<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Esgazete -Eskişehir Haber, Eskişehir Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.esgazete.com</link>
    <description>Eskişehir haberleri, son dakika ve flaş haberleri, Eskişehirspor haberleri ve Eskişehir’in öne çıkan gelişmeleri internet haber sitemiz esgazete.com’da</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.esgazete.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 12:19:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Çifteler Devlet Hastanesi’ne ziyaret]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/il-saglik-muduru-bildiriciden-cifteler-devlet-hastanesine-ziyaret</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/il-saglik-muduru-bildiriciden-cifteler-devlet-hastanesine-ziyaret" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, ilçe ziyaretleri kapsamında Çifteler Devlet Hastanesi’nde incelemelerde bulundu. Ziyarete Destek Hizmetleri Başkanı Erol Yılmaz da katıldı.</p>

<p>Gerçekleştirilen programda hastane yöneticileriyle bir araya gelen heyet, sunulan sağlık hizmetleri, mevcut altyapı durumu ve devam eden çalışmalar hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Hastanenin genel işleyişi, hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik yürütülen faaliyetler ile planlanan iyileştirme çalışmaları ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ziyaret kapsamında hastane birimleri yerinde incelenirken sağlık çalışanlarıyla da görüş alışverişinde bulunuldu.</p>

<p>İl Sağlık Müdürü Bildirici, özveriyle görev yapan sağlık personeline teşekkür ederek, vatandaşlara sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini daha da yükseltmek adına çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/il-saglik-muduru-bildiriciden-cifteler-devlet-hastanesine-ziyaret</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/il-saglik-muduru-bildiriciden-cifteler-devlet-hastanesine-ziyaret.jpg" type="image/jpeg" length="28226"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/buyume-geriligi-hastaliklarin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/buyume-geriligi-hastaliklarin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi'nde görevli Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, çocuklarda sağlıklı büyümenin düzenli takip, doğru beslenme ve uyku ile mümkün olduğunu belirterek, büyüme geriliğinin hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi'nde görevli Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, çocuklarda sağlıklı büyümenin düzenli takip, doğru beslenme ve uyku ile mümkün olduğunu belirterek, büyüme geriliğinin hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi.</p>

<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, 15 Nisan 'Büyümenin İzlenmesi Günü' dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Korğalı, çocukların erişkinlerden farklı olarak büyüyen ve gelişen bireyler olduğunu belirterek, büyümenin düzenli takibinin hem kolay hem de etkili bir sağlık değerlendirme yöntemi olduğunu ifade etti. Büyümenin yaşa göre farklılık gösterdiğini kaydeden Korğalı, en hızlı büyümenin anne karnında gerçekleştiğini, doğumdan sonra ise özellikle ilk bir yaşta ve ergenlik döneminde büyümenin yeniden hız kazandığını söyledi. İlk iki yaşta beslenmenin büyüme üzerindeki en önemli faktör olduğuna dikkat çeken Korğalı, 'İlk 6 ay yalnızca anne sütü öneriyoruz. Sonrasında uygun tamamlayıcı gıdalarla beslenmenin sürdürülmesi sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşıyor' dedi.</p>

<p>'Gelişim üzerinde etkisi var'</p>

<p>Çevresel ve duygusal faktörlerin de büyümeyi etkilediğini belirten Korğalı, çocuğun sevgi dolu ve ilgili bir ortamda büyümesinin gelişim üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Genetik özelliklerin de büyüme potansiyelini şekillendirdiğini ifade etti. Uyku düzeninin büyüme açısından kritik rol oynadığını dile getiren Korğalı, büyüme hormonunun özellikle gece saatlerinde salgılandığını belirterek, çocukların düzenli ve yeterli uyuması gerektiğini söyledi. Fiziksel aktivitenin de önemine değinen Korğalı, açık havada oyun ve sporun kemik ve kas gelişimini desteklediğini ifade etti.</p>

<p>'Ölçümlerin düzenli yapılması gerekiyor'</p>

<p>Büyümenin düzenli izlenmesinin çocuk sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini kaydeden Korğalı, boy, kilo ve baş çevresi ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti. Büyüme geriliğinin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Korğalı, 'Çocuk sağlıklı görünse bile düzenli takip edilmelidir. Büyümede duraksama varsa altta yatan neden araştırılmalıdır' diye konuştu. Takip sürecinde büyüme eğrilerinin kullanıldığını ifade eden Korğalı, her çocuğun farklı persentil aralıklarında büyüyebileceğini ancak büyüme hızındaki düşüşlerin önemli bir uyarı olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor'</p>

<p>Çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Korğalı, ilk yıl sık aralıklarla, sonrasında ise düzenli periyotlarla kontrollerin sürdürülmesini önerdi. Ailelere çağrıda bulunan Korğalı, çocukların sağlıklı görünse dahi düzenli olarak hekim kontrolüne götürülmesi gerektiğini belirtti. Öte yandan, üniversite bünyesinde açılan Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği'nde çocukların büyüme ve gelişim takibinin yanı sıra aşı, beslenme ve okul sağlığı konularında da danışmanlık hizmeti verildiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/buyume-geriligi-hastaliklarin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/buyume-geriligi-hastaliklarin-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="55300"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesörlerden ameliyatlarda riski sıfırlayan 'Akıllı Şırınga']]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/profesorlerden-ameliyatlarda-riski-sifirlayan-akilli-siringa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/profesorlerden-ameliyatlarda-riski-sifirlayan-akilli-siringa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıldız Teknik Üniversitesi profesörleri, ameliyatlarda dokuların şişirilip boşaltılmasında kullanılacak akıllı şırınga ile muhtemel riskleri ortadan kaldıran buluşa imza attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıldız Teknik Üniversitesi profesörleri, ameliyatlarda dokuların şişirilip boşaltılmasında kullanılacak akıllı şırınga ile muhtemel riskleri ortadan kaldıran buluşa imza attı.</p>

<p>Yıldız Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Cüneyt Yılmaz ile Prof. Dr. Vasfi Emre Ömürlü, cerrahi ameliyatlarda dokuların şişirilip boşaltılması işleminde riski ortadan kaldıran 'akıllı şırınga' geliştirdi. Ameliyatlarda hassas dokuların elle şişirilip boşaltılması sürecini otomatik hale getiren 'akıllı şırınga', basınç sensörü ve kamera desteği sayesinde cerrahların güvenli şekilde müdahalesine imkân tanıyor.</p>

<p>Buluş, 'faydalı model' olarak Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi.</p>

<p>Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenleri Prof. Dr. Cüneyt Yılmaz ile Prof. Dr. Vasfi Emre Ömürlü'nün geliştirdiği 'akıllı şırınga', özellikle hassas cerrahi işlemlerde dokulara daha doğru, kontrollü ve güvenli şekilde müdahale edilmesine katkı sunmayı hedefliyor.</p>

<p>El becerisi yerine akıllı çözüm</p>

<p>Ameliyatlarda hassas dokuların şişirilip boşaltılması işlemleri büyük ölçüde operatörün el kontrolüne bağlı olarak manuel biçimde gerçekleştiriliyor. YTÜ'lü akademisyenlerin geliştirdiği modelde ise bu süreç basınç sensörü ve görüntüleme sistemiyle desteklenerek daha kontrollü bir yapıya kavuşturuluyor. Böylece müdahalenin seyri anlık olarak ekrandan izlenebiliyor ve sürecin daha güvenli yönetilmesi sağlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geliştirilen sistem, cerrahi uygulamalarda kritik önem taşıyan bir aşamayı yalnızca el becerisine bağlı olmaktan çıkarıp teknik verilerle desteklenen bir yapıya taşıyor. Özellikle hassas dokular üzerinde yapılan işlemlerde doğru basınç seviyesinin korunması ve görüntü eşliğinde ilerlenmesi, risklerin azaltılması açısından önemli bir avantaj sağlıyor.</p>

<p>Kritik ameliyatlarda risksiz çözüm</p>

<p>Prof. Dr. Cüneyt Yılmaz ile Prof. Dr. Vasfi Emre Ömürlü'nün imzasını taşıyan buluş, cerrahide daha güvenli ve daha kontrollü müdahale için geliştirilen yerli çözümler arasında yerini aldı.</p>

