<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Esgazete -Eskişehir Haber, Eskişehir Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.esgazete.com</link>
    <description>Eskişehir haberleri, son dakika ve flaş haberleri, Eskişehirspor haberleri ve Eskişehir’in öne çıkan gelişmeleri internet haber sitemiz esgazete.com’da</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.esgazete.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 27 May 2026 07:01:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Umut Zereyak ile Burun Estetiği (Rinoplasti) Sanatı ve Fonksiyonel Çözümler]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/umut-zereyak-ile-burun-estetigi-rinoplasti-sanati-ve-fonksiyonel-cozumler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/umut-zereyak-ile-burun-estetigi-rinoplasti-sanati-ve-fonksiyonel-cozumler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1 dir="ltr"></h1>

<p dir="ltr"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Yüzün tam merkezinde yer alan burun, hem estetik görünümü hem de solunum fonksiyonunu doğrudan etkileyen en kritik organdır. Bu nedenle, yüz hatlarıyla uyumsuz ya da nefes alma problemi yaratan bir burun yapısı, bireylerin hem sosyal yaşamını hem de fiziksel sağlığını olumsuz etkileyebilir. Günümüzde modern tıbbın sunduğu en popüler çözümlerden biri olan <a href="https://zereyak.com/rinoplasti/" rel="dofollow">burun estetiği</a>, sadece dış görünüşü güzelleştirmekle kalmayıp yaşam kalitesini de kalıcı olarak artırmaktadır.</strong></p>

<p dir="ltr"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Tıp literatüründe rinoplasti olarak adlandırılan bu prosedür, burnun boyutlarını, şeklini veya oranlarını yeniden yapılandırma işlemidir. Başarılı bir burun estetiği operasyonunun temel amacı; kişinin yüz karakterini ve doğallığını kaybettirmeden, diğer yüz hatlarıyla (çene, elmacık kemikleri ve alın) mükemmel bir altın oran yakalamaktır.</strong></p>

<h2 dir="ltr"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Umut Zereyak ile Kişiye Özel Rinoplasti Yaklaşımı</strong></h2>

<p dir="ltr"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Burun ameliyatlarında "tek bir doğru" ya da herkese uyarlanabilecek standart bir kalıp yoktur. Erkek ve kadın anatomisinin farklılıkları, kıkırdak yapısı ve cilt kalınlığı gibi faktörler ameliyatın planlanmasında büyük rol oynar. Alandaki tecrübesi ve estetik algısıyla fark yaratan Umut Zereyak, her hastanın anatomik yapısına özel dijital ve fiziksel planlamalar gerçekleştirir.</strong></p>

<p dir="ltr"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Umut Zereyak liderliğinde uygulanan modern <a href="https://zereyak.com/rinoplasti/" rel="dofollow">rinoplasti</a> tekniklerinde, fonksiyonellik ve görsellik asla birbirinden ayrı düşünülmez. Ameliyat öncesinde yapılan detaylı muayenelerde; septum eğriliği (deviasyon), burun eti (konka) büyümesi gibi nefes almaya engel olan yapısal problemler de tespit edilir. Böylece gerçekleştirilen burun estetiği operasyonuyla hasta, hem hayal ettiği estetik burun şekline kavuşur hem de rahatça nefes alabilen sağlıklı bir solunum yoluna sahip olur.</strong></p>

<h2 dir="ltr"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Modern Burun Estetiği Teknikleri ve Konforlu İyileşme Dönemi</strong></h2>

<p dir="ltr"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Gelişen teknoloji sayesinde günümüzde burun estetiği operasyonları, piezo (ultrasonik kemik şekillendirme) gibi kemik ve yumuşak dokuya zarar vermeyen mikromotor sistemlerle gerçekleştirilmektedir. Bu yenilikçi yaklaşımlar, ameliyat esnasında morluk ve şişlik oluşumunu minimuma indirirken iyileşme sürecini de ciddi oranda hızlandırmaktadır.</strong></p>

<p dir="ltr"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Operasyon sonrasındaki konforlu dönemi desteklemek için hastaların dikkat etmesi gereken temel unsurlar şunlardır:</strong></p>

<ul>
 <li aria-level="1" dir="ltr">
 <p dir="ltr" role="presentation"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">İlk Günler: Burun içerisine yerleştirilen nefes almanıza izin veren silikon splintler ve burun sırtındaki özel termoplastik atel ortalama 5-7 gün sonra Umut Zereyak tarafından konforlu bir şekilde çıkarılır.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li aria-level="1" dir="ltr">
 <p dir="ltr" role="presentation"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Travmalardan Korunma: Ameliyatı takip eden ilk 2-3 ay boyunca gözlük kullanımı kısıtlanmalı, burun bölgesi olası fiziksel darbelerden titizlikle korunmalıdır.</strong></p>
 </li>
 <li aria-level="1" dir="ltr">
 <p dir="ltr" role="presentation"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Ödem Yönetimi: İlk haftalarda başı dik tutarak yatmak ve doktorunuzun önerdiği okyanus suyu spreyleriyle burun içi hijyenini sağlamak ödemlerin hızla atılmasına yardımcı olur.</strong></p>
 </li>
</ul>

<p dir="ltr"><strong id="docs-internal-guid-7b25e02e-7fff-e4c1-7379-f317cc1587ff">Aynaya her baktığınızda hem özgüvenle gülümsemek hem de sağlıklı nefes almanın konforunu yaşamak istiyorsanız,Dr. Umut Zereyak ile iletişime geçebilir, yüzünüze en çok yakışacak doğal <a href="https://zereyak.com/rinoplasti/" rel="dofollow">burun estetiği rinoplasti</a> planlamanızı hemen başlatabilirsiniz.</strong></p>

<p><br />
<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/umut-zereyak-ile-burun-estetigi-rinoplasti-sanati-ve-fonksiyonel-cozumler</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 22:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2024/12/default-image.jpg" type="image/jpeg" length="53346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sınav kaygısı akademik performansı düşürüyor']]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/sinav-kaygisi-akademik-performansi-dusuruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/sinav-kaygisi-akademik-performansi-dusuruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sınav dönemlerinin öğrenciler kadar aileler için de yoğun stres ve beklentilerin yaşandığı süreçler arasında yer aldığını belirten Psikolog İrem Güler, 'Özellikle lise ve üniversiteye geçiş sınavları yaklaşırken birçok öğrenci kaygı, baskı ve başarısızlık korkusuyla mücadele ediyor. Aileler çocuklarının belirli düzeyde heyecan yaşamalarının doğal bir durum olduğunu ancak aşırı sınav kaygısının performanslarını ve bilgiyi kullanma becerilerini olumsuz etkileyebileceğini unutmamalıdır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sınav dönemlerinin öğrenciler kadar aileler için de yoğun stres ve beklentilerin yaşandığı süreçler arasında yer aldığını belirten Psikolog İrem Güler, 'Özellikle lise ve üniversiteye geçiş sınavları yaklaşırken birçok öğrenci kaygı, baskı ve başarısızlık korkusuyla mücadele ediyor. Aileler çocuklarının belirli düzeyde heyecan yaşamalarının doğal bir durum olduğunu ancak aşırı sınav kaygısının performanslarını ve bilgiyi kullanma becerilerini olumsuz etkileyebileceğini unutmamalıdır' dedi.</p>

<p>Medical Park Ankara Hastanesi'nden Psikolog İrem Güler, sınav kaygısının öğrencinin sınav öncesinde veya sınav sırasında yaşadığı yoğun endişe nedeniyle sahip olduğu bilgiyi etkili şekilde kullanmasını zorlaştıran bir durum olduğunu söyledi. Konuyla ilgili dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler aktaran Psikolog Güler, 'Belirli düzeyde heyecan motive edici olabilir. Ancak kaygı yoğunlaştığında dikkat, öğrenme ve performans üzerinde olumsuz etkiler ortaya çıkabilir. Öğrenci hazırlanmasına rağmen yoğun başarısızlık düşünceleri yaşıyor, sınav anında bildiklerini hatırlamakta zorlanıyor ya da sınavdan kaçınmaya başlıyorsa burada daha yoğun bir sınav kaygısından söz edebiliriz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Fiziksel ve psikolojik belirtiler görülebiliyor'</p>

<p>Sınav kaygısının yalnızca zihinsel değil, bedensel belirtilerle de kendini gösterebildiğini ifade eden Güler, öğrencilerde kalp çarpıntısı, hızlı nefes alma, mide bulantısı, terleme, baş ağrısı, uyku düzensizlikleri ve kas gerginliği gibi fiziksel belirtilerin görülebileceğini söyledi. Bunun yanında yoğun endişe, huzursuzluk, başarısızlık korkusu ve çaresizlik hissinin de yaygın olduğunu belirten Güler, 'Bazı öğrenciler dikkatini toplamakta zorlanabiliyor, okuduğunu anlamakta güçlük yaşayabiliyor veya 'kesin başarısız olacağım' gibi olumsuz düşüncelere kapılabiliyor. Bu durum zamanla erteleme davranışına, okuldan uzaklaşmaya ya da sosyal geri çekilmeye kadar ilerleyebiliyor' diye konuştu.</p>

<p>'Kaygı akademik performansı olumsuz etkiliyor'</p>

<p>Yoğun kaygının öğrencinin akademik performansını doğrudan etkileyebildiğini vurgulayan Güler, kaygı anında zihnin önemli bir bölümünün olumsuz düşüncelerle meşgul olduğunu belirtti. Öğrenci sınav sırasında 'ya yapamazsam', 'rezil olacağım' gibi düşüncelerle uğraştığında dikkatinin sınavdan uzaklaşabildiğinin altını çizen Güler, 'Bu durum bilgiyi geri çağırmayı, problem çözmeyi ve odaklanmayı zorlaştırabiliyor. Özellikle yüksek kaygı düzeyinin dikkat, öğrenme ve bellek süreçleriyle ters ilişkili olduğu biliniyor' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>''Bak arkadaşın kaç net yaptı' yaklaşımı kaygıyı artırıyor'</p>

<p>Ailelerin iyi niyetle yaptığı bazı davranışların çocuk üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çeken Güler, sürekli başarı vurgusu yapılmasının, çocukların kardeşleri veya arkadaşlarıyla kıyaslanmasının ve sınavın hayatın tek belirleyicisi gibi sunulmasının kaygıyı yükseltebildiğini söyledi.</p>

<p>''Bu sınav hayatını belirleyecek', 'bak arkadaşın kaç net yaptı' ya da 'bu kadar çalışıp kazanamazsan yazık olur' gibi ifadeler öğrencide yoğun baskı oluşturabiliyor' diyen Güler, ebeveynlerin süreç odaklı yaklaşmasının önemine vurgu yaparak, 'Çocuğun yalnızca sonucuna değil, gösterdiği emeğe odaklanmak daha koruyucu olabilir. 'Verdiğin emeği görüyorum' ya da 'zorlandığını fark ediyorum' gibi cümleler öğrenciyi daha güvende hissettirebilir' diye konuştu.</p>

<p>'Akran kıyaslaması hatalı bir davranış'</p>

<p>Özellikle ergenlik döneminde sosyal medyanın sınav kaygısını artırabildiğini belirten Güler, öğrencilerin sürekli başarı hikâyeleriyle karşılaşmasının gerçekçi olmayan bir başarı algısı oluşturabildiğini ifade etti. Güler, 'Gençler sosyal medyada yüksek netler, uzun çalışma saatleri ve kazanılan okulları gördükçe kendilerini yetersiz hissedebiliyor. Oysa çoğu kişi yalnızca başarılı olduğu kısmı paylaşıyor; zorlandığı anları paylaşmıyor' dedi.</p>

<p>Akran kıyaslamasının da kaygıyı artırdığını söyleyen Güler, 'Her öğrencinin öğrenme biçimi, dikkat süresi ve psikolojik dayanıklılığı farklıdır. Sürekli kıyaslama yapmak özgüveni zedeleyebilir ve öğrenciyi tükenmişlik hissine sürükleyebilir' diye konuştu.</p>

<p>'Uyku ve beslenme düzeni önemli'</p>

<p>Sınav döneminde öğrencilerin yaşam düzeninin tamamen ders çalışmaya göre şekillenmemesi gerektiğini belirten Güler; düzenli uyku, dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin kaygı yönetiminde önemli rol oynadığını söyledi. Özellikle düzensiz uykunun dikkat dağınıklığı ve stres toleransında azalma ile ilişkili olduğunu belirten Güler, yoğun kafein tüketiminin de kaygı belirtilerini artırabileceğini ifade etti.</p>

