banner878
banner639
banner845

17 Şubat 2005…

İki gündür yağmur yağıyor. O yağdıkça ben uyuyorum. Sonra kalkıp, çay kahvaltı, kahve birkaç telefon konuşması, komşu ile pencereden birkaç cümle. Karşıdaki köşkte dizi çekiyorlar, Tanınmış bir sanatçı marketten ekmek alıyor, Yesari Asım Arsoy Sokak’ta iki kişi park yeri için birbiriyle kavga ediyor. Elektrikçiler elektriğimi kesmeye geliyor.  Ama hayır buraya değilmiş… Yazık, dünya gene duruyor her şey donuyor.

Günden güne dışarısını kaybediyorum Savaş var, açlık var, insanlar ölüyor, öyle diyor televizyonlar gazeteler. Ben yorganla boğuşuyorum, yastığa iki yumruk atıyorum, kitaplarım saçılmış, dolaplarım darmadağın, istediğim tişört hep en altta. O yüzden böyle oluyor, biliyorum.

Ansikte Mot Ansikte/ Yüz yüze, İngmar Bergman filmi. Soluk suratlar, hayaller hayaletler deliler umutsuz dünya ve bana benziyor bu şey, film bitince kendimi kapatıyorum. Son zamanlarda antenlerimi kırmak istiyorum.

Bu saatten sonra bir hayatım yok benim. Eski Lübnan başkanı 14 şubatta suikasta kurban gitti ben uyuyordum, Lübnan Suriye’yi suçluyor ben uyuyordum, ABD Suriye’ye tavır almış ben uyuyordum, Suriye ‘de İran ile ittifak yapmış ben uyuyordum. Uyumasaydım müdahale ederdim belki. Doktoruma söylediğimde sen böyle şeylere karışma dedi.

Ansikte Mot Ansikte…kendimi yeniden izlemek istiyorum.

                                                         ***

              5 Ağustos 2017…

Odanın duvarında birkaç gündür sarışın bir örümcek var. Bahçeden gelmiş olmalı. Öldüremiyorum elime alıp atamıyorum. Öylece karşılıklı bakışıyoruz. 8 bacağının biri kopmuş belki de bu yüzden onun için üzülüyorum.  Dün hiç kımıldamadan 10 saat aynı pozisyonda kaldı. Sonra biraz ileri biraz geri … saçmalık bu… Ona baktıkça yoruluyorum.

Saçlarımı taradım, karnımı doyurdum, dans edip amuda kalktım. Sanırım hareketin içinde olmak hızı fark etmemi engelliyor. Örümceğe baktıkça hıza dokunabilirmişim gibi geliyor.

Perdeleri açtım, içeriye ışık girer girmez anladım ki, iki yıl içinde uçak olabilirim, biri taşları temizler, ışıkları yakar, çayı koyar, rüzgâr kuzey batıdan eserken nefes kesici bir iniş yaparım. Ama bunu erteleyeceğim. Zira bu günlerde Wilhelm Schmid’in “Sakin Olmak” diye bir kitabını okuyorum. Yaşlılıkla sakinlik senkronize midir gibi şeyler...

Bu hız çağında kalp yaralarımız aynı hızla iyileşmiyorsa umut var diye düşünüyorum. Nihayetinde acı yavaş ve usul ilerliyor. Öte yandan yazar kitabı yazarken bazı yerleri 140 karakterlik twitlere dönüştürmüş. Bu cümleleri de hızlı okumaya olanak tanısın diye koyu italikle vurgulamış. 53 doğumlu Wilhelm çağa uyarak yaşlılığa meydan okurken yavaşlığı yüceltme ikileminde tökezliyor. Ama olur böyle…yahut böyle böyle oluyordur ve çelişkinin dibiyizdir.

Televizyonu açtım istifçiler vardı. Kanal değiştirdim, haberlerde Kilis sınırına Tank ve askeri araçlar sevk edilmiş, ABD Paris iklim anlaşmasından çekilmek istediğini belirtmiş. Anayasa mahkemesi OHAL ile ilgili 70 bin başvuruyu reddetmiş…neler dönüyor dışarıda başım dönüyor burada. İstifçiler çok yaşasın. Umudumuz İstifçiler…

Sokrates “her toplum kendini iki şekilde tanımlar, izin verdikleriyle ve yasakladıklarıyla” diyor. Hemen, Eyyy!!.. Sokrates sen kimsin ki bizi iki şık arasında bunaltıyorsun” demek istiyorum ama yarım kalıyor.

Örümceğin duvarda kıkırdadığını duyuyorum. Pist topal örümcek hoşt topal örümcek beni herkescikler sevecek seni sadece korkuyla ben seveceğim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bay Mihrengi 2 hafta önce

Sıradan olayların ayrıntılı halleri.Hemde hiç görmediğimiz açılardan.Teşekkürler

banner803

banner877

banner669

banner850