Spor

Eskişehirspor’da Tek Hedef Şampiyonluk

Abone Ol

Eskişehirspor Kulübü Olağan Mali Genel Kurulu'nda 2026-2027 dönemi tahmini gelir-gider bütçesi üyelerin onayıyla kabul edildi.
Kulübün Olağan Mali Genel Kurulu, dün saat 17.00'de Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Genel kurulda gündem maddeleri doğrultusunda Yönetim Kurulu faaliyet raporu, mali ve idari raporlar ile Denetim Kurulu raporu görüşülerek ibra edildi. 2026-2027 dönemi tahmini gelir-gider bütçesi, üyelerin onayıyla kabul edildi. Dilek ve temennilerin ardından Eskişehirspor Kulüp Başkanı Ulaş Entok’un teşekkür konuşmasıyla genel kurul sona erdi. Eskişehirspor yetkilileri, kulübümün geleceğine katkı sunan tüm kongre üyelerine teşekkür ederek, alınan kararların camiaya hayırlı olmasını temenni etti. Entok şunları söyledi; "

Söze, son yıllarda kaybettiğimiz değerlerimizi anarak başlamak istiyorum. Fethi Heper’i, Nihat Atacan’ı, Doğan Şenoğlu’nu, Ömer Kaner’i, Süreyya Özkefe’yi, Riva Halil Güngördü’yü; tribünlerimizin efsane ismi Amigo Orhan’ı; yıllarca kulübümüze emek vermiş Sedat abimizi, Hasan ustamızı; denetim kurulumuzun değerli üyesi Zafer Mandacı’yı; emniyet teşkilatımızın kıymetli mensubu Fatih Terzi’yi, genç yaşta kaybettiğimiz taraftarımız Gökberk Dağlar’ı ve hepimizin Ati babası, Atilla Gezmen’i saygıyla anıyorum. Aslında isim saymak da istemem, çünkü sayarken birini unutmak hata olur. Bu yüzden bu kulübe gönül vermiş, ardında bir sevda bırakıp ebediyete uğurladığımız herkesi rahmetle anıyorum. Onların sevdası bu sahalarda, bu tribünlerde ve kulüp hafızamızda yaşamaya devam ediyor.

Bugün buraya bir aile olarak toplandık. İzninizle sözüme bir soruyla başlamak istiyorum: Biz kim kimiz?

Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz derler; biz de aynı sevdanın insanlarıyız. Bu kulüp şahısların değildir. Kongre üyelerinindir, taraftarınındır. Zaten hepimiz önce taraftar, sonra kongre üyesiyiz. Benim ve yönetimdeki arkadaşlarımın tek farkı, taşıdığımız sorumluluğun daha ağır olmasıdır. Bu kulüp hepimizindir.

Başta hemen şunu söyleyeyim: kongrelerimizi daha etkili kullanmalıyız. Burası, el kaldırıp indirdiğimiz bir salon değil; hesap sorduğumuz, geçmişten ders çıkardığımız bir salon olmalıdır. Kongre ne kadar canlı, ne kadar hedef odaklı geçerse, bu kulüp o kadar güçlenir. Çünkü kulübün asıl sahibi kongre üyeleridir; burası kulübün evidir.

Biliyorsunuz göreve geldiğimiz ilk kongrede de, bu kongre öncesinde de açık bir çağrı yaptık: yönetime talip, güçlü ve programlı bir ekip çıksaydı, seçimli kongre kararını ivedilikle alır, görevi seve seve devrederdik. Somut bir talep gelmedi; o süreç geride kaldı. Söylemek istediğim şu: Eskişehirspor için çalışmaktan onur ve gurur duyuyoruz. Tek önceliğimiz bu kulübün geleceğidir.

Sezonu ikinci sırada tamamladık ve play-off grup finalinde elendik. Net olalım: Eskişehirspor’un genetiğinde şampiyonluk dışında hiçbir sonuç başarı değildir ve biz de bu tabloyu bir başarı hikâyesi olarak sunmuyoruz. Ancak gerçekleri de doğru okumak zorundayız. Amatör seviyeden yeni çıkmış bir takımın bu lig rekabetine doğrudan uyum sağlaması, göründüğünden çok daha ağır şartlar barındırıyor. Çok yüksek bütçeli kadrolar kurmalarına rağmen bu ligde yıllarca takılı kalan köklü kulüplerin varlığı ortadayken, biz mücadeleyi son maça kadar taşıdık ve şampiyonluğu kıl payı kaçırdık. Geçmişin muhasebesini cebimize koyduk, şimdi tamamen geleceğe odaklanıyoruz. Bu sezon tek bir amacımız var: bir üst lig. Eskişehirspor, attığı her adımda sadece zirveyi hedeflemeye devam edecektir.

Bir şeyin altını özellikle çizeyim: göreve geldiğimiz ilk günden bu yana hiçbir futbolcumuzun, hiçbir çalışanımızın geciktirilmiş bir alacağı olmadı. Maaşlar, sigortalar, yan haklar; belki kulüp tarihinde ilk kez, bir gün bile aksamadan ödendi. Bugün tesisimizde huzur var, güven var. Bunun için futbolcularımıza, teknik heyetimize, altyapı antrenörlerimize ve her kademedeki çalışanımıza emekleri için tek tek teşekkür ediyorum.