<p>Kısa yürüyüşler, nefes egzersizleri, kas gevşetme çalışmaları ve gerçekçi hedefler belirlemenin kaygıyı azaltmada destekleyici yöntemler arasında yer aldığını belirten Güler, öğrencilerin sosyal yaşamdan tamamen kopmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ne zaman profesyonel destek alınmalı?</p>

<p>Psikolog İrem Güler, kaygının günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemeye başladığı durumlarda profesyonel desteğin önemli olduğunu vurguladı. Güler, 'Okula gitmek istememe, yoğun kaçınma davranışları, sık fiziksel yakınmalar, uyku ve iştah sorunları, ağlama nöbetleri veya belirgin performans düşüşü varsa uzman desteği değerlendirilmelidir. Özellikle öğrencinin 'artık baş edemiyorum' ya da 'yardım almak istiyorum' gibi ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır' dedi.</p>

<p>'Nefes egzersizleri, kas gevşetme çalışmaları, dikkat teknikleri uygulanabilir'</p>

<p>Son olarak öğrencilerin sınav öncesi kaygılarını azaltmak için günlük yaşamlarında hangi yöntemleri uygulayabileceğine değinen Psikolog Güler, şu önerilerde bulundu: 'Düzenli ve verimli çalışma alışkanlıkları geliştirmek, sınav hakkında yeterli bilgiye sahip olmak ve gerçekçi hedefler koymak kaygıyı azaltmada temel adımlar arasındadır. Nefes egzersizleri, kas gevşetme çalışmaları, dikkat odaklama teknikleri ve olumsuz düşünceleri fark edip alternatif düşünceler geliştirmek de kaygıyı azaltmada kullanılabilir. Bilişsel davranışçı yaklaşımda öğrencinin 'kesin başarısız olacağım' gibi otomatik düşüncelerini fark etmesi ve bunları daha gerçekçi düşüncelerle değerlendirmesi önemli görülmektedir. Sosyal yaşamı tamamen kısıtlamak yerine dengede tutmak da kaygıyı yönetmeye katkı sağlayabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/sinav-kaygisi-akademik-performansi-dusuruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/agency/iha/sinav-kaygisi-akademik-performansi-dusuruyor.jpg" type="image/jpeg" length="84874"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Form telaşı sakatlığa neden olmasın]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/form-telasi-sakatliga-neden-olmasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/form-telasi-sakatliga-neden-olmasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazın gelmesiyle birlikte daha fit görünmek adına plansız ve programsız başlanan sporun kas zorlanmaları, diz ve ayak bileği yaralanmalarına davetiye çıkardığının altını çizen Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, önemli uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, özellikle uzun süredir hareketsiz kalan kişilerin egzersiz yoğunluğunu kontrollü artırması gerektiğini vurgulayarak, basit önlemlerle ciddi sakatlıkların önlenebileceğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yazın gelmesiyle birlikte daha fit görünmek adına plansız ve programsız başlanan sporun kas zorlanmaları, diz ve ayak bileği yaralanmalarına davetiye çıkardığının altını çizen Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, önemli uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, özellikle uzun süredir hareketsiz kalan kişilerin egzersiz yoğunluğunu kontrollü artırması gerektiğini vurgulayarak, basit önlemlerle ciddi sakatlıkların önlenebileceğini ifade etti.</p>

<p>Yazın gelmesiyle birlikte pek çok kişi daha fit görünmek ve form tutmak amacıyla spora yönelirken, bilinçsiz ve hazırlıksız yapılan egzersizler ciddi sakatlıklara neden olabiliyor. Özellikle uzun süredir hareketsiz kalan bireylerin bir anda yoğun tempolu spora başlamasının kas zorlanmaları, diz bağ yaralanmaları ve ayak bileği burkulmaları gibi sorunları beraberinde getirdiğini belirten Medicana International İzmir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, yaz öncesi spor yapanlara önemli uyarılarda bulundu. Yaz başlangıcında ortopedi kliniklerine spor yaralanmaları nedeniyle başvuruların arttığını ifade eden Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, 'Kış boyunca hareketsiz kalan vücut, ani yüklenmelere hazır olmayabiliyor. Özellikle halı saha maçları, koşu ve yüksek tempolu egzersizlere bir anda başlamak yaralanma riskini ciddi şekilde artırıyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ani bir hareket aylar süren tedaviyle sonuçlanabilir</p>

<p>Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, 'Kış boyunca ertelenen yürüyüşler, koşular, halı saha maçları bir anda hayatımıza giriyor. Ancak ortopedi kliniklerinde her yıl aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Hazırlıksız başlanan spor ve bunun sonucunda oluşan sakatlıklar. En sık gördüğümüz yaralanmaların başında kas zorlanmaları, diz bağ yaralanmaları ve ayak bileği burkulmaları geliyor. Özellikle ani yön değiştirme içeren sporlarda diz yaralanmaları ciddi bir sorun oluşturabiliyor. 'Bir anda hızlanayım, biraz da zorlayayım' düşüncesi, vücudun hazır olmadığı bir yüklenmeye maruz kalmasına neden oluyor. Sonuç ise haftalar, bazen aylar sürebilen bir tedavi süreci olabiliyor' sözlerini kaydetti. Yazın gelmesiyle birlikte spor sakatlanmalarının artmasındaki nedene de değinen Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, 'Vücut yüklenmeye adapte olmadan yüksek tempoyla karşılaşıyor. Kış aylarında azalan kas gücü ve esneklik, denge ve koordinasyon kaybıyla birleştiğinde yaralanma riski belirgin şekilde yükseliyor. Buna bir de yetersiz ısınma ve uygun olmayan zemin veya ekipman seçimi eklendiğinde tablo kaçınılmaz hale geliyor' mesajını verdi.</p>

<p>Basit önlemlerle risk azaltılabilir</p>

<p>Spor sakatlanmalarının önüne geçebilmek adına birkaç basit önlem olduğunu aktaran Doç. Dr. İ Eralp Kaçmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Öncelikle spora kademeli başlamak gerekir. İlk günler yüksek tempo yerine kısa süreli ve düşük yoğunluklu egzersizler tercih edilmelidir. Vücudun alışmasına zaman tanımak, sakatlıkların önlenmesinde en önemli adımdır. Isınma alışkanlığı ise çoğu zaman ihmal edilir. Oysa egzersiz öncesi 10-15 dakikalık hafif tempo ve dinamik hareketler, kasları ve eklemleri spora hazırlar. Bu küçük yatırım, büyük sakatlıkların önüne geçebilir. Antrenman sonunda yapılacak germe egzersizleri de bir sonraki antrenmana hazır hale gelmemize yardımı olacaktır. Bir diğer önemli konu doğru ekipman seçimidir. Özellikle ayakkabı, zemin ve yapılan spor türüne uygun olmalıdır. Sert zeminde uygunsuz ayakkabı ile yapılan spor, ayak bileği ve diz yaralanmalarını davet eder. Benzer şekilde spora özgü koruyucu ekipman (kask, dizlik, bileklik) kullanımına da dikkat edilmelidir.'</p>

<p>Spor sırasında ortaya çıkan ağrılara dikkat</p>

<p>Vücudun verdiği sinyalleri ciddiye almak gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. İ. Eralp Kaçmaz, şöyle konuştu:</p>

<p>'Spor sırasında ortaya çıkan ağrı, 'devam et, açılırsın' diye göz ardı edilmemelidir. Erken dönemde verilen kısa bir ara, uzun süreli sakatlıkların önüne geçebilir. Unutmamak gerekir ki sporun amacı kısa sürede maksimum performans elde etmek değil, sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığı kazandırmaktır. Bu nedenle sabırlı olmak ve vücudu dinlemek en doğru yaklaşımdır. Yaz ayları aktif bir yaşam için önemli bir fırsat sunuyor. Doğru planlama ve bilinçli hareketle hem form tutmak hem de sakatlanmalardan korunmak mümkün. Spora ideal şekilde başlayarak, yazı sağlıklı geçirebilirsiniz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/form-telasi-sakatliga-neden-olmasin</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/agency/iha/form-telasi-sakatliga-neden-olmasin.jpg" type="image/jpeg" length="39918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban kesiminde çocuk uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/kurban-kesiminde-cocuk-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/kurban-kesiminde-cocuk-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklara Kurban Bayramı'nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini belirten Psikolog Enise Öziç, 'Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Soyut düşünce becerisi henüz gelişmemiş çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi önemlidir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklara Kurban Bayramı'nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini belirten Psikolog Enise Öziç, 'Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Soyut düşünce becerisi henüz gelişmemiş çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi önemlidir' dedi.</p>

<p>Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi'nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, Kurban Bayramı'nın çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>

<p>Uzman Klinik Psikolog Öziç, 'Bayramlar ve bayramlara istinaden yapılan kutlamalar hem çocuklar hem yetişkinler adına bir araya gelme, mutluluğu paylaşma, sosyalleşme ve ziyaretlerle aidiyet ve sevgi bağlarını güçlendirme, kaybedilen insanların kabirlerini ziyaret edebilme ve kültürel ve dini değerlerin devamının sağlanabilmesi gibi birçok açıdan önemli bir işleve sahiptir' diye konuştu.</p>

<p>'Hem ibadet hem manevi boyut aktarılmalı'</p>

<p>Çocuklara Kurban Bayramı'nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini ifade eden Psikolog Öziç, 'Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı'nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun; kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Kurban Bayramı'nın dini boyutuna ve yoksul insanlara yardım gibi sosyal boyutuna değinilmesi önemlidir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'11 yaşından küçüklere bayramın yardımlaşma boyutu anlatılmalı'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>11 yaşından küçük çocukların soyut düşünme beceresinin gelişmediğinin altını çizen Psikolog Enise Öziç, '11 yaşından daha küçük çocuklar ise soyut düşünebilme becerileri açısından yeterli gelişim seviyesinde olmadıkları için bu yaş döneminde daha kısa ve somut ifadeler ile kurban bayramının anlatılması önerilmektedir. Bu yaş dönemi çocuklarda kurban bayramının sosyal ve yardımlaşma yönüne vurgu yapılması yeterlidir. Soyut düşünce becerisi gelişmeyen çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi, bu sürecin çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirilmesi önemlidir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/kurban-kesiminde-cocuk-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/kurban-kesiminde-cocuk-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="97141"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/her-yil-milyonlarca-kisiyi-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/her-yil-milyonlarca-kisiyi-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparan tütün ve tütün ürünleri kullanımına karşı uyarılarda bulunan Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlusu Uzm. Dr. Belma Akbaba Bağcı, 'Maalesef giderek kullanımlarımız artıyor, sigara içme, başlama yaşı düşüyor' dedi. Sigarayı bırakan 53 yaşındaki Ayşe Gül Er ise, 'Günde 3-3,5 paketi buluyordu. Çok pişmanım, sigara dostumuz değil düşmanımız' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparan tütün ve tütün ürünleri kullanımına karşı uyarılarda bulunan Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlusu Uzm. Dr. Belma Akbaba Bağcı, 'Maalesef giderek kullanımlarımız artıyor, sigara içme, başlama yaşı düşüyor' dedi. Sigarayı bırakan 53 yaşındaki Ayşe Gül Er ise, 'Günde 3-3,5 paketi buluyordu. Çok pişmanım, sigara dostumuz değil düşmanımız' diye konuştu.</p>

<p>Tütün ve tütün ürünleri her yıl Türkiye ve dünyada milyonlarca kişinin sağlığını etkilerken çok sayıda ölüme neden oluyor. İçicilik veya maruziyet kişilerin hayatında büyük etkiler oluştururken Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı, Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlusu Uzm. Dr. Belma Akbaba Bağcı da 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü öncesi önemli uyarılarda bulundu. Sigara Bırakma Polikliniği'ne yapılan başvurularda kişinin kendine inanmasının büyük rol oynadığını belirtirken, her bireyin kendi özelinde analizinin ardından tedavilere başlandığını aktardı. Öte yandan sigarayı bırakan kullanıcılar ise yaşadıklarını anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Dünyada 1,3 milyar kullanıcısı var, yaklaşık 17-18 milyonu Türkiye'de'</p>

