Kızılinler ya kalkınmanın lokomotifi olacak ya da bir büyük pişmanlık…

Abone Ol




Yirmi yıldır süren kısırdöngü, boş laflar, süslü vaatler… Eskişehir’in bağrında duran ve komşusu Afyonkarahisar’ı bile gölgede bırakabilecek muazzam bir servet, tam yirmi yıldır bürokrasinin tozlu raflarında çürütülüyor. Kızılinler Termal Bölgesi, şehrin makus talihini değiştirecek ve bacasız sanayiyi ayağa kaldıracak devasa bir potansiyele sahip. Ne acıdır ki bu servet; hantal işleyişin ve bitmek bilmeyen onay mekanizmalarının çarkları arasında ezilip gidiyor.

Bu derin sessizliği yırtan, elini değil gövdesini taşın altına koyan bir irade nihayet ortaya çıktı: Eskişehir Rumeli İş Adamları Derneği (ERİAD). Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik yangına ve finansal belirsizliklere rağmen, Rumeli kökenli 150 yürekli iş insanı bir araya geldi. Tam 500 milyon liralık devasa bir sermayeyi ortaya koyarak ortak bir yatırım kararı aldı. Şehirdeki birçok odanın bütçesini katlayan bu rakamı, paradan para kazanmak amacıyla faizde nemalandırmak yerine, Eskişehir’in geleceğine yatırma kararlılığı gösterdiler.

Bu girişimin ayakta alkışlanması gerekirken, karşılaşılan mevcut manzara tam bir ibret vesikasıdır. Süreçlerin uzaması ve bürokratik engellerin bir türlü aşılamaması yüzünden bu devasa yatırım gecikiyor, daha doğrusu geciktiriliyor! Yatırımcının hevesini kıracak; Kızılinler’e yönelecek diğer yerli ve yabancı aktörleri derin düşüncelere sevk edecek bu köstek olma halinden derhal vazgeçilmelidir. Şehir dışından gelecek sermaye, mevcut zorlukları gördüğünde bu bölgeye neden gelsin?

Tek bir parselle cazibe merkezi olmaz

ERİAD’ın hamlesi hayati önemdedir; fakat unutulmamalıdır ki 135 dönümlük bu tahsis, o devasa termal bölgenin yalnızca küçük bir parçasıdır. Bölgenin geri kalanında yüzlerce dönümlük parseller bulunuyor. Hatta bazıları, tek başına binlerce yatak kapasitesine ulaşabilecek büyüklükte.

Söz konusu bölge; Kızılinler ve Takmak’tan başlayıp Eşenkara’ya kadar uzanan muazzam bir alanı kapsamaktadır. Bölgeyi incelediğimde, sadece Turizm Bakanlığı'nın 700 dönümlük bir alanı “golf sahası” için rezerv alan olarak ayırdığını gördüm. Eğer bu işi gerçekten bir vizyon projesi olarak görüyorsak, çözümü bütüncül bir yaklaşımla ele almak mecburiyettir. Tek bir parselin kurtarılması, burayı küresel bir merkez yapmaya yetmez.

Demek ki mesele sadece bir otel meselesi değil. Mesele, Eskişehir'in geleceğini inşa edecek bir turizm ekosistemi kurabilmektir. Burası gerçek anlamda bir "bacasız sanayi" bölgesi olabilir. Ancak bölgede şu an altyapı adına hiçbir şey bulunmuyor.

Kanalizasyon, içme suyu, doğal gaz, elektrik ve telekomünikasyon hatları mevcut değil. Yatırımcıların bu sorunları bireysel olarak çözmeye kalkması tam bir kargaşa yaratacaktır. Kurumların el ele vermesi gereken yer ise tam olarak burasıdır. Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi, Turizm Bakanlığı ve Orman Bakanlığı ortak hareket etmek zorundadır. İmar yolları şu aşamada stabilize olarak kalacak olsa dahi, en azından iz olarak açılmalıdır ki gelen yatırımcıya parseller yerinde gösterilebilsin ve bölge bir cazibe merkezine dönüşebilsin.

