Kıyafet Değil, Politika Konuşulmalı

Abone Ol


Türkiye’de haksızlıklar öyle iç içe geçmiş durumda ki, bazen haklı bir itiraz yanlış bir yerden kurulabiliyor. Madenler meselesi de bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Doğayı, yaşam alanlarını, suyu ve geleceği tehdit eden madencilik faaliyetlerine karşı çıkmak bir yurttaşlık sorumluluğudur. Ancak bu karşı çıkış, dilini ve hedefini şaşırdığında gücünü kaybeder.
Mihalgazi Belediyesi üzerinden yaşanan tartışma da bunu açıkça gösterdi. Bir belediye başkanını, üstelik iki dönemdir seçilmiş bir kadın başkanı, giydiği şalvar ve başındaki beyaz örtü üzerinden eleştirmek; meseleyi madencilik politikalarından koparıp cinsiyetçi bir alana sürüklemekten başka bir anlam taşımıyor.
Şunun altını net çizmek gerekiyor:
Bir kadının ne giydiği, alınan siyasi kararları ne aklar ne de mahkûm eder. Yanlış olan maden politikalarıysa, doğanın talanıysa, halkın iradesinin yok sayılmasıysa; eleştiri oraya yönelmelidir. Kadın bedeni ve kıyafeti, politik tartışmaların malzemesi değildir.
Üstelik bu ülkede kadınlar, hangi siyasi görüşten olursa olsun, kamusal alanda var olabilmek için zaten başlı başına bir mücadele veriyor. Kadınları kıyafetleri üzerinden hedef almak, farkında olunsa da olunmasa da, ataerkil dili yeniden üretmektir. Muhalefet etmek, bu dili kullanma hakkı vermez.
Hiçbir siyasi aktörün her davranışını onaylamak zorunda değiliz. Ancak eleştirinin de bir ahlakı, bir vicdanı ve bir sınırı olmalı. Aksi hâlde haklı bir itiraz, haksız bir dile teslim olur.
Bu ülkede kadınları ne giydikleri üzerinden eleştirmek yerine;
o güzelim, verimli bölgenin madene teslim edilmesi,
orada yaşayanların, toprağını ve suyunu savunanların sesinin kısılması konuşulmalıydı.
Eleştiri, kıyafete değil; politikaya, karara ve kamu yararını yok sayan uygulamalara yönelmeliydi.