banner639

İktidar Eskişehir’e üvey evlat muamelesinden vazgeçmedi

Utku Çakırözer, "Siyasi kimliklerimizi bir tarafa bırakarak, yardıma muhtaç genç yaşlı, kadın erkek herkese elimizi uzatmamız gereken bir süreçteyiz."

İktidar Eskişehir’e üvey evlat muamelesinden vazgeçmedi

Siyasi kimliklerimizi bir tarafa bırakarak, yardıma muhtaç genç yaşlı, kadın erkek herkese elimizi uzatmamız gereken bir süreçteyiz.

İktidar Eskişehir’e üvey evla muamelesinden vazgeçmedi

CHP Eskişehir Milletvekili Gazeteci Utku Çakırözer, Koronavirüs salgını sürecini, hükümetin çalışmalarını değerlendirdi ve mecliste görüşülen gündem maddelerine ilişkin Manşet gazetesinin sorularını yanıtladı.

Koronavirüs salgını süreci nasıl yönetildi? CHP olarak eleştirileriniz neler oldu?

Türkiye’de ilk korona vakası birçok ülkeye göre daha geç görüldü. Ama maalesef buna rağmen önlemler geç alındı. Ülkemizde ilk vakanın görülmeye başladığı tarihten itibaren ülkeye girişlerin sınırlandırılması, gümrük kapılarının kapatılması, yurt dışından gelen vatandaşların belli sürelerle karantinaya alınması gerekiyordu. Ama bunların hiçbiri zamanında yapılmadı.

Koronavirüs salgını görülmeye başladığı tarihte umreye hemşehrilerimiz gönderilmeye başladı. Bu olmamalıydı. Ya da umreye giden vatandaşlarımızın gittikleri bölgelerde karantinaya alınması sağlanmalıydı.

Salgının ülkemizde yayılmaya başladığı süreçte sokağa çıkma yasağının getirilmesini istedik ama olmadı. Eskişehirimizde ve ülke genelinde yüzbinlerce emekçimiz evine aş götürebilmek için işine gitmeye devam etti.

Salgınla mücadele için pandemi kurulları kuruldu, salgın döneminde bu kurullara sağlıkçıların temsilcileri alınmadı. Eskişehirimizde Valilik bünyesinde oluşturulan kurula bizlerin çağrıları sonrasında belediyelerimiz dahil edildi. Yine şehrin milletvekilleri olarak Eskişehir Valisi ile bizzat görüşmemize rağmen hala sağlık emekçileri temsilcileri bu kurulda yok. Tabip Odası, Eczacılar Odası gibi sağlık çalışanlarının temsilcileri bu kurulda neden yer almıyor?

Maalesef planlı bir sokağa çıkma yasağı olmadı. 2 saat öncesinde sokağa çıkma yasağı ilan ettiler. Vatandaşı marketlerin, bakkalların önüne yığdılar. 10 Nisan gecesi ilan edilen sokağa çıkma yasağı ve o gece yaşananlar maalesef bu salgın dönemine asla akıllardan silinmeyecek bir plansızlık, başarısızlık olarak tarihe geçti. Vatandaşın iktidara ne kadar güvenmediğini gösterdi.

Büyük kentlerde bazı hastanelerin sadece salgın hastalıkla mücadeleye ayrılması, Türkiye genelinde test merkezlerinin olabildiğince yaygınlaştırılması, kitlerin üretilmesi için çalışmalara başlanması ve gerekli stokların oluşturulması gerekiyordu. Bunlar maalesef zamanında yapılmadı. Yine Eskişehir’de Büyükşehir Belediye Başkanımız Prof. Yılmaz Büyükerşen’in de söylediği gibi bazı hastaneler de bu süreçte normal hastalarımızın tedavisi için ayrılabilirdi.

20 Nisan gecesi itibariyle toplam vefat sayısı 2 bin 259’u buldu. Ama biz hala Eskişehirimizde toplamda kaç yurttaşımızı kaybettiğimizi, hasta vaka sayımızı bilmiyoruz.

