<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Esgazete -Eskişehir Haber, Eskişehir Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.esgazete.com</link>
    <description>Eskişehir haberleri, son dakika ve flaş haberleri, Eskişehirspor haberleri ve Eskişehir’in öne çıkan gelişmeleri internet haber sitemiz esgazete.com’da</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.esgazete.com/rss/roportaj" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 09:13:57 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/rss/roportaj"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Mesele artık CHP değil, ülkenin geleceğidir]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/mesele-artik-chp-degil-ulkenin-gelecegidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/mesele-artik-chp-degil-ulkenin-gelecegidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Av. Ayhan Kavas, Esgazete Yazı İşleri Müdürü Şenay Yıldırım’ın canlı yayın konuğu oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ayhan Kavas: “Türkiye’de mesele artık sadece CHP’ye ne olduğu değil, ülkeye ne olduğudur”</strong></p>

<p>Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Av. Ayhan Kavas, Esgazete Yazı İşleri Müdürü Şenay Yıldırım’ın canlı yayın konuğu oldu. Kavas, hem Türkiye gündemini hem CHP’ye yönelik yargı süreçlerini hem de Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde Ayşe Ünlüce dönemini değerlendirdi. Erken seçimden belediyelere yönelik operasyonlara, ekonomik krizden yerel yönetimlerin artan yüküne kadar pek çok başlıkta dikkat çekici mesajlar verdi.</p>

<h3>Ayşe Ünlüce adaylığı nasıl şekillenmişti</h3>

<p>Şenay Yıldırım’ın, Ayşe Ünlüce ile uzun yıllara dayanan tanışıklığını hatırlatması üzerine konuşan Kavas, bir dönem siyasete mesafeli olduğunu, ancak süreç içerisinde Ayşe Ünlüce’nin siyasette aktif rol alabileceği ihtimalini gördüğünü söyledi.</p>

<p>Kavas, “Ayşe Başkan görevinden emekliye ayrılınca siyasi bir şey olma ihtimali aklıma geldi. Hatta bunu o dönem bir televizyon programında da söylemiştim. Ama tabii çok net değildi. Yılmaz Büyükerşen aday olacak mı, olmayacak mı diye konuşulurken, bir anda tablo şekillendi ve Sayın Yılmaz Büyükerşen, Sayın Ayşe Ünlüce’yi Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak ilan etti” dedi.</p>

<p>Bu noktada Yılmaz Büyükerşen’in en önemli katkısının Ayşe Ünlüce’ye verdiği destek olduğunu vurgulayan Kavas, “Bunu gerçekten gururla söylüyorum. Sayın Yılmaz Büyükerşen’in bu şehre hizmeti çok büyüktür. Ama bu şehir için yaptığı en doğru karar, Sayın Ayşe Ünlüce’yi Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olması için teşvik etmesi ve ona destek olmasıdır. Seçim sonuçları da bunu gösterdi, seçimden sonraki süreçte şehirde yapılan hizmetler de bunu ortaya koydu” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kavas, Ayşe Ünlüce’nin danışmanı olarak görev yapmaktan gurur duyduğunu belirterek, “Mesleki faaliyetlerimi minimuma indirdim. Eşim sağ olsun büro işlerini yürütüyor. Ben de elimden geldiğince başkanımıza destek olmak ve Eskişehir’e hizmet etmek için çalışıyorum” diye konuştu.</p>

<h3>“CHP bunları atlatır, asıl mesele ülkenin başına gelenler”</h3>

<p>Yayında Türkiye gündemine ve CHP’ye yönelik operasyonlara da değinen Kavas, tartışmanın yalnızca parti merkezli ele alınmaması gerektiğini söyledi. “Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına ne geldiği çok önemli değil. CHP’lilerin başına ne geldiği de çok önemli değil. Asıl mesele ülkenin başına, ülkenin insanlarının başına ne geldiği” diyen Kavas, geçen süreçte ülkenin çok ağır bedeller ödediğini savundu.</p>

<p>Kavas, “Rezervler eridi, enflasyon yükseldi, insanlar ekonomik sıkıntı yaşıyor, şirketler batıyor, konkordatolar artıyor. CHP bunları atlatır. Ama ülke bunları nasıl atlatır, bundan sonra ülkenin başına neler gelir, herkesin bunu sorması lazım” dedi.</p>

<p>Yaşananların hukuk, yolsuzluk ya da hırsızlık söylemleriyle açıklanamayacağını ifade eden Kavas, “Ben Ayhan Kavas olarak yolsuzluk yapan, hırsızlık yapan bir insanın ceza almamasını savunacak değilim. Herkes yaptığının hesabını versin. Ama Türkiye’de geçmişte de bu tip davalar oldu. İnsanlar daha ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldı, tutuksuz yargılandı, sabah beşte evinden alınmadı, çoluk çocuğunun önünde bu tablo yaşatılmadı. Şimdi mevzu bahis CHP’liler olunca yaşananların hukukla açıklanmasının mümkün olduğunu düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2026/04/mesele-artik-chp-degil-ulkenin-gelecegidir6.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></h3>

<h3>“4 bin sayfalık dosyada adil yargılama mümkün değil”</h3>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yargı sürecine ilişkin de görüşlerini paylaşan Kavas, özellikle kapsamı çok geniş dosyaların adil yargılama ilkesini zedelediğini söyledi. “Bir iddianame 4 bin sayfa, yüzlerce sanık var. Bu yargılamayı istediği kadar iyi niyetli hakim yapsın, istediği kadar avukatlar çalışsın; adalete uygun bir yargılamanın yapılması, savunmaların düzgün yapılması çok zor” dedi.</p>

<p>Kavas, “Siz 4 bin sayfayı okusanız, bitirdiğinizde aklınızda ne kalacak? Olayların birbiriyle bağlantılı olduğu söyleniyor ama aynı dosyada birbirleriyle ilgisiz gibi duran insanlar var. Zaten adaletsizlik yargılamanın başında başlıyor” diye konuştu.</p>

<p>Ayrıca, CHP’li belediyelere yönelik işlemlerle AK Parti’li isimlere yönelik iddialar arasındaki yaklaşım farkına dikkat çeken Kavas, “Pek çok AK Parti’li belediye başkanı hakkında yolsuzluk iddiaları ortada. Savcılığa verilmiş dosyalar var. Ama işlem yapılmıyor. Konu CHP’li biri olunca sabah operasyonları, görüntülerin önceden medyaya servis edilmesi gibi hukuk güvenliğini sarsan manzaralar çıkıyor” dedi.</p>

<h3>“Özgür Özel’in öfkesi, halkın öfkesidir”</h3>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in son dönemde yaptığı açıklamaları da değerlendiren Kavas, Özel’in söylemlerinin kişisel değil toplumsal bir karşılığı olduğunu savundu. “Özgür Özel’in öfkesi, Özgür Özel’in kendi öfkesi değil; bence Türk halkının iktidara duyduğu öfke, Özgür Özel’de vücut buluyor” dedi.</p>

<p>Kavas, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasının ve tutuklanmasının demokratik işleyiş açısından büyük bir sorun olduğunu belirterek, “İnsanlar bir belediye başkanı seçiyor. O başkan çeşitli iddialarla tutuklanıyor, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınıyor, sonra meclisten başka biri seçiliyor ya da kayyum atanıyor. Bu tabloya bakıp da Türkiye’de hukuk var, demokrasi var, her şey kurallara göre işliyor demek mümkün değil” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bursa üzerinden verdiği örnekte, yıllar önceki olaylarla ilgili bugün işlem yapılmasının siyasi sonuç üretmeye dönük bir pratik olduğunu ileri süren Kavas, “Tutuklandıktan sonra belediye meclisinde çoğunluk başka partideyse, seçilmemiş birisi başkan vekili olarak o koltuğa oturuyor. Bunun demokratik bir şey olduğu söylenemez” dedi.</p>

<h3><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2026/04/mesele-artik-chp-degil-ulkenin-gelecegidir.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></h3>

<h3>“AK Parti’nin Eskişehir’de 4 vekil çıkaracağı iddiası ham hayaldir”</h3>

<p>Şenay Yıldırım’ın, AK Parti’nin Eskişehir’de erken yerel seçim ve 4 milletvekili çıkarma iddiasını sorması üzerine Kavas, hem hukuki hem siyasi açıdan bu değerlendirmeye katılmadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Her şeyden önce ‘erken yerel seçim’ diye bir şey söz konusu değil. Onun çok başka şartları var. Onu söyleyen neye bakıp söylüyor bilmiyorum. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bundan sonraki seçimlerde başarılı olma ihtimalini ben hiç görmüyorum” diyen Kavas, ekonomik göstergelerin çok ağır bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.</p>

<p>İcra dosyaları, kredi kartı borçları, konkordatolar, dış borç, artan petrol fiyatları ve cari açık gibi göstergelerin iktidarın aleyhine işlediğini vurgulayan Kavas, “Siz 20 bin lira maaş verdiğiniz emeklinin başta gıda olmak üzere her temel ihtiyacına bu kadar zam yaparken, o insanların gelip size oy vereceğini ve Eskişehir’de 4 milletvekili çıkaracağınızı söylemek ham hayaldir” dedi.</p>

<p>Kavas, Türkiye’de uygulanan ekonomi programının da sürdürülemez hale geldiğini savunarak, “Çok uzun olmayan bir vadede Türkiye yeni bir ekonomi programına başlamak zorunda kalacak. Yeni vergiler, yeni zamlar, yeni tasarruf tedbirleri gündeme gelecek. Çünkü bu ekonomi programı hayata geçirilirken var olan parametrelerin hiçbiri artık yerinde değil” diye konuştu.</p>

<h3>“Ara seçim tartışması AK Parti için de bir açmaz”</h3>

<p>CHP’de konuşulan ara seçim ihtimaline ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kavas, bunun hukuken mümkün olabileceğini ancak siyasi sonuçlarının iktidar açısından ağır olacağını söyledi.</p>

<p>Kavas, “22 milletvekili daha istifa ederse sayı 30’a geliyor ve ara seçim gündeme gelebiliyor. Tabii istifaların kabulü gerekiyor. Ama burada bir açmaz var: Eğer AK Parti kabul etmezse, çok güvendikleri sandıktan kaçmış olurlar. Kaçmazlarsa da halkın önüne sandık gelir ve bütün bu yaşananların hesabı sorulur” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye’de yalnızca dar gelirlinin değil, sanayicinin, ihracatçının ve iş insanının da yarınından endişe duyar hale geldiğini savunan Kavas, “Bugün herkes mutsuz ve geleceğe umutsuz bakıyor. Bunun sebebi Adalet ve Kalkınma Partisi. Bunlar bu ülkeyi 25 yıldır yönetiyor” dedi.</p>

<h3>“Eskişehir’e uzanması için bir sebep görmüyorum”</h3>

<p>Yayında Eskişehir’e dönük olası operasyon ihtimali de soruldu. Bu konuda temkinli konuşan Kavas, “Ne zaman ne olacağı belli olmaz. ‘Uzanmaz’ demek çok mümkün değil. Ama uzanması için bir sebep var mı derseniz, ben olduğunu düşünmüyorum, olacağını da düşünmüyorum. Olmasını da istemem. İnşallah Eskişehir’de böyle olaylar yaşanmaz. Eskişehir böyle bir yer değil. Ona cüret etmesinler” dedi.</p>

<p>“Ayşe Ünlüce, 5 yılda yapılacak işi 2 yılda yaptı”</p>

<p>Ayşe Ünlüce’nin iki yıllık başkanlık performansına da değinen Kavas, bugün yapılan değerlendirmelerin mutlaka dönemin ekonomik ve siyasal koşulları dikkate alınarak yapılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Sayın Yılmaz Büyükerşen göreve başladığında bambaşka bir Eskişehir vardı, bambaşka ekonomik ve siyasal şartlar vardı. Bugün artık Eskişehir, Eskişehir oldu. Sayın Başkan böyle bir şehrin belediye başkanlığını yapıyor. Beklentiler çok yükseldi ama ekonomik şartlar da çok zorlaştı” diyen Kavas, bugün belediye başkanlığı yapmanın geçmişe göre daha güç olduğunu savundu.</p>

<p>Kavas, Ayşe Ünlüce’nin tempolu çalışmasını överek, “Ben normal şartlarda 5 yılda yapılacak işlerin 2 yılda yapıldığını düşünüyorum. AKP İl Başkanı’nın söylediğinin tersini söylüyorum: Erken yerel seçim olmaz. O yüzden bu kadar hızlı çalışıp bu kadar yorulmaya gerek yok. Daha seçime var” dedi.</p>

<p>Ayşe Ünlüce’nin özellikle ilçelerde yüksek bir tanınırlık ve hizmet kapasitesi oluşturduğunu dile getiren Kavas, “İnsanlar onu genel sekreter olduğu dönemden çok tanımıyordu. Ama Ayşe Ünlüce, neredeyse ne eve ne belediyeye girerek sokakta, sahada çok yoğun bir çalışma yaptı. İlçelerde de tanınırlığı yüksekti, oralara çok hizmet götürdü” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Mesele Artik Chp Degil Ulkenin Gelecegidir1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2026/04/mesele-artik-chp-degil-ulkenin-gelecegidir1.jpg" width="1280" /></p>

<h3>“Bugün mevcut hizmetleri sürdürmenin bile maliyeti çok büyük”</h3>

<p>Yerel yönetimlerin artan yüküne dikkat çeken Kavas, belediyeciliğin yalnızca yeni yatırım yapmak değil, mevcut düzeni sürdürebilmek açısından da büyük maliyetler içerdiğini söyledi.</p>

<p>“Şehirde yapılacak işler var, ilçelerde yapılacak işler var. Altyapı, üstyapı, herkes bir şey istiyor. Maliyetler çok yüksek. Cumhurbaşkanı’nın ‘belediyeyi silkeleyin’ sözünden sonra daha önce yapılmayan bazı uygulamalar yapılmaya başlandı. Bu koşullarda değerlendirdiğinizde gerçekten çok başarılı çalışmalar yapılıyor” diyen Kavas, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Eskişehir’de tabii ki yeni yatırımlar yapılacaktır ama mevcut işlerin sürdürülmesinin bile çok büyük maliyeti var. İnsanlar sabah evinden çıktığında otobüsler çalışıyorsa, park ve bahçeler temizleniyorsa, bakım yapılıyorsa; bu Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin hizmetleri sayesinde oluyor.”</p>

<h3>“Türkiye’de sorunlar siyasetsiz çözülmez”</h3>

<p>Yayının sonunda erken seçim ihtimalinin yakın olduğunu düşündüğünü söyleyen Kavas, CHP’de milletvekili adaylarının ön seçimle belirlenmesi yönündeki talepleri desteklediğini de belirtti.</p>

<p>“Ben hangi partiye gönül verirse versin, insanların sadece oy vermekle kalmayıp partisine üye olmasını istiyorum” diyen Kavas, seçmenin parti içi süreçlere katılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Milletvekillerinin ön seçimle belirlenmesi gerektiğini savunan Kavas, “Milletvekillerini genel başkan seçince, onlar kendilerini genel başkana sorumlu hissediyorlar. Size karşı sorumlu olmasını istiyorsanız, gidip üye olacaksınız, milletvekilinizi kendiniz seçeceksiniz. Sonra da yakasına yapışıp ‘Biz seni seçtik’ diyeceksiniz” dedi.</p>

<p>Siyasete dair olumsuz genellemelerin de yanlış olduğunu ifade eden Kavas, “Türkiye düzelecekse siyasetçilerle düzelir. O siyasetçileri de besleyecek olan toplumdur. Elinizi taşın altına sokun” çağrısında bulundu.</p>

<h3><img alt="Mesele Artik Chp Degil Ulkenin Gelecegidir5" class="detail-photo img-fluid" height="719" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2026/04/mesele-artik-chp-degil-ulkenin-gelecegidir5.jpg" width="1280" /></h3>

<h3>“Ayşe Ünlüce herkesin belediye başkanı”</h3>

<p>Kavas, söyleşinin sonunda Ayşe Ünlüce için özel bir vurgu yaparak, “Büyükşehir Belediye Başkanımız herkesin belediye başkanı. Bunu hem davranışlarıyla hem yönetim biçimiyle ortaya koyuyor. Hangi partiye oy verirse versin, mali sonuçlarına bakmadan her yere eşit hizmet götürmek için görevini yapıyor. O, herkesin başkanı; Eskişehir’in başkanı” dedi.</p>

<p>Programın kapanışında Kavas, yayının yapıldığı alan için Odunpazarı Belediyesi’ne ve Belediye Başkanı Kazım Kurt’a teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/mesele-artik-chp-degil-ulkenin-gelecegidir</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 23:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/mesele-artik-chp-degil-ulkenin-gelecegidir4.jpg" type="image/jpeg" length="48376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Söz verildi, yıkıldı, şimdi de satılıyor!]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/soz-verildi-yikildi-simdi-de-satiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/soz-verildi-yikildi-simdi-de-satiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ESKİŞEHİR (ESGAZETE) – CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Eskişehir Eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirilmesi kararını Esgazete Yazı İşleri Müdürü Şenay Yıldırım ile değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>ESKİŞEHİR (ESGAZETE) – CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Eskişehir Eski Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirilmesi kararını Esgazete Yazı İşleri Müdürü Şenay Yıldırım ile değerlendirdi.</p>

<p>Süllü, 2018 yılında Şehir Hastanesi’nin açılmasıyla birlikte boşaltılan eski devlet hastanesinin daha sonra yıkıldığını hatırlatarak, bu alan için sağlıkla ilgili yeni bir yapı yapılacağı yönünde söz verildiğini belirtti. Ayrıca mevcut 44 dönümlük alanın imar planlarında “sağlık alanı” olarak belirlendiğine dikkat çekti.</p>

<p>Ancak iktidarın, 17 Mart gecesi alınan Cumhurbaşkanlığı kararıyla söz konusu alanın özelleştirilmesini kabul edilemez bulduklarını ifade eden Süllü, bu karara karşı olduklarını vurguladı. Süllü, CHP olarak söz konusu karardan geri dönülene kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.</p>

<p>Süllü, 17 Mart 2026 tarih ve 33199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11079 karar sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla Odunpazarı ilçesi Yenidoğan Mahallesi 28773 ada 1 parselde bulunan eski devlet hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alındığını hatırlattı. Karar kapsamında Türkiye genelinde 27 ilde toplam 55 taşınmazın da özelleştirileceğini belirtti.</p>

<p>Anayasa’nın 47. maddesine dikkat çeken Süllü, özelleştirme işlemlerinin kanunla belirlenen esaslara göre yapılması gerektiğini ifade etti. 2018 yılında çıkarılan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun yetkilerinin Cumhurbaşkanına devredildiğini hatırlatan Süllü, bu durumun karar süreçlerini tek merkezde topladığını söyledi.</p>

<p>“Sağlık alanı olarak kalacak denildi”</p>

<p>Süllü, arazinin sağlık tesisi olarak kalacağı yönünde yıllardır açıklamalar yapıldığını hatırlatarak, kendisinin de 2019 yılında konuyla ilgili soru önergeleri verdiğini söyledi. Odunpazarı Belediyesi’nin söz konusu alanı imar planında sağlık tesisi olarak işlediğini belirten Süllü, buna rağmen Özelleştirme İdaresi’nin plan değişikliği yapabilme yetkisinin ciddi bir sorun oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>“Gece yarısı kararlarıyla yönetiliyoruz”</p>

<p>Türkiye’de karar alma süreçlerini eleştiren Süllü, “Artık gece yarısı kararlarıyla yönetilen bir ülke haline geldik. Anayasa ve yasalar hiçe sayılıyor. Şaşırmıyoruz ama tepki gösteriyoruz” diyerek alınan kararın kamu yararına aykırı olduğunu ifade etti.</p>

<p></p>

<p>“Şehir hastaneleri ihtiyacı karşılamadı”</p>

<p>Şehir hastaneleri modelini de eleştiren Süllü, büyük ve ulaşımı zor sağlık kompleksleri yerine daha erişilebilir sağlık tesislerinin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Eskişehir’de şehir hastanesi açıldıktan sonra yatak kapasitesinin artmadığını, aksine düştüğünü öne süren Süllü, kentte yeni sağlık yatırımlarına ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p>

<p></p>

<p>“Ekonomik sıkışmışlığın sonucu”</p>

<p>Özelleştirme kararının arkasında ekonomik nedenler olduğunu savunan Süllü, “Kamu varlıkları elden çıkarılarak kaynak yaratılmaya çalışılıyor. Bu sadece Eskişehir değil, ülke genelinde yaşanan bir tablo” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>“Kimseye danışılmadan karar alınıyor”</p>

<p>AK Parti’nin yerel temsilcilerinin dahi karardan habersiz olduğunu ifade eden Süllü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde kararların tek merkezden alındığını belirtti. Süllü, Eskişehir’in çevre yolu ve sağlık yatırımları gibi birçok sorununun da bu nedenle çözülemediğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Hukuki süreç başlatılacak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP olarak kararın iptali için hukuki mücadele başlatacaklarını açıklayan Süllü, Eskişehir Barosu, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının da sürece destek verdiğini ifade etti. Mücadelenin hem hukuk hem de kamuoyu nezdinde süreceğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Çanakkale ve bayram mesajı</p>

<p>Programın sonunda 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünü anan Süllü, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitleri minnetle andı. Ramazan Bayramı dolayısıyla da Eskişehirlilerin bayramını kutlayan Süllü, daha özgür ve demokratik bir Türkiye temennisinde bulundu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/soz-verildi-yikildi-simdi-de-satiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/soz-verildi-yikildi-simdi-de-satiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="59121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Millî Eğitim Müdürü’nden ailelere kritik uyarı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/milli-egitim-mudurunden-ailelere-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/milli-egitim-mudurunden-ailelere-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, okullardaki şiddet vakalarının üzücü olduğunu belirterek aileleri çocukların maruz kaldığı dijital içerikleri yakından takip etmeleri konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>VİDEO HABERİN SONUNDA</p>

<p><strong>SÖYLEŞİ: ŞENAY YILDIRIM </strong></p>

<p><strong>Millî Eğitim Müdürü Esgazete’ye konuştu</strong></p>

<p></p>

<p>Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, okullardaki şiddet vakalarının üzücü olduğunu belirterek aileleri çocukların maruz kaldığı dijital içerikleri yakından takip etmeleri konusunda uyardı.</p>

<p></p>

<p>Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, kentte eğitim altyapısından deprem güçlendirme çalışmalarına, mesleki eğitimden yapay zekâ projelerine, Ramazan etkinliklerinden okul güvenliğine kadar pek çok başlıkta yürütülen çalışmaları anlattı. Eskişehir’in eğitimde Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu vurgulayan Aydın, hem fiziki dönüşümün hem de eğitim niteliğini artırmaya dönük projelerin kararlılıkla sürdüğünü söyledi. Müdür Aydın, bir öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesine ilişkin soruyu; bir öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesinin eğitim camiasını derinden sarstığını ve son derece üzücü bir olay olduğunu ifade ederek yanıtladı. Aydın, çocukların maruz kaldığı şiddet içerikli oyunlar ve sosyal medya paylaşımlarına dikkat çekerek ailelerin dijital içerik kullanımını yakından takip etmesi ve çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Eskişehir’de göreve başlayalı ne kadar oldu?</strong></p>

<p>2023 yılının Temmuz ayında göreve başladım. Yani yaklaşık iki buçuk yılı geride bıraktık.</p>

<p><strong>Daha önce hangi görevlerde bulundunuz?</strong></p>

<p>Uzun yıllar İstanbul’da çalıştım. En son 10 yıl boyunca Üsküdar’da İlçe Millî Eğitim Müdürü olarak görev yaptım.</p>

<p><strong>Aslen nerelisiniz? Eskişehir’e alıştınız mı?</strong></p>

<p>Erzincanlıyım. Ama artık kendimizi Eskişehirli gibi hissediyoruz. Nihayetinde burada yaşıyoruz, ailemiz burada.</p>

<p><strong>İstanbul’la kıyasladığınızda Eskişehir’de çalışma temposu nasıl? Daha mı rahat?</strong></p>

<p>Üsküdar, büyüklüğü bakımından birçok şehirle kıyaslanabilecek bir ilçedir. Ancak İstanbul’un temposu bambaşka. Orada İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü görevindeydim, burada ise İl Millî Eğitim Müdürlüğü yapıyorum. Dolayısıyla kulvar değişiyor, sorumluluk alanı değişiyor. Bununla birlikte Eskişehir de büyük bir şehir ve burada da yoğun bir çalışma temposu var. Bu şehir için ne yapabiliriz diye arkadaşlarımızla birlikte gece gündüz gayretle çalışıyoruz.</p>

<p><strong>İl Millî Eğitim Müdürlüğü denildiğinde çoğu kişinin aklına sadece okullar geliyor. Oysa sizin sorumluluk alanınız çok daha geniş. Eskişehir’de nasıl bir yapıdan söz ediyoruz?</strong></p>

<p>Millî eğitim her yerde yoğun bir alan. Bizde de bu yoğunluk sürekli devam ediyor ama bu bizim alıştığımız bir tempo. İl Millî Eğitim Müdürlüğü denildiğinde çoğu zaman sadece okullar akla geliyor. Oysa bize bağlı yapı bunun çok ötesinde. Özel eğitim kurumları, özel okullar, rehabilitasyon merkezleri, özel yurtlar, sürücü kursları ve çeşitli kurslarla birlikte toplam 799 kurum Müdürlüğümüze bağlı. Kurum sayısı açısından oldukça yoğun bir Müdürlük olduğumuzu söyleyebilirim.</p>

<p><img alt="Milli Egitim Mudurunden Ailelere Kritik Uyari 1" class="detail-photo img-fluid" height="719" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2026/03/milli-egitim-mudurunden-ailelere-kritik-uyari-1.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>Yıkılıp yeniden yapılan okul sayısı 54</strong></p>

<p><strong>Bu kadar geniş bir yapının içinde en çok merak edilen başlıklardan biri okul binaları ve derslik altyapısı. Eskişehir’de okullar depreme dayanıklılık bakımından ne durumda?</strong></p>

<p>Bugün itibarıyla Eskişehir’de toplam 5 bin 456 derslik bulunuyor. Bunların 3 bin 100’den fazlası 1999 depreminden sonra, yani 2000 yılı ve sonrasında inşa edildi. Geriye kalan 2 binin üzerindeki derslik ise 1999 öncesi yapılmış binalarda yer alıyor.</p>

<p>Bakanlığımızın talimatları ve Valiliğimizin himayesinde, bu eski binalar belirli periyotlarla deprem tahkikine tabi tutuluyor. Eğer yapı güvenli bulunursa eğitim devam ediyor; ancak mukavemeti yeterli görülmezse bina ya güçlendiriliyor ya da yıkılıp yeniden yapılıyor. Bu tamamen mühendislik verileriyle yürütülen teknik bir süreç.</p>

<p><strong>Son yıllarda bu kapsamda nasıl bir ilerleme sağlandı?</strong></p>

<p>Son iki yıl içinde 29 okul tamamlandı. Yatırım programında yer alan ve ihale süreçleri tamamlandığında başlayacak 21 yeni okul binası inşaatı ile 2 güçlendirme çalışması daha var. Bunlardan biri öğretmenevi, diğeri spor salonu. Eskişehir’de bugüne kadar yıkılıp yeniden yapılan okul sayısı ise 54’e ulaştı.</p>

<p><strong>Bu tabloya bakınca okul stoğunun büyük bölümünün yeni olduğu söylenebilir mi?</strong></p>

<p>Teknik açıdan baktığımızda dersliklerin beşte üçünden fazlası zaten 2000 yılından sonra yapılmış durumda. Dolayısıyla yeni yönetmeliklere uygun bir yapı stoğumuz var. Kalan beşte ikilik bölüm için ise inceleme süreci devam ediyor. Bu sadece Eskişehir’e özgü değil; Türkiye genelinde uygulanan bir politika. Çünkü 2000 yılından sonra deprem yönetmelikleri değişti ve yapılaşma buna göre yeniden şekillendi. Eski binaların durumu da yaşına, yapım şekline ve zemin özelliklerine göre tek tek değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Önümüzdeki dönemde daha fazla yıkım ya da güçlendirme kararı çıkar mı?</strong></p>

<p>Buna teknik bir öngörüyle cevap vermem doğru olmaz. Çünkü karar, teknik ekiplerin hazırladığı raporlarla veriliyor. Bir bina eski olabilir ama sağlam çıkabilir; bir başka bina için ise güçlendirme ya da Yık-Yap kararı verilebilir. Bu tamamen mühendislik meselesi. Bakanlığımız da bu raporlar doğrultusunda yatırım programlarını şekillendiriyor.</p>

