banner1204
banner1207
banner639

Hacivat ve Karagöz yok oluyor

Kültür ve Turizm Bakanlığının tescilli geleneksel tiyatro sanatçısı Uğur Demirezen, Osmanlı döneminde ortaya çıkan gölge oyunu Hacivat ve Karagöz’ün teknolojinin gelişimi ve halkın kültür-sanata sahip çıkmaması nedeniyle yok olmaya...

Hacivat ve Karagöz yok oluyor

Kültür ve Turizm Bakanlığının tescilli geleneksel tiyatro sanatçısı Uğur Demirezen, Osmanlı döneminde ortaya çıkan gölge oyunu Hacivat ve Karagöz’ün teknolojinin gelişimi ve halkın kültür-sanata sahip çıkmaması nedeniyle yok olmaya yüz tuttuğunu savundu.

Yaklaşık 11 senedir Türk sanatının bir kolu olan gölge oyunlarını sergileyen tiyatro sanatçısı ve UNESCO somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı Demirezen, Karagöz-Hacivat gösterilerinde son dönemlerde bir durgunluk söz konusu olduğunu ifade etti. Amacının ilgiyi tekrar uyandırmak olduğunu söyleyen Demirezen, "Çok zor şartlar altında çalışıyoruz. Teknoloji çok gelişti. İnternette oyunlar var. Mobil teknoloji çok gelişti. Bu kadar gelişmiş bir teknoloji karşısında oyunumuzun ayakta kalması çok zor. Hacivat ve Karagöz sadece görsel değil aynı zamanda bir söz sanatıdır. Karşındakinin ilgisini çekmeye çalışıyorsun. Onu o şekilde yakalamaya çalışıyorsun. Zaten bu başlı başına zor. Öte yandan, bu mesleğe ticari kaygıyla bakan kişilerle de mücadele ediyoruz. Yanlış icra eden kardeşlerimiz oluyor. Ve bu oyunu ilk kez bu kişilerden izleyen çocuklarımız da bu oyundan doğal olarak soğuyor. İlk izlenim çok önemlidir. Bu işi yapmak için usta olmak gerekiyor. Bunun için de en az bir 8 sene gerekiyor. Biz bile hala işin ustası olduğumuzu düşünmüyoruz” şeklinde konuştu.

“Alttan usta yetişmiyor”

Gölge oyununun az kazanç getirdiğini ve gereken izleyiciyi bulamayınca eski ustaların artık çok yönlü işlere yöneldiğini bildiren Uğur Demirezen, aynı sebepten dolayı yeni ustalar yetişmediğini de sözlerine ekledi. Demirezen, “Türkiye’de bu işi yapan çok kişi kalmadı. Eskiden Karagöz sanatçısı, sadece Karagöz sanatçısıydı. Medyatik bir yönü de vardı. Bunlar halka bir şeyleri anlatan sanatçılardı. Başka şeylere ihtiyaç duymuyorlardı. Mahalle mahalle geziyorlardı. Çünkü böyle bir şeye ihtiyaç vardı. Radyo, televizyon yoktu, Hacivat ve Karagöz vardı. Bu sanatı bizim bugün de geleneksel şekilde yapmamız gerekiyor. Ancak o zaman da bazı handikaplar ile karşılaşıyoruz. Mukaddime diye bir bölüm var. Osmanlıcadır. Gazeller semailer vardır. Ancak bunun dilini günümüze devşirmek zorunda kalıyoruz. Bunun gibi yeniliklere de ihtiyaç duyuyoruz. Şimdi Hacivat ve Karagöz sanatında en büyük sorunu ise alttan yeni kişiler gelmiyor. Yeni ustalar yetişmiyor. Hal böyle olunca yavaş yavaş bu oyunu gösterecek kişiler ortadan kalkıyor ve oyunda yok oluyor” dedi.

“Sadece Ramazan oyunu olarak algılamak oyunu yok ediyor”

Uğur Demirezen, Hacivat ve Karagöz oyununun halk tarafından sadece Ramazan aylarında izlenmesi gereken bir oyun olarak algılandığını, aslında öyle olmadığını dile getirdi.

Demirezen sözlerine şöyle devam etti:

“Ben de 16-17 yaşlarımda Hacivat ve Karagöz’ün sadece Ramazan ayına ait bir gelenek olduğunu düşünüyordum. Ama aslında öyle değil. Hacivat ve Karagöz’ü Ramazan’ın içine biz gömdük. Bu oyun aslında bir saray eğlencesidir. Daha sonra sokağa iniyor. Bu oyunu kurtarmak için önce bizim bu oyunu Ramazan eğlencesi olmaktan kurtarmalıyız. Gölge tiyatrosu bize ait olmayabilir ama oyun öz bir şekilde Türk eğlencesidir. Herkes bu oyunda kendinde bir şey bulduğu için Hacivat ve Karagöz halk oyunu olmuştur. Bunu sadece Ramazan aylarında izlenir diye düşüncesi büyük bir hatadır ve kültürümüzü yok ediyor."

“Bu iş sadece sevdiğimden yapıyorum”

Gölge oyunlarında yeterince kazanç olmamasına rağmen artık sadece Hacivat ve Karagöz oyununa olan sevdasından dolayı bu işi yaptığını söyleyen Demirezen, "Kazancımız maddi olarak asla yeterli değil. Bazen bana ‘Karagöz ile Hacivat yaşadı mı?’ diye soruyorlar. Bunu bir yere bırakalım. Ama beni yaşattığı kesin. Çünkü yaptığım gösterilerden bir ücret alıyorum ve aileme bakıyorum. Ama bu işin zorluğunu görmeniz gerekiyor. Emeğinizi karşılıyor mu? Tartışılır. Ancak asgari ücretle kıyasladığınız zaman yine halimize binlerce şükür tabii ki. Manevi olarak da beni doyuma ulaştırıyor. Bu da benim için ayrı bir zevk. Be bu işi sadece kültürümüzü ve Hacivat ve Karagöz’ü oluşturduğu sevdasından yapıyorum” şeklinde konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serdar Yıldırım 8 ay önce

KARAGÖZÜN İĞNESİ

Hacivat birkaç gündür görmediği Karagöz'ü sağda solda arar, bulamaz. Sorar soruşturur bilen, gören yoktur. Son çare olarak evine gider. Karısı Karagöz'ün üç gündür evin samanlığında olduğunu ve yemeğini bile orada yediğini söyler. Hacivat bahçeden samanlığa geçer. Karagöz samanların arasında birşey aramaktadır. Ama ne? 

Hacivat: " Selam Karagözüm, ben geldim, selam. "
Karagöz: " Hay Selami'nin kara kellesi. Sen misin Hacivat? "
Hacivat: " İyi günler Karagözüm, iyi günler. "
Karagöz: " Güller iyidir de ben papatyayı pek severim. "
Hacivat: " Aman Karagözüm, neden o? "
Karagöz: " Papatyanın yapraklarını seviyor, sevmiyor diye koparıyorum, hep Hacivat beni sevmiyor çıkıyor. "
Hacivat: " Olur mu Karagözüm? Ben seni çok severim. Bunu cümle alem bilir. "
Karagöz: " Düğmeci Adem bilir ama ben bilmiyorum. Beni sevmeyeni ben de sevmem. "
Hacivat: " Yapma. "
Karagöz: " Yaptım bile. "
Hacivat: " Etme. "
Karagöz: " Ettim bile. "
Hacivat: " Papatya falına inanma. "
Karagöz: " Ee

banner944

banner877

banner995

banner1200