GİTMEMEK: BİR DİRENİŞ BİÇİMİ

Abone Ol


Bu ülkede hep gitmek konuşulur…
Gitmek isteyenler, gitmeyi düşünenler, gitmeyi hayal edenler…
Ama kimse kalmayı anlatmaz.
Oysa kalmak da bir tercihtir.
Hem de en zor olanı…
Çünkü kalmak;
Yorulduğun yerde durmak,
Kırıldığın yerde yeniden ayağa kalkmak,
Eksildiğin halde tamamlamaya çalışmaktır.
Ben gitmedim.
Gitmem.
Çünkü hayat, sadece kendimden ibaret değil.
Benim hikâyem, başka hayatlara değiyor.
Bazen insanın içinden her şeyi bırakıp uzaklaşmak geçer.
Bir sabah uyanıp hiçbir şeye ait hissetmemek…
Her şeyi geride bırakma isteği…
Ama sonra bir ses gelir…
Sessiz ama güçlü bir ses:
“Senin kalman gerekiyor.”
Ben o sesi tanıyorum.
Çünkü benim iki pırlanta yavrum var.
Ve bir de canıma can katan torunum…
Yudum.
Onların gözlerine baktığımda anlıyorum:
Benim gitmeye hakkım yok.
Çünkü benim kalmam;
Bir çocuğun kendini güvende hissetmesi demek.
Bir torunun hayata daha umutla bakması demek.
Ben özlemlerimi şarkılarla büyüttüm.
Hasretimi içimde taşıdım.
Yaralarımı sessizce sardım.
Ama hiçbir zaman sevgiden vazgeçmedim.
Bugün toplum olarak büyük sözler kuruyoruz.
Dayanışma diyoruz, mücadele diyoruz, değişim diyoruz…
Hepsi çok kıymetli.
Ama bazen en büyük mücadele,
Hiçbir yere gitmeden,
Olduğun yerde dimdik durabilmektir.
Gitmemek…
Vazgeçmemek…
Sevmeye devam etmek…
Belki de en büyük direniş budur.
Benim hikâyem büyük cümlelerden ibaret değil.
Benim hikâyem;
Bir çocuğun gülüşünde,
Bir torunun sesinde,
Bir annenin susuşunda saklı…
Ve ben…
Tüm yorgunluğuma rağmen hâlâ buradayım.
Çünkü bazı insanlar gitmez …
Gidemez.
Sevdikleri yüzünden değil sadece,
Sevmenin kendisinden vazgeçemedikleri için…

Sevim Şahin – Bir anne, bir büyükanne,