<p><strong>Son günlerin en çok konuşulan başlıklarından biri de okullarda yaşanan şiddet olayları. Eskişehir’de çok spesifik yaşanan olaylar var mı, onu ayrıca konuşabiliriz belki; ancak Fatma Nur öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesi hepimizi derinden sarstı. Bir öğretmenin kendi öğrencisinden korkabilecek bir noktaya gelmesi gerçekten vicdanları yaralıyor. Okullarda şiddetin önlenmesi ve çocukların bu konuda bilinçlendirilmesi için nasıl çalışmalar yürütülüyor?</strong></p>

<p>Öncelikle şehit olan öğretmenimize Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Bütün eğitim camiamızın başı sağ olsun. Gerçekten çok üzücü bir olay. Bu konuda neler yapıyoruz, bu kısmı çok önemli. Öğretmenlerimiz okullarımızda şiddetle mücadele kapsamında “akran nezaketi” olarak adlandırdığımız çalışmalar yürütüyor. Yani zorbalık yerine nezaket ve saygıyı öne çıkaran eğitimler veriliyor. Bununla da yetinmiyoruz. Üniversitelerle ve alanında yetkin öğretmenlerimizle birlikte hem akran nezaketi hem de siber zorbalık konusunda çeşitli eğitim programları düzenliyoruz.</p>

<p>Cumhuriyet Başsavcılığımızla da görüşmeler yapıyoruz. Suça sürüklenen çocuklarla ilgili olarak Başsavcılık bünyesinde görev yapan hâkim ve savcılardan rehber öğretmenlerimize yönelik eğitimler almayı planlıyoruz. Böylece rehber öğretmenlerimiz okullarda daha güçlü bir farkındalık oluşturabilecek.</p>

<p>Geçtiğimiz ay Yeşilay Genel Başkanı’nı Eskişehir’de misafir ettik. Kendisi rehber öğretmenlerimize yönelik bir farkındalık eğitimi verdi. Daha önce de Özel Eğitim Genel Müdürümüz Mustafa OTRAR hocamızı ağırladık ve rehber öğretmenlerimizle bir araya gelerek benzer eğitimler gerçekleştirdik. Bakanlığımız bu tür eğitimleri zaten sürekli olarak yürütüyor. Yeni Maarif Modeli içerisinde de bu başlıklar yer alıyor.</p>

<p>Peki yeterli mi? Elbette değil. Bu eğitimleri artırarak sürdürmemiz gerekiyor. İçişleri Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yürüttüğü projeler de var. Biz de İl Müdürlüğü olarak bunların sahadaki uygulamalarını güçlendirmeye çalışıyoruz. Bu çalışmaları şehir genelinde artırarak sürdüreceğiz.</p>

<p><strong>Peki aileler bu noktada ne yapabilir?</strong></p>

<p>Ailelere naçizane tavsiyem şu olur: Özellikle dijital içeriklere dikkat etmeleri gerekiyor. Bize gelen bilgilere göre birçok oyunda ciddi düzeyde şiddet içerikleri bulunuyor. Sosyal medyada da benzer şekilde çok sayıda şiddet görüntüsü var. Bu nedenle ailelerin oyun ve sosyal medya kullanımı konusunda çocuklarına mutlaka sınır koyması gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p>Televizyon ve sinema içeriklerinde de şiddet oldukça yaygın. Bir çocuk sürekli bu tür görüntülerle karşılaşırsa zamanla bunu normal bir davranış olarak algılayabiliyor. Bu nedenle ailelerin çocuklarıyla daha yakından ilgilenmesi ve onlarla nitelikli vakit geçirmesi çok önemli.</p>

<p>Sadece “yapma, etme” demek yeterli olmuyor. Anne babaların da rol model olması gerekiyor. Sosyal medya kullanımını sınırlamaları, telefonlarını bir kenara bırakıp çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmeleri çok önemli. Ben de şahsen evde buna gayret ediyorum. Açıkçası bazen zorlanıyoruz, velilerimizin de zorlandığını biliyorum. Ama buna rağmen doğru şekilde uygulamak, geleceğimiz ve çocuklarımız adına büyük bir sorumluluk.</p>

<p><strong>Eskişehir eğitimde Türkiye ortalamasının üstünde</strong></p>

<p><strong>Eskişehir yıllardır “eğitim kenti” olarak anılıyor. Bu algının somut verilerde bir karşılığı var mı?</strong></p>

<p>Evet, var. Yapılan merkezi sınavlarda, hem YKS’de hem LGS’de Eskişehir sürekli Türkiye ortalamasının üzerinde bir başarı sergiliyor. Bakanlık artık il ve ilçe bazlı sıralamaları kamuoyuyla paylaşmıyor; ancak elimizdeki veriler, okullardan gelen sonuçlar ve Bakanlık toplantılarında görülen tablo Eskişehir’de eğitimin niteliğinin güçlü olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Biz de bu mevcut kaliteyi korumakla yetinmeyip daha ileri taşımak istiyoruz. Bu amaçla yaklaşık 20 proje ve 20’ye yakın işbirliği protokolü üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz, Eskişehir’in eğitimdeki güçlü konumunu daha da tahkim etmek.</p>

<p><strong>“Meslek liselerinde hedef yüzde 50’nin üstü”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Son dönemde özellikle mesleki eğitime daha çok ağırlık verdiğiniz görülüyor. Neden?</strong></p>

<p>Mesleki eğitim doğrudan meslek erbabı yetiştiriyor ve sanayinin de buna ihtiyacı var. Günün sonunda konu ekonomiye dayanıyor. Bu nedenle her ülke için mesleki eğitim stratejik önemde. Biz de Eskişehir’de bu alanda ciddi bir ivme yakaladık.</p>

<p>2023 yılında göreve başladığımda, lise öğrencileri içinde mesleki eğitime yönelenlerin oranı yüzde 35’ti. Bu oran bugün yüzde 42’ye yükseldi. Yani 7 puanlık önemli bir artış söz konusu. Burada yaptığımız projelerin ve sektörle kurduğumuz işbirliklerinin çok büyük katkısı var. TUSAŞ, Alp Havacılık, Arçelik, Ford Otosan ve başka birçok işletme bu süreçte güçlü destek veriyor.</p>

<p><strong>Sanayi ile kurduğunuz bağ tam olarak nasıl işliyor?</strong></p>

<p>Meslek lisesi müdürleriyle her ay yaptığımız toplantıları artık okul binalarında değil, sektörün içinde yapıyoruz. Bunun çok faydasını gördük. Müdürlerimiz işletmeleri tanıyor, işletme yöneticileri de okullarımızı ve yöneticilerimizi daha yakından tanıyor. Böylece öğrencilerin uygulama eğitimleri ve staj süreçleri için daha güçlü iletişim kanalları kuruluyor.</p>

<p>Bu toplantıları bugüne kadar Alp Havacılık’ta, Arçelik’te, Ford Otosan’da ve başka sanayi kuruluşlarında yaptık. Bu karşılıklı temas hem eğitimin niteliğini artırıyor hem de sektörün beklentilerine daha hızlı cevap vermemizi sağlıyor. Önümüzdeki 3-4 yıl içinde meslek liselerine yönelen öğrenci oranının yüzde 50’nin üzerine çıkmasını hedefliyoruz.</p>

<p><strong>Mesleki eğitimin ortaokul düzeyine inmesi de çok konuşuldu. Bu model tam olarak neyi hedefliyor?</strong></p>

<p>Bu yıl itibarıyla ilk meslek ortaokulumuzu açtık. Öğrenci alımı eylülde başladı. Türkiye’de bir ilk sayılabilecek bu adımı, savunma sanayi işbirliğiyle Sabiha Gökçen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde attık. Buradaki amaç, öğrencilerin 5. sınıftan itibaren belirli alanlarla tanışması, 8. sınıftan sonra da aynı çizgide meslek lisesine ve ardından mühendislik gibi üst eğitim basamaklarına yönelmesi.</p>

<p>Bazı meslekler için sadece lise döneminde başlamak geç kalınmış bir eşik olarak değerlendiriliyor. Erken yaşta yönelim, hem yetkinlik hem de mesleki aidiyet açısından çok değerli. Ayrıca ortaokul öğrencileri, aynı kampüste eğitim gören lise öğrencilerini rol model olarak görüyor. Bu da mesleki eğitime yönelimi güçlendiriyor.</p>

<p><strong>Bu modelin yaygınlaşması da gündemde mi?</strong></p>

<p>Evet. Firuz Kanatlı Meslek Lisesi, yeniden yapılacak Gazi Meslek Lisesi ve Gazi Yakup Satar Meslek Lisesi bünyelerinde de meslek ortaokulu açmayı planlıyoruz. Hedefimiz 2-3 yıl içinde Eskişehir’de 4 meslek lisesinin bünyesinde ortaokulun da yer alması.</p>

<p><strong>Mesleki eğitim konusunda zaman zaman iş güvenliği ve çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılması gibi eleştiriler de geliyor. Bu kaygılara ne diyorsunuz?</strong></p>

<p>Mesleki eğitimde uygulama yapılan işletmeler, kanun gereği gerekli bütün iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almak zorunda. Eğer bir işletme bu standartları karşılamıyorsa öğrenciyi oraya göndermemiz zaten mümkün değil. Okul müdürlerimiz, alan şeflerimiz ve ilgili denetim mekanizmaları bu süreci yakından takip ediyor. Güvenli olmayan yerlere öğrenci gönderilmez.</p>

<p>Eskişehir ölçeğinde bugüne kadar bu konuda bize yansıyan ciddi bir sorun olmadı. Ayrıca erken yaşta verilen bilinçli mesleki eğitim, çocukların iş güvenliği refleksini de geliştiriyor. Önemli olan, mevzuatın gerektirdiği güvenlik önlemlerini eksiksiz uygulamak.</p>

<p><strong>Dijitalleşme ve yapay zekâ çağında eğitim de hızla değişiyor. Bu alanda öğrenciler için nasıl projeler yürütüyorsunuz?</strong></p>

<p>Bu alanda “Eskişehir Geleceğin Sesi Sempozyumu” adını verdiğimiz özgün bir proje yürütüyoruz. Proje okullarında okuyan öğrenciler konu başlıklarını ve alt temaları kendileri belirliyor. Ardından üniversitelerimizden ve alanında yetkin öğretmenlerimizden yıl boyunca eğitim alıyorlar. Yılsonunda hazırladıkları bildirileri sunuyorlar; biz de bunları kitaplaştırıyoruz.</p>

<p>İlk yıl öğrenciler “Uzay ve Havacılık” temasını seçti. İkinci yıl ise “Yapay Zekâ ve İnsanlığın Geleceği” başlığı öne çıktı. Bu da gençlerin güncel gelişmeleri ne kadar yakından takip ettiğini gösteriyor. Mesleki eğitimde de alan ve dallar sürekli güncelleniyor; artık ihtiyaç duyulmayan bölümler kapatılıyor, yenileri açılıyor, bazıları birleştiriliyor. Yani eğitim sistemi gelişen dünyayla senkronize olmaya çalışıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Eskişehir’deki okullarda Ramazan etkinliklerine ilişkin bazı eleştiriler gündeme gelmişti. Bu etkinliklerin amacı neydi?</strong></p>

<p>Buradaki temel amaç; kültürel ve dinî değerleri öğrencilere doğru bir zeminde aktarmak. Bu etkinliklerde kesinlikle zorlama yok; tamamı gönüllülük esasına dayanıyor. Velinin, çocuğunun herhangi bir etkinliğe katılmasını istememesi hâlinde bu talebe saygı gösterilir; öğrenciye veya veliye yönelik herhangi bir baskı uygulanmaz.</p>

<p>Bizim yaklaşımımız şu: Öğrenci bu değerleri en doğru yerden, yani okul ortamında öğrensin. Yanlış yönlendirmelere açık hâle gelmesin. Etkinliklere katılan öğrencilerin ilgisinin ve heyecanının yüksek olduğunu da gördük. Katılmak istemeyen zaten katılmadı; buna dönük herhangi bir yaptırım söz konusu değil.</p>

<p><strong>Veliler en çok hangi başlıklarda beklenti ya da talep iletiyor?</strong></p>

<p>Veliler daha çok ders başarısına odaklanıyor. Bu bir yönüyle kıymetli; ancak bazen bu odak aşırıya kaçabiliyor. Özellikle ilkokul ve ortaokul düzeyinde bazı okullara yoğun bir yığılma oluyor. Oysa müfredat aynı, öğretmenlerimizin genel yeterlilik düzeyi aynı.</p>

<p>“En iyi okul en yakın okul” sözü özellikle okul öncesi, ilkokul ve ortaokul düzeyi için büyük ölçüde doğrudur. Bu yaş gruplarında bütün öğretmenlerimiz çocuklarımız için gerekli donanıma sahip. Bazı okullara aşırı talep olduğunda sınıf mevcutları 40’a çıkarken, başka okullarda 20’ye kadar düşebiliyor. Bizim arzu ettiğimiz denge ise yaklaşık 30 öğrencilik sınıflar. Yığılma, hem planlamayı hem eğitim ortamını olumsuz etkiliyor.</p>

<p><strong>İkili eğitim konusu Eskişehir’de hâlâ önemli başlıklardan biri. Önümüzdeki dönemde tablo nasıl şekillenecek?</strong></p>

<p>İkili eğitim bir süre daha gündemimizde olacak. Çünkü deprem tahkikleri nedeniyle yıkılıp yeniden yapılacak ya da güçlendirilecek binaları boşaltmak zorundayız. Bu öğrencileri geçici olarak başka okullarda misafir ediyoruz ve bu durum doğal olarak ikili eğitimi beraberinde getiriyor. Bu geçici bir durum. O okul tamamlandığında yeniden normal eğitime dönülüyor.</p>

<p>Bunun dışında, talep yoğunluğu nedeniyle kalıcı olarak ikili eğitim yapan 22 okulumuz var. Esas çözmemiz gereken mesele de bu. Bu okullar için yeni bina üretildiğinde ikili eğitim önemli ölçüde azalacak. Hesabımıza göre 58 yeni okul binası daha yapıldığında Eskişehir’de ikili eğitim tamamen ortadan kalkabilir. Ancak şu anda Bakanlığın önceliği, Maraş merkezli depremler sonrasında güçlendirme ve Yık-Yap projelerine verilmiş durumda.</p>

<p><strong>Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>

<p>Eğitime katkı sunan hayırseverlere teşekkür etmek isterim. Özellikle Eti Grubu, Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin yeniden yapımı konusunda önemli bir destek veriyor. Şehrimize nitelikli bir eğitim yatırımı kazandıracaklar. Bu tür katkılar bizim için çok kıymetli.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/milli-egitim-mudurunden-ailelere-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 23:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/milli-egitim-mudurunden-ailelere-kritik-uyari.jpg" type="image/jpeg" length="34487"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özer: Yandaş basında kamu yararına habercilik yapılamaz]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/ozer-yandas-basinda-kamu-yararina-habercilik-yapilamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/ozer-yandas-basinda-kamu-yararina-habercilik-yapilamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özer: “Yandaş basında kamu yararına habercilik yapılamaz!”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Söyleşi: Sude AKGÜN</strong></p>

<p><strong>AKGÜN: Sayın Hocam, gazetemiz sizinle daha önce deprem haberlerinin ekonomi politiği ve kadın cinayetlerinde medyanın tutumuyla ilgili çok verimli söyleşiler yaptı. Bugün ise sizinle bir başka konu, haberde kamu yararını konuşmak istiyoruz. Sizin bu konuda yayımlanmış çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. Dilerseniz önce kuramsal konuşalım ve kavrama bir açıklık getirelim. Daha sonra örnekler üzerinden gideriz. Nedir efendim kamu yararı?</strong></p>

<p><strong>ÖZER</strong>: Teşekkür ederim. Bana göre de kavramsal tarafın açıklanmasıyla başlamak doğru olacaktır. Kamu yararı kavramının, felsefe alanında ortak yarar anlamında geliştirildiğini ve hukuk alanının bunu kendisi açısından alarak içini doldurduğunu söylemek mümkündür. Prof. Dr. Tekin Akıllıoğlu’na yaslanarak söylersem kamu yararı, çok işlevli bir kavramdır. Devletin doğrulamasını yapmak için kullanılmaktadır. Kamusal işlerin hukuka uygunluğunu ölçmede işe yaramaktadır. Temel hakların sınırlandırılmasında başvurulan başlıca nedenlerden biri kamu yararıdır. Aynı zamanda yönetime uygulanan özel kuralların uygulama alanını belirleyen bir ölçüttür. Kamu yararı kavramı yargıcın yetkilerinin belirlenmesinde de temel alınan bir kavramdır. Özünde bu kavram bir faaliyete “devlet ya da kamu faaliyeti” niteliği kazandırmaktadır. Onun kamu hukukuna uygunluğunun bir ölçüsü olarak kabul edilmektedir.</p>

<p><strong>AKGÜN: Hocam bu bakımdan kadın cinayetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Her gün çok sayıda kadın şiddete uğruyor. Bunların haberleri de yayımlanıyor. Ama kişilik hakkı da var. Nasıl değerlendirirsiniz?</strong></p>

<p><strong>ÖZER</strong>: Şimdi bu konu önemli. Sorunuzu yanıtlamaya şöyle başlayalım: Kişilik hakkı, kişinin anne rahmine düşmesinden ölümüne kadar olan süre arasında geçerlidir. Lekelenmeme hakkı vardır. Ama kamu yararı varsa kişilik hakkına üstün gelir. Mahkeme kararları da vardır. İçeride ve dışarıda. Haber Türk gazetesinde yıllar önce beline bıçak saplanan bir kadının ölmüş halinin üst tarafı çıplak görüntüsü yayımlandı. Çok tartışıldı bu haber. Ben de Prag’ta hikâye anlatma sempozyumunda bildiri olarak sunmuştum olay ve haberi. Kadın cinayetlerinin yayımlanmasının kamu yararı vardır. Bir kadın öldürülmektedir. Erkek öldürmektedir. Bu bakımdan diyorum. Gerekçesi tartışılmaz bile. Örnekte kadın ölmüştür, kişilik hakkı kalmamıştır. Erkek tarafı benim haberi vermekle kişilik hakkım zedelendi diyebilir mi? Diyemez.</p>

<p><strong>AKGÜN: Ben, bu olayı dönemsel olarak anımsamıyorum ama haberini gördüm. Erkek kendisini savunmuş bu haberde? Bu sorun değil mi?</strong></p>

<p><strong>ÖZER</strong>: Elbette sorun; namusunun kirletildiğini iddia etti. Türk toplumunda hâlâ böyle bakanlar olabilir. Hak verenler olabilir. Burada iki sorun var: Objektiflik sorunu ve etik sorun. Bazı konularda daha dikkatli olunmalı.</p>

<p><strong>AKGÜN: Hocam ne demek istiyorsunuz, biraz açar mısınız? </strong></p>

<p><strong>ÖZER</strong>: Jackie Harrison şöyle der: “Eğer televizyon haberciliğinin doğası objektif olmaya bir engel oluşturuyorsa ve bununla birlikte demokratik olmayan ve eleştirmeye dönük uygulamalar içermiyorsa, o zaman bir demokratik toplumda bu tür bir yayıncılığın rolünü sorgulamak gerekir.” Yani haberde eleştiri yoksa demokratik toplumda medya toplumsal rolünü nasıl yerine getirecek? Nitekim eleştiri yapmak zorundadır. Eleştiri varsa, nasıl 4. Güç olacak? Nitekim objektif olmak zorunda ve eleştiri yapmamalıdır. O zaman medyanın bazı konularda eleştiri yapması gerekir. Yani objektiflik gözetmemesi zorunludur. Örneğin objektiflik adına söz verdiği insan, işlediği cinayeti meşrulaştırıyor. Daha önemlisi kadın cinayetlerinde objektiflik aranmamalıdır. Burada gazetenin tutumu etik bakımdan da eleştirilmelidir. Nitekim kadın bedeni sunuldu. Bu nokta ilerletilebilir. Yani bir etik ihlal olduğu kesin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>AKGÜN: Hocam her haberde kamu yararı var mıdır? Bir değerlendirmesini örnekler eşliğinde yapar mısınız?</strong></p>

<p><strong>ÖZER: </strong>Teşekkür ederim, elbette ama ne münasebet. Neredeyse günümüzde yayımlanan her olayda kamu yararı yok gibi. Aslında eskiden de böyleydi.<strong> </strong>Neoliberalizmin medyaya yaptıklarından biri de bu.<strong> </strong>Burası geniş bir süreç. Bir insanın ünlü de olsa hamile eşinin görüntüsünü istememesine karşın bahçesinde gizlice çekip yayımlamanın ne kamu yararı olur? Ya da annesine kendini öldürten bir gencin haberini manşetlerde vermek kâr amaçlı değil de nedir? Bırakın kamu yararını kamu zararı var. Taklit edilme durumu göz önüne alınmamıştır. Ama neoliberalizmin uygulayıcısı eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gece köşkten gizlice eşiyle korumasız çıkmasının haberinin kamu yararı vardır. Nitekim o, bir cumhurbaşkanıdır ve Türkiye’yi temsil etmektedir. Bu türden davranışların sorunlu tarafları vardır. Sorumluluk ister.</p>

<p><strong>AKGÜN: Bu aşamada bize son dönem konuşulan bahis olaylarını da kamu yararı bakımından değerlendirir misiniz? </strong></p>

<p><strong>ÖZER: </strong>Çok güzel, elbette bu konunun kamu yararı vardır. Ama kamu yararı var diye masum insanları suçlu gibi yansıtmak doğru değil. Güvenlik güçlerinin veya daha doğrusu yargı organları temsilcilerinin verdiği bilgi, kaynaklı olarak sunulursa kamu yararı işlenebilir. Gazetelerden takip ettiğim kadarıyla Beşiktaşlı futbolculardan Necip ve Ersin’in bahis oynamadıkları ortaya çıktı. İlk izlenim son izlenim derler. Kamu yararı kötüye kullanılmış oldu. Burada kişilik hakkı da çiğnenmiş oldu. Kamu yararı var iddiasıyla böyle yapılmaz. O zaman yargı kararını bekleyeceksiniz. Ya birincil tanımlayıcı olarak anılan güç sahibi kişiler ve kurumlar veya temsilcileri basını ikincil tanımlayıcı olarak, kendilerinin çıkarlarını korumak için kullanma çabasına girmişlerse… Bunların ayırdını iyi yapmak gerekir. Zaten sorun da burada başlıyor.</p>

<p><strong>AKGÜN: Hocam biraz açabilir misiniz? Nasıl uygulanır bu kamu yararı?</strong></p>

<p><strong>ÖZER</strong>: Kamu yararının nerede başlayacağının, nasıl gelişeceğinin ve nerede biteceğinin sınırlarını saptamak… Bütün mesele bu. Örneğin, bir kamulaştırma yapılsın. Kamulaştırma yapılırken, insanların özel mülklerine yani evlerine, tarlalarına vs. ücreti de ödenmek şartıyla devlet el koyar. Bunun da gerekçesi kamu yararıdır. Örneğin okul, hastane, yol, park vs. yapacaktır. Buna da kamu yararı der. Burada kişisel haklar feda edilmiştir. Kamu yararı kişisel haklardan üstün sayılmıştır.</p>

<p><strong>AKGÜN: Bu noktada kamu yararının medya açısından bir değerlendirmesini kısaca yapmak doğru olabilir. Örneğin herkes her yerde “Haberde kamu yararı olmalıdır” diyor ama orada kalıyor. Neler söylersiniz?</strong></p>

<p><strong>ÖZER</strong>: Medyada kamu yararı açısından şu değerlendirme esas alınabilir: Haberi oluşturan en temel unsur kamu yararıdır. Eğer, haberin hazırlanmasında ve sunulmasında halkın haber alma ve bilgi edinme hakkına meşruiyet kazandıran “kamu yararı” gözetilmemişse ve bunun yerine ticari kaygılar, öznel ve konjonktürel etkiler ön plana çıkmışsa; haberin temel öğesi olan “kamu yararı” yok sayılmış olacaktır. Öte yandan, habere konu olan bazı olaylarda, kişilik haklarına saldırıda bulunulmuş olsa bile, kişinin hakları feda edilebilir. Yani kamu yararı, kişilik haklarından daha üstün tutulabilir. Bu seçim açısından en önemli koşul, haberin verilmesinde bir kamu yararı bulunmasıdır. Kamu yararı yoksa gazeteci için “haber verme hakkından da söz edilemez.” Haber, kamunun ilgisini çekecek nitelik taşımalıdır. Ancak, bilinmesinde kamu yararı olmayan bir haber, kamunun ilgisini ya da merakını çekse bile haber verme hakkının koşulu sayılmayabilir.</p>

<p><strong>AKGÜN: Peki burada bir sınırlama yapmak gerekmez mi?</strong></p>

<p><strong>ÖZER</strong>: Elbette, burada kamu yararının sınırları konusu gündeme gelmektedir zaten. Bunu belirlemek güçtür ve olaydan olaya değişebilir. Yani “Kamu yararının standardı şudur, buna göre tüm olay ve haberleri değerlendirmek gerekir.” Bu söylenemez! Böyle bir şey yok! Örneğin “yolsuzluk” haber değeri alabilir. Az ya da çok kişiyi ilgilendirmesine bakılmaksızın haber yapılmasının kamu yararına olduğu söylenebilir. Kuşkusuz konu bu kadar basit ve net değildir.</p>

<p><img alt="" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/12/ozer-yandas-basinda-kamu-yararina-habercilik-yapilamaz1-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>AKGÜN: Hocam o zaman basın özgürlüğü ve kamu yararını bir arada anmak gerekebilir… Ne dersiniz?</strong></p>

<p><strong>ÖZER: </strong>Demokratik toplumlarda basının en önemli görevi, <em>kamu yararını</em> ilgilendiren olay ve konularda haber ve bilgi vermek, açıklamalar yapmak, eleştiri ve değer yargıları sunmak suretiyle toplumu aydınlatma ve kamuoyu oluşturmaktır. Bu açıdan basına iki temel hak tanınmıştır. Bunlardan birincisi, “haber verme hakkı ve görevi”, ikincisi de “denetim ve eleştirme hakkı ve görevi”dir. Bu nedenle basın, özgürce haber toplayabilmeli, bunları yorumlayabilmeli ve eleştirebilmeli, haber, eleştiri ve yorumları basabilmeli ve yayabilmelidir. Bunu söylemek istedim, şurası nettir: Özgür olmayan basında ne haber koklanabilir ve araştırılabilir ne de konular yorumlanabilir. Bu da kamu hizmetinin yerine getirilemeyeceğine işaret eder. Bir başka deyişle, basın kamu yararına davranmamış olacaktır. Daha başka deyişle, basın, kamunun bilme hakkına ilişkin davranmamış olacaktır. Bunu elbette, yurttaşın bilme hakkını da göz önünde bulundurarak yapmalıdır. Belirtmek gerekirse, halkın bilme hakkı basın özgürlüğünün konusudur. Bilme hakkını da gazeteciler bakımından değerlendirmek gerekir. Örneğin bir üst düzey devlet görevlisi hakkında yolsuzluk iddiası yapılsın. Bununla ilgili bilgiyi o görevli bilme hakkına dayandırılsa bile yolsuzluğu yapmışsa vermeyebilir. Bunun için araştırmacı gazetecilik yapmak gerekir.</p>

<p><strong>AKGÜN: Örnek var mı hocam?</strong></p>

<p><strong>ÖZER</strong>: Uğur Mumcu’nun 1991’de ünlü gazeteci Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programı ile ilgili TRT yolsuzluğunu ortaya çıkarması önemlidir. Olayı,<em> Cumhuriyet</em> gazetesinde haber olarak yazmıştır ve köşesinde yorumlamıştır. Bilgiyi de araştırmacı gazetecilik başarısı olarak TRT’den almıştır. Raporu kanıt göstermiştir. Bilgiyi rapora dayandırarak “İddia edildi” demiştir. Bu olayda kamu yararı vardır.</p>

<p><strong>AKGÜN: Hocam burada Birand’ın kişilik hakkı zedelenmiş olmuyor mu? Burada bir sorun yok mudur? </strong></p>

<p><strong>ÖZER</strong>: Hayır efendim. Uğur Mumcu yolsuzluk konusuna ilişkin olarak bir saptama raporunu yayımlamıştır. Haber değeri vardır. Kamu yararınadır. Birand, ünlü biridir ve örnek olmaktadır. Daha önemlisi yurttaşın vergisiyle de ayakta kalan bir kurumu dolandırdığı iddia edilmektedir. Sonra Birand, mahkeme tarafından mahkûm da edilmiştir.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/12/ozer-yandas-basinda-kamu-yararina-habercilik-yapilamaz.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>AKGÜN: Hocam son olarak Türkiye’de medyayı genel olarak kamu yararı bakımından değerlendirir misiniz? </strong></p>