Eskişehir Kalkınma Platformu göreve

Bu proje sadece termal sudan ibaret değildir; Eskişehir’in tarihindeki en büyük ekonomik yatırım kapıdadır. Buraya gelecek misafir sadece otelde kalmayacak; kürünü aldıktan sonra şehir merkezindeki müzeleri, parkları gezecek, Seyitgazi’den Sarıcakaya’ya kadar uzanacaktır. Restorana, esnafa, kısacası her sektöre para bırakacaktır.

· Otelleriyle…

· Sağlık merkezleriyle…

· Termal yaşam alanlarıyla…

· Seracılığıyla…

· Jeotermal ısıtma projeleriyle…

· Binlerce kişiye sağlayacağı istihdamla…

· Ve en önemlisi, şehrin ekonomisine getireceği büyük canlılıkla…

Çünkü termal turist, günübirlik ziyaretçi değildir. Konaklar, şehri gezer, müzeleri dolaşır, restoranlara gider, esnafla buluşur ve alışveriş yapar. Böylece bir tesisin kazandığı para, dalga dalga şehrin tamamına yayılır.

Eskişehir'in yıllardır çözemediği en kronik sorunlardan biri, turistin konaklama süresini uzatamaması oldu. Gelen ziyaretçi genellikle bir gün kalıyor, ardından şehirden ayrılıyor. Kızılinler işte bu makus tabloyu değiştirebilecek tek güçtür. Üç günlük ortalama konaklama süresi yakalandığında, Eskişehir turizm gelirlerinde bambaşka bir lige yükselecektir. Şu an 1 gün civarında seyreden ve turizm ekonomisine somut bir katkısı olmayan konaklama süresini ideal seviye olan 3 güne çıkarmanın yegane yolu Kızılinler’dir. Bu proje, tüm şehrin topyekun zenginleşmesi demektir.

Son dönemde şehrin geleceği adına önemli toplantılar gerçekleştiren Eskişehir Kalkınma Platformu, acilen "Kızılinler Termal Cazibe Merkezi" konusunu gündemine almalıdır. Şehrin tüm bileşenleri, odaları ve yöneticileri zaman kaybetmeden üzerlerine düşen ne varsa yapmalıdır. Karşımızda duran fırsat, Eskişehir’in tarihindeki en büyük ekonomik hamledir; kaçırılması durumunda telafisi imkansızdır.

Bu şehir yirmi yıl bekledi. Bir yirmi yıl daha bekleme lüksü yok.

Şehir olarak ya bu zenginliği doğru değerlendirip Afyonkarahisar’dan daha profesyonel bir turizm merkezi inşa edeceğiz ya da yirmi yıldır yaptığımız gibi hiçbir şeye dokunmayıp fırsatların avuçlarımızdan kayıp gidişini izleyeceğiz. ERİAD’ın B planı tahminimce hazırdır; engeller devam ederse projeyi küçültüp sadece lokal bir yaşam merkezi yaparlar ve bu büyük konu kapanır. Olan ise yine bu şehrin geleceğine, esnafına ve gençlerine olur. Bürokratik engelleri çıkaranlar da bu vizyonsuzluğa sessiz kalanlar da bu vebalin altından kalkamazlar.


Bugün yapılacak doğru hamle, Eskişehir tarihinin en büyük ekonomik yatırımını doğurabilir.

Bugün gösterilecek ihmal ise bu kentin elinden geçecek en büyük fırsatı sonsuza kadar kaçırabilir.

Bir kez daha altını çizmek gerekiyor: Ülkenin ekonomik şartlarının böylesine ağır olduğu bir dönemde, 150 iş insanının 500 milyon lirayı faizden kazanç sağlamak yerine Eskişehir'in geleceğine bağlaması takdiri hak ediyor.

Bu iradenin önüne zorluk çıkarmak, yarın Kızılinler'e gelmesi muhtemel her yatırımcıya şu mesajı verir:

"Bu şehir büyük projeleri gerçekleştirmekte zorlanıyor."

İşte asıl tehlike burada. Çünkü sermaye ürkek bir kuştur. Bir kez ürktü mü, geri dönmesi yıllar alır.

Zaman boş konuşma zamanı değil; o yolları açma, o altyapıyı kurma zamanıdır!