Sanat çalışmaları Neşet Ertaş’ın yaşamında merkezi bir yer oluşturur. Bu yönüyle müzik; bir iş-meslek olmaktan öte, sanatsal bir etkinlik olarak dış dünyayla kurulan ilişkide bir anlatım aracı ve hayatı anlamlandırma mücadelesi; gelir elde etmenin dışında, bütünlüklü bir hayat sağlayan temel bir çerçevedir. Kültürel bir davranış olan müzik, Ertaş’ın yaşam biçimi ve dış dünya ile ilişkileriyle anlamlı bir bütünlük sağlar. Onun için çalıp-söyleme, kendini var etme biçimi, dünyaya bakışını yansıttığı, bu nedenlerle özgün yaşantısını, değerlerini, sorunlarını dışa vuran bir etkinliktir. Ertaş için temelde çalıp-söylemenin kendisi, başlı başına bir dışa vurumdur. O’nun için çalıp-söylemek; yaşam mücadelesi ve ayakta kalma çabasının yanında yaratmak, doğaya yanıt vermek ve kendini var etmenin estetik yoludur.
Neşet Ertaş’ın, doğal kişiliğe dayalı yaklaşımı nedeniyle, yaratımlarında belirgin bir sanat kaygısı yoktur. Hak yolunda, insanlığa bir şeyler aktarabilmek için daima anlaşılır bir biçimde ifadeler kullanmaya özen gösteren Ertaş’ın bu temel yaklaşımına karşın, yaratılarının ve icrasının arka plânında sanatsal çıtanın çok yukarıda olduğu ve alabildiğine zengin bir sanatsal anlatımın bulunduğu hemen göze çarpar.
Bu durumun nedeni de, öncelikle sanata kaynaklık eden doğanın kendisinin aslında bir sanat eserini niteliğinde oluşu, ya da inançtaki yeri ile doğanın, en büyük üstat olan Allah’ın sanatının bir eseri olduğu, buna bağlı olarak kaynağını buradan alan sanatın da bu zenginliği alabildiğine yansıttığıdır. Abdallarda ve özelde Ertaş’ta görülen ve alabildiğine incelikli müzik ile derinlikli sözün adeta başa baş yürümesinin sırrı buradadır.
Abdal Müziği ve Orta Anadolu Abdal Müziği’nden hareket ederek, zamanında Anadolu Abdalları’nın hatta diğer geleneklerin renklerini de içine katıp yeniden biçimlendiren, müziğin boyutlarını değiştirerek zirveye ulaştıran Ertaş’ın müziği, Anadolu müzik ürünleri arasında nicelik, nitelik ve sanat düzeyi yönünden en değerli paydalardan birini temsil etmektedir. Ertaş ile çığırının zirvesine ulaşan bu geleneğe dayalı ürünlerin, Anadolu’daki muadillerine ve benzerlerine göre çok daha ilerde durması; uzun bir tarihsel geçmişinin olması ve bu süreçte, hemen her bireyin müzik sanatını inanç ve kararlılıkla kesintisiz bir biçimde sürdürmesi nedeniyle, böylesi bir evrime ve olgunluğa eriştiği anlaşılmaktadır.
Estetik, müziği oluşturan bütün materyallerin sanatsal bir ifade içerisinde sunulması ile ortaya çıkan bir anlayış biçimidir. Anadolu müzik geleneği içerisinde yer alan deyişler başta olmak üzere birçok tür, genellikle salt öğreti amaçlı söylenen yol gösterici ürünler olmaları nedeniyle, müziği, yegâne değer olan sözün iletilmesi için iyi araç olarak görüp kullanan bir anlayış içerisindedir. Bu nedenle kişisel ürünlerin yaratımında, estetik kaygı çokça önemli olmasına karşın, gelenek müzikleri genel anlamda estetik kaygıdan uzak olup bu müziklerde karşılaşılan estetik unsurlar kendi maddi ve kültürel doğalarının yansımalarıdır.
Bu bağlamda geleneksel müzikler doğal estetik yapısı; hem insan doğasına uygunluk, hem de maddi-manevi kültürel evrenin yansımaları olarak bünyesinde birbirinden ilginç ve karmaşık, ancak, o kadar da değerli ögeleri barındırır. Geleneksel müzik ürünleri içerisinde hem doğal estetik yapıları hem de sanatkârane bir üst düzey estetik anlayışı, Anadolu’nun meslekten sanatkâr ustası Neşet Ertaş’ın yaratımları içerisinde kolaylıkla gözlemlenebilir. Ancak, onda görülen ve kendi maddi-manevi kültür evrenine yabancılaşmadan, tamamen doğallık ekseninde beliren estetik kaygı; müziğin içinde çok fazla yer almışlığın ve ustalığın itici güçlerinin getirdiği bir oluşumun eseridir. Kaldı ki, zaten mihenk taşı settir ve içinde yabancılaşma, abartı vb. izler taşıyan ürünler halkın beğenisini kazanamadan yok olup gitmek durumundadır. Bu durumu iyi bilen Neşet Ertaş’ın, meslekten sanatkâr ve birinci sınıf usta oluşu; yaşamı boyunca aynı işi sürdürüyor olması nedeniyle, onun müziği, sanatsal içerik ve estetik anlayış yönünden de Anadolu Müziği’nin en önemli zirvelerinden birini temsil eder. Bu durum birbirinden renkli türküler, bozlaklar, oyun havaları, uzun havalar yanında deyişler, hatta semahlar için de aynısıdır.