<p><strong>ÖZER: </strong>Çok güzel. Zor soruları sona bırakmışsınız… Son 18 yıl için konuşabilirim. Türkiye’de kamu yararına habercilik yapılmadığını ileri sürmek mümkündür. Yandaş basının olduğu yerde kamu yararına haber olmaz diye düşünüyorum. Particilik yapılır. O zaman da haber seçiminde kamu yararına bakılmaz. Elbette haberler içinde uygun olanlar da vardır. Kamu yararına habercilik yapılmadığının saptamasını yalnızca sağ muhafazakâr basın için yapmıyorum. Amerika’da yandaş basın oluştuğunda iç savaş ve sadık kralcılık ve karşıtlarının konumu, başkanlık seçimi, kölelik durumlarında toplumda ayrışma olmuştu. Bu, hemencecik basına da yansımıştı ve tarafgirlik yani partizanlık yani yandaşlık başlamıştı. Türkiye’de ise Menderes’in “besleme basını”yla giriş yaptı. Ama o dönemde de toplum bölünmüştü. Günümüzde de bölünmüş durumda toplum da medya da!.. Yandaş basında haber yerine öznel çıkarlara dayalı bir habercilik yapılır. Yani şunu demek istiyorum: “İstisnalar kaideyi bozmaz denir ya, yandaş basında kamu yararına habercilik yapılamaz!” Burada bir noktaya daha dikkat çekmek gerekir. Türkiye’de anaakım, merkez basın kalmadı. Denge bozuldu. Yandaş ve muhalif basın var şimdi. Muhalif basın ise tek taraflı habercilik anlayışını zaman zaman doğru olsa bile toplumsal eleştiriye dayandırıyor. Ama şunu tartışmıyor: “CHP, 25 yıla yakın süredir iktidarı neden AK Partiye bıraktı?” Yani CHP’yi özeleştiri yapmaya zorlamıyor. Aslında kamu yararı burada.</p>

<p><strong>AKGÜN: Son olarak eklemek istediğiniz bir nokta var mıdır hocam? Özellikle kamu yararının korunması açısından okurlara veya medyaya iletmek istediğiniz bir mesaj varsa dinlemek isteriz.</strong></p>

<p><strong>ÖZER: </strong>Teşekkür ederim, var elbette, Türkiye’de medyanın silkinip toparlanması gerekir. Napolyon’un 2.5 basını, 1.5 basına düşmüş durumda. Özal’ın getirttiği Asil Nadir’in dilekleri günümüze geçerli oldu. Bu neoliberalizmin negatif içerikli bir görüntüsüdür. Demokrasi açısından olmaması gereken bir durumdur. Dolayısıyla bu genel görünüm haber içeriklerine de üretim tarafının baskısı nedeniyle yansımaktadır. Dolayısıyla medyada kamu yararına olmayan haberler yer alabilmektedir. Oysa söylediğimiz gibi haber kamu yararınadır. Bu durum gerçekleşmezse medya da toplumsal rolünü yerine getiremez, yandaş basın olur ve toplumun bu şekilde dünya algılamsını belirler. Biz magazin ve şiddet haberlerini izlerken Çin ve Amerika’nın mücadelesi üzerinden İsrail dolayımlı gelişmeler Türkiye’de iç başarıya endekslenmiştir. Bu negatif içerikli duruma medya neden olmaktadır. Okuyucu açısından değerlendirdiğimizde böyle bir içerikle karşılaşan okuyucunun alternatif gazetecilik seçeneklerini zorlaması gerekir. O da yetersiz ama aksi durumda medyanın hegemonik işlevi onu biçimlendirir. Bunu kesmek için Gebner’ın kamularını oluşturmak zorunludur. Böylece kamuları oluşturan insanlar da kendilerine sunulan parçaları dinlemek yerine kendi türkülerini söylemeye başlarlar. Bir yerden de başlamak gerek zaten.</p>

<p><strong>AKGÜN</strong>: Değerli katkılarınız için çok teşekkür ederiz hocam. Haberde kamu yararı kavramını hem teorik hem pratik açıdan çok netleştirdiniz. Bugünkü değerlendirmeleriniz medyanın eleştirel mesafesini korumanın neden demokratik bir zorunluluk olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Çok teşekkür ederiz.</p>

<p><strong>ÖZER</strong>: Ne demek, rica ederim. Ben teşekkür ederim.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/ozer-yandas-basinda-kamu-yararina-habercilik-yapilamaz</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Dec 2025 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2025/12/ozer-yandas-basinda-kamu-yararina-habercilik-yapilamaz2.jpg" type="image/jpeg" length="92448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yardım Değil, Eşit Hizmet İstiyoruz]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/yardim-degil-esit-hizmet-istiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/yardim-degil-esit-hizmet-istiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Damla Özgereksinimliler Derneği Başkanı Emel Kapanoğlu, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında Esgazete’ye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SÖYLEŞİ : Gülnaz Demirok</strong></p>

<p><strong>Eskişehir Damla Özgereksinimliler Derneği Başkanı Emel Kapanoğlu</strong>, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında Esgazete’ye konuştu. Bir buçuk yaşında geçirdiği çocuk felcine rağmen hayata tutunan, “Bizi Allah’ın cezası gibi gören algıyı yıktık” sözleriyle mücadele hattını tanımlayan Kapanoğlu; Eskişehir’de yaşanan dönüşümü, istihdam mücadelesini ve kentteki kaldırım işgallerini değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2><strong>“Sakatlığı bir ceza olarak gören algıyı reddettim”</strong></h2>

<p><strong>Emel Kapanoğlu kimdir?</strong></p>

<p>Kapanoğlu kendisini şöyle tanımlıyor:</p>

<p>“Damla Özgereksinimliler Derneği Başkanıyım, aynı zamanda bir aktivistim. Bir buçuk yaşında çocuk felci geçirdim. Çocukluktan gençliğe geçiş sürecinde birçok zorlukla savaştım ama hiçbir zaman hayata küsmedim.”</p>

<hr />
<h2><strong>“Çözüm mümkün ama kimse elini taşın altına koymuyor”</strong></h2>

<p>Engelsiz şehir olma yolunda Eskişehir’i değerlendiren Kapanoğlu, en büyük sorunun <strong>kaldırımlar</strong> olduğunu vurguladı:</p>

<p>“Tramvaylarda engelli bireylerin yer bulması kalabalık nedeniyle zorlaşıyor. Ancak asıl sorun kaldırımlarda. Özellikle Balıkçılar ve Hamamyolu bölgesindeki kaldırımlar berbat durumda. Esnafın kaldırımları işgal etmesi bizim geçişimizi tamamen engelliyor.”</p>

<hr />
<h2><strong>“Hedefimiz karın doyurmak değil, hayatı kazandırmak”</strong></h2>

<p>Dernek olarak yürüttükleri çalışmaları anlatan Kapanoğlu, özellikle Organize Sanayi Bölgesi ile yaptıkları projelerin altını çizdi:</p>

<p>“Amacım para kazanmak değildi; orada çalışan insanların hayatlarını kazanmasıydı. Sadece iş değil, iletişim ve yaşam duruşu da öğrettik. Eskişehir’i engelli bir bireyin gözünden yeniden inşa ettik. Camilere tekerlekli sandalye yerleştiren ilk ekip de bizdik.”</p>

<p>Derneğin <strong>istihdam odaklı</strong> çalışmalar yaptığını belirten Kapanoğlu, bireylerin sadece maaş almak için değil, <strong>aidiyet duymak ve üretmek</strong> için çalışmaları gerektiğini söyledi.</p>

<hr />
<h2><strong>“Engel, tek tanımımız değil”</strong></h2>

<p>Toplumsal desteğin önemine değinen Kapanoğlu, empati çağrısında bulundu:</p>

<p>“Nasıl ki siz ayağınızı korumak için ayakkabı giymek zorundaysanız, ben de ayakkabı yerine tekerlekli sandalye kullanıyorum. Tekerlekli sandalye benim özel gereksinimim; beni tanımlayan tek şey değil. Önemli olan empati kurmak ve hayatı birlikte kolaylaştırmak.”</p>

<hr />
<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/yardim-degil-esit-hizmet-istiyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2025/12/yardim-degil-esit-hizmet-istiyoruz.jpg" type="image/jpeg" length="37057"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Küpeli ile çocukluk hayallerinden dev projelere...]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/kupeli-ile-cocukluk-hayallerinden-dev-projelere</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/kupeli-ile-cocukluk-hayallerinden-dev-projelere" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, çocukluk yıllarından bugünkü görevine uzanan yolculuğunu, sanayinin kalbindeki yoğun çalışma temposunu ve OSB’nin geleceğine yönelik hedeflerini Esgazete’ye anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/11/kupeli-ile-cocukluk-hayallerinden-dev-projelere.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, şehirde güçlü sanayi projeleri, OSB’nin büyüme ivmesi ve üretim odaklı vizyonuyla tanınan bir isim. Ancak onun hikâyesi yalnızca yönettiği büyük ölçekli sanayi yatırımlarından ibaret değil. Küpeli, yıllardır şehrin üretim gücüne yön veren isimlerden biri. Onu çoğu kişi büyük projeler ve güçlü sanayi vizyonuyla tanıyor; fakat bu başarıların arkasında çocuk yaşlardan itibaren şekillenen bir çalışma kültürü, sahadan kopmayan bir yönetim anlayışı ve Eskişehir’e duyduğu derin bir bağlılık yatıyor.</p>

<p>Küpeli ile, sanayinin kalbindeki yoğun mesaisini, bugünlere uzanan yolculuğunu, OSB’deki dönüşümü son dönemi olarak tanımladığı başkanlığını, kimin sürdürmesini arzu ettiğini ve geleceğe dair hedeflerini konuştuk. Esgazete Yazı İşleri Müdürü Şenay Bilik Yıldırım’ın gerçekleştirdiği söyleşide, Küpeli hem kişisel hikâyesini hem de Eskişehir OSB için kurduğu güçlü hayalleri anlattı.</p>

<p><strong>Yıldırım: </strong>Başkanım, sizi herkes iş tarafınızla tanıyor ama… <strong>Nadir Küpeli nasıl biridir?</strong></p>

<p>Öncelikle oldukça duygusal, merhametli ve iyi insan olmayı öncelikli prensip edinmiş bir kişiliğe sahibim. İş hayatının acımasız ortamında bile bu değerleri korumaya, sakin ve kontrollü davranmaya özen gösteriyorum. Tüm canlılara karşı merhametli olmayı temel ilke olarak benimsedim: ağaç, çiçek, hayvan, insan… Özellikle aileme ve çocuklarıma karşı bunu öncelik olarak görüyorum.</p>

<p>Sanayi ve iş hayatı içinde merhametli kalabilmek zor olmalı.</p>

<p><strong>Küpeli:</strong> Zor ama akılsızca değil, bilinçli bir şekilde çalışıyoruz. İş hayatında birçok olumsuzluk ve stres var. İnsanlar sizi zorlayabilir, sabrınızı test edebilir. Ama ben hep sakin kalmaya, yükselmeden, kontrollü şekilde davranmaya çalışıyorum.</p>

<p><strong>Yıldırım: </strong><strong>:</strong> İş hayatına kaç yaşında başladınız?</p>

<p><strong>Küpeli:</strong> Aslında çocukluktan itibaren. Babamı 7-8 yaşlarımda kaybettim, 8-9 yaşlarımda çocuk yaşta çalışmaya başladım. Tarlada annemle çalışırdık, saman yapar, elma ve sebzeleri pazarlarda satarak ticaretin içinde büyüdük. Çocuk yaşta inekleri götürüp yoğurt ve süt ürünlerini pazarda satardık.</p>

<p><strong>Yıldırım: </strong><strong>:</strong> Çocukken “Büyüyünce şunu olacağım” dediğiniz bir hayaliniz var mıydı? Bugünkü hayatınızla benziyor mu?</p>

<p><strong>Küpeli:</strong> 9-10 yaşında Atatürk gibi vatana ve millete faydalı bir insan olmak isterdim. Atatürk’ün de babasız büyüdüğünü bilirdim; ben de babasız büyümüş biri olarak onunla özdeşleştirmiştim. Bugün bu hedef yolunda önemli mesafe kat ettim. Ama bu yolculuğun hiç bitmeyeceğini biliyorum; sürekli yeni hedefler ortaya çıkıyor.</p>

<p><strong>Yıldırım: </strong><strong>: Eskişehir</strong> OSB Başkanlığı sizin için bir görev mi, yoksa gönül bağı mı?</p>

<p><strong>Küpeli:</strong> Kesinlikle gönül bağı. Bu görevi şehre olan vefa borcumu ödemek için yürütüyorum. Maddi bir beklentim yok; yönetim kurulumuz da aynı şekilde. Buradaki birikimlerimizi sanayicilerimize aktarmak, Amerika’yı yeniden keşfetmeden verimli çözümler sunmak önceliğimiz.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/11/kupeli-ile-cocukluk-hayallerinden-dev-projelere3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>Yıldırım: </strong><strong>:</strong> Önümüzdeki seçimlerde yeniden adaysınız, rakipleriniz olacak mı?</p>

<p><strong>Küpeli:</strong> Tabii ki başka adaylar da çıkabilir; 917 sanayicimizden yaklaşık 750’si seçme ve seçilme hakkına sahip. Bu doğal haklarıdır.</p>

<p><strong>Yıldırım: O</strong> zaman önümüzdeki seçimlerde yeniden seçilirseniz, bu son döneminiz olacak..</p>

<p><strong>Küpeli:</strong> Bu dönem son dönemim olabilir, ama şartlar ne gösterecek bilemem. Yarım kalan projeleri tamamlamak ve görevimi devralacak kişiyi yetiştirmek için bir dönem daha devam etmek gerekebilir. Kurum hafızasının ve uzun vadeli planlamanın korunması önemli.</p>

<p><strong>Yıldırım: </strong>Yine son döneminizde yeni bir başkan adayını hazırlamak istediğinizi de söylüyorsunuz, aklınızda sizden sonrası için bir isim var mı?</p>

<p><strong>Küpeli:</strong> Bunu açıkça söyleyebilirim; başkanvekilimiz işlerinin yoğunluğu nedeniyle biraz beklemeyi tercih etse de ben Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Saraç’ın bu önemli görevi başarıyla devam ettireceğine inanıyorum</p>

<p><strong>Yıldırım: </strong><strong>:</strong> Bölgeyi gezerken bazen sanayicilerle, çalışanlarla sohbet ediyorsunuz. <strong>O anlarda en çok neler anlatıyorlar size?</strong></p>

<p><strong>Küpeli:</strong> Şu anda en önemli sorun finansman: yüksek stok maliyetleri, kısalan vadeler, para trafiğinin zorlaşması ve artan maliyetler nedeniyle ciddi kârsızlık var. Önceden nitelikli iş gücü sorunu öncelikliydi; şimdi bazı sektörlerde (özellikle tekstil) daralma ve ekonomik yavaşlama nedeniyle iş gücü piyasasında kısmi rahatlama oldu. Ancak sürdürülebilir değil; birçok sanayici küçülme imkânı olsaydı bunu değerlendirirdi.</p>

<p><strong>Yıldırım: </strong>OSB’nin büyümesiyle ilgili çok sayıda proje yürütüyorsunuz. Bu projeleri planlarken <strong>“Şu yapılırsa Eskişehir’e iyi gelir”</strong> dediğiniz ilk şey ne oldu?</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/11/kupeli-ile-cocukluk-hayallerinden-dev-projelere2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Küpeli: Sosyal Donatılar ve Eğitim:</strong> Yaşam Parkı ve sosyal tesisler, çalışanların ve şehrin kullanımına açıldı. Mesleki eğitimle nitelikli iş gücünü destekliyoruz. <strong>Altyapı ve Teknoloji:</strong> Enerji kapasitesi 8 yılda 100 MW’dan 400 MW’a çıktı. TANAP’tan doğalgaz alan ilk OSB olduk (100.000 m³/saat). Türkiye’de bir ilk olan LoRaWAN projesi ile 26 baz istasyonu üzerinden ücretsiz veri toplama hizmeti sunuyoruz. <strong>Devlet Destekleri:</strong> BEBKA, Kalkınma Ajansları, Sanayi Bakanlığı destekleriyle birçok proje yürüttük. BEBKA’da adaletsiz kaynak dağılımını şikayet ederek düzelttik.</p>

<p><strong>Yıldırım: </strong><strong>:</strong> Üniversite-sanayi işbirliği nasıl yürütülüyor?</p>

<p><strong>Küpeli:</strong> Henüz istediğimiz düzeyde değil. Üniversite ve sanayici tarafında bazı çekinceler var. Teknopark ve ATAP bünyesinde 142 firmaya hizmet veriyoruz; yakın zamanda 200’e çıkarmayı hedefliyoruz. Sonuçlar olumlu, işbirliği hızlanacak.</p>

<p><strong>Yıldırım: </strong>Son olarak Eskişehir’e tek bir cümleyle bir mesaj vermenizi istesem…</p>

<p><strong>Küpeli:</strong> OSB şehirden kopuk değil; şehirle iç içe. Yaşam Parkı ve KAVI Fitness Merkezi gibi sosyal tesisler tüm Eskişehir halkına uygun fiyatlarla açık olacak. Çocuk şenlikleri ve etkinlikler de devam edecek. Şehrimize ve sanayicimize hizmet etmeye çalışıyoruz; bu anlayışla çalışmalarımız sürecek.</p>

<p><img alt="" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/11/kupeli-ile-cocukluk-hayallerinden-dev-projelere4-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/kupeli-ile-cocukluk-hayallerinden-dev-projelere</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Nov 2025 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2025/11/kupeli-ile-cocukluk-hayallerinden-dev-projelere1.jpg" type="image/jpeg" length="90239"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eylem Aktaş: “Dayanışmanın parçası olmak sanatçıya anlam katar”]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/eylem-aktas-dayanismanin-parcasi-olmak-sanatciya-anlam-katar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/eylem-aktas-dayanismanin-parcasi-olmak-sanatciya-anlam-katar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sevilen sanatçı Eylem Aktaş, Yıldıztepe Kooperatifi tarafından düzenlenen konseri sonrasında Esgazete'den Bartu Can'ın sorularını yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Söyleşi: Bartu Can</strong></em></p>

<p>Fotoğraflar: Fatih Günaydın<br />
22 Kasım Cumartesi akşamı Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde Yıldıztepe Kooperatifi tarafından düzenlenen Eylem Aktaş konseri büyük ilgi gördü. Coşkulu geçen gecenin en önemli yönü ise konser gelirinin öğrencilere burs desteği sağlamak ve depremden etkilenen ailelere ulaştırılacak yardımlara aktarılacak olmasıydı. Konser sonrası Eylem Aktaş ile Es Gazete için kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. Sanatçı hem etkinliğin anlamını hem de güncel müzik dünyasını değerlendirdi.</p>

<p><strong>“Bu dayanışmanın parçası olmak çok değerli”</strong></p>

<p><strong>Yıldıztepe Kooperatifi’nin bu konser gelirini öğrencilerin burslarına ve depremden etkilenen ailelere aktaracağı belirtiliyor. Böyle bir sosyal sorumluluk projesinin içinde yer almak size ne hissettiriyor? Sanatçılar için bu tür dayanışma etkinliklerinin önemi sizce nedir?</strong></p>

<p><strong>Eylem Aktaş: </strong>“Öncelikle Yıldıztepe Kooperatifi’ne böyle değerli bir sosyal sorumluluk projesi organize ettiği ve beni de bu projeye dahil ettiği için teşekkür etmek istiyorum. Bu konser gelirinin öğrencilerin burslarına ve depremden etkilenen ailelere aktarılacağını bilmek ve bunun bir parçası olmak benim için çok değerli.</p>

<p>Topluma katkı sağlamak, sanatçının yaptığı işin sadece estetik değil aynı zamanda sosyal bir değeri olduğunu hissettiriyor. Anlam ve amaç duygusu, katkıda bulunmanın verdiği gurur ve huzur, empati ve bağ kurma, ilham alma ve verme, sorumluluk ve farkındalık artışı gibi güçlü duygular hissettiriyor. Bu yüzden dayanışma etkinliklerinin sanatçılar açısından büyük bir önemi olduğunu düşünüyorum.”</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/11/eylem-aktas-dayanismanin-parcasi-olmak-sanatciya-anlam-katar.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Yapay zekâ üretimi güçlü bir araç ama riskleri de var”</strong></p>

<p><strong>Son dönemde yapay zekâ destekli müzik üretimi hızla yayılıyor. Bir sanatçı olarak bu değişime nasıl bakıyorsunuz?</strong></p>

<p><strong>Eylem Aktaş: </strong>“Bu değişimin artı ve eksileri var tabii ki. Yapay zekâ destekli müzik üretimi, yaratıcılığı artıran, hızlı ve erişilebilir üretim sağlayan güçlü bir araç. Yeni seslerin ve tarzların oluşmasına katkı sunuyor. Ancak özgünlük tartışmaları, telif ve etik sorunlar, insan emeğinin değer kaybı ve müzikte duygusal derinliğin azalması gibi riskleri de beraberinde getiriyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/eylem-aktas-dayanismanin-parcasi-olmak-sanatciya-anlam-katar</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 21:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2025/11/eylem-aktas-dayanismanin-parcasi-olmak-sanatciya-anlam-katar1.jpg" type="image/jpeg" length="78958"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eleştirileri dinlerim ama doğru yoldan şaşmam]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/elestirileri-dinlerim-ama-dogru-yoldan-sasmam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/elestirileri-dinlerim-ama-dogru-yoldan-sasmam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Her türlü eleştiriyi dinlerim ama doğru bildiğim yoldan şaşmam. Bu şehir için eşit, adil ve kapsayıcı olma ilkemden vazgeçmeyeceğim."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Esgazete Yazı İşleri Müdürü <strong>Şenay Bilik Yıldırım</strong>, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Ayşe Ünlüce</strong> ile Büyükşehir Belediyesi’nin yeni sosyal alanı <strong>İskele 26</strong>’da bir araya geldi. Porsuk manzarası eşliğinde gerçekleşen bu keyifli söyleşide Ünlüce, seçim döneminde sıklıkla dile getirdiği “<strong>Eskişehir İttifakı</strong>” kavramının anlamını, kentin yönetim anlayışını, güncel siyasi atmosferi ve kentsel dönüşüm çağrısını değerlendirdi.</p>

<p>2024 seçimlerinden sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce; “Eskişehir ittifakı” kavramını daha kapsayıcı bir biçimde yeniden tanımlayarak; partilerden bağımsız olarak “Eskişehirli olma bilinci”ni öne çıkarmıştı. Bu yaklaşım, özellikle “CHP’li olmayan seçmenlerin de kent yönetimine sahip çıkması” üzerine kuruluydu. Seçim sonrası Ünlüce, “Eskişehir ittifakı sadece sandıkta değil, kent yönetiminde de sürecek” vurgusu yapmıştı. Söyleşimizde; “Eskişehir İttifakı”nı hatırlayarak hükümet kaynaklı baskıların daha da sertleştiği bugünlerde, bunu sağlamak hala olanaklı mı ve CHP’nin yerelden iktidara söyleminde Eskişehir model olabilir mi sorularına yanıt aradık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/11/elestirileri-dinlerim-ama-dogru-yoldan-sasmam4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>“Eskişehir ittifakı hizmet ittifakına dönüştü”</strong></p>

<p><strong>Şenay Bilik Yıldırım:</strong> Seçim döneminde sıkça dile getirdiğiniz “Eskişehir İttifakı” kavramı artık bir sembol haline geldi. Günümüzdeki siyasi atmosferde bu birliktelikten hâlâ söz edebiliyor muyuz?</p>

<p><strong>Ayşe Ünlüce:</strong> Gücümüzü tam da buradan alıyoruz. Eskişehir İttifakı ve Türkiye İttifakı derken hep şunu söyledik: <em>İşimiz gücümüz Eskişehir, işimiz gücümüz Türkiye. </em>Bu sadece bir seçim sloganı değildi. Seçimden sonra hemen “hizmet ittifakına” dönüştü. Zor bir siyasi iklimde yaşıyoruz ama Eskişehir bundan en az etkilenen şehirlerden biri. Bunun nedeni de bu ittifakın ruhudur.</p>

<p><strong>İttifak 1999'da Büyükerşen ile başlamıştı...</strong></p>

<p>Bu anlayışın kökeni 1999’da Yılmaz Büyükerşen hocamızla başladı. 2024 seçimlerinde Eskişehirliler bu kültürü sahiplendi. Kadın bir aday olarak sahada çok pozitif bir enerjiyle karşılandım. Hiç sert tartışmalara girmeden, Eskişehirlilerle birlikte bir seçim süreci yürüttük. Seçim sonrası da şunu söyledim: “İttifak sandıkta kurulmaz, sokakta, mahallede, şehirde kurulur.” Artık herkesin başkanıyım. Şehrimize eşit, adil ve kapsayıcı hizmet sunmaktan asla vazgeçmeyeceğim.</p>

<p><strong>“Eleştirileri dinlerim ama doğru bildiğim yoldan şaşmam”</strong></p>

<p><strong>Şenay Bilik Yıldırım:</strong> Eskişehir menfaatleri için farklı siyasi görüşlerden insanlarla çalışmak kolay değil. Bazen hem iktidar hem de parti içinden eleştiriler geliyor. Bu sizi zorlamıyor mu?</p>

<p><strong>Ayşe Ünlüce:</strong> Elbette zorluklar oluyor ama ben çözüm odaklı biriyim. 50 yaşına kadar oturmuş bir karakterim, ilkelerim var. Her türlü eleştiriyi dinlerim ama doğru bildiğim yoldan şaşmam. Bu şehir için eşit, adil ve kapsayıcı olma ilkemden vazgeçmeyeceğim. Bu anlayış partiler üstü bir yönetim anlayışı gerektiriyor ve bunun oturması zaman alıyor. Fakat sokakta, mahallede bunun karşılığını gördükçe motive oluyorum. Eskişehir’de doğru bir yolda olduğumuzu biliyorum.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/11/elestirileri-dinlerim-ama-dogru-yoldan-sasmam1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>“İYİ Parti kongresinde tartışma yaşanmadı”</strong></p>

<p><strong>Şenay Bilik Yıldırım:</strong> Geçtiğimiz günlerde İYİ Parti’nin genel kurulunda Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu ile aranızda bir tartışma yaşandığı iddia edildi. Olayın aslını sizden dinleyelim.</p>

<p><strong>Ayşe Ünlüce:</strong> Aslında orada olanlar her şeyi biliyor. Hiçbir tartışma yaşanmadı. Hatta çok güzel, esprili bir ortam vardı. Kongreye il başkanımız ve kadın kolları başkanımızla katıldık. Zamanımız kısıtlıydı çünkü hemen ardından Cumhuriyet kutlamamız vardı. Bu durumu Genel Başkan’a önceden söylemiştik. Bazı ifadeler kesilince farklı yansımalar oldu ama her şey nezaket içinde geçti.<br />
Ben İYİ Partililere gösterdikleri misafirperverlik için tekrar teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>“Eskişehir, yerelden iktidarın modeli olacak”</strong></p>

<p><strong>Şenay Bilik Yıldırım:</strong> CHP’nin “yerelden iktidara” vizyonunda yüzde 93’ü CHP’li belediyelerce yönetilen Eskişehir, bir model olabilir mi?</p>

<p><strong>Ayşe Ünlüce:</strong> 2024 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci parti oldu. Eskişehir’de belediyelerin %93’ü CHP’de. Türkiye genelinde bu oran %65, ekonominin yönetildiği şehirlerde ise %80’in üzerinde. Bu tablo yerelden iktidarın habercisi. Eskişehir modeli çevresindeki illeri de etkiledi. Bilecik, Bolu, Ankara, Afyon, Kütahya, Bursa derken artık sadece Konya AK Partili kaldı. Kütahya ve Afyon belediye başkanları bile “Biz Eskişehir gibi olacağız” dediler. Eskişehir, uzlaşı ve barış diliyle Türkiye’ye örnek olabilecek bir kent. İnsanlar artık sert siyasetten, ayrıştırıcı dilden çok yoruldu. Ülkemizin kalkınması için birlikte hareket etmeliyiz.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/11/elestirileri-dinlerim-ama-dogru-yoldan-sasmam2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>“Kentsel dönüşüm için ortak akıl şart”</strong></p>

<p><strong>Şenay Bilik Yıldırım:</strong> Kentsel dönüşüm konusunda hükümete “yarısı sizden, yarısı bizden” çağrısı yapmıştınız. Bu konuda bir gelişme oldu mu?</p>

<p><strong>Ayşe Ünlüce:</strong> Bu konuyu üç belediye birlikte yürütüyoruz. Önce yöntemi belirliyoruz. Kent Konseyi çatısı altında tüm bileşenlerin katılımıyla çalıştaylar yapıyoruz. Şu ana kadar 52 binin üzerinde riskli bina tespit edildi. Bu veriler ışığında bir strateji belgesi hazırlıyoruz. Vatandaşlarımızın metrekarelerinin azalmasını istemediğini, yerinden taşınmak istemediğini biliyoruz. Biz de bu hassasiyeti dikkate alarak çözümler üreteceğiz. Ardından bakanlıkla iş birliği içinde ekonomik olarak sürdürülebilir modelleri geliştireceğiz. İstanbul’daki pilot uygulamalara benzer bir sistem Eskişehir’de de olabilir.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/11/elestirileri-dinlerim-ama-dogru-yoldan-sasmam7.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p><strong>“İskele 26, şehrin yeni buluşma noktası olacak”</strong></p>