Değerli üyeler, biz yalnızca sahada değil, uluslararası arenada da bu şehrin yüzünü ağartmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızı, öğretmenlerimizi, velilerimizi ve derneklerimizi kucaklayan geniş bir toplumsal ağ ördük. Gururla söylüyorum: bu sayede Avrupa Birliği’nde temsil edilen ilk Türk futbol kulübü Eskişehirspor oldu. Başta İspanya olmak üzere, tüm dünya günlerce o muhteşem tribünlerimizi konuştu. Bu bir gövde gösterisi değil; gerçek bir dönüşümün basamağıdır. Çünkü kalıcı kurumsallık, taraftarıyla, sivil toplumuyla, çocuklarıyla kurulan bu zeminde yükselir. Bugün markamızı büyütmek, yarın buraya gelecek sponsora, yatırımcıya güven vermenin ön koşuludur. Yakın zamanda açıklanacak, yine çok prestijli ve anlamlı bir iş birliği olan UNICEF projesine de imza atacak olmamız bunun en somut kanıtlarından biridir. Bu kulüp kimsenin tekelinde değildir; ama bu şehirde yaşayan hepimize lazımdır. Asıl gücümüz, tüm farklılıkları aynı siyah-kırmızı sevdada buluşturabilmektir.

Mali tablolarımız ve faaliyet raporumuz detaylı biçimde okunacaktır; ben birkaç başlığa değineceğim.

Bu sezonu yaklaşık 185 milyon lira gelirle tamamladık. En büyük destekçilerimiz sponsorlarımızdı. Sponsorlarımız bu kulübün yalnızca destekçisi değil, yoldaşıdır. Başta, şehrimizin ve ülkemizin gururu ETİ.

Kulübümüzle ETİ arasındaki bağ, bütün ülkenin diline pelesenk olacak kadar güçlüdür. ETİ, 73 milyon lirayı aşan desteğiyle toplam gelirimizin neredeyse yüzde 40’ını tek başına karşıladı. Başta Firuzhan Kanatlı Beyefendi’ye ve tüm ETİ ailesine tüm camiamız adına sonsuz teşekkür ederim.

Diğer değerli markalarımızı da anmak istiyorum. Eski başkanımız, her zaman Eskişehirspor’umuzun yanında olan milletvekilimiz Sayın Nebi Hatipoğlu’nun yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü, ihracat şampiyonlarımızdan Europen, 9,5 milyon lirayla; Türkiye’nin devlerinden Turknet, 7 milyon lirayla yanımızdaydı. Geçen yılki şampiyonluk yolunda en büyük destekçilerimizden Sayın Mehmet Eren’in yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü DM Panel–Eseren Grup, bu yıl da 5 milyon lirayla yine yanımızda oldu. Şort sponsorumuz Medicana ve MBA Okulları, maddi desteğin yanında sosyal sorumluluk projelerimizde de bizimle yürüdü. Şehrimizle özdeşleşen gururumuz Donas, tozluk sponsorumuz olarak yer aldı. Diğer tüm kalemlerde bizi yalnız bırakmayan herkese teşekkür ederim.

Bizlere devletimizin o güven veren yüzünü, büyüklüğünü ve sıcaklığını her fırsatta hissettiren mülki amirlerimize içten bir teşekkür borçluyuz. Hem Eskişehir’de görev süresi dolan Valimiz Sayın Hüseyin Aksoy’a hem de göreve geldiği ilk günden itibaren bizi yalnız bırakmayan Valimiz Sayın Dr. Erdinç Yılmaz’a ve bizimle çalışan tüm kamu personeline yürekten teşekkür ederiz. Bir de bu süreçte gece gündüz demeden başını çokça ağrıttığımız Gençlik ve Spor İl Müdürümüz Sayın Hasan Kalın’a, Emniyet Müdürümüz Sayın Tolga Yılmaz’a ve tüm kamu personeline teşekkür ederiz. Eskişehirspor’un sezon boyunca tüm deplasman maliyetlerini karşılayan Büyükşehir Belediyemize, başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ayşe Ünlüce nezdinde tüm belediye kadrolarına teşekkürlerimizi sunarız.

Yıl boyunca kulübümüzün taleplerine samimiyetle yaklaşarak desteğini esirgemeyen, bizi hiçbir zaman kırmayan Odunpazarı Belediye Başkanımız Sayın Kazım Kurt’a ve Odunpazarı Belediyemize; sağladığı süregelen personel desteğiyle bize katkılar sunan Tepebaşı Belediyemize ve Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Ataç’a şahsım ve kulübümüz adına şükranlarımı sunarım.

