ortaya koydu.
İl Müftülüğünün yaptığı açıklamada, bu tür söylentilerin altında rekabet gibi nedenlerin aranabileceği ifade edildi. Emniyet Müdürlüğü de herhangi bir hamamda böyle bir olay yaşandığına ilişkin kendilerine yapılmış bir başvuru bulunmadığını açıkladı.
Otel çalışanı İbrahim Yıldız’ın yıllarca tesiste geceleri tek başına kaldığını, motor dairesi ve otelin farklı bölümlerinde çalıştığını, buna rağmen hiçbir zaman böyle bir olaya tanık olmadığını anlatması da olayın hafızalarda kalmasına neden oldu.
Rakipleri tarafından dillendirildiği öne sürülen “cin olayı”, Has Otel’in tarihindeki en sıra dışı rekabet hikâyelerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Söylenti kısa vadede işletmeye zarar verdi.
Ancak söylenti geçti.
Has Otel kaldı.
50 yıl sonra termal turizme yeniden bakmak
Has Otel’in kuruluşunun 50’inci yılı, Eskişehir’in termal turizm yolculuğunu yeniden değerlendirmek için de önemli bir fırsat.
Yarım asır önce Eskişehir’in ilk termal oteli faaliyete geçtiğinde, şehir bugünkünden çok farklıydı.
Bugün Eskişehir; üniversiteleri, sanayisi, kültür ve turizm alanındaki yatırımları, Yüksek Hızlı Tren bağlantısı, Odunpazarı bölgesi, müzeleri ve şehir yaşamıyla Türkiye’nin dikkat çeken kentlerinden biri.
Kültür turizminde önemli bir ivme yakalandı.
Ancak termal turizmde hâlâ büyük bir potansiyelin beklediği ortada.
Şehir merkezindeki termal işletmelerin fiziki gelişim alanları sınırlı. Büyük tesisler, geniş konaklama alanları, farklı havuzlar ve günümüzün termal turizm anlayışına uygun kapsamlı yatırımlar için yeni alanlara ihtiyaç var.
İşte tam bu noktada Kızılinler’in önemi ortaya çıkıyor.
Yıllardır Eskişehir’in termal turizm geleceği konuşulduğunda ilk akla gelen bölgelerden biri Kızılinler.
Has Otel’in işletmecisi Ayhan Arslan’ın yıllar önce dile getirdiği değerlendirmeler de Kızılinler’in Eskişehir açısından taşıdığı potansiyele dikkat çekiyor. Eskişehir’in termal turizmde diğer şehirlerle rekabet edebilmesi için Kızılinler’de planlanan yatırımların hayata geçmesi gerektiğini ifade ediyor.
Bugün Eskişehirli Rumelili İş İnsanları Derneği, ERİAD tarafından Kızılinler Termal Projesi için ortaya konulan irade bu nedenle çok önemli.
1976 yılında Eskişehir’in ilk termal oteliyle başlayan hikâyenin, 50 yıl sonra Kızılinler’de yeni bir aşamaya ulaşması gerekiyor.
Bu mesele, bir termal tesis yatırımıyla sınırlı görülmemeli.
Eskişehir’in yer altındaki doğal zenginliğinin turizme, istihdama ve ekonomiye kazandırılması söz konusu.
Has Otel, şehir merkezinde imkânları ölçüsünde yarım asır boyunca termal turizmin bayrağını taşıdı.
Şimdi Eskişehir’in önünde daha büyük bir hedef var.
Kızılinler Termal Projesi’nin hayata geçirilmesi, Eskişehir’in termal turizmde yıllardır beklediği büyük adım olabilir.
Yarım asır önce Has Otel ile başlayan yolculuk, bugün yeni bir vizyonla devam etmeli.
Bu vesileyle, 1989 yılından bu yana Has Otel’i yaşatan, geliştiren ve Eskişehir’in termal hafızasında önemli bir yeri koruyan Ayhan Arslan’ı ve tüm ekibini kutlamak gerekiyor.
Bir işletmeyi 50 yıl boyunca yaşatmak büyük bir emek.
Şehrin değişen şartlarına, müşteri beklentilerine, teknolojiye ve rekabete rağmen ayakta kalmak ise başlı başına bir başarı.
Has Otel, Eskişehir’in termal turizmde attığı ilk büyük adımın bugün hâlâ yaşayan tanığı.
Dilerim bu 50 yıllık hikâye, Eskişehir için yeni bir başlangıcın da işareti olur.
Has Otel ile başlayan termal yolculuğun, Kızılinler’de çok daha güçlü bir geleceğe ulaşması artık Eskişehir’in önündeki önemli hedeflerden biri olmalı.
Çünkü bu şehrin toprağının altında hâlâ ekonomiye, turizme ve geleceğe kazandırılmayı bekleyen büyük bir değer var.
Sularımız hala sıcak lakin bürokrasimiz soğuk.