<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Esgazete -Eskişehir Haber, Eskişehir Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.esgazete.com</link>
    <description>Eskişehir haberleri, son dakika ve flaş haberleri, Eskişehirspor haberleri ve Eskişehir’in öne çıkan gelişmeleri internet haber sitemiz esgazete.com’da</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.esgazete.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Jul 2026 02:35:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Zirodent Diş Polikliniği hasta kabulüne başladı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/zirodent-dis-poliklinigi-hasta-kabulune-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/zirodent-dis-poliklinigi-hasta-kabulune-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de Diş Hekimi Hamiyet Şeyda Kaytan tarafından kurulan Zirodent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, kent protokolünün katıldığı törenle Aydoğanlar Plaza’da hizmete girdi. Poliklinikte Dt. Hamiyet Şeyda Kaytan ile birlikte Diş Hekimi Dt. Abdullah Çalkan da hasta kabulüne başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Eskişehir’de Diş Hekimi Hamiyet Şeyda Kaytan tarafından kurulan Zirodent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, kent protokolünün katıldığı törenle Aydoğanlar Plaza’da hizmete girdi. Poliklinikte Dt. Hamiyet Şeyda Kaytan ile birlikte Diş Hekimi Dt. Abdullah Çalkan da hasta kabulüne başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Eskişehir’de ağız ve diş sağlığı alanında modern alt yapısıyla hizmet verecek olan Zirodent Diş Polikliniği’nin açılış töreni, çok sayıda davetliyi bir araya getirdi.<br />
Açılış törenine; Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, Eskişehir İl Müftüsü Muharrem Gül, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, MHP İl Başkanı Ayhan Sezer, AK Parti Sivrihisar İlçe Başkanı Hüseyin İlhan ve MHP İl Kadın Kolları Başkanı Leman Çelik Sivri katıldı. Sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin ve çok sayıda davetlinin de yer aldığı programda, poliklinik kurucusu Dt. Hamiyet Şeyda Kaytan ve Dt. Abdullah Çalkan misafirlerini ağırlayarak tebrikleri kabul etti.<br />
Eskişehir İl Müftüsü Muharrem Gül tarafından yapılan duaların ardından, protokol üyelerinin katılımıyla açılış kurdelesi kesildi. Törenin ardından davetliler, modern tıbbi donanımıyla dikkat çeken polikliniği gezerek sunulacak tedavi yöntemleri hakkında bilgi aldı. Son teknoloji tıbbi cihazlarla donatılan ve modern klinik anlayışıyla hizmet verecek olan Zirodent’in, ağız ve diş sağlığı alanında Eskişehir’e önemli katkı sunması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/zirodent-dis-poliklinigi-hasta-kabulune-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/zirodent-dis-poliklinigi-hasta-kabulune-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="48623"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz Ağrısını Hafife Almayın]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/diz-agrisini-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/diz-agrisini-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Ümit Batıkent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Onur Gök, toplumda sık görülen diz kireçlenmesi hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özel Ümit Batıkent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Onur Gök, toplumda sık görülen diz kireçlenmesi hakkında önemli bilgiler verdi.<br />
Diz ekleminde meydana gelen aşınma ve deformasyonların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebildiğini belirten Gök, günümüzde cerrahi dışı ve cerrahi birçok tedavi seçeneğinin bulunduğunu söyledi. Op. Dr. Onur Gök, hastalığın eklemlerin oynar yüzeylerinde bulunan yapıların zaman içerisinde bozulması ve deformasyona uğraması sonucu ortaya çıktığını belirtti. Özellikle diz ekleminde sık görülen osteoartritinin ilerleyen yaşlarda daha yaygın hale geldiğini kaydeden Gök, hastalığın yalnızca yaşlanmaya bağlı olmadığını vurguladı.<br />
<br />
"Kireçlenmenin birçok nedeni bulunuyor"<br />
Kireçlenmenin ortaya çıkmasında birden fazla etkenin rol oynadığını belirten Gök, "Yaş faktörü önemli nedenlerden biri olmakla birlikte genetik yatkınlık, metabolik hastalıklar, romatizmal rahatsızlıklar ve günlük yaşam içerisindeki aşırı kullanıma bağlı oluşan mikro travmalar da diz kireçlenmesine yol açabilmektedir. Özellikle diz eklemine uzun yıllar boyunca binen yük, eklem yüzeylerinde aşınmaya neden olabilmektedir" dedi.<br />
Diz kireçlenmesinin tedavisinin hastanın yaşı, şikâyetleri, kireçlenmenin derecesi ve yaşam tarzına göre planlandığını ifade eden Op. Dr. Gök, ilk aşamada cerrahi dışı yöntemlerin tercih edildiğini anlattı. Tedavide ağrı kesici ve ödem giderici ilaçların kullanılabildiğini belirten Gök, bunun yanında fizik tedavi uygulamaları ve kas güçlendirme egzersizlerinin de önemli yer tuttuğunu söyledi.<br />
Gök, "Kasların güçlendirilmesi diz eklemine binen yükü azaltmakta ve hastaların günlük yaşam aktivitelerini daha rahat yerine getirmelerine katkı sağlamaktadır. Bu nedenle fizik tedavi ve egzersiz programları tedavinin önemli bir parçasıdır" diye konuştu.<br />
Günümüzde gelişen teknoloji ve tıbbi yöntemlerle birlikte eklem içerisine uygulanan tedavilerin de yaygınlaştığını belirten Gök, intraartiküler enjeksiyon olarak adlandırılan yöntemler hakkında da bilgi verdi. Bu tedaviler arasında hiyalüronik asit içeren eklem sıvısı uygulamalarının yer aldığını söyleyen Gök, "Bunun yanında PRP dediğimiz, kişinin kendi kanından elde edilen ürünlerle yapılan enjeksiyonlar uygulanabilmektedir. Ayrıca yağ dokusu veya kemik iliği kaynaklı kök hücre tedavileri ile eksozom tedavileri de uygun hastalarda kullanılabilmektedir" ifadelerini kullandı. Gök, diz protezi ameliyatları ve kalça eklem replasmanı olarak bilinen protez ameliyatlarının günümüzde tüm dünyada yaygın şekilde uygulandığını anlattı. Diz ağrısı, hareket kısıtlılığı, merdiven çıkarken zorlanma, dizde sertlik hissi ve günlük yaşam aktivitelerinde güçlük yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Onur Gök, erken tanı ve uygun tedavi ile hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/diz-agrisini-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/diz-agrisini-hafife-almayin.jpg" type="image/jpeg" length="61450"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geleceği tehdit eden sessiz tehlike]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/gelecegi-tehdit-eden-sessiz-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/gelecegi-tehdit-eden-sessiz-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Diyetisyeni Buse Uzun Özdemir, çocukluk çağı obezitesinin yetişkinlikte kronik hastalıklara davetiye çıkaran sessiz bir tehlike olduğunu belirterek ebeveynlere kritik uyarılarda bulundu. Obeziteyle mücadelede katı diyetlerin ve yasakların çözüm olmadığını vurgulayan Özdemir, ailelerin çocuklarına doğru beslenme ve hareketli yaşam konusunda doğru birer rol model olması gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Diyetisyeni Buse Uzun Özdemir, çocukluk çağı obezitesinin yetişkinlikte kronik hastalıklara davetiye çıkaran sessiz bir tehlike olduğunu belirterek ebeveynlere kritik uyarılarda bulundu. Obeziteyle mücadelede katı diyetlerin ve yasakların çözüm olmadığını vurgulayan Özdemir, ailelerin çocuklarına doğru beslenme ve hareketli yaşam konusunda doğru birer rol model olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Buse Uzun Özdemir, günümüzde görülme sıklığı giderek artan çocukluk çağı obezitesinin geleceği şekillendiren 'sessiz bir tehlike' olduğuna dikkat çekerek ebeveynlere önemli uyarılarda bulundu. Çocukluk çağı obezitesinin yalnızca vücut ağırlığının fazlalığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dyt. Buse Uzun Özdemir, bu durumun çocukların hem bugünkü sağlıklarını hem de yetişkinlik dönemindeki yaşamlarını etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.</p>

<p>'Obezitede tek suçlu genler değil'</p>

<p>Obeziteyi vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ birikmesi olarak tanımlayan Dyt. Özdemir, çocukluk döneminde gelişen obezitede genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel faktörlerin de büyük rol oynadığının altını çizdi. Dyt. Özdemir, 'Enerji yoğun, besin değeri düşük besinlerin sık tüketilmesi, şekerli içeceklerin günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi, fiziksel aktivitenin azalması ve ekran karşısında geçirilen sürenin artması bu sorunun en önemli nedenleri arasında yer alıyor' dedi.</p>

<p>'Büyüyen sadece beden değil, riskler'</p>

<p>Obezitenin, çocuğun yalnızca dış görünüşünü etkilemekle kalmadığına işaret eden Dyt. Özdemir, 'Çocukluk döneminde obez olan bireylerin önemli bir kısmı yetişkinlikte de obez olmaya devam etmektedir. Bunun sonucunda tip 2 diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol, karaciğer yağlanması, kalp ve damar hastalıkları gibi kronik hastalıkların görülme riski artmaktadır. Ayrıca obezite yalnızca fiziksel sağlığı değil; özgüven, akademik başarı, sosyal ilişkiler ve yaşam kalitesi üzerinde de olumsuz etkilere neden olabilmektedir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Yasaklarla değil, doğru alışkanlıklarla savaşın'</p>

<p>Çocukları obeziteden korumak için beslenmede yasaklardan çok doğru alışkanlıkların oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Dyt. Özdemir, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Kahvaltının atlanmaması, öğün düzeninin korunması, her gün yeterli sebze ve meyve tüketilmesi, tam tahılların tercih edilmesi, yumurta, et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri ile kaliteli protein kaynaklarının dengeli şekilde tüketilmesi sağlıklı büyüme ve gelişmenin temelini oluşturur. Beslenmenin yanında hareketli bir yaşam da çocuk sağlığının vazgeçilmez bir parçasıdır.'</p>