<p>Prof. Dr. Yılmaz, hassas dokunun şişirilip boşaltılması işlemlerinin, basit bir şırınga kullanılarak manuel yapıldığını, işlemin başarısının da operatörün el ayarına bağlı olduğunu söyledi. Yılmaz 'Bizim buluşumuz olan 'basınç ve görüntü geri beslemeli şırınga pompası' sisteminin manuel kullanılan aparatlardan farkı, endoskopi kameralı ve basınç sensörlü bir kontrolör yapısına sahip olmasıdır. Bu sayede ameliyat öncesi, örneğin ses teli ameliyatlarında, doku şişirme ve boşaltma işlemlerinin en uygun ve hatasız bir şekilde yapılmasına imkân sağlanmış olunacaktır' dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Ömürlü ise tıp sektöründe hala alınacak çok yol ve aşılması gereken insan kaynaklı problemlerinin olduğunu söyledi. Ömürlü 'Disiplinlerarası projelerle, buluşlarla sağlık teknolojileri alanı desteklenmeli. İnsanın değerine yaraşır şekilde hem hasta destek sistemlerinin, hem de doktor/hemşire ve bütün tıp çalışanlarının günlük kullanılan ekipmanlarının geliştirilmesi, temel amaçlarımızdan olmalıdır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/profesorlerden-ameliyatlarda-riski-sifirlayan-akilli-siringa</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 16:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/profesorlerden-ameliyatlarda-riski-sifirlayan-akilli-siringa.jpg" type="image/jpeg" length="23527"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şah damarındaki darlığa Karotis stent müdahalesi]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/sah-damarindaki-darliga-karotis-stent-mudahalesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/sah-damarindaki-darliga-karotis-stent-mudahalesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Özel Ümit Batıkent Hastanesi’nde, şah damarında ileri derecede darlık tespit edilen 76 yaşındaki hastaya inme (felç) riskini azaltmaya yönelik karotis arter stentleme işlemi gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>  <strong>Eskişehir</strong> Özel Ümit Batıkent Hastanesi’nde, şah damarında ileri derecede darlık tespit edilen 76 yaşındaki hastaya inme (felç) riskini azaltmaya yönelik karotis arter stentleme işlemi gerçekleştirildi.<br />
İşlemi gerçekleştiren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer konuya ilişkin bilgi verdi. Yapılan tetkikler sonucunda hastanın boyun bölgesindeki şah damarında (karotis arter) ileri derecede darlık tespit edildiğini anlatan Doç Dr. Göçer, yapılan müdahaleler hakkında, "Darlık tespit edilmesi üzerine açık cerrahiye gerek kalmadan, kasıktan girilerek endovasküler yöntemle müdahale planlandı. İşlem sırasında hastanın bilinci açık tutuldu. Kateter yardımıyla daralan damar bölgesine ulaşıldı ve plak oluşumunun bulunduğu alana stent yerleştirildi. Uygulama sayesinde damar açıklığı yeniden sağlanırken, beyne giden kan akışı da normale döndü." dedi.<br />
<br />
30-45 dakika sürüyor<br />
Karotis arter darlığının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Hakan Göçer, "Beyne giden kan akışının azalması inme riskini artırır. Uygulanan stentleme işlemi ile damar içindeki daralma giderilerek kan akışı yeniden sağlanmaktadır" şeklinde konuştu.<br />
Göçer, hastaya uygulanan işlemin yaklaşık 30 ila 45 dakika sürdüğünü ifade ederek, "Boyun damarında ileri derecede darlık belirlenen hastamızda, açık cerrahiye gerek kalmadan karotis stent işlemini gerçekleştirdik. İşlem sonrası hastamızın kan akımı normale döndü, nörolojik durumu stabil olarak izlendi" dedi.<br />
<br />
Erken tanı ve zamanında müdahale<br />
İşlem sonrası hastanın kısa sürede mobilize olduğunu ve genel sağlık durumunun iyi olduğunu aktaran Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer, inme riskinin azaltılmasında erken tanı ve zamanında müdahalenin büyük önem taşıdığını vurgulayarak özellikle baş dönmesi, geçici konuşma bozukluğu, görme kaybı, kol veya bacakta güçsüzlük gibi belirtiler yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/sah-damarindaki-darliga-karotis-stent-mudahalesi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/sah-damarindaki-darliga-karotis-stent-mudahalesi.jpg" type="image/jpeg" length="39658"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekonomi ve sağlık için klima bakımı şart]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/ekonomi-ve-saglik-icin-klima-bakimi-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/ekonomi-ve-saglik-icin-klima-bakimi-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de yaz sezonunun yaklaşmasıyla birlikte araç sahiplerini uyaran oto klima uzmanı Ümit Alan, yanlış kullanımın büyük masraflara yol açtığına dikkat çekerek araç sahiplerine tavsiyelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'de yaz sezonunun yaklaşmasıyla birlikte araç sahiplerini uyaran oto klima uzmanı Ümit Alan, yanlış kullanımın büyük masraflara yol açtığına dikkat çekerek araç sahiplerine tavsiyelerde bulundu.</p>

<p>Eskişehir'de uzun yıllardır otomotiv sektöründe hizmet veren Ümit Alan, yaklaşan sıcak havalar öncesinde araç sahiplerini klima bakımları konusunda uyardı. Klimaların kış uykusundan uyandırılması gerektiğini belirten Alan, bakımı yapılmayan sistemlerin hem bütçeyi hem de sağlığı tehdit ettiğini ifade etti. Yaz sezonuna girerken özellikle dijital klimalarda sıcak-soğuk vanalarının takılı kalabildiğini hatırlatan deneyimli usta, bu sistemlerin senkronize edilmesi ve klima gazının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>'Doktorlar filtre değişimine bizden daha çok önem veriyor'</p>

<p>Klima bakımının en hayati parçasının polen filtresi olduğunu aracın içine giren havanın bu filtreden geçtiğini söyleyen Ümit Alan, 'Polen filtresi, sizin nefes alıp içinize çektiğiniz havayı temizleyen bir parça. Eskişehir şartlarında bu filtrenin 6 ayda bir değiştirilmesini tavsiye ediyoruz. Hatta müşterimiz olan kulak burun boğaz uzmanı doktorlar, bu konunun önemini bildikleri için 3 ayda bir gelip filtrelerini değiştiriyorlar. Eğer klimayı açtığınızda içeriye egzoz kokusu veya kötü kokular geliyorsa, bilin ki o filtre ya çok kirlenmiştir ya da araçta hiç filtre yoktur. Sağlığınız için buna dikkat etmelisiniz' dedi.</p>

<p>'Klima sadece soğutmaya yarar, buğu gidermede can kurtarır'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oto klimaları hakkında bilinen yanlış bir bilgiyi de düzelten Alan, mevcut teknolojiye sahip motorlu araçlarda klimaların ısıtma özelliğinin bulunmadığını, sadece soğutma işlevi gördüğünü ifade etti. Ancak klimanın kışın da önemli bir görevi olduğunu vurgulayan Alan, 'Klima sadece soğutur ancak yağmurlu havalarda camlardaki buğuyu en hızlı kurutan sistemdir. Araç sıcak konumdayken klimayı aktif ederseniz kuru hava sayesinde görüş açınız anında açılır. Bu da sürüş güvenliği ve konforu için vazgeçilmez bir detaydır' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Klimayı aniden 4. kademede açmayın'</p>

<p>Klimanın ömrünü uzatmak ve yüksek maliyetli arızaların önüne geçmek için kullanıcıların yaptığı hatalara değinen Ümit Alan, doğru kullanım formülünü şu sözlerle aktardı:</p>

<p>'İnsanlar araca biner binmez klimayı en yüksek kademede açıyor. Bu çok yanlış. Klimayı önce 1. kademede başlatmalı, ardından kademeli olarak artırmalısınız. Birden yüklenmek, havayı yönlendiren 'flap' dediğimiz parçaların kırılmasına neden olur ve bu da onarılması çok güç, maliyetli arızalar doğurur. Ayrıca aracı çalıştırdıktan 3-4 dakika sonra AC düğmesine basarak klimayı aktif etmek, sistemin daha uzun ömürlü olmasını sağlar.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/ekonomi-ve-saglik-icin-klima-bakimi-sart</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/ekonomi-ve-saglik-icin-klima-bakimi-sart.jpg" type="image/jpeg" length="44469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi gençleşiyor: Modern yaşam tarzı en önemli faktör]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/kalp-krizi-genclesiyor-modern-yasam-tarzi-en-onemli-faktor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/kalp-krizi-genclesiyor-modern-yasam-tarzi-en-onemli-faktor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, son yıllarda kalp krizi vakalarının giderek daha genç yaş gruplarında görülmeye başladığına dikkat çekti. Özellikle 30'lu yaşlarda artan vakaların yaşam tarzıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Can, bu tablonun ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, son yıllarda kalp krizi vakalarının giderek daha genç yaş gruplarında görülmeye başladığına dikkat çekti. Özellikle 30'lu yaşlarda artan vakaların yaşam tarzıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Can, bu tablonun ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genç bireylerin göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtileri çoğu zaman önemsemediğini belirten Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, erken tanının hayat kurtardığını hatırlattı. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve stres yönetimiyle kalp krizinin büyük ölçüde önlenebileceğini de belirten Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>30'lu yaşlarda alarm veren tablo</p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, son yıllarda kalp krizi vakalarının yalnızca ileri yaş grubunda değil, 30'lu hatta 20'li yaşlarda dahi görülmeye başladığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Bu değişimin en büyük nedeninin modern yaşam alışkanlıkları olduğuna dikkat çeken uzman, genç yaşta kalp krizi riskinin artık göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaştığını söyledi.</p>

<p>'Modern yaşam tarzı kalbi yoruyor'</p>

<p>Hareketsiz yaşam, fast food ağırlıklı beslenme, yoğun iş temposu ve kronik stresin kalp sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, özellikle masa başı çalışan gençlerde riskin daha da arttığını ifade etti. Prof. Dr. Can, 'Gün içinde neredeyse hiç hareket etmeyen, düzensiz beslenen ve yüksek stres altında yaşayan bireylerde kalp damar hastalıkları çok daha erken yaşta ortaya çıkabiliyor' dedi.</p>

<p>Sigara ve enerji içecekleri riski katlıyor</p>

<p>Gençler arasında yaygın olan sigara, özellikle de elektronik sigara kullanımının yanı sıra enerji içeceklerinin de kalp ritmini olumsuz etkilediğini vurgulayan Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, bu alışkanlıkların kalp krizi riskini katladığını belirtti. Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, Özellikle yoğun kafein tüketiminin kalp üzerinde ani ve ciddi etkiler oluşturabileceğine de dikkat çekti.</p>

<p>'Düzenli kontrol hayat kurtarır'</p>

<p>Kalp krizinin her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla ortaya çıkmadığını hatırlatan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, genç bireylerde belirtilerin daha sinsi olabileceğini söyledi. Göğüste baskı hissi, nefes darlığı, çarpıntı, ani yorgunluk ve soğuk terleme gibi şikâyetlerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, 'Gençler bu belirtileri çoğu zaman yorgunluk ya da stres olarak yorumlayıp doktora başvurmuyor. Oysa erken müdahale hayat kurtarır' dedi. Ailede kalp hastalığı öyküsü olan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Can, belirli aralıklarla yapılan kalp kontrollerinin muhtemel riskleri önceden ortaya çıkarabileceğini belirtti.</p>

<p>'Kalbinizi korumak sizin elinizde'</p>

<p>Kalp krizinden korunmanın mümkün olduğunu ifade eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine değinerek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>'Düzenli egzersiz yapmak, dengeli beslenmek, sigaradan uzak durmak, stresten mümkün olduğunca kaçınmak ve yeterli uyku almak.'</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, 'Kalbinizi korumak için küçük ama etkili adımlar atabilirsiniz. Unutulmamalıdır ki kalp sağlığı, yaşam kalitesinin temelidir' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/kalp-krizi-genclesiyor-modern-yasam-tarzi-en-onemli-faktor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/kalp-krizi-genclesiyor-modern-yasam-tarzi-en-onemli-faktor.jpg" type="image/jpeg" length="48860"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Mevsim geçişleri depresyonu tetikleyebiliyor']]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/mevsim-gecisleri-depresyonu-tetikleyebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/mevsim-gecisleri-depresyonu-tetikleyebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Literatürde mevsimsel depresyon adıyla bilinen bahar depresyonunun, mevsim geçişlerinde ortaya çıkan bir depresyon tablosu olduğuna dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Osman Yıldırım, 'Özellikle doğadaki ani sıcaklık değişimleri ve mevsim değişiklikleri sırasında vücudun bu sürece adaptasyon sağlamaya çalışması sonucunda bahar depresyonu tablosu ortaya çıkabiliyor. Yoğun iç sıkıntısı, anlamsız hüzün, sürekli kaygı, endişe ve sinirlilik hali en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Literatürde mevsimsel depresyon adıyla bilinen bahar depresyonunun, mevsim geçişlerinde ortaya çıkan bir depresyon tablosu olduğuna dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Osman Yıldırım, 'Özellikle doğadaki ani sıcaklık değişimleri ve mevsim değişiklikleri sırasında vücudun bu sürece adaptasyon sağlamaya çalışması sonucunda bahar depresyonu tablosu ortaya çıkabiliyor. Yoğun iç sıkıntısı, anlamsız hüzün, sürekli kaygı, endişe ve sinirlilik hali en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor' dedi.</p>