<p>'Maalesef giderek kullanımlarımız artıyor, sigara içme, başlama yaşı düşüyor' diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, 'Kadınlarda kullanım oranları artıyor. Dünyada en fazla ölüme sebep olan hastalıklardan 8 tanesinin altısından sigara sorumlu. Bunlara rağmen dünyada hala 1.3 milyar kullanıcısı var, yaklaşık 17-18 milyonu da Türkiye'de. Sigaraya başlama yaşı ne kadar erkense bağımlılık düzeyi o kadar yüksek oluyor, erken yaşta başlayan kişiler, çocuklarımız maalesef sigara bağımlılıklarını sürdürüyor. Elektronik sigaralar, farklı boyutlarda farklı şekillerde renkli renkli üretilerek daha cazip hale getiriliyor, sanki zararı azaltılmış ürünler gibi nikotin bağımlılığının sürdürülmesine sebep oluyor. Elektronik sigarayı, sigarayı bırakma amaçlı kullananlar çalışmalarda gösterilmiş ki 1 yıl sonra hala yüzde 80'i elektronik sigara kullanıyorlar. Elektronik sigara, bir sigarayı bırakma aracı olarak düşünülmemeli, zararı azaltılmış bir ürün değildir. Kardiyovasküler hastalıklar, solunum sistemi hastalıkları, kanserler gibi klasik tütündeki hastalıklara da neden olmaktadır' dedi.</p>

<p>'Elektronik sigarayla ilişkilendirdiğimiz EVALI, ölüm oranı yüksek bir hastalık'</p>

<p>Elektronik sigaranın zararsız olduğunun düşünülmemesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, 'Elektronik Sigara Hastalığı (EVALI) tablosu dediğimiz ciddi, ölüme neden olan ve tedavisinde de güçlük yaşadığımız bir durum. Elektronik sigara kullananlarda özellikle Amerika'da bu vakalar daha çok artış gösteriyor. Kullanım sonrasında her iki akciğerimizde zatürre görünümü, akut akciğer hasarı dediğimiz, solunum yetmezliğine giden bir tabloya sebep oluyor. Tedavisi de oldukça uzun ve zor, ölüm oranı da yüksek bir hastalık, elektronik sigarayla ilişkilendirdiğimiz EVALI tablosu bu. Dünya Sağlık Örgütü rehberi diyor ki; tütün kullanım miktarı, süresi ne olursa olsun bireye özgü tedavilerle sigarayı bırakma mümkün. Kanıta dayalı tedaviler uyguladığımızda danışmanlık hizmeti verdiğimizde yüzde 40'ların üzerinde yüzde 80'lere varan sigara bırakma başarılarınız oluyor. Sigara bırakma poliklinikleri bu konuda aktif çalışıyor' diye konuştu.</p>

<p>'Kişiye göre değişen tedavilerimiz var'</p>

<p>'Sigara bırakma polikliniğe ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, 'Hastaların öncelikle bir tıbbi geçmişlerini sorguluyoruz, ek hastalıkları var mı, hangi ilaçları kullanıyor, yaşları, ne kadar süredir tütün ürünü kullanıyor veya niçin başarısız oldular, yeniden başladılarsa hangi faktörler sebep oldu, bunları inceliyoruz. Ek bazı tetkiklerimiz, formlarımız, anketlerimiz oluyor. Kişiye göre değişen tedavilerimiz var, toplumumuz da biliyor; bantlar, sakız, spreyler, pastiller ve farmakolojik ilaç tabletlerimiz var. Belli aralıklarla kontrollere çağırıyoruz. İlk bıraktıktan sonra yan etki olup olmadığını kontrol etmek için erken bir kontrol sağlıyoruz, sonra 2 hafta, aylık takiplerimizi sürdürüyoruz. En az 6 ayda bir takip etmek istiyoruz' diye konuştu.</p>

<p>'8 milyon ölüm var dersek 1,3 milyonu sigara dumanı maruziyetinden'</p>

<p>Sözlerini sürdüren Uzm. Dr. Akbaba Bağcı, 'Sigarayı bıraktım' deyip takibini bırakan hastalarımızın başarısızlık oranları daha yüksek. Hastalarımız sigarayı bıraktıktan sonra 'Bu sefer bıraktık, daha önce defalarca denememenize rağmen bırakamamıştık' gibi cümlelerle geliyorlar. Kararlı, gayretli, motive olduğunuzda sigarayı bırakabiliyorsunuz. Hepsinin ortak söylediği şey; 'Hocam hemen nefes darlığım azaldı, çok daha kolay hareket edebiliyorum, rahat merdiven çıkıyorum.'. Fiziksel iyilik halinin dışında bir ruhsal iyilik hali de veriyor. Bırakmak önemli ama tekrar başlamamak, bırakmayı sürdürmek çok daha önemli. Sigarayı bıraktığınız zaman sigaralı ortamlarda da bulunmayın. Dünyada 8 milyon ortalama ölüm var dersek bunun 1,3 milyonu maalesef pasif sigara dumanı maruziyetinden. Kişi kendisi içmiyor fakat iş yerinde, sosyal ortamlarda olsun bu dumana maruz kalmış oluyor ne yazık ki bu hastalarımız da aynı sigara içiciler gibi hatta onlardan daha da fazla yine sigarayla ilgili sağlık riskiyle karşı karşıyalar' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Sigara, dostumuz değil düşmanımız, çok pişmanım'</p>

<p>Sigara kullanımından duyduğu pişmanlığı anlatan 53 yaşındaki Ayşe Gül Er, '34 senedir kullanıyorum, 16-17 yaşlarında sigaraya başladım. Günde 3-3,5 paketi buluyordu, ailemden saklıyordum sonra ikiye düşürdüm. Nefes alamıyorsunuz, romatizma rahatsızlığım var. Doktora geldim 'Sigarayı bırakmanız gerekiyor, KOAH adayısınız' dedi, üzüldüm. Sigarayı bırakmaya karar verdim, polikliniklerden haberim vardı, Yedikule'de olduğunu bilmiyordum. Buraya gelmiştim 'Nasıl bırakabilirim, bildiğiniz bir yer var mı?' deyince 'Burada var' dedi. Geldim, başladım, bu şekilde bıraktım. Aralıkta geldim, Aralık'ın 22'sinde bıraktım. Hiç mi canınız istemiyor derseniz, istediği zamanlar oluyor. Spor yapıyorum, çalışıyorum. Sigara, dostumuz değil düşmanımız. Gençken bırakmaları tavsiye ederim, benim yaşıma gerçekten çok zor, çok pişmanım. Geç fark ettim, bu saatten sonra kaliteli bir yaşam istiyorum. Önce kafada bitmesi gerekiyor' dedi.</p>

<p>'Özentiliğin sonu yok, hiç başlamalarını tavsiye ederim'</p>

<p>'15-16'lı yaşlarda sigaraya başladım' diyen Adem Hazar ise, 'Yaklaşık 5 sene kadar sigara içtim, şimdi bıraktım. Arkadaş ortamında alıştım, günlük 3 paket sigara içiyordum. Bir gün bir hemşire arkadaşımız burayı önerdi. Doktor hanımla görüştüm, çok kısa sürede ilaç yardımıyla bırakabileceğimi söyledi. Ben de deneyip bir hafta gibi bir sürede bıraktım. Önce bırakabileceğinize inanmanız, kafada bitirmeniz gerekiyor. Artık dışarıda aktivite yaparken daha zor yoruluyorum, nefes alışverişim düzeldi. Özellikle merdiven çıkarken daha rahatım, gece rahat uyuyorum, gündüz rahat kalkıyorum. Özentiliğin sonu yok, ben de özenerek başlamıştım. Pişman oldum, bıraktım, hiç başlamalarını tavsiye ederim' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/her-yil-milyonlarca-kisiyi-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/agency/iha/her-yil-milyonlarca-kisiyi-etkiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="26540"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayramda sağlıklı beslenmenin altın kuralları]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/bayramda-saglikli-beslenmenin-altin-kurallari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/bayramda-saglikli-beslenmenin-altin-kurallari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde; kontrolsüz et tüketimi, hatalı pişirme yöntemleri ve hijyen risklerine karşı uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde; kontrolsüz et tüketimi, hatalı pişirme yöntemleri ve hijyen risklerine karşı uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, Kurban Bayramı'nın, geleneksel olarak et tüketiminin belirgin şekilde arttığı, aile sofralarının zenginleştiği bir dönem olduğunu, ancak bu sürecin sindirim problemleri başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getirebileceğini kaydederek, 'Bayram boyunca beslenme alışkanlıklarını dengelemek ve hijyen kurallarına özen göstermek büyük önem taşır' dedi.</p>

<p>BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, bayramı sağlıklı geçirmek isteyen vatandaşlar için bazı önerilerde bulundu. Bayramın ilk günlerinde en sık yapılan hatalardan birinin, yeni kesilmiş etin hemen tüketilmesi olduğunu belirten Asu Kurtuluş, 'Taze kesilen et, 'rigor mortis' olarak adlandırılan evrede olduğu için hem daha serttir hem de sindirimi zorlaştırır. Etin daha yumuşak, lezzetli ve sindirilebilir hale gelmesi için kesimden sonra en az 12-24 saat boyunca uygun şartlarda dinlendirilmesi gerekir' dedi.</p>

<p>Öğünlerde denge ve lif şart</p>

<p>Bayram süresince kırmızı et tüketiminin artmasıyla birlikte günlük protein ve yağ alımının ciddi ölçüde yükseldiğini ifade eden Kurtuluş, porsiyon kontrolünün önemine değindi. Sadece et ağırlıklı beslenmek yerine, öğünlerde sebze, tam tahıllar ve fermente süt ürünleri gibi besinlere de yer verilmesi gerektiğini belirten Kurtuluş, 'Özellikle lif bakımından zengin sebzeler, yüksek protein alımının bağırsaklar üzerindeki olumsuz etkilerini dengeleyerek kabızlık riskini azaltır. Aynı zamanda yoğurt gibi probiyotik kaynakları da bağırsak sağlığını destekleyici önemli unsurlar arasında yer alır' diye konuştu.</p>

<p>Kronik hastalığı olanlar için kritik uyarı</p>

<p>Diyetisyen Asu Kurtuluş; diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve böbrek rahatsızlığı olan kişiler için porsiyon kontrolünün, uygun pişirme yöntemlerinin ve dengeli beslenmenin çok daha kritik olduğunu hatırlattı. Kurtuluş, 'Pişirme yöntemleri de en az tüketilen miktar kadar önemlidir. Kızartma yerine haşlama, fırınlama veya ızgara tercih edilmelidir. Etin kendi yağıyla pişirilmesi yeterli olduğundan ekstra yağ eklenmemeli, böylece günlük yağ alımı kontrol altında tutulmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kesimden sofraya hijyen zinciri</p>

<p>Kurban Bayramı'nda en kritik konulardan birinin hijyen olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Asu Kurtuluş, kesim aşamasından başlayarak etin sofraya gelene kadar geçen tüm süreçte hijyen kurallarına uyulmamasının, gıda kaynaklı enfeksiyon riskini ciddi şekilde artırdığını söyledi. Kesim işleminin mutlaka uygun, temiz ve mümkünse bu iş için ayrılmış alanlarda yapılması gerektiğini ifade eden Kurtuluş, kesim sonrası etlerin en kısa sürede parçalanarak küçük porsiyonlara ayrılmasını ve uygun saklama alanlarına alınmasını önerdi.</p>

<p>Su tüketimini ihmal etmeyin</p>

<p>Artan et tüketimiyle birlikte su tüketiminin çoğu zaman ihmal edildiğine dikkat çeken Kurtuluş, metabolik dengeyi korumak için günlük en az 2-2,5 litre su içilmesi gerektiğini belirtti. Tatlı tüketimi konusunda da küçük porsiyonların ya da meyve içerikli alternatiflerin tercih edilmesini tavsiye etti.</p>