<p><strong>Şenay Bilik Yıldırım:</strong> İskele 26’da buluşmak çok keyifli. Burası Porsuk’un en güzel noktalarından biri olmuş. Bize biraz bu mekândan da söz eder misiniz?</p>

<p><strong>Ayşe Ünlüce:</strong> Burası benim çok sık yürüyüş yaptığım bir alandı. Hep “burada nasıl bir şey yapılabilir” diye düşünürdüm. Sonunda beyaz tonlarda, huzurlu bir iskele hayal ettik. Sabah 11’den gece 12’ye kadar açık. Hem balık ekmek servisi var hem de yukarıda çay, kahve, meşrubat ikramı. Eskişehirliler montlarını giyip kışın bile buraya gelebilecekler. Kapanmayacak, dört mevsim açık kalacak bir alan burası.</p>

<p><strong>“Bu şehrin en büyük gücü dayanışmadır”</strong></p>

<p><strong>Şenay Bilik Yıldırım:</strong> Son olarak Eskişehirlilere neler söylemek istersiniz?</p>

<p><strong>Ayşe Ünlüce:</strong> Bu şehri çok seviyoruz. Eskişehir’in birlikte yaşama kültürü çok kıymetli. Barışın, sevginin ve dayanışmanın kenti olarak Türkiye’ye örnek olacağız. Ben bu şehrin her bir vatandaşına eşit hizmet sunmak için çalışmaya devam edeceğim.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/11/elestirileri-dinlerim-ama-dogru-yoldan-sasmam5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/elestirileri-dinlerim-ama-dogru-yoldan-sasmam</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 18:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2025/11/elestirileri-dinlerim-ama-dogru-yoldan-sasmam.jpg" type="image/jpeg" length="57277"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Haydar Çorum: “Eskişehir siyaseti yenilenmek zorunda”]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/haydar-corum-eskisehir-siyaseti-yenilenmek-zorunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/haydar-corum-eskisehir-siyaseti-yenilenmek-zorunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum, hem Türkiye’nin genel siyasi tablosunu hem de Eskişehir’deki yerel yönetim sorunlarını değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Söyleşi: Şenay Yıldırım</p>

<p><strong>Eskişehir’in deneyimli siyasetçilerinden Haydar Çorum, yıllardır Mihalıççık’ın kalkınması, üretimin desteklenmesi ve yerel yönetim anlayışının güçlendirilmesi için çalıştığını anlatıyor...</strong><br />
Yerel siyasette samimiyetin ve dürüstlüğün önemine dikkat çeken Çorum, hem Türkiye’nin genel siyasi tablosunu hem de Eskişehir’deki yerel yönetim sorunlarını değerlendirdi. Söyleşimizde, ittifak siyasetinden üretim ekonomisine, kadın kooperatiflerinden Yunus Emre’nin evrensel değerlerine kadar birçok konuya değindik.</p>

<p><img alt="Haydar Corum Eskisehir Siyaseti Yenilenmek Zorunda 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/10/haydar-corum-eskisehir-siyaseti-yenilenmek-zorunda-1.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>Sayın Çorum, Türkiye siyasetini uzun süredir yakından takip eden bir isimsiniz. Bugünün siyaset atmosferini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>Bugün siyasette maalesef kaos ortamı var. Siyaset artık bir rekabet değil, bir çıkar alanına dönüştü. İnsanlar koltuk kazanmayı başarı sanıyor ama önemli olan güven kazanmaktır. Ben her zaman söylüyorum; siyaset, makam değil, karakter işidir. Bugün siyasetin en büyük eksiğinin samimiyetsizlik, ilkesizlik ve liyakatsizlik olduğunu düşünüyorum. Çoğu siyasetçi inandırıcı konuşmuyor ve ilkeli davranmıyor. Bu belirsizlik ve çelişki halkı da yoruyor. İnsanlar kime inanacağını, kime güveneceğini şaşırmış durumda. Biz Mihalıççık’ta bu güven ortamının sağlanması için elimizden geleni yapıyoruz. Her koşulda halkla birlikte hareket ediyoruz. Sık sık bilgilendirme toplantıları yaparak ileriye dönük projelerimiz hakkında bilgi veriyoruz. Tüm kararları internet sitemiz üzerinden yayınlayarak halkın ulaşmasına imkân tanıyoruz. Kapımız her zaman açık ve hesap verilebilir bir politika ile hareket ediyoruz. Görevimiz süresince de bu çizgide devam edeceğiz. Zira samimiyetin olmadığı bir ortamda siyaset yapmak da değersiz olacaktır.</p>

<p><img alt="514984565 10162671365604291 6009443631048659595 N" class="detail-photo img-fluid" height="959" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/10/514984565-10162671365604291-6009443631048659595-n.jpg" width="1440" /></p>

<p><strong>“İttifak değil, ilkesel birlik önemlidir”</strong></p>

<p><strong>2019’da da Mihalıççık Belediye Başkanlığı için önce Cumhuriyet Halk Partisinin adayıydınız ama partiniz tarafından geri çektirildiniz, ne olmuştu o dönem?</strong></p>

<p>İttifak, ortak ilkeler ve inançlar etrafında kurulur. Sadece rakibi yenmek için yapılan bir ittifak dağılamaya mahkumdur. 2019’da ilk olarak aday gösterildiğimde kazanma şansımız vardı ama maalesef ittifak bahanesi ile geri çektirildik. Parti içinde de muhalif kesimler adaylığımızdan rahatsız olmuştu o dönem. Kazanamayacağımız yönünde bir algı yaratma çabası içine girmişlerdi. Adaylıktan geri çekilmem bizi yolumuzdan döndürmedi. Ortak kararla bir aday belirlenmemesi ve ilçe halkının iradesinin hiçe sayılması üzerine biz de Demokratik Sol Partiden aday olarak yolumuza devam ettik. Çok güçlü bir şekilde sahadaydık. Ekibimiz nitelikli ve çevresinden kabul gören kişilerden oluşuyordu. Siyasi görüşlerden ziyade bizi bir arada tutan ilçemiz için hizmet etme ve mevcut kötü gidişi geri döndürme isteği idi. Bizim ittifakımızın adı da olması gerektiği gibi halk ittifakıydı. Seçim çalışmamız boyunca da aynı samimiyetle yapacaklarımızı anlattık. Sonuçta sağ duyulu Mihalıççık halkı da gerekli karşılığı vererek bizi yönetim için seçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belki biz küçük bir ilçe olabiliriz, partimiz oy potansiyeli açısından iktidar ya da ana muhalefet olacak kadar güçlü olmayabilir ancak bu durum hiçbir zaman bizim potansiyelimizin düşük olduğu anlamına gelmeyecektir. İlkesel birlik içinde yaptığımız çalışmalar bugün insanların hayatına dokunduğu gibi pek çok belediye tarafından da örnek alınmakta, ödüllere layık görülmektedir. Bu durum bizler için gurur kaynağıdır. Halkımız da yaptığımız işleri takdirle karşılamış ve 2024 yılında yapılan yerel seçimlerde bize bir kez daha yetki vermiştir. Kendilerine duyarlılıkları için teşekkürlerimi sunuyorum.</p>

<p><img alt="Haydar Corum Eskisehir Siyaseti Yenilenmek Zorunda 3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2025/10/haydar-corum-eskisehir-siyaseti-yenilenmek-zorunda-3.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>Eskişehir’deki siyasi tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>

<p>Eskişehir siyaseti yıllardır aynı isimlerle dönüyor. Bu durum doğal bir yorgunluk oluşturdu.<br />
Artık gençlere, yeni fikirlere alan açılması gerekiyor. Şehrin potansiyeli büyük ama ne yazık ki vizyon dar. Bir şehirde sürekli aynı bakış açısı hakimse, aynı kişiler, aynı koltuklarda oturuyorsa, orada ilerleme değil, tekrarlama vardır. Eskişehir’in siyasi anlayış açısından değişime ihtiyaç olduğu ortada. Eskişehir’de yeni siyasi figürler doğmazsa ve siyasilerin bakış açıları yenilenmezse şehrimiz kaybetmeye devam edecektir.</p>

<p><strong>Başkanlık sistemine dair oldukça sert eleştirileriniz olmuştu, bu sistem ülkeye neden uymadı?</strong></p>

<p>Çünkü bu sistem, ülkenin ruhuna ters bir yapıdadır. Türkiye gibi çok sesli, çok kültürlü bir ülkede denge ve denetim olmadan yönetim sağlanması mümkün değildir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sadece bir taraf açısından güç üretiyor ama denetim açısından bir etki ortaya koymuyor. Bir ülkede güç denetlenmezse, hata da büyür. Bazen iyi niyetli yapılan çalışmaların bile sonucu felaket olabilir. Bu nedenle firiklerin ve düşüncelerin ortaya koyduğu politikaların alanında yetkin olan kurumlarca denetlenebilir olması önemli bir ihtiyaçtır. Bu nedenle ben parlamenter sistemi savunuyorum. Çünkü parlamenter sistem içinde hem denetimi hem de çoğulculuğu barındırıyor. Kuvvetler ayrılığı gibi varlığı çok önemli olan bir ilke üzerine inşa ediliyor. Başkanlık sistemi ise sadece yönetimdekileri güçlendirirken halkı bu büyük güç karşısında güçsüz bırakıyor.</p>

<p><strong>“Mansur Yavaş sistem değişikliğini temsil ediyor”</strong></p>

<p><strong>Sizce Türkiye’de parlamenter sisteme dönüşü kim başarabilir?</strong></p>

<p>Bence Mansur Yavaş bu konuda samimi bir isim. Uzlaşı dilini koruyor ve toplumu germiyor. Kendi işini samimi ve başarılı bir şekilde yapıyor.<br />
Mansur Bey, makul, ölçülü, halktan yana bir siyaset yürütüyor. Türkiye’nin geleceği kavga değil, diyalogla kurulacak. Kendisinin toplumun her kesimi ile, kimseyi ezmeden hor görmeden diyalog kurabilecek bir kişi olduğunu düşünüyorum.</p>

<p><strong>“Belediyecilik, halka dokunmaktır”</strong></p>

<p><strong>Mihalıççık’ta yürüttüğünüz belediyeciliği nasıl tanımlarsınız?</strong></p>

<p>Bizim için belediyecilik, sadece yol ya da bina yapmak değildir. Belediyecilik, aynı zamanda halkın hayatına dokunmak, birlik ve beraberlik içinde yaşam tesis edilmesine de hizmet etmektir. Göreve geldiğimizden bu yana kısıtlı imkânlarla çok büyük işler yaptık. İlçemizde farklı alanlarda faaliyet gösterecek, gelişmesine öncülük edecek kooperatiflerin kurulmasına destek olduk. Tarımsal üretimi canlandırdık, gençlere iş olanakları sağladık. Her haneye ulaştık ve onları düşündüğümüzü, onlara değer verdiğimizi hissettirdik. Mihalıççık halkının mutlu ve huzurlu yaşayacakları ortamları sağlamak için de elimizden geldiğine çalışmaya ve projeler üretmeye devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“Kadın üretirse toplum kalkınır”</strong></p>

<p><strong>Kadın kooperatiflerine özel bir önem verdiğinizi biliyoruz. Neden bu kadar öncelikli bir konu?</strong></p>

<p>Çünkü üretim, kadının elindeyse toplum güçlenir. Biz Mihalıççık’ta kadın kooperatifleriyle büyük bir dönüşüm başlattık. Geldiğimiz noktada kadınlar kendi markalarını oluşturuyor. Belediye olarak Kadın Kooperatiflerine sadece destek vermedik, her zaman onların yanında durduk. Kadın üretirse toplum kalkınır, köyde yaşam yeniden başlar. Benim en büyük gururum, Mihalıççık’ta kadınların yeniden umutla üretime dönmesidir.</p>

<p>Çok yakın zamanda, kooperatiflerimizin ülke gündeminde yer alacak, örnek teşkil edecek projelerini de hep birlikte göreceğiz. İlçemizdeki her köyün bir kooperatifinin olmasını ve köyünün iklim ve coğrafi özelliklerine bağlı ürün üretilmesini sağlamasını temenni ediyorum. Kooperatifçilik konusunda iddialı olduğumuzu söyleyebilirim. Mihalıççık’ın kooperatifçilikte ülkemizin önde gelen ilçesi olması yolunda ilerlemeye devam ediyoruz.</p>

<p><strong>“Gençleri tutmanın yolu üretim”</strong></p>

<p><strong>İlçeden büyük şehre göç sorunu nasıl aşılabilir?</strong></p>

<p>Göçü engellemenin tek yolu üretim. Genç, köyünde gelir elde edebiliyorsa gitmez. Biz tarımsal üretimi canlandırdık, gençlere iş alanları açtık. Kırsalda istihdam yaratmazsanız, gençler geleceğini başka şehirde aramak zorunda kalır. Elbette sadece üretim yeterli olmayacaktır. Üretimin yanı sıra kaliteli yaşam standartlarının, sağlık hizmetine ulaşımın, iyi eğitim olanaklarının sağlanması, sosyal yaşam ve kültürel faaliyetlerin artırılması da göçün engellenmesi için önemlidir. Bu unsurları görmezden gelip bu gençler neden köyde kalmıyor demek yüzeysel bir söylemden ibaret olacaktır.</p>

<p><strong>“Yunus Emre bizim vicdanımızdır”</strong></p>

<p><strong>Mihalıççık, Yunus Emre’nin memleketi. Bu kimlik, size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?</strong></p>

<p>Yunus Emre gibi bir tasavvuf ehlinin doğduğu topraklarda yaşamak ve yönetici olmak bizim için çok büyük bir mutluluk ve aynı zamanda çok da önemli bir sorumluluk. Yunus Emre, Anadolu’nun sesi, insanlığın vicdanıdır. “Sevelim, sevilelim” sözü, bizim yönetim anlayışımızın temelidir. Biz belediyeyi bu anlayışla, kimseyi ayırmadan, ötekileştirmeden yönetiyoruz. Yunus’un öğrettiği tevazu, bugün siyasetin en çok unuttuğu şeydir.<br />
Yunus Emre’nin felsefesi bize sadece insanı değil, adaleti de hatırlatır. Biz Yunus Emre’ye layık bir şekilde çalışmayı hedeflediğimiz gibi Yunus Emre’nin felsefesini yaymayı, Yunus Emre’yi tanıtmayı da kendimiz için tartışılmaz bir görev olarak görüyoruz.</p>

<p><strong>“Kültür, kalkınmanın ruhudur”</strong></p>

<p><strong>Kültürel projelere de ağırlık veriyorsunuz,  bu projelerden de söz eder misiniz?</strong></p>

<p>Kültür, şehirlerin kalbidir. Kültür olmazsa kalkınma eksik kalır. Yol da yaparsın, bina da, ama eğer ruh yoksa, irfan yoksa, toplumun manevi ve kültürel değerlerine sahip çıkılmasa birlik ve büyüme olmaz. Biz Mihalıççık’ta hem kültürü koruyor hem de genç kuşaklara aktarıyoruz.<br />
Elimizdeki büyük değerin farkındayız. Bu nedenle bu kadim tasavvuf anlayışının, felsefenin kurucusu olan Yunus Emre’nin Sarı Köyünü bir merkez haline getirmeye çalışıyoruz. Bu kapsamdaki çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam etmekte olup yakın zamanda bambaşka bir Yunusemre mahallesi göreceksiniz diyebilirim.</p>

<p><strong>“Toplumsal barış, samimiyetle başlar”</strong></p>

<p><strong>Son söz olarak  Türkiye’nin geleceğine dair ne söylemek istersiniz?</strong></p>

<p>Ben hâlâ bu ülkenin umuduna inanıyorum. Umudu olan bir ülke her zaman kendini toparlamanın bir yolunu bulur. İktidarlar değişir, partiler değişir ama toplumsal birliğimiz ve beraberliğimiz baki kalır. Eğer ülke politikası anlamında dürüstlük, liyakat, adalet ve üretim eksenine geri dönersek, ülkemiz de kısa sürede toparlanır. Yunus Emre’nin 72 millete bir nazarla bakan anlayış ile “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.” Bugün ihtiyacımız olan tek şey bu birlik ruhu ve birlikte ülkemiz için çalışma isteğidir.</p>

<p><strong>Samimiyet Kazanacak</strong></p>

<p>Haydar Çorum’un sözleri, bir Anadolu gerçeğini hatırlatıyor: <strong>“Siyaset insan içindir, insan siyaset için değil.” </strong>Ona göre başarı, makamla değil, halkla kurulan bağla ölçülüyor. Çorum'un; üretimi, adaleti, dayanışmayı merkeze alan bu bakış açısı, Eskişehir’in ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin de bir yol sunuyor...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/haydar-corum-eskisehir-siyaseti-yenilenmek-zorunda</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Oct 2025 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2025/10/haydar-corum-eskisehir-siyaseti-yenilenmek-zorunda.jpg" type="image/jpeg" length="19935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şehri talan ettirmeyeceğiz]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/sehri-talan-ettirmeyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/sehri-talan-ettirmeyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP EBB adayı Ayşe Ünlüce İsmail Küçükkaya’nın programına canlı yayın konuğu oldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ayşe Ünlüce, Halk TV'de İsmail Küçükkaya'nın sunduğu 'Yeni Bir Sabah' programına konuk oldu. Ayşe Ünlüce'nin Eskişehir'e yönelik gelecek vizyonu, siyasi geçmişi ve şehirdeki dönüşüm süreçleri hakkında önemli açıklamalarda bulunuldu.</p>

<p>Programda İsmail Küçükkaya, geçmişe dönerek Ayşe Ünlüce ile olan tanışma anısını paylaştı. Küçükkaya, "Her konuğum için heyecanlı ve özenliyim, ancak bugün yıllar öncesine dayanan bir tanışma anısına geri dönmek beni heyecanlandırıyor. Dün, Ankara'da Canan Güllü ve Tezcan Karakuş Candan ile bir araya geldik. Canan Hoca, benimle FOX’ta yayın yaparken, Ayşe Ünlüce'den bahsettiğimizi hatırlattı. Canan Hoca, Ayşe Ünlüce'nin geleceğin yıldızlarından biri olacağını söylemiş ve Büyükerşen mucizesini ileriye taşıyarak Eskişehir'e daha fazla katkıda bulunacağını vurgulayarak Yılmaz Büyükerşen’in yanında yetiştiğini ve ondan bilgi donanımı aldığını, aynı zamanda da çok daha farklı bir özerk zihin yapısına sahip olduğunu.” ifade etmişti.</p>

<p><b>“Genel sekreterlik dönemi beni başkanlık için hazırladı”</b></p>

<p>Ayşe Ünlüce, programında, Eskişehir'deki son 25 yılda yaşanan büyük dönüşümü ve belediyede üstlendiği önemli rolü anlattı. Ünlüce, "Her zaman söylenir ya büyük duayenler yerine birini yetiştirmezler diye, ancak Eskişehir için bu konuda önemli bir değişim yarattık. Yılmaz Hoca ile 8 yıl boyunca çok yakın bir çalışma fırsatı buldum. Bu süre zarfında mimarlık, şehircilik, kamu yönetimi ve personel yönetimi gibi geniş bir yelpazedeki konularda bilgi edinerek, Eskişehir'in dönüşümüne daha etkin bir şekilde katkıda bulundum" dedi. Ünlüce, son 4,5 yıldaki genel sekreterlik görevinin, kendisini başkanlık için hazırladığına inandığını ifade etti.</p>

<p><b>“Afete dirençli bir şehir yaratma konusunda Eskişehir'deki tüm kurumlarla beraber çalışıyoruz”</b></p>

<p>Konuşmasının devamında Eskişehir'deki kentsel dönüşüm çalışmalarını ve afet riskiyle mücadelede atılan adımları değerlendiren Ünlüce, "Bizim kentsel dönüşüm ile ilgili 1999’dan beri çok büyük çalışmalarımız var. Mesele ben görüyorum, 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük depremden sonra bu çalışmalar hızlandı ama biz bu çalışmalara başlamıştık. Hem kentsel dönüşüm alanlarımız var hem de afet riskli olarak ilan ettiğimiz alanlar var. Bunlardaki çalışmalarımız çok hızla devam ediyor. Afete dirençli bir şehir yaratma konusunda Eskişehir'deki tüm kurumlarla beraber çalışıyoruz. Eskişehir, gecekondulaşmanın olmadığı nadir şehirlerden bir tanesidir. Bir de Porsuk kenarındaki yapılanmalarla ilgili ihtiyaç var. Aslında 19999'dan sonraki yapılan çalışmalarda Porsuk rehabilitasyonu nehrin etrafı güzelleştirdiği kadar, aynı zamanda afetle mücadele rehabilitasyonudur. Mesela, dikkat edin, bu çalışmalar yapıldıktan sonra Eskişehir'de sel diye bir olay kalmadı. Bugün bütün Türkiye sellerde boğuşurken, Eskişehir'de böyle bir tehlike kalmadı. O yatakları genişletilerek afetle de mücadele etmiş olduk," şeklinde konuştu.</p>

<p><b>“Şehri talan ettirmeyeceğiz, 25 yıldır olduğu gibi rantı önleyeceğiz"</b></p>

<p>Eskişehir’deki ranta geçit vermeyeceğini söyleyen Ayşe Ünlüce “2016 yılında alınan Büyük Ova kararları sonrasında, buraya termik santral yapılacağı açıklandığında, Eskişehir Kıymetlidir platformu altında büyük bir örgütlenme başlattık. Bu örgütlenme sayesinde, halkla birlikte termik santrale karşı mücadele verdik ve hukuksal süreçleri titizlikle takip ederek önemli davaları kazandık. Aynı şekilde, altın madenleri konusunda da Sakarya Vadisi'nde zarar görecek bir yerde altın madeni kurulmasına karşı çıktık. Nerdeyse İstanbul'un birçok domatesi ve biberi bu bölgeden gelmektedir.</p>

<p>Ancak, orada altın madeni kurulumuyla ilgili gelişmeler, Güneş Enerji Santrali&nbsp; ve Rüzgar Enerji Santralleri kullanılarak o vadinin neredeyse tamamen yok edilmesine yol açabilecek noktaya gelmişti. Biz, bu duruma karşı çıkarak, bu gelişmelere engel olduk. İlerleyen süreçte, bu konudaki davaları açacak ve yine bu tür faaliyetlere karşı duracağız. Şehri talan ettirmeyeceğiz, ranta geçit vermeyeceğiz.”</p>

<p><b>“Belediyecilik tecrübesi olan liyakat sahibi tek kişi benim”</b></p>

<p>Adaylar arasındaki tecrübe farkına dikkat çeken Ünlüce “şehrimizde büyükşehir belediye başkanlığı için 4 aday yarışıyoruz. Diğer adaylardan birçok konuda farklı ve şehir için önemli yönlerim var. Öncelikle hukukçu kimliğim ve belediyecilik tecrübem en önemli farkım. Bu iki önemli farkın Eskişehir’e ve Eskişehirlilere yeni değerler katacağını düşünüyorum. Tek kadın aday olmam da beni diğer adaylardan farklı kılan diğer kimliğim. Şimdiye kadar 3 arkadaşımda siyasi nezaket konusunda bana şimdiye kadar hep olgunlukla davrandılar” dedi.</p>

<p></p>

<p><b>“Eskişehir’in gelişimini her alanda beslemeye&nbsp; devam etmek istiyorum”</b></p>

<p>Eskişehir’i yönetmek için kenti iyi tanımak gerektiğini vurgulan Ayşe Ünlüce “Eskişehir'i çok iyi tanımak, gelecek vizyonunu oluşturmak için önemlidir. Eskişehir, sanayi şehri, üniversiteler şehri,&nbsp; kültür-sanat şehri ve turizm şehridir. Eğer bu özelliklerden sadece birini besleyip diğerlerini ihmal edersek, Eskişehir gerçek bir gelişme gösteremez. Ben Eskişehir'in gelecek vizyonunda bütün özelliklerini birlikte besleyerek daha önce yaptığımız projeleri sürdürülebilir kılarak devam etmek istiyorum.</p>

<p>Türkiye'de 400'ten fazla organize sanayi bölgesi bulunmaktadır ve en büyüklerinden birisi de Eskişehir'dedir. Güzel bir organize sanayi bölgesine sahibiz ve bu bölgelerle birlikte önemli çalışmalar yapacağımıza inanıyorum. Teknoparklar, ar-ge merkezleri, kuluçka merkezleri ile işbirliği içinde Eskişehir'i daha da güçlendirmek istiyorum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskişehir3 üniversitesi ve genç nüfusuyladinamik şehirdir. Gençlerimizi ve gençlik meclislerimizi iyi tanıyoruz ve gelecekte onlarla daha etkili çalışmalar yapmaya devam edeceğiz.</p>

<p>Temiz enerji, tarım ve kırsal kalkınma konularında yürüttüğümüz projeleri daha da güçlendireceğiz. &nbsp;Engelli, kadın ve çocuk dostu bir şehir olma hedefimiz doğrultusunda önemli çalışmalar yapmaya devam edeceğiz.”diyerek Cumhuriyet'in 100. yılında gerçek bir cumhuriyet kenti olan Eskişehir'e, bir kadın başkanın çok yakışacağını ifade etti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/sehri-talan-ettirmeyecegiz</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jan 2024 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2024/01/sehri-talan-ettirmeyecegiz.jpg" type="image/jpeg" length="52819"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyükerşen neden Ünlüce'yi işaret etti]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/buyukersen-neden-unluceyi-isaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/buyukersen-neden-unluceyi-isaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adaylık başvurusunun ardından bir dönem daha büyükşehir için aday olacağı düşünülen Yılmaz Büyükerşen, adaylıktan çekilerek Genel Sekreteri Ayşe Ünlüce'yi işaret etti. Büyükerşen adaylıktan neden çekildiğini ve Ünlüce seçiminin nedenlerini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><b>Kendinden sonrası için neden Ünlüce'yi istedi</b></p>

<p><b>Büyükerşen: "Evladım Eskişehir'i Ünlüce'ye emanet ediyorum"</b></p>

<p></p>

<p>Şenay Bilik Yıldırım</p>

<p>Eskişehir- Eskişehir'i evladı olarak gördüğünü belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, "Eskişehir'i Ayşe Ünlüce'ye emanet ediyorum" şeklinde konuştu. 25 yıldır Eskişehir büyükşehir belediye başkanlığını sürdüren Yılmaz Büyükerşen 5 dönemin ardından, 31 Mart'ta gerçekleşecek yerel seçimlerde aday olmayacağını açıkladı ve Genel Sekreteri Ayşe Ünlüce'nin aday gösterilmesini sağladı. Ünlüce’nin iyi bir bürokrat olmasının yanında hakimlikten gelen adalet duygusuna çok güvendiğini ifade eden Büyükerşen, “Ayşe Ünlüce’nin, adalet, hukuk ve vicdani tarafını gördüm, belediyenin olduğu kadar vatandaşın da hukukunu gözeten biridir.” dedi. 25 yıldır edindiği birikim ve deneyimlere dayanarak, kadınların ve gençlerin her alanda aktif ve önde olması gerektiğini dile getiren &nbsp;Büyükerşen, “Bu şekilde anneme olan borcumu da ödeyebileceğimi düşünüyorum.” diye konuştu.</p>

<p><img alt="IMG_0122" class="img-fluid detail-photo" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2024/01/img-0122.jpg" style="width: 100%" / width="1280" height="720"></p>

<p><b>ESKİŞEHİR EVLADIM İÇİN GÜVENİLİR BİR VASİ İSTEDİM</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>CHP'nin yeni genel başkanı Özgür Özel kurultay sürecinde Eskişehir’e geldiğinde "Yılmaz Büyükerşen'in istemesi durumunda, adaylığını onaylar mısınız" diye sormuştum, "Yılmaz hoca istedikten sonra bize laf düşmez. Önünden geçmeyiz" demişti, peki siz başvuru yaptığınız halde neden aday olmadınız, CHP’de değişen yönetim mi bunun nedeni?</b></p>

<p>Aslına bakarsanız, ben geçen dönemde de aday olmayacaktım, ama halk çok istedi parti bastırdı ve olmak durumunda kaldım. Bu seçimde de aday olmamaya çok önceden karar vermiştim, ancak Genel Başkan Özgür Özel’in adaylık başvurumuzu yapmamızı istemesi üzerine ben, Ataç ve Kurt aynı gün başvurumuzu yaptık, bunu bir prosedür olarak gördüm, zaten adaylık düşünmüyordum.</p>