<p>İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir'den Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Osman Yıldırım, mevsim geçişlerinde sıkça karşılaşılan bahar yorgunluğu ile mevsimsel depresyonun birbirine karıştırılabildiğini söyledi.</p>

<p>Bahar depresyonunun, literatürdeki adıyla mevsimsel depresyonun, mevsim geçişlerinde ortaya çıkan bir depresyon tablosu olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, 'Özellikle doğadaki ani sıcaklık değişimleri ve mevsim değişiklikleri sırasında vücudun bu sürece adaptasyon sağlamaya çalışmasıyla birlikte bu tablo ortaya çıkabiliyor' dedi.</p>

<p>Kış aylarında artan melatonin hormonunun baharla birlikte hızla düştüğünü ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, 'Melatonin seviyesindeki bu ani değişim uyku düzenini bozabiliyor. Bu durum sirkadiyen ritmi etkileyerek, mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin seviyesinde düşüşe yol açabiliyor' diye konuştu.</p>

<p>'Ruhsal ve fiziksel belirtiler birlikte görülüyor'</p>

<p>Mevsimsel depresyonun doğru tanısının büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, 'Yoğun iç sıkıntısı, anlamsız hüzün, sürekli kaygı, endişe ve sinirlilik hali en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Kişi daha önce keyif aldığı aktivitelere karşı ilgisini kaybedebilir. Bireyler sosyal ortamlardan uzaklaşabiliyor, çevresiyle uyum sağlamakta zorlanabiliyor. Bununla birlikte suçluluk ve yetersizlik duygularında artış da görülebiliyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>Ruhsal belirtilerin yanı sıra fiziksel şikâyetlerin de tabloya eşlik edebileceğine değinen Doç. Dr. Yıldırım, 'Uykuya dalmakta güçlük, sabahları yataktan çıkamama, gün içinde yoğun yorgunluk hissi görülebiliyor. İştah artışı ya da iştahsızlık, konsantrasyon problemleri, baş ağrısı ile kas ve eklem ağrıları da bu sürece eşlik edebiliyor' dedi.</p>

<p>'Bahar yorgunluğu ile karıştırılmamalı'</p>

<p>Bahar yorgunluğunun mevsimsel depresyona kıyasla daha hafif ve geçici bir durum olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, şu bilgileri paylaştı: 'Bahar yorgunluğu genellikle birkaç hafta sürebilen, vücudun çevresel değişimlere uyum sağlamasıyla birlikte kendiliğinden düzelebilen fizyolojik bir durumdur. Bu süreçte kişinin günlük işlevselliği büyük oranda korunur. Mevsimsel depresyon ise daha ağır bir tablodur. Eğer enerji düşüklüğüne umutsuzluk, hayattan keyif alamama, öz değer kaybı ve genel bir isteksizlik eşlik ediyorsa, bu durum artık bahar yorgunluğu değil mevsimsel depresyon olarak değerlendirilmelidir.'</p>

<p>'Belirtilerin süresi kritik'</p>

<p>Belirtilerin süresinin önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yıldırım, 'Bahar yorgunluğu genellikle bir-iki hafta içinde düzelirken, mevsimsel depresyon haftalar, hatta aylar sürebilir ve kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebilir' dedi.</p>

<p>İç sıkıntısı, isteksizlik ve yaşamdan tat alamama gibi şikâyetlerin iki haftadan uzun sürmesi durumunda profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Doç. Dr. Yıldırım, 'Bu tür belirtiler yalnızca bahar yorgunluğu olarak değerlendirilmemelidir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'Yaşam tarzı değişiklikleri önemli'</p>

<p>Yaşam tarzı düzenlemelerinin süreci yönetmede önemli rol oynadığına değinen Doç. Dr. Yıldırım, 'Biyolojik saati düzenlemek için sabah erken saatlerde uyanmak ve güne erken başlamak faydalıdır. Gün ışığından mümkün olduğunca fazla yararlanmak ve yaşam alanlarını doğal ışıkla aydınlatmak gerekir. Doğal ışık, bozulan biyolojik saatin yeniden düzenlenmesinde önemli rol oynar. Stres yönetimi de önemlidir. Meditasyon, derin nefes egzersizleri ve farkındalık çalışmaları, stres hormonu kortizol seviyesini düşürerek depresif duyguların azalmasına katkı sağlar' dedi.</p>

<p>'Uyku ve beslenme düzenine dikkat'</p>

<p>Uyku düzeninin korunmasının öneminden bahseden Doç. Dr. Yıldırım, 'Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, yatmadan önce ekran kullanımını azaltmak ve uyku ortamını karanlık, sessiz hale getirmek uyku kalitesini artırır' diye konuştu. Beslenmenin de önemli bir faktör olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, 'Ağır, yağlı ve karbonhidrat ağırlıklı besinler vücutta ağırlık hissine yol açabilir. Bu nedenle taze sebze ve meyveler, Omega-3 içeren balıklar ve ceviz gibi besinler tercih edilmeli, yeterli su tüketimine dikkat edilmelidir' dedi.</p>

<p>'Fiziksel aktivite destek sağlıyor'</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivitenin önemini anlatan Doç. Dr. Yıldırım, şunları söyledi: 'Hafif tempolu yürüyüşler, koşu, bisiklet ve yoga gibi aktiviteler, mutluluk hormonları olan endorfin ve dopaminin salgılanmasını artırarak kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Açık havada yapılan aktiviteler faydalı olabilir. Doğayla iç içe olmak hem zihinsel rahatlama sağlar hem de kan dolaşımını artırır. Ayrıca güneş ışığı sayesinde D vitamini sentezi desteklenir.'</p>

<p>'Uzman desteği gerekebilir'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tüm bu önlemlere rağmen şikâyetlerin devam etmesi durumunda uzman desteğinin önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, 'Yoğun iç sıkıntısı, isteksizlik ve yaşamdan tat alamama gibi belirtiler devam ediyorsa ve günlük yaşamı etkilemeye başladıysa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Doğru yaşam alışkanlıkları ve gerektiğinde alınacak profesyonel destekle hem bahar yorgunluğu hem de mevsimsel depresyon yönetilebilir süreçlerdir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/mevsim-gecisleri-depresyonu-tetikleyebiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/mevsim-gecisleri-depresyonu-tetikleyebiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="45253"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş sorunlarını 15 saniyede tespit ediyorlar]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/dis-sorunlarini-15-saniyede-tespit-ediyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/dis-sorunlarini-15-saniyede-tespit-ediyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de ve Dünyada bir ilk olan ESOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nde Yapay Zeka Laboratuvarı’nın kurucusu ve sorumlusu, Prof. Dr. İbrahim Şevki Bayrakdar, Esgazete'ye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ESOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nde geliştirilen yapay zeka sistemi, panoramik röntgen filmlerini saniyeler içinde değerlendirerek eksik diş, çürük, kemik kaybı, gömülü diş ve farklı patolojileri tespit ediyor. Prof. Dr. İbrahim Şevki Bayrakdar, iki boyutlu radyografilerde sonuçların 15-20 saniye içinde hekime sunulabildiğini anlattı.</p>

<p>Türkiye’de ve Dünyada bir ilk olan ESOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nde Yapay Zeka Laboratuvarı’nın kurucusu ve sorumlusu, Prof. Dr. İbrahim Şevki Bayrakdar, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde 2020 yılında kurulan laboratuvarın, diş hekimliği alanında hem Türkiye’de hem de dünyada öncü merkezlerden biri haline geldiğini söyledi. Laboratuvarın üniversite rektörlüğünün desteğiyle hayata geçirildiğini aktaran Prof. Dr. Bayrakdar, “2020 yılında bir altyapı projesiyle bu laboratuvarı kurduk. O dönemde yapay zeka bugünkü kadar gündemde değildi. Ancak biz diş hekimliği alanında büyük bir potansiyel gördük ve bu alana yatırım yaptık” dedi.</p>

<p>Röntgen Filmleri Saniyeler İçinde Analiz Ediliyor</p>

<p>Laboratuvarda geliştirilen yapay zeka algoritmaları, diş hekimliğinde rutin olarak kullanılan panoramik röntgen filmlerini otomatik olarak analiz ediyor. Sistem; eksik diş, çürük, kemik kaybı, gömülü diş ve farklı patolojileri kısa sürede tespit ederek hekime rapor sunuyor. Bayrakdar, sürecin hızına dikkat çekerek, “Bir panoramik film çekildikten sonra hekimin görüntüyü tek tek incelemesi gerekiyor. Yapay zeka ise bunu saniyeler içinde yapabiliyor. İki boyutlu radyografilerde 15-20 saniye içinde sonuç verebiliyoruz” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hekime İkinci Göz Oluyor</p>

<p>Yapay zekanın hekimin yerini almadığını, ancak önemli bir destek sunduğunu vurgulayan Bayrakdar, sistemin yoğun çalışma temposunda gözden kaçabilecek detayları yakalamaya yardımcı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Bayrakdar, “Yapay zeka burada bir ikinci göz, bir asistan gibi çalışıyor. Çok yoğun klinik ortamlarında bazen en tecrübeli hekimlerin bile gözünden kaçabilecek bulgular olabiliyor. Sistem, burada çürük olabilir, burada patoloji olabilir diyerek hekime uyarı veriyor” dedi.</p>

