Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sinan Erginel, KOAH ve koronavirüs ilişkisinden bahsederek, “Pandemiye yönelik uygulanan önlemler sayesinde koronavirüs hastaları arasında KOAH sıklığının diğer kronik hastalıklar kadar fazla olmadığı görülmüştür” ifadelerini kullandı

Türk Toraks Derneği Batı Anadolu Şubesi Başkanı ve ESOGÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sinan Erginel, 17 Kasım Dünya KOAH Günü dolayısıyla bazı açıklamalarda bulundu. KOAH’ın tanısı ve risk faktörlerinden bahseden Prof. Dr. Erginel, tütün dumanı maruziyetinin etkin olduğu hastalığın koronavirüs ile ilişkisi hakkında bilgi verdi.

“Sağlıklı Nefes, Sağlıklı Dünya”

Prof. Dr. Erginel, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığına Karşı Küresel Girişim (GOLD) tarafından organize edilerek, 2002 yılından itibaren her yıl kasım ayının üçüncü çarşamba günü elliden fazla ülkede gerçekleştirilen Dünya KOAH günü etkinliklerinin, toplumda hastalıkla ilgili farkındalık, yerel ve küresel çapta bir etki oluşturmak için düzenlendiğini söyledi. Amacın, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de devam eden koronavirüs pandemisinden bağımsız olarak, KOAH nedeniyle toplumda sakatlık ve ölümlerin devam ettiğini vurgulamak olduğunu hatırlattı. Erginel, “KOAH hastaları pandemi sürecinde en kırılgan hasta gruplarından olduğu için, akciğer sağlığına odaklanmak önem taşımaktadır. Sağlıklı akciğerler ve sağlıklı nefes için dünyanın, insan sağlığı açısından daha iyi bir yer haline gelmesi gerekmektedir” diyerek 2021 yılı Dünya KOAH Günü temasının ‘Sağlıklı Nefes, Sağlıklı Dünya’ olarak belirlendiğini açıkladı.

“Tüm KOAH hastalarının koronavirüs ve grip aşılarını yaptırmaları gerekiyor”

KOAH’tan korunmada en önemli yaklaşımların sağlığın sosyal belirleyicilerinin iyileştirilmesi, solunan havanın kalitesinin iyileştirilmesi, sağlıklı beslenme, egzersiz ve aşılanma olduğunu ifade eden Prof. Dr. M. Sinan Erginel; tüm KOAH hastalarının koronavirüs ve grip aşılarını yaptırmaları gerektiğini, zatürre ve karma aşıları için doktorlarından bilgi almaları gerektiğini belirtti.

“Tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü her türlü tütün dumanına maruziyet”

KOAH ve KOAH’ın risk faktörleriyle ilgili de bilgilendirmede bulunarak “KOAH genellikle zararlı toz ve gaz maruziyeti ve/veya yetersiz akciğer gelişimine neden olan faktörlerin etkisiyle ortaya çıkar. Hava yolları ve/veya hava keseciklerinde gelişen yapısal bozukluklar sonucu, kalıcı solunumsal yakınmalarla birlikte nefes alıp vermede zorluk ile karakterize, yaygın, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. Eşlik eden hastalıklar ve alevlenmeler hastalığın seyrini kötü yönde etkilemektedir” dedi. KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörünün her türlü tütün dumanına maruziyet olduğunu söyleyerek, “Pasif olarak tütün dumanına maruziyet de KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır. Akciğer gelişiminde yetersizlik ile ilişkili hasta faktörleri, sağlığın sosyal belirleyicileri olarak bilinen birey ve toplumun sağlık durumlarını etkileyen ekonomik ve sosyal değişkenler, iç ortam hava kirliliği de diğer risk faktörlerindendir” diye konuştu.

“KOAH, basit bir nefes ölçüm testi ile tespit edilebilir”

KOAH’ın şikâyetleri ve tanısıyla ilgili olarak da açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Erginel, KOAH’ta en sık görülen yakınmaların öksürük, balgam, nefes darlığı ve bazı olgularda yorgunluk hissi olduğunu; KOAH’ın tanısının, basit ve ağrısız bir test olan “nefes ölçüm testi” ile kolayca konulabileceğini belirtti. KOAH tanısı konulan kişilerle ilgili olarak da önemli uyarılarda bulunan Prof. Dr. Erginel, “Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımını bırakmaları, zararlı toz ve gaz içeren ortamlardan, hava kirliliğinden uzak durmaları, sağlıklı beslenmeleri ve günlük egzersiz yapmaları gereklidir. KOAH hastalarının grip ve zatürre aşılarını yaptırması ve nefes yoluyla aldığı ilaçlarını düzenli olarak kullanması gerekir. Bu tedavilerin yanı sıra hastaların sağlıklı beslenmeleri, fiziksel aktivitelerini yapmaları ve gerektiğinde akciğer rehabilitasyonu hizmetlerinden faydalanılması günlük yaşamlarının daha kaliteli hale gelmesini sağlar” dedi.

“KOAH hastaları pandemide alevlenme dönemlerini evde geçirmeyi tercih etti”

Pandemi sürecinden dolayı KOAH varlığında yoğun bakım gerektiren ağır koronavirüs hastalığı riskinin 5 kat arttığını ifade eden Prof. Dr. Erginel, KOAH ve koronavirüs ilişkisinden bahsederek şöyle devam etti:

“Türkiye’de ilk koronavirüs vakası bildirildikten sonra pandemi sürecinde kronik solunum hastaları da olumsuz etkilenmiştir. Bununla birlikte geçtiğimiz yıl içinde KOAH hastalarının izole olmaları, hava kirliliğinin azalması, pandemiye yönelik uygulanan önlemler sayesinde koronavirüs hastaları arasında KOAH sıklığının diğer kronik hastalıklar kadar fazla olmadığı görülmüştür. KOAH hastalarında temel hedef, hastaların pandemi öncesinde kullanılan KOAH ilaçlarına aynı şekilde devam etmesi sağlanarak stabil halde tutabilmektir. Evde solunum cihazı ve oksijen tedavilerine önceden olduğu gibi devam edilmelidir. KOAH hastası olan ve koronavirüs enfeksiyonu gelişen hastalarda KOAH alevlenmesi diğer viral enfeksiyonlarla benzerlik göstermektedir. Bu nedenle, doğru tanı gereklidir ve mümkün olduğunca ayırıcı tanı mutlaka yapılmalıdır. Yapılan çalışmalarda, pandemi nedeniyle yüz yüze klinik ziyaretlerin azaldığı tespit edilmiş, aynı şekilde pulmoner rehabilitasyon programlarının kesintiye uğradığı gözlenmiştir. KOAH hastaları alevlenme dönemlerini evde geçirmeyi tercih etmişlerdir. Bu süreçler için tele sağlık ‘uzaktan ya da çevrimiçi’ sağlık uygulamaları geliştirilerek KOAH hastaları desteklenmektedir.”