Afrika Kalkınma Bankası’nın ortaklık payının arttırılmasını neden eleştirdiniz? İktidarın bir yanda kampanya başlatıp, diğer yandan başka ülkelere yardım göndermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen uluslararası anlaşmalar ile Afrika Kalkınma Bankası’na 5 milyar lira ortaklık payı aktarılması ve Cumhurbaşkanına da bu payı 26 milyar liraya kadar arttırma yetkisi verildi. Tam Korona salgının ülkemizde görülmeye başladığı döneme denk geldi bu. Dışişleri Komisyonu üyesi olduğum için teklifin komisyon görüşmeleri sırasında anlaşmaya karşı çıkarak, yoksul halk için, Eskişehir çiftçisi için bulunamayan ödeneklerin, iktidarın Afrika hayallerine yatırım olarak kullanılmamasını istedim.

Eskişehirimizde geçen yıl Haziran ayında bir sel felaketi yaşandı. 9 ilçemizde 2 binin üzerinde zarar gören çiftçimiz için 55 milyon liralık bir afet yardımı, ödeneği istendi.  Biz de takipçisi olduk ama yaklaşık 2 bin çiftçimize, göndere göndere çiftçi başına 201 lira gönderdiler. Evet başka ülkelerle ilişkiler önemlidir ama şimdi ülkede işçi, çiftçi, emekçi perişan haldeyken hükümetin Afrika hayali için kendi üyelerinin bile onaylamadığı bir duruma astronomik katkı sağlanması doğru değildi. Böyle bir hata yapılmamalıydı.

Salgın döneminden geçtiğimiz bu süreçte de işsiz sayımız katlanarak arttı. Çiftçi, esnaf mağdur oldu. İnsanlar, sağlık çalışanlarımız maske bulamıyor. Bizim ülkemizde kendi insanımızın, sağlık çalışanlarımızın ihtiyacı varken, 34 ülkeye sağlık malzemesi gönderdik. Bu salgın döneminde, vatandaştan yardım isteyip, kendi halkı maske bulamazken başka ülkelere sağlık ekipmanı yardımı yapılması kabul edilebilir bir şey değil. İşte 18 yıllık AKP iktidarının halkı düşürdüğü nokta. 

SİYASİ KİMLİKLERİMİZİ BİR YANA BIRAKMALIYIZ

Salgın sürecinde CHP’li belediyelerin yardım kampanyalarının durdurulmasını, aşevi hesaplarının bloka edilmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Korona ile mücadelede dünyada ve ülkemizde birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Siyasi kimliklerimizi bir tarafa bırakarak, yardıma muhtaç genç yaşlı, kadın erkek herkese elimizi uzatmamız gereken bir süreç…

Ama bu süreçte ne oldu? Salgına ve salgının yarattığı mağduriyetlere karşı gerçek bir sosyal devlet anlayışıyla mücadele başlatan belediyelerimizin kampanyaları engellendi. Eskişehir Büyükşehir Belediyemizin, Odunpazarı Belediyemizin salgınla mücadelede halka yardım için başlattığı yardım kampanyalarını istemediler, engellediler. Yetmedi, on yıllardır yoksula bir kap sıcak çorba götürmek için hayata geçirilen aşevlerinin bağış hesapları bloke edildi.

Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz 25 yıldır, Odunpazarı Belediyemiz 13 yıldır, yine Tepebaşı Belediyemiz on yıllardır aşevleri sayesinde Eskişehir’de vatandaşlarımıza sıcak yemek götürüyor. Bu aşevleri salgından öncede ihtiyaç sahiplerine yardım gönderiyordu. Bir kap sıcak yemeğe muhtaç insan sayımızın daha çok arttığı bu dönemden aşevlerimizin hesaplarına bloka konulması vicdansızlıktan başka bir şey değildir. Bu vahim bir hatadır, vicdansızlıktır.

Yine bakın Eskşehir’de belediyelerimiz halkın haber alma hakkının engellenmemesi için ekmekle birlikte gazete dağıtmaya başladı. İktidar bu süreçte halkın gazetelere ulaşabilmesi için bir çözüm bulmazken, halka gazetelerini ulaştıran belediyelerimizi eleştirdi. Bazı belediyelerimizin ekmek dağıtmasına bile izin verilmedi.

Artık hayırsever yurttaşlarımızın iyilik duygularını köreltmekten vazgeçilmelidir. Türkiye’nin tüm şehirlerinde halkçı belediyelerimiz ve belediye başkanlarımız tek adam rejiminin tüm engellemelerine rağmen her zaman olduğu gibi bu salgın döneminde de hemşehrilerimize destek olamaya devam edecek.

İnfaz düzenlemesi Meclis’ten geçti. İnfaz Paketi’nin kapsamı konusundaki eleştirileriniz nelerdir? Bu paket tutuklu gazetecileri neden kapsamıyor?

