HER GÜN YAS TUTUYORUZ…

Abone Ol

Ankara’da  yapılacak olan Emek, Barış ve Demokrasi mitingi öncesi   bombalı saldırı sonucu toprağa düşen ancak yüreklerimizde yaşayan ‘can’larımız için hükümet 3 gün ‘Ulusal Yas’ ilan etmişti.

Ankara katliamı dünyada öyle büyük tepkilere neden oldu ki… Yunanistan, Almanya, Amerika, Azerbaycan gibi bir çok ülkede yürüyüşler yapıldı acılarımıza ortak oldular.

Ülkemizde bir tarafta hükümet eliyle ‘yas’ ilan ediliyordu.

Diğer tarafta sessiz kalanlar, hatta katliamı farklı alanlara getirip ‘algı’ olguyu yapmak istediler. İktidar yanlısı bir sendikanın başı, katliamdan birkaç gün sonra sayfasında” PKK terörünün istatistiği” diye verileri vererek algı yöntemini kullanmaya çalışıyordu. Yani siyasilerin, iktidarın zaaflarını, suçlarını göz ardı etmek için. Eğer istatistikleri çok seviyorsa, neden AKP iktidarındaki, işçi cinayetleri, kadın cinayetleri, her gün gelen şehitlerin, terör olayları nedeniyle öldürülen insanların istatistiklerini de verebilirdi. Hani  çok sevdiği istatistik verilerden derleme yapalım. Bakalım bu verileri koyabilecek misin?

“28 Aralık 2011 Uludere Roboski Katliamı’nda 34 yoksul köylü öldü.  Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı getirildi.

11 Mayıs 2013 Reyhanlı Katliamı’nda Suriye’ye sınır, cihatçı tehdidi altındaki ilçede yaşayan 54 kişi öldü. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı getirildi.

13 Mayıs 2014 Soma Katliamı’nda 301 maden işçisi öldü. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı.

20 Temmuz 2015 Suruç Katliamı’nda 33 devrimci öldü. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı getirildi.

10 Ekim 2015 Ankara Katliamı’nda gece yarısı yapılan TTB açıklamasına göre 105 kişi öldü. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı geldi.

SGK istatistiklerine göre 2012 yılında 74.871 iş kazası meydana gelirken, 2013 yılında 191.389 iş kazası meydana geldi. 2013 yılında meydana gelen iş kazası sayısı 2012 yılına göre yüzde 291 oranında arttı.

2002–2015 döneminde öldürülen kadın sayısının 5 bin 406 olduğunu iddia etti.”

Ankara katliamında şuna da inanıyorum, ülkemizin çok büyük çoğunluğunun canı yandı. O acıya ortak oldular.

Algı yöntemini hiç düşünmediler.

Sağcı, solcu mu, alevi mi, Türk mü, Kürt mü diye düşünmediler?

Sadece insan olarak düşündüler.

Konya’daki Milli Maç öncesi  katliamda öldürenlerin anısına yapılan saygı duruşuna  bile saygı göstermeyenler bilesin ki, Konya toprağında yatan ‘Ne olursan ol gel’ diyen Hz. Mevlana’nın kemiklerini bile sızlattınız?

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet  Görmez, birkaç gün önce Fatih Cami’inde sabah namazı öncesi verdiği vaazında; “Müslüman, Müslümanlara bu kadar merhametsiz mi oldu” diye sesleniyordu…

Benim ülkemde her gün insanlar öldürülüyor.

Davul zurna eşliğinde askere gönderdiğimiz gençler tabutla geri dönüyor.

Kirli savaşta; her gün, insanlar öldürülüyor.

 

Çocuklar öldürülüyor, kadınlar, erkekler…

İş cinayetlerinde, kadın cinayetlerinde insanlar öldürülüyor.

Yani ülkemin herhangi bir köşesinde yas tutan bir ocak, köy, kasaba ve il oluyor.

İnsanca yaşamak istiyorsun, barış istiyorsun, emeğin hakkını istiyorsun, özgürlük ve demokrasi istiyorsun; öldürülüyorsun.

‘Suçlu ayağa kalk’ dediğinde ortada kimseyi görmüyorsun.

Yakalanan tetikçiler ortaya konulurken, olayların terörün arkasındaki gerçekler ortaya çıkarılmıyor.

Ülke kan akarken, siyasiler sorumluluklarını göz ardı ettikleri gibi, kameralar önünde gülebiliyorlar.

İktidarlar  iyi ve kötü yaptıkları ile tarihin sayfalarına yazılırken katliamlar sadece tarih sayfalarına değil insanların yüreklerine yazılır ve hiç unutulmazlar, unutturulmaz.

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat ayı’nda Meksika’da  Amerika’da öldürülen 3 Suriye’liyi gündeme getirerek şöyle seslenmişti:

 "Biz siyasiler, ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz. Tavrımızı ortaya koymak zorundayız. Çünkü halk size oylarını verirken 'Benim can güvenliğimi, mal güvenliğimi sağlayacaksın' diye veriyor."

Ne kadar doğru bir teşhis değil mi?

Niye ‘her gün öleceğiz, yas tutacağız,  ülke olarak?..’

1 Kasım, ülkemiz için, insanca yaşamak için, demokrasi, barış ve ekmeğimizin geleceği için çok önemli…

O zaman, ya her gün ölmeye devam edeceğiz ya da; insanca, barış, kardeşlik, demokrasi içinde yaşayacağız.