<p>BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Asu Kurtuluş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p>'Kurban Bayramı'nı sağlıklı bir şekilde geçirmek aslında küçük ama etkili önlemlerle mümkündür. Dengeli beslenme, doğru pişirme teknikleri ve hijyen kurallarına dikkat edildiğinde hem bayram sofralarının keyfi çıkarılabilir hem de sağlık korunabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/bayramda-saglikli-beslenmenin-altin-kurallari</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/agency/iha/bayramda-saglikli-beslenmenin-altin-kurallari.jpg" type="image/jpeg" length="58108"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boğazı her ağrıyan 'Yalancı Korona' oluyor]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/bogazi-her-agriyan-yalanci-korona-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/bogazi-her-agriyan-yalanci-korona-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>  Acıbadem <strong>Eskişehir</strong> Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, "En ufak bir boğaz ağrısında var olmayan hastalık belirtilerini hissetme olarak tanımlanan 'Pseudo-Corona' yani 'Yalancı-Korona' veya internetten kulaktan dolma bilgilerle teşhis koyma hastalığı olan 'Siberkondri' toplumsal kaygıyı artırıyor" uyarısında bulundu.<br />
Gelişen teknoloji ve küresel salgınların ardından modern insanın zihin yapısında 'yeni bir normal' oluştuğunu ifade eden Psikolog Çokaygil, virüslerin insan psikolojisi üzerinde derin etkilerde bulunduğuna dikkat çekerek, "Güncel virüsler sadece bir 'hastalık korkusu' olmaktan çıkıp kronik bir kaygı bozukluğuna dönüşebiliyor" dedi.<br />
<br />
"En ufak bir boğaz ağrısı 'Pseudo-Corona'yı tetikliyor"<br />
Yeni varyantların ve potansiyel salgın haberlerinin toplumda ciddi bir duygusal yorgunluk oluşturduğunu dikkat çeken Çokaygil, "Sürekli tetikte olma ve sağlık anksiyetesi artık kronikleşti. Bu durum iki büyük problemi beraberinde getiriyor. İlki 'Pseudo-Corona' (Yalancı Korona) ile kişi en ufak bir boğaz ağrısı veya öksürükte fiziksel semptomları psikolojik olarak büyüterek aslında var olmayan bir hastalığın belirtilerini hissetmeye başlıyor. İkincisi ise belirsizliğe tahammülsüzlük. Virüslerin sürekli mutasyona uğraması ve 'Ne zaman bitecek?' sorusunun yanıtsız kalması, genel bir kaygı bozukluğunu körüklüyor" diye konuştu.<br />
<br />
Sosyal ilişkilerde 'Güven-Mesafe' ikilemi ve damgalama tehlikesi<br />
Virüslerin insanı sadece biyolojik bir varlık olarak değil, aynı zamanda bir 'tehdit kaynağı' olarak görülmesine neden olduğunu belirten Acıbadem <strong>Eskişehir</strong> Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, sosyal bağların zayıfladığına dikkat çekerek şunları söyledi:<br />
"El sıkışma ve sarılma gibi temel insani temaslar yerini 'güvenli mesafe' kontrolüne bıraktı. Bu durum yalnızlık hissini artırıyor. Daha da tehlikelisi, hafif bir grip belirtisi gösteren kişilerin sosyal çevreden dışlanması veya yargılanması anlamına gelen 'damgalama (stigmatizasyon)' süreci başladı. Bu da bireylerde sosyal fobi riskini ciddi şekilde tetikliyor."<br />
<br />
"Beyin sisi ve uyku bozuklukları yaygınlaştı"<br />
Sürecin bilişsel etkilerine de değinen Psikolog Çokaygil, virüslerin hem biyolojik kalıntıları hem de oluşturduğu uzun süreli stres nedeniyle 'Brain Fog (Beyin Sisi)' tablosunun yaygınlaştığını; odaklanma güçlüğü ve unutkanlık şikayetlerinin arttığını belirterek gelecek kaygısı ve dijital ekran maruziyeti nedeniyle uyku problemlerinde de ciddi bir artış yaşandığını kaydetti.<br />
<br />
İnternetten kendi kendine teşhis koyma hastalığı: 'Siberkondri'<br />
Bilgiye erişim hızının virüs psikolojisini negatif yönde beslediğini vurgulayan Çokaygil, "Kişilerin internetteki kirli bilgilerle kendi kendilerine teşhis koymaları, yani 'siberkondri', kaygı düzeyini tıbbi gerçekliğin çok ötesine taşımaktadır. İnternetteki her bilgi doğru olmadığı gibi, kişiyi adeta bir panik sarmalına sürüklemektedir" ifadelerini kullandı.<br />
Her gün karşımıza çıkan salgın haberlerine karşı ruh salığını korumak için önerilerde bulunan Acıbadem <strong>Eskişehir</strong> Hastanesi Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, "Birincisi haber takibini sınırlandırın. Günde sadece bir kez ve yalnızca güvenilir, resmi kaynaklardan haberleri takip edin. İkincisi günlük rutinlerinize bağlı kalın; aynı saatte uyuyun, aynı saatte kalkın. Üçüncü olarak da sosyal ilişkilerinizi ertelemeyin. Sevdiklerinizle güvenli yollarla da olsa sosyal bağlarınızı mutlaka sürdürün" diye belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/bogazi-her-agriyan-yalanci-korona-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/bogazi-her-agriyan-yalanci-korona-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="98039"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tel Tedavisi İçin Yaş Sınırı Var mı? Güvenilir Bir Antalya'da Ortodontist Nasıl Bulunur?]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/tel-tedavisi-icin-yas-siniri-var-mi-guvenilir-bir-antalyada-ortodontist-nasil-bulunur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/tel-tedavisi-icin-yas-siniri-var-mi-guvenilir-bir-antalyada-ortodontist-nasil-bulunur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<h2></h2>

<p>Diş teli denildiğinde akıllara hâlâ ilkokul ve lise dönemindeki gençler geliyor olsa da günümüzde ortodonti kliniklerinin kapısını çalan hastaların önemli bir kısmını yetişkinler oluşturuyor. Estetik kaygılar, ağız ve çene sağlığına verilen önemin artması ve modern tedavi seçeneklerinin çoğalmasıyla birlikte, "ben artık geç kaldım mı?" sorusu eski geçerliliğini büyük ölçüde yitirdi. Doğru planlama ve deneyimli bir <a href="https://merveaycan.com/tedaviler/antalya-ortodonti/" rel="dofollow">antalya ortodontist</a> desteğiyle, çocukluktan ileri yetişkinliğe kadar her yaş grubunda başarılı sonuçlar alınabiliyor. Peki tedavinin sınırları nerede başlıyor, nerede bitiyor?</p>

<h3><a name="_8a71vcxljtpe"></a><strong>Çocukluk Döneminde Ortodonti: Erken Müdahale Neden Önemli?</strong></h3>

<p>Ortodontide erken teşhis, ileride yaşanabilecek karmaşık problemlerin önüne geçmenin en etkili yollarından biri olarak kabul edilir. Genellikle 7 yaşından itibaren çocukların ilk ortodontik muayeneden geçmesi önerilir. Bu dönemde çene gelişimindeki uyumsuzluklar, ağız solunumu, parmak emme alışkanlığı ve süt dişlerinin erken kaybı gibi durumlar değerlendirilir. Henüz büyüme çağında olunması, hekime tedavi açısından geniş bir manevra alanı sağlar. Koruyucu apareyler ve büyüme yönlendirici uygulamalarla ileride cerrahi gerektirebilecek pek çok sorunun temeli daha o yaşlarda çözülebilir.</p>

<h3><a name="_f812o5lolnuq"></a><strong>Yetişkinlerde Tel Tedavisi Mümkün mü?</strong></h3>

<p>Yetişkin hastaların en çok merak ettiği konu, tedavinin etkili olup olmayacağıdır. Modern ortodonti, yaş ilerlemiş olsa bile diş hareketinin sağlanabileceğini kanıtlamış durumda. Kemik yapısı çocuklara kıyasla daha sert olduğundan tedavi süresi bir miktar uzayabilir; ancak sonuçlar açısından kayda değer bir farklılık görülmez. Yetişkin tedavilerinde tercih edilen yöntemler genellikle estetik kaygılar göz önünde bulundurularak belirlenir:</p>

<p>● <strong>Şeffaf plaklar:</strong> Fark edilmeyen yapısıyla iş ve sosyal hayatı aksatmaz.</p>

<p>● <strong>Safir braketler:</strong> Dişin doğal rengine yakın görünüm sunar.</p>

<p>● <strong>Lingual sistemler:</strong> Dişlerin arka yüzeyine yerleştirildiği için tamamen görünmezdir.</p>

<p>● <strong>Metal braketler:</strong> Klasik yöntemi tercih edenler için ekonomik bir alternatif olmayı sürdürür.</p>

<p>Bu çeşitlilik sayesinde 30'lu, 40'lı hatta 50'li yaşlarındaki bireyler bile tedaviden olumlu sonuçlar elde edebiliyor.</p>

<h3><a name="_4ix118fmoxke"></a><strong>Hangi Durumlarda Yaş Bir Engel Hâline Gelir?</strong></h3>

<p>Tel tedavisinde mutlak bir üst yaş sınırı bulunmasa da bazı durumlar tedavinin seyrini doğrudan etkileyebilir. Diş eti hastalıkları, ileri düzey kemik kaybı ve tedavi edilmemiş diş çürükleri, ortodontik sürecin başlatılmadan önce çözüme kavuşturulması gereken sorunlar arasında yer alır. Ayrıca bazı sistemik rahatsızlıklar ve uzun süreli ilaç kullanımı, kemik metabolizmasını etkileyerek diş hareketini yavaşlatabilir. Bu nedenle her hasta için ayrıntılı bir değerlendirme yapılır ve tedavi planı kişiye özel olarak şekillendirilir. Yani burada belirleyici olan kronolojik yaş değil, ağız ve genel sağlık durumudur.</p>

<h3><a name="_spuaknsilr36"></a><strong>Güvenilir Bir Ortodontiste Ulaşmak İçin İzlenecek Yol</strong></h3>

<p>Antalya, sağlık turizminin önemli merkezlerinden biri olarak çok sayıda klinik ve hekim seçeneği sunuyor. Bu yoğunluk içinde doğru tercihi yapabilmek için birkaç temel noktanın gözden geçirilmesi gerekiyor:</p>

<p>● Hekimin "Ortodonti Uzmanı" diplomasına sahip olduğundan emin olunmalıdır.</p>

<p>● Kliniğin dijital ortodonti altyapısı ve sterilizasyon standartları araştırılmalıdır.</p>

<p>● Daha önce yapılan tedavilerin öncesi-sonrası fotoğraflarına bakılmalıdır.</p>

<p>● Hasta yorumları farklı platformlardan karşılaştırmalı olarak okunmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>● İlk muayenede hekimin iletişim tarzı ve bilgilendirme yaklaşımı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Tüm bu kriterler bir arada düşünüldüğünde, sadece tedavi sürecinin kalitesi değil; tedavi sonrasında elde edilen estetik ve fonksiyonel sonuçların kalıcılığı da güvence altına alınmış olur.</p>

<h3><a name="_3durmz9f102o"></a><strong>Estetik Bir Gülüş İçin İlk Adımı Atmanın Tam Zamanı</strong></h3>

<p>Yaş, sağlıklı ve düzgün dişlere sahip olmanın önünde bir engel değil; yalnızca tedavi planını şekillendiren bir değişkendir. Önemli olan, alanında uzman ve teknolojiyi yakından takip eden bir hekimle yola çıkmaktır. Dijital ortodonti uygulamaları, estetik tedavi seçenekleri ve hasta odaklı yaklaşımıyla öne çıkan Uzm. Dt. Merve Aycan, her yaştan hastasına güvenle ve konforla bir tedavi süreci sunmayı hedefliyor. Hayalindeki gülüşe kavuşmak için kişiye özel muayene randevunu hemen oluştur ve sağlıklı bir geleceğin kapılarını bugün arala.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/tel-tedavisi-icin-yas-siniri-var-mi-guvenilir-bir-antalyada-ortodontist-nasil-bulunur</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/tel-tedavisi-icin-yas-siniri-var-mi-guvenilir-bir-antalyada-ortodontist-nasil-bulunur.png" type="image/jpeg" length="87103"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yemek yerken mavi tabak kullanın']]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/yemek-yerken-mavi-tabak-kullanin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/yemek-yerken-mavi-tabak-kullanin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, mavi rengin beyinde doğal bir 'dur' sinyali oluşturduğunu belirterek, sadece tabak rengini maviyle değiştirerek porsiyon kontrolünü kolaylaştırmanın ve kalori alımını yüzde 30 azaltmanın mümkün olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, mavi rengin beyinde doğal bir 'dur' sinyali oluşturduğunu belirterek, sadece tabak rengini maviyle değiştirerek porsiyon kontrolünü kolaylaştırmanın ve kalori alımını yüzde 30 azaltmanın mümkün olduğunu söyledi.</p>

