<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Esgazete -Eskişehir Haber, Eskişehir Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.esgazete.com</link>
    <description>Eskişehir haberleri, son dakika ve flaş haberleri, Eskişehirspor haberleri ve Eskişehir’in öne çıkan gelişmeleri internet haber sitemiz esgazete.com’da</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.esgazete.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 11:54:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, 'Gebeyken immünoterapi (polen alerjisi aşı tedavisi) başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, 'Gebeyken immünoterapi (polen alerjisi aşı tedavisi) başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz' dedi.</p>

<p>Bahar aylarının gelmesiyle ortaya çıkan polen alerjisi, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkisiyle artık daha erken dönemlerde başlıyor. Burun akıntısı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, hastaların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Semptomlar çoğu zaman medikal tedaviyle kontrol altına alınabilirken, ileri vakalarda alerjik astım ve nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler görülebiliyor. Uzmanlar, bu hastalara aşı tedavisi önerdiklerini fakat sürecin uzun ve sabır gerektirdiğini belirtiyor. İmmünoloji uzmanları, aşı tedavisinin hamilelerde önerilmediğini belirtirken, tedaviye başlanmışsa devam edilmesinde genellikle bir sakınca olmadığını ancak yine de tercih edilmediğini ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte polen mevsimi de biraz hareketlendi'</p>

<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, polen alerjisinin her yıl zamanının değiştiğini söyledi. Soyyiğit, 'Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte aslında polen mevsimi de biraz hareketlendi, biraz daha öne kaydı, biraz daha uzadı. Ama bu yıl daha erken geldi. O yüzden hastalarımızın da polikliniklerde sayısı arttı' diye konuştu.</p>

<p>Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık gibi semptomlarla alerjinin kendini gösterdiğini dile getiren Soyyiğit, bazı kişilerde daha ağır seyrettiğini, nefes darlığı ve mevsimsel astım gibi şikayetlerin olduğunu ifade etti.</p>

<p>'Sosyal problemler yaşıyorlar'</p>

<p>Soyyiğit, alerjinin hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirterek, 'Burun tıkanıklığı varsa, sabah yorgun uyanıyor, halsiz oluyor, iş performansı düşüyor. Toplum içinde birtakım sıkıntılar yaşıyor. İşe gitmekte sürekli hapşırıyor çünkü hasta. İş yerinde diyor ki 'Hocam ben grip mi oldum, grip zannediyorlar beni, bulaştıracaksın' diyorlar. Böyle sosyal problemler de yaşıyorlar açıkçası. 'Çalışamıyorum, çok önemli bir görevdeyim' diyorlar. 'Ne yapacağım hocam bunun çaresi yok mu' diye bize geliyorlar' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor'</p>

<p>Geç kalınmadan hastaneye gelinmesi gerektiğinin altını çizen Soyyiğit, 'Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor. Yani belirtileri tanımakla. Bunu polen mevsimiyle ilişkilendirdiğimizde evet hasta bize geliyor. 'Polen mevsiminde şikayetlerim artıyor, bu tip şikayetlerim var' diye. Ama kışa da yayılabiliyor artık bu şikayetler. Alerjik şikayetleri varsa anlattığım şekilde alerji uzmanına başvurmaları önemli. Önemli olan hem şikayetlerini azaltmak hatta gidermek tamamen ve yaşam kalitesini artırmak hastamızın' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Medikal tedavilerin bazı hastalar için yeterli olmadığını aktaran Soyyiğit, 'Antihistaminik dediğimiz ilaçları aldıklarında uyku eğilimleri oluyor. Araba kullanamıyorlar. İş nedeniyle problem olabiliyor. Ya net ki yaşarsak ya da kontrol altına alamazsak şikayetleri. O zaman diyoruz ki sizin bir aşı şansınız da var' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'Aşı tedavisinde 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler'</p>

