Kasım ayında Katar’da yapılacak 2022 FİFA Dünya Kupası finallerinin güvenliğini sağlamak için 3 bin 250 emniyet mensubu ile özel yetişmiş polis köpeklerinin görevlendirilmesine ilişkin Niyet Mektubu Protokolü Meclis’ten geçti.

 

Muhalefet Dünya Kupası finallerindeki güvenlik risklerine dikkat çekerek, Türk polisinin Katar’da görevlendirilmesine tepki gösterdi. CHP’li Utku Çakırözer, “Polisimizin can güvenliğini riske eden, hukuki güvenliğini eksik bırakan bu anlaşmaya biz karşıyız. Komisyonda, anlaşmanın görüşmelerinde ‘polisimizi Katar’ın jandarmalığına göndermeyin’ dedik, çağrılarımıza kulak verilmedi. 3 bin 250 polisimizin, 100 uzman polis köpeğinin Katar çöllerinde, FIFA jandarmalığında, Katar  çöllerinde ne işi var? Şimdi buradan bir kez daha uyarıyoruz: bize rağmen bu anlaşmayı çıkarmanız durumunda, doğacak her tür olumsuzluğun sorumluluğu buna oy veren ve bunu önümüze getiren AKP iktidarına aittir!  Katar’da polisimizin saçına zarar gelirse hesabını veremezsiniz” dedi.

TÜRK POLİSİ KATAR YOLCUSU

2022 FIFA Futbol Dünya Kupası’nın güvenliğinin sağlanması için Türkiye, Katar’a aralarında bomba uzmanları, çevik kuvvet ekipleri ve diğer emniyet birimlerinden 3 bin 250 emniyet görevlisi ile 100'e yakın özel yetişmiş polis köpeği gönderecek. Giden uzmanlar ve bomba köpekleri havaalanlarında, statlarda, otellerde bomba araması yapacak. Havaalanlarının, statların iç ve dış güvenliği ile kafilelerin otellerden maça geliş ve dönüşlerinde güvenliği Türk polisi tarafından sağlanacak.

Katar’da görev yapacak Türk emniyet personelinin görevleriyle ilgili niyet mektubu protokolüne ilişkin düzenleme TBMM’den geçerken, muhalefet güvenlik risklerine dikkat çekerek, orada görev alacak emniyet personelinin Katar’da bulundukları süre içinde Katar yasalarına ve yargı yetkisine tabi olmasına tepki gösterdi.

POLİSİMİZİ NEYİN KARŞILIĞINDA GÖNDERECEKSİNİZ!

TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, “Biz can ve mal güvenliğimizi emanet ettiğimiz kahraman polisimizin hem Türkiye'de hem uluslararası alanda sorumluluklar almasına karşı değiliz. Türkiye ile Katar arasında iyi ilişkiler kurulmasına da karşı değiliz ama bir şeye kesinlikle karşıyız. Bakın, Dışişleri Komisyonu’na gelen Bakan Yardımcısı bu anlaşmayı savunurken ‘Bu özel bir anlaşma Katar'la çok özel ilişkilerimiz çerçevesinde’ dedi. O zaman sormak hakkımız: ‘Neyin özeli, kimin özel ilişkisi?’ Yani biz şimdi, Katar Emirinin AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanından özel ricası için mi buradayız? Yani uçan sarayın karşılığında mı, yani Tank Paletin peşkeş çekilmesinin karşılığında mı? Köklü devlet geleneği, kurumsal birikimi olan Türkiye Cumhuriyeti'nin işte böyle özel ilişkiler içinde olmasına biz karşıyız. Saraydaki tek adam yönetiminin kişisel ikbali uğruna uçurdukları 128 milyar dolarları yerine koyacak borç swapları karşılığında kahraman polisimizin riske atılmasını karşıyız” dedi.

GÜVENLİK RİSKİ VAR!

FİFA Dünya Kupası’nın güvenliğinin Katar’dan beklendiğini, Ancak Katar’ın da bunu Türk polisine devrettiğini söyleyen Çakırözer, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bizim polisimiz ülkemizde büyük organizasyonların güvenliğini başarıyla sağlamakta, gurur duymaktayız ama şimdi durum farklı, biz ev sahibi değiliz. Böylesine büyük bir organizasyonun güvenliği için dışarıdan polis görevlendirmek yetmez ki. Katar'ın yeterli güvenli altyapısı olması lazım. Ortada böyle bir altyapı yokken gencecik polislerimizi bir bilinmezliğe nasıl göndeririz?”

2022 FIFA Dünya Kupası’nın da tüm diğer uluslararası organizasyonlar gibi yüksek güvenlik riski taşıdığına dikkat çeken Çakırözer, IŞİD, El Kaide ve birçok terör örgütünün kendilerini göstermek için fırsat kolladığını dile getirdi. Çakırözer, “Ülkenin coğrafyası yabancı, dili yabancı, geleneği yabancı, istihbarat kaynaklarımız yok ya da çok sınırlı. Şimdi, böylesine çok bilinmeyenli bir alanda herhangi bir uluslararası güvenlik şemsiyesi de bulunmazken polisimizin tek başına bu riski üslenmesi ulusal menfaatlerimiz açısından gereksiz ve çok tehlikeli buluyoruz” diye konuştu.

Çoğu kıraathane sahibi iş yerini kapattı Çoğu kıraathane sahibi iş yerini kapattı

HUKUK GÜVENCESİ KATAR YARGISINA EMANET!

