Odunpazarı Kent Konseyi Kadın Meclisi 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle şu açıklamayı yaptı; "Bundan yaklaşık 60 yıl önce Dominik Cumhuriyeti’nde baskı, işkence ve faili meçhullere karşı mücadele eden Mirabel Kardeşler Trujillo Diktatörlüğü tarafından katledildi. Mirabel Kardeşlerden bu yana biz kadınlar, her 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde alanlardayız.

Son 11 yılda en az 3 bin 241 kadın, erkekler tarafından katledildi. Sadece 2021 yılında en az 345 kadın aramızdan koparılıp alındı. Öldürülen, şiddete uğrayan her kadın, bizler için rakamdan çok ötede, onlar; can, nefes, hayat. Her kadın farklı bir renk… Katillerin bahaneleri ise hep aynı; “boşanmayı istemek, evlenmeyi reddetmek, barışmayı reddetmek”… Yani kadının kendi hayatına dair karar almak istemesi. Büşra Cengiz’in Samuray kılıcıyla sokak ortasında ‘sırf kadın olduğu için’ katledilmesi, Selime Pişkin’in ayrılmak istediği İbrahim Pişkin tarafından ezilerek öldürülmesi, öldürülüp su kuyusuna atılan Neslihan Batur, boşandığı Sedat Kalındaş tarafından öldürülen Gülsüm Yarış, boşanma aşamasında olduğu kocası Satı Mehmet Demirci tarafından öldürülen Hanife Demirci… Geride bıraktığımız haftada katledilen kadınların yalnızca bir kısmı. Şiddetin boyutu, nerden geldiği, vahşileşmesi her geçen gün bir önceki günü aratır durumda.

Kadınlara ve çocuklara yönelik işlenen suçlarda cezasızlık, korkunç yargı kararları, medyanın şiddeti yeniden üreten tutumu ise bu şiddeti körüklüyor. Kadına yönelik şiddet, tecavüz ve kadın cinayetlerindeki artış tesadüf değildir. İçinde yaşadığımız sistemin ve hükümetin yanlış kadın politikalarının sonucudur. Başka cinayetlerin yaşanmaması için bir an önce bu yanlış politikalardan vazgeçilerek; yürürlükte olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu tam anlamıyla uygulanmalıdır. Kadına şiddet, sistematiktir ve kadın cinayetleri politiktir, çünkü şiddete çözüm bulması gereken sistemi yönetenler ve yetkililer, kadınları şiddete karşı koruyacak, şiddeti önleyecek olan mekanizmaları bir bir ortadan kaldırıyor. Kadınların yasal hakları tek tek hedefe konuyor. Türkiye’nin, uluslararası hukukta kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddet konusunda bağlayıcılığa ve yaptırım gücüne sahip ilk sözleşme olması bakımından ayrı bir önemi olan, ‘İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ayrılması bunun en net örneği. Buradan kadınların yaşam güvencelerinden birisi olan ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha haykırıyor ve ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’ diyoruz.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde; ezilen, şiddete, tacize, tecavüze uğrayan ve katledilen tüm kız kardeşlerimiz için sokaktayız. Tek bir kız kardeşimizden vazgeçmeyeceğimizi haykırmak için buradayız. Eskişehir’de bedeni çöplüklerde aranan SALLY için adalet istemek için buradayız ve soruyoruz Sally nerede?

Kadın cinayetlerini engellemeyenler, İstanbul Sözleşmesini uygulamayan ve yürürlükten kaldıranlar; öldürülen her kız kardeşimizin asıl failidir. Kadın cinayetlerine karşı öfkemiz de isyanımız da her geçen gün büyüyor. Biz kadınlar, ‘kirpiğimiz yere düşmesin’ diye omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz. Haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz. Bir kişi bile eksilmeye tahammülümüz kalmadı artık.

Mirabel Kardeşlerden bugüne, kadın mücadelesine omuz verenlere selam olsun…"