İktidar bloğu içinde pazarlık konusu olan bu kısmi af düzenlemesini, salgın günlerinde apar topar yeniden gündeme soktu. Ama bu düzenleme çıkan haliyle büyük eşitsizlikler, adaletsizlikler içeriyor. Gezi olayları sırasında Eskişehir’imizde Ali İsmail Korkmaz’ı öldüren güvenlik görevlilerinin bu düzenleme ile dışarı çıkmaları sağlanacak. Yine Berkin Elvan’ı, Abdullah Cömert’i öldürenler bu düzenleme ile serbest kalacak.

Soma’daki maden kazasında işçilerimizin hayatını kaybetmelerine neden olanlar, Aladağ yurt yangında onlarca evladımızın ölümüne neden olanlar, kadın ve çocuk katilleri hepsi bir şekilde izin sistemiyle, özel düzenlemelerle indirimlerden faydalandırıldı. Rüşvet, gasp, uyuşturucu, yaralamaya neden olma gibi suçlardan hüküm giyenler bu düzenlemeden yararlandırıldı ama gazeteciler, avukatlar, hak savunucuları içeride ölümle, virüsle baş başa bırakıldı. İşte bu yüzden biz bu düzenlemeyi adaletsiz, vicdanların kabul etmediği bir düzenleme olarak görüyoruz. Parti olarak bu adaletsizliğin giderilmesi adına Anayasa Mahkemesi’ne de başvurumuzu yapacağız.

Salgından basın sektörü, gazeteler, gazeteciler de ekonomik olarak olumsuz etkilendi.  Bu süreçte Anadolu basınının ayakta kalması için önerileriniz neler oldu?

Salgın başlamadan önce de gerek aylık basın raporu açıklamalarımızda gerekse Meclis kürsüsünde yaptığım konuşmalarda defalarca Anadolu basınına destek olunması çağrısında bulundum, bulunmaya da devam ediyorum. Bu salgın süreci tüm kesimleri olumsuz etkilerken, halkın haber alma hakkı için mücadele veren gazeteleri, televizyonları daha çok etkiledi. Gazetelerin tirajları düştü.  

Sokağa çıkma yasağının ilan edildiği hafta sonlarında Eskişehir’de gazetelerimiz çıkmadı. Bu süreçte hem gazetelerin ayakta kalması, hem halkın haber alma hakkının engellenmemesi, hem de gazeteci meslektaşlarımızın işsiz kalmaması için yapılması gereken öncelikli adımın ‘gazeteler için mali destek paketi açıklanması’ olduğunu söyledim. Bunun için de yine Meclis’ten çağrıda bulundum.

Basın İlan Kurumu dar boğazdan geçmekte olan gazetelere maddi destek sağlamalıdır. Yerel basınımıza KOSGEB kredisi verilmelidir. Gazete sahiplerine özel kredi imkanı sağlanmalı,  basın emekçilerimiz de bireysel olarak bu desteğe başvurabilmelidir. Yine televizyonların uydu bedelleri 6 ay süreyle alınmamalı ve uydu bedeli sonraki süreçte makul bir rakama çekilmelidir.

Bakın hala internetten yayın yapan gazetelerimiz için bir internet yasamız bile yok. Esgazete gibi salgın sürecinde halkın haber alma hakkı için sürekli üreten internet sitelerimiz ve oralarda çalışan basın emekçilerimizin mağdur olmaması adına bu yasanın da bir an önce çıkması gerekmekte. Bunların hepsi ve daha fazlasını Meclis kürsüsünden dile getirdim, getirmeye de devam edeceğim. Gazete de ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaçtır. Eğer bizler salgından sonra da Türk basınının, Anadolu basınımızın yaşamasını istiyorsak iktidar, muhalefet el birliğiyle bu sorunlara çözüm bulmalıyız.

Sivrihisar’da Kaymaz Mahallesi yakınında yaşam alanlarının çok yakınına 2. Siyanürlü Atık Depolama Tesisi yapılması için harekete geçilmişti, bununla ilgili son gelişmeler nedir?

Tüm Türkiye salgınla mücadele ederken, insanlar canlarının derdindeyken iktidar yangından mal kaçırır gibi kalktı Kaymaz Mahallemizde yapılmak istenen Siyanürlü Atık Göleti için ÇED raporunu kamuoyunun bilgisine sundu. Böyle bir süreçte bunun gündem getirilmesi asla kabul edilemez.