<p>'Çocuklar sözleri değil, ayak izlerini takip eder'</p>

<p>Bu süreçte en büyük görevin ailelere düştüğünü hatırlatan Dyt. Buse Uzun Özdemir, sağlıklı beslenmenin ailece benimsenen bir yaşam biçimi olduğunda kalıcı hale geleceğini belirtti. Özdemir sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Çocuklar söylenenden çok gördüklerini uygularlar. Evde sebze tüketmeyen, sürekli hazır gıda tercih eden veya hareketsiz bir yaşam süren ebeveynlerin çocuklarından farklı davranmalarını beklemek gerçekçi değildir. Hiçbir çocuk tek başına sağlıklı beslenmeyi öğrenmez. Bu süreçte aile, okul ve sağlık profesyonellerinin iş birliği büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için çocuklarımıza katı diyetler değil, doğru beslenme alışkanlıkları kazandıralım. Çünkü sağlıklı bir gelecek, çocuklukta atılan küçük ama doğru adımlarla başlar.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/gelecegi-tehdit-eden-sessiz-tehlike</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/agency/iha/gelecegi-tehdit-eden-sessiz-tehlike.jpg" type="image/jpeg" length="16796"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın serinlemek isterken sağlığınızdan olmayın]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/yazin-serinlemek-isterken-sagliginizdan-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/yazin-serinlemek-isterken-sagliginizdan-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, yaz aylarında özellikle kulak enfeksiyonları, boğaz kuruluğu, alerjik şikayetler ve sinüzit ataklarının daha sık görüldüğünü belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, yaz aylarında özellikle kulak enfeksiyonları, boğaz kuruluğu, alerjik şikayetler ve sinüzit ataklarının daha sık görüldüğünü belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Yaz mevsiminin keyifli geçmesi için alınacak basit önlemlerin birçok sağlık sorununu önleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Aylin Gül, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>'Havuz sonrası kulak enfeksiyonları artıyor'</p>

<p>Yüzme sonrası kulakta kalan nemin bakterilerin çoğalması için uygun bir ortam oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Aylin Gül, dış kulak yolu enfeksiyonlarının yaz aylarında en sık karşılaşılan KBB hastalıklarından biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Aylin Gül, 'Yüzme sonrasında kulakta ağrı, dolgunluk hissi, kaşıntı veya akıntı gelişmesi enfeksiyon belirtisi olabilir. Kulak içine pamuklu çubuk ya da yabancı cisimlerle müdahale etmek enfeksiyonu daha da ağırlaştırabilir. Şikayetler başladığında vakit kaybetmeden bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır' dedi.</p>

<p>Klima boğazı ve ses tellerini olumsuz etkileyebilir</p>

<p>Klimaların bilinçsiz kullanımının boğaz kuruluğu, ses kısıklığı ve üst solunum yolu enfeksiyonlarını tetikleyebildiğini ifade eden Prof. Dr. Aylin Gül, ortam sıcaklığının çok düşük ayarlanmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Dr. Gül, 'Klima hava akımının doğrudan yüz ve boyun bölgesine gelmesi boğaz mukozasını kurutarak enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Ortamın düzenli havalandırılması ve yeterli sıvı tüketimi yaz aylarında büyük önem taşıyor' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alerjiler yazın da devam ediyor</p>

<p>Yaz mevsiminde polen, toz ve çevresel alerjenlerin etkisinin sürdüğünü belirten Prof. Dr. Aylin Gül, uzun süren burun tıkanıklığı, hapşırık, geniz akıntısı ve kaşıntının alerjik rinit belirtisi olabileceğini söyledi. Dr. Gül, 'Burun tıkanıklığı yalnızca yaşam kalitesini düşürmekle kalmaz; uyku düzenini, nefes almayı ve günlük performansı da olumsuz etkileyebilir. Uzun süren şikâyetlerde mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır' şeklinde konuştu.</p>

<p>Geçmeyen belirtiler ihmal edilmemeli</p>

<p>İki haftadan uzun süren ses kısıklığı, boyunda ele gelen kitle, yutma güçlüğü, kulakta işitme kaybı veya sürekli burun tıkanıklığının mutlaka uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Aylin Gül, erken teşhisin birçok hastalıkta tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade etti.</p>

<p>'Sağlıklı bir yaz için küçük önlemler yeterli olabilir'</p>

<p>Yaz aylarında alınacak basit tedbirlerin kulak burun boğaz hastalıklarının büyük bölümünü önleyebileceğini söyleyen Prof. Dr. Aylin Gül, 'Temizliği denetlenen havuzları tercih etmek, yüzme sonrasında kulak hijyenine dikkat etmek, klimayı doğru kullanmak, bol su tüketmek ve uzun süren şikâyetleri önemseyerek gecikmeden hekime başvurmak sağlıklı bir yaz geçirmenin temel adımlarıdır. Erken tanı sayesinde birçok Kulak Burun Boğaz hastalığı başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/yazin-serinlemek-isterken-sagliginizdan-olmayin</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/agency/iha/yazin-serinlemek-isterken-sagliginizdan-olmayin.jpg" type="image/jpeg" length="89403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Gelişim Yolculuğu" Odunpazarı TV'de başladı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/gelisim-yolculugu-odunpazari-tvde-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/gelisim-yolculugu-odunpazari-tvde-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Odunpazarı Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Toplumun her kesimine dokunan hizmet anlayışını eğitim ve bilgilendirme faaliyetleriyle de sürdüren Odunpazarı Belediyesi, çocuk gelişimi ve ebeveynlik konularını uzman görüşleriyle ele alan "Gelişim Yolculuğu" programını YouTube'daki Odunpazarı TV kanalında izleyicilerle buluşturmaya başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Odunpazarı Belediyesi bünyesinde görev yapan Sosyal Hizmet Uzmanı Elmas Kartal, Psikolog Ayça Tuncay, Psikolojik Danışman Kübranur Durgut, Psikolojik Danışman Öznur Anılır ve Psikolog Ezgi Gündoğdu tarafından hazırlanan ve sunulan program, çocukların gelişim süreçlerine ilişkin bilimsel bilgileri sade ve anlaşılır bir dille ailelere aktarmayı amaçlıyor. Programda, ebeveynlerin günlük yaşamda karşılaştıkları sorulara uzman bakış açısıyla yanıt verilirken, çocukların sağlıklı gelişimini destekleyecek doğru iletişim yöntemleri ve güncel ebeveynlik yaklaşımları da ele alınıyor.</p>

<p></p>

<p>Programın ilk bölümünde, çocukların kişilik gelişiminin temellerinin atıldığı 3-6 yaş gelişim dönemi ile aile içi iletişim konusu işlendi. Yayında; 3, 4, 5 ve 6 yaş dönemlerinin bilişsel, sosyal, duygusal ve dil gelişim özellikleri ayrıntılı biçimde değerlendirilirken, çocukların davranışlarının altında yatan duyguları anlamanın, güven veren ve tutarlı bir iletişim kurmanın gelişim üzerindeki olumlu etkileri anlatıldı. Ayrıca yaş dönemlerinin doğru bilinmesinin ebeveyn tutumlarına sağlayacağı katkılar ve çocukların sağlıklı sosyal-duygusal gelişimini destekleyen iletişim yöntemleri paylaşıldı.</p>

<p></p>

<p>Serinin ikinci bölümünde ise günümüz ebeveynlerinin en çok karşılaştığı konulardan biri olan çocukların dijital dünyayla ilişkisi ele alındı. Programda, teknolojinin çocukların yaşamındaki yeri, ekran kullanımının dikkat, uyku ve gelişim üzerindeki etkileri, ailelerin rehberlik rolü, dijital ortamda karşılaşılabilecek riskler ve güvenli teknoloji kullanımı konusunda uygulanabilecek yöntemler uzman görüşleriyle değerlendirildi. Yayında, teknolojiyi</p>

<p></p>

<p>yasaklamak yerine çocuklara bilinçli, güvenli ve dengeli kullanım alışkanlığı kazandırmanın önemine dikkat çekildi.</p>

<p></p>

<p>Alanında uzman isimlerin bilgi ve deneyimlerini vatandaşlarla buluşturan "Gelişim Yolculuğu" programı, çocuk gelişimi ve ebeveynliğe ilişkin farklı konularla yeni bölümleriyle Odunpazarı TV YouTube kanalında yayınlanmaya devam edecek.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/gelisim-yolculugu-odunpazari-tvde-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/gelisim-yolculugu-odunpazari-tvde-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="57118"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından "Yaz depresyonu" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/uzmanindan-yaz-depresyonu-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/uzmanindan-yaz-depresyonu-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi denildiğinde akla güneş, tatil ve keyif gelse de herkes için yaz döneminin mutluluk ve neşe anlamına gelmediğini belirten Acıbadem <strong>Eskişehir</strong> Hastanesi Klinik Psikolog Beste Çokaygil, "Özellikle sosyal medyada sürekli karşılaşılan tatil fotoğrafları, kusursuz bedenler ve mutlu anlar, bazı kişilerde yetersizlik ve yalnızlık duygularını artırabiliyor. Dışarıda güneş açmış olması, içindeki yükün hafiflediği anlamına gelmez" diye konuştu.<br />
<br />
"Yaz herkes için mutlu geçen bir mevsim olmayabilir"<br />
Yaz aylarının toplumda mutluluk, sosyalleşme ve tatille özdeşleştirildiğini belirten Çokaygil, "Çevremizden, reklamlardan ve sosyal medyadan sürekli yazın mutlu olunması gereken bir dönem olduğuna ilişkin mesajlar alıyoruz. Oysa psikolojik açıdan bu durum herkes için geçerli değildir. Klinik gözlemlerimiz, bazı kişilerde yaz aylarında depresif belirtilerin artabildiğini gösteriyor. Üstelik yazın getirdiği 'iyi hissetme' beklentisi nedeniyle bu durum çoğu zaman fark edilmiyor" dedi.<br />
<br />
"Depresyon yalnızca kış aylarında görülmez"<br />
Mevsimsel depresyonun yalnızca kış aylarına özgü olmadığını ifade eden Çokaygil, "Artan sıcaklık, bozulan uyku düzeni ve fiziksel yorgunluk yaz aylarında zihinsel dayanıklılığı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle bazı kişilerin duygu durumunda belirgin değişiklikler yaşanabilir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Sosyal medya, kıyaslama duygusunu artırabiliyor"<br />
Tatil fotoğrafları, kalabalık sofralar, kusursuz bedenler ve mükemmel anların sosyal medyanın da etkisiyle daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Çokaygil, "Kişi çoğu zaman başkalarının hayatının yalnızca vitriniyle, kendi yaşamının tamamını kıyaslıyor. Bu durum yetersizlik, yalnızlık ve değersizlik duygularını besleyebiliyor. Özellikle beden algısına ilişkin hassasiyeti bulunan kişiler için yaz ayları daha zorlayıcı olabilir. "Masum gibi görünen 'Yaza hazır mısın?' sorusu bazı kişilerde kabul görme, beğenilme ve yeterli olma kaygılarını tetikleyebilir" diye konuştu.<br />
<br />
"'Her şey güzel görünürken ben neden iyi değilim?' sorusu sık duyuluyor"<br />
Seanslarda yaz döneminde benzer ifadelerle sık karşılaştıklarını belirten Çokaygil, "Danışanlarımızdan zaman zaman 'Her şey güzel görünürken ben neden iyi değilim?' cümlesini duyuyoruz. İnsan psikolojisi mevsimlere göre otomatik olarak iyileşmez. Dışarıda güneş açmış olması, içerideki yükün hafiflediği anlamına gelmez. Yaz depresyonunun en zor yanı da kişinin yalnızca mutsuzlukla değil, mutlu olamamanın suçluluğuyla da mücadele etmesidir" dedi.<br />
<br />
"Uzun süren çökkünlük dikkate alınmalı"<br />
Süregelen isteksizlik, enerji kaybı, sosyal geri çekilme, uyku bozuklukları ve umutsuzluk duygularının ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Çokaygil, "Ruh sağlığı takvimle senkron ilerlemez. Bazen en parlak mevsim, kişinin en karanlık dönemine denk gelebilir. Bu nedenle yaz aylarında yaşanan çökkünlüğü küçümsememek ve belirtiler uzun sürüyorsa profesyonel destek almaktan çekinmemek gerekir" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/uzmanindan-yaz-depresyonu-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/uzmanindan-yaz-depresyonu-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="57342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YAZ AYLARINDA CİLDİMİZİ YIPRATAN 7 TEHLİKE!]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/yaz-aylarinda-cildimizi-yipratan-7-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/yaz-aylarinda-cildimizi-yipratan-7-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Yaz aylarında cilt sağlığımızı bozan etkenler” denildiğinde aklımıza çoğu zaman sadece güneşin zararlı ışınları geliyor. Ancak cildimizi tehdit eden riskler bununla sınırlı değil. Sıcak havalar, klimalar, havuzlar, cep telefonları, parfümler ve yoğun terleme gibi etkenler de önemli risk faktörlerini oluşturuyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, </strong>bu nedenle yaz aylarında cilt sağlığımız için sadece güneşten korunmanın yeterli olmadığına dikkat çekerek, “Genellikle gözden kaçan bu riskler cilt bariyerini zayıflatarak kuruluk, akne ve leke oluşumuna, hatta çeşitli enfeksiyonlara neden olabilir. Dolayısıyla yaz aylarında güneşten korunmanın yanı sıra bu faktörlere karşı da önlem almak son derece önemlidir”. Aslında alacağımız bazı basit önlemlerle aşırı sıcaklarda da cildimizi büyük oranda korumamız mümkün. <strong>Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, </strong>yaz aylarında<strong> </strong>cildimizi yıpratan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p></p>