<p>Yeni genel başkanımız Özgür Özel, bana karşı çok saygılıdır, kurultay ertesinde Bülent Ecevit anmasında elimi öpmüş, son derece özenli davranmıştı. Hatırlarsınız bir televizyon konuşmasında da; “Yılmaz hoca bozkırdan örnek bir şehir yarattı, Eskişehir, hocanın evladı” demişti. Kendisine aday olmayacağımı ilettiğimde de benden bir isim istedi. Ben de madem Eskişehir benim evladım, ona güvenilir bir vasi bulmadan bırakamam dedim ve benden sonrası için liyakatli bir isim belirledim. Genel merkez sonuçta benim istediğim ismi aday olarak gösterdi, bu da arada bir sorun olmadığını gösteriyor, zaten. Ayşe hanım çok isabetli bir seçim oldu, umarım tüm kadınların yüz akı olur.</p>

<p><img alt="IMG_0037" class="img-fluid detail-photo" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2024/01/img-0037.jpg" style="width: 100%" / width="1280" height="720"></p>

<p>Sayın Ekrem İmamoğlu’nun da en son Sözcü gazetesine verdiği beyanatı da bana karşı olmadığını gösteriyor zaten. Dolayısıyla böyle bir sorun yok, olsa ben hoca olduğum için lafımı esirgemem, doğru bildiğimi söylemede tereddüt etmem. Sayın İmamoğlu, “Arzumuz Yılmaz hocanın desteği ile Türkiye’de bir kadın belediye başkanına daha sahip olmaktır.” diyor, Sözcü’deki açıklamasında, dolayısıyla bu konuların da konuşulması artık gereksiz diye düşünüyorum,</p>

<p><b>Ancak sürecin başında Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın sizden sonra aday olacağı konuşuluyordu, sonrasında Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un da büyükşehir adaylığı için adı geçmişti, sonra Ünlüce adında nasıl karar kılındı ve bu durum diğer iki başkan için sorun yaratmadı mı?</b></p>

<p>Aslında benden sonrası için düşündüğüm ilk isim Ahmet Ataç’tı, ilk kez DSP’den başkan adayı gösterildiğimde merkez ilçe için Ahmet Ataç ile birlikte yola çıkmıştık, sonra ben 3 dönem DSP’den 2 dönem de CHP’den aday oldum, zaten Kazım Kurt bizden sonra geldi, 2 dönemdir bizimleydi, dolayısıyla öncelikle Ataç’ı düşünmüştüm, ancak Kazım Kurt da büyükşehir adaylığı konusunda çok istekliydi,&nbsp; bu konuda aralarında bir uzlaşı sağlansaydı biri aday olabilirdi, ancak olmadı.Ataç ve Kurt’un benim aday olmadığım bir seçimde aday olmak istemeleri de doğal tabi, ancak merkez ilçelerimiz de çok önemli ve her iki ismin de kendi ilçelerinden aday olarak Ünlüce’yi desteklemelerinin daha doğru olacağına kanaat getirdik. Partide bölünmelerin olmaması için de, Eskişehir için de daha isabetli bir karar oldu.</p>

<p><b>CUMHURİYET KENTİNDE KADIN BAŞKAN ÖRNEK OLACAK</b></p>

<p>Ayrıca CHP genel olarak kadın ve genç kontenjanını dolduramıyordu ve Eskişehir gibi çağdaş bir&nbsp; Cumhuriyet kentinde güzel bir örnek olsun, bir büyükşehirde daha kadın belediye başkanı olsun dedik, Ünlüce’nin başarılı olması ve seçilmesi diğer kadınlara da cesaret verecektir. Ünlüce hukukçudur, çok yetenekli, çok adaletli hak hukuk adaleti temin için mücadele etmiş biridir, bu anlamda benim aklım ve vicdanım rahat. Adaylar belirlendikten sonra diğer iki belediye başkanımız da Ünlüce’yi sonuna kadar destekleyeceğini açıkladı ve çalışmalar başladılar bile. Seçim süresince Ayşe Ünlüce ile birlikte hareket edeceğiz, sahada onunla çalışacağız.</p>

<p><img alt="IMG_0023" class="img-fluid detail-photo" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2024/01/img-0023.jpg" style="width: 100%" / width="1280" height="720"></p>

<p><b>Ayşe Ünlüce ismi ilk kez ne zaman belirdi, onu seçmenizin nedeni neydi?</b></p>

<p>Ayşe hanımla 2005 yılından bu yana belediyede birlikte yıldır çalışıyoruz, bu süre zarfında, hukuk bilgisi, çalışkanlığı,&nbsp; dürüstlüğü ve özellikle adalet duygusu ile takdir ettiğim biriydi. Ayşe hanımın adalet duygusunu şöyle anlatabilirim; zaman zaman bazı durumlarda belediye vatandaşla karşı karşıya gelir; istimlak yapıyoruz, bir tutar belirlenir, Ayşe hanım'ın, “Bugünkü ekonomik koşullarda bu meblağ adil değil, bu miktar ile vatandaş arsasını alamaz deyip yeniden komisyona gönderilmesini istediği durumlar yaşadık. Ayşe Ünlüce hakimlikten geldiği için bazen belediyenin öngördüğü cezaların ağır olduğunu söyleyerek itiraz ederdi, düşünün; “Bu adil değil, izin verirseniz bu kişiyi çağırıp belediyeye dava açmasını isteyeceğim.” dediği bile olmuştur. Dolayısıyla Ünlüce, hem uzun yıllar içinde belediyenin işleyişi, çalışmaları, yetki alanları konusunda uzmanlaştı hem hukuk bilgisi ile sık sık maruz kaldığımız denetlemelerde belediye için çalıştı. Bu anlamda adaylık konusunda en liyakatli ismin Ünlüce olacağına inandım ve genel merkezce de bu önerim kabul edildiği çok çok memnunum.</p>

<p><b>ÜNLÜCE, VATANDAŞIN HUKUKUNU GÖZETEN BİRİDİR</b></p>

<p><b>Belediye başkanlığı büyük bir sorumluluk, işin içine siyaset de giriyor bir bürokrat olan Ünlüce, sizce başarılı olacak mıdır?</b></p>

<p>Sevgili Ayşe Ünlüce, çok iyi bir bürokrat olmasının yanı sıra belediyeciliği çok iyi öğrendi. Bir çiftçi çocuğudur, köylü bir aileden geliyor, çok iyi bir eğitim görmüştür, ağır ceza hakimi olmuş biri, kökleri Eskişehir’de olan Eskişehir’de büyümüş biridir. Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz eşi, çok değer verdiğim Aydın Ünlüce savcı, kendisi ise hakimdi. Hakimlik görevini bıraktıktan sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde hukuk müşaviri olmuş, Türkiye Barolar Birliği’nde Eskişehir’i 3 yıl temsil etmişti. Sivil toplum kuruluşlarında özellikle kadın ve insan hakları konularında çalışmalar yürüten biriydi, Fatma Ader’in kurduğu Kadın Platformu’nda, Eskişehir Kent Konseyi’nde yıllarca çalıştı. Belediyede ise 2005 yılında önce hukuk müşavirimiz olarak başladı, arkasından hukuk bilgisi çok iyi olunca, bizim de sürekli denetimden geçtiğimiz &nbsp;ve hükümetin baskılarına maruz kaldığımız için sağlam bir hukukçuya ihtiyacımız vardı ve bürokrasiye de hakim olması için benden sonra gelen; genel sekreterlik pozisyonuna getirdim onu.</p>

<p><b>Başkan seçilmesi durumunda Ünlüce’ye desteğiniz sürecek mi?</b></p>

<p>Elbette, başkanlığından sonra da Ayşe Ünlüce'ye yardım etmeye devam edeceğim...</p>

<p><b>ŞEHİRLERİN ALABİLDİĞİNE BÜYÜMESİ DOĞRU DEĞİL</b></p>

<p><b>Başkanlığınız süresince size getirilen belli başlı eleştirileri sormak istiyorum, kısaca yanıtlar mısınız? Bunlardan ilki kentin "butik bir şehir" olarak kalmasını istemeniz... Bu anlamda sanayinin gelişmesine de engel oldunuz mu?</b></p>

<p>Bir şehrin büyümesini; kalabalıklaşmak veya bir sürü fabrika açmak gibi görüyorlar. Şehirlerin alabildiğine büyümesi doğru değildir, bakın İstanbul'un insan yoğunluğu 17 milyona ulaştı, İstanbul körü körüne büyütüldü, yüksek kuleler yaptılar nüfus çoğaldıkça , nüfus doğudan batıya göçtü... Bunun yerinde örneğin TOKİ büyük kentlere gökdelen yapacağına küçük kentlere konut yapsaydı sanayi yatırımları da Anadolu'ya gitmeye başlayacaktı, bölgesel kalkınma başlayacak Türkiye'nin bir tarafı zengin bir tarafı fakir olmayacaktı! Bizim Eskişehir'i de korumamız lazım. Bursa'nın gelişmesinden örnekler verirler, buraya sanayi teşviki verildiği için sanayi çok gelişti. Oysa bugün yeşil Bursa'yı sanayi kuruluşları sardı. Burası Osmanlı'nın başkenti idi, tarih vardı, yeşil ovaları ,kaplıcaları kayak yapmak için dağı vardı, şimdi içinden arabaların geçemeyeceği yaşanmaz bir yer oldu. Allah'tan Eskişehir'e vermediler &nbsp;sanayi teşviki...</p>

<p><b>Son 2 dönemdir proje üretmediğiniz yönündeki eleştirilere ne diyorsunuz?</b></p>

<p>Proje vardı da proje için para var mıydı asıl soru bu olmalı. Son 2 senedir ekonomik kriz nedeniyle vatandaşa işsizlere esnafa sosyal yardım yaptık, aşevlerinin kapasitesini arttırdık, yardımlar yaptık.Son 2 dönemdir fazla yatırım yapamadık, ekonomik sorunlar nedeniyle esnaf sıkıntıda biz de kaynaklarımızın çoğunu sosyal yardım harcamalarına ayırdık, kira almadık kaç yıldır, esnaf kazanamıyor ki, nasıl kira alalım?</p>

<p><b>GÖKTEN MELEKLER İNSE TRAFİK SORUNUNU ÇÖZEMEZ</b></p>

<p><b>Eskişehir'de bir trafik sorunu olmadığını düşünmeniz de eleştiriliyor...</b></p>

<p>Eskişehir'de herkes araba sahibi oldu, bu durumda gökten melekler inse Eskişehir'deki trafik sorununu çözemez. Önce çevre yolunun yapılması lazım. Eski AK Parti Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan zamanında şehrin ortasından geçen yolu geliş gidiş kısımlarının banket yerlerine asfalt kaplayıp 3 şeride çıkardı çevre yolu yerine. Batçık yaptı ama batçıklar yanlıştır, dünya bu yöntemden vazgeçti. Buna başladınız mı tüm üst geçitlerin altından geçmek lazım çünkü buralarda su birikir, Kentin jeolojik yapısı önemlidir Eskişehir ova; altı su, burada su birikecek arabalar kalacak, yağmurda selde bunlar motorlarla dışarı atılıyor, Porsuk nehrinin yatağı bu altgeçitlerin üstünde çünkü. Unakıtan’ın yaptığı çevre yolu şehrin içinden geçiyor zaten. Yerel yönetimlerin işi değil bu planda var karayollarının yapması lazım...</p>

<p><b>BÜYÜKERŞEN'İN ŞEHİRCİLİK ANLAYIŞI</b></p>

<p><b>Son soru: Ülkenin her yerinden Eskişehir'e çok sayıda turist geliyor ve "kimlikli bir kent görmek için" geldiklerini söylüyor pek çok ziyaretçi, Peki Yılmaz Büyükerşen şehirciliğini nasıl tanımlamalıyız?</b></p>

<p>Büyükerşen şehirciliği şudur; yalnız yol arıtma kanalizasyon gibi altyapı hizmetleri demek değildir, bunlara çok para harcanır ama gözükmez, sağlıklı yaşam için bunların olması şarttır ancak insanlar yalnızca evleri ve işleri arasında gidip geliyorlarsa bu kentte mutlu sayılmazlar. Üst yapı dediğimiz de; kültür sanattır, sosyalleşme alanlarıdır, insanlar işten eve gidene kadar kültürel etkinliklere katılmak isterler, caddelerde karşılarlar, parklara giderler, sergileri gezer,&nbsp; müzeleri gezerler... Alt yapı ile üst yapıyı birlikte dengeli yürütmek gerekir. Beni farklı kılan budur, bir de üniversiteden geldiğim için şuna inanırım bir kentte üniversite varsa şehri geliştirir. Gelişmemiş, geri kalmış&nbsp; şehirlerde üniversiteler kalkınmanın lokomotifi olur, bu okullarda okuyanlar güzel bir şehir gördüklerinde buradaki yaşamı sevdiklerinde okul bitince de burada kalırlar ve onlar da şehri geliştirirler...</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/buyukersen-neden-unluceyi-isaret-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jan 2024 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2024/01/img-0030.jpg" type="image/jpeg" length="72110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deprem haberleri halkın bilme hakkına vurulmuş darbeydi]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/deprem-haberleri-halkin-bilme-hakkina-vurulmus-darbeydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/deprem-haberleri-halkin-bilme-hakkina-vurulmus-darbeydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özer, “Deprem Haberlerinin Ekonomi Politik Yönünü” anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><b>Söyleşi: Zehra Ongan</b></p>

<p>Türkiye’de medya endüstrilerindeki sahipliğin yoğunlaşmasıkonusuna dikkat çeken Özer, “Bu konu medya çeşitliliği ve demokratik söylem için bir endişe kaynağı haline gelmiştir.” dedi.</p>

<p><b>Kahramanmaraş’ta yaşanan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki iki depremden geçici verilere göre yaklaşık 50 bin canın yaşama veda etmesinin üzerinden neredeyse bir yıl geçti. Kuşkusuz bu dönemde medyanın gelişmeleri haberleştirmesi önemliydi. Bugün sizinle geleneksel olarak tanımlanan medyanın haber sunumunu ekonomi politik bakış açısından konuşmak istiyoruz. Ama bize öncelikle haber sunumunun etik bakımdan bir değerlendirmesini yapar mısınız?</b></p>

<p>Öncelikle belirteyim ki, çocukların sunumunda etik sorunlar olabilir. Nitekim bazı olayların öznesi olarak haberde yer aldıklarında gazetelerde gözlerine bant atılan çocuklar ki bu da yeterli değil ve tartışmalıdır, televizyonda deprem haberlerinde kaynak olarak kullanılmıştır. Onların psikolojileri kaynak olmak için yeterli midir tartışılır. Bunun kendisinin tartışılması gerekirken, onların açıklamaları üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır</p>

<p><b>Çocukların sunumundan başka sorunlu sunum var mıydı?</b></p>

<p>Vardı elbette. Zaman zaman deprem bölgesindeki yaşamın olumlu sunulduğu oldu. Örneğin çadır kentlerde yaşam alanı oluşturulmasının bir başarıymış gibi sunulması, bir kişinin kurtarılmasıyla yaratılan başarı öyküleri etik bakımdan sorunluydu. Bu tür haberler olumsuz gerçeğin üstünü örtme çabası olarak ele alınabilir. Öte yandan kurtarma anının haber değeri olmasına karşın sunulması, beraberinde getireceği olumsuz durumların varlığı nedeniyle etik bakımdan sorunluydu. Göçük altındakilere seslenmeler vs. Bu tür haberler de olumsuz gerçeğin üstünü örtme çabası olarak alınabilir. Ayrıca haber oluşturma sürecinde yıkık binalardan kalan kalıntıların üzerine çıkarak haber yapma da etik açıdan sorunluydu. İzleyicide panik havası yaratma olasılığı vardır. En önemlilerden biri de zaman zaman çok genç ve deneyimsiz oldukları belli olan muhabirler görev yaptı. Yalnızca felaket haberleri konusunda deneyimli muhabirlerin görev yapması gerekirdi. Elbette kamu yararı kişilik hakkına baskın gelir ama göçük altında henüz kurtarılan birinin haberde sunulması etik sorunları da birlikte getirdi. Nitekim mahremiyet konusu da vardı. Bunları haber kanallarının düşünmesi gerekirdi. Muhabir düşünemediyse, editörlerin görmesi gerekirdi. Ama burada belirleyici olan para denebilir. Kaldı ki, uyarıcı noktalar haberlerde az yer aldı, bunun yerine hırsızlık gibi kimliğe dayalı olumsuz durumlar sunuldu. Bu da etik açıdan sorunlu bir tutumdu.</p>

<p><b>Deprem haberlerinde kullanılan dili nasıl buluyorsunuz?</b></p>

<p>Ayrıca haberlerde kullanılan dil, sorunlu olarak değerlendirilebilir. Ceset denmedi belki ama dil çok sertti.</p>

<p><b>Bir de televizyon tartışmaları var. Bu konuda neler söylersiniz?</b></p>

<p>Televizyon kanallarının haber kaynaklarını kendi siyasi çizgilerine göre seçmesi tarafsız yayıncılık bakımından etik açısından sorun oluşturur. Bu noktayla ilgili deprem uzmanlarının dışında farklı alanlarda yer alan kaynakların çıkarılmasına farklı değerlendirmelere zemin hazırlayacağı için olumlu bakılabilir ama yandaş medyada son kertede aynı görüşü paylaşan kaynaklar konuştuğundan içerikte türdeşleşme yaşandı ve bunun da bilgide tekelleşme etkide tekelleşme yaratacağından önemli bir sorun oluşturduğu söylenebilir.</p>

<p><b>Sürekli deprem görüntüleri yayımlandı. Bunu nasıl değerlendirmek gerekir?</b></p>

<p>Deprem bölgesinden George Gerbner bakış açısından sürekli şiddet haberleri yayınlandı. Bunun sonucu, kanıksattırma, duyarsızlaştırma gibi etkiler olabilir. Ama daha da önemlisi şiddet, toplam satış ya da reyting demektir. Bu da para demektir. Elbette sonuçta etik bakımdan sorunlu bir duruma işaret eder.</p>

<p><b>Peki yurttaş açısından sunumlar nasıl değerlendirilebilir?</b></p>

<p>Yurttaş, gerçek anlamda depremle ilgili bilgi sahibi olmalıydı.Depremde ne kadar kamu zararı oluştu; kamu binaları, kanalizasyon, yol, köprü gibi altyapı yok oldu? Ayrıca deprem hangi bölgelerde olası bir doğal afet; hangi bölgelerde depreme karşı nasıl hazırlık yapmak gerek bütün bunlarla ilgili bilgi, deprem gerçeğini kavramaya yarayacak bilgi oluşturmuş olurdu. Kısacası Türkiye deprem konusunda ne durumdadır? sorusunun yanıtını sıradan insan da bilebilirdi.Deprem aynı zamanda deprem konusunda insanlara eğitim olanağı da sunmaktadır. Örneğin haberlerde doğru bilgi verilse insanlar da bu konuda gerçek bilgi sahibi olurlardı. Yani nerelerde deprem olasılığı yüksek, deprem anında ne yapmalı? Nasıl davranmalı? Asıl bunlara yoğunlaşılmalıydı.</p>

<p><b>Medyanın, ülkeyi yönetenlerin depremle ilgili politikalarına yönelik tutumu nasıldı?</b></p>

<p>Ülkeyi yönetenler depremle ilgili doğru politika uyguladı mı, zamanında müdahale etti mi, bunun tartışması yandaş medyada yapılmadı. Yapıldığında da olumlu, meşrulaştırıcı görüşler ortaya kondu. Haberler sayesinde ülkeyi yönetenler, kurtarma faaliyetlerinde yeterli olundu mu, depremzedelere gerekli yardım yapıldı mı, depreme karşın orada yaşamayı kolaylaştıracak ne gibi önlemler alındı, depremde gerçekleşen yıkımda kamunun ihmali var mıydı… Gibi sorulara yanıt verecek bilgi elde eder ya da yanıt verir veya veremez. Kısacası bu durum ortaya çıkardı. Bunun yanı sıra, oradaki kamunun kaybı ile beşerî ve fiziki altyapı bakımından kayıplar ortaya serilmedi. Oysaki haber sayesinde yöneticiler ve insanlar, deprem sonrası oluşan konut, fabrika, kamu binaları ve altyapı gibi fiziki ve insan can kayıpları gibi beşerî sermaye kayıpları hakkında bilgi sahibi olur. Depremin gerçek maliyeti nedir bunu anlamaya çalışır. Bu sizce yapıldı mı? Hayır!</p>

<p><b><i>Medya tartışma yapmadı, gerçek vermesi gerekenleri vermedi” </i></b><b>diyorsunuz <i>ama</i> geleneksel medyanın o dönemki yayınlarında siyasi uzmanlardan, deprem uzmanlarından geçilmiyordu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>

<p>Bazı uzman görüşleri sunuldu ama bir süre sunuldu. Başat konumda oldukları tartışmalıdır. Onların bakış açılarından medyanın kendisi analizler yapamadı. Özellikle iktidarın kontrol ettiği medyada depremin yarattığı yıkımın büyüklüğü ve deprem sonrası müdahalede ve depremzedelere yapılan yardımlardaki başarısızlıklar, ortaya çıkan insani sorunlar yeterince verilmedi. Depremin yarattığı travmaları önlemek adına yeterli girişimde bulunulmadı<b>. </b>Medya zorlamalı! Yönetenlere görevlerini anımsatmalıdır. Örneğin, depremle ilişkili dört tür insandan söz etmek gerek:</p>

<p>1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Deprem bölgesi ile ilgisi olmayan ama deprem konusunda bilgi sahibi olacaklar.</p>

<p>2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Deprem bölgesinden kökenli olup ailesinde akrabalarında kayıp yaşamayan insanlar.</p>

<p>3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Deprem bölgesinde olup da kayıp yaşayanlar ve</p>

<p>4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bizzat depremi yaşayanlar.</p>

<p>Hepsinin de depremde olup bitenlerle ilgili bilgi sahibi olması, doğru bilgilendirilmesinde farklı derecelerde ve boyutlarda kamu yararı vardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>Bölgenin durumu ortada. Sizin dediğiniz gibi medyanın da sorgulaması gerekiyor amayapılanlar ya da yapılmayanlar konusunda ekonomi politik bakımdan neyi sorgulaması gerekirdi?</b></p>

<p>Asıl sorun depremin maliyetini üstlenme konusudur. Kim üstlenecek bu maliyeti? Devlet ne yapacak? Depremin yaralarını sarmak için yıkılan evleri tekrar kim yapacak ve hangi koşullarda yapacak? Bölgenin tarımsal üretimde önemli katkısı var. Tarımsal faaliyetlerdeki aksama nasıl giderilecek? Yok olan işgücü nasıl telafi edilecek? Depremin maliyetinin kamu tarafından üstlenilen kısmı nasıl finanse edilecek? Seçenekler belli: Ya borçlanma ya ek vergi salma ya da bir şeklide yolunu bulup Merkez Bankası kaynaklarına yönelme. Ama hepsinin de alternatif maliyeti var. Borçlanma faizleri arttırarak ekonomide durgunluk yaratma, büyümeyi sekteye uğratma ve daha fazla yoksullaşma yaratma potansiyeline sahip. Ek vergi kişisel gelirlerin ve dolayısıyla da tüketimin azalması demektir. Para basarak finansman ise eninde sonunda daha fazla enflasyona ve yaşam pahalılığına neden olacaktır. Üstelik inşaat sektöründe de önemli ölçüde ithal girdi kullanılmakta ve bu da cari açığın daha fazla artması anlamına gelir. Esas kamu yararı da bu konularda halkın doğru bilgilendirilmesinde yatar. Bir diğer önemli konuda gelen uluslararası yardımların doğru yerlerde doğru şekilde kullanılıp kullanılmadığıdır. Bu konuda kamuoyunun bilgilendirilmesi, şeffaf olunması yaşamsal öneme sahiptir.</p>

<p><b>Bölgenin geleceği konusunda kaygılandığınızı anlıyoruz, ne dersiniz?</b></p>

<p>Elbette. Bu tür afetler bölgede çok ciddi kırılmalar yaratabilir. Eğer devlet zamanında ve en etkin bir biçimde bölgeyi yeniden inşa etmezse, insanlar iş ve aş bulmakta zorlanır. Zaten etkilenen iller öyle refah düzeyi çok yüksek iller değildi. Belki kısmen Hatay ve Gaziantep; biraz da Malatya ve Kahramanmaraş iyi sayılabilirdi. Yıkımla birlikte insanlar her şeylerini kaybettiler ve bu insanlara yaşamlarını sürdürebilmeleri için acilen iş ve aş gerek. Bu sağlanmazsa bölge şimdi olduğu gibi yoğun bir iç göçe konu olur; kimse oralarda yaşamak istemez, giden de geri dönmez.</p>

<p><b>Sizin görüşlerinizden medyanın deprem dönemi gerek haber gerekse de diğer tartışma vs. yayınlarında görevini yerine getirmediği gibi bir sonuç çıkıyor. Öyle mi?</b></p>

<p><b>&nbsp;</b>Deprem haberleri gerçek bağlamlarıyla sunulmadı. Haber değerleri başka unsurlar ve görüntüler bakımından atfedildi. Başarı öyküleri yaratıldı. Medya tekelleri veya da yandaş medya ağız birliği yapmış gibi siyasal iktidara yönelik eleştiri yapma ve toplumsal görevi yerine getirme noktalarını unuttu. Politika medyayı konumlandırmasıyla kimlerin ne konuşacağı üzerinde de etkilidir. Deprem haberlerinde de öyle oldu. Bir başka boyut da haberlerin şiddet üzerinden yani olumsuzluk veya da önemlilik, beklenilmediklik, eşik gibi haber değerleri üzerinden yapılmasıdır.Ama bağlamsallık açısından haberler son derece sınırlıdır.Olay gazeteciliği yapıldı; durum gazeteciliği yapılmadı aslında… Yani olay anı verildi. Gerçek anlamda “neden ve nasıl” sorularının karşılığı verilmedi.Önemli olan da bu noktadır. Ayrıca deprem gibi önemli bir olayda kamu yararına sığınarak bu şekilde haber vermenin kendisi etik açıdan sorunludur. Bu nedenle, asıl kamu yararı ekonomi politik bakış açısından anlattıklarımdan yansımaktadır.&nbsp;</p>

<p><b>Kamu yararı dediniz, peki basın özgürlüğünü kullanma durumu varsa… Ya da bilgi edinme…</b></p>

<p>Basın özgürlüğü böyle kullanılmaz. İnsanların bilgi edinme hakkı bu şekilde harekete geçirilmez. Gazeteciler, gerçeklerin üzerine gazeteci olarak gidip onları ortaya sermeliydi. Bu yapılmadı ve yapılan, basın özgürlüğüne ve insanların bilme ya da bilgi edinme haklarına vurulmuş darbeydi.&nbsp;</p>

<p><b>Son olarak bu duruma neden gelindi, açıklar mısınız?</b></p>

<p>Türkiye’de medya endüstrilerindeki sahiplik yoğunlaşması, medya çeşitliliği ve demokratik söylem için bir endişe kaynağı haline gelmiştir. Hükümet politikası, yandaşlık üzerinden açıktan ya da gizli medya sahipliğini düzenledi denebilir. Ya da medya sahipliğini düzenleyerek yandaşlık oluşturdu. Bu politikalar, medya endüstrilerinin nasıl işlediğini ve toplumda oynadıkları rolü de etkilemiştir. Medya sahipliğini belirleyen politika aynı zamanda politikadan nasıl söz edileceğini de belirlemiş ve belli insanlar belli kanallarda programa katılmışlardır. Tutumları da yandaş olmuştur.</p>

<p><b>Verdiğiniz bilgilerden dolayı size çok teşekkür ederiz</b><b>.</b></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/deprem-haberleri-halkin-bilme-hakkina-vurulmus-darbeydi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jan 2024 22:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2024/01/deprem-haberleri-halkin-bilme-hakkina-vurulmus-darbeydi.jpg" type="image/jpeg" length="28258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trafik sorunuyla ilgili güzel bir çalışma hazırlıyoruz]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/trafik-sorunuyla-ilgili-guzel-bir-calisma-hazirliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/trafik-sorunuyla-ilgili-guzel-bir-calisma-hazirliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zafer Partisi Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Oğuz Beki ile yerel seçim öncesi konuştuk.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Uyuşturucuyla mücadele, deprem, trafik ve sığınmacı gibi sorunlara çözüm getirecek projeleri olduğunu söyleyen Beki, Eskişehir’in uzun vadedeki önemli sorunlarından biri olan sığınmacı sorununa dair yerel yönetime aday olan insanların hiçbirinin herhangi bir düşüncesi olmadığını dile getirdi.</p>

<p><b>Seçim çalışmaları nasıl gidiyor, atmosferle başlayalım istiyorum, neler yapıyorsunuz?</b></p>

<p>Genel başkanımız Ümit Özdağ’ın ziyaretiyle, hem gençlerle buluşmasını sağladık hem de aday adaylarımızın netleştirilmesini sağladık. Toplantıyla birlikte aday adaylarımız açıklandı. O günden bugüne de Türkiye ve Eskişehir’in yerelindeki heyecanı biraz daha hayatta tutabilecek bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ama herkes şu an heyecanlı bir şekilde Ocak sonrasına kilitlenmiş durumda.</p>