Ben kendim bizzat bu zehir göletinin yapılacağı alana gittim, gördüm. Bu alan Kaymaz Mahallemize, yaşam alanlarına sadece 1 km mesafede. İnsanlar göletin yapıldığı alanı ekip biçmiş, orada hayvanlarını otlatıyor. Ayrıca siyanürlü atık göletinde kullanılacak su için de köylülerin tarımda kullandıkları, hayvanlarına su içirdikleri suya ortak olunuyor.

Kaymaz Mahallesi Muhtarımız, Eskişehir Çevre Derneğimiz başta olmak üzere Kaymaz’ımızın, Sivrihisar’ımızın zehirlenmesine, doğanın katledilmesine karşı çıkan yüzlerce yurttaş zehir göletine karşı imza kampanyası başlattı. Zehir göletine karşı toplanan imzalar Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne teslim edildi.

Salgın sürecinde halkın sağlığı için, doğanın katledilmemesi için canla başla mücadele ederek imzaları toplayan ve onları müdürlüklere teslim eden başta Mahalle Muhtarımız ve Çevre Derneğimiz olmak üzere, büyük emek veren herkese yürekten teşekkür ederim. Bu süreçte Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz her zaman olduğu gibi yine çevreye, doğaya, insan sağlığına sahip çıkarak gölete karşı dava açacak. Kent Konseyimizin, Eskişehir Baromuzun bu süreçteki açıklamaları, destekleri ümit verici. İşte tüm Eskişehir yine bir mücadelede birleşti ve şehrine, havasına, toprağına sahip çıkıyor. Bundan sonra da çıkmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum.

Bizler tüm Eskişehir, Anadolumuzun buğday deposu Alpu Ovamıza zehir santrali kurulmasın diye kenetlendik, mücadele verdiysek Kaymaz’ımıza yapılması planlanan zehir göletine karşı da hem birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. Tıpkı Alpu Ovamızda olduğu gibi, Kaymaz için hazırlanan ÇED raporlarının da mahkeme kararlarıyla iptal edileceğine olan inancım tam.

Hep birlikte binlerce Sivrihisarlının, Eskişehirlinin yaşamını, hayvanlarının sağlığını, doğayı, tehlikeye atacak bu siyanür havuzuna karşıyız. Havayı, toprağı, suyu, koyunu, kuşu, insanı zehirleyecek bu adımdan derhal vazgeçilmelidir. Onlar vazgeçene kadar da konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Muhalefet Partisi’nden bir vekil olarak, Meclis’te Eskişehir ve ülke sorunlarına ilişkin dönem dönem soru ve öneriler paylaşıyorsunuz, sizce bu eleştirdiğiniz konularda hükümet tarafından gerekli adımlar atılıyor mu?

Eskişehir Milletvekili olarak hemşehrilerimizin talep ve sorunlarına hem Meclis kürsüsünden dile getirerek, hem de ilgili makamlara iletilmesini sağlayarak çözüm aramaya çalıştım. Şehrin seçilmiş milletvekilleri olarak CHP’si, AKP’si, MHP’si, İYİ Partisi hepimizin tek görevi elbette şehrimizin, hemşehrilerimizin sorun ve taleplerine çözümler bulmak.

Ancak ne yazık ki bu süreçte hemşehrilerimizin sorunlarına çözüm bulma noktasında iktidar tarafından gerekli adımlar atılmadı. Neden atılmadı? Milletvekili seçildiğim 3 dönemdir şehrimizde artık ölüm yolu olarak adlandırılan ‘Kırka-Seyitgazi-Afyon yolu’ yapılısın diye mücadele verdim. Ne yatırım programları yayınlandı ama bu programların hiçbirinde de bu yol için bütçe ayrılmadı. Ölüm yolu hâlâ yapılmayı bekliyor. O yolda yurttaşlarımız yaşamlarını yetirmeye devam ediyor.

Eskişehir çiftçimizi sesini hala duyan yok. Hem Haziran ayında, hem Şubat ayında gerçekleşen iki felakette de çiftçimize tek kuruş ödenmedi. O da yetmedi salgın döneminde çiftçimiz üretmeye devam etsin dediler, tohum destek paketleri açıkladılar. Eskişehirimiz bu açıklanan iller arasında yer almadı.

