MEVSİM SONBAHAR

Abone Ol

Evlerine 3-4 dakika yürüyüş mesafesindeki basketbol sahasındalardı. Günün yorgunluğunu atmak için, arada sırada oğlu ile gelirdi.

İş temponuzun yoğunluğundan çocuğunuz/çocuklarınız ile az vakit geçiriyor iseniz, birlikte olacağınız zamanları iple çekersiniz. Onu dinlemek, anlamak, sohbet etmek, göz teması kurmak, kâğıttan uçak ya da gemi yapmak, kurabiye hazırlamak, derdine derman olmak… Bedenen ve ruhen yanında olup, nitelikli zaman geçirmek, yüreklerde ve akıllarda her daim vardır.

Tam da yorgunluğun buharlaştığı, saatin 19.00’a yaklaştığı bir ekim akşamı, eski ismi ile Karakusunlar yeni adı ile Çiğdem mahallesinde bulunan, yüksekliği elektrik direklerine varan tellerle çevrili sahaya 65-70’lerinde bir kadın giriverdi. Çocuğun ebeveyni set bölünmesin düşüncesiyle hemen kadına yöneldi, birlikte dışarı çıktılar. Ayak bileklerine kadar uzanan koyu renkli elbisesinin üzerine giydiği ince orlondan örülmüş yeleği, ak düşmüş saçlarının uçlarını görünür kılan başörtüsü ve çorapsız ayaklarını açıkta bırakan topuksuz terlikleri ile…

Mevsim sonbahar “Yar yar seni kara saplı bıçak gibi sineme sapladılar” değil, yaz ayının ilk günlerini anımsatıyordu, kadının giyimine bakılırsa!

Kendisinden yaklaşık 30 yaş büyük kadınla konuştukça anladı ki; kaybolmuş. O arada maçı biten oğlu ile teyzenin koluna girip, evini aramaya koyuldular. Kızı, damadı ve torunları ile kaldığı evden kimseye söylemeden çıkan, az konuşan kadınla ağır ağır, etrafa baka baka sokak aralarında yürüdüler. Birbirine benzeyen binalardan hangisi başını soktuğu yuvası idi? Dokuz yaşındaki oğlu “Nereye gidiyoruz?” dedi. Hüzün dolu derin sessizlik, kararmaya yüz tutmuş Ankara semalarında dağıldı. İçinden polise haber vermek geçiyordu ki, bahçeli bir apartman gördü yaşlı kadın. Beşinci ya da altıncı olacaktı ve “Burası mıydı acaba?” dedi, çocuğa bakarak! Site kapısına yaklaştılar. Orta yaşta bir bey kendi kendine konuşuyordu. Onları gördüğü anda hızlı adımlarla yanlarına geldi.

“Anne” dedi. Giriş katında, siyah demir parmaklıklı dairenin penceresinden olayı gören genç kadın, nefesini kontrol edemez durumda bitiverdi oracıkta! Buğulu gözlerle sımsıkı sarıldı, bırakmayacağım seni dercesine! Ve hıçkırarak ağlamaya başladı.

Sineme saplanan bıçak çıkmıştı. Lakin boğazım düğümlenmişti o anda, üzerinden on dört yıl geçse de, her hatırladığımda dün gibi yaşıyorum…

Kızının söylediğine göre Alzheimer olan annesi; ilerleyen unutkanlığı nedeniyle, zamanı ve mekânları algıda sıkıntılar yaşıyor, çok çabuk üzülüyor, her konuda aşırı kaygılanıyor ve düzensiz uyuyormuş.

Dünyada ve ülkemizde Alzheimer’ın yıkıcı etkilerini azaltmak ve hastalığın erken dönemde tespit edilmesinin sağlanması amacıyla 21 Eylül “Dünya Alzheimer Günü” olarak belirlenmiştir.

Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Haşmet Hanağası’nın yaptığı açıklamaya göre: “Yaşlı nüfusun yükselmesiyle Alzheimer hastalığında büyük bir artış yaşanıyor. Dünyada 50 milyon civarında demans hastası bulunuyor ve 2050’de 152 milyona çıkması bekleniyor. Bu hastaların yaklaşık 2/3’ünü Alzheimer hastaları oluşturuyor. Ülkemizde 800 bin kadar demans hastası mevcut ve çoğunluğunu Alzheimer hastaları. Erken tanı, özellikle hasta yakınlarına gerekli desteğin verilmesi, sosyal, hukuksal düzenlemelerin yapılması ve uygun tedavilerin başlanması adına önemlidir.”