<p>Eskişehir Acıbadem Hastanesi'nde Sadece tabak rengini değiştirerek porsiyon kontrolünü kolaylaştırmanın mümkün olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, 'Doğada mavi renkli gıdalar oldukça nadirdir. Evrimsel süreçte insanlar mavi, mor ya da siyah tonları genellikle zehirli veya yenilemez olarak algılamıştır. Bu durum beynimizde doğal bir 'dur' sinyali oluşturur' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yemek ile tabak arasındaki renk kontrastının porsiyon algısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Erden, beyaz tabakta açık renkli bir yemek porsiyonu olduğundan küçük algılanabileceğini ancak mavi tabak, çoğu yemekle yüksek kontrast oluşturarak porsiyonu daha net görmemizi sağlayacağından bahsetti.</p>

<p>'Mavi renk yavaş yemenizi sağlar'</p>

<p>Mavi tabağın psikolojik etkileri anlatan Erden, 'Mavi renk sakinlik hissi verir ve nabzı yavaşlatır. Bu durum yemek yeme hızını düşürerek daha farkındalıklı beslenmeye yardımcı olur. Hızlı yemek yendiğinde tokluk hissi beyne geç ulaşır, bu da gereğinden fazla kalori alımına neden olur. Bazı araştırmalarda mavi ışık altında yemek yiyen kişilerin kırmızı veya sarı ortamlara göre yaklaşık yüzde 30 daha az kalori tükettiği gösterilmiştir. Koyu mavi tabaklar kullanmak, atıştırmalıkları mavi kaselerde sunmak ve ortam ışığını buna göre düzenlemek porsiyon kontrolüne destek olabilir. Kırmızı ve sarı iştahı artırırken, mavi renk doğanın 'yavaşla ve dikkat et' mesajıdır. Kilo verme sürecinde küçük çevresel değişiklikler bile önemli farklar oluşturabilir' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/yemek-yerken-mavi-tabak-kullanin</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/yemek-yerken-mavi-tabak-kullanin.jpg" type="image/jpeg" length="41876"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul'da Masseter Botoks: Çene Estetiği ve Diş Sıkma Tedavisinde Doğru Adım]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/istanbulda-masseter-botoks-cene-estetigi-ve-dis-sikma-tedavisinde-dogru-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/istanbulda-masseter-botoks-cene-estetigi-ve-dis-sikma-tedavisinde-dogru-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Çene kasının aşırı gelişimi, yüzün alt kısmında belirginleşen genişlik ve kronik diş sıkma şikayeti; İstanbul'da giderek daha fazla kişinin medikal estetik kliniklere yönelmesine neden olan başlıca sorunlar arasında yer almaktadır. Bu sorunların her ikisini de cerrahi gerektirmeden ele alan <a href="https://mutluadiguzel.com/masseter-botoks/" rel="dofollow">masseter botoks İstanbul </a>Nişantaşı ve Şişli gibi merkezi semtlerindeki kliniklerde yaygın biçimde uygulanan güvenilir bir yöntem olarak öne çıkmaktadır.</p>

<p><strong>Masseter Kası Neden Sorun Yaratır?</strong></p>

<p>Çene köşelerinde konumlanan masseter kası, günlük yaşamda sürekli aktif çalışan bir yapıdır. Strese bağlı diş sıkma alışkanlığı bu kasın gece boyunca aşırı kasılmasına yol açar. Zamanla kas kitlesi büyür, yüzün alt kısmı orantısız bir görünüm kazanır. Sabahları hissedilen çene ağrısı, şakaklarda başlayan gerginlik ve kronikleşen baş ağrısı ise bruksizmin en sık görülen belirtileridir.</p>

<p><strong>Masseter Botoks Ne Sağlar?</strong></p>

<p>Kasa yönelik uygulanan botulinum toksini enjeksiyonu, kasın aşırı kasılma kapasitesini düşürür. Çiğneme ve konuşma gibi günlük işlevler korunurken diş sıkmanın yarattığı baskı belirgin biçimde azalır. Eş zamanlı olarak kasın hacmi küçülerek yüz daha oval ve dengeli bir form kazanır. Uygulama sonrası sosyal hayata dönüş aynı gün mümkündür.</p>

<p><strong>İstanbul Nişantaşı'nda Bu Alanda Kimler Hizmet Veriyor?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul Nişantaşı, medikal estetik alanında uzman hekim yoğunluğu ve klinik altyapısıyla Türkiye'nin en köklü semtlerinden biridir. <a href="https://mutluadiguzel.com/masseter-botoks/" rel="dofollow">Masseter botoks</a> gibi anatomik hassasiyet gerektiren uygulamalarda deneyimli bir hekimle çalışmak, hem güvenlik hem de etkili sonuç açısından belirleyici olmaktadır. Nişantaşı'nda bu alanda hizmet veren isimler arasında Dr. Mutlu Adıgüzel yer almaktadır. Ön konsültasyon ile kişiye özel tedavi planlaması yapılan klinikte masseter botoks başta olmak üzere kapsamlı yüz estetiği uygulamaları sunulmaktadır.</p>

<p><strong>Nişantaşı'nda En İyi Botoks Doktoru Nasıl Seçilir? </strong></p>

<p>İstanbul Nişantaşı, medikal estetik alanında Türkiye'nin en yoğun ve en köklü klinik altyapısına sahip semtlerinden biridir. Ancak artan talep ve klinik sayısıyla birlikte doğru uzmanı bulmak daha kritik bir hal almıştır. Nişantaşı'nda masseter botoks yaptırmayı düşünenler için şu kriterler belirleyici olmaktadır:</p>

<p><strong>Yüz Anatomisine Hakimiyet</strong> Masseter botoks, yüzeysel bir estetik uygulama değildir. Kasın derinliği, sınırları ve komşu yapılarla ilişkisi titizlikle analiz edilmelidir. Nişantaşı'ndaki deneyimli botoks uzmanları bu anatomik değerlendirmeyi uygulamanın ayrılmaz bir parçası olarak ele alır.</p>

<p><strong>Fonksiyonel ve Estetik Değerlendirmenin Birlikteliği</strong> Nişantaşı'nda masseter botoks konusunda öne çıkan doktorlar, yalnızca görsel sonucu değil hastanın diş sıkma şikayetini, çene eklemi sağlığını ve genel yüz simetrisini bir bütün olarak değerlendirir. Bu bütüncül yaklaşım hem tedavinin etkinliğini hem de kalıcılığını artırır.</p>

<p><strong>Orijinal Preparat Kullanımı</strong> İstanbul'daki güvenilir botoks merkezlerinin en temel ortak özelliği, Sağlık Bakanlığı onaylı ve soğuk zincirde muhafaza edilen orijinal botoks preparatları kullanmalarıdır. Nişantaşı kliniklerinde bu standardın titizlikle uygulandığı görülmektedir.</p>

<p>İstanbul Nişantaşı'nda masseter botoks alanında deneyimli isimler arasında Dr. Mutlu Adıgüzel tercih edilen uzmanlar arasında yer almaktadır. Hem estetik hem fonksiyonel vakalarla kapsamlı deneyim kazanmış olan Dr. Adıgüzel, kişiye özel tedavi planlaması ve detaylı ön konsültasyon yaklaşımıyla öne çıkmaktadır. İstanbul'da masseter botoks yaptırmayı düşünenler için Nişantaşı'ndaki kliniğinde gerçekleştirilen ön konsültasyon, beklentilerin netleştirilmesi ve doğru doz planlamasının yapılması açısından tedavi sürecinin en kritik adımını oluşturmaktadır.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/istanbulda-masseter-botoks-cene-estetigi-ve-dis-sikma-tedavisinde-dogru-adim</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2024/12/default-image.jpg" type="image/jpeg" length="57860"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şah damarı darlığına kapalı yöntemle müdahale]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/sah-damari-darligina-kapali-yontemle-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/sah-damari-darligina-kapali-yontemle-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Ümit Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer, şah damarı darlığı bulunan iki hastaya aynı gün karotis stent işlemi uyguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>  Özel Ümit Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer, şah damarı darlığı bulunan iki hastaya aynı gün karotis stent işlemi uyguladı.<br />
Kasıktan girilerek yapılan endovasküler müdahalenin ardından hastaların ertesi gün taburcu edildiğini aktaran Doç Dr. Göçer, operasyon sırasında pıhtı ya da plak parçalarının beyne gitme riskini azaltmak amacıyla "beyin koruyucu filtre" sistemleri kullanıldığını aktardı. iki hasta, açık cerrahiye gerek kalmadan kasıktan girilerek yapılan endovasküler yöntemle sağlığına kavuştu. İşlemler, girişimsel kardiyoloji uzmanı Hakan Göçer tarafından gerçekleştirildi.<br />
Yaklaşık 2 saat süren işlemlerde, hastaların boyun bölgesindeki ileri derecede daralmış şah damarlarına özel kateter sistemleriyle ulaşıldı ve damar içine stent yerleştirildi. Beyin koruyucu filtre kullanıldı. Operasyon sırasında pıhtı ya da plak parçalarının beyne gitme riskini azaltmak amacıyla "beyin koruyucu filtre" sistemleri kullanıldığını aktaran Doç. Dr. Göçer, işlem sonrasında her iki hastanın nörolojik açıdan yakından takip edildiğini ve bu kontrollerde hastalarda felç bulgusu, konuşma bozukluğu ya da ciddi bir komplikasyon gelişmediğini söyledi. Göçer, hastaların müdahalenin ertesi günü hastaneden taburcu edildiğini belirtti.<br />
<br />
"Şah damarı darlıkları inme riskini artırabilir"<br />
Özel Ümit Hastanesi doktoru Doç. Dr. Hakan Göçer, şah damarı darlığının ihmal edilmemesi gereken önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:<br />
"Şah damarı darlıkları, tedavi edilmediğinde inme riskini ciddi şekilde artırabiliyor. Günümüzde uygun merkezlerde birçok hasta açık ameliyata ihtiyaç duymadan kasıktan girilerek tedavi edilebiliyor."<br />
Erken tanı önemli geçici konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güçsüzlük, yüzde kayma, ani görme kaybı ve dengesizlik gibi şikâyetlerin şah damarı darlığının habercisi olabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Göçer, bu tür belirtilerin görülmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini, erken tanı ve uygun tedavinin inme riskinin azaltılmasında önemli bir rol oynadığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/sah-damari-darligina-kapali-yontemle-mudahale</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/sah-damari-darligina-kapali-yontemle-mudahale.jpg" type="image/jpeg" length="74822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Köksal: Eskişehir’de sağlık çalışanları ağır yük altında]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/koksal-eskisehirde-saglik-calisanlari-agir-yuk-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/koksal-eskisehirde-saglik-calisanlari-agir-yuk-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, kentte sağlık çalışanlarının personel yetersizliği, ağır nöbet yükü, ekonomik sıkıntılar ve güvenlik sorunları nedeniyle büyük bir baskı altında görev yaptığını belirterek, “Sağlık çalışanlarının sesi duyulmadan sistemin sorunları çözülemez” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, Eskişehir’de sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Köksal, kentte sağlık yatırımları ve yeni birim açılışlarının sürdüğünü ancak buna rağmen Mayıs 2026 itibarıyla sağlık personeli ataması yapılmadığını belirterek, mevcut çalışanların ağır iş yükü altında hizmet vermeye çalıştığını söyledi.</p>

<p>Eskişehir’de toplam 10 bin 14 sağlık personeli bulunduğunu ifade eden Köksal, bu personelin yaklaşık 6 bininin doğrudan sağlık hizmeti sunduğunu, 4 bin kişinin ise destek hizmetlerinde görev yaptığını dile getirdi. Köksal, her 10 sağlık çalışanından 2’sinin engelli ya da nöbet tutamaz durumda olduğunu belirterek, fiilen yüzde 20’lik bir iş gücü kaybı yaşandığını vurguladı.</p>

<h3>“Yoğun bakımlarda yük yasal sınırların üzerine çıkıyor”</h3>

<p>Köksal, özellikle yoğun bakım servislerinde yaşanan personel eksikliğinin hem çalışanları hem de hasta güvenliğini olumsuz etkilediğini kaydetti. Osmangazi Üniversitesi’nde üçüncü basamak yoğun bakımda yasal olarak iki hastaya bir hemşire düşmesi gerekirken, fiilen dört ya da beş hastaya bir hemşirenin bakmak zorunda kaldığını söyleyen Köksal, bu durumun bakım kalitesi, enfeksiyon riski ve çalışan sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etti.</p>