Salgınla mücadele döneminden geçtiğimiz sadece bir buçuk ay içinde Eskişehir’imizde yaşananları hatırlayalım.. Demiryolcu kenti Eskişehir’imizi de şehrin en önemli sanayi kuruluşu olan TÜLOMSAŞ’ın yönetimi yok edildi. Kurum, Ankara’da oluşturulan bir şirketin paydaşı yapıldı.

Ülke salgınla, yaşamı tehdit eden virüs tehdidiyle mücadele ederken, Kaymaz’a zehirli atık göleti için düğmeye basıldı. Yine ülkede gündem salgına kilitlenmişken Anadolu Üniversitesi’nin Açıköğretim Fakültesi gelirlerinin YÖK’e aktarılması için kanun teklifi getirildi.  Anadolu Üniversitesi, bu Üniversiteden bölünerek bütçesiz bırakılan Eskişehir Teknik Üniversitesi ve hatta Eskişehir için harcanabilecek paraya, devlet tarafından el konuldu.

Maalesef bu salgın döneminde bile, tüm ülke salgınla mücadeleye kenetlenmişken iktidar gelip Eskişehir’in en önemli sanayi kurumunu elinden aldı. Doğanın talan edilmesine adeta göz yumdu. Eskişehirimizin, hemşehrilemizin talep ve beklentileri görmezden gelindi. Eskişehir halkı, Eskişehir çiftçisi,  esnafı seslerini duyuramıyor. Duyursa bile iktidar maalesef bu taleplere, kör sağır davranıyor. İktidar salgında bile Eskişehirimize sahip çıkmadı. Eskişehir’e, Eskişehir halkına üvey evlat muamelesinden vazgeçmedi.

Siz bu salgın döneminin sonunu nasıl öngörüyorsunuz, Eskişehir ve ülkemiz için nasıl değişimler yaşanacak bu sürecin sonunda?

Evet, dünya olarak zor zamanlarda geçiyoruz. Bu süreçte binlerce insanımız kaybettik. Binlerce insanımız tedavi görüyor. On binlerce insanımız işsiz kaldı… Ama inanıyorum ki el birliği içinde aklın, bilimin yolundan ayrılmayarak bu süreci hep birlikte dayanışma ile atlatacağız.

CHP Eskişehir Milletvekilleri olarak yol arkadaşım Jale Nur Süllü ile Eskişehirimiz için, hemşehrilerimizin hak ettiği hizmetlere ulaşabilesi için belediyelerimizle birlikte var gücümüzle çalışmalarımız sürdüreceğiz. Eskişehir’imiz ve ülkemizin bu süreçten en az hasarla çıkması için yerelden ulusala üstümüze düşen tüm sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyoruz.

Bu süreçte herkes salgına odaklandı. Eskişehirspor’un geleceği için ne düşünüyorsunuz?

Eskişehirspor’umuz muhteşem taraftarı ve cefakar oyuncularıyla her zaman Anadolu futboluna örnek olmuş, örnek olmaya da devam eden bir takım. Ama ne yazık ki hem bu salgın süreci, hem de takımın içinde bulunduğu ekonomik durum Eskişehirspor’umuzu puan silme ve küme düşme tehlikesi ile karşı karşıya bıraktı. Sadece Eskişehirspor’umuz için değil, diğer Anadolu takımları da maalesef küme düşme, puan silme tehlikesiyle karşı karşıya. Eğer bizler Anadolu’da futbolun yaşamasını, Anadolu’da sporun yaygınlaşmasını istiyorsak en azından bu süreçte küme düşmeyi kaldırılmalıyız. Bu hem futbolun yaşamasına katkı sağlayacak hem de salgın sonrasında anlı şanlı muhteşem taraftarımıza ve Eskişehirliye moral olacaktır.

Türk futbolunda yer edinmiş, 1965'ten bu yana taraflı tarafsız çok sayıda futbolseverin sempatisini kazanmış bir kulüp şehrin önde gelenleri yanında olmayı sürdürmeliyiz. Hem kulüp, hem vefakâr taraftarımız, hem de Eskişehirliler Eskişehirsporumuz için destek bekliyor. İktidar muhalefet hep birlikte Eskişehirspor’umuza destek olalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ahmet doğru 3 hafta önce

Doğru. Ama siz de gündoğdu mahallesine üvey evlat muamelesi yapmaktan vazgeçin. olmaz mı? lütfen...

banner877