<p>Sağlık Hizmetinde Hız ve Kalite Artıyor</p>

<p>Yapay zeka uygulamalarının en önemli katkılarından birinin zaman kazandırmak olduğunu belirten Bayrakdar, manuel süreçlerin azalmasıyla hekimlerin hastalarına daha fazla zaman ayırabildiğini söyledi. Bayrakdar, “Tanı ve tedavi planlamasında hız kazandırıyor. Aynı zamanda gözden kaçabilecek durumları azaltarak sağlık hizmetinin kalitesini artırıyor. Bu da hastaların daha kaliteli hizmete ulaşmasını sağlıyor. Verimlilik arttığı için sağlık ekonomisine de ciddi katkı sunuyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Akademik Çalışmalar Laboratuvarda, Ticari Gelişim Teknoparkta</p>

<p>Laboratuvarda geliştirilen projelerin ve akademik çalışmalarının fakülte bünyesinde sürdüğünü belirten Bayrakdar, ticari uygulamaların ise; ESOGÜ Teknopark’ta faaliyet gösteren CranioCatch Bilişim Teknolojileri Medikal Dental Sanayi ve Ticaret A.Ş. üzerinden yürütüldüğünü kaydetti.</p>

<p>Dünyada Araştırma Merkezi Haline Geldi</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Şevki Bayrakdar, laboratuvarın bugün uluslararası alanda da dikkat çektiğini belirterek, “Diş hekimliği ve yapay zeka alanında dünyada bir araştırma merkezi haline geldik. Bibliyometrik çalışmalarda en fazla yayın üreten ekipler arasında yer alıyoruz. Ülkemiz adına bu alanda akademik öncülüğü sürdürmeye çalışıyoruz” dedi.</p>

<p></p>

<blockquote class="instagram-media" data-instgrm-captioned="" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DXJD_ZRjMHm/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4; margin-right:14px"></div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>
</div>

<div></div>

<div style="margin-left:auto; margin-right:auto"></div>

<div>
<div style="color:#3897f0"><a href="https://www.instagram.com/reel/DXJD_ZRjMHm/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="text-align:center" target="_blank">Bu gönderiyi Instagram'da gör</a></div>
</div>

<div></div>

<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4; margin-left:2px; margin-right:14px"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<div style="margin-left:8px">
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>

<div style="margin-left:auto">
<div></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>
</div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<p style="color:#c9c8cd; text-align:center"><a href="https://www.instagram.com/reel/DXJD_ZRjMHm/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="color:#c9c8cd" target="_blank">Es Gazete (@esgazete)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<script async src="//www.instagram.com/embed.js"></script></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim ve teknoloji, Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/dis-sorunlarini-15-saniyede-tespit-ediyorlar</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/dis-sorunlarini-15-saniyede-tespit-ediyorlar.jpg" type="image/jpeg" length="24409"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu yöntem ile hücresel yenilenme mümkün olabilir]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/bu-yontem-ile-hucresel-yenilenme-mumkun-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/bu-yontem-ile-hucresel-yenilenme-mumkun-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış' sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem <strong>Eskişehir</strong> Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış' sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi.<br />
<br />
"Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor"<br />
Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, "Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. "Fasting Mimicking Diet" adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program" diye konuştu.<br />
<br />
"Hücreye ‘büyümeyi durdur, onarıma geç' talimatı verir"<br />
Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, "Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda 'kıtlık varmış' sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye 'büyümeyi durdur, onarıma geç' talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar"<br />
Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, "FMD'nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla 'kendi kendini yeme' olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi.<br />
<br />
"Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir"<br />
Klinik sonuçlara değinen Erden, "İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" diye konuştu.<br />
<br />
"Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir"<br />
Risklere dikkat çeken Erden, "Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir" dedi.<br />
Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, "Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/bu-yontem-ile-hucresel-yenilenme-mumkun-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/bu-yontem-ile-hucresel-yenilenme-mumkun-olabilir.png" type="image/jpeg" length="46537"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medipol'den ameliyatsız parkinson tedavisi]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/medipolden-ameliyatsiz-parkinson-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/medipolden-ameliyatsiz-parkinson-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hareketlerde yavaşlama, titreme ve günlük yaşamı zorlaştıran belirtilerle kendini gösteren Parkinson hastalığı, sanıldığının aksine çaresiz bir hastalık değil. Medipol Sağlık Grubu'ndan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Zırh, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinin yeniden artırılabildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hareketlerde yavaşlama, titreme ve günlük yaşamı zorlaştıran belirtilerle kendini gösteren Parkinson hastalığı, sanıldığının aksine çaresiz bir hastalık değil. Medipol Sağlık Grubu'ndan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Zırh, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinin yeniden artırılabildiğini belirtti.</p>

<p>Tüm dünya genelinde 10 milyonu aşkın Parkinson hastası olduğu tahmin edilirken, Türkiye'de ise 180 binden fazla kişi Parkinson ile mücadele ediyor. Beyinde 'dopamin' adı verilen maddenin azalması ile ortaya çıkan Parkinson, genelde 60 yaş üzerindeki kişilerde görülmesine rağmen hastaların yüzde 5 ila 10'unda başlangıç yaşı 50 yaşında altında bulunuyor. 11 Nisan Dünya Parkinson Günü dolayısıyla hastalıkla ilgili açıklamalarda bulunan Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Doç. Dr. Ali Zırh, medikal tedavinin yetersiz kaldığı ya da şiddetli ilaç yan etkilerinin yaşandığı durumlarda özellikle beyin pili ve günümüzde gelişen teknolojilerle akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin hastalara yeni bir yaşam sunduğunu vurguladı.</p>

<p>'Parkinson hareketleri yavaşlatan bir hastalık''</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Parkinson hastalığının beyinde dopamin eksikliği sonucu ortaya çıkan nörodejeneratif bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, hastalığın en sık hareketlerde yavaşlama, küçük adımlarla öne eğik yürüme, istirahat halinde para sayar tarzda titreme ve yüz hatlarında donuklaşma gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etti. İlk kez 1817 yılında James Parkinson tarafından 'titrek felç' olarak tanımlanan hastalığın günümüzde de önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ettiğini belirten Doç. Dr. Zırh, her yıl 11 Nisan'ın Dünya Parkinson Günü olarak bu hastalığa dikkat çekmek amacıyla anıldığını söyledi.</p>

<p>İlaç tedavisi her zaman yeterli olmayabiliyor</p>

<p>Parkinson hastalığının başlangıç tedavisinin ilaç tedavisi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zırh, hastaların büyük bir kısmının hastalığın ilk yıllarında ilaçlarla günlük yaşamlarını normale yakın sürdürebildiğini dile getirdi. Ancak özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda ilk yıllarda ilaçlara yeterli yanıt alınamayabileceğini belirten Doç. Dr. Zırh, bu grup hastalarda beyin pili veya akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin titremeyi durdurmak için başarı ile kullanıldığını söyledi.</p>

<p>Beyin pili tedavisiyle hastalığın seyri geriye alınabiliyor</p>

<p>Tıbbi tedaviye yeterli cevap veremeyen ya da ilaç tedavisi ile günlük yaşamlarını artık düzenli sürdüremeyen veya ilaç yan etkileri nedeniyle yaşam kalitesi bozulan ya da azalan hastalar için Parkinson'un saatini geri almayı başarabilen beyin pili tedavisinin önemli bir seçenek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, 'Beyin pili tedavisiyle 10 yıllık bir hastayı ameliyat ettiğimizde, hastalığın ilk yıllarındaki bulgularına yakın bir seviyeye getirmek mümkün olabiliyor. Çünkü bu yöntem yüksek doz ilacı taklit edebiliyor' dedi.</p>

<p>Beyin pili tedavisinin beyne yerleştirilen iki ince elektrot, birer uzatma kablosu ve göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen cihazdan oluşan bir sistem olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, tıpta nöromodülasyonadı verilen bu yöntemle beynin içerisindeki hedef bölgelere verilen elektriğin frekansını, dalga boyunu ve şiddetini kontrollü şekilde ayarlayarak hastalık belirtilerinin önemli ölçüde azaltılabildiğini ifade etti.</p>

<p>Bıçaksız tedaviyle titreme durdurulabiliyor</p>

<p>Son yıllarda gelişen teknolojilerle birlikte uzun yıllardır kullanılmayan ve beynin içerisindeki bir noktaya lezyon yapma işleminden oluşan lezyon cerrahisinin ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Zırh, 'Akıllı Ses Ötesi Tedavisi (MRgFUS) dediğimiz yöntem sayesinde bıçak kullanmadan ve herhangi bir kesi yapmadan MR ünitesinde birkaç saat içinde beynin içinde hedeflenen bölgeye istenilen büyüklük ve sıcaklıkta, lazere benzer bir yakma işlemi gerçekleştirebiliyoruz' dedi.</p>

<p>Özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda bu yöntemin oldukça etkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, tedavi sonrası hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade etti.</p>

<p>'Parkinson hastaları çaresiz değil'</p>

<p>Parkinson hastalığında umutsuzluğa yer olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Ali Zırh, 'Tıbbi tedaviye cevap vermeyen ya da ilaç yan etkileri nedeniyle artık yaşam kalitelerini eskisi gibi sürdüremeyen hastalar için hastalığı ortadan kaldıramasak da günümüzde hem beyin pili hem de odaklanmış ultrason gibi yöntemlerle hastalıklarının ilk yıllarındaki hallerine geri dönüp, yaşama yeniden merhaba diyebilirler' sözleri ile açıklamasını tamamladı.</p>

<p>Öte yandan, Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nin dış cephesine Parkinson hastalığına dikkat çekmek amacıyla '11 Nisan Dünya Parkinson Günü' yazısı yansıtıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/medipolden-ameliyatsiz-parkinson-tedavisi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/medipolden-ameliyatsiz-parkinson-tedavisi.jpg" type="image/jpeg" length="51740"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'e yeni sağlık yatırımları geliyor]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/eskisehire-yeni-saglik-yatirimlari-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/eskisehire-yeni-saglik-yatirimlari-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1><strong>Yunus Emre Bölgesi’nde Yeni Sağlık Yatırımları İçin Sahada İnceleme</strong></h1>

<p><strong>İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, planlanan sağlık tesisleri ve ek hizmet binası alanında değerlendirmelerde bulundu</strong></p>

<p>Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Destek Hizmetleri Başkanı Erol Yılmaz ve ilgili mühendislerle birlikte Yunus Emre bölgesinde planlanan yeni sağlık yatırımları kapsamında sahada incelemelerde bulundu.</p>