<p>Özel hastanelerin sistemin yükünü yeterince paylaşmadığını savunan Köksal, ciddi ameliyat sonrası komplikasyonlarda dahi hastaların kamu hastanelerine sevk edildiğini belirterek, Şehir Hastanesi’nin Eskişehir sağlık sisteminin ana yükünü çeken merkez haline geldiğini söyledi.</p>

<h3>“Sağlık çalışanı ayda 15-16 gece evinden uzakta”</h3>

<p>Sağlık çalışanlarının yoğun nöbet sistemi nedeniyle aile hayatlarının da olumsuz etkilendiğini belirten Köksal, birçok çalışanın ayda 15-16 geceyi iş yerinde geçirmek zorunda kaldığını söyledi. 2026 yılının “Aile Yılı” ilan edilmesine rağmen sağlık çalışanlarının aile düzeninin en fazla yıpranan kesimlerden biri olduğunu dile getiren Köksal, bu durumun boşanmalara ve aile içi sorunlara kadar uzanan sonuçlar doğurduğunu ifade etti.</p>

<h3>Şiddet ve güvenlik endişesi</h3>

<p>Köksal, sağlık çalışanlarının sadece iş yüküyle değil, görev başında şiddet riskiyle de mücadele ettiğini belirtti. Sağlıkta şiddetin giderek arttığını dile getiren Köksal, çalışanların güvenliğinin sağlanmasının öncelikli meselelerden biri olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Aile Bakanlığı tarafından gündeme getirilen bazı saha çalışmaları ve anket projelerini de eleştiren Köksal, zaten güvenlik riski altında çalışan personelin bilinmeyen adreslere gönderilmesinin doğru olmadığını belirtti. Köksal, kararların sahadaki çalışanların görüşü alınmadan uygulanmasının yeni sorunlara yol açtığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Geçim sıkıntısı motivasyonu düşürüyor”</h3>

<p>Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığının sağlık çalışanlarını derinden etkilediğini belirten Köksal, Eskişehir’de 1+1 daire kiralarının 25 bin liraya kadar çıktığını, buna karşılık maaşların geçim koşulları karşısında yetersiz kaldığını söyledi.</p>

<p>Devlet memurluğunun artık gençler için cazip bir hedef olmaktan çıktığını belirten Köksal, birçok sağlık çalışanının yurt dışına gitmeyi düşündüğünü ifade etti. Köksal, “22 yıllık bir sağlık çalışanı bile bugün aynı şartlarda yeniden bu mesleği seçmeyeceğini söylüyorsa, burada ciddi bir sorun var demektir” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h3>“Rakamlarla başarı anlatılıyor, sahadaki gerçek görülmüyor”</h3>

<p>Eskişehir sağlık sisteminin Türkiye ortalamasının üzerinde gösterilmesinin yanıltıcı olduğunu savunan Köksal, kullanılmayan yatak kapasiteleri ve işlevsiz küçük hastanelerin istatistiklere dahil edilmesiyle gerçeğin üzerinin örtüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bürokratların muayene edilen hasta sayısını başarı kriteri olarak sunmasını da eleştiren Köksal, sağlık sisteminde asıl başarının hasta sayısını artırmak değil, toplumun daha az hastalanmasını sağlayacak politikaları hayata geçirmek olduğunu belirtti.</p>

<h3>“Çözüm sahadaki çalışanı dinlemekten geçiyor”</h3>

<p>Sağlık-Sen Eskişehir Şubesi olarak amaçlarının kimseyi zan altında bırakmak olmadığını vurgulayan Hasan Hüseyin Köksal, sağlık çalışanlarının sorunlarını görünür kılmak ve daha kaliteli sağlık hizmeti sunulmasına katkı sağlamak istediklerini söyledi.</p>

<p>Köksal, “Sağlık çalışanlarının emeğinin karşılığı verilmeli, personel açığı giderilmeli, çalışma koşulları iyileştirilmeli. Sahadaki çalışan dinlenmeden alınan kararlar sorunları çözmez, daha da büyütür” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/koksal-eskisehirde-saglik-calisanlari-agir-yuk-altinda</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/koksal-eskisehirde-saglik-calisanlari-agir-yuk-altinda.jpeg" type="image/jpeg" length="59197"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fibromiyaljide beslenme yaşam kalitesini artırabilir]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/fibromiyaljide-beslenme-yasam-kalitesini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/fibromiyaljide-beslenme-yasam-kalitesini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Ümit Hastaneleri Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Deniz Mutluer, fibromiyaljide beslenmenin yalnızca kilo kontrolü için değil, ağrı yönetimi ve yaşam kalitesinin artırılması açısından da önemli olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Ümit Hastaneleri Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Deniz Mutluer, fibromiyaljide beslenmenin yalnızca kilo kontrolü için değil, ağrı yönetimi ve yaşam kalitesinin artırılması açısından da önemli olduğunu belirtti.</p>

<p>Fibromiyaljinin yalnızca yaygın kas-iskelet sistemi ağrısıyla sınırlı olmayan, kronik yorgunluk, uyku problemleri ve zihinsel bulanıklık gibi pek çok belirtiyle kendini gösterebilen karmaşık bir sendrom olduğunu ifade eden Dyt. Deniz Mutluer, hastalarda karın ağrısı, şişkinlik ve baş dönmesi gibi şikâyetlerin de görülebileceğini söyledi. Günümüzde fibromiyaljinin kesin bir tedavisi bulunmasa da doğru yaklaşımlarla semptomların kontrol altına alınabileceğini belirten Mutluer, beslenmenin bu süreçte güçlü bir destekleyici rol oynadığını vurguladı. Mutluer, özellikle fazla kilo ve obezitenin fibromiyalji semptomlarını belirgin şekilde artırabileceğine dikkat çekerek, 'Vücutta artan yağ dokusu, inflamasyonu tetikleyerek ağrı hassasiyetini yükseltebilir ve yaşam kalitesini düşürebilir. Bu nedenle sağlıklı vücut ağırlığını korumak, tedavi sürecinin temel taşlarından biridir' dedi.</p>

<p>Akdeniz tipi beslenme öne çıkıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilimsel çalışmaların, antioksidan ve antiinflamatuar içeriği yüksek beslenme modellerinin fibromiyalji semptomlarını hafifletmede etkili olabileceğini gösterdiğini aktaran Mutluer, Akdeniz tipi beslenme, düşük FODMAP diyeti, glutensiz beslenme ve vejetaryen ağırlıklı yaklaşımların bu noktada öne çıkan modeller arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Vitamin ve mineral eksikliklerine dikkat</p>

<p>Günlük beslenmede bazı temel davranış değişikliklerinin büyük önem taşıdığını belirten Mutluer, renkli sebze ve meyveler gibi antioksidan açısından zengin besinlerin, zeytinyağı ve omega-3 gibi sağlıklı yağların, yeterli ve kaliteli protein kaynaklarının ve liften zengin gıdaların beslenme düzeninde yer almasının olumlu sonuçlar doğurabileceğini kaydetti. Fibromiyalji hastalarında bazı vitamin ve mineral eksikliklerine de sık rastlandığını dile getiren Mutluer, özellikle D vitamini, magnezyum, çinko ve C vitamini düzeylerinin yeterli olmasının semptomların yönetiminde olumlu katkılar sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>'Tek bir beslenme modeli yok'</p>

<p>Fibromiyaljide herkes için geçerli tek bir beslenme modelinin bulunmadığını vurgulayan Mutluer, her bireyin ihtiyaçlarının, yaşam tarzının ve semptomlarının farklı olduğunu belirtti. Mutluer, 'Bu nedenle en doğru yaklaşım; kişiye özel, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme planı oluşturmaktır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uzman desteği süreci daha güvenli hale getirir</p>

<p>Beslenme tedavisinin amacının sadece kilo vermek olmadığını belirten Dyt. Deniz Mutluer, beslenme programlarının yaşam kalitesini artırmak, ağrıyı daha yönetilebilir hale getirmek ve genel sağlığı desteklemek için planlanması gerektiğini dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/fibromiyaljide-beslenme-yasam-kalitesini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/fibromiyaljide-beslenme-yasam-kalitesini-artirabilir.jpg" type="image/jpeg" length="64571"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/migrenle-mucadelede-ilk-adim-hastalar-once-tetikleyicileri-bulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/migrenle-mucadelede-ilk-adim-hastalar-once-tetikleyicileri-bulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti.</p>

<p>Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti.</p>

<p>'Doğru tanı büyük önem taşıyor'</p>

<p>Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, 'Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır' dedi.</p>

<p>Migren botoksu ve aşı yöntemi</p>

<p>Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında 'migren aşısı' olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı.</p>

<p>Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat</p>

<p>Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/migrenle-mucadelede-ilk-adim-hastalar-once-tetikleyicileri-bulmali</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/05/migrenle-mucadelede-ilk-adim-hastalar-once-tetikleyicileri-bulmali.jpg" type="image/jpeg" length="74473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da Psikolojik Destek: Bilimsel Yaklaşımla Sağlıklı Bir Yaşam Mümkün]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/antalyada-psikolojik-destek-bilimsel-yaklasimla-saglikli-bir-yasam-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/antalyada-psikolojik-destek-bilimsel-yaklasimla-saglikli-bir-yasam-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3></h3>

<p>Ben Uzman Klinik Psikolog Tunahan Şahin. Antalya’da yürüttüğüm klinik çalışmalarımda, bireylerin duygusal, zihinsel ve ilişkisel zorluklarına profesyonel ve bilimsel temellere dayanan yaklaşımlarla destek oluyorum. Günümüzde psikolojik destek almak, yalnızca sorun yaşandığında başvurulan bir süreç değil; aynı zamanda bireyin kendini tanıması, geliştirmesi ve yaşam kalitesini artırması için önemli bir adımdır.</p>

<p>Antalya’da psikolojik destek arayışında olan birçok kişi, doğru uzmana ulaşmanın ne kadar önemli olduğunun farkındadır. Bu noktada <a href="https://talespsikoloji.com/" rel="dofollow"><strong>Antalya psikolog</strong></a><a href="https://talespsikoloji.com/" rel="nofollow"> </a>arayışında olan bireylerin, yalnızca deneyime değil, aynı zamanda etik değerlere ve bilimsel yaklaşımlara da dikkat etmesi gerekir. Terapi süreci, danışan ile terapist arasında kurulan güven ilişkisine dayanır ve bu ilişkinin sağlıklı kurulması, sürecin başarısını doğrudan etkiler.</p>

<p>Klinik pratiğimde en sık karşılaştığım konular arasında kaygı bozuklukları, depresyon, stres yönetimi, ilişki problemleri ve yaşam geçiş dönemleri yer almaktadır. Her bireyin yaşam deneyimi ve içsel dünyası farklı olduğu için, terapi sürecini standart bir kalıba oturtmak mümkün değildir. Bu nedenle her danışanım için süreci kişiye özel olarak planlıyor, ihtiyaçlarına uygun terapi yöntemlerini birlikte belirliyoruz.</p>

<p>Özellikle modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, bireylerin ruh sağlığını doğrudan etkileyen önemli faktörlerden biridir. İş hayatındaki stres, sosyal ilişkilerde yaşanan zorluklar ve kişisel beklentiler, zamanla bireyin duygusal dengesini zorlayabilir. Bu noktada <a href="https://talespsikoloji.com/" rel="dofollow"><strong>Antalya uzman psikolog</strong></a><a href="https://talespsikoloji.com/" rel="nofollow"> </a>desteği almak, bireyin bu süreçleri daha sağlıklı yönetmesini sağlar.</p>

<p>Terapi sürecinde kullandığım yaklaşımlar, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış yöntemlere dayanmaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), psikodinamik yaklaşımlar ve gerektiğinde travma odaklı teknikler, danışanın ihtiyacına göre uygulanmaktadır. Bu yöntemler sayesinde bireyler yalnızca mevcut sorunlarını çözmekle kalmaz; aynı zamanda bu sorunların kökenini anlayarak kalıcı bir farkındalık geliştirir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Antalya’da psikolojik destek almak isteyen bireyler için en önemli konulardan biri de gizlilik ve güvenliktir. Danışanlarımın tüm sürecini etik kurallar çerçevesinde, tamamen gizli bir ortamda yürütüyorum. Bu güvenli alan, bireyin kendini açıkça ifade edebilmesi ve içsel dünyasını keşfedebilmesi açısından büyük önem taşır. Antalya psikolog hizmeti alırken bu tür etik değerlere sahip bir uzmanla çalışmak, sürecin sağlıklı ilerlemesini destekler.</p>