<p><strong>HAVUZLAR</strong></p>

<p>Yaz aylarında sıkça tercih edilen havuzlar, hijyen koşullarının yetersiz olması durumunda impetigo gibi bakteriyel enfeksiyonlar ve cilt ile gözleri etkileyebilen adenovirüs kaynaklı viral enfeksiyonların da bulaşmasına neden olabiliyor. Özellikle kalabalık olan havuzlarda fazla zaman geçirilmesi ve cildin uzun süre suyla temas etmesi bu tarz enfeksiyonların bulaşmasını kolaylaştırıyor. Diğer yandan klorlu suda uzun süre kalmak ciltte su kaybına bağlı olarak kuruluk, gerginlik ve tahrişe de yol açabiliyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Çok kalabalık ve hijyen koşullarının düşük olduğu havuzlarda yüzmeyin.</li>
 <li>Havuzda uzun süre kalmamaya özen gösterin.</li>
 <li>Havuzdan çıktıktan sonra zaman kaybetmeden duş almaya dikkat edin.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>HAVUZ KENARLARI, ŞEZLONGLAR, DUŞAKABİNLER</strong></p>

<p>Havuz kenarları ile duşakabin gibi ortak kullanım alanlarında terlik olmadan çıplak ayakla dolaşılması, şezlongların havlu serilmeden kullanılması cilt sağlığını tehdit edebiliyor. Bu hatalar, Human Papilloma Virüsü’ne (HPV) bağlı siğillerin ve molluskum kontagiozum başta olmak üzere viral enfeksiyonların bulaşmasına yol açabiliyor. Siğiller en sık ayak altı, gövde ve yüz gibi bölgelerde ortası siyah noktasal kanama odakları içeren kabarıklıklar şeklinde görünürken, molluskum ise ortası göbekli ve çukur, çevresi deriden daha kabarık şişlikler şeklinde kendini gösteriyor. Cilt bariyerinin bozulduğu durumlarda basit bir temas bile bu virüslerin bulaşmasını kolaylaştırıyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Havuz kenarı ve duşakabin gibi ortak alanlarda çıplak ayakla dolaşmayın.</li>
 <li>Terlik ve havlu gibi kişisel eşyaları ortak kullanmamaya dikkat edin.</li>
 <li>Şezlongları havlu sermeden kullanmayın.</li>
 <li>Deride çizik ve sıyrık gibi durumlarda virüsler daha kolay bulaşabileceğinden el ve ayak hijyenine özen gösterin.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>KLİMALAR</strong></p>

<p>Yaz aylarında serinlemek için sıkça kullandığımız klimalar ortamın nem oranını düşürerek cildin su kaybetmesine neden olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, bu durumun özellikle kuru ve hassas ciltlerde sorun oluşturabileceğini belirterek, “Uzun süre klimalı ortamlarda bulunmak cilt bariyerini zayıflatabilir ve bunun sonucunda ciltte hassasiyet artışı, gerginlik, kızarıklık, küçük çatlaklara bağlı irritasyonlar<strong> </strong>gelişebilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Gün içinde cilt bariyerini destekleyen nemlendirici kullanmayı alışkanlık edinin.</li>
 <li>Her gün 2–2,5 litre su içmeye özen gösterin</li>
 <li>Klimalı ortamlarda doğrudan hava akımına maruz kalmayın.</li>
 <li>Mümkünse ortamın nem dengesini korumak için aralıklı havalandırma sağlayın.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>AŞIRI SICAK HAVA</strong></p>

<p>Aşırı sıcak hava damarların genişlemesine, kılcal damarların belirginleşmesine ve rozasea hastalığında ataklara yol açabiliyor. Melazmaya (kahverengi cilt lekelerine) yatkın kişilerde güneşin ve zararlı ultraviyole ışınlarının yanı sıra aşırı sıcaklık da leke oluşumunu tetikleyebiliyor. Sıcak havanın etkisiyle ciltte oluşan su kaybı pul pul dökülme, kaşıntı ve hassasiyet gibi sorunlar oluşturabiliyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Özellikle rozasea sorununuz varsa cildinizi ani hava değişimlerinden koruyun. Aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlarda bulunmamaya çalışın.</li>
 <li>Melazmaya yatkınsanız güneşten korunmak için şapka, gözlük ve düzenli güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>YOĞUN TER BİRİKİMİ</strong></p>

<p>Yaz aylarında yoğun terleme malassezia furfur gibi mantar türlerinin çoğalmasına ve bunun sonucunda cilt lekeleri ile gözeneklerin tıkanmasına yol açabiliyor. Aşırı sıcaklara ek olarak yoğun güneş kremi kullanımı da terlemeyi artırarak komedon (siyah nokta) oluşumunu tetikleyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Cildinizi her akşam terden ve krem artıklarından arındırın.</li>
 <li>Çok yoğun terleme problemi yaşıyorsanız, mantar oluşumunu engellemek için antifungal (mantar önleyici) etki gösteren şampuanları haftada bir veya iki kez vücudunuz için kullanabilirsiniz.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>PARFÜMLER</strong></p>

<p>Yaz aylarında boyun, dekolte ve el bileklerimize sıktığımız parfümler güneş ışınlarıyla birleşince ciltte leke oluşumunu tetikleyebiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal, “Özellikle narenciye, portakal ve limon gibi turunçgillerden zengin kokular güneş altında o bölgede lekelenmeye, damarlanma oluşumuna, bazen de ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir” diye konuşuyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Leke oluşumunu ve alerjik reaksiyonları önlemek için parfümleri cildiniz yerine kıyafetlerinize sıkmayı alışkanlık edinin.</li>
</ul>