<p>İncelemeler kapsamında 9 Hekimlik Aile Sağlığı Merkezi (ASM), Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM), Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM), 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu (ASHİ) ile Yunus Emre Devlet Hastanesi ek hizmet binası için belirlenen alanlar değerlendirildi.</p>

<h2>Entegre sağlık hizmeti hedefi</h2>

<p>Yapılan değerlendirmelerde sağlık birimlerinin birbiriyle entegre şekilde hizmet sunabilmesi, hasta ve personel hareketliliğinin verimli planlanması, erişilebilirlik kriterleri ve teknik altyapı detayları ele alındı.</p>

<p>Birimlerin fonksiyonel kullanımını artıracak düzenlemeler ile inşaat sürecine ilişkin teknik planlamalar hakkında istişarelerde bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Yeni otopark alanı da değerlendirildi</h2>

<p>Heyet ayrıca Yunus Emre bölgesinde planlanan yeni otopark alanında da incelemeler yaptı.</p>

<p>Peyzaj ve çevre düzenleme çalışmaları kapsamında yeşil alan planlaması, araç giriş-çıkış akışı, hastane kampüsü içi ve çevresindeki trafik sirkülasyonunun düzenlenmesi ile çevresel uyum başlıkları değerlendirildi.</p>

<h2>Daha konforlu hizmet amaçlanıyor</h2>

<p>Yetkililer, tamamlanacak yatırımlarla birlikte hem sağlık hizmetlerine erişimin artırılmasının hem de vatandaşlara daha konforlu ve işlevsel bir hizmet ortamı sunulmasının hedeflendiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/eskisehire-yeni-saglik-yatirimlari-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/eskisehire-yeni-saglik-yatirimlari-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="20748"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin ve Sinir Cerrahisinde Modern Tanı ve Tedavi Süreci]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/beyin-ve-sinir-cerrahisinde-modern-tani-ve-tedavi-sureci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/beyin-ve-sinir-cerrahisinde-modern-tani-ve-tedavi-sureci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p>Beyin ve sinir sistemi hastalıklarının yönetimi, yüksek dikkat ve ileri cerrahi deneyim gerektiren özel bir tıp alanıdır. Bu alanda hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kararlar, detaylı nörolojik değerlendirme ve güncel tıbbi bilgiler ışığında verilir. Beyin tümörleri, damar anormallikleri ve omurga problemleri gibi karmaşık durumlarda erken tanı büyük önem taşır.</p>

<p><a href="https://www.umuttansevgi.com/" rel="dofollow"><strong>İzmir beyin cerrahı</strong></a> ifadesi bölgedeki nöroşirürji hizmetlerinin uzmanlık düzeyini temsil eden önemli bir arama terimi olarak öne çıkar. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Umut Tan Sevgi, İzmir Şehir Hastanesi bünyesinde beyin tümörleri, omurga rahatsızlıkları, bel ve boyun fıtıkları ile sinir sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde bilimsel temelli bir değerlendirme süreci yürütmektedir. Modern cerrahi teknikler ile desteklenen bu süreçte, hastanın genel sağlık durumu ve nörolojik bulguları ayrıntılı olarak incelenir.</p>

<p>Mikrocerrahi uygulamalar, günümüzde beyin cerrahisinde en önemli gelişmeler arasında yer alır. Bu teknik sayesinde hassas bölgelerde daha kontrollü müdahaleler yapılabilir ve sağlıklı dokuların korunması hedeflenir. Cerrahi planlama aşamasında manyetik rezonans görüntüleme ve bilgisayarlı tomografi gibi ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Bu sayede hastalığın yeri ve yayılımı net şekilde belirlenir.</p>

<p>Tedavi sürecinde hasta odaklı yaklaşım benimsenir ve her vaka kendi içinde değerlendirilir. Cerrahi gereklilik bulunmayan durumlarda ise ilaç tedavisi ve düzenli takip programları uygulanır. Böylece gereksiz müdahalelerin önüne geçilirken, hastanın yaşam kalitesi korunur.</p>

<h2>İzmir Beyin Ve Sinir Cerrahisi Uzmanı</h2>

<p>Sinir sistemi hastalıklarının geniş bir yelpazeye sahip olması, tedavi sürecinde multidisipliner bir bakış açısını zorunlu kılar. Beyin, omurilik ve periferik sinirleri etkileyen hastalıklar farklı klinik belirtiler gösterebilir. Bu nedenle her hastanın ayrı değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p><a href="https://www.umuttansevgi.com/" rel="dofollow"><strong>İzmir beyin ve sinir cerrahisi uzmanı</strong></a> hem tanı hem de tedavi sürecinde uzmanlık gerektiren kapsamlı bir alanı tanımlar. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Umut Tan Sevgi, İzmir Şehir Hastanesi’nde hastaların nörolojik durumlarını ayrıntılı testlerle değerlendirerek kişiye özel tedavi planları oluşturur. Bu süreçte nörolojik muayene, görüntüleme yöntemleri ve klinik bulgular birlikte ele alınır.</p>

<p>Omurga hastalıkları, özellikle bel ve boyun fıtıkları, toplumda sık görülen sağlık sorunları arasında yer alır. Bu rahatsızlıklar sinir köklerine baskı yaparak ağrı, uyuşma ve hareket kısıtlılığı gibi belirtiler oluşturabilir. Cerrahi gerektiren durumlarda mikrocerrahi teknikler ile sinir dokusuna minimal müdahale hedeflenir.</p>

<p>Tedavi planlamasında hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve hastalığın ilerleme düzeyi dikkate alınır. Bazı durumlarda fizik tedavi ve rehabilitasyon programları ile cerrahi dışı çözümler de uygulanabilir. Böylece hastanın günlük yaşamına en kısa sürede dönmesi amaçlanır.</p>

<h2>İzmir Beyin Tümörü ve Güncel Tedavi Seçenekleri</h2>

<p>Beyin tümörleri, sinir sistemi içinde gelişen ve farklı hücresel kaynaklardan ortaya çıkabilen kitle oluşumlarıdır. Bu oluşumlar iyi huylu ya da kötü huylu olabilir ve bulunduğu bölgeye göre farklı nörolojik belirtiler gösterebilir.</p>

<p><a href="https://www.umuttansevgi.com/" rel="dofollow"><strong>İzmir beyin tümörü</strong></a> özellikle erken tanı ve doğru cerrahi planlama açısından büyük önem taşır. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Umut Tan Sevgi, beyin tümörlerinin tanı ve tedavisinde modern görüntüleme teknikleri ve mikrocerrahi yöntemlerden yararlanarak kapsamlı bir değerlendirme süreci yürütmektedir.</p>

<p>Beyin tümörleri genel olarak iki ana gruba ayrılır. Primer tümörler, beynin kendi dokularından kaynaklanırken; metastatik tümörler vücudun farklı bir bölgesindeki kanserin beyine yayılması sonucu oluşur. Her iki türde de tedavi yaklaşımı tümörün büyüklüğü, yerleşim yeri ve biyolojik davranışına göre belirlenir.</p>

<p>Cerrahi tedavi, çoğu beyin tümöründe temel yöntem olarak öne çıkar. Mikrocerrahi teknikler sayesinde tümör dokusu yüksek hassasiyetle çıkarılabilir. Bazı durumlarda radyoterapi veya stereotaktik radyocerrahi gibi ek tedavi yöntemleri de uygulanabilir. Tedavi sonrası süreçte düzenli MR kontrolleri ile hastanın durumu yakından takip edilir.</p>

<p>Beyin tümörlerinde erken teşhis, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Baş ağrısı, görme bozuklukları, denge problemleri ve nörolojik fonksiyon kayıpları gibi belirtiler dikkate alınmalıdır. Bu belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden uzman değerlendirmesi gereklidir.</p>

<h2>Beyin Tümörlerinde Tanı Ve Görüntüleme</h2>

<p>Beyin tümörlerinin doğru şekilde tespit edilmesi, tedavi planının temelini oluşturur. Manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve bilgisayarlı tomografi (BT) gibi yöntemler, tümörün konumu ve yapısı hakkında detaylı bilgi sağlar. Bu görüntüleme teknikleri sayesinde cerrahi planlama daha güvenli şekilde yapılır.</p>

<p>Nörolojik muayene sırasında hastanın refleksleri, kas gücü, koordinasyonu ve duyusal fonksiyonları değerlendirilir. Elde edilen bulgular, görüntüleme sonuçları ile birlikte analiz edilir. Böylece hastalığın evresi ve etkilediği bölgeler net olarak belirlenir.</p>

<h2>Omurga Ve Sinir Sistemi Hastalıkları</h2>

<p>Omurga rahatsızlıkları, sinir sistemini etkileyen en yaygın sağlık problemleri arasında yer alır. Bel ve boyun fıtıkları, omurilik kanalında daralma ve sinir sıkışmaları bu grupta değerlendirilir. Cerrahi müdahale gereken durumlarda mikrocerrahi teknikler kullanılarak sinir dokusuna minimum zarar verilmesi hedeflenir.</p>

<p>Ameliyat sonrası rehabilitasyon süreci, hastanın iyileşme hızını doğrudan etkiler. Fizik tedavi uygulamaları ve düzenli kontroller ile hastanın günlük yaşamına dönüşü desteklenir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Hasta Odaklı Planlama Ve Modern Mikrocerrahi Teknikler</h2>

<p>Günümüzde nöroşirürji alanında kullanılan teknolojiler, cerrahi başarı oranlarını önemli ölçüde artırmıştır. Mikrocerrahi yöntemler sayesinde milimetrik hassasiyetle müdahaleler yapılabilir. Bu durum özellikle beyin gibi hassas bir organ için büyük avantaj sağlar.</p>

<p>Her hastanın durumu ayrı değerlendirildiği için tedavi planı kişiye özel olarak hazırlanır. Bu süreçte hastanın genel sağlık durumu, yaş faktörü ve hastalığın seyri dikkate alınır. Düzenli takip ve kontrol mekanizmaları ile tedavi süreci sürekli olarak güncellenir.</p>

<h2>Op. Dr. Umut Tan Sevgi ile Beyin Ve Sinir Cerrahisinde Uzmanlık</h2>

<p>Beyin ve sinir cerrahisi alanında başarı, yalnızca teknik bilgiyle değil aynı zamanda uzun yıllara dayanan klinik deneyim ve dikkatli hasta değerlendirmesiyle şekillenir. Op. Dr. Umut Tan Sevgi, bu alanda yürüttüğü çalışmalarla nöroşirürji pratiğini güncel tıp standartlarıyla birleştirerek hastalarına güvenli bir tedavi süreci sunmaktadır. Her vaka, detaylı analiz ve kapsamlı değerlendirme ile ele alınır.</p>