Niyet Mektubu Protokolünün uluslararası güvenlik anlaşmasından ziyade bir hizmet alım sözleşmesine benzediğini belirten Çakırözer, 2022 FİFA Dünya kupasının güvenliğini sağlayacak polislerin başlarına bir şey gelmesi durumunda ihtiyaçları olacak hukuki güvencenin sağlanmamasına da tepki gösterdi. Çakırözer şu açıklamaları yaptı:

“Emniyet mensuplarımızın bir özel şirket elemanı gibi muamele göreceği bir anlayışı biz asla kabul edemeyiz! Ama bakıyoruz, giden polislerimizin tüm iaşe, ibate, konaklama bedelleri, sağlık sigortaları, ulaşım masrafları, hatta yöneticilerin SIM kartları ve internet paketleri dahi düşünülmüş, yazıya dökülmüş. Yani anlaşmanın mali hükümleri konusunda iktidar tüm yükü Katar'a atmış, kendini sağlama almış. Ama bu anlaşmada, göz bebeğimiz polislerimizin o görev sırasında başlarına bir şey gelmesi durumunda ihtiyaçları olan hukuki güvence düşünülmemiş bile. Çok açık, çok net.”

İKİ ANLAŞMAYI KIYASLADI

Çakırözer, Meclis’ten geçen diğer uluslararası askeri anlaşmalarda askerlerin Türk yargısına tabi tutulduğuna ilişkin düzenlemeleri hatırlattı. Anlaşmalardan örnekler gösteren Çakırözer şunlara dikkat çekti:

“Elimde iki anlaşma var! Biri bugünkü anlaşma, işte, bu anlaşma diyor ki: ‘Katar'da görevlendirilecek emniyet personeli Katar'da bulundukları süre zarfında Katar yargı yetkisine tabidir.’ Yani ‘şeriat yargısına tabidir’ diyor. Peki, o zaman bir de buna bakın. Bu ikinci anlaşma Katar'a asker gönderirken yine bu Meclis’ten geçirdiğimiz anlaşma.. Anlaşma diyor ki: ‘Türkiye Cumhuriyeti personeli hakkında yani görev alacak askerler hakkında Türkiye Cumhuriyeti yargı yetkisini kullanma hakkına sahiptir.” Neymiş o durumlar? ‘Ülkemize ya da ülkemiz personelinden birinin kendine ve mal varlığına karşı işlenen suçlar, resmî görevini icrası sırasında yapılan eylem sonucu ya da görevin yerine getirilmemesi sonucu meydana gelen suçlar.’ Şimdi, bu iki anlaşma da bizim ama askerlere sağladığımız yüzde 100 yargı bağışıklığı polisler için sağlanmıyor. İşte, bu vahim eksiklik bile oradaki polisimizin nasıl büyük bir tehlike altında görev yapmaya gönderildiğini göstermekte.”

BİR AYLIK SÜRE İÇİN 5 YILLIK YETKİ

2022 FİFA Dünya Kupası’nın kasım ayında yapılacağını ve bir ay süreceğini de söyleyen Çakırözer, Meclis’ten geçen anlaşmada polis göndermek için beş yıllık yetki alındığına ve sonrasında da bu sürenin beşer yıl daha uzatılacağına dikkat çekti.

“Ne oluyor, ne yapıyoruz, neyin karşılığında polisimizi Katar'a jandarma yapıyoruz?” diye soran Çakırözer, “Neden beş yıllık yetki? Dünya Kupası sonrasında polisimize hangi görevlendirmeler yapmayı planlıyorsunuz? Bunu çıkın, anlatın diyoruz, konuşan yok” tepkisini gösterdi.

KIBRIS TÜRKÜNÜN HAKKINI KORUMADINIZ

AKP iktidarının Katar’a birçok jest yaptığını vurgulayan Çakırözer, Katar’ın Kıbrıs Türklerinin hakkının hukukunu yok sayacak anlaşmalara imza atmasına tepki gösterilmemesini de eleştirdi. Çakırözer, “Katar’da üs kurduk, asker gönderdik.. Şimdi polis gönderiyoruz! Geçenlerde yine bir başka anlaşmada 250 pilotun eğitimini üstlendik. İyi, peki, bu kadar özel ilişki içinde olduğumuz Katar'dan bizim ‘canımız’ dediğimiz, ‘yavru vatan’ dediğimiz KKTC için bir tanıma jesti gördük mü? Lafa gelince ‘KKTC'nin egemenliğin tanıtacağız.’ Peki, tanıtın o zaman. Geçtik tanımalarını bu Katar yönetimi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle bizim gözümüzün içine baka baka 2 ayrı petrol arama anlaşması imzaladı, hem Türkiye'nin hem de KKTC'nin, Kıbrıs Türkünün hakkını, hukukunu yok sayarak. Peki, şimdi, şu soruyu sormak benim hakkım değil mi? O zaman ne işi var benim 3.251 polisimin, 100 uzman polis köpeğinin, Katar çöllerinde, FIFA jandarmalığında ne işi var?” dedi.

“POLİSİMİZE ZARAR GELİRSE SORUMLULUK BU İKTİDARIN!”

Çakırözer, Meclis Genel Kurulu’nda şu çağrıyı yaptı:

“Böylesine güvenlik riski, böylesine belirsizlik bulunan bir organizasyondan Emniyet teşkilatımızı ne kadar uzak tutarsak o kadar iyidir. Polisimizin can güvenliğini riske eden, hukuki güvenliğini eksik bırakan bu anlaşmaya biz karşı oy kullanacağız ama bize rağmen bu anlaşmayı çıkarmanız durumunda, şimdiden söyleyeyim ki doğacak her tür olumsuzluğun sorumluluğunu buna oy veren, bunu önümüze getiren, tüm uyarılarımıza rağmen Komisyonda ve diğer platformlarda bunu önümüze getiren siyasi iktidara ait olacağını bir kez daha tarih önünde vurgulamak isterim.”