<p></p>

<p><strong>CEP TELEFONLARI</strong></p>

<p>Günlük hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen cep telefonları, yalnızca iletişimi değil cilt sağlığını da etkileyebiliyor. Telefon yüzeyinde biriken bakteri ve kirler, yaz aylarında artan terleme ve sıcaklıkla birleştiğinde ciltte yağ dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. İlayda Uysal,<strong> </strong>bu durumun ciltteki gözeneklerin tıkanmasını kolaylaştırarak özellikle yanak ve çene bölgesinde sivilce ile siyah nokta oluşumunu artırabileceğini belirtirken, “Telefon ekranlarından yayılan görünür ışığın da ultraviyole ışınlarıyla birlikte ciltte leke oluşumuna katkıda bulunabileceği düşünülmektedir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong></p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Telefon ekranını düzenli olarak temizleyin ve mümkünse dezenfekte edin.</li>
 <li>Uzun görüşmelerde kulaklık veya hoparlör kullanarak telefonun yüzle temasını azaltın.</li>
 <li>Cildinizi temiz tutun, terledikten sonra yüzünüzü yıkayın ve hafif, gözenekleri tıkamayan ürünler kullanmaya özen gösterin.</li>
 <li>Demir oksit filtresi içeren ve mavi ışığa karşı da koruma sağlayan güneş kremlerini tercih etmeniz, cep telefonu ve bilgisayar ekranlarından yansıyan görünür ışığa karşı da koruma sağlayacaktır.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/yaz-aylarinda-cildimizi-yipratan-7-tehlike</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/yaz-aylarinda-cildimizi-yipratan-7-tehlike.jpg" type="image/jpeg" length="73799"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Detoks yerine dengeli beslenme önerisi]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/detoks-yerine-dengeli-beslenme-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/detoks-yerine-dengeli-beslenme-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Diyetisyeni Deniz Mutluer, yaz aylarında sağlıklı yaşam ve kilo kontrolü için kısa süreli detoks uygulamaları yerine dengeli, sürdürülebilir ve doğal beslenme düzeninin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><strong> Eskişehir</strong> Özel Ümit Hastanesi Diyetisyeni Deniz Mutluer, yaz aylarında sağlıklı yaşam ve kilo kontrolü için kısa süreli detoks uygulamaları yerine dengeli, sürdürülebilir ve doğal beslenme düzeninin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.<br />
Yaz aylarında havaların ısınması, günlerin uzaması ve açık havada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte sağlıklı yaşam alışkanlıklarını desteklemenin daha kolay hale geldiğini belirten Diyetisyen Deniz Mutluer, bu dönemin kilo kontrolü sağlamak ve daha aktif bir yaşam tarzına geçmek için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.<br />
Güneş ışığının daha fazla alınmasının D vitamini sentezini desteklediğini, biyolojik ritmin düzenlenmesine ve enerji seviyelerinin korunmasına katkı sağladığını belirten Mutluer, yaz aylarında beslenme düzeninde mevsiminde yetişen sebze ve meyvelere ağırlık verilmesi gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
"Besin öğeleri açısından oldukça zengindir"<br />
Mutluer, "Semizotu, enginar, kabak, kuşkonmaz, çilek, kiraz ve dut gibi mevsim ürünleri hem lezzetli hem de besin öğeleri açısından oldukça zengindir. Yüksek, lif içerikleri sayesinde sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur, tokluk süresini artırır ve günlük beslenme düzeninin daha dengeli olmasını destekler" dedi.<br />
<br />
"Vücudun etkili bir detoks sistemi var"<br />
Detoks olarak adlandırılan beslenme modellerinin zaman zaman yanlış yorumlanabildiğine dikkat çeken Mutluer, insan vücudunun son derece etkili bir detoksifikasyon sistemine sahip olduğunu belirterek, karaciğer, böbrekler, akciğerler, cilt ve bağırsakların sürekli çalışarak metabolizma sonucu oluşan atıkların ve zararlı maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasına katkı sağladığını ifade etti.<br />
Mutluer, kilo vermek ya da sağlıklı yaşamı sürdürmek amacıyla uzun süreli açlıkların, yalnızca sıvılardan oluşan diyetlerin veya vücudu strese sokabilecek aşırı kısıtlayıcı beslenme modellerinin doğru bir yaklaşım olmadığını söyleyerek, bunun yerine sürdürülebilir ve dengeli beslenmenin daha sağlıklı bir yöntem olduğunu kaydetti. Yaz aylarında fiziksel aktivitenin artmasıyla birlikte protein alımına da özen gösterilmesi gerektiğini belirten Mutluer, kas dokusunun dinlenme sırasında bile enerji harcayan metabolik olarak aktif bir doku olduğunu ifade etti.<br />
<br />
"Sağlıklı beslenmenin önemli bileşenlerinden biri de yağlardır"<br />
Mutluer, "Her yaşta kas kütlesinin korunması büyük önem taşıyor. Kaliteli protein kaynaklarının öğünlere dengeli şekilde dağıtılmasının tokluk hissini artırır ve günlük enerji ihtiyacını karşılanmasına katkı sağlar. Uygun pişirme yöntemleri tercih edildiğinde hindi, tavuk, balık, yağsız kırmızı et ve yumurta önemli protein kaynaklarıdır. Kinoa, karabuğday, mercimek ve nohut gibi bitkisel protein kaynakları da sağlıklı seçenekler arasında yer alır. Sağlıklı beslenmenin önemli bileşenlerinden biri de yağlardır. Özellikle omega-3 yağ asitlerinin kalp ve damar sağlığını desteklemeye yardımcı olur. Somon, uskumru, ceviz ve keten tohumu omega-3 açısından zengin besinler arasında yer alır. Zeytinyağı ve avokado gibi doymamış yağ kaynakları da porsiyon kontrolü sağlandığında dengeli beslenme planının değerli parçaları olabilir. Karbonhidrat seçiminde ise rafine ürünler yerine kaliteli karbonhidrat kaynaklarına öncelik verilmesi gerekir. Tam tahıllar, yulaf, karabuğday, kinoa ve baklagiller lif, vitamin ve mineral içerikleri sayesinde daha uzun süre tokluk sağlar ve enerji seviyelerinin dengeli seyretmesine katkı sunar" dedi.<br />
Mutluer, yaz aylarında sağlıklı yaşamın yol haritasının kısa süreli detoks uygulamaları yerine mevsiminde yetişen sebze ve meyveler, yeterli protein kaynakları, kaliteli yağlar ve doğru karbonhidratlardan oluşan dengeli bir beslenme düzeniyle mümkün olduğunu belirterek, düzenli hareket ve yeterli su tüketiminin de bu sürecin vazgeçilmez unsurları olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/detoks-yerine-dengeli-beslenme-onerisi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/detoks-yerine-dengeli-beslenme-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="49167"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Etkili ama hekim gözetimi şart]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/etkili-ama-hekim-gozetimi-sart</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/etkili-ama-hekim-gozetimi-sart" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Özel Ersoy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Ebru Hacer İnan, halk arasında 'zayıflama iğnesi' olarak bilinen ve son dönemde popülaritesi artan Mounjaro hakkında önemli uyarılarda bulundu. İnan, "Mounjaro; tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması ve kilo kontrolünde umut verici sonuçlar sağlayan güçlü bir ilaçtır. Ancak potansiyel yan etkiler göz önünde bulundurulmalı ve tedavi mutlaka hekim gözetiminde yürütülmelidir" dedi.<br />
<br />
Maltepe Ersoy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uz. Dr. Ebru Hacer İnan, kilo kontrolü ve diyabet tedavisinde dünya genelinde yaygınlaşan Mounjaro'nun etki mekanizması, faydaları ve muhtemel yan etkilerine dair önemli bilgilendirmelerde bulundu. İlacın etken maddesinin 'tirzepatid' olduğunu ve reçeteli bir enjeksiyon ilacı olarak kullanıldığını belirten Uz. Dr. İnan, "Mounjaro, haftada bir kez cilt altına uygulanır ve vücuttaki hem GLP-1 hem de GIP hormonlarını uyararak kan şekerini düzenler. İştahı baskılama, tokluk süresini uzatma ve yağ yakımını destekleme gibi güçlü kilo verdirici etkileriyle bilinir" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Mounjaro uygun hastalarda anlamlı kilo kaybına yardımcı oluyor"<br />
İlacın uygun hastalarda çok yönlü avantajlar sağladığına dikkat çeken Uz. Dr. Ebru Hacer İnan, "Mounjaro, uygun hastalarda anlamlı kilo kaybına yardımcı olur, kan şekeri kontrolünü iyileştirir ve açlık hissini azaltır. Bel çevresinde incelmeye katkı sağlamasının yanı sıra insülin direncinin düzelmesine de destek olur. Kan basıncı ve kan yağlarında olumlu değişiklikler görülürken, metabolik karaciğer yağlanması olan kişilerde karaciğer yağlanmasının azalmasına katkıda bulunur" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Uzmanından muhtemel yan etkilere karşı uyarı<br />
Tedavi sürecinde karşılaşılabilecek durumlara değinen İnan, "En sık görülen yan etkiler bulantı, kusma, ishal, kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik, geğirme ve iştah azalmasıdır. Bu yan etkiler genellikle tedavinin ilk haftalarında ortaya çıkar ve çoğu kişide zamanla hafifler. Nadir de olsa pankreatit, safra kesesi taşı veya safra kesesi iltihabı ile alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Göz siniri ile ilgili yan etkiler ise kesin olarak kanıtlanmış değildir; mevcut veriler henüz kesin bir neden-sonuç ilişkisi gösterememektedir" diye aktardı.<br />
<br />
Hastalar için mutlaka doktor değerlendirmesi gerekli<br />
Her hastanın bu ilacı kullanmasının uygun olmadığını vurgulayan İnan, "Gebelik veya gebelik planı olanlar, emzirme dönemindekiler, daha önce pankreatit geçirmiş kişiler, ağır mide boşalma bozukluğu (gastroparezi) olanlar, ciddi böbrek veya karaciğer hastalığı bulunanlar ile çoklu ilaç kullanımı olan hastalarda mutlaka doktor değerlendirmesi gerekir" uyarısında bulundu.<br />
<br />
İlaç mutlaka doktorun önerdiği dozda kullanılmalı<br />
Tedavi esnasında hastaların dikkat etmesi gereken kuralları hatırlatan İnan, "İlaç mutlaka doktorun önerdiği dozda kullanılmalı ve doz artışları kademeli yapılmalıdır. Süreç boyunca bol su tüketmeye özen gösterilmeli, küçük porsiyonlarla beslenerek bulantı riski azaltılmalıdır. Yağlı ve ağır yemeklerden kaçınılmalı, yeterli protein tüketimine dikkat edilmeli ve alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır. Düzenli doktor kontrolleri ise kesinlikle aksatılmamalıdır" dedi.<br />
<br />
"Mounjaro reçeteli bir ilaçtır ve yalnızca uygun görülen hastalarda hekim tarafından başlanmalıdır"<br />
Son olarak halk arasında doğru bilinen yanlışlara ve merak edilenlere açıklık getiren Uz. Dr. İnan, "En çok 'Mounjaro'yu herkes kullanabilir mi?' sorusuyla karşılaşıyoruz. Hayır, bu reçeteli bir ilaçtır ve yalnızca uygun görülen hastalarda hekim tarafından başlanmalıdır. Bir diğer merak edilen konu ise 'İlaç bırakılınca kilo geri alınır mı?' sorusudur. İlaç bırakıldıktan sonra sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıkları sürdürmezse verilen kiloların bir kısmı geri alınabilir. Mevcut bilimsel verilere göre bu ilaç klasik anlamda bağımlılık yapan bir ilaç değildir" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/etkili-ama-hekim-gozetimi-sart</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 18:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/etkili-ama-hekim-gozetimi-sart.jpg" type="image/jpeg" length="14621"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı terleme sorununa terleme botoksu çözümü]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/asiri-terleme-sorununa-terleme-botoksu-cozumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/asiri-terleme-sorununa-terleme-botoksu-cozumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan aşırı terleme sebebiyle sosyal yaşamın olumsuz etkilenebildiğini ifade eden Özel Denizli Tekden Hastanesi Fizik Tedavi ve Medikal Estetik Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, terlemenin oluşturduğu olumsuzlukların terleme botoksu ile engellenebildiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan aşırı terleme sebebiyle sosyal yaşamın olumsuz etkilenebildiğini ifade eden Özel Denizli Tekden Hastanesi Fizik Tedavi ve Medikal Estetik Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, terlemenin oluşturduğu olumsuzlukların terleme botoksu ile engellenebildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özel Denizli Tekden Hastanesi Fizik Tedavi ve Medikal Estetik Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, sıcaklıkların artmasıyla birlikte birçok kişinin yaşadığı aşırı terleme probleminin terleme botoksu uygulamasıyla azaltılabileceğini belirtti.</p>