<p>Bunun yanı sıra terapi yalnızca bireysel sorunlar için değil, ilişkisel süreçler için de oldukça etkilidir. Çift terapisi, aile danışmanlığı ve ilişki terapisi alanlarında yürüttüğüm çalışmalar, bireylerin hem kendileriyle hem de çevreleriyle daha sağlıklı bağlar kurmasına yardımcı olmaktadır. İlişkilerde yaşanan iletişim problemleri, güven sorunları ve duygusal kopukluklar, doğru terapi süreciyle büyük ölçüde iyileştirilebilir.</p>

<p>Günümüzde online terapi seçenekleri de oldukça yaygın hale gelmiştir. Yoğun iş temposu, şehir dışı yaşam ya da farklı nedenlerle yüz yüze terapiye katılamayan bireyler için online terapi etkili bir alternatif sunar. Doğru yapılandırıldığında online terapi, yüz yüze terapi kadar verimli sonuçlar sağlayabilir. Bu da daha fazla bireyin psikolojik destek sürecine erişimini kolaylaştırmaktadır.</p>

<p>Yaklaşık 5 yılı aşkın mesleki deneyimim boyunca binlerce seans gerçekleştirdim ve bu süreçte şunu net bir şekilde gözlemledim: İnsanlar değişebilir, gelişebilir ve daha sağlıklı bir yaşam kurabilir. Ancak bu değişim, farkındalık ve doğru destek ile mümkün olur. Antalya uzman psikolog desteği, bu değişim sürecinde bireyin en güçlü rehberlerinden biridir.</p>

<p>Sonuç olarak, psikolojik destek almak bir zayıflık değil; aksine kendine yapılan en değerli yatırımlardan biridir. Eğer siz de hayatınızda tekrar eden sorunlar yaşıyor, kendinizi daha iyi anlamak istiyor ya da duygusal olarak daha dengeli bir yaşam kurmayı hedefliyorsanız, profesyonel destek almak önemli bir adımdır. Antalya’da sunduğumuz psikolojik danışmanlık hizmetleriyle, bireylerin kendilerini daha güçlü, daha dengeli ve daha bilinçli hissetmelerine katkı sağlamayı amaçlıyoruz.</p>

<p>Unutmayın, değişim her zaman mümkündür ve doğru destekle bu süreç çok daha sağlıklı ilerler.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/antalyada-psikolojik-destek-bilimsel-yaklasimla-saglikli-bir-yasam-mumkun</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/antalyada-psikolojik-destek-bilimsel-yaklasimla-saglikli-bir-yasam-mumkun.jpg" type="image/jpeg" length="13545"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlişkilerde Sağlıklı Bağ Kurmanın Yolu: Çift Terapisine Psikolojik Bir Bakış]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/iliskilerde-saglikli-bag-kurmanin-yolu-cift-terapisine-psikolojik-bir-bakis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/iliskilerde-saglikli-bag-kurmanin-yolu-cift-terapisine-psikolojik-bir-bakis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p>İnsan, doğası gereği bağ kurmaya ihtiyaç duyan bir varlıktır. <a href="https://ciftterapisiantalya.com/" rel="dofollow"><strong>Antalya çift terapisi</strong></a>, yakın ilişkiler, özellikle romantik birliktelikler, bireyin duygusal dünyasını doğrudan etkileyen en önemli alanlardan biridir. Ancak her ilişki, zaman zaman zorluklarla karşılaşabilir. Bu zorluklar çoğu zaman iletişim sorunları, anlaşılmama hissi, beklenti farklılıkları ve duygusal kopukluk şeklinde kendini gösterir.</p>

<p>Bir psikolog olarak klinik gözlemlerime dayanarak şunu rahatlıkla ifade edebilirim: İlişkilerde yaşanan problemlerin büyük bir kısmı, çözümsüz değildir. Ancak bu problemlerin sağlıklı şekilde ele alınmaması, zamanla daha derin çatışmalara ve duygusal uzaklaşmaya neden olabilir. Bu noktada profesyonel destek almak, ilişkinin yeniden yapılandırılması için güçlü bir adımdır.</p>

<p>Günümüzde <a href="https://ciftterapisiantalya.com/" rel="dofollow"><strong>Antalya çift terapisi</strong></a> hizmetlerine olan ilginin artması, çiftlerin artık ilişkilerine daha bilinçli bir perspektiften yaklaşmaya başladığını göstermektedir. Bu durum, psikolojik farkındalığın artması açısından oldukça değerli bir gelişmedir.</p>

<h2><a name="_w19cbhby8u4y"></a><strong>İlişkilerde Sorunlar Neden Ortaya Çıkar?</strong></h2>

<p>Her birey, kendi yaşam deneyimleri, aile yapısı ve kişilik özellikleri doğrultusunda ilişki kurar. Bu nedenle iki farklı bireyin bir araya gelmesi, beraberinde doğal olarak bazı uyum süreçlerini de getirir. Ancak bu süreç sağlıklı yönetilmediğinde sorunlar kaçınılmaz hale gelebilir.</p>

<p>İlişkilerde en sık karşılaşılan sorunların başında şunlar gelir:</p>

<p>● İletişim eksikliği veya yanlış iletişim</p>

<p>● Duyguların ifade edilememesi</p>

<p>● Empati kuramama</p>

<p>● Güven problemleri</p>

<p>● Geçmiş deneyimlerin ilişkiye yansıması</p>

<p>● Rol ve beklenti çatışmaları</p>

<p>Bu sorunlar başlangıçta küçük anlaşmazlıklar şeklinde ortaya çıksa da zamanla kronik hale gelebilir. Özellikle çözülmeyen tartışmalar, çiftler arasında birikerek duygusal mesafenin artmasına neden olur.</p>

<h2><a name="_b6jtjpv11nm6"></a><strong>Çift Terapisi Süreci Nasıl İşler?</strong></h2>

<p>Çift terapisi, sadece sorunları konuşmak değil, aynı zamanda bu sorunların altında yatan dinamikleri anlamak üzerine kurulu bir süreçtir. Terapide amaç, çiftlerin birbirini suçlaması değil; birbirini anlamasıdır.</p>

<p>Bir psikolog olarak terapi sürecinde öncelikle çiftin iletişim biçimini gözlemlerim. Partnerlerin birbirini nasıl dinlediği, nasıl tepki verdiği ve duygularını nasıl ifade ettiği oldukça belirleyicidir.</p>

<p>Terapi süreci genellikle şu aşamalardan oluşur:</p>

<h3><a name="_1qllqh5ro723"></a><strong>1. Farkındalık Kazanma</strong></h3>

<p>Çiftler, ilişkide yaşanan sorunların sadece karşı taraftan kaynaklanmadığını fark etmeye başlar. Bu aşama, değişimin en önemli adımıdır.</p>

<h3><a name="_ljnardcnwmwt"></a><strong>2. İletişim Becerilerinin Geliştirilmesi</strong></h3>

<p>Sağlıklı bir ilişki için en temel unsur iletişimdir. Terapide çiftlere etkin dinleme, ben dili kullanma ve empati kurma becerileri kazandırılır.</p>

<h3><a name="_5vqe7oj6adak"></a><strong>3. Duygusal Bağın Güçlendirilmesi</strong></h3>

<p>İlişkilerde zamanla zayıflayan duygusal bağ, terapi sürecinde yeniden inşa edilir. Partnerlerin birbirine karşı duyduğu anlayış ve yakınlık artırılır.</p>

<h3><a name="_5yxlyualllc6"></a><strong>4. Davranışsal Değişim</strong></h3>

<p>Çiftler, öğrendikleri yeni becerileri günlük hayatlarına entegre ederek ilişkilerinde kalıcı değişimler yaratır.</p>

<h2><a name="_lmfoshmjtr2o"></a><strong>Terapiye Ne Zaman Başvurulmalı?</strong></h2>

<p>Toplumda yaygın olan yanlış inanışlardan biri, terapiye yalnızca ciddi kriz durumlarında başvurulması gerektiğidir. Oysa terapi, bir “son çare” değil, bir “gelişim aracıdır”.</p>

<p>Aşağıdaki durumlarda çift terapisi almak oldukça faydalıdır:</p>

<p>● Sürekli tekrar eden tartışmalar</p>

<p>● İletişim kopukluğu</p>

<p>● Duygusal uzaklaşma</p>

<p>● Aldatma sonrası güven sorunları</p>

<p>● Evlilik öncesi uyum problemleri</p>

<p>● Ayrılık kararsızlığı</p>

<p>Bu gibi durumlarda erken müdahale, ilişkinin sağlıklı şekilde devam etmesini sağlar.</p>

<h2><a name="_a5abhki1p76m"></a><strong>Antalya’da Çift Terapisinin Önemi</strong></h2>

<p>Bölgesel olarak değerlendirildiğinde, <strong>Antalya çift terapisi</strong> hizmetlerinin giderek daha fazla tercih edildiğini gözlemliyoruz. Bunun en önemli nedenlerinden biri, bireylerin psikolojik destek alma konusundaki farkındalığının artmasıdır.</p>

<p>Antalya gibi büyük ve dinamik bir şehirde yaşam, beraberinde yoğun stres faktörlerini de getirmektedir. İş hayatı, sosyal çevre ve günlük sorumluluklar, çiftlerin ilişkilerine yeterince zaman ve enerji ayıramamasına neden olabilir. Bu durum da zamanla ilişkide kopukluklara yol açabilir.</p>

<p>Bu noktada çift terapisi, ilişkilerin yeniden dengelenmesi için önemli bir destek mekanizması sunar.</p>

<h2><a name="_lb746x8ec2a4"></a><strong>Çift Terapisinin Sağladığı Kazanımlar</strong></h2>

<p>Çift terapisi sürecini tamamlayan bireylerde gözlemlenen en önemli değişimler şunlardır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>● Daha sağlıklı iletişim kurma becerisi</p>

<p>● Empati düzeyinde artış</p>

<p>● Duyguların daha açık ifade edilmesi</p>

<p>● Çatışmaları yapıcı şekilde çözebilme</p>

<p>● İlişkide güvenin yeniden inşa edilmesi</p>

<p>Bunun yanı sıra, bireyler sadece partnerleriyle değil, genel yaşamlarında da daha sağlıklı ilişkiler kurmaya başlar.</p>

<h2><a name="_j1ktzptdi8of"></a><strong>Sonuç: İlişkiyi Onarmak Mümkün</strong></h2>

<p>Her ilişki zaman zaman zorluklardan geçebilir. Önemli olan bu zorlukları görmezden gelmek değil, doğru şekilde ele almaktır. Psikolojik destek almak, ilişkinin zayıfladığını değil; aksine onu güçlendirmek için çaba gösterildiğini ifade eder.</p>

<p>Bir psikolog olarak şunu vurgulamak isterim: İlişkilerde değişim mümkündür. Doğru yaklaşım, sağlıklı iletişim ve profesyonel destek ile çiftler, ilişkilerini yeniden yapılandırabilir ve daha güçlü bir bağ kurabilir.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki, sağlıklı bir ilişki tesadüf değil, emek ve farkındalık gerektiren bir süreçtir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/iliskilerde-saglikli-bag-kurmanin-yolu-cift-terapisine-psikolojik-bir-bakis</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/iliskilerde-saglikli-bag-kurmanin-yolu-cift-terapisine-psikolojik-bir-bakis.jpg" type="image/jpeg" length="61561"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görenek, Amerikan Aritmi Derneği’nde Komite Üyeliğine Seçildi]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/gorenek-amerikan-aritmi-derneginde-komite-uyeligine-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/gorenek-amerikan-aritmi-derneginde-komite-uyeligine-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Bülent Görenek, Amerika Birleşik Devletleri’nin Şikago kentinde birkaç gün önce düzenlenen ve Amerikan Aritmi Kongresi olarak bilinen Heart Rhythm Society 2026 Kongresi’nde (HRS) komite üyeliğine seçildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Prof. Dr. Bülent Görenek, Amerika Birleşik Devletleri’nin Şikago kentinde birkaç gün önce düzenlenen ve Amerikan Aritmi Kongresi olarak bilinen Heart Rhythm Society 2026 Kongresi’nde (HRS) komite üyeliğine seçildi.</p>