Gelirimizin önemli bir kısmı bu sponsorlardan geldi. Bununla birlikte, maddi büyüklüğünün ötesinde manevi ağırlığı ve anlamı bizim için bambaşka olan bir gelir, doğrudan taraftarımızdan geldi. 36 milyon lirası maç günü hasılatından gelen, kombine ve loca gelirleriyle birlikte elde edilen toplam 51 milyon lira, sıradan bir rakam değildir. Bu kapalı gişeler, bir şehrin takımına sahip çıkışıdır. Bizi yalnız bırakmayan taraftarlarımıza tekrar tekrar teşekkür ediyoruz.

Bir noktaya da açıklık getireyim. Kamuoyunda zaman zaman transfer bütçesiyle geçmişin hukuki dosyaları aynı teraziye konuyor. Açık söyleyeyim: sportif rekabet ile idari temizlik birbirinin alternatifi değildir. İkisi de bu kulübü yaşatmak için aynı anda yürür. Şampiyonluk gelmedi diye mali çabayı “çöpe giden para” saymak; bu armayı yere düşürmemek için gecesini gündüzüne katan herkese haksızlıktır. Bizim için bir delikli kuruş bile önemlidir.

FIFA dosyalarında da ilkemiz hep aynı oldu: sessizlik, ciddiyet ve sorumluluk. Cristian Tanase dosyası tamamen kapatıldı. Jerry Akaminko dosyası bu sezon içerisinde protokole bağlandı.

Ama bunu bir kez olsun kahramanlık hikâyesine çevirmedik. Çünkü bizim işimiz konuşmak değil, çözmek; çözemiyorsak idare edilebilir seviyede tutmaktır.

Biz bu adımları atarken kimseye mesaj verme, propaganda yapma peşinde olmadık. Çünkü eski dosyaları sürekli yüksek sesle konuşmak, o icralı, lisans yasağı riskli belirsizlik iklimini yeniden tetikler. Bizim amacımız, kulübü o dalgalı yapıdan çıkarıp planlı, öngörülebilir ve korunaklı bir mali düzene taşımaktır.

Bugün taşıdığımız borcun ezici çoğunluğu geçmiş yıllardan, icraya ve senede bağlanmış eski alacaklardan oluşuyor. Denetim Kurulumuzun raporu ortadadır; kayıtlarımız, belgelerimiz yasaya uygundur. Hesabını veremeyeceğimiz tek bir faaliyetimiz yoktur.

Kısacası, bu kulüpte kapımız da defterimiz de herkese açıktır. Finansal hiçbir konuda kafanızda soru işareti bırakmamaya çalıştık; bundan sonra da bunun için çabalayacağız.

Başka bir konuya daha değinmek isterim: bu kulübe katkı vermiş, emek vermiş, değerli vekilimiz Nebi Hatipoğlu gibi kulüp tarihine geçmiş, her sezon destek sunan isimlerin görüş, öneri ve eleştirileri başımızın üstündedir. Bunu siyasi olarak algılamayız. Nitekim Kazım Kurt başkanımız gibi yine desteklerini hiç sakınmamış bir büyüğümüzün eleştirileri de bizim için nimettir. Bu eleştirileri dinler, değerlendirir, eksiklerimizi tamamlamaya çalışırız. Buradan kaos, ayrıştırıcı bir tavır, kişisel kırgınlık bekleyenler maalesef bizden istediğini alamaz.

Sözlerimi bitirirken sizden izninizle birkaç şey isteyeceğim. Bu kulüp hepimizin; yükünü de birlikte taşıyacağız. Önce kombinelerimize sahip çıkalım. Bu şehirde bir kombine kültürü kuralım. Kombine, hem tribünlerimizi dolduran hem de kulübü ayakta tutan en sağlam gelir kaynağıdır. Esnafımızı, sanayicimizi, iş insanlarımızı da sponsorluk ve reklam alanlarımızda yer almaya davet ediyoruz. Bu şehrin tüm iş insanları başımızın tacıdır.

Bir ricam daha var: artık geçmişin yıpratıcı gündemlerini geride bırakalım. Krizleri, maaş problemlerini, icra dosyalarını değil; bu kulübün yarınını konuşalım. Kavgayı, sığ polemikleri, yapay ayrışmaları değil; bu armayı büyütecek projeleri konuşalım.

Ve baştaki soruya dönüyorum: Biz kim kimiz?

Biz, Eskişehirspor’un iyiliğini isteyen, derdiyle dertlenen herkesiz. Bu kulüp ne bir başkanın, ne bir yönetimindir; bu şehrindir, bu tribünündür, çocuklarındır, hepimizindir. Bugün, iki yıl önce söylediğim gibi, kenetlenme zamanıdır. Çünkü bu kulübün kurtuluşu ayrışmada değil, birleşmede saklıdır.

Öyle bir Eskişehirspor kültürü inşa edelim ki, bir zamanlar kırılmış, küskün kalmış büyüklerimiz dönüp baktığında göğsü kabarsın. Bu takımı, sokaklarımızda siyah-kırmızı formayla koşan çocukların en büyük sevinci yapalım. Bu formayı hak ettiği liglere birlikte taşıyalım.

Eskişehirspor, sönmeyecek kadar güçlü bir ateştir.

Yaşasın Eskişehirspor, yaşasın şerefli kavgamız!