<p><b>Biz de orayı bekliyoruz. Aslında çok da geriden geliyor gibi değil mi? Aday açıklanmaları vs. Zaman kısıtlı. Sizde 3 kişinin adaylığı açıklandı değil mi?</b></p>

<p>Evet 2 merkez ilçe, bir büyükşehir belediyesi. Odunpazarı, tepebaşı ve ben açıklandım.</p>

<p><b>O günden sonra sizin siyasi hayatınız Zafer Partisi’yle mi başladı? Daha öncesinde de var mıydı siyasete ilginiz?</b></p>

<p>Ben Atatürkçü bir genç olarak her zaman için bütün platformlarda kendimle ve düşüncelerimle ilgili paylaşımda bulunuyorum. Her Türk genci gibi bir siyasi düşüncem var. Atatürkçü ve milliyetçi bir insanım. Ama onun dışında çok aktif olduğum bir çalışma dönemim olmadı.</p>

<p><b>Sonra peki neydi sizi Zafer Partisi’yle buluşturan? Hem de büyükşehir belediye başkan adaylığıyla ilgili karar vermenizi sağlayan?</b></p>

<p>Biraz sürpriz konu benim için. Eskişehir için de öyle oldu. Çünkü Eskişehir 29 Ekim törenlerinin olduğu, resepsiyonların olduğu döneme kadar büyükşehir belediye başkanlığı için hep sınırlı isimler içerisinde konuşuyorlardı. Bizim ismimiz de doğal olarak hiç yoktu. Bana da Zafer Partisi’nin 29 Ekim resepsiyonu için Eskişehir’de olduğum bir dönemde böyle bir teklifle gelindi. Bu da beni çok onore etti. Çünkü günümüz Türkiye’sinde Atatürkçü ve milliyetçi çizgide siyaset planlayan ve siyaset uygulayan ve bunda da çok net olan başka siyasi parti yok.</p>

<p><b>Peki kimler geldi teklife?</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zafer Partisi’nin teşkilatı bir yemek düzenledi. O yemek sırasında bu teklifi sundular. Çok onore oldum gerçekten. Benim için çok büyük mutluluk kaynağı. Herkes kadar bu şehri seven, herkes kadar bu şehri sahiplenen bir Eskişehir vatandaşı olarak böyle bir teklifle gelinmesi beni çok mutlu etti. Vicdan anlayışı da aynı zamanda. Ve ondan sonraki süre içerisindeki gelişmelerle de yapmamız gereken şeylerin olduğunu, hangi yolda gitmemiz gerektiğini çok net bir şekilde hissettirdi.</p>

<p><b>Aslında dışarıdan bakıldığında siyasete hızlı bir giriş yapmış oluyorsunuz. Çünkü il yönetimine girmiyorsunuz, o süreç içerisinde değilsiniz; direkt büyükşehir belediye başkanı olarak aday oluyorsunuz. Siz iş dünyasından tanınmış bir isimsiniz. Ekonomi alanında konuşmalarınızı, açıklamalarınızı biliyoruz. Peki siyasette ne söylemek için var olacaksınız?</b></p>

<p>Siyasetle ilgili hepimizin söyleyecek sözü var. Bugün baktığımız zaman hem Eskişehir hem Türkiye siyasetiyle alakalı herkesin söyleyecek sözü var. Burada bence sorun, dinleyen insanların az olması. Sizin mikrofon uzattığınız herkesin şehir için yapılması gerekenlerle ilgili bir fikri var ve gerçekten de farkındaysanız sokak röportajlarını dinlerken bazen “Ne kadar doğru söylüyor adam.” diyoruz. Vatandaş ama şehrin dokusunu gerçekten iyi görmüş ve “bu ihtiyacımızı çözmeleri lazım” diyor. Hatta belki birçok siyasi bu sokak röportajlarından faydalanıyor. Biz de sokaktan gelen insanlarız aslında. Çok şaşırılacak bir şey değil. Bu şehirde yaşayan herkes, bu şehrin neye ihtiyacı olduğunu herhâlde 5 maddede sayabilir.</p>

<p><b>Hadi sayalım. Bu şehrin nelere ihtiyacı var?</b></p>

<p>Bu şehrin birçok şeye ihtiyacı var ama bundan daha önemlisi genel başkanımızın her yerde söylediği çok önemli bir şey var. Bu şehrin uzun vadede ki sorunlarına temel bir malzeme işgal edecek olan sığınmacılarla ilgili hiç kimsenin bir fikri yok. Yani halkın, vatandaşın var sığınmacılarla ilgili fikri ama yerel yönetime aday olan insanların hiçbirinin sığınmacılarla ilgili hiçbir düşüncesi yok.</p>

<p><b>O konuda verilerde tam olarak bizi aydınlatmıyor aslında. Resmi verilerle biz Eskişehir’de kaç tane sığınmacı yaşadığını biliyor muyuz?</b></p>

<p>Devletin resmi rakamlarına bakarsak, hiç üremeyen hiç çoğalmayan bir sığınmacı kadrosu var. 2016’dan beri sayıları aynı neredeyse. Ama sizler sokakta iş yapan insanlarsınız ya da eczanede sıraya girdiğinizde gördüğünüz insanlar hiç bu sayılara uygun görünmüyor. Bugün Sütlüce Mahallesindeki okulları dolaştık ve sınıfların büyük bir çoğunluğu sığınmacı çocuklarla doluydu. Sizlerin çocukları da o sınıflarda o çocuklarla okumak zorunda. Milli eğitimin aldığı karar neticesinde ikametgahınız neredeyse, çocuğunuzu oradaki okula vermek zorundasınız.</p>

<p><b>Eskişehir’e bakınca diğer şehirlerle kıyasladığımızda sığınmacı konusunda biraz daha az sorunlu bir yer gibi görünüyor ama bizim gördüğümüz durum doğru mu acaba? Yoksa ciddi bir sorun var mı?</b></p>

<p>Aslında konunun ciddiyeti sizin nereden baktığınızla ilgili. Eğer konuyu siz ucuz işgücü olarak görüyorsanız, bunu bir sorun olarak görmüyorsunuzdur. İşveren olarak bunu bir memnuniyet haline bile getiriyor olabilirsiniz. Ama siz kendi gençlerinizin iş olanaklarının zorlaşmasının sebeplerinden birini sığınmacılar olarak görürseniz, burada rakamların hiçbir anlamı kalmıyor. Sizin çocuklarınız üniversitelerde sığınmacıların elde ettiği haklardan daha uzak haklarla üniversite sınavına giriyorsa, eczanede ilaç alırken sığınmacılar hiç ücret ödemiyorlar ve siz ödüyorsanız ve bunun için vergi de veriyorsanız bu büyük bir sorundur.</p>

<p><b>Yerel yönetimler, sığınmacı konusunda neler yapabilir? Nasıl çözümler sunabilir?</b></p>

<p>Aslında çok zor değil. Çünkü bu ülkenin temel gelir kaynaklarından biri vergidir. Sizin vergi aldığınız işletmelerin ruhsatları da şehirlerde belediyelerdir. Eğer siz bir işletmeye rakibiniz sığınmacı olan bir kişiye ruhsat vermezseniz o insanların sizin şehrinizde tutulma oranları azalır. Mesela sığınmacılarla ilgili hep ne konuşulur, sığınmacılar çalışıyorlar; bizim insanlarımız iş sevmiyorlar, beğenmiyorlar diye söylerler. “Ben bulaşıkçı bulamıyorum, ben inşaat işçisi bulamıyorum.” diyor birçok konuştuğumuz işveren, ama bu durum bir anda oldu. 2017 yılı öncesi herkes çalışıyordu. Ama 2018 sonrası bir baktık artık insanlarımız inşaatta çalışmayacak haldeler.</p>

<p><b>Siz bunun doğru olmadığını mı düşünüyorsunuz? Ucuz işgücü olduğu için istemediklerini mi ifade ediyorsunuz?</b></p>

<p>Evet tabi. Bu istihdam süreci, sığınmacılar ülkemize gelmeye başladığında ortaya çıktı. Şöyle bir örnek vereyim. Kırsal ’da hep derler; çoban bulamıyoruz diye. Birkaç sene öncesine kadar çobanlar için mültecilerden ve Afganlardan faydalanılıyordu. Ama gerçekten uygun rakamlarda çalışıyorlardı ihtiyaçları olduğu için. Bu haftanın başında ilçeleri ziyaret ederken öğrendiklerimizden biri, artık Afganlar, bizim onlara verdiğimiz fiyatlarda değil, kendi istedikleri fiyatlarda çalışıyorlar. Çünkü artık onların karşısında rakip bir çoban, hayvanlarla ya da tarımla ilgilenen işçi grubu bulunduramadığımız için onlara muhtaçmışsınız gibi bir hal oluştu. Artık fiyatları onlar belirliyor. Eskiden bunların başındaki kahyalar bizim Türk Vatandaşımızdı. Süreci o yönetiyordu. Şimdi artık onlarda yok.</p>

<p><b>Sizin çözmeyi vaad ettiğiniz Eskişehir’deki diğer temel sorunlar nedir?</b></p>

<p>Çözmeyi vaad ettiğimiz sorunlar için genel bir basın toplantısı düzenleyeceğiz. Fakat şöyle ifade edeyim bizim öncelik verdiğimiz birçok şey var bunlardan bizim için önemli bir mesele de uyuşturucuyla mücadele. Biz bu yıl seçimlerde ikinci en çok öncelik verdiğimiz konu uyuşturucuyla mücadelede de belediyemizden faydalanacağız. Belediye çalışanlarımızın tamamını bu konuda eğitmeyi amaçlıyoruz.</p>

<p><b>Vatandaş Eskişehir’de trafik sorunundan söz ediyor. Sizce bu şehirde trafik sorunu var mı buna da bir çözüm düşünüyor musunuz?</b></p>

<p>Bu şehirde yaşıyorsanız, her vatandaşın kullanmak zorunda olduğu bir yolu kullanıyorsanız alternatif yollarınız yoksa evet bu şehirde trafik sorunu olduğunu söyleyebilirim. Çözümsüz bir sorunun genelde olacağınız zannetmiyorum. Trafik sorunuyla ilgili güzel bir çalışma hazırlıyoruz. Projeyi günü gelip anlattığımızda belki de en çok dikkat çeken çalışmamızın bu olacağını düşünüyorum.</p>

<p><b>Deprem zamanı Zafer Partisi genel başkanınız çok aktifti bu konuya özen gösteriyorsunuz. Sizin de sosyal medyanızda depreme olan duyarlılığınızı gördük bu konuda çalışmalarınız var mı?</b></p>

<p>Deprem bir güvenlik sorunudur. Kesinlikle bu konuda çalışıyoruz. Şu an biliyorsunuz ki hayatımız işimiz, gündelik yaşantımız çalışmalarımız hep sosyal medyada da yer alıyor. Siyasette de en öncelikli araçlarımızdan biri sosyal medyadan ağırlıklı olarak faydalanıyoruz. Sosyal medya paylaşımlarımızda gönderi altına atılan yorumları takip ediyoruz vatandaşların taleplerini, bize neler yazdıklarını okuyoruz inceliyoruz. Mesela Eskişehir’in bir deprem bölgesi olduğu insanlarda unutturulmuş. Geçen gün Eskişehir yerel medyanın paylaştığı bir haberde gördüm deprem komisyonu bile konuyu konuşamayacak şekilde unutmuş. Biz bunu yeniden hatırlayacağız. Bu önemli ulusal bir güvenlik sorunudur.</p>

<p><b>31 Mart seçimler yaklaşıyor Zafer Partisi ve siz nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz Eskişehir’de, sahaya inip musunuz halka fikirlerini soruyor musunuz?</b></p>

<p>Bu seçim sürecine girmemdeki en büyük heyecan Zafer Partisi heyecanıydı. Bu heyecanın vatandaşlarımızla birlikte daha da büyüyeceğini hissedeceğini görüyoruz. Bunun en güzel örneklerinden bir tanesi bizim gençlik konferansı düzenlediğimizde katılımdı. Zafer Partisi’nin ana omurgası 25-35 yaş aralığı gençlerimiz. Konferansta salonun bu yaş grubuyla heyecanlı gençlerle dolu olduğunu gördüğümde bu ülkenin aslında geleceği çok aydınlık dedim.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/trafik-sorunuyla-ilgili-guzel-bir-calisma-hazirliyoruz</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 20:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2023/12/trafik-sorunuyla-ilgili-guzel-bir-calisma-hazirliyoruz.jpg" type="image/jpeg" length="98508"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ Milli ekonomimizin temeli ziraattır]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/milli-ekonomimizin-temeli-ziraattir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/milli-ekonomimizin-temeli-ziraattir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllardan beri yanlış tarım politikaları nedeniyle bir çok tarım ürününü dışarıdan alan bir ülke haline gelmesi sert eleştirilere neden olmuştu. Ülkmizde özellikle Ziraat Mühendisleri bu konuda iktidarı eleştirmiş, önerilerde bulunmuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="topraklarimizi-sozde-degil-fiilen-korumaliyiz" class="img-fluid detail-photo" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2023/12/topraklarimizi-sozde-degil-fiilen-korumaliyiz.png" style="width: 100%" / width="1475" height="707"></p>

<p><b>&nbsp;Söyleşi Şaban Bağcı</b></p>

<p></p>

<p><b>Toprağı güzelleştiren, ürünlerin daha sağlıklı üretilmesi için çaba sarfeden Ziraat Mühendislerinin Eskişehir’de seçim heyecanı var. Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi’nde adaylar yarışacak. </b></p>

<p><b>Son yıllarda gerek mesleki açısından, başta çevre olmak üzere toplumsal yaşamda oda, dernek ve komisyonlarda görev alarak dikkat çeken Selma Güder, Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi başkanlığa ve yönetimine arkadaşları ile talip. Adaylığını açıklayan Güder, sorularımızı yanıtladı.</b></p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>Selma Güder kimdir? Eğitim hayatınız hakkında bilgi verir misiniz?&nbsp;</b>&nbsp;</p>

<p>Bursa’nın İnegöl ilçesinde doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Mudanya’da tamamladım. 1985-1989 yılları arasında Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni bölümü lisans, 1989-1992 arasında Hayvan Yetiştirme Anabilim dalında Araştırma Görevlisi olarak Yüksek Lisansımı yaptım.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>İş hayatınızdan bahseder misiniz?</b>&nbsp;</p>

<p>Ziraat Yüksek Mühendisi olarak mezuniyetimden 15 gün sonra,&nbsp;&nbsp; uluslararası market zinciri Metro Gros Market’in Bursa’da açılacak mağazası için, Türkiye’nin ilk kadın Meyve&amp;Sebze Departman Müdürü olarak işe alındım.&nbsp;</p>

<p>Açılış ile birlikte Çiçek Bölümü ve Unlu Mamuller kısmının sorumlu yöneticiliği de tarafıma bağlandı.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>2006-2008 yılları arasında Ankara Etlik Metro Gros Market’e geçiş yaptım. Ankara’daki görevim daha kapsamlı idi. Et, Şarküteri, Balık, Meyve&amp;Sebze bölümlerinin Mal Kabul Müdürlüğü.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>2006 yılının sonlarında; ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikası almak amacıyla çalışmalarına başlayan market zincirinin Ankara eğitimcisi seçildim. Merkez tarafından da, sistemin yürütülmesi amacıyla oluşturulan ekipte Ziraat Yüksek Mühendisi olarak görevlendirildim. Eş zamanlı devam eden iç denetçi eğitimleri sonrasında yurt içindeki diğer Metro Gros Market’lere denetçi olarak gönderildim.&nbsp;&nbsp; Aynı yıl ülkemizde, bu sertifikayı almaya hak kazanan ilk market zinciri olduk.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>İnsanlar arası iletişimi yüksek görünen bir kişisiniz. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?&nbsp;&nbsp;</b>&nbsp;</p>

<p>İnsan;&nbsp; düşünebilen, düşündüklerini eyleme geçirebilen ve empati kurabilme yeteneğine sahip toplumsal bir varlıktır. Bu nedenle gerek özel, gerekse iş hayatında alınıp satılamaz! Çünkü karakter değerine paha biçilemez insanoğlunun. Ne yazık ki bu anlamda da;&nbsp; dünyamız öyle bir metamorfoz geçiriyor ki…&nbsp;</p>

<p>Hayatımın merkezinde kendimi bildim bileli, daima “İnsan odaklı” kişiliğim olmuştur.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>İnsanları kazanmak zor, kaybetmek kolaydır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Çocukluğumdan itibaren, ailem başta olmak üzere, hayat yolculuğumda yolumun kesiştiği tüm insanlara “İyi ki varsınız!” diyorum.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>İletişim anlamında; 1997-1998 yılları arasında Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde, akşam saatlerinde bir yıl boyunca(güz ve bahar yarıyılları) aldığım Pedagojik Formasyon eğitimimi unutamam.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>Eskişehir’e ne zaman yerleştiniz? İlk geldiğinizde neler hissettiniz?</b>&nbsp;</p>

<p>Ankara-Bursa arasında gidip gelirken; çi börek yediğimiz, mola verdiğimiz, modern bir Anadolu şehri olarak değerlendirdiğim Eskişehir’e yerleşmem 2011 yılının yaz aylarıdır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>“Eskişehir benim için ilklerin şehridir.” Bu cümlemi çevremdeki herkese mutlaka söylemişimdir. Şimdi de siz değerli okurlar ile paylaşıyorum. Neden mi?&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yoğun geçen iş hayatımın ardından, bu şehirde yaşarken, emekli oldum. Ve gönüllü olarak pek çok anlamlı kurum ve kuruluşların içinde bulundum ve bulunmaktayım.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>“ Gönüllü” kavramı açıklar mısınız?&nbsp;</b>&nbsp;</p>

<p>Seve seve. 2011 öncesi ve sonrasını düşündüğümde, aslında yine gönüllü imişim. Ancak farkında olmadan! Hiçbir menfaat beklemeden yaşam tarzımla, dünya görüşümle, yaptıklarımla…&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Türk insanı;&nbsp; kültürü, bakış açısı, değerleri itibariyle gönüllü bir millet! Böyle olmasa; yaşanılan deprem, sel gibi afetler sonrasında tek yürek olur muydu?&nbsp;</p>

<p>Memleketimizin bütün tersanelerine girilip, bütün ordularının dağıtılıp, her köşesinin bilfiil işgal edildiği zamanlar sonrası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, yoksulluğun içinden yükselen bir zafer, bir destan, Kurtuluş Savaşı nasıl kazanılırdı? Türkiye Cumhuriyeti nasıl doğardı?&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Eskişehir’e gelişim ile TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası üyelik kaydımı Ankara’dan buraya aldırdım. Ve şubemizin üyesi oldum. O dönem ve sonrasındaki tüm Yönetim Kurulu üyeleri ile iletişim halinde gönüllü olarak çalıştım. Yıllar içinde asil ve yedek yönetim kurulu üyeliği yaptım. Temsilciliğimiz sürecinde Feyyaz Uysal’dan başlayarak, şube olduğumuzda Yusuf Kızıldağ ile devam eden ve bugünlere kadar bir arada olduğumuz meslektaşlarıma “emeklerinize sağlık” diyorum.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>Kaç yıldır Ziraat Mühendisleri Odası’na üyesiniz?</b>&nbsp;</p>

<p>Lisansımın 3. Sınıfından bugüne, tam 35 yıldır. Hikâyesi de benim adıma çok anlamlıdır. Ders başlayacak. Hocalarımdan rahmetli Prof. Dr. Ali Karabulut geldi ve “Çocuklar odamıza üye olun” dedi. Oda nedir, üye olmak nedir? Bilmeden… Sadece tüm hocalarımıza güvendiğimiz, inandığımız için üye olduk ben ve sınıf arkadaşlarım.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>Eskişehir Kent Konseyi gönüllüsü olduğunuzu biliyoruz. Kısaca bilgilendirir misiniz?&nbsp;&nbsp;</b>&nbsp;</p>

<p>2012 yılında Eskişehir Kent Konseyi gönüllüsü oldum. Buraya üye olmamın hikâyesi dün gibi aklımdadır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Şehre taşınalı kısa bir zaman olmuş ve etrafı tanımak, kentimizin yaşayan ruhunu hissetmek amacıyla, yürüyorum.&nbsp; Çöp ve geri dönüşümler ile ilgili olarak,&nbsp; o tarihlerdeki uygulamayı gözlemledim. Büyükşehir Belediyesi’ne görüşlerimi ve çözüm yollarımı yazan mail gönderdim. Ertesi gün tarafıma dönüş yaptılar ve ikametgâhım itibariyle, “Aynı bilgiyi Odunpazarı Belediyesi’ne gönderin” dediler. Gönderdim, ancak klişe bir cevap ile “Hassasiyetiniz için teşekkür ederiz” cümlesi ve çöp toplanma saatleri ve yöntemi bilgisi geldi. Çok ilginçti bu cevap. Çünkü ben zaten iletimde yazmıştım her birini. İçim rahat değildi. Bir şeyler yapmalıydım. Kentimiz halkını bilinçlendirmek, farkındalık yaratmak adına. İşte bu hissiyatların her birini hissedip, gerçekten icraata (maddi ya da farklı bir beklentiniz olmadan) geçirmek üzere, harekete geçip, sonuca yönelik bir şeyleri sürdürülebilir yapıyorsanız, gerçekten gönüllüsünüz.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Üyeliğimi Eskişehir şubeye aldırdıktan yakın bir süre sonrasında; TMMOB Eskişehir İKK Kadın Çalışma Grubu’na da şubemiz üyesi Aydan Barut vasıtasıyla, gönüllü olarak girdiğimden dolayı, kadın grubumuzda yer alan Makine Mühendisi Nergis Uygun arkadaşıma, çöp ve geri dönüşümle ilgili yaşadıklarımı, düşüncelerimi anlattım. Yol gösterdi kendisi bana. Ve “Eskişehir Kent Konseyi’ne git Selma” dedi.&nbsp;</p>

<p>Ve gittim. Konsey çalışanı Funda Hanım ilk tanıştığım kişi idi. Olan biteni anlattım kendisine. Bir projem var dedim. Konusu da bu!&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Konunuza uygun çalışma grubumuz “Çevre ve Sağlık” diyerek, yakın zamandaki toplantı günü ve saatini söyledi.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Beklediğim gün gelmişti. Toplantıda beş ya da altı kişi idik, beni çok sıcak karşıladılar. Ve projemi, konseyin proje başlıklarına ve adımlarına uygun şekilde, bilgisayarda yazdık. Ertesi gün Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili bölümüne gönderilen yazımıza cevap yakın zamanda geldi ve Meclis’ten geçen ilk projemiz oldu. Yıllar içinde,&nbsp; sürdürülebilir özelliğinden dolayı çalışmalarımız devam ediyor.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Çevre ve Sağlık Çalışma grubumuzun başkanı olarak, her biri ayrı değer olan üyelerimiz ile şehrimiz, ülkemiz, dünyamız adına öyle verimli çalışmalar yapıyoruz ki! Sizin vesilenizle her birine çok teşekkür ediyorum.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Proje ne oldu derseniz? Sıra ona geldi. 2016 yılında birincilik ödülüne layık görüldü.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>“Geri Dönüştür Dünyayı Değiştir” adı altında, İstanbul Aydın Üniversitesi'nde gerçekleştirilen Uluslararası Kent Konseyleri ve Kentler Kongresi’nde “Kentte Riskler ve Kriz Yönetimi" dalında. Tam da burada; Eskişehir Kent Konseyi Başkanımız Nuray Akçasoy’a, Genel Sekreterimiz Ahmet Kapanoğlu’na ve konseyimizin tüm personeline, çevre sağlık grup üyelerimiz adına yürekten teşekkür ediyorum.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>Tarım deyince ilk aklınıza gelenleri sıralayabilir misiniz?</b>&nbsp;</p>

<p></p>

<p><b>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü ile başlamak isterim bu sorunuza. “Milli ekonominin temeli Ziraattır.”</b><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>Ve devamında aklıma ilk gelenler; toprak, üretici, tüketici ve Ziraat Mühendisleri.&nbsp;</b></p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>Peki, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası deyince?</b>&nbsp;</p>

<p>Aidiyet, dürüstlük, gönüllülük.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>Çiftçimizin girdileri hakkında bilgilendirir misiniz?&nbsp;</b>&nbsp;</p>

<p>Girdiler arasında; tohum, gübre, tarım ilacı, tarım alet ve makineleri, sulama ve tarımsal krediler, mazot, işçilik sayılabilir. Girdiler<b> </b>çok pahalı. Örneğin; çiftçimizin buğdayı 1 hafta geç satması, gübre fiyatını kaçırmasına neden olabiliyor. Mesela bu yıl gübre, 1 hafta sonunda 18 binden, 21 bine çıktı.&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>Desteklemeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?</b>&nbsp;</p>

<p>“Destek” kelime anlamı olarak “dayanak” demektir. “Destek-le-me” ise, “Dayanak olma” anlamına da çıkar. Çiftçiler adına gerçekten destek olmadığını düşünüyorum. Buğdaydan örnek vereyim.&nbsp; Çiftçimiz dekara 149 lira destek alıyor. Bu para, mevcut tarlasını sürerken traktörünün bir kere de harcadığı mazot masrafına eşit. Ancak; buğdayı ekerken 5 kere giriyor tarlasına.&nbsp;</p>

<p>Pullukla sürüyor, kazayağı çekiyor, tırmıkla düzeltiyor, mibzerle ekiyor, ilaçlama, gübreleme yapıyor. Bunları yaparken de kendisinin işçiliğini saymadık daha.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Çiftçimiz eskiden 150 ton buğday sattığında bir traktör alabiliyordu. Şimdi nerde?&nbsp;&nbsp;</p>

<p><b>&nbsp;</b></p>

<p><b>“Bağımsız Mühendisler” olarak seçildiğiniz takdirde projelerinizden bir kaçı hakkında kısa bilgi verir misiniz?</b>&nbsp;</p>

<p>Odamız aidiyetini güvenilirlik, şeffaflık ve dürüstlük temelinde, hiçbir üyemizi ötekileştirmeden sağlamak.&nbsp;</p>

<p>Meslektaşlarımızın karşılaştığı sorunların çalıştıkları sektör ve kuruluşlar özelinde belirlenmesi, bu sorunlara etkin ve hedef odaklı çözüm önerilerin ortaya konulması ile üst kurullarımıza önergeler verilerek, komisyonlarda güçlü yer almamız.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Şehrimizde bulunan tüm tarım paydaşları ve ilgili dinamiklerle, geçmiş yıllarda yapılan çalışmalara daha da katkı ve derin bakış açısı sağlayarak, sürdürülebilir proje ve etkinliklerde yer almak şeklinde bir kaçını ifade etmek isterim.&nbsp;</p>

<p>Bağımsız Mühendisler Yönetim Kurulum ve şahsım adına, tüm okurlarımıza saygılarımı sunuyorum.&nbsp;&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/milli-ekonomimizin-temeli-ziraattir</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Dec 2023 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2023/12/milli-ekonomimizin-temeli-ziraattir.jpg" type="image/jpeg" length="20167"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Genel Başkan’ın talimatı üzerine aday adayı oldum']]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/genel-baskanin-talimati-uzerine-aday-adayi-oldum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/genel-baskanin-talimati-uzerine-aday-adayi-oldum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen Sözcü Gazetesi’nden Saygı Öztürk’e konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>İşte o yazı…</b></p>

<p>6’ncı kez adaylığı tartışılan Yılmaz Büyükerşen SÖZCÜ’ye konuştu. CHP lideri Özel’in il başkanını arayıp başvurusunu yapmasını istediğini söyleyen Büyükerşen, “Talimat aldım, gereğini yerine getirdim” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir’i yeni ve modern şehir haline getiren, yaptıkları diğer başka başkanlar tarafından da örnek alınan bir isim.</p>

<p>1999’da DSP’den belediye başkanı seçildi. O tarihten bu yana girdiği her seçimden oyunu artırarak çıktı ve beş kez başkan seçildi. Önceki gün 6’ncı başkanlığı için Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday adayı oldu.</p>

<p>Büyükerşen, aday adaylığı başvurusunu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in il başkanını araması ve başvurusunu yapmasını istemesi üzerine gerçekleştirdiğini belirtti, “Talimat aldım, gereğini yerine getirdim” dedi. Büyükerşen, SÖZCÜ’nün adaylığına ilişkin sorularını şöyle cevaplandırdı:</p>

<p><strong>YAŞIMI GÜNDEME GETİRİYORLAR</strong></p>

<p>- Önceki gün, il başkanımızın genel başkanımızla yaptığı görüşme sonrası, onun talimatı ile aday adaylığı başvurumu yaptım. Genel başkanımızla daha önce görüştüğümde, büyükşehirlerin adaylığının mevcut başkanlarla devam edeceğini söylemişti. Ben ‘olacağım, olmayacağım’ demedim. Sadece Eskişehir’in seçimdeki durumunu konuştuk. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye başkanı Kazım Kurt da aynı yerden adaylık başvurusunu, genel başkandan gelen talimat üzerine yaptılar.</p>

<p>- Yaşımı gündeme getiriyorlar. 8 Kasım’da 86 yaşına bastım. İnsan kendisini hissettiği yaşta sayar. Yaş meselesi ikide bir ortaya atılınca Türkiye’nin pek çok yerinden atasözleri geldi. Kendimi hiçbir zaman yaşlı hissetmedim.</p>

<p><strong>HENÜZ PROJELERİM BİTMEDİ</strong></p>

<p>- Allah bana bir fırsat verdi, yaptığım kamu görevlerini sürdürülebilirlikle sağladım. Sürdürülebilirlik de bir proje bitiyordu başladığım başka bir proje ‘onu da bitirelim’ diyordu. Şimdi de var. Örneğin elektrik enerjisi üretiminde yönetmelik değiştirmek istiyorum. Çatıların üstündeki kiremit bitkisel topraklardan yapılır ve o toprak ziyan olur. Aslında çatıların kaplamasının baştan aşağı güneş kolektörleri ile döşenmesini planlıyorum. Bunun için yönetmelik değişikliği yapmak istiyordum. Vatandaşın elektriği ucuza gelecek, elektrik üreteceğiz hem de bunları yapanları teşvik etmek için de belki bazı konularda indirim yapacaktım. Vatandaştan aldığım şeylerden paralarla teşvik etmek istiyorum.</p>

<p>- Hava alanında sivil havacılık okulunun olduğu yere tramvay götürmek istiyordum. Oradan şehrin kuzey yönlerinde tramvay tamamlanmış olacak. Hafif raylı sistemle tramvay ulaşımı sağlanacak.</p>

<p><strong><i>8 Kasım’da 86 yaşına bastığını kaydeden Yılmaz Büyükerşen Saygı Öztürk’e “Kendimi hiç&nbsp;yaşlı hissetmedim” dedi.</i></strong></p>

<h2>Oy yüzdesi en yüksek olanlardan biriyim</h2>

<p>Türkiye’nin sağcı olarak bilinen kentinde 25 yıldır sosyal demokrat bir belediye başkanı seçiliyor. Büyükerşen, “1999’da siyasete girdim. Artan oy oranıyla 5 dönem seçimi kazandım. Son seçimde oy oranım yüzde 52.8, partimizin Eskişehir’de genelde oyu yüzde 25- 30 arasında oynar. Türkiye’de muhalefet partileri içinde&nbsp; oy yüzdesi en yüksek olanlardan birisiyim” diyor.</p>

<h2>4 milletvekili çıkarabilirdik 1 milletvekilliği İYİ Parti’ye gitti</h2>

<p>Yılmaz Büyükerşen’e, İYİ Parti ile işbirliği olmadan seçimin nasıl sonuçlanabileceğini sordum. Genel seçimde CHP’nin 4 milletvekili çıkarma imkanı varken, bir milletvekilliğinin İYİ Parti’ye verildiğini hatırlattı. Belediye seçimlerinde nasıl bir sonuç çıkacağın konusunda ise “Benim için yaratılan havaya göre benim bir şey söylemem uygun değil” karşılığını verdi.</p>

<h2>Belediyeler Kanunu tam bir komedidir</h2>

<p>Belediyeler Kanunu’nun hem bir komedi, hem bir dram hem de melodram olduğunu belirten Yılmaz Büyükerşen, “Üçüne de uyuyor. Ama en çok komedidir. Tam bir tiyatro oynanıyor” dedi. “Nedeni anlatayım” diyen Büyükerşen şunları kaydetti:</p>

<p>- Yerel seçimlerde büyükşehir belediye başkanı, ilçe belediye başkanları seçiliyor. İlçe belediyesinin aldığı kararlar, kendi bütçeleri dahil yürürlüğe girmiyor. Mevcut sisteme göre Türkiye’de büyükşehir belediye meclisinden geçmesi lazım. Ama büyükşehir belediye meclisini millet seçmiyor, bir tek büyükşehir belediye başkanını seçiyor.&nbsp;</p>

<p><strong>KİMSE TARTIŞMIYOR</strong></p>

<p>- Türkiye ilçe belediye meclis üyeleriyle belediye başkanları kendi belediye binalarına meclis alanında toplandıkları zaman ilçe belediye meclisi oluyorlar. Çıkıp büyükşehir belediye meclisi binasında meclis salonuna geldiklerinde de büyükşehir belediye meclisi üyeleri oluyor.</p>

<p>- Kendi belediyelerinde aldıkları karar büyükşehirden geçmeden yürürlüğe giremeyeceği için alttan aldıkları kararları geçersiz iken büyükşehir belediye binasında yaptıkları toplantıda meclis toplantısında büyükşehir belediye meclisi rolü oynayarak kabul ediyorlar. Politikacılar bunu tartışmıyor, biz söyleyip kendimiz dinliyoruz. Televizyonlarda söyledim gazetelerde yazdım ama değişen bir şey olmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/genel-baskanin-talimati-uzerine-aday-adayi-oldum</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Dec 2023 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2023/12/genel-baskanin-talimati-uzerine-aday-adayi-oldum.jpg" type="image/jpeg" length="84322"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hacı Bektaşi Veli’nin felsefesini yayacağız]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/haci-bektasi-velinin-felsefesini-yayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/haci-bektasi-velinin-felsefesini-yayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aralık ayı içinde genel kurul yapması beklenen Hacı Bektaşi Veli Vakfı seçimlerinde adaylığını açıklayan Kamer Durur sorularımızı yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#2980b9;"><strong>Söyleşi: Şaban Bağcı</strong></span></p>

<p>Daha önce Hacı Bektaşi Veli Derneği başkanlığını ve vakıf yöneticiliği de yapan Durur bu kez başkan olarak yeni hizmetler yapmak istiyor.</p>

<p><b>Kamer Bey kısaca kendinizi tanıtır mısınız?</b></p>

<p>&nbsp;1982 Erzincan Tercan doğumluyum. 1989'dan bu yana</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskişehir’de ikamet etmekteyim. Cemevi çatısı altında 8 yıl gençlik kolları başkanlığı 4 yıl dernek başkanlığı ve 4 yıl vakfın yönetim kurulunda görev aldım.</p>

<p><b>Alevilik nedir?</b></p>

<p>Allah'a kul Muhammet Mustafa’ya ümmet, Ali'ye talip olmaktır. Kısacası Ali'nin evi anlamına gelmektedir.</p>

<p><b>Dernek başkanıyken ne gibi çalışmalar yaptınız?</b></p>

<p>İnançsal tarihsel ve sosyal alanlarda bir çok yenilikler gerçekleştirdik. Kısaca başlıklar halinde söylemek gerekirse:</p>

<p>İlk yayın organı olarak Zülfikar dergisini çıkardık.</p>

<p>Alevi dernekleri platformunu kurduk ve başkanlığını yaptım.</p>

<p>Dedeler kurulunu oluşturduk.</p>

<p>Cem ibadeti yapılmayan köylerimizde cem ibadetlerimizi gerçekleştirdik.</p>

<p>Ali Çetinkaya spor kompleksi içerisinde bulunan arsa sahipleriyle görüşerek bağış yoluyla 760 metrekare arsa aldık. Aynı alan içerisinde bulunan 2046 metrekarelik arsa için dönemin başkanı sayın Binali Yıldırım ile görüşülerek tüm hukuki yollarını çözerek arsanın alınmasında büyük mücadele verdim.</p>

<p>Eskişehir Seyitgazi Akpınar yolunda 3 dönüm tarla alarak derneğimize katkıda bulundum.</p>

<p>Alevi Bektaşilerce kutsal olan dergahlara ziyaretlerde bulunduk.</p>

<p>Konserler, sempozyumlar, paneller ve birçok etkinlik gerçekleştirdik.</p>

<p>Önemli gün ve haftalarda basın açıklaması yaparak, kamuoyuna düşüncelerimizi aktardık.</p>

<p><b>Neden Vakıf başkanlığına aday oldunuz?</b></p>

<p>Gençliğimden beri, &nbsp;dernek ve vakıf çatısı altında her kademesinde bulunarak, hizmet ettim. Hacı Bektaş-ı Veli’nin inancını, felsefesini ve kültürünü daha iyi bir şekilde yayarak toplumlar arasında birlik beraberlik içerisinde şehrimize ve ülkemize yararlı işler yapacağıma inanarak aday bulundum.</p>

<p><b>Vakıf Başkanı olduğunuzda projeleriniz nelerdir?</b></p>

<p>Camiamızda birlik beraberlik sağlamak.</p>

<p>Danışma kurulu oluşturmak.</p>

<p>Envanter çıkararak üyelerimizi bilgilendirmek.</p>

<p>Vakıfımıza gelir sağlayacak projeler gerçekleştirmek.</p>

<p>Alevilik ile ilgili dersler verilecek.</p>

<p>Hafta sonu kursların verilmesini yeniden başlatacağım.</p>

<p>Vakıfımızın kamu yararına yapılması için girişimlerde bulunacağım.</p>

<p><b>Karşınızda bir aday var mı var ise görüşleriniz nelerdir?</b></p>

<p>&nbsp;Şu ana kadar ben adayım diyen bir arkadaşımız çıkmadı, ancak bir arkadaşın adaylık için çalışmalarını yaptığını duydum. Tabi ki her üyemizin aday olma hakkı bulunmaktadır. Aday çıktığı takdirde üyelerimiz kimi ön görürse görsün kazanan Hacı Bektaşi Veli Vakfı olacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/haci-bektasi-velinin-felsefesini-yayacagiz</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Nov 2023 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2023/11/haci-bektasi-velinin-felsefesini-yayacagiz.jpg" type="image/jpeg" length="83332"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ Eskişehir Avrupa kenti görünümlü eski bir şehir]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/eskisehir-avrupa-kenti-gorunumlu-eski-bir-sehir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/eskisehir-avrupa-kenti-gorunumlu-eski-bir-sehir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İYİ Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Melih Aydın adaylığı, partisinin yerel seçim çalışmaları, ittifak söylentileri, Eskişehir’in sorunları ve rakibi Yılmaz Büyükerşen hakkındaki görüşlerive başkanlık yarışında Eskişehir seçmenini nasıl ikna edeceğine ilişkin soruları yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><b>Şenay Bilik Yıldırım</b></p>

<p></p>

<p><b>Siyasete İYİ Parti'nin 3. sıra milletvekili olarak giriş yaptınız, genel seçimde kazanamazsam Büyükşehir adaylığı için çalışırım diye düşünmüş müydünüz?</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böyle bir amacım yoktu, buradaki hedefimiz Türkiye'ydi,&nbsp; mevcut başkanlık sistemini değiştirmek için elimizden geleni yaptık. Genel seçimde Eskişehir beni tanıdı ve benimsedi ben de gerçek Eskişehir'i kırsalın tamamını 3 kez gezdiğimde anladım. Bu nedenle çıkış sloganım için “Eski-şehirin yeni başkanı” cümlesini kullandım. Bu çok da eleştirildi ama gerçek bu… Eskişehir 2024 yılına yakışmayan çok mahallesi olan bir şehir, bunu kabul etmek istemeyenler için Eskişehir’in bazı mahallelerinde ve ilçelerinde tur yapıp anlatabilirim. Bunu değiştirmek için göreve talibim.</p>

<p><b>Eskişehir'in acil çözüm bekleyen temel sorunları nelerdir?</b></p>

<p>İlk sırada herkes içintrafik gelir belki ama bence şu anda çok temel bir barınma ve derin yoksulluk sorunumuz var. Trafik, imar çok para ve vakit gerektiren temel sorunlar ancak insanların karınlarını doyurmak daha kısa vadede çözülebilir. Şu anda çocuklar gerekli vitaminleri alamıyor öğrenciler aç yatıyor. Biz kendi şehrimizden de vatandaşımız da sorumluyuz ve kentimizde bunu en az hissedilir bir seviyeye getirmek zorundayız. Belediyenin kaynağı ne vatandaş ondan aldığımızı finans, bu finansı iyi yönetip bu temel sorunları çözmeliyiz.12 tane mühendisten oluşan bir kadro ile Eskişehir’in altyapı ve üstyapı sorunlarına yönelik çözümler üretiyoruz.&nbsp;</p>

<p><b>YILMAZ BÜYÜKERŞEN İÇİN İTİBARLI BİR VEDA OLMALI</b></p>

<p><b>25 yıldır başkan seçilen Yılmaz Büyükerşen karşısında kazanabileceğinize inanıyor musunuz?</b></p>

<p>Öncelikle benYılmaz hocanın aday olmayacağına inanıyorum, onun yerinde olsam aday olmazdım. Çünkü 25 yıllık bir başarı hikayesi var ve kabul edelim ki yaş bir kıstas olmasa da fiziksel olarak sıkıntıları var ve bir yorgunluğu da var. Biz onu itibarlı bir şekilde uğurlamak durumundayız, vatandaş Melih Aydın’ın görüşüdür bu. Ancak siyasi olarak onun aldığı her karara saygı duymakla birlikte onun gibi bir tecrübe ile yarışmaktan da gurur duyarım. Boynuz kulağı geçer diye bir söz var, kazanacağıma inanıyorum.Yılmaz Büyükerşen Eskişehir’e bir vizyon kattı, şimdi arkamızdan Porsuk nehrinden gondollar geçiyor, zamanında güzel çalışmalar yaptı ancak bitti, maalesef biz Avrupa kenti görünümlü bir eski bir şehiriz.</p>

<p><b>25 yıldır başarılı ise Büyükerşenneden devam etmesin?</b></p>

<p>Yılmaz hoca son 10 yılda daha önce yaptıklarının kaymağını yedi diyebiliriz. Bazı sorunlar görmezden gelindi, bu sorunlarla ilgili soru sormaktan dahi çekinildi. Son 10 yıldır Eskişehir’de büyük bir yatırım yok, trafikle ilgili 10 yıldır hiç bir şey yapılmadı.Sorunun kaynağını bulmamız lazım. Başkan seçildiğimde belediyenin finans tablosu ile yüzleşmek için can atıyorum. Belediyeye gelen paranın sadece yüzde 16'sı ile yatırıma gidildiği yönünde bir bilgi var,Büyükşehir’de 2.5milyar liralık bir borçtan söz ediyoruz,ancak siz büyük bir proje vs. görüyor musunuz?</p>

<p><b>SİYASİ ÇEKİŞMELER YÜZÜNDEN ESKİŞEHİR BU HALDE</b></p>

<p><b>Yıllarca Eskişehir’de yerel yönetimler merkezi hükümetten gerekli yatırımları alamamaktan şikayet etti, siz seçilirseniz İYİ Partili bir başkan olarak bununla nasıl baş edeceksiniz?</b></p>

<p>Elbette ki üstesinden geliriz. Çünkü biz sosyal ilişkileri güçlü, akılla, mantıkla yönetilen insanlardan oluşan bir partiyiz.Elbette aramızda siyasi bir kavga olabilir, iktidar her yer benim olsun isteyebilir… Ancak buradaki hata; CHP ve AKP'nin kendi kavgaları yüzünden Eskişehir’e bu sorunları yaşatmasıdır. Siz hükümetin yaptığı doğru işleri görmezseniz, sırf AK Parti yaptı diye eleştirirseniz bu rasyonel bir tutum olmaz. Aynı şekilde bunu karşı taraftan da gördük. Hükümet hükümet görevini yapacak, yerel yönetimler de üzerine düşeni yapacak, onlar bizi biz onları yeri geldiğinde tebrik etmeyi bileceğiz. Eskişehir’de AK Parti’ye oy veren yüz binler var onları yok mu sayacağız. Bir siyasi parti çekişmesi döndürüldüğü için şu an Eskişehir’in hali ortada, biz bu siyasi çekişmelerin içine girmeyeceğiz.</p>

<p><b>İYİ Parti’nin geçtiğimiz genel seçimde Eskişehir’de 80 binden fazla oyu vardı, 3 kişilik bir başkanlıkyarışında partinizin oyunu 3 katına çıkarması gerekecek, bu sayıya ulaşmak olanaklı mı?</b></p>

<p>Olanaklı, çünkü biz genel seçimde kendimizi tanıttık zaten, insanlar Melih Aydın'ı tanıyor ve şunu söylüyorlar; “Size genel seçimde oy bölünmesi diye oy vermedik ancak yerel seçimde oy vereceğiz.”</p>

<p><b>GEREKİRSE ZEPLİN UÇURACAĞIM…</b></p>

<p><b>Genel seçimde farklı bir tanıtım kampanyası yürüttünüz, yerel seçim çalışmalarında var mı aklınızda farklı bir şey?</b></p>

<p>Benim bir sözüm var, gerekirse zeplin uçurup reklam yapacağım. Melih Aydın genel seçimdeki kampanyası ile herkesi şaşırttı, profesyonel bir ekip ile çalıştık yeni tanıtım projelerimizin altyapısı tamamlandı ancak seçime uzun bir süre var, hemen yayıp rakiplerime fırsat vermek istemiyorum. Zamanı geldiğinde göreceksiniz…</p>

<p><b>3 CHP’li belediyenin olduğu Eskişehir’de yerel seçimde eşit koşullarda yarışabilecek misiniz?</b></p>

<p>Maalesef hayır, genel seçimde bile bunu yaşadık, yerelde bunun çok daha şiddetlisi yaşayacağımızdan eminim, ama hazırlıklıyız umurumuzda değil! Sokaklarda olacağız, vatandaşla kucaklaşacağız, çünkü biz rol yapmıyoruz, kamera kapalı iken nasıl konuşuyorsam açıkken de öyle konuşuyorum.</p>

<p><b>ONLAR MERAL AKŞENER’İ, MELİH AYDIN’I TANIMAMIŞLAR…</b></p>

<p><b>Meral Akşener'in de açıklamalarına karşın ittifak gündeminden çıkılamıyor, seçime çok az bir süre kala ittifaka gidilirse Melih Aydın ne yapar?</b></p>

<p>Bunu dillendirenler genel başkanımız Meral Akşener’i,Melih Aydın'ı hiç tanımamışlar, böyle bir şey olsa neden bukadar erken açıklansın adaylığım? İttifak söz konusu bile değil!</p>

<p><b>Yerel seçimler sonuçlandığında AK Parti adayı kazanırsa, CHP ile ittifak yapmadığınız için pişmanlık duyar mısınız?</b></p>

<p>Biz CHP kaybetti diye üzülemeyiz, tıpkı AK Parti kaybetti diye üzülemeyeceğimiz gibi biz kendi aldığımız oylara bakarız. Neden başarılı olamadık bununla ilgileniriz burada herkes ayrı bir siyasi partiyi temsil ediyor, herkes kendi partisi ile ilgili sorumluluk sahibidir. Herkes çıkacak aslanlar gibi yarışacak “iyi” olan kazanacak</p>

<p><b>Sürekli "gençliğiniz" üzerinden tanımlanıyorsunuz, siyasette bu bir dezavantaj mı?</b></p>

<p>Başka bir yerden vuramıyorlar çünkü, Melih Aydın hırsız diyen, uğursuz diyen yok, ne diyorlar çok gençmiş... Söyleyecek söz bulamıyorlar. 40 yaşıma yaklaştım, Recep Tayyip Erdoğan 40 yaşında belediye başkanıydı, genel başkanımız Akşener 40 yaşında iç işleri bakanıydı, insanlar en verimli çağlarında siyaset yaparlar ben 60 yaşımdan sonra siyaset yapmak istemiyorum.</p>

<p><b>Kazanmak için nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz, Eskişehir seçmenini nasıl ikna edeceksiniz?</b></p>

<p>Bizim Eskişehir sevdamız içimize işlenmiş Eskişehir milliyetçisi bir insanım, bir Atatürk genci olarak da söylüyorum;şehrime hizmet etmek benim için gururdur. Ben iş insanıyım, konfor alanımı terk ederek, &nbsp;işlerimin aksamasını göze alarak,bu hizmete talip oluyorum Arkamızdan bir hayır duası almak, iyi anılmak benim alabileceğim en büyük ödül. Nasip oldu partimiz önümüzü açtı, bunun için de müteşekkirim. Eskişehirli seçmenin hizmetimle, karakterimle beni görmesini çok isterim, insanlara nasıl hizmet edileceğini göstermek için oylarını istiyorum, Eskişehir halkının dayanımda olacağına inanıyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/eskisehir-avrupa-kenti-gorunumlu-eski-bir-sehir</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Oct 2023 20:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2023/10/eskisehir-avrupa-kenti-gorunumlu-eski-bir-sehir.jpg" type="image/jpeg" length="46723"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Edizgil 2014’te başlayan hikayesini 2024’te tamamlayacak]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/edizgil-2014te-baslayan-hikayesini-2024te-tamamlayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/edizgil-2014te-baslayan-hikayesini-2024te-tamamlayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İYİ Parti eski İl Başkanı ve Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Emine Edizgil ilk söyleşisini Esgazete ile gerçekleştirdi. Edizgil, adaylığı, yerel seçim ve İYİ Parti’ye ilişkin Esgazete Yazı İşleri Müdürü Şenay Bilik Yıldırım’ın sorularını yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>-Söyleşi: Şenay Bilik Yıldırım</strong></p>

<p><b>İzmir’in ardından Eskişehir’de adaylık açıklaması neden bu kadar erken yapıldı ve Genel Başkanınız Meral Akşener’in adaylığınızı açıklaması sonrasında neler değişti?</b></p>

<p>İzmir’den sonra adaylık açıklaması yapan ilk şehiriz, bu bizi onore etti, “Erken başlayan yol alır” diye bir laf var, biz şimdiden seçim çalışmalarına başladık. Eskişehir’de çalıştığınız zaman gerçekten karşılığını alıyorsunuz. Biz de çalışmalara bir an evvel başlayalım diye isimlerimiz erkenden açıklandı. İzmir’de Ümit Özlale ismi çok önceden dillendirilmeye başlanmıştı ve İzmirliler de bu ismi çok istiyordu, Eskişehir’de de Odunpazarı ve Büyükşehir için bizim isimlerimiz de çok önceden konuşulmuştu ve bu nedenle erken belirlendi.. Erken açıklanması benim ve partim için çok iyi oldu, 2014 seçimlerinde Odunpazarı’nda çalıştığım 3 ay boyunca keşke daha önce başlasaydık diye düşünmüştüm çünkü o zaman daha fazla zamanımız olsaydı, oylarımızı çok daha fazla arttırabilirdik. Şimdi bu 5 ayı çok iyi değerlendirip, kendimi ve İYİ Parti’yi daha iyi anlatarak oylarımızı yükselteceğiz.</p>

<p><b>Akşener Tepebaşı adayını açıklamadı, burada bir ittifak söz konusu olacak mı? Burası için dillendirilen Hakan Kaymak adı doğru mu?</b></p>

<p>Bunu pazarlık konusu yapacağımız söyleniyor fakat ittifak gibi bir şey söz konusu değil, Tepebaşı belediye başkan adaylığı için 5 tane aday adayımız var, bunlar arasında hangisi ile yol yürüyeceğimiz kesinleşmedi burada temayül yapılacak ve Tepebaşı halkına sorulacak Hakan bey 5. sıra vekil adayımızdı ve çok da güzel çalıştı ancak, Tepebaşı’nda aday kim olur şu anda belli değil.</p>

<p><b>Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığı açıklanan Melih Aydın ismini nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>

<p>Genç dinamik ve ciddi bir bilgi birikimi olan bir partilimiz, adaylığı bizi mutlu etti. 3. Sıra milletvekili adayımızdı, adaylığı sürecinde böyle bir düşüncesi yoktu ancak Eskişehir halkı Melih Aydın’ı çok sevdi, onunla birlikte kazanacağımıza da inanıyorum.</p>

<p><b>25 yıldır başkanlık yapan Yılmaz Büyükerşen karşısında Melih Aydın’ın kazanma şansı var mı?</b></p>

<p>Yılmaz hoca bizim kıymetlimiz ve Eskişehir’i Eskişehir yapan kişidir ancak bir takım şeyler de zamanı gelince değişmelidir, hatta bir keresinde Yılmaz hoca da kent merkezi için yapılacak şeyi yaptığını ifade etmişti Ancak biliyoruz ki daha yapılacak çok şey var, biz onları yapacağız. Yılmaz hocamıza saygısızlık yapmamız mümkün değil o bizim büyüğümüz ve kenti marka yapan bir isim ama değişim zamanı geldi ve değişmeli, Melih Aydın Büyükşehir’de kazanacak, hepimiz göreceğiz.</p>

<p><b>Tüm ilçelerdeki adayların açıklanması için bir takvim var mı?</b></p>

<p>Diğer 13 ile için çalışmalarımız sürüyor ve çok fazla aday adayı başvurumuz var, kararlar netleştiğinde teker teker açıklanır hepsi aynı zamanda açıklanacak diye bir şey yok.</p>

<p><img alt="" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2023/10/edizgil-2014te-baslayan-hikayesini-2024te-tamamlayacak2.jpg" style="width: 1280px; height: 720px;" /></p>

<p><b>İl başkanı olduğunuz zaman da Odunpazarı için aday olacağınız dillendiriliyordu sizin böyle bir gündeminiz var mıydı başkan olurken?</b></p>

<p>İl başkanı olduğumda 3 yıl il başkanlığı yapacağımı ve vekilliğe aday olmayacağımı ifade etmiştim, ancak genel başkanımız Akşener “Seni Odunpazarı’na istiyorum” demişti o zaman, dolayısıyla Sayın Akşener aday ol derse ben aday olurum ve oldum. Basından da bu konuda sorular geliyordu bunun nedeni de 2014 yılındaki Odunpazarı Belediye Başkanlığı adaylığımda aldığım yüksek oy oranıydı, bu seçimden sonra beni hep Odunpazarı ile birlikte andılar.</p>

<p><b>2014 yerel seçimlerinde MHP’den Odunpazarı başkan adayı olduğunuzda yüzde 50 binden fazla oy almışsınız. Genel seçimde ise İYİ Parti’nin Odunpazarı bölgesindeki oyu 40 bin civarında kalmış, bu seçimde oyunuzu arttırabilecek misiniz?</b></p>

<p>Seçimlere girdiğimiz yılda MHP’nin 17 bin oyu vardı, kadın kolları ve parti örgütü ile çalışmalarımızın sonucunda oyumuzu 3 kat arttırdık ve 51 bin olduk. O dönem elde ettiğim başarı Edizgil’in değil teşkilatın başarısıydı. Eskişehir halkı, çalışan insanı seviyor, samimiyete inanıyor ve sizin hizmet edeceğinize inanıyorsa size oy veriyor. Dolayısıyla bu seçimlerde de oyumuzu 3 kat arttırmamamız için hiçbir neden yok, üstelik önümüzde çok daha uzun bir zaman var, çalışarak bunu başaracağımıza çok inanıyorum.</p>

<p><b>Edizgil 2014 yılında başlayan Odunpazarı belediye başkanlığı hikayesini 2024’te tamamlayabilecek mi?</b></p>

<p>Kesinlikle tamamlayacağız, biz oyları yükseltmek için değil, kazanmak için yola çıkıyoruz. Ben bir şeyleri yarım yapmayı sevmiyorum ve 2014’te çıktığım bu yolu 2024’te tamamlayacağım.</p>

<p><b>Eskişehir seçmenini ikna etmek için ne anlatıyorsunuz?</b></p>

<p>Eskişehir seçmeni benim samimiyetimi biliyor, beni tanıyor artık, ben diş hekimiyim ve çalıştığım dönemde de randevu almamış ama oraya kadar gelip beklemiş hastaları hiç geri göndermedim, onları muayene ettim, insanların ihtiyaçlarını önemseyen biriyim, çalışmaktan yorulmam. Odunpazarı belediye başkanı olursam da randevulu randevusuz herkes istediği saatte benimle görüşebilecek, onları dinlemekle kalmayıp, sorunlarına çözüm üreteceğim. Benim alanım zaten hizmet, hizmet etmek konusunda başarılı bir insanım. Kazım Kurt zamanında verilen sözleri biliyoruz bunların ne kadar tutuldu, neler yapıldı hepimiz biliyoruz bu bölgede çok sorun var…</p>

<p><b>Bölgede sizin öncelikle ele alacağınız sorunlar ne olur?</b></p>

<p>Birincisi trafik, otopark sorunu ikincisi imar sorunu; deprem bizim ülkenin gerçeği, bir imar planı ve kentsel dönüşüm mutlaka yapılmalı. Karapınar Projesi 1. Etap yapıldı ancak devamı gelmedi bunu tamamlayacağız. Bunu ilgili bakanlıkla sürekli görüşerek, çözüme kavuşturacağız. Depreme dayanıklı yerler seçilip bir an evvel imara açılmalı, bu yüksek kira ve konut fiyatlarının önüne geçilmesi için de gerekli Düşünün Odunpazarı tarihi bölgede Malhatun Okulu vardı yıkıldı, okul yok, çocuklar yürüyerek okula gidiyorlar, buradaki tüm eksikliklere hakimim.</p>