<p>Bu görev kapsamında Prof. Dr. Görenek’in, önümüzdeki yıl San Francisco’da düzenlenecek Amerikan Aritmi Kongresi’nin bilimsel organizasyonunda görev alacak kurulda yer alacağı bildirildi.</p>

<p>Söz konusu kongrede Profesör Dr. Bülent Görenek ayrıca, Avrupa Aritmi Birliği’nin gelecek başkanı Prof. Dr. Haran Burri ile birlikte bilimsel bir oturuma da başkanlık yaptı. Bu önemli oturum, Avrupa ve Amerika’daki aritmi uzmanları arasındaki bilimsel iş birliğinin güçlendirilmesi açısından dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Görenek, HRS 2026 Kongresi’nden bir hafta kadar önce ise Paris’te düzenlenen Avrupa Aritmi Kongresi’nde (EHRA) konuşmacı olarak yer almıştı. Bu toplantıda, kalp pili ve implante edilebilir kardiyak cihaz taşıyan hastalarda manyetik rezonans görüntüleme — MR — güvenliği konusunda bilimsel bir sunum yapmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/gorenek-amerikan-aritmi-derneginde-komite-uyeligine-secildi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/gorenek-amerikan-aritmi-derneginde-komite-uyeligine-secildi.jpg" type="image/jpeg" length="70535"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/optisyenlerden-sahte-gunes-gozlugu-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/optisyenlerden-sahte-gunes-gozlugu-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van'da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Van'da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Kentte havaların ısınmasıyla birlikte artış gösteren güneş gözlüğü kullanımı, merdiven altı ürün tehlikesini de beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri, bijuteri ve sokak tezgahlarında satılan kalitesiz gözlüklerin göz sağlığını korumak yerine kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yeni sezon hazırlıklarının tamamlandığı kentte, optik mağazalarında yoğunluk yaşanırken uzmanlar, vatandaşların bilinçsiz seçimlerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve camları işlevsiz ürünlerin uzun vadede ciddi göz kusurlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi.</p>

<p>'Güneş gözlüğü, gözü zararlı ışınlardan korur'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İHA muhabirine konuşan Optisyen Uğur Özbek, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, bir sağlık gereci olduğunu belirtti. Yeni sezonla ilgili tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ifade eden Optisyen Özbek, 'Şu an yeni sezonla ilgili süreç başladı ve ürünlerimizin tamamı dizildi. Stoklarımızı hazırladık; gelen misafirlerimize ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yeni sezonda öncelikle kaliteli, markalı ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin kullanılmasını öneriyoruz. Bu sezon özellikle bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Güneş gözlüğü, gözü zararlı UV ışınlarından korur. Bu nedenle başta uzun yol şoförlerimiz olmak üzere; çocuklardan yetişkinlere, tüm gençlerimize ve her yaş grubuna güneş gözlüğü kullanmasını tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü alırken ürünün orijinalliğine ve camların UV koruma özelliğine mutlaka dikkat edilmelidir' dedi.</p>

<p>'Tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır'</p>

<p>İşportada veya kozmetik mağazalarında satılan gözlüklerin göz sağlığı için büyük risk taşıdığını dile getiren Özbek, 'Gözlük alırken tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır. Kozmetik mağazası gibi yerlerde satılan ürünler orijinal değildir; bunların hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı gibi garantileri de yoktur. Camları işlevsiz olan bu basit gözlükleri kesinlikle önermiyoruz. Göz sağlığı için gözlüğün mutlaka bir optisyenden, profesyonel bir optik mağazasından alınması gerekmektedir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/optisyenlerden-sahte-gunes-gozlugu-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/optisyenlerden-sahte-gunes-gozlugu-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="97751"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kolon kanserinde erkeklerde risk daha fazla']]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/kolon-kanserinde-erkeklerde-risk-daha-fazla</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/kolon-kanserinde-erkeklerde-risk-daha-fazla" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşam boyu kolon kanseri gelişme ihtimalinin erkeklerde yüzde 4.5, kadınlarda ise yüzde 3.2 olduğunu belirten Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, 'Ailesinde kolorektal (kolon) kanser öyküsü, inflamatuvar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crolin hastalığı gibi), kalıtsal genetik bozukluğu olanlar (ailesel polipozis sendromu varlığı gibi), işlenmiş ve hayvansal gıdaları aşırı tüketenler, meyve ve sebzeleri az tüketenler, sigara kullananlar, ailesinde meme yumurtalık ve rahim ağzı kanseri olan kişiler kolon kanseri açısından risk grubundadır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşam boyu kolon kanseri gelişme ihtimalinin erkeklerde yüzde 4.5, kadınlarda ise yüzde 3.2 olduğunu belirten Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, 'Ailesinde kolorektal (kolon) kanser öyküsü, inflamatuvar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crolin hastalığı gibi), kalıtsal genetik bozukluğu olanlar (ailesel polipozis sendromu varlığı gibi), işlenmiş ve hayvansal gıdaları aşırı tüketenler, meyve ve sebzeleri az tüketenler, sigara kullananlar, ailesinde meme yumurtalık ve rahim ağzı kanseri olan kişiler kolon kanseri açısından risk grubundadır' dedi.</p>

<p>Liv Hospital Samsun Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Kliniği'nden Prof. Dr. Serdar Yol, açıklamalarda bulundu. Kolon kanserinin (kolorektal kanser) birçok belirtisi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yol, bunların başında yeni başlayan kabızlık veya sık tuvalete gidip tam rahatlayamama, dışkının incelmesi, makattan kan gelmesi veya dışkının kanlı olması, kansızlık, karın ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı geldiğini ifade etti.</p>

<p>'Sigara kullananlar risk altında'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşam boyu kolorektal (kolon) kanser gelişme ihtimalinin erkeklerde yüzde 4.5, kadınlarda ise yüzde 3.2 olduğunu dile getiren Prof. Dr. Serdar Yol, 'Ailesinde kolorektal kanser öyküsü, inflamatuvar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crolin hastalığı gibi), kalıtsal genetik bozukluğu olanlar (ailesel polipozis sendromu varlığı gibi), işlenmiş ve hayvansal gıdaları aşırı tüketenler, meyve ve sebzeleri az tüketenler, sigara kullanımı olanlar, ailesinde meme yumurtalık ve rahim ağzı kanseri olan kişiler kolon kanseri açısından risk grubundadır' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'Kişiye göre tedavi planlanıyor'</p>

<p>Kolon kanserinde en önemli tanı aracının kolonoskopi olduğunu anlatan Prof. Dr. Yol, ayrıca dışkıda gizli kan bakılması ile de tanı konabileceğini ifade etti. Tomografi ve dışkıda genetik testlerin de kullanılabileceğini aktaran Prof. Dr. Yol, 'Makattan kanaması olan her hastaya, birinci derece akrabasında kolorektal kanser öyküsü olmayanlarda 50 yaşından itibaren, birinci derece akrabasında kolorektal kanser öyküsü olanlarda ise akrabasında hastalığın ortaya çıktığı yaşın 10 sene öncesinden itibaren (genellikle 40 yaştan itibaren) kolonoskopi yapılmalıdır. Kolorektal kanserde tedavi, cerrahi öncelikle düşündürmekle birlikte kemoterapi ve radyoterapi ile kombine tedavi yöntemleri uygulanmakta, kişiye göre tedavi planlanmaktadır' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/kolon-kanserinde-erkeklerde-risk-daha-fazla</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/kolon-kanserinde-erkeklerde-risk-daha-fazla.jpg" type="image/jpeg" length="11452"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akciğer kanserinin en önemli nedeni sigara]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/akciger-kanserinin-en-onemli-nedeni-sigara</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/akciger-kanserinin-en-onemli-nedeni-sigara" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, akciğer kanserinin en önemli etkeninin sigara olduğunu belirterek, 'Sigara içen kişilerde risk, içmeyenlere göre belirgin şekilde artmaktadır. Sadece aktif içicilik değil, pasif sigara dumanına maruz kalmak da ciddi tehlike oluşturur' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, akciğer kanserinin en önemli etkeninin sigara olduğunu belirterek, 'Sigara içen kişilerde risk, içmeyenlere göre belirgin şekilde artmaktadır. Sadece aktif içicilik değil, pasif sigara dumanına maruz kalmak da ciddi tehlike oluşturur' dedi.</p>

<p>Sigaranın akciğer dokusuna doğrudan zarar verdiğini ve duman içerisinde çok sayıda kanserojen madde bulunduğunu ifade eden Metintaş, 'Akciğer kanseri vakalarının büyük genellikle en önemli risk faktörü sigaradır' uyarısında bulundu.</p>

<p>'Sigara bırakıldığında risk azalıyor'</p>

<p>Sigaranın bırakılmasıyla birlikte vücudun kendini onarmaya başladığını vurgulayan Metintaş, 'Uzun yıllar sigara kullanılmış olsa bile bırakıldıktan sonra akciğer kanseri riski zamanla azalmaya başlar. Bu nedenle sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir. Erken bırakılan her yıl, sağlık açısından önemli kazanç sağlar' diye konuştu.</p>

<p>'Sigara dışında da risk oluşturan etkenler var'</p>

<p>Akciğer kanserinin yalnızca sigaraya bağlı gelişmediğini, bazı çevresel faktörlerin de hastalık riskini artırdığını söyleyen Metintaş, 'Sigara en önemli etkendir ancak tek neden değildir. Özellikle asbest, hava kirliliği ve radon gazı gibi çevresel faktörler de akciğer kanseri gelişiminde rol oynayabilir. Sigara ile bu etkenlerin bir araya gelmesi riski daha da artırır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Kentsel dönüşüm ve hava kirliliğine dikkat'</p>

<p>Şehir yaşamında hava kirliliğinin giderek büyüyen bir sağlık sorunu haline geldiğini belirten Metintaş, 'Özellikle ince toz parçacıkları akciğerlerin en uç bölgelerine kadar ulaşabilir. Ayrıca gerekli önlemler alınmadan yapılan yıkım ve söküm çalışmaları sırasında ortaya çıkan tozlar da risk oluşturabilir' dedi.</p>

<p>'Topraktan gelen radon gazı da tehlikeli'</p>

<p>Doğal radyasyon kaynağı olan radon gazının bazı bölgelerde yüksek seviyelerde bulunabileceğini belirten Metintaş, özellikle zemin ve bodrum katlarda oturanların dikkatli olması gerektiğini kaydederek 'Radon gazı renksiz ve kokusuz olduğu için fark edilmez. Ancak uzun süre maruziyet akciğer kanseri riskini artırabilir. Bu nedenle yeni yapılarda zemin ölçümleri yapılması ve gerekirse havalandırma sistemleri kurulması önemlidir' dedi.</p>

<p>'Bu belirtileri hafife almayın'</p>

<p>Risk grubunda bulunan kişilerin bazı şikayetleri önemsemesi gerektiğini vurgulayan Metintaş, 'Öksürüğün karakter değiştirmesi, öksürükle kan gelmesi, yeni başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, hırıltılı solunum, iştahsızlık, kilo kaybı ve açıklanamayan halsizlik varsa mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır' diye konuştu.</p>

<p>'Biyopsiden korkmayın, geç kalmayın'</p>

<p>Toplumda biyopsi ile ilgili yanlış inanışların bulunduğunu belirten Metintaş, 'Akciğerden parça alınırsa kanser yayılır düşüncesi tamamen yanlıştır. Bu yanlış inanış tanının gecikmesine ve hastalığın ilerlemesine neden olabilir. Erken tanı hayat kurtarır' dedi.</p>

<p>'Tedavide umut veren gelişmeler var'</p>

<p>Akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda büyük ilerlemeler yaşandığını ifade eden Metintaş, 'Kemoterapi, akıllı ilaçlar, immünoterapi, gelişmiş radyoterapi yöntemleri ve robotik cerrahi sayesinde bugün çok daha başarılı sonuçlar alıyoruz. Artık tedavi standart değil, kişiye özel planlanıyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, akciğer kanserinde başarının anahtarının erken tanı ve farklı branşların birlikte çalıştığı multidisipliner yaklaşım olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/akciger-kanserinin-en-onemli-nedeni-sigara</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/akciger-kanserinin-en-onemli-nedeni-sigara.jpg" type="image/jpeg" length="81750"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