<p>Dr. Nazan Nur Yılmaz, özellikle koltukaltında oluşan yoğun terleme, kötü koku oluşumu ve kıyafetlerde leke problemleri gibi olumsuzlukların sosyal hayatı etkileyebildiğini söyledi. Bu olumsuzlukların terleme botoksu uygulamasıyla azaltılabileceğini belirten Dr. Yılmaz, ' Terleme Botoksu uygulamasında ter bezlerini uyaran sinir bloke edildiği için, terleme ciddi anlamda azalır. İşlem süresi 15 dakikadır. Etkisi yaklaşık 6 ay kadar sürer. Yapılan işlemle küçük bir bölgedeki terlemeyi engelliyoruz. Vücudumuzun kalanındaki ter bezlerinden toksinleri atmaya devam ediyor' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/asiri-terleme-sorununa-terleme-botoksu-cozumu</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/agency/iha/asiri-terleme-sorununa-terleme-botoksu-cozumu.jpg" type="image/jpeg" length="64827"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yunus Emre Devlet Hastanesi'nde uyku laboratuvarı hizmete açıldı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/yunus-emre-devlet-hastanesinde-uyku-laboratuvari-hizmete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/yunus-emre-devlet-hastanesinde-uyku-laboratuvari-hizmete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğünce Yunus Emre Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan 4 yatak kapasiteli Uyku Laboratuvarı, vatandaşlara hizmet vermeye başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğünce Yunus Emre Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan 4 yatak kapasiteli Uyku Laboratuvarı, vatandaşlara hizmet vermeye başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uyku bozukluklarının tanı, değerlendirme ve tedavi süreçlerinde önemli bir role sahip olan laboratuvarda; başta uyku apnesi olmak üzere horlama, gündüz aşırı uyku hali, huzursuz bacak sendromu ve diğer uyku hastalıklarının tanısına yönelik ileri düzey uyku testleri (polisomnografi) gerçekleştirileceği belirtildi. Alanında uzman sağlık personeli tarafından yürütülecek hizmet sayesinde hastaların tanı süreçleri daha hızlı ve etkin şekilde tamamlanarak uygun tedavi planlaması yapılabileceği ifade edildi. Eskişehir'de uyku laboratuvarı hizmeti hâlihazırda Şehir Hastanesi'nde başarıyla sunulurken, Yunus Emre Devlet Hastanesi'nde de bu hizmetin hayata geçirilmesiyle birlikte uyku bozukluklarının tanı ve tedavisine yönelik hizmet kapasitesinin artırılırken, vatandaşların bu alandaki sağlık hizmetlerine erişiminin daha da kolaylaştırıldı.</p>

<p>Yeni açılan 4 yataklı uyku laboratuvarı sayesinde hem tanı süreçlerinde bekleme sürelerinin azaltılması hem de hastaların modern, güvenilir ve kaliteli sağlık hizmetine daha hızlı ulaşması hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/yunus-emre-devlet-hastanesinde-uyku-laboratuvari-hizmete-acildi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/07/agency/iha/yunus-emre-devlet-hastanesinde-uyku-laboratuvari-hizmete-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="28266"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anjiyo öncesi alerji uyarısı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/anjiyo-oncesi-alerji-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/anjiyo-oncesi-alerji-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Ümit Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Akyüz, tomografi, anjiyografi ve bazı görüntüleme yöntemlerinde kullanılan kontrast (opak) maddelere karşı gelişebilen alerjik reaksiyonlar hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özel Ümit Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Akyüz, tomografi, anjiyografi ve bazı görüntüleme yöntemlerinde kullanılan kontrast (opak) maddelere karşı gelişebilen alerjik reaksiyonlar hakkında bilgi verdi. Opak madde alerjisi bulunan hastalarda işlem öncesinde özel bir hazırlık süreci uygulandığını belirten Akyüz, hem sanal hem de klasik anjiyografide kontrast maddenin damarların görüntülenmesi için vazgeçilmez olduğunu söyledi.<br />
"Damarların ve kalp damarlarının görüntülenebilmesi için kontrast madde kullanmamız gerekiyor. Hem sanal anjiyografide hem de klasik anjiyografide temel prensip aynı. Kontrast madde damarların içini görünür hale getirerek bize tanı koyma imkânı sağlıyor" diyen Akyüz, bazı hastalarda bu maddelere karşı alerjik reaksiyon gelişebildiğini ifade etti. Daha önce kontrast maddeye bağlı alerji öyküsü bulunan hastalarda işlem öncesinde gerekli tedbirleri aldıklarını vurgulayan Akyüz, "Bu tür hastalarımızda alerjik reaksiyon riskini azaltmak amacıyla işlem öncesinde koruyucu ilaç tedavileri uyguluyoruz. İşlem sırasında ve sonrasında da hastalarımızı daha yakından takip ediyoruz. Böylece işlemleri güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz" dedi.<br />
<br />
Klasik anjiyografi hâlâ en güvenilir yöntem<br />
Sanal ve klasik anjiyografi arasındaki önemli farklardan birinin kullanılan kontrast madde miktarı olduğunu belirten Akyüz, "Klasik anjiyografide kontrast maddeyi doğrudan kalbi besleyen damarlara veriyoruz. Bu nedenle daha az miktarda kontrast madde kullanıyoruz. Sanal anjiyografide ise görüntü elde edebilmek için daha geniş bir damar sisteminin boyanması gerekiyor. Dolayısıyla kullanılan kontrast madde miktarı daha fazla olabiliyor" diye konuştu.<br />
Klasik anjiyografinin günümüzde hâlâ en güvenilir yöntem olarak kabul edildiğini ifade eden Akyüz, şunları söyledi:<br />
"Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal anjiyografi önemli bir tanı yöntemi haline geldi. Ancak kanıtsal değeri ve tanısal gücü açısından klasik anjiyografi hâlâ altın standart olarak kabul ediliyor. Gerektiğinde damarı doğrudan görmemize ve aynı seansta müdahale etmemize olanak sağlaması nedeniyle klasik anjiyografi birçok durumda tercih edilen yöntem olmayı sürdürüyor."<br />
Daha önce opak maddeye karşı alerjik reaksiyon yaşamış kişilerin bunu mutlaka hekimlerine bildirmeleri gerektiğini hatırlatan Akyüz, doğru planlama ve uygun önlemlerle hem tomografi hem de anjiyografi işlemlerinin güvenli şekilde yapılabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/anjiyo-oncesi-alerji-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/06/anjiyo-oncesi-alerji-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="46453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bronz ten sağlıklı bir görüntü değildir]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/bronz-ten-saglikli-bir-goruntu-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/bronz-ten-saglikli-bir-goruntu-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hayatta yapılan bazı basit hataların cilt sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiği uyarısında bulunan Acıbadem <strong>Eskişehir</strong> Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hatice Parlak Subaşı, "Güneş koruyucular tek uygulama ile gün boyu etkisini sürdüren ürünler değildir. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçirildiğinde güneş kreminin 2-3 saatte bir yenilenmesi gerekmektedir" dedi.<br />
Yaz aylarında güneş ışınlarının etkisinin artmasıyla birlikte güneş yanıkları, cilt lekeleri, mantar enfeksiyonları ve güneş alerjileri gibi dermatolojik sorunlar da daha sık görülüyor. Güneşten korunmanın yalnızca güneşli günlerde gerekli olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu vurgulayan Subaşı, "Ultraviyole ışınlarının önemli bir bölümü bulutlardan geçebilir. Özellikle leke oluşumuna yatkın kişilerde bulutlu havalarda da güneş koruyucu kullanımı ihmal edilmemelidir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Güneş koruyucu sadece plaj için değildir"<br />
Günlük yaşamda da önemli miktarda ultraviyole ışınına maruz kalındığını belirten Dr. Subaşı, "Araç kullanırken, yürüyüş yaparken ya da açık havada vakit geçirirken de cilt güneş ışınlarından etkilenir. Bu nedenle güneşten korunma alışkanlığı yalnızca deniz veya havuzla sınırlı olmamalıdır" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Kulaklar ve el sırtları en çok unutulan bölgeler"<br />
Yazın en sık yapılan hatanın güneş koruyucuyu gün içinde yenilememek olduğunu belirten Subaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
"Güneş koruyucuların terleme, yüzme ve havluyla kurulanma sonrasında etkisi azalır. Açık havada uzun süre kalınıyorsa güneş koruyucu 2-3 saatte bir mutlaka yeniden uygulanmalıdır. Bunun yanı sıra koruyucular önerilen miktarın daha altında kullanıldığında da SPF değeri düşer. Bu nedenle yüksek faktörlü bir ürün kullanıyor olmak tek başına yeterli değildir. Ürünün doğru miktarda uygulanması gerekir."<br />
Güneş kremi uygulanırken kulaklar, boyun, dudaklar ve el sırtlarının çoğu zaman unutulduğunu belirten Dr. Subaşı, "Oysa kronik güneş hasarı, lekeler ve deri kanserleri yalnızca yüz bölgesinde değil, bu alanlarda da görülebilmektedir" dedi.<br />
<br />
"Bronzlaşmak sağlıklı değil, cildin savunma mekanizmasıdır"<br />
Güneş yanıklarının hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Acıbadem <strong>Eskişehir</strong> Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hatice Parlak Subaşı, "Güneş yanıkları sadece geçici kızarıklık oluşturmaz. Özellikle çocukluk döneminde tekrarlayan güneş yanıkları ilerleyen yaşlarda melanom başta olmak üzere deri kanseri riskini artırmaktadır. Bronzlaşma ise sağlıklı bir görünüm değil, cildin ultraviyole ışınlarına karşı geliştirdiği savunma mekanizmasıdır" diye belirtti.<br />
<br />
"Son kullanma tarihi geçmiş ürünler koruyuculuğunu kaybedebilir"<br />
Yaz boyunca kullanılan güneş koruyucuların uygun şartlarda saklanmasının önemine dikkat çeken Subaşı, "Yüksek sıcaklıkta bekleyen veya son kullanma tarihi geçen ürünler etkinliklerini kaybedebilir. Bu nedenle geçen yıldan kalan güneş kremleri kullanılmadan önce mutlaka kontrol edilmelidir" ifadelerini kullandı.<br />
Subaşı, yaz aylarında güneşten doğru korunmanın, cildi düzenli temizleyip nemlendirmenin ve dermatolojik işlemler sonrasında güneşten kaçınmanın uzun vadede hem cilt yaşlanmasını hem de birçok deri hastalığını önlemede önemli rol oynadığını sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/bronz-ten-saglikli-bir-goruntu-degildir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/06/bronz-ten-saglikli-bir-goruntu-degildir.jpg" type="image/jpeg" length="56057"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigarayı bırakmak isteyenler bu polikliniklere geliyor]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/sigarayi-birakmak-isteyenler-bu-polikliniklere-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/sigarayi-birakmak-isteyenler-bu-polikliniklere-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Büşra Nur Sualp, sigara bağımlılığının temelinde nikotin bağımlılığının bulunduğunu belirterek, sigarayı bırakmanın doğru tedavi ve kararlılıkla mümkün olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri Devlet Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Büşra Nur Sualp, sigara bağımlılığının temelinde nikotin bağımlılığının bulunduğunu belirterek, sigarayı bırakmanın doğru tedavi ve kararlılıkla mümkün olduğunu söyledi.</p>