Ülkemizde çok sayıda sunum ve konumuz ile ilgili etkinlikler pandemiden dolayı çevirim içi ortamda yapılmaktadır. Mesela; Türkiye Alzheimer Derneği tarafından 21-25 Eylül 2021 tarihleri arasında 11. Ulusal Alzheimer Sanal Kongresi, geçen hafta başlayan ve halen süren Tepebaşı Belediyesi’nce düzenlenen “Onlar Seni Unutmadan Sen Onları Hatırla” söyleşileri gibi.

Dünyada elde edilen verilere göre; 65 yaşından sonra her 6 kadından biri ve her 11 erkekten biri Alzheimer hastası. Üyesi olduğum Eskişehir Kent Konseyi; ülkemizde de çok yaygın görülen bu hastalığa karşı duyarlılığı arttırmak, farkındalık yaratmak ve bilinçlendirmek amacıyla çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Çevre Sağlık Çalışma Grubu olarak; 2015 yılında Başkanımız Nuray Akçasoy’un önderliğinde başlattığımız “Unutmayın! Bir gün siz de unutabilirsiniz” projesi kapsamında Tepebaşı Belediyesi Alzheimer Konukevini, Mihalıççık ilçesinde bulunan Selami Vardar Yaşlılar Köşk’ünü ve Hacı Süleyman Çakır Huzurevi’nde yaşayan büyüklerimizi, yaşama sevinci ve moralin yüksek tutulması bilinciyle hareket ederek ziyaret etmiştik.

Bir süredir gerçekleştiremediğimiz ziyaretlerimizi canlı devam ettirmek gönlümüzden geçse de, coronavirus kaynaklı mümkün değil. Pandemiyi dikkate alarak yapılan her bir çalışmadan güzel, içten ve ayakları yere basan öyle fikirler çıkıyor ki grup üyelerince. Fatma, Sebahat, Meliha, Hürriyet, Nesrin, Ayşegül, Reyhan, Emine, Nuran, Yasemin, Gülhan, Birgül, Birdal, Neşe, Naime, Ayşe, Nur, Yıldız hanımlardan. Hakkı, Mehmet, İsmail, Levent, Nadir, Nazmi, Hüsnü, Taylan, Kemal, Erol, Süleyman, Demir, Selçuk, Necdet beylerden…

Dönelim hastalığımıza.1901 yılında ortaya çıkarılan hastalığın mucidi, psikiyatr ve nöropatolog Aloysius Alzheimer(1864-1915). Ünlü çarkıcımız Tarkan’ın doğduğu yer olan Almanya’nın Mainz eyaletinin yakınındaki Alzey. Kentin adı da doktorun adından geliyormuş. Çok gezen mi, çok okuyan mı bilir? Derler ya, oralarda iken Sevgili Filiz söylemişti bu bilgiyi. 

Hastalığa neyin sebep olduğu bilinmemekle birlikte, yüzde 70 oranında genetik faktörlerden kaynaklandığını düşünenler var. Diğer nedenler arasında; yüksek tansiyon, depresyon ve kafada meydana gelen yaralanmalar. Ayrıca; beyinde anormal derecede Amiloid birikmesi de tahminler içinde.

Yakın zamanda İngiltere Keele Üniversitesi bilim insanları, ölen Alzheimer hastalarının beyinlerinde toplu iğne başı boyutunun 1/10.000’i kadar bakır ve demir parçaları buldular. Üniversitenin biyomedikal Nanofizik profesörü Neil Telling’e göre: “Aslında bu tür parçacıkların hastalıkla bağlantılı olup olmadığı net değil. Ancak onların varlığı, materyallerin beyinde işleme şekli hakkında öğrenilecek çok şey olduğunu gösteriyor ve yeni tedavi yöntemlerinde bir umut.”

Alzheimer hastalığından vefat eden ünlülerden bazıları: A.B.D. Başkanı Ronald Reagan, kızıl saçlı güzel yıldız Rita Hayworth, Komiser Colombo dizisi ile ünlenen Peter Falk, ünlü boksörlerden Sugar Ray Robinson, Demir Lady Margaret Thatcher, Behiye Aksoy, Burçin Orhon, Esen Günay…

Ümit ediyorum ki; bilim insanları 120 yıllık geçmişi olan Demans(bunama)’a yol açan hastalıklardan en yaygını olan Alzheimer’ın tedavisini bulur.

“Unutmayın, bir gün siz de unutabilirsiniz.”

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.