Neşet Ertaş müziği ve şiirini oluşturan öğeler arasında, en başta, eski Türk Halk Edebiyatı ve Türk Halk Müziği öğelerinden söz etmek gereklidir. Yalınlığın içinde gizli olan derinlik ve zenginlik biçiminde ortaya çıkan tarzında; müzikle şiirin birbirini tamamlayıcı nitelikte sarması, halk edebiyatı ve Abdal müzik geleneğinin eski geçmişinden gelen öz yapının kesintisiz bir biçimde sürmesi ilgi çekicidir. Şiirlerinde, hemen her yönden halk edebiyatının büyük ölçüdeki etkisi göze çarpar. Metrik bakımdan ise, ulusal vezin diyebileceğimiz hece vezni daima önemini ve gücünü korur. Kafiye konusunda ise, eski halk edebiyatı geleneklerine uygun bir tavır sergilemenin yanında; kişisel dehası, üstün duyuş yeteneği ve ses zevkinden dolayı olağanüstü bir çeşitlilik ve renklilik gösterir.
Neşet Ertaş, eserlerini, edebi yapı ve müzikal yönden; dil, müzik, konu, konunun tarihsel, kültürel ve sosyal temeli ve psikolojik alt yapısına uygun bir bütünlüğe kavuşturur. Yaratımlarının düşünsel temelini; mantık kurgusu, hareket noktaları ve akışı ile ses örgüsüne ilişkin öğelerle özenle biçimlendiren Neşet Ertaş, aşiretine dair sanat geleneğinden kaynaklı edindiği özü ve kişisel tavrına dair ayrıntıları da büyük bir özenle eserlerine yansıtır. İlk günden ömrünün sonuna kadar çok farklı yerlerde yaşamasına karşın, bu temel nokta hep korunarak gelmiş, böylelikle aslına uygun ve özgün anlatım tavrı özde hep aynı kalmıştır. Bu çevreden bakıldığında Ertaş’ın Kırşehir’de ürettikleri ile Almanya’da ürettikleri arasında özde fark yoktur.
Neşet Ertaş şarkıları ve türküleri içeriğinin doğasını ortaya koymak birçok yönüyle zordur. Mükemmeliyetçi yapısı, detaycı beyin kullanımı, yüksek birime bağlı olarak şekillenmiş gelişkin, karmaşık ancak bir o kadar da duygusallık içeren, mantık yönünden tutarlı bütünler oluşturan zengin ezgilerin yapısal incelikleri şaşırtıcıdır. Melodi; çeşitli ses dizileri, makamsal çeşniler, birbirini izleyen tonlar, tonal ilişkilerin doğal çekimleri, ince geçişlerle iç içe yürüyen geçkiler, zengin ritmik yapılar gibi ortak bileşenleri kapsar.
Neşet Ertaş’ın müziğinde bu bileşenlerden bazıları kolayca tanımlanabildiği gibi, kimisi de ancak ilgili müzik kültürü içerisinde algılanabilen kendine özgü yapılar yoluyla ortaya konulabilir. Onun müziğinde melodi; tüm bu tanımlanabilen ve tanımlamayan öğelerin etkisi ile meydana gelen ortak paydalarının bütünü olarak, kültürel yapıdan kaynaklanan kavrayışın, icra anındaki psikolojik durumunun ve duygu çağrışımlarının o anla ilgili bir sonucudur.
Hemen her seferinde, tıpkı yeniden doğuşu ortaya koyan bir doğaçlama anlayışı içerisinde beliren zengin ezgilerin; anlamsal tutarlılığı yanında, duygusal çeşitliliği, düzenlemelerin estetik hassasiyeti bu karmaşık yapının anlaşılmasını zorlaştırır. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi kesintisiz bir biçimde sergilenen ezgilerdeki süreklilik ve akıcılık kavrayışı, ritmik yapı yanında tonun yoğunluğu ile sağlanır.
Neşet Ertaş müziğinde, bazen melodiyi kendi değerleri içinde sınıflandırmak ve bir kalıba sokmak da olanaksız gibidir. Bu nedenle, Neşet Ertaş’ın müziğinin yapısını anlamak için en verimli yol; ezgilerin türlerini, çeşitlemelerini, stillerini, hangi kültürel evren içerisinde ve zaman dilimlerinde oluştuğunu anlamaktır.