<p>Sigara bağımlılığı hakkında bilgiler veren Dr. Sualp, nikotinin beyinde haz ve ödül duygusunu oluşturan hormonların salgılanmasını tetiklediğini ifade ederek, 'Sigara bağımlılığı aslında içerisindeki nikotin bağımlılığıdır. Nikotin, beyinden hormon salınmasına sebep oluyor. Bu da haz ve ödül duygularının oluşmasına neden oluyor. Kişi de zamanla bu duygulara bağımlılık geliştiriyor' dedi. Sigarayı bırakmak isteyenlere yönelik çeşitli tedavi yöntemleri uygulandığını dile getiren Dr. Sualp, 'En başta kişinin kararlılığıyla birlikte yürüttüğümüz motivasyonel görüşmeler, nikotin bantları ve Sağlık Bakanlığımız tarafından karşılanan ilaçlarla birlikte düzenli görüşme ve takip sayesinde sigaradan kurtulmak mümkün' diye konuştu. Kayseri Devlet Hastanesi bünyesinde Sigara Bırakma Polikliniği bulunduğunu hatırlatan Dr. Sualp, Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı birçok merkezde de aynı hizmetin verildiğini söyledi. Vatandaşların Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alarak başvuruda bulunabileceklerini belirten Sualp; hastaların yaşına, mevcut hastalıklarına ve bağımlılık düzeylerine göre kişiye özel tedavi planı oluşturduklarını, düzenli kontrollerle sürecin takip edildiğini ifade etti.</p>

<p>'Talep çok fazla'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşların ilgisinin yoğun olduğunu kaydeden Dr. Sualp, polikliniğe hem randevulu hastaların geldiğini hem de bilgi almak isteyen birçok kişinin başvurduğunu belirtti. Sigara bırakma sürecinin zaman ve sabır gerektirdiğine dikkat çeken Sualp, 'Bu bir süreç. Kişi zaman zaman zorlanabiliyor, ilacın etkileri olabiliyor. Elimizde sihirli bir değnek yok. En önemli faktör kişinin kararlılığıdır. Tedavi planına sadık kalınması ve sosyal çevrenin de buna göre düzenlenmesiyle sigarayı bırakmak çok mümkün. Önemli olan kişinin karar verip bize gelmesidir, sonrasında biz süreci birlikte yönetiyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/sigarayi-birakmak-isteyenler-bu-polikliniklere-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/06/agency/iha/sigarayi-birakmak-isteyenler-bu-polikliniklere-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="97238"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'kene' uyarısı: 'Panik yapmayın']]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, 'Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı ve ateş, halsizlik gibi belirtiler görülürse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, 'Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı ve ateş, halsizlik gibi belirtiler görülürse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' dedi.</p>

<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan kene vakaları, halk sağlığı açısından ciddi risk oluşturmaya devam ediyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, özellikle kırsal alanlarda, piknik bölgelerinde ve parklarda vakit geçiren vatandaşlara uyarıda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Panik yapmayın'</p>

<p>Uyarılarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, kene tutunması durumunda paniğe kapılmadan doğru müdahalenin yapılması gerektiğini belirtti. Kaynar, 'Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı, ateş, halsizlik gibi belirtiler görülmesi halinde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Havaların ısınmasıyla birlikte kene popülasyonunda gözle görülür bir artış yaşanıyor. Yanlış müdahaleler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere ciddi enfeksiyon risklerini artırabiliyor' diye konuştu.</p>

<p>Kene nasıl çıkarılır?</p>

<p>Kenenin vücuda tutunması halinde sakin olunması gerektiğini vurgulayan Kaynar, kolonya, alkol, gaz yağı veya sigara ateşi gibi yöntemlerin kesinlikle kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kaynar, 'Kene, ince uçlu bir cımbızla deriye en yakın noktadan tutulmalı, sağa sola çevrilmeden dik ve yavaş bir şekilde çekilmelidir. Baş kısmının deri içinde kalması durumunda vatandaşlar kendileri müdahale etmemeli, en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kene çıkarıldıktan sonra ısırılan bölgenin bol su ve sabunla yıkanması gerektiğini belirten Kaynar, kişinin en az 10 gün boyunca kendisini gözlemlemesi gerektiğini kaydetti. Dr. Kaynar, bu süreçte ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma veya ısırık bölgesinde kızarıklık gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>'Hayati önem taşıyor'</p>

<p>Keneden korunmak için açık renkli ve vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Kaynar, pantolon paçalarının çorap içine alınmasını, doğa yürüyüşü veya tarla çalışmalarının ardından vücudun ayrıntılı şekilde kontrol edilmesini önerdi. Evcil hayvanların da düzenli olarak kontrol edilmesi ve veteriner hekim önerileri doğrultusunda dış parazit uygulamalarının aksatılmaması gerektiğini belirten Kaynar, kırsal bölgelerde yaşayanlar ile hayvancılıkla uğraşan vatandaşların daha yüksek risk altında bulunduğunu söyledi. Açık alanlardan dönüşte yapılacak kısa bir vücut kontrolünün ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Teoman Kaynar, 'Yaz boyunca artış göstermesi beklenen kene vakalarına karşı vatandaşların bilinçli davranması, doğru müdahalede bulunması ve erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurması hayat kurtarabilir' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/06/agency/iha/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin.jpg" type="image/jpeg" length="17710"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeğinizle ilk tatilinizin güvenlik kuralları]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz tatilinde bebeklerini ilk kez deniz ve havuzla tanıştıracak ailelere uyarılarda bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aytan Novruzova, güneşten korunma, su güvenliği ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatilinde bebeklerini ilk kez deniz ve havuzla tanıştıracak ailelere uyarılarda bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aytan Novruzova, güneşten korunma, su güvenliği ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte birçok anne ve baba, bebeklerini ilk kez deniz ve havuzla tanıştırmanın heyecanını yaşıyor. Ancak bebeklerin hassas ciltleri ve gelişim süreçleri, tatilde yetişkinlerden çok daha farklı önlemler almayı gerektiriyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Aytan Novruzova Doğru adımlarla bebeğinizin sağlığını korumak ve unutulmaz bir tatil anısı biriktirmek için önerilerde bulundu.</p>

<p>'Güneşin en yoğun olduğu saatlerde gölgeyi seçin'</p>

<p>Bebeklerin cildi yetişkinlere göre çok daha ince ve hassas olduğunu hatırlatan Doğru, 'Bu nedenle miniklerin uzun süre doğrudan güneş altında kalmaması büyük önem taşıyor. Özellikle güneş ışınlarının dik ve en zararlı geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasında plaj yerine gölge alanları tercih etmelisiniz. Altı aydan büyük bebekler için ise mutlaka doktorunuzun önerdiği, bebeklere özel güneş koruyucu kremleri kullanmalısınız' dedi.</p>

<p>'Suya alıştırırken acele etmeyin'</p>

<p>Bebeğinizin suyla ilk teması onun gelecekteki deniz sevgisini belirleyebileceğini ifade eden Doğru, 'Bu yüzden onu suya aniden sokmak yerine, ayaklarından başlayarak yavaş yavaş alıştırmalısınız. Suyun çok soğuk olmamasına dikkat etmeli ve ilk yüzme deneyimlerini birkaç dakika ile sınırlı tutmalısınız. Eğer bebeğinizde üşüme, titreme veya huzursuzluk fark ederseniz, onu hemen sudan çıkarıp kurulamalısınız' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Havuz hijyenine ve enfeksiyon riskine dikkat edin'</p>

<p>Havuzlar, düzenli bakım yapılmadığında enfeksiyon riskini oluşturduğu aktaran Doğru, 'Bebeğinizle havuza gireceğiniz tesislerin güvenilir ve temiz olduğundan emin olmalısınız. Yüzme sırasında bebeğinizin havuz suyunu yutmamasına azami gayret göstermelisiniz. Ayrıca ishal veya benzeri şikayeti olan çocukların havuz suyuna mikrop karıştırma riski nedeniyle havuza sokulmaması gerektiğini unutmamalısınız' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Yüzme bezlerini sık sık değiştirin'</p>

<p>Henüz tuvalet eğitimi almamış bebekler için de tavsiyelerde bulunan Doğru, üretilen özel yüzme bezleri plajda büyük kolaylık sağlayacağını ifade etti. Doğru, 'Ancak bu bezlerin dışarıya sızdırmazlık özelliği olsa da enfeksiyonları tamamen engellemediğini bilmelisiniz. Bu nedenle bebeğinizin sağlığı için yüzme bezlerini uzun süre üzerinde tutmamalı, sık aralıklarla yenisiyle değiştirmelisiniz' dedi.</p>