<p><b>İYİ Parti son seçimden gerekli dersleri çıkardı mı?</b></p>

<p>Genel seçimde ne olmadığımızı anlatmaktan diğer şeylere vaktimiz kalmadı, o zaman kendimizi anlatamamıştık ama şimdi kendimizi doğru anlatacağız. Biz hür ve müstakil olarak yerel seçimlere giriyoruz. Kesinlikle 81 ilde kendi adaylarımızı çıkaracağız dedik ve öyle yapacağız.</p>

<p><b>Seçimde diyelim ki İYİ Parti kaybetti, siz nasıl bir yol izleyeceksiniz?</b></p>

<p>Partim kaybetse dahi bir nefer olarak çalışmaya devam edeceğim ve diş hekimliği mesleğimi sürdüreceğim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><b>Genel Başkan Meral Akşener bu seçimde beklenen başarıyı elde edemezse istifa edecek mi?</b></p>

<p>Bir başarısızlık yaşayacağımıza kesinlikle inanmıyorum, genel başkanımız her zaman sabırlı ve dik durdu. Biz çok zor kurulan bir partiyiz, bir demokrasi mücadelesi verdik, genel başkanımız öyle biri ki; “Başarı bana değil ama başarısızlık tamamen bana aittir” dedi ve gerekeni yaparak istifa edeceğini de söyledi. Ancak İYİ Parti, Meral Akşener ile güzel, onunla devam etmek isteriz.</p>

<p><img alt="" src="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2023/10/edizgil-2014te-baslayan-hikayesini-2024te-tamamlayacak1.jpg" style="width: 1280px; height: 720px;" /></p>

<p><b>İYİ Parti Eskişehir’de yerel seçimden nasıl çıkar?</b></p>

<p>Ben partimin eski il başkanı ve şu anda da Odunpazarı belediye başkan adayıyım, inanmadığınız bir şey için yola çıkmazsınız hem büyükşehirde hem odunpazarında hem de diğer ilçelerde başarılı olacağımıza inanıyorum, şu kadar oy alırım da demiyorum kazanacağız diyorum.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/edizgil-2014te-baslayan-hikayesini-2024te-tamamlayacak</guid>
      <pubDate>Thu, 12 Oct 2023 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2023/10/edizgil-2014te-baslayan-hikayesini-2024te-tamamlayacak.jpg" type="image/jpeg" length="59238"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çello Ağacının Gölgesinde Yeşil Düş ]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/cello-agacinin-golgesinde-yesil-dus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/cello-agacinin-golgesinde-yesil-dus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Barış Günü nedeniyle, aynı yerde “Yeşil Düş” isminde bir gösteri yapılacağı bilgisini bir hafta kadar önce ileten Nazan hocam ile şu anda birlikteyiz. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{169}" paraid="701935695"><strong>Söyleşi: Selma Güder&nbsp;</strong></p>

<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{187}" paraid="1730831961"></p>

<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{191}" paraid="226282743" style="text-align: center;"><strong>Tek hayali vardı kendini bildi bileli.&nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{197}" paraid="118057073" style="text-align: center;"><strong>Oyuncu Olmak!&nbsp;</strong></p>

<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{203}" paraid="1609692604">Değerli Okurlarım; teşhis edilemeyen bir kas hastalığı olan Ezgi’nin hikâyesini ve “Bil ki sen” şarkısını söylerken çektiğim videoyu sizlerle buluşturmuştum.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{209}" paraid="439715966">O günü unutamam!&nbsp;</p>

<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{215}" paraid="96589925">Tepebaşı Belediyesi 23 Nisan Çocuk Sanat ve Kültür Merkezi’nde; “Çello Ağacının Gölgesinde Hikâyeler” adı altında, 23 Haziran 2022’de sahnelenen oyuna, Ezgi’nin sahnede olmasına vesile olan Nazan Naz tarafından davet edilmiştim.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{223}" paraid="1771124550">Çocukların kendi potansiyeline güvenmesini, kendilik algısını olumlu yönde geliştirmesini desteklemek amacıyla Ezgi’nin başrolde yer aldığı gösterinin sonunda: “Bu oyun hiç bu kadar anlamlı oynanmamıştı” demişti Yönetmen!&nbsp;</p>

<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{235}" paraid="41057388">Dünya Barış Günü nedeniyle, aynı yerde “Yeşil Düş” isminde bir gösteri yapılacağı bilgisini bir hafta kadar önce ileten Nazan hocam ile şu anda birlikteyiz.&nbsp;</p>

<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{241}" paraid="762060508"><strong>-Merhaba Nazan Hocam. Söyleşimize konu olan hikâyemizin kahramanı kim?&nbsp;</strong></p>

<p paraeid="{886475f2-7c59-4f2b-b8c1-7861e9127b48}{249}" paraid="155441068">-Merhaba Selma Hanım ve Kıymetli Dostlar, hepiniz iyisinizdir umarım. Önceki söyleşimizde size bahsettiğim, dünyalar güzeli bir insan olan Ezgi.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{4}" paraid="634074661"><strong>-Ezgi ile nerede tanışmıştınız ve bugüne geliş hikâyenizi anlatır mısınız?&nbsp;</strong></p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{10}" paraid="1202914400">-Sevgi Umutları okulunda tanışmıştık. Ona, hayalini sormuştum. “Tiyatro sahnesinde oynamak” demişti. Bunun üzerine, birkaç arkadaşımla konuşmuştum. Görüştüğüm her arkadaşım, aynı duyarlılıkla, onun hayalini gerçekleştirme yolculuğunda destek oldular.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{24}" paraid="1756757560">Geçen yıl ilk defa sahneye çıkarak, dünyanın en mutlu insanı olan Ezgi’nin hayalleri o sahnede başlayıp, bitmedi. Bir yıl süresince yeni bir oyun hazırlığında tüm provalarına katıldı ve bugüne geldi Selma Hanım.&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{36}" paraid="390070318">Ve sahne!&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{42}" paraid="2062325136">Canlılığını kaybettiği belli kahverengi gövdesiyle, beş kurumuş dala sahip, yapraksız, ortasına kocaman bir müzik aleti oturtulmuş ağaç sağ tarafta. Durun; ağaç kostümlü, saçları dalların renginde kumaşa sarılı ve omuzlarına düşmüş, üzgün bir kadın bu! Yüzü gibi solgun elleri Çello’nun üzerinde…&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{52}" paraid="1160340403">Sahnenin diğer kenarında; karanlığı anımsatan siyah giysiler içinde, kırmızı ayakkabılı, kısa saçlı bir kadın. Sayfaları yüzüne bakan kocaman bir defter ile. O da ne? Bu kadın da üzgün ve düşünceli…&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{58}" paraid="1389267362">Kırmızı ayakkabılı kadın Çello Ağacının Gölgesinde Yeşil Düş’ü başlatıyor!&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{68}" paraid="1669837731">Bir varmış bir yokmuş. Güneşin bile yeşil renkte battığı yemyeşil bir ülke varmış.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{74}" paraid="1404655757">Günler geçmiş, bu yeşil ülke büyük bir kuraklığın ortasında bulmuş kendisini.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{80}" paraid="1801930572">Değişmeyen tek şey, Çello ağacının evrene yayılan kutsal sesiymiş. Bu ses, tüm canlıların ortak sesiymiş aslında!&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{86}" paraid="207232009">Ama kimsecikler duymuyormuş… Zannetmişler ki, ses kaybolmuş. Karanlık onu hapsetmiş ve efsaneye göre, ortak sesi bulmak için “Su Perisi” yola koyulmuş.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{92}" paraid="2088349552"><strong>Su Perisi kim?&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{98}" paraid="356859441">Açık mavi renkli, karpuz kollu, hâkim yakasından aşağıya doğru minik düğmelerin iki yanından uzanan dantelli elbisesiyle genç bir hanım sahnede!&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{104}" paraid="1744078319">Beline varan simsiyah saçları, kulaklarından uçlarına dek koyu mavi kurdelelerle örülü…&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{110}" paraid="986127762">Gözlerinin içi gülüyor derler ya, heyecanı yüzüne o kadar masum ve yüreğinin derinliklerinden yansımış ki!&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{116}" paraid="989117634">On yedi yaşında ve evrene ilham kaynağı olan Ezgi. İkinci kez sahnede ve rolü, ortak sesi bulmaya çalışan “Su Perisi.”&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{136}" paraid="1670937293">Değerli Okurlarım; insanoğlunun doğa, dünya ve kendisiyle barış, empati içinde yaşamasını anlatan müzikal gösterinin bitiminde “Su Perisi” ile konuşuyoruz. Bakalım neler söylüyor.&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{146}" paraid="1680428810">-Ezgi, Merhaba. Öncelikle emeklerine, yüreğine sağlık!&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{152}" paraid="1944330249">-Çok teşekkür ederim.&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{158}" paraid="1517475734">-Bu yıl 12. Sınıf öğrencisi olacağını biliyorum. Hayalin nedir?&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{164}" paraid="1225454485">-Evet. 12. Sınıfı okuyup, liseyi bitireceğim inşallah. Hayalim oyuncu olmak. Çok istiyorum. Hem tiyatro, hem dizi, hem film.&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{172}" paraid="190634627">-Üniversite eğitimi için neler düşünüyorsun?&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{178}" paraid="907673070">-YKS’ye(Yükseköğretim Kurumları Sınavı) gireceğim. Sonra yetenek sınavına gireceğim. Sonra sinema-televizyon bölümünde okumayı çok istiyorum. İnşallah olur!&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{188}" paraid="652909270"><strong>-Sahnede iken neler hissediyorsun Ezgi?&nbsp;</strong></p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{194}" paraid="228843554">-Kendim gibi insanlar aklıma geliyor. Bizim gibi insanları fark etmiyorlar maalesef! Aslında bizim de yeteneklerimiz var. Sadece benim gibi değil, pek çok özel çocuk var. İnsanlar empati kurmalı. Özel çocukların fark edilmesini istiyorum.&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{206}" paraid="861139439"><strong>-Senin gibi arkadaşlarına ve hepimize ilham veriyorsun. Arkadaşlarının bunun gibi etkinliklere yaklaşımı nasıl?&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{212}" paraid="1734581651">-Aslında onlarda özgüven problemi var. Ben biraz aştım ama… Ailem çok destek oluyor.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{218}" paraid="1608598177"><strong>-“Yeşil Düş” muhteşemdi. Sen nasıl değerlendiriyorsun Ezgi?&nbsp;&nbsp;</strong></p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{224}" paraid="270982132">-Çok mutluyum. Çok da heyecanlandım. Kusurlarım oldu, affedin. Hayallerimin peşinden koşmak, beni çok mutlu ediyor. Bu yolda sadece ben değil, hep beraber yürümek çok hoşuma gidiyor.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{230}" paraid="1845727454">Herkes birbirini anlasa, herkes birbiriyle empati kursa, gerçekten tam o anda “Yeşil Düş” doğar. Böyle diliyorum.&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{240}" paraid="1218857382">-Ezgicim, yolun açık ve aydınlık olsun!&nbsp;</p>

<p paraeid="{9ceed689-ed1f-449a-96f7-11dcd02ef5de}{246}" paraid="1464444424">-Sizin de ellerinize, ayaklarınıza sağlık. Geldiğiniz için çok teşekkür ederim ve okuyuculara da çok ama çok teşekkür ederim.&nbsp;</p>

<p paraeid="{308cb7cf-10fa-41fe-b431-5a82161a2132}{5}" paraid="283792384">Ezgi’nin hayallerinin peşinden gitmesine ve yeteneklerini sergilemesine destek olan; annesi Songül hanıma, babası Nusret beye ve abisi Anıl’a sağ olun diyorum.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{308cb7cf-10fa-41fe-b431-5a82161a2132}{18}" paraid="1496338422">Yeşil Düş’te “Su Perisi” ile aynı sahneyi paylaşan Gül Çandır Saç ve Ekin Yalçınkaya’ya, sahne arkasında emeği geçenlere teşekkürlerimi iletiyorum.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{308cb7cf-10fa-41fe-b431-5a82161a2132}{34}" paraid="126828386">-İyilik Hikâyelerimizden tanıdığınız Nazan Naz, son sözü size bırakıyorum.&nbsp;</p>

<p paraeid="{308cb7cf-10fa-41fe-b431-5a82161a2132}{40}" paraid="348203815">-Çok Kıymetli Okurlar ve Selma Hanım; bir Alman filozof demiş ki: “Hayatımızdaki karanlıkları aydınlığa çevirmenin yolu, başkasının çektiği sıkıntıları fark ederek çözüm bulmaya çalışmaktan geçer.”&nbsp;</p>

<p paraeid="{308cb7cf-10fa-41fe-b431-5a82161a2132}{46}" paraid="1787334846">İnsanı ve çevreyi, kalbi ile okuyan onu daha iyi anlayacaktır. Ve böylece karanlıklarının da çaresini bulacaktır.&nbsp;&nbsp;</p>

<p paraeid="{308cb7cf-10fa-41fe-b431-5a82161a2132}{52}" paraid="179275080">Ezgi’m hepimizi empati kurmaya davet etti sahneden. Kimi zaman sözle, kimi zaman şarkılarla ve sonuçta sevgi ile yeşerttiği ağacıyla. O binlerce insandan biriyken, hayali için onca çaba gösteren birkaç özel insan arasına girdi.&nbsp;</p>

<p paraeid="{308cb7cf-10fa-41fe-b431-5a82161a2132}{62}" paraid="643174886">Hep birlikte alkışlıyoruz seni. Sahnedeki o güvenli mutlu duruşun, bize neler öğretti neler…&nbsp;</p>

<p paraeid="{308cb7cf-10fa-41fe-b431-5a82161a2132}{68}" paraid="2047766286">Bir bilsen…&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/cello-agacinin-golgesinde-yesil-dus</guid>
      <pubDate>Tue, 05 Sep 2023 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2023/09/cello-agacinin-golgesinde-yesil-dus.jpg" type="image/jpeg" length="27652"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gemiciklere verilen fiyata üreticiye mazot verilsin!]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/gemiciklere-verilen-fiyata-ureticiye-mazot-verilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/gemiciklere-verilen-fiyata-ureticiye-mazot-verilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı  Başkanı Levent Özbunar ile özel bir söyleşi gerçekleştirdik]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Bir üretim sezonunda yaklaşık 5-6 milyon ton mazot kullanıldığını söyleyen TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı&nbsp; Başkanı Levent Özbunar, mazot zamlarının hem üreticiyi hem de tüketiciyiolumsuz etkilediğini ifade ediyor.&nbsp;</p>

<p><b>Asgari ücret zammı, akaryakıt zamları ve nakliye ücretlerinin artması hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkiliyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? </b></p>

<p>Tabii ki ekonomik koşullar ülkemizdeki herkesi etkilediği gibi Tarım sektörünü de olumsuz etkiliyor.Herkesin bildiği gibi tarımsal üretim esnasında girdi maliyetleri ne kadar fazla olursa üretimde o kadar pahalıya mal olmaktadır.Üretim maliyeti artınca tabii ki bu tüketiciye de olumsuz etki yapmaktadır.Bir örnek vermek gerekirse üretici kirazı 10 TL’ye mal ederse bunu 12-15 TL gibi bir meblağ ile satacak bu da tüketiciye 20-25 TL gibi bir fiyata ulaşarak gelecektir ama üretici 3 TL’ye mal edebilirse bunu 4-5 TL’ye satabilecek nihai tüketicide kirazı 6-7-8 TL’ye yiyebilecektir.Soğanda aynıdomates, biber, marul da aynı.Girdiler azaltılmalı.Asgari ücret çalışanların alacağı ücreti,tarım sektöründe yevmiyeli tarım işçisi giderini arttırmaktadır.Ülkemizde yaklaşık bir üretim sezonunda 5-6 milyon ton mazot kullanılmaktadır.Bu da bize çok olumsuz yansıyacaktır.Ekim-Dikimler bitti ama yakın bir zamanda arpa hasadı başladı, arkasından buğday, yulaf vs.sonrasında ayçiçeği, mısır, şekerpancarı süre gelen hasatlar olacaktır.Hep dile getirdiğimiz gibi girdiler arttıkça tabii ki bize yansımaları yadsınamaz olarak etkileyecektir. Ben gemiciklere verilen fiyata üreticiye mazot verilmesi gerektiğine inanıyor ve her platformda bunu dile getiriyorum.Üretim olmazsa olmazımızdır.Çiftçilerimizi üretimden soğutursak geriye dönüş yaptırmak çok zor olacaktır.</p>

<p><b>Döviz kuru sürekli olarak artıyor, şu an saman ve otlar ithal alınıyor. Başka hangi ürünleri ithal ediyoruz? Bu durum ne zamandan beri böyle? </b></p>

<p>Hemen hemen her şeyi ithal ediyoruz.Şu anda çay, fındık gibi ülkemizde kendi ihtiyacımızdan fazla üretilebilen ürünler hariç. Yakın bir tarihte tüm dünya Rusya dan gelecek buğday ve arpayı bekledi. Biz kendimiz üretebiliriz. Yeterki ithalata verebileceğimiz parayı ülke çiftçimizeverelim.Hans kazanacağına Hasan kazansın. Üreten toplumlar hiçbir olumsuzluktan etkilenmezler. Bizler üretimden uzaklaştırılıyoruz. Hayvan yemi olarak kullanılacak otgeçen yılki kuraklık sebebiyle epey azalmıştı.Bu yıl samanla ilgili çok problem yaşanacağını düşünmüyorum.Fakat her yıl bu şekilde yağışlar olacak diye beklememizde doğru olmaz.O yüzden meralarımızı kötü sınıftan orta hatta iyi çok iyi ot verimi veren meralara döndürmek zorundayız.Özellikle bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığımıza,İl Müdürlüğümüze büyük görevler düşüyor.<b>Hayvancılık gelişsin, süt üretimimiz artsın, ucuz süt içelim,ucuz et yiyelim diyorsak meraların vasıfları devlet kontrolünde iyileştirilmelidir</b>.</p>

<p><b>Fiyat artışları sonrasıçiftçi ne durumda, özellikle maliyeti karşılayamayan çiftçiler üretimibırakabilir mi?</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Girdi maliyetlerinin sürekli artıyor olması ve üretim sonrası çiftçinin para kazanamıyor oluşu,çiftçinin üretimden uzaklaşmasına sebep oluyor.Hepimizin bildiği gibi köylerde genç nüfus kalmıyor. Tarımsal üretimden uzaklaşıyor.Sen mazotu arttırırsan,Gübreyi, ilacı, tohumu sürekli arttırırsan ve bunun karşısında alımıda düşük fiyatla yaparsan neden üretim yapsınlar ki?Elektrik,su tabii ki buna ilave. Birde üretici üretim sonrası hasat ettikleri ürünü TMO gibi kurumlar tarafından alınamamasından dolayı çok dertli.</p>

<p><b>Türkiyegıda enflasyonunun en büyükolduğu 10 ülkeden biri, gıdafiyatlarınındüşmesiiçin neler yapılabilir?</b></p>

<p>Üretim... Çiftçimiz desteklenerek STK’ların,MeslekOdalarının,Birliklerin,Kooperatiflerin görüşleri alınarak Havza Bazlı planlı üretime geçiş sağlanmalı. Yakın bir zamanda aldığımız bilgiye göreTarımsal Üretimin Planlanması Hakkında Yönetmelik Taslağı’na göre, bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretiminde tarım havzası veya işletme bazında üretimin planlanması öngörülüyor. Tarımsal üretimin planlanması uygulamaları, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili merkez ve taşra teşkilatları ile oluşturulacak Tarımsal Üretimin Planlanması Kurulu, il/ilçe tahkim komisyonları, il/ilçe keşif komisyonları ve il/ilçe tespit komisyonları tarafındanyürütülecek.Kurul; Bakan tarafından görevlendirilecek Bakan Yardımcısı Başkanlığında, Bitkisel Üretim, Balıkçılık ve Su Ürünleri, Bilgi Teknolojileri, Devlet Su, Et ve Süt Kurumu, Gıda ve Kontrol, Hayvancılık, Tarım İşletmeleri, Tarım Reformu, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar, Su Yönetimi, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü ile Strateji Geliştirme, Şeker Dairesi, Tütün ve Alkol Dairesi Başkanı’ndan oluşacak.İhtiyaç duyulması halinde Kurul toplantılarına katılmasında yarar görülen kurum ve kuruluşlar, üniversiteler, ürün konseyleri, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörden kurula temsilci davet edilebilecek. Ancak, toplantılara katılan bu temsilcilerin oy hakkı olmayacak.TMMOB Ziraat Mühendisleri Odamız,Ziraat Odaları,Birlikler,Kooperatifler karar vermede yetkili değiller. İşte bu zihniyet değişmeli. Karar vericiler bu kurumlar olmalı uygulamayı Tarım ve Orman Bakanlığı yapmalı.Üretim içerisindeki Kontrol çok iyi yapılmalı. Buğday eken üretici ile Mısır eken üreticinin gelirini eşitlemeniz veya yaklaştırmanız gerekiyor.Üretim kontrolü sağlanıp desteklemelerde devletin parasını boşa dağıtmamamız gerekiyor. Ürettiğimiz ürünleri katma değerli ürün haline getirip satmamız gelirimizin artmasını sağlar. Birliklere,Kooperatiflere bu konuda önemli görevler düşüyor. Süt olarak değil peynir olarak,yoğurt olarak,tereyağı olarak satmak önemli. Meyveyi kurutup satabiliriz. Üretilen meyve ve sebzenin yaklaşık %40-45 ini çöpe atıyoruz. Bozulmadan,çürümeden nasıl değerlendirebiliriz planlamalar yapılmalı. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’ne,İl Müdürümüze söylüyorum.Haydi Ziraat Mühendisleri Odamızla üreticilerimize bu konuda eğitimler verelim. Üreticimizi bilgilendirelim. Üretimi arttıralım,üreticinin cebine daha fazla gelir gelmesini sağlayalım.</p>

<p><b>Yaşanan iklim değişikliğinin fiyat artışına etkisini nasıldeğerlendiriyorsunuz, kurak gecen kıştan sonra uzun suren yağışlaryaşandı. Bu tarımınasıl etkiledi? </b></p>

<p>Yaşanan veya yaşanacak iklim değişikliği üretimi etkiliyor.Sonrasında da tabii ki o üretim sezonunda elde edilecek verimi.Geçen sene(2022 yılı) kuru tarım yapılan tarlalarda kuraklık sebebiyle normalde 300 kg civarı dekardan elde edilen verimler 50 kg’lara kadar düştü.Çoğu üreticimiz Biçerdöver masrafını bile çıkartamayacağı için hayvanlarını tarlasına sokarak otlattılar.Bu yıl yağışlar verime olumlu etki sağladı. Elde ettiğimiz bilgiler şu anda kuru tarım arazilerinde 400-450 kg dekardan verim elde edilişleri var.Sulu tarım arazilerinde ise verim 1 tonlara yaklaştı.Pas hastalığı dolayısıyla kalite ile ilgili sıkıntılar,bazı bölgelerde fazla yağıştan kaynaklı sel su baskını zararı olsada genel olarak üretici hasat döneminde (Hububat) oldukça memnun.İklim krizine karşı gerekli önlemleri alıp,her zaman tetikte olmalıyız.İlimizde daha az su ihtiyacı olan bitkisel üretime geçmek zorundayız.Tıbbi Aromatik Bitki üretimini yaygınlaştırmalıyız.</p>

<p><b>Hasat zamanına girildi üreticinin şu an ne gibi sorunları var? </b></p>

<p>Şu an en büyük sorun tabii ki ürününü en iyi fiyata satabilmek.Fakat TMO üreticiye telefon bile açmıyor. Bu yüzden hasat edilen ürünler tüccara çok ucuz fiyatlara satılabilmekte. Mazot artışı ile hasat ve nakliye maliyetlerinin artışı da kaçınılmaz.</p>

<p><b>Büyükşehir belediyesi ile TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesiişbirliği ile gerçekleştirilenTürkiye’de ilk olan çiftçi ve kentli üreticilere eğitim protokolü nedir, eğitimlerde neler veriliyor?</b></p>

<p>15 Aralık 2022 tarihi itibariyle başlayan eğitimlerimizin 1.aşamasında her 15 günde bir olmak üzere “Taşbaşı Kültür Merkezi’nde konusunda uzman ziraat mühendisleri tarafından uygulamalı olarak Çiftçilerimize,kentli Üreticilerimize; arıcılık, kooperatifçilik ve tarımda örgütlenme, apiterapi, tarımsal gübreleme, budama teknikleri, aşılama teknikleri, kent bahçeciliği, tıbbi aromatik bitkiler, kırsalda kadın ve genç, tarımsal sulama, iyi tarım uygulamaları, tarımda iş güvenliği konularında eğitimler verdik.2.Aşama içinde yakın bir tarihte Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Av.Ayşe ÜNLÜCE ile Protokol imzaladık ve 15 günde bir farklı ilçemiz olmak üzere tüm ilçelerimize giderek yine konu Uzmanı Oda Üyemiz Ziraat Mühendisleri tarafından Üreticilerimize o ilçede önemli olabileceğimiz konularda uygulamalı eğitimler vereceğiz.Özellikle çiftçilerimize yönelik bu eğitim konusu dile geldiğinde hemen konuya sahip çıkarak Türkiye’de çok önemli bir konu için TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası ile işbirliğiyapan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkanımız Prof. Dr. Yılmaz BÜYÜKERŞEN’e, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ayşe ÜNLÜCE’ye ve emeği geçen tüm belediye personeline çok teşekkür ediyorum.</p>

<p><b>Ziraat mühendislerinin istihdam durumu nasıl?</b></p>

<p>Meslek grubu olarak kamuda,Ziraat Odalarında, Üretici Birliklerinde, Kooperatiflerde, Zirai İlaç Bayilerinde,Tohum Firmalarında,Gübre firmalarında,Yem Firmalarında,İlaçlama firmalarında,Tarım Kredi Kooperatiflerinde,Belediyelerde,Tarımsal Danışmanlık Firmaları,Gayrimenkul Değerleme Firmaları,İş Güvenliği Hizmeti veren firmalarda vb. birçok kurumda görev alabilmektedir.Mevcut durumda birçok işsiz meslektaşımız varken Türkiye’nin dört bir tarafında yeni Ziraat Fakültelerinin açılması daha fazla işsiz Ziraat Mühendisi sayısını çoğaltmaktan başka bir işe yaramayacaktır.Tarım ve Orman Bakanlığı’na uzun yıllardır beklenilen rakamlarda bir Ziraat Mühendisi alımı gerçekleşmemektedir. Dönem dönem çok az sayıda alımlar yapılmışsa da bu sayı beklentilerin çok altındadır.Zirai İlaç Bayilik sınavı diye bir sınav çıkartıldı.Ziraat mühendisinin hakkı olan ve bilgi deneyimi ile en iyi hizmeti verebilecek mesleğimizin yanında sınava eczacılar, kimya mühendisleri, kimyagerler, orman mühendisleri, orman endüstri mühendisleri, ziraat teknikerleri, ziraat teknisyenleri de girebilmektedir.En fazla saldırı altında olan meslek grubu olarak artık mesleğimizi bizleri bırakın demek istiyoruz. Ziraifizibilite ziraat mühendislerinin işidir, zirai ilaç ziraat mühendislerinin işidir, zirai projeler ziraat mühendislerinin işidir, zirai danışmanlık ziraat mühendislerinin işidir.Tarım ve Orman Bakanlığı KKYDP desteklemeleri ve IPARD Projeleri hazırlama için çalışan danışmanlık firmaların büyük çoğunluğu yine ziraat mühendisleri dışındaki meslek grubundaki kişilere ait. Zirai projeler, zirai fizibilite kesinlikle ziraat mühendislerinin işidir.</p>

<p><b>Ziraat mühendislerinin mesleki hakları korunuyormu?</b></p>

<p>Bizler aldığımız eğitimler çerçevesinde kendi mesleğimizi yapmak isteyen mühendisleriz.Ülkemizin bizlere ihtiyacı var.Bunu kendimize görev bilerek kendimizi sürekli geliştirerek ülke tarımımıza destek olmak istiyoruz.Ülkemizin kuruluşunda Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere güvendiği gibi bugünün yöneticilerinin de ziraat mühendislerine gereken önemi göstermesini bekliyoruz.Ülkemizin geleceği Tarımda, tarımsal üretiminde geleceği ziraat mühendislerinde. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası her zaman ülkenin tarımsal sorunlarını, meslektaşlarımızın sorunlarını kendine dert etmiş ve çözümleri için doğru bilgilendirme yaparak,her zaman mücadele etmiştir.Mesleki haklarımız için meslektaşlarından aldığı güçle mücadele etmeye devam edecektir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Röportaj</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/gemiciklere-verilen-fiyata-ureticiye-mazot-verilsin</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Aug 2023 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2023/08/levent-ozbunar-1.jpg" type="image/jpeg" length="27049"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