<p>Beyin tümörleri, omurga hastalıkları ve sinir sistemi bozukluklarında cerrahi kararlar, hastanın genel sağlık durumu ve nörolojik bulguları dikkate alınarak verilir. Op. Dr. Umut Tan Sevgi, özellikle riskli ve hassas bölgelerde gerçekleştirilen operasyonlarda mikrocerrahi tekniklerden yararlanarak sağlıklı dokuların korunmasını hedefler. Bu sayede hem cerrahi başarı oranı artar hem de iyileşme süreci daha kontrollü ilerler.</p>

<h2>Op. Dr. Umut Tan Sevgi</h2>

<p>Beyin ve sinir sistemi hastalıkları, erken tanı ve doğru tedavi planlaması gerektiren ciddi sağlık sorunlarıdır. Modern cerrahi teknikler, gelişmiş görüntüleme yöntemleri ve uzmanlık deneyimi sayesinde birçok hastalık başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir.</p>

<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Umut Tan Sevgi, İzmir Şehir Hastanesi’nde hastalarına kapsamlı değerlendirme ve güncel tedavi seçenekleri sunarak nöroşirürji alanında hizmet vermektedir. Tanıdan tedaviye kadar tüm süreç titizlikle planlanmakta ve hastaların güvenliği ön planda tutulmaktadır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/beyin-ve-sinir-cerrahisinde-modern-tani-ve-tedavi-sureci</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2024/12/default-image.jpg" type="image/jpeg" length="84360"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dil ve konuşma problemlerinde erken müdahale çok önemli]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/dil-ve-konusma-problemlerinde-erken-mudahale-cok-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/dil-ve-konusma-problemlerinde-erken-mudahale-cok-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Akran Akademi Eğitim Kurumları Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimen, ebeveynleri uyardı. Çimen, 'Çocuk yaşıtlarına göre geç konuşmaya başladıysa otizm, down sendromu, işitme kaybı, serebral palsi, afazi ve dizartri gibi durumlara bağlı bozukluklarda dil ve konuşma terapistine başvurulmalıdır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Akran Akademi Eğitim Kurumları Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimen, ebeveynleri uyardı. Çimen, 'Çocuk yaşıtlarına göre geç konuşmaya başladıysa otizm, down sendromu, işitme kaybı, serebral palsi, afazi ve dizartri gibi durumlara bağlı bozukluklarda dil ve konuşma terapistine başvurulmalıdır' dedi.</p>

<p>Sivas Akran Akademi Eğitim Kurumları Dil ve Konuşma Terapisti İrem Çimendil, konuşma terapisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşma güçlüğü çeken veya konuşamayan çocukların hazırlanacak program sayesinde sağlıklı bir şekilde konuşabileceğini ifade eden Çimen, erken müdahaleye dikkat çekti. Küçük yaşlarda başlatılan terapinin çok daha kısa sürede olumlu etkileri olduğunu söyleyen Çimen, aileleri uyardı.</p>

<p>'Bireylerin iletişim becerilerini geliştirmeyi amaçlıyoruz'</p>

<p>Çimen, 'İletişim, dil, konuşma, ses ve yutma bozukluklarının değerlendirilmesi, tanılanması ve terapi yoluyla müdahale edilmesini kapsayan bilimsel ve klinik bir uzmanlık alanıdır. Bizler, çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine kadar her yaş grubunun ihtiyacına yönelik bilimsel temelli değerlendirme ve müdahale yöntemleri kullanarak bireylerin iletişim becerilerini geliştirmeyi ve yaşam kalitelerini artırmayı amaçlarız. Konuşma sesi bozuklukları, gecikmiş dil konuşma, otizm, down sendromu, gelişimsel dil bozuklukları, kekemelik, hızlı-bozuk konuşma, afazi, apraksi, dizartri, ses bozuklukları, dudak ve damak yarıklığı, yutma bozuklukları gibi iletişimi, dili ve konuşmayı etkileyen birçok farklı alanda çalışıyoruz. Akran Akademi'de özellikle pediatrik grupta görülen bozukluklarda dil ve iletişim becerilerinin desteklenmesine yönelik bireysel terapi programlarını yürütüyoruz' dedi.</p>

<p>'Bilimsel dayanağı olmayan bilgilerle süreci geciktirmeyelim'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ailelerin erken harekete geçmesi gerektiğine vurgu yapan Çimen, 'Eğer çocuk yaşıtlarına göre geç konuşmaya başladıysa, kelime dağarcığı sınırlıysa, cümle kurmakta zorlanıyorsa, konuşma sırasında bazı sesleri yanlış üretiyor, ses düşürüyor, sesleri karıştırıyor veya konuşması anlaşılmıyorsa, konuşmada hece ya da kelime tekrarları, uzatmalar ve takılmalar görülüyorsa dil ve konuşma terapistlerine başvurulabilir. Yine söylenenleri anlamada güçlük, yönergeleri takip edememe, çiğneme ve yutma problemleri, salya kontrolünde zorluk veya dudak, dil ve damak gibi oral yapılara ilişkin motor problemler mevcutsa ayrıca otizm, down sendromu, işitme kaybı, serebral palsi, afazi ve dizartri gibi durumlara bağlı bozukluklarda dil ve konuşma terapistine başvurulmalıdır. Fakat bireyin temel problemi dil ve konuşma alanından ziyade akademik beceriler, öğrenme güçlüğü, dikkat, davranış ve günlük yaşam becerileri ile ilgiliyse bireysel eğitim için özel eğitim uzmanlarına başvurulmalıdır. Unutmayalım dil ve konuşma problemlerinde erken müdahale çok önemlidir. 'Daha küçük, büyüyünce geçer', 'Erkek çocuk geç konuşur', 'Okula başlayınca düzelir' gibi toplumda sıkça söylenen ancak bilimsel dayanağı olmayan bilgilerle süreci geciktirmeyelim. Erken dönemde doğru uzmandan alınan destekle ilerlemek, çocuğun gelişimi için en sağlıklı sonucu verecektir' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/dil-ve-konusma-problemlerinde-erken-mudahale-cok-onemli</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/dil-ve-konusma-problemlerinde-erken-mudahale-cok-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="71790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Kar örtüsü keneleri yok etmiyor']]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi.</p>

<p>Tokat'ta nisan ayında etkili olan kar yağışı, kene popülasyonunun azalacağı yönündeki beklentileri yeniden gündeme getirdi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış şartlarının keneler üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı değerlendirmede Türkiye'de zaman zaman görülen aşırı yağışların 'iklim düzensizliği' olarak nitelendirildiğini ve bu durumun kene popülasyonlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtti. Keskin, toplumda yaygın olan 'kış uzun sürerse yazın kene azalır' düşüncesinin ise her kene türü için geçerli olmadığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bazı kene türleri kış ve sonbaharda da aktif olabiliyor'</p>

<p>Kışın sert geçmesi ve kar örtüsünün bulunmasının kenelerin tamamen yok olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Keskin, 'Hava sıcaklığının yaklaşık 4 derece olduğu dönemlerde dahi kene toplayabiliyoruz. Özellikle soğuğa dayanıklı bazı türler, kış ve sonbahar aylarında da aktif olabiliyor. Bazı kene türleri larva evresinde eksi 20 derecenin altındaki sıcaklıklarda dahi uzun süre hayatta kalabiliyor. Keneler, aşırı soğukta doğrudan yüzeyde kalmak yerine daha korunaklı alanlara yönelir. Toprak altı, taş altı ve yaprak döküntülerinin bulunduğu alanlar, kışın dış ortama göre daha sıcak olduğu için keneler buralarda yaşamlarını sürdürebilir' dedi.</p>

<p>'Keneler antifriz proteinleri sayesinde soğuğa dirençli'</p>

<p>Kenelerin biyolojik olarak da oldukça dayanıklı canlılar olduğuna dikkat çeken Keskin, bu canlıların antifriz proteinleri sayesinde düşük sıcaklıklara karşı direnç geliştirdiğini belirterek, 'Bazı kene türleri kışı yumurta, bazıları ise larva halinde geçirir. Kene yumurtalarının da çevresel tehditlere karşı koruma mekanizmaları vardır. Keneler, yumurtalarını 'Gené's organı' adı verilen yapıdan salgılanan bir sıvıyla kaplayarak kuruma, bakteri ve mantarlara karşı koruyabilir. Kene popülasyonlarının ciddi şekilde azalması için uzun süreli ve çok düşük sıcaklıkların etkili olması gerekir. Bunun dışında keneler, kışı dinlenme halinde geçirerek varlıklarını sürdürebilir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor.jpg" type="image/jpeg" length="96718"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: 'Evlilik kanseri önlüyor']]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de dört milyondan fazla vakayı kapsayan çalışmaya göre, hiç evlenmemiş yetişkinlerde kanser riskinin evlilere kıyasla daha yüksek olduğunun görüldüğünü aktaran Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hiç evlenmemiş erkeklerde kanser oranlarının evli erkeklere göre yaklaşık yüzde 68, hiç evlenmemiş kadınlarda ise yaklaşık yüzde 83 daha yüksek olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de dört milyondan fazla vakayı kapsayan çalışmaya göre, hiç evlenmemiş yetişkinlerde kanser riskinin evlilere kıyasla daha yüksek olduğunun görüldüğünü aktaran Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hiç evlenmemiş erkeklerde kanser oranlarının evli erkeklere göre yaklaşık yüzde 68, hiç evlenmemiş kadınlarda ise yaklaşık yüzde 83 daha yüksek olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, evlilik ile kanser riski arasındaki ilişkiye yönelik yapılan büyük ölçekli bir araştırmayı değerlendirdi. Özkaya, 'Geçen hafta yayınlanan ve ABD'de dört milyondan fazla vakayı kapsayan büyük bir araştırmaya göre, evliliğin kanser riskinin azalmasıyla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor ve hiç evlenmemiş yetişkinlerin kansere yakalanma riski, evlenmiş olanlara göre önemli ölçüde daha yüksek olduğunu belirtiyor. Hiç evlenmemiş erkeklerde kanser oranları, boşanmış veya dul kalmış erkekleri de içeren evli erkeklere göre yüzde 68 daha yüksektir. Hiç evlenmemiş kadınlarda ise bu oran daha da yüksektir ve yüzde 83 olarak bildirilmiş. Bu yeni gözlem, evlenmenin kanseri önlediği veya insanların evlenmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Ancak evlilik, kanserin daha erken teşhis edilmesi ve daha iyi hayatta kalma oranıyla zaten ilişkilendirilmektedir. Evli bireyler genellikle (ancak her zaman değil) daha güçlü destek sistemlerine, daha büyük ekonomik istikrara sahiptir ve kanser tedavi rejimlerine uyma olasılıkları daha yüksektir. Bundan şunu çıkarmak gerekiyor: Evli değilseniz kanser risk faktörlerine daha fazla dikkat etmeniz, ihtiyaç duyabileceğiniz taramaları yaptırmanız ve sağlık bakımınızı güncel tutmanız gerektiği anlamına geliyor' dedi.</p>

<p>Kadın ve erkek arasındaki fark</p>

<p>Özkaya şunları söyledi: 'Erkekler ve kadınlar biraz farklı örüntüler gösterdi. Hiç evlenmemiş erkeklerin kansere yakalanma olasılığı, evli erkeklere göre yaklaşık yüzde 70 daha fazlayken, hiç evlenmemiş kadınların kansere yakalanma ihtimali, evli veya daha önce evlenmiş kadınlara göre yaklaşık yüzde 85 daha fazlaydı. Bu, daha geniş bir eğilimin küçük ama dikkate değer bir tersine dönüşünü temsil ediyor: Erkekler genellikle sağlık ve sosyal faktörler açısından evlilikten kadınlardan daha fazla fayda görüyor. Bu durumda ise kadınlar evlilikten erkeklerden biraz daha fazla fayda görmüş gibi görünüyor. Evlilik ile kanser arasındaki en güçlü bağlantılar, enfeksiyon, sigara veya alkol kullanımıyla ilgili kanserlerde ve kadınlarda yumurtalık ve rahim kanseri gibi üreme ile ilgili kanserlerde görüldü. Araştırmacılar, meme, tiroit ve prostat kanserleri de dahil olmak üzere, güçlü tarama programlarına sahip kanserler için daha zayıf bağlantılar buldular. Daha az sigara içen, daha az alkol tüketen, kendine daha iyi bakan ve sosyal hayata daha fazla entegre olan kişilerin evlenme ihtimallerinin de daha yüksek olması muhtemeldir. Yine de araştırmacılar, evlilik ile kanser arasındaki bağlantının 50 yaş üstü yetişkinlerde daha güçlü olduğunu buldular; bu da insanların yaşlandıkça ve kanser risk faktörlerine maruz kaldıkça, evlilikle ilişkili faydaların daha belirgin hale gelebileceğini düşündürüyor. Aslında buna şu gözle bakmak gerekiyor. Eğer bekarsanız ve daha izole bir yaşam sürüyorsanız, tarama veya önleme faaliyetlerine katılma olasılığınız daha düşüktür. Sağlık Bakanlığımızın Sağlıklı Hayat Merkezleri ücretsiz olarak tüm halkımıza sadece kanser taramalarında değil her türlü sağlık sorunlarınıza ve sorularınıza evli veya bekar ayırt emeksizin hizmet verdiğini hatırlatmak istiyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/profesor-acikladi-evlilik-kanseri-onluyor.jpg" type="image/jpeg" length="60321"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Demans sürecinde ailelere uyarılar]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/demans-surecinde-ailelere-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/demans-surecinde-ailelere-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demans hastalarının uzun bakım sürecinde aile içi iş bölümü yapılması ve bakım verenlerinin önce kendi sağlıklarını korumasının hayati önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demans hastalarının uzun bakım sürecinde aile içi iş bölümü yapılması ve bakım verenlerinin önce kendi sağlıklarını korumasının hayati önem taşıyor. <strong>Eskişehir</strong>’de hizmet veren Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Nuray Can Uluğ, demans hastalarının bakım sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Demansın yalnızca hastayı değil, hasta yakınlarını da etkileyen zorlu bir süreç olduğunu belirten Uluğ, ailelerin bilinçli ve hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.<br />
Demansa en sık neden olan hastalığın Alzheimer olduğunu ifade eden Dr. Uluğ, hastalığın evreler halinde ilerlediğini ve her dönemde farklı ihtiyaçların ortaya çıktığını belirtti. Bu nedenle hasta yakınlarının sürece hem maddi hem de manevi olarak hazırlanmasının önem taşıdığını vurguladı.<br />
Hastalığın ilk evrelerinde hastaların büyük ölçüde bağımsız yaşayabildiğini ancak kaybolma ve dolandırılma gibi risklere karşı önlem alınması gerektiğini söyleyen Dr. Nuray Can Uluğ, orta evrede ev içi güvenliğin artırılması gerektiğine dikkat çekti. "Kapıyı kilitlemek tek başına yeterli değildir, daha kapsamlı önlemler alınmalıdır" dedi. İleri evrede ise hastaların tam bakıma ihtiyaç duyduğunu belirtti.<br />
<br />
Aile içinde iş bölümü yapılmalı<br />
Bakım sürecinin uzun yıllar sürebileceğini ifade eden Dr. Uluğ, her evrenin ortalama 4-5 yıl devam edebileceğini söyledi. Bu nedenle bakımın tek bir kişi tarafından yürütülmesinin zor olduğunu belirterek, aile içinde görev paylaşımı yapılmasının önemine değindi.<br />
<br />
İletişimde sade dil önemli<br />
Demans hastalarıyla iletişimde basit ve net bir dil kullanılması gerektiğini belirten Dr. Uluğ, hastaların zorlanmaması ve sabırlı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini ifade etti.<br />
<br />
Bakım verenler de korunmalı<br />
Hasta yakınlarının kendi sağlıklarını ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Uluğ, "Bu süreç oldukça yıpratıcıdır. Bakım verenin de psikolojik ve fiziksel olarak iyi olması gerekir" dedi. Sürecin doğru yönetilmemesi durumunda hasta yakınlarında da ciddi sorunlar ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/demans-surecinde-ailelere-uyarilar</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/demans-surecinde-ailelere-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="88597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite artık bir “Salgın ”: Cerrahi ne zaman gerekli?]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/obezite-artik-bir-salgin-cerrahi-ne-zaman-gerekli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/obezite-artik-bir-salgin-cerrahi-ne-zaman-gerekli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış beslenme alışkanlıkları, obeziteyi dünya genelinde hızla artan bir sağlık sorunu haline getirdi. Uzmanlar, obezitenin yalnızca estetik bir problem değil, kalp hastalıklarından diyabete kadar birçok ciddi hastalığın temel nedeni olduğunu vurguluyor. Bu noktada en çok merak edilen konulardan biri ise obezite cerrahisinin ne zaman gerekli olduğu.</p>

<p>Eskişehir’de Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr.<a href="http://drmuslumtarkan.com" rel="dofollow"> Müslüm Tarkan</a>, obezitenin artık bireysel değil, toplumsal bir sağlık krizi haline geldiğini belirtiyor. “Obeziteyi yalnızca kilo fazlalığı olarak görmek büyük bir yanılgı. Bu durum, yaşam süresini kısaltan ciddi bir hastalıktır” diyen Tarkan, özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan ve ek hastalıkları bulunan bireylerde cerrahi tedavinin gündeme gelmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p>Cerrahi kararının her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Tarkan, “Obezite cerrahisi bir ‘son çare’ değil, doğru hasta seçildiğinde etkili bir tedavi yöntemidir. Ancak her kilo problemi yaşayan kişi ameliyat adayı değildir. Öncelikle diyet, egzersiz ve medikal tedavi yöntemleri denenmelidir” şeklinde konuşuyor.</p>

<p>Uzmanlara göre obezite cerrahisi genellikle vücut kitle indeksi 40 ve üzeri olan ya da 35’in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon gibi ek hastalıkları bulunan bireylerde öneriliyor. Ancak burada en kritik nokta, hastanın ameliyata uygunluğunun multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilmesi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Op. Dr. Müslüm Tarkan, cerrahinin tek başına yeterli olmadığını özellikle vurguluyor: “Başarı yalnızca ameliyatla gelmez. Ameliyat sonrası beslenme düzeni, yaşam tarzı değişikliği ve düzenli takip sürecin en önemli parçalarıdır. Bu süreç ihmal edilirse, istenilen sonuçlara ulaşmak zorlaşır.”</p>

<p>Son yıllarda gelişen cerrahi teknikler sayesinde obezite ameliyatlarının daha güvenli hale geldiğini belirten Tarkan, yine de hasta seçimi ve doğru merkez tercihinin hayati önem taşıdığını ifade ediyor. “Hastaların en sık yaptığı hata, yalnızca hızlı sonuç odaklı karar vermek. Oysa bu süreç uzun vadeli bir yaşam değişimini gerektirir” diyor.</p>

<p>Uzmanlar, obeziteyle mücadelede en etkili yöntemin erken önlem almak olduğunu hatırlatırken, cerrahinin ise doğru zamanda ve doğru hastada hayat kurtarıcı bir seçenek olabileceğini belirtiyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/obezite-artik-bir-salgin-cerrahi-ne-zaman-gerekli</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/obezite-artik-bir-salgin-cerrahi-ne-zaman-gerekli-1.jpeg" type="image/jpeg" length="20041"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SIBO Testi]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/sibo-testi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/sibo-testi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p>SIBO Testi, son yıllarda sıkça konuşulan ve sindirim sistemi rahatsızlıklarının teşhisinde önemli rol oynayan bir tanı yöntemidir. İnce bağırsakta aşırı bakteri üremesi anlamına gelen <a href="https://sinanakkurt.com.tr" rel="dofollow">SIBO</a> (Small Intestinal Bacterial Overgrowth), şişkinlik, gaz, karın ağrısı, ishal veya kabızlık gibi şikayetlerin altında yatan gizli nedenlerden biridir. SIBO Testi sayesinde bu durum erken dönemde tespit edilerek, doğru tedavi planı oluşturulabilir ve uzun süren sindirim sorunlarından kurtulmak mümkün hale gelir.</p>

<h2>SIBO Nedir ve Neden Önemlidir?</h2>

<p>İnce bağırsakta normalden fazla bakteri çoğalması, besinlerin sindirilmesini bozar ve birçok rahatsızlığa yol açar. Klasik tetkiklerde sıklıkla atlanan bu durum, SIBO Testi ile net bir şekilde ortaya konulabilir. Özellikle irritabl bağırsak sendromu (IBS) tanısı alan hastaların önemli bir kısmında aslında SIBO olduğu görülmektedir. SIBO Testi, nefes testi yöntemiyle yapılır ve hasta için oldukça konforlu bir işlemdir. Sonuçlar genellikle kısa sürede alınır ve tedavi sürecine hızlıca başlanabilir.</p>

<h2>SIBO Testi Kimlere Yapılmalıdır?</h2>

<p>Sürekli şişkinlik yaşayanlar, yemek sonrası rahatsızlık hissedenler, uzun süredir ishal-kabızlık döngüsü içinde olanlar, besinlerden yeterince faydalanamayanlar ve kilo problemi yaşayanlar SIBO Testi yaptırmayı düşünmelidir. Ayrıca otoimmün hastalıklar, tiroid rahatsızlıkları ve kronik yorgunluk sendromu gibi durumlarda da SIBO Testi önemli ipuçları verebilir. Erken teşhis, tedavi süresini kısaltır ve yaşam kalitesini hızla artırır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>SIBO Testi Sonrası Süreç</h2>

<p>SIBO Testi pozitif çıktığında tedavi genellikle beslenme düzenlemeleri, özel diyet protokolleri, bitkisel destekler ve gerektiğinde antibiyotik veya probiyotiklerle yapılır. Fonksiyonel Tıp yaklaşımıyla kök nedenler de ele alınarak tekrarlama riski azaltılır. Tedavi sonrası kontrol testleri ile iyileşme süreci takip edilir. Bu bütüncül yaklaşım, sadece semptomları değil, sorunun kaynağını da hedefler.</p>

<h2>SIBO Testi’nin Avantajları</h2>

<p>· Non-invaziv ve ağrısız bir yöntemdir</p>

<p>· Evde veya klinikte rahatlıkla yapılabilir</p>

<p>· Sonuçlar hızlı ve güvenilirdir</p>

<p>· Tedavi planını kişiye özel şekillendirmeye yardımcı olur</p>

<p>· Kronik şikayetlerin altında yatan nedeni aydınlatır</p>

<p>SIBO Testi sayesinde yıllardır süren rahatsızlıklardan kurtulmak birçok hasta için dönüm noktası olmuştur.</p>

<p>Sindirim sisteminizdeki gizli sorunları öğrenmek ve kalıcı çözümler üretmek istiyorsanız SIBO Testi önemli bir adımdır. Doğru teşhis ile başlayan tedavi süreci, hem fiziksel hem de yaşam kalitesi açısından büyük iyileşmeler sağlayabilir. Sağlıklı bir sindirim sistemi, genel sağlığın temel taşlarından biridir.</p>

<p>Dr. Sinan Akkurt, Fonksiyonel Tıp ve biorezonans alanlarında öncü bir hekimdir. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2000 yılında mezun olmuştur. Doğal tıp yöntemleri üzerine ulusal ve uluslararası eğitimler alarak pranic şifa, matriks energetics, hipnoz ve kinezyoloji gibi alanlarda uzmanlaşmıştır. Özellikle SIBO gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarının teşhis ve tedavisinde bütüncül yaklaşımlar ile hastalarına etkili çözümler sunmaktadır. Sinan Akkurt uzmanlığı ile tedavi sürecinizi başlatmak için randevunuzu oluşturun. İletişim için telefon numaraları +90 (232) 343 55 22 , +90 (530) 387 46 , e-mail adresi <a href="mailto:info@sinanakkurt.com.tr" rel="dofollow">info@sinanakkurt.com.tr</a> .</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/sibo-testi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/sibo-testi.jpg" type="image/jpeg" length="57426"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesi önemli]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/kanserde-erken-tani-ve-genetik-yol-haritasinin-belirlenmesi-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/kanserde-erken-tani-ve-genetik-yol-haritasinin-belirlenmesi-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesinin tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, kadınlarda en sık meme kanseri, erkeklerde ise akciğer kanserinin görüldüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanserde erken tanı ve genetik yol haritasının belirlenmesinin tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, kadınlarda en sık meme kanseri, erkeklerde ise akciğer kanserinin görüldüğünü söyledi.</p>

<p>1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında uzmanlar, erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekerek vatandaşları düzenli tarama ve kontrollerini ihmal etmemeleri konusunda uyardı. Kanser hastalarında özellikle tanı anında, metastatik anda genetik yol haritası bilinirse uygulanacak tedavinin temelini oluşturacağını belirten Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, 'Geç kalmadan erken tanı, erken tümörün tanısını ve erken tümörün genetik yol haritasını bilmek hastaya şifa olma açısından önem kazanmaktadır. Kadınlarda meme, erkeklerde ise akciğer kanseri çok sık görülmekte. Ama baktığınız zaman mesela kolorektal (kolon) kanseri her iki grupta da hem sık görülmekte hem de önemli bir kanser türü olarak bilinmekte' dedi.</p>

<p>Kanser tedavisinde yol haritası önemli</p>

<p>Ailede büyüklerde değil gençlerde kanser varsa endişe duyulması gerektiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Petekkaya, 'Aile içerisinde özellikle gençlerde varsa bundan endişelenmeliyiz. Ya da bu hastalarımızda birkaç kanser birden varsa endişelenmeliyiz. Mesela çok yaşlı büyük annenizde var, bu sizin için endişelendirici ya da korkutucu olmamalı' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanserde doğru tedavi sürecinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Hacı İbrahim Petekkaya, 'Tecrübeli genetikle çalışan bir genetik merkezinin tanısıyla verilecek bir tedavi var, bir de klasik merkezlerimizde verilecek bir tedavi var. Bir kere kanserin yol haritasını çizmek zorundasınız. Arabaya bindiniz, Ankara'ya, İstanbul'a yola çıkacaksınız. Siz yolu bilirseniz hedefe ulaşabilirsiniz. O yüzden bu çok önemli. Neden çok önemli? Herkesin parmak izi nasıl farklıysa her kanserin de parmak izi, genetik yolu çok farklıdır. Metastatik dönemde ne kadar erken bunu keşfeder, buna yönelik tedavi verirsek o kadar başarılı oluruz. Çok sayıda hastanın bilgi birikimi ve bu genetik çalışmalarla meme kanseri, akciğer kanseri, kolorektal kanser, prostat kanser, pankreas kanseri ve üst kist yani aklımıza gelecek tüm kanser çeşitlerinde birikmiş bir tecrübe ve genetik altyapımız var. Bu altyapıyla tespit ettiğimiz DNA ve RNA mutasyonlarına yönelik akıllı ilaçları hastalarımıza verip şifa olmaya çalışıyoruz. Hastaların hangi mutasyonun DNA ya da RNA'da tümörün çoğalmasına katkı sağladığını görürsek ve erken yakaladığımız bu mutasyonda ona iyi bir akıllı ilaç, hedefli bir tedavi verirsek şansımızın normal klasik kemoterapilerden neredeyse üç ya da dört kat daha fazla faydalı olacağını düşünüyoruz' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/kanserde-erken-tani-ve-genetik-yol-haritasinin-belirlenmesi-onemli</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/kanserde-erken-tani-ve-genetik-yol-haritasinin-belirlenmesi-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="45722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'ye örnek dijital sağlık uygulaması]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/turkiyeye-ornek-dijital-saglik-uygulamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/turkiyeye-ornek-dijital-saglik-uygulamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Ataş ile Endüstri Mühendisi Büşra Ataş tarafından geliştirilen EndoC (Endocrine Calculator), çocuk sağlığı alanında çalışan hekimlerin günlük poliklinik pratiğine önemli bir kolaylık sunuyor. Geliştirilen dijital platform, sağlıkta dijital dönüşümün önemli örneklerinden biri olarak öne çıkarken, Balıkesir Üniversitesinin bilimsel üretkenliğini ve topluma katkı vizyonunu da bir kez daha gözler önüne serdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Ataş ile Endüstri Mühendisi Büşra Ataş tarafından geliştirilen EndoC (Endocrine Calculator), çocuk sağlığı alanında çalışan hekimlerin günlük poliklinik pratiğine önemli bir kolaylık sunuyor. Geliştirilen dijital platform, sağlıkta dijital dönüşümün önemli örneklerinden biri olarak öne çıkarken, Balıkesir Üniversitesinin bilimsel üretkenliğini ve topluma katkı vizyonunu da bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p>www.endoc.com.tr adresi üzerinden erişilebilen platform, özellikle pediatrik endokrinoloji alanında ihtiyaç duyulan tıbbi ve medikal hesaplamaların hızlı, doğru ve güvenilir bir şekilde yapılmasını sağlamak amacıyla geliştirildi. EndoC sayesinde, çocuk hastalara yönelik değerlendirmelerde zaman kaybına neden olan hesaplamalar otomatik olarak gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Ali Ataş, geliştirdikleri platformun yalnızca bir hesaplama aracı olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'EndoC ile amacımız, hekimlerin günlük pratikte sıkça ihtiyaç duyduğu ancak zaman alan hesaplamaları saniyeler içinde, hatasız ve standart bir şekilde gerçekleştirebilecekleri bir sistem sunmaktı. Özellikle yoğun poliklinik ortamında zamanın ne kadar kritik olduğunu biliyoruz. Bu noktada geliştirdiğimiz çözüm, hekimlerin iş yükünü hafifletirken, klinik karar süreçlerinde de önemli bir destek sağlıyor. Bununla birlikte, dijitalleşmenin sağlık hizmetlerinde yalnızca hız değil, aynı zamanda güvenilirlik ve standartizasyon getirdiğine inanıyoruz. EndoC, pediatrik endokrinoloji alanına özgü hesaplamaları bilimsel veriler ışığında sunarak hem genç hekimler hem de deneyimli uzmanlar için pratik bir rehber niteliği taşıyor. En önemlisi ise, hekimlerin kazandığı bu zamanın doğrudan hastaya yansımasıdır. Daha fazla iletişim, daha dikkatli değerlendirme ve daha nitelikli bir sağlık hizmeti sunulmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/turkiyeye-ornek-dijital-saglik-uygulamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/turkiyeye-ornek-dijital-saglik-uygulamasi.jpg" type="image/jpeg" length="11359"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