Türküler için kullanılan; her türkü bir kuraldır deyimi, doğaçlama yapıdaki gelenek müziklerinin özgür ruhunu ortaya koymak için söylenmiş bir sözdür. Ancak, doğaçlama anlayışı, müziğe özgürlük ve özgünlük kazandırmakla beraber, geleneksel müziklerin teoriden tümüyle uzak olduğu sonucunu doğurmamalıdır. Bilinenin aksine, aslında da geleneksel müzikler, katı bir düşünce sistematiği ile adeta parçalanmaz çelik gibi değer yargıları üzerine kuruludur.
Bu nitelikte bir kültür ürünü olarak Abdal Müziği ve onun zirvesine varmış Neşet Ertaş’ın müziği de, müzikal anlam içinde yorumlanırken, çeşitli yönlerden değerlendirilmelidir. Çünkü belirli bir kültürel evren içerisinde üretilmiş her bir eser, tarihsel süreç, stil, melodik-ritmik karakter, ağız ve yorum özellikleri yönünden çeşitli nitelikleri özünde barındırır. Bu nedenle gerek Ertaş müziği, gerekse bu müziğe ilişkin eserlerin çeşitli sınıfsal ve tarihsel bilgiler ışığında incelenmesi önemlidir.
Neşet Ertaş için sanat ürününe dönüşmüş bir eserde aslolan, hava; yani müziktir. Çünkü ona göre; söz, eskiyebilen hatta çağa göre yenilenmesi gereken bir şeydir. Ertaş bu düşüncesini kendi ifadesiyle şu şekilde aktarmaktadır: "Aslında eser, havadır. O sözleri canlandıran, kalıcı olan havadır. Hava ölmez. Söz eskiyince değiştirilebilir, ama hava ölmez!"
Neşet Ertaş’a göre, ölümsüz havalar meydana getirmek zordur. Bu, tıpkı bir ananın çocuğunu meydana getirmesi, ona emek vermesi gibidir: "Hava, kolay meydana gelen bir şey değildir. Bir müzik havasını meydana getirmek; bir ana gibi yoğurmak, ana gibi meydana getirmektir."
Ürettiği havalara tıpkı bir ana gibi emek veren Ertaş; bu anlayışla, dünya durdukça duracak nitelikte ölümsüz havalar yaratmıştır. Zaman içerisinde kimisinin eskiyen sözlerini değiştirip güne göre yeni söylem ve fikirlerle dile getiren Ertaş, hem bunları çeşitlendirmiş, renklendirmiş; hem de yeniden can katmıştır.
Neşet Ertaş; ölümünden önceki dönemde, daha önceleri başka ozanların şiirleriyle söylediği ölümsüz havalarının da hem sözlerini yenilemek, hem de kendi şiirleriyle buluşturmak amacıyla yeni şiirler yazmaya başlamıştır. Ertaş, bu durumu şöyle açıklamaktadır: "İlk zamanlarda; Kul Âşık, Âşık Veysel, Ali İzzet Özkan gibi başkalarının sözlerini havalandırdığım havalarımın içine, eğer biraz düzelebilir ve rahatlarsam, kendi şiirlerimi koymak istiyorum. Onlar ölmeyecek havalar, kolay kolay gelecek havalar değil. Bir ikisinin sözlerini değiştirdim. Ben o havaları belki kendim çalamam ama ara bir parça düzelsem teyze filân okurum."
Neşet Ertaş’ın eserleri yapısal yönden, Türk Halk Müziği’nin iki ana formu olan; uzun hava ve ölçülü hava ile bunların ortak kullanımından oluşan karma hava biçimindedir. Birbirinden belirgin biçimde ayrışan bu üç tür, Ertaş’ın müziğinde de temel niteliğiyle aynıdır. Ölçülü havalar içerisinde yarattığı ritmik esnemeler ya da uzun havalar içerisinde yarattığı zaman zaman neredeyse ölçülü hava duygusu veren ritmik kalıplara dayalı icrası ile ana formlara ilişkin kişisel yaklaşımını yansıtmaktadır. Ertaş’ın, hele de ölçülü havalar içerisinde uzun hava parçacıkları kullanarak yarattığı ritmik serbestlikler, adeta dördüncü bir form görünümü sergiler.
Neşet Ertaş’ta müziğin zenginliğini ve gelişkin yapısını oluşturan ana öğelerden biri de, kullandığı ses dizileridir. Birçok çeşidi bulunan ve birbirinden farklı yapıları, ses örgüleri ile o’nun müziğinin temelini oluşturan bu diziler; bir kısmı Anadolu Müziği genelinde görülen, bir kısmı da kendi aşiret sanat geleneğinden kaynaklı olarak edindiği yapılardır. Makamsal dörtlü ve beşlilerden oluşan bileşenlerin, çok çeşitli şekillerde yan yana gelişiyle biçimlenen bu diziler, Ertaş’ta, gerek ses örgüsü gerekse sesler arasındaki çekim ilişkileri yönünden ince ayrıntılar üzerine kurulu hassas bir dengeye kavuşmuştur.