<p>Soyyiğit, aşı tedavisine başvurmak isteyen hastaların sabırlı olması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>'Hastalığı tamamen de tedavi edebilecek bir yöntem. Tabii ki doğru uzman ve doğru tedavi seçimiyle ve uzman gözetimi de yapılır ise. Hastalarımızın bilmesi gereken bu tedavi için sabır gerekiyor. Uzun süreli bir tedavi çünkü bağışıklık üzerinde biz o alerjeni aslında hastaya küçük dozlarda vererek tanıtıyoruz. Bu süreçte 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler. Bir doz artışı dönemi oluyor sonra aylık geliyorlar bize. Tabii ki yan etkisi poleni tanıttığımız için küçük dozlarda alerjik reaksiyon riski.'</p>

<p>'Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz'</p>

<p>Hamile hastalar için de aşının birtakım riskleri olabildiğini anlatan Soyyiğit, 'Gebelikte aslında immünoterapi daha önce başlandıysa güvenle devam edilebilir diye klasik bir bilgi var. Ancak burada hastanın tercihi önemli. Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ağır alerjik reaksiyonlar nedeniyle. Ama başladığımız bir tedaviye devam edebiliriz. Bunu da hastayla konuşarak, onamını alarak, istişare ederek. Çünkü nadir de olsa alerjik reaksiyon görürsek, yapacağımız ilaçlarında tabii bebeği etkileme riski olabilir. O yüzden istiyoruz ki en hastalarımız o dönemde gebe olmasalar daha güvenle gidebiliriz' diye konuştu.</p>

<p>'Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir'</p>

<p>Soyyiğit, medikal tedaviler ve aşının yanı sıra, günlük hayatta da alınması gereken önlemlere ilişkin şunları söyledi:</p>

<p>'Polen uçuştuğu zamanlarda aslında dışarıda çok olmamak önerilir ama bu mümkün değil. Sabah saatlerinde özellikle evde camı açmamak gibi. Dışarıda mecburen alıyoruz. Ama eve geldiğimizde üstümüzü çıkarmak, duş almak, ayakkabılarla çok eve girişi sağlamamak. Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir. Dışarıda çamaşır kurutulmamalı. Arabalarda polen filtresini kullanılmalı. Bunlar önem arz ediyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/gebeyken-polen-alerjisi-tedavisine-baslanmamali.jpg" type="image/jpeg" length="97898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kumar bağımlılığı 'teknoloji pandemisi'ne dönüştü]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/kumar-bagimliligi-teknoloji-pandemisine-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/kumar-bagimliligi-teknoloji-pandemisine-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Arel Üniversitesi ve Yeşilay iş birliğiyle düzenlenen 'Bağımlılık Sempozyumu', geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Dijitalleşen dünyada kumar, teknoloji ve madde bağımlılığını ele alan uzmanlar, 'toplumsal farkındalık' çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Arel Üniversitesi ve Yeşilay iş birliğiyle düzenlenen 'Bağımlılık Sempozyumu', geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Dijitalleşen dünyada kumar, teknoloji ve madde bağımlılığını ele alan uzmanlar, 'toplumsal farkındalık' çağrısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tepekent Kemal Gözükara Yerleşkesi'nde düzenlenen sempozyumun açış konuşmasını yapan İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Muzaffer Şahin, bağımlılığın gelişim sürecine dikkat çekerek, empati vurgusu yaptı. Şahin, 'Hiç kimse bir sabah uyandığında bağımlı olmayı seçmez. Bu bir süreçtir' diyerek, doğru dinleme ve empatinin iyileştirici gücüne değindi. Geleceğin psikologlarına seslenen Şahin, beklenen toplumsal değişimin bizzat onların ellerinde yükseleceğini belirtti.</p>

<p>'Bağımlılığa kaptırdığımız her genç, kaybedilmiş bir vatan toprağıdır'</p>

<p>Yeşilay Büyükçekmece Şube Başkanı Recep Çalışkan, bağımlılıkla mücadeleyi bir vatan savunması olarak nitelendirdi. Çalışkan, Yeşilay'ın sağlıklı nesiller yetiştirme vizyonu doğrultusunda bilimsel temelli bir strateji yürüttüklerini ifade ederek, uzman psikolog kadroları ve modern rehabilitasyon alanlarıyla her türlü bağımlılığa karşı mücadeleye hazır olduklarını vurguladı.</p>

<p>'Neredeyse kazandım' illüzyonu tuzağa çekiyor</p>

<p>Sempozyumun ilk oturumunda kumar bağımlılığının nörolojik boyutlarını mercek altına alan Dr. Öğretim Üyesi Eren Murat Dinçer, kumarın beyindeki dopamin yollarını madde bağımlılığıyla aynı mekanizma üzerinden uyardığını vurguladı. Kumarı 'beyindeki haz merkezi ile karar verme mekanizması arasındaki dengenin bozulması' olarak tanımlayan Dinçer, bireyleri bu tehlikeli döngüde hapseden üç temel bilişsel yanılgıya dikkat çekti. Belirsizliğin oluşturduğu adrenalinle kontrolün kaybedilmesine neden olan 'neredeyse kazandım' illüzyonu, geçmişteki kayıpların gelecekteki şansı artıracağına dair bilimsel temeli olmayan 'kumarbaz yanılgısı' ve kaybedileni geri alma umuduyla kontrolsüz risklerin alındığı 'telafi tuzağı', bağımlılık sürecini tetikleyen en kritik risk faktörleri olarak açıklandı.</p>

<p>'Kaybettikçe kazanma sıram geliyor' düşüncesi yaygın</p>

<p>Klinik Psikolog Fatihcan Öncü, kumarın tarihsel serüveninden günümüzün dijital dünyasına uzanan bir köprü kurdu. 17'nci yüzyılda resmileşen kumarın bugün bir 'teknoloji pandemisi' halini aldığını belirten Öncü, 'Kaybettikçe kazanma sıram geliyor' düşüncesinin bilimsel hiçbir karşılığı olmayan bir safsata olduğunu hatırlattı.</p>

<p>'Madde kullanımı yumuşatılmış bir öz kıyım eşdeğeri'</p>

<p>İkinci oturumda söz alan Psikiyatrist Prof. Dr. Defne Tamar Görol ise, madde bağımlılığının psikolojik arka planına dair sarsıcı bir tespitte bulunarak, 'Madde kullanımı zamana yayılmış bir intihardır' dedi.</p>

<p>Klinik gözlemlerin madde kullanımını 'yumuşatılmış bir öz kıyım eşdeğeri' olarak tanımladığını belirten Görol, tedavi sürecinde bireyin kendine zarar verme ve kendini cezalandırma mekanizmalarının mutlaka analiz edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Kurtuluşun anahtarı 'Hayır' demeyi öğrenmek</p>

<p>Bağımlılıkla mücadelede önleyici iradenin önemine değinen Prof. Dr. Duran Çakmak, toplumsal bilincin en temel adımının bireylerin 'hayır' demeyi öğrenmesi olduğunu ifade etti. Çakmak, tedaviden önce bağımlılık geliştiren davranışın oluşmasını engellemenin kritik olduğunu belirtti.</p>

<p>Sempozyumda farklı bağımlılıklar da ele alındı</p>

<p>Sempozyumun son oturumunda bağımlılığın farklı yüzleri ele alındı. Klinik Psikolog Özge Dayıoğlu, romantik ilişkilerde sıkça rastlanan 'eş bağımlılık' kavramına değinerek, partnerine aşırı odaklanma ve ayrılık korkusuyla şekillenen bu durumun kişiyi bir duygusal hapse sürüklediğini, sağlıklı bir ilişkinin ancak özsaygı ve bireyselliğin korunmasıyla mümkün olabileceğini vurguladı. Davranışsal bağımlılıkların nörolojik etkilerine dikkat çeken Doç. Dr. Özlem Kızılkurt, pornografinin beynin ödül sistemini sürekli uyardığını ve tıpkı madde bağımlılığında olduğu gibi zamanla bir 'tolerans' ve 'aşerme' süreci oluşturduğu konusunda kritik uyarılarda bulundu.</p>

<p>Kumar bağımlılığının psikolojik döngüsünü özetleyen Klinik Psikolog Ahmet Yılmaz ise, oluşturulan heyecan ve risk alma güdüsünün bireyi kayıplarını görmezden gelmeye iterek sistemin içinde tutsak ettiğini ifade etti. Uzmanların ortak vurgusu, bu sinsi döngülerin fark edilmesinin iyileşme sürecindeki hayati önemi oldu.</p>

<p>Sempozyum, modern çağın getirdiği bu yeni nesil bağımlılıklara karşı akademik iş birliği ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiği mesajıyla sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/kumar-bagimliligi-teknoloji-pandemisine-donustu</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/kumar-bagimliligi-teknoloji-pandemisine-donustu.jpg" type="image/jpeg" length="65393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düşük FODMAP diyetiyle İBS şikayetleri azalabilir]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/dusuk-fodmap-diyetiyle-ibs-sikayetleri-azalabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/dusuk-fodmap-diyetiyle-ibs-sikayetleri-azalabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Diyetisyeni Deniz Mutluer, İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) ve beslenme tedavisine dair önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>  Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Diyetisyeni Deniz Mutluer, İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) ve beslenme tedavisine dair önemli açıklamalarda bulundu.<br />
Diyetisyen Deniz Mutluer, toplumda yaygın görülen İrritabl Bağırsak Sendromu'nun, fonksiyonel bir bağırsak hastalığı olduğunu aktararak; hastalığın özellikle karında gaz, şişkinlik, düzenli seyreden ishal ve kabızlık gibi belirtilerle ortaya çıktığını ifade etti.<br />
<br />
Stres ve yemek sonrası şikayetler artıyor<br />
IBS semptomlarının stresli dönemlerde ve yemek sonrasında artış gösterdiğine dikkat çeken Mutluer, "Bu hastalık kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir" dedi.<br />
<br />
IBS tedavisinde düşük FODMAP diyeti öne çıkıyor<br />
İrritabl bağırsak sendromunun beslenme ile tedavisinde en etkili yöntemlerden birinin düşük FODMAP diyeti olduğunu belirten Mutluer, şu bilgileri paylaştı:<br />
"FODMAP'ler; ince bağırsakta zor sindirilen ve kalın bağırsakta fermente olan kısa zincirli karbonhidratlardır. Bu grup; fermente olabilen oligosakkaritler, disakkaritler, monosakkaritler ve poliollerden oluşur."<br />
<br />
İlk aşamada bazı besinler tamamen çıkarılıyor<br />
Düşük FODMAP diyetinin ilk aşamasının 2 ila 6 hafta sürdüğünü söyleyen Mutluer, bu süreçte yüksek FODMAP içeren besinlerin diyetten çıkarıldığını belirterek, "Buğday, arpa, çavdar, elma, armut ile süt ve süt ürünleri gibi besinler bu dönemde tüketilmez. Amaç, bağırsakların rahatlamasını sağlamaktır" şeklinde konuştu.<br />
Eliminasyon sürecinin ardından besinlerin tek tek yeniden diyete eklendiğini ifade eden Mutluer, "Bu sayede kişinin hangi besinlere karşı hassasiyet geliştirdiği belirlenir. Sonrasında tamamen bireye özel bir beslenme planı oluşturularak hem şikayetlerin azaltılması hem de yaşam kalitesinin artırılması hedeflenir" diye konuştu. IBS'nin tamamen ortadan kaldırılmasının her zaman mümkün olmadığını sözlerine ekleyen Diyetisyen Mutluer, doğru beslenme ve stres yönetimi ile semptomların büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/dusuk-fodmap-diyetiyle-ibs-sikayetleri-azalabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/dusuk-fodmap-diyetiyle-ibs-sikayetleri-azalabilir.jpg" type="image/jpeg" length="96816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'İlişkileri tehdit eden sessizlik' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/uzmanindan-iliskileri-tehdit-eden-sessizlik-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/uzmanindan-iliskileri-tehdit-eden-sessizlik-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil, ilişkilerin toplumda sık bilinenin aksine her zaman kavgayla bitmediğini belirterek çiftler arasında konuşulmayan duygulara dikkat çekti. İlişkilerde fark edilmeden ilerleyen duygusal uzaklaşma tehlikesi hakkında uyarıda bulunan Çokaygil, 'İlişkiler çoğu zaman büyük kavgalarla değil, konuşulamayan duygular nedeniyle zayıflar. Aynı evde olup duygusal olarak uzaklaşmak sessiz kopuşun en önemli göstergesidir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil, ilişkilerin toplumda sık bilinenin aksine her zaman kavgayla bitmediğini belirterek çiftler arasında konuşulmayan duygulara dikkat çekti. İlişkilerde fark edilmeden ilerleyen duygusal uzaklaşma tehlikesi hakkında uyarıda bulunan Çokaygil, 'İlişkiler çoğu zaman büyük kavgalarla değil, konuşulamayan duygular nedeniyle zayıflar. Aynı evde olup duygusal olarak uzaklaşmak sessiz kopuşun en önemli göstergesidir' dedi.</p>

<p>'Sessiz kopuş, partnerlerin ilişki içinde kalmaya devam ederken psikolojik olarak birbirlerinden uzaklaşmalarıdır'</p>

<p>Romantik ilişkilerde ayrılıkların her zaman açık bir çatışma ile gerçekleşmediğini belirten Çokaygil, 'Bazı ilişkilerde fiziksel birliktelik devam ederken, duygusal bağ giderek zayıflar. Bu süreç literatürde sıklıkla duygusal uzaklaşma (emotional disengagement) ya da halk arasında tanımlandığı şekliyle sessiz kopuş olarak ifade edilir. Sessiz kopuş, partnerlerin ilişki içinde kalmaya devam ederken psikolojik olarak birbirlerinden uzaklaşmalarıdır. Bu durum, ilişkinin görünürde devam etmesine rağmen bağlanma, yakınlık ve karşılıklı duygusal paylaşımın azalmasıyla karakterizedir' diye konuştu.</p>

<p>İhtiyaçlar karşılanmayınca geri çekilme başlıyor</p>

<p>Bağlanma kuramına göre bireylerin ilişkilerinde anlaşılma, kabul görme ve güven ihtiyacı duyduğunu belirten Çokaygil, 'Bu ihtiyaçların uzun süre karşılanmaması, bireyde kaçınma davranışlarının gelişmesine yol açabilir. Kaçınma, çoğu zaman doğrudan ilişkiyi sonlandırmak yerine, duygusal geri çekilme şeklinde ortaya çıkar' diye konuştu.</p>

<p>Tartışmalardan kaçınma, empati eksikliği, gelecek planlarının konuşulmaması</p>

<p>Sağlıklı ilişkilerin temelinde açık iletişim olduğunu vurgulayan Çokaygil, 'Duyguların ifade edilemediği ilişkilerde bireyler zamanla içe kapanmaya başlar. Bu süreçte kişiler ilişkiye yaptığı yatırımı azaltmaya başlar, tartışmalardan kaçınır ve psikolojik mesafeyi bir savunma olarak kullanır. Sessiz kopuş yaşayan çiftlerde duygusal paylaşımların azalması, partnerin iç dünyasına ilginin kaybolması, tartışmalardan kaçınma, empati eksikliği, geleceğe dair planların konuşulmaması ve birlikteyken yalnız hissetme gibi ortak belirtiler görülür' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Bu durum geri döndürülebilir'</p>

<p>Sessiz kopuşun ilişkisel tükenmişliğin bir göstergesi olduğunu ancak geri döndürülebilir olduğunu belirten Çokaygil, 'Doğru müdahale ile ilişki yeniden güçlenebilir. Çift terapilerinde temel hedef, partnerler arasında yeniden duygusal farkındalık oluşturmak, güvenli iletişim alanı inşa etmek, ifade edilmeyen duyguları görünür kılmak ve empatik bağ kurmayı güçlendirmektir' dedi.</p>

<p>'Ben dili ilişkileri güçlendiriyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmalara göre duyguların suçlayıcı olmayan bir dille ifade edilmesinin ilişkisel doyumu artırdığını belirten Çokaygil, 'Ben dili kullanmak, karşı tarafı savunmaya geçirmeden iletişimi güçlendirir. Araştırmalara göre duygular suçlayıcı olmayan bir dille ifade edildiğinde ilişkisel doyumu artırır. Örneğin 'Sen beni anlamıyorsun' demek yerine 'Kendimi anlaşılmamış hissediyorum' şeklinde ifade etmek, duygunun daha sağlıklı aktarılmasını sağlar' dedi.</p>

<p>Bu yaklaşımın ilişkilerde çatışmayı derinleştirmek yerine çözümü kolaylaştırdığını vurgulayan Çokaygil, duyguların açık ve yargılayıcı olmayan bir şekilde ifade edilmesinin, çiftler arasındaki bağın yeniden güçlenmesine önemli katkı sağladığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/uzmanindan-iliskileri-tehdit-eden-sessizlik-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/uzmanindan-iliskileri-tehdit-eden-sessizlik-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="77154"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/tibbin-gucu-kadar-moralin-de-iyilestirici-bir-yonu-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/tibbin-gucu-kadar-moralin-de-iyilestirici-bir-yonu-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Muharrem Şenel, tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü olduğunu belirterek, Biz ameliyathanede kalpleri onarıyoruz. Asıl iyileşme, insanın sevdiklerini yanında hissetmesiyle başlar' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Muharrem Şenel, tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü olduğunu belirterek, Biz ameliyathanede kalpleri onarıyoruz. Asıl iyileşme, insanın sevdiklerini yanında hissetmesiyle başlar' dedi.</p>

<p>Eskişehir Kültür Sanat Derneği (ESKÜDER) ziyaretinde kalp ve damar hastalıkları ve tedavi çalışmaları hakkında bilgi veren Opr. Dr. Muharrem Şenel,'Biz hastalarımızı sadece ameliyat etmeyiz, hastalarımızın umuduna da dokunuruz. Hastalarımıza, 'Sen güçlü bir insansın, bu süreci de sabırla ve inançla atlatacaksın. Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var. Yalnız değilsin, biz buradayız, yanında olmaya devam edeceğiz. Ameliyathanede kalpleri onarıyoruz. Asıl iyileşme, insanın sevdiklerini yanında hissetmesiyle başlar. Senin yüreğin zaten çok güçlü. Bu zor günler geride kalacak, biz de hem doktorun hem dostun olarak hep yanında olacağız' deriz. Ben, koroner bypass ameliyatı, kalp kapak ameliyatı, şah damarı (karotis) ameliyatı, VATS, koltuk altı ve avuç içi aşırı terlemelerde klipsli endeskopik tedavi, atardamar tıkanıklıkları anjiyosu ve ameliyatı, varis ameliyatı yapıyorum. Kalp deliği, abdominal aort anevrizması, aort ve mitral kapak sorunu, iskemik kalp hastalığı gibi kalple ilgili konular ilgi alanıma giriyor'' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ziyaret ile ilgi açıklama yapan ESKÜDER Başkanı Gazi Durusu da, ''Hem kültür sanat dostluğu, hem de insan yaşamına dokunan bir mesleğin temsilcisiyle bir araya gelmek ESKÜDER için anlamlı bir an. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Doktor Muharrem Şenel, kalplere şifa veren, mesleğinde gösterdiği özveriyle birçok yaşama umut olmuş, dostluğu ve insanlığıyla da gönüllerde yer edinmiş, mesleğinin en iyisi olmuştur. Biz de ESKÜDER olarak böylesine çok değerli insanı aramızda görmekten büyük mutluluk ve onur duyduk'' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/tibbin-gucu-kadar-moralin-de-iyilestirici-bir-yonu-var</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/tibbin-gucu-kadar-moralin-de-iyilestirici-bir-yonu-var.jpg" type="image/jpeg" length="62397"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alkışlar minik oyuncular için yükseldi]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/alkislar-minik-oyuncular-icin-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/alkislar-minik-oyuncular-icin-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de Tepebaşı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen Nasreddin Hoca Tiyatro Festivali'nde minik öğrenciler, sergiledikleri sahne performanslarıyla izleyicileri hem güldürdü hem de düşündürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'de Tepebaşı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen Nasreddin Hoca Tiyatro Festivali'nde minik öğrenciler, sergiledikleri sahne performanslarıyla izleyicileri hem güldürdü hem de düşündürdü.</p>