<p>'Gözünüzü bir an bile bebeğinizden ayırmayın'</p>

<p>Su güvenliği, tatilin en taviz verilmez konuştuğu olduğunu altını çizen Doğru, 'Bebeğiniz suyun içindeyken ya da sadece su kenarında oynarken bile her saniye bir yetişkinin gözetiminde olmalıdır. Piyasada satılan kolluklar, can simitleri ya da yüzme yelekleri harika birer yardımcıdır ancak hiçbir zaman anne ve babanın yakın takibinin yerini tutamaz. Tuzlu deniz suyu ve klorlu havuz suyu, bebeklerin cildini hızla kurutabilir ve tahriş edebilir. Bu nedenle sudan çıktıktan hemen sonra bebeğinizi temiz suyla yıkamalı, iyice kurulamalı ve bebeklere uygun bir nemlendirici ile cildini rahatlatmalısınız. Alacağınız bu küçük önlemlerle bebeğinizin ilk yaz tatilini hem güvenli hem de keyifli bir eğlenceye dönüştürebilirsiniz' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/06/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari.jpg" type="image/jpeg" length="51109"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulağında mikrotia olan 8 yaşındaki Esila'nın tedavi süreci başladı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/kulaginda-mikrotia-olan-8-yasindaki-esilanin-tedavi-sureci-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/kulaginda-mikrotia-olan-8-yasindaki-esilanin-tedavi-sureci-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de sağ kulağında mikrotia bulunan ve girdiği 12 saatlik ameliyatı başarıyla atlatan 8 yaşındaki Esila Yetim'in tedavi süreci başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskişehir</strong>'de sağ kulağında mikrotia bulunan ve girdiği 12 saatlik ameliyatı başarıyla atlatan 8 yaşındaki Esila Yetim'in tedavi süreci başladı.<br />
Esila Yetim, kulak kepçesinin doğuştan tam gelişmemesi, küçük kalması veya hiç oluşmaması olarak tanımlanan mikrotia anomalisi ile dünyaya geldi. Kulağının farklı görünümü sebebiyle kendisini kötü hisseden Esila, Sağlık-Sen <strong>Eskişehir</strong> Şube Başkanlığı'nın desteğiyle 23 Haziran 2026 tarihide ameliyat oldu. Yaklaşık 12 saat süren operasyonu başarıyla atlatan küçük kızın tedavisi şu anda Konya'da devam ediyor.<br />
<br />
"İki ay sonra yüzü gülen bir çocuk olarak dönüş yapacak"<br />
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Sağlık-Sen <strong>Eskişehir</strong> Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, "Birçok gönüllüyle beraber minik Esila'nın tedavi sürecinin en büyük, en zorlu kısmını 12 saatlik süren bir ameliyatla atlatmış bulunuyoruz. Artık iki ay boyunca birebir hekim kontrolünde Konya'da tedavisi devam edecek. İnşallah iki ay sonra aramıza hayalleri değişmiş, yüzü gülen, güzel bir çocuk olarak dönüş yapacak. Büyük bir organizasyon, gerçekten herkesin yürekten destek olduğu, sonuçta 7-8 yaşında bir kız çocuğunun hayallerini böyle zorlayan, artık akran zorbalığının hat safhaya ulaştığı bir aşamada bize denk gelmesi. Çok mutluyuz, çok gururluyuz" dedi.<br />
<br />
"Plastik cerrahinin en zor ameliyatlarından bir tanesi"<br />
Yapılan operasyonla ilgili bilgi veren Doç. Dr. Osman Akdağ, "Kulak kepçesinin iki çeşit ameliyatı var. Biri estetik amaçlı olan ameliyatlar, yani kepçe kulak dediğimiz ameliyat. Bir diğeri de kulak kepçesinin doğuştan olmadığı durumlar var, biz buna mikrotia diyoruz. Asıl sosyal alandaki önem arz eden durum bu. Mikrotia ya da küçük kulak diyoruz. Bu durumlarda ameliyatın yapılması gerekir. Özellikle okul çağında, okula ilk başlayan çocuklarda hem akran zorbalığı hem de çevresine adaptasyon açısından görsellik çok önemli. Bu çocuklarda etrafında bu durumdan etkilenmemesi için mümkünse okulun ilk yıllarında, belki de okula başlamadan önce bu ameliyatın yapılması gerekiyor eğer sağlık durumu buna uygunsa. Ve bu ameliyat sonrasında çocuklarda hem kendine güven hem gelişimsel hem de diğer sosyal açılardan inanılmaz bir avantaj sağlar bu ameliyatlar. Maalesef çok zor bir ameliyat. Plastik cerrahinin uzak ara en uzun ve en zor ameliyatlarından bir tanesi. 9-10 saat civarında sürüyor. Tek seanslı bir ameliyat olarak yapıyorum. Farklı teknikler var ama benim ameliyat tekniğim yaklaşık 9-10 saat süren, iki gün hastanede yatması gereken bir ameliyat ve yaklaşık 20 gün boyunca yakın takip altında olması gerekiyor bu hastaların. Dört aylık bir iyileşme dönemi var" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Bir dönem okula gitmek istemedi"<br />
Çocuklarının bu durumdan psikolojik olarak etkilendiğini anlatan Elif Yetim, şunları söyledi:<br />
"Saç toplattırmak istemiyordu, kulağını sürekli saklıyordu, rahatsız oluyordu, bakılmasını istemiyordu. Bir dönem okula gitmek istemedi. Bir dönem, 'Neden bu şekilde yaratıldım?' diye sorguladı. Özellikle kardeşi olduktan sonra, 'Neden benim kulağım böyle değil? Sizin hepinizin kulağı var, benim neden yok?' diye psikolojik olarak bir zorlu süreç yaşadık açıkçası. Çocukların zorbalığı malum bu devirde daha fazla. Çocukların bakmasından çok rahatsız oluyordu. Bakıp gülen, 'Senin kulağın nerede?' diye soran çocuklar oluyordu. O yüzden çok etkilendi. Zaten doğduğunda doktorlar, 7 yaşında ameliyat olunacağı söylemişti. Kendisi de çok istediği için ameliyat kararı aldık. Çocuğumun yüzünü, benim yüzümü güldürdükleri için çok mutluyum"<br />
Baba Rafet Yetim ise, Sağlık-Sen'e teşekkür ederek, "Allah razı olsun, haklarını helal etsinler. Çok sağ olsunlar, bizi çok mutlu ettiler. Onlar için duacıyız" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/kulaginda-mikrotia-olan-8-yasindaki-esilanin-tedavi-sureci-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/06/kulaginda-mikrotia-olan-8-yasindaki-esilanin-tedavi-sureci-basladi.png" type="image/jpeg" length="76692"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de vatandaşlar teste girdi, fiziksel yaşını öğrendi]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/eskisehirde-vatandaslar-teste-girdi-fiziksel-yasini-ogrendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/eskisehirde-vatandaslar-teste-girdi-fiziksel-yasini-ogrendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de Sağlık bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla vatandaşların fiziksel yaşlarını öğrenmesi için yapılan çeşitli hareket testleri ve sonuçlarına göre yönlendirmelerde bulunuluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskişehir</strong>'de Sağlık bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla vatandaşların fiziksel yaşlarını öğrenmesi için yapılan çeşitli hareket testleri ve sonuçlarına göre yönlendirmelerde bulunuluyor.<br />
Sağlık Bakanlığı tarafından toplumda fiziksel aktiviteyi artırmak ve sağlıklı yaşam bilinci oluşturmak amacıyla başlatılan "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası <strong>Eskişehir</strong>'de yoğun ilgi görüyor. Kent meydanında kurulan özel stantlarda denge, otur-kalk ve el kuvveti gibi çeşitli fiziksel testlerden geçen vatandaşlar hem hareket yaşlarını öğreniyor hem de uzmanlar eşliğinde Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendiriliyor. Farkındalık oluşturmayı hedefleyen etkinliğe katılan vatandaşlar, testlerin ardından uzmanların elinde bulunan fiziki yaş tabloları ile fiziklerinin kaç yaşında olduğunu öğreniyorlar.<br />
<br />
"Farkındalık oluşturmak ve fiziksel aktifliği arttırmay hedefliyoruz"<br />
Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Birimi Sorumlusu Dr. Emine Aker, Sağlık Bakanlığının başlattığı kampanyanın 10 Haziran itibarıyla başladığını belirterek, "10 Haziran itibarıyla her gün burada stant kuruyoruz. Vatandaşlarımıza denge testi, otur-kalk ve el kuvvetini değerlendiriyoruz. Çıkan sonuçlara göre vatandaşlarımızı Sağlık-Hayat Merkezlerimize yönlendiriyoruz. Bunun dışında buradaki asıl amacımız; farkındalık oluşturmak ve fiziksel aktifliği arttırmak" dedi.<br />
<br />
"Yaşıma göre çok iyi sonuç aldım"<br />
Etkinliğe katılan 62 yaşındaki Arif Özkan hareket yaşını öğrenmek için fiziksel testlere katıldığını belirtti. Yapılan değerlendirmelerde yaşına göre sağlık durumunun iyi olduğunu söyleyen Özkan, "'Hareketli Yaşam' adlı bir etkinlikte hareket yaşımızı öğrenmek için bize birkaç hareket yaptırdılar. Sonucuma bakıp durumumun çok iyi olduğunu belirterek 'On numara, beş yıldız!' dediler. Otur-kalk gibi hareketler yaptırdılar. Dijital el dinamometresini sıktığımda 22 gibi yüksek bir sonuç aldım. Bunun çok iyi olduğunu söylediler. Yaşımıza göre yaptığımız hareketlerin hepsinde de çok iyi olduğumu belirttiler. Hareketleri yaparken zorlanmadım; onlarda da 17 civarı bir tekrar yaptım. Aslında ben, onların yönlendirmesine göre biraz daha hareketli yapabilirdim ve bu sayı daha da artabilirdi" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/eskisehirde-vatandaslar-teste-girdi-fiziksel-yasini-ogrendi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-25-110439.jpg" type="image/jpeg" length="95023"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yemek borusu kanserinin 6 belirtisi: 'Geçer' deyip ertelemeyin]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/yemek-borusu-kanserinin-6-belirtisi-gecer-deyip-ertelemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/yemek-borusu-kanserinin-6-belirtisi-gecer-deyip-ertelemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yutma güçlüğü, göğüs ağrısı ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler özofagus kanserinin sessiz başlayan ilk işaretleri olabiliyor. Belirtilerin dikkate alınarak tedaviye erken başlanmasının önemini vurgulayan Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, özofagus kanserinin belirtileri ve modern tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yutma güçlüğü, göğüs ağrısı ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler özofagus kanserinin sessiz başlayan ilk işaretleri olabiliyor. Belirtilerin dikkate alınarak tedaviye erken başlanmasının önemini vurgulayan Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, özofagus kanserinin belirtileri ve modern tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Risk grubundaki bireylerde erken değerlendirme ve endoskopik tarama, hastalığın seyrini belirleyen en kritik adımı oluşturuyor. Güncel tedavi yaklaşımları ise cerrahinin neoadjuvan tedavi ile birlikte uygulanması durumunda sağkalımın belirgin biçimde arttığını gösteriyor. Bu nedenle hem hastaların belirtileri geciktirmeden dikkate alması hem de tanı ve tedavi süreçlerinin doğru planlanması büyük önem taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü'nden Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, özofagus kanserinin belirtileri ve modern tedavi yaklaşımlarını anlattı.</p>

<p>Özofagus kanserinin sıklığı dünyada artıyor</p>

<p>Doç. Dr. Ermerak, 'Özofagus kanseri, dünya genelinde kanser ilişkili yaşam kayıplarında üst sıralarda yer almaktadır. Özofagus kanserinin skuamöz hücreli karsinom (SCC) ve adenokarsinom (AC) olmak üzere iki ana tipi bulunur. SCC çoğunlukla tütün, alkol ve çok sıcak içecek tüketimiyle ilişkilidir. AC ise reflü hastalığı ve barrett özofagusu zemininde ortaya çıkar. Son verilere bakıldığında özellikle Batı ülkelerinde obezite artışıyla birlikte adenokarsinom sıklığının son 20 yılda belirgin şekilde yükseldiğini görmekteyiz' dedi.</p>

<p>'Kendiliğinden geçer diye kontrolleri ertelemeyin'</p>

<p>'Özofagusun genişleme kapasitesi yüksek olduğu için tümör başlangıçta fark edilmeden büyüyebilir' diyen Ermerak, hastalığın çoğu zaman geç dönemde ortaya çıkan belirtilerini şöyle sıraladı:</p>

<p>'Yutma güçlüğü, göğüs veya sırt ağrısı, kilo kaybı. Yutulan gıdaların geri gelmesi. İleri evrede ses kısıklığı. Yemek ya da sıvıların solunum yoluna kaçması.'</p>

<p>Doç. Dr. Ermerak, 'Özofagusun en sık ve en belirgin semptomu yutma güçlüğüdür. Katı gıdalarda başlayan zorluk zamanla sıvılara doğru ilerler. Bu belirtilerin 'kendiliğinden geçer' düşüncesiyle önemsenmemesi tanının gecikmesine neden olabilir. Özellikle risk grubundaki bireylerde erken tanı açısından endoskopik değerlendirme büyük önem taşımaktadır' dedi.</p>

<p>Doğru evreleme ile tedavi başarısı artar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belirtilerin geciktirilmeden değerlendirilmesinin ve risk grubundaki bireylerin düzenli endoskopik takiplerinin yapılmasının hastalığın seyrini değiştiren en kritik adım olduğunu ifade eden Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Özofagus kanseri tanısında temel yöntem endoskopi ve biyopsidir. Değerlendirmede ayrıca EUS (endoskopik ultrasonografi) uygulanır. Tümörün derinliği ve lenf nodu tutulumunu belirlemede en duyarlı yöntem olan endoskopik ultrasonografidir. Kesin evrelemeyi sağlamak için BT, PET-CT ve uygun hastalarda laparoskopi de planlama sürecinde yer alabilir. Doğru evreleme, tedavi başarısının en önemli belirleyicisidir. Özofagus kanseri çoğu zaman sessiz ilerleyen ancak modern tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Güncel yaklaşım; neoadjuvan tedavi, cerrahi, uygun hastada adjuvan immünoterapi kombinasyonunun sağkalımı belirgin şekilde artırdığını göstermektedir.'</p>

<p>Cerrahide tedavi seçenekleri çeşitlendi</p>

<p>Özofagus kanseri tedavisine dair bilgi veren Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, 'Evre I-III özofagus kanserinde cerrahi tedavi, hastalığın kontrol altına alınmasında temel basamaklardan biridir. Günümüzde cerrahi girişimler çoğunlukla kemoterapi, radyoterapiyi içeren multimodal tedavi yaklaşımlarının bir parçası olarak planlanmaktadır. Tümörün yerleşimine ve hastanın genel durumuna göre farklı cerrahi teknikler uygulanabilir' dedi.</p>

<p>Doç. Dr. Ermerak, tedavi yöntemlerini ise şöyle sıraladı:</p>

<p>'İvor Lewis özofajektomi, ameliyat karın ve sağ göğüs yoluyla gerçekleştirilir ve yemek borusu ile mide arasındaki bağlantı göğüs boşluğu içinde yapılır. McKeown olarak adlandırılan üç aşamalı özofajektomide ise boyun bölgesinde bağlantı oluşturulur. Bu yöntem özellikle üst yerleşimli tümörlerde avantaj sağlar. Transhiatal özofajektomi, göğüs boşluğuna girilmeden uygulanması sayesinde akciğerle ilişkili komplikasyonların daha az görüldüğü bir seçenektir. Minimal invaziv özofajektomi (MIE) yöntemlerinde laparoskopik ve torakoskopik teknikler kullanılır. TIME çalışması bu yaklaşımın daha az komplikasyonla ve daha hızlı iyileşme ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.'</p>

<p>Neoadjuvan tedavi yaşam kalitesi ve süresini artırıyor</p>

<p>Son olarak neoadjuvan tedavisinin geliştirildiğini ifade eden Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, 'Özofagus kanseri tedavisinde son yılların en önemli gelişmelerinden biri, ameliyat öncesinde uygulanan neoadjuvan kemoradyoterapidir. Özellikle T2-T3 evre hastalarda kullanılan CROSS protokolü, günümüzde standart tedavi yaklaşımı olarak kabul edilmektedir. Bu yöntem, cerrahi sonrasında tümörün tamamen çıkarılma oranını artırırken, hastaların uzun dönem sağkalımını da anlamlı ölçüde iyileştirmektedir. Ameliyat ve neoadjuvan tedaviye rağmen tam yanıt alınamayan hastalarda adjuvan immünoterapi önemli bir seçenektir. CheckMate-577 çalışması, nivolumab tedavisinin nüks oranlarını belirgin şekilde azalttığını göstermiş ve bu uygulama birçok ülkede standart tedaviye girmiştir' dedi.</p>

<p>Erken evre hastalarda endoskopik çözümler</p>

<p>Doç. Dr. Nezih Onur Ermerak, T1a evresindeki sınırlı tümörlerde cerrahiye gerek kalmadan 'Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR)' ve 'Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD)' tedavilerinin uygulanabileceğini belirtti. Ermerak, 'Özellikle Barrett zeminindeki erken evre adenokarsinomlarda ESD yüksek başarı oranları sunar. EMR endoskopi sırasında yüzeydeki küçük bir lezyonun alt kısmına sıvı verilerek kabartılması ve tel bir halka ile (snare) kesilerek çıkartılması işlemidir ve genellikle küçük ve yüzeyel lezyonlarda tercih edilen bir tedavi yöntemidir. ESD ise özel bir aletle lezyonun alt kısmına girilerek ayrılması ve tek parça halinde rezeksiyon yapılan bir işlemdir ve daha büyük erken evre lezyonlarda kullanılan bir tedavi şeklidir' diyerek sözlerini sonlandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/yemek-borusu-kanserinin-6-belirtisi-gecer-deyip-ertelemeyin</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/06/yemek-borusu-kanserinin-6-belirtisi-gecer-deyip-ertelemeyin.jpg" type="image/jpeg" length="98505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA'da erken teşhis hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/smada-erken-teshis-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/smada-erken-teshis-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ebe Fikriye Somertaş, Spinal Musküler Atrofi (SMA) hastalığının henüz belirti vermeden tespit edilebildiği yenidoğan tarama programları sayesinde, erken dönemde başlanan tedavilerle kas kaybı, hareket kısıtlılığı ve solunum problemleri gibi ciddi sağlık sorunlarının etkilerinin önemli ölçüde azaltılabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ebe Fikriye Somertaş, Spinal Musküler Atrofi (SMA) hastalığının henüz belirti vermeden tespit edilebildiği yenidoğan tarama programları sayesinde, erken dönemde başlanan tedavilerle kas kaybı, hareket kısıtlılığı ve solunum problemleri gibi ciddi sağlık sorunlarının etkilerinin önemli ölçüde azaltılabildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Niğde Merkez Hidayet Okay Aile Sağlığı Merkezi'nde görev yapan ebe Fikriye Somertaş, yenidoğan tarama programları kapsamında uyguladıkları topuk kanı testinin önemine dikkat çekerek, SMA hastalığında erken teşhisin çocukların yaşam kalitesini artırdığını söyledi. Somertaş, SMA'nın kalıtsal ve ilerleyici bir kas-sinir hastalığı olduğunu belirterek, 'SMA, vücudumuzun kas hareketlerini kontrol eden omurilikteki ön boynuz motor nöron hücrelerinin etkilenmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastalık; kaslarda güçsüzlük, beslenme güçlüğü ve solunum problemleriyle kendini gösterebilir. İstemli kas hareketlerinde belirgin kuvvetsizlik ve kas erimeleri meydana gelir' dedi.</p>

<p>SMA'nın farklı tiplerinin bulunduğunu ifade eden Somertaş en sık görülen türün yüzde 60-70 oranıyla SMA Tip 1 olduğunu söylediği açıklamasında, 'Hastalığın erken dönemde tanı alması tedavi sürecinde büyük önem taşıyor. Belirtilerin başladığı dönemde tanı alan ve takip edilen hastaların uzun süreli tedavi altında izlenmeleri gerekmektedir. Günümüzde uygulanan yeni tedavi yöntemleri sayesinde hastalık erken dönemde kontrol altına alınabilmekte ve hastaların yaşam kalitesi yüksek seviyelerde tutulabilmektedir' diye konuştu.</p>

<p>'Topuk kanı bebeğe zarar vermez'</p>

<p>Yenidoğan tarama programlarının temelini oluşturan topuk kanı testinin güvenli bir uygulama olduğunu belirten Somertaş, ailelerin bu konuda tereddüt yaşamaması gerektiğini ifade etti. Topuk kanı alınmasının bebeğe herhangi bir zarar vermediğini vurgulayan Somertaş, 'Aksine bu tarama programı sayesinde dünya genelinde milyonlarca çocuğun sağlığı korunmakta ve hayatı kurtarılmaktadır. SMA başta olmak üzere birçok kalıtsal ve metabolik hastalık, henüz belirti vermeden tespit edilerek erken müdahale imkanı sağlanmaktadır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/smada-erken-teshis-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 17:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/06/agency/iha/smada-erken-teshis-hayat-kurtariyor.jpg" type="image/jpeg" length="35088"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