<p>Tepebaşı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'nün hayata geçirdiği 'Sevgi Şehri Gönül Şehri Eskişehir'im' projesi kapsamında düzenlenen Nasreddin Hoca Tiyatro Festivali, Tepebaşı Halk Eğitim Merkezi salonunda gerçekleştirildi. Saat 10.00'da perdelerini açan etkinlik, gün boyu süren yoğun bir katılımla saat 16.00'ya kadar devam etti.</p>

<p>Miniklerin performansı tam not aldı</p>

<p>Türk kültürünün en önemli mizah ve bilgelik sembollerinden biri olan Nasreddin Hoca'nın unutulmaz fıkraları, festival çerçevesinde yeniden hayat buldu. İlkokulların drama ekiplerinde yer alan öğrencilerin sahnelediği oyunlar, izleyiciler tarafından büyük bir ilgiyle takip edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Veliler ve öğrenciler bir araya geldi</p>

<p>Programa ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin yanı sıra çok sayıda veli katılım sağladı. Salonu dolduran davetliler, öğrencilerin başarılı sahne performanslarını alkışlarla desteklerken, festival Eskişehir'in kültürel değerlerinin genç kuşaklara aktarılmasına vesile oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/alkislar-minik-oyuncular-icin-yukseldi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/04/agency/iha/alkislar-minik-oyuncular-icin-yukseldi.jpg" type="image/jpeg" length="15580"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu belirtiler varsa spora devam etmeyin uyarısı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/bu-belirtiler-varsa-spora-devam-etmeyin-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/bu-belirtiler-varsa-spora-devam-etmeyin-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Recep Kurnaz, diz ekleminde en sık görülen spor yaralanmalarından birinin menisküs yırtığı olduğunu belirterek, "Menisküsler diz sağlığı açısından kritik yapılardır. Bu nedenle oluşabilecek bir hasar, yalnızca ağrıya değil uzun vadede eklem problemlerine de neden olabilir" uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>  Acıbadem <strong>Eskişehir</strong> Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Recep Kurnaz, diz ekleminde en sık görülen spor yaralanmalarından birinin menisküs yırtığı olduğunu belirterek, "Menisküsler diz sağlığı açısından kritik yapılardır. Bu nedenle oluşabilecek bir hasar, yalnızca ağrıya değil uzun vadede eklem problemlerine de neden olabilir" uyarısında bulundu.<br />
Menisküslerin diz eklemi içinde uyluk kemiği ile kaval kemiği arasında yer alan ve adeta bir "yastık" görevi gören yapılar olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kurnaz, "Bu yapılar yük dağılımını dengeler, darbe emilimini sağlar ve eklem stabilitesine katkıda bulunur. Menisküste en sık ani dönme hareketleri, çömelme, sıçrama sonrası yanlış basma veya dize aşırı yük binmesi sonucu yırtıklar oluşabilir. Futbol, basketbol, voleybol ve kayak gibi sporlarda risk yüksek olsa da sporcu olmayan kişilerde de menisküs yırtığı gelişebilir. Ayrıca yaş ilerledikçe menisküs dokusu zayıflar ve daha basit hareketlerle dahi yırtık oluşabilir" dedi.<br />
<br />
Dizde kilitlenme ve takılma hissine dikkat<br />
Menisküs yırtıklarında en sık görülen belirtilerin dizde ağrı, şişlik, takılma hissi, kilitlenme ve hareket kısıtlılığı olduğunu belirten Kurnaz, "Özellikle merdiven çıkarken veya çömelirken ağrının artar. Bazı hastalarda dizde boşalma hissi de görülebilir. Yırtığın yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak kişi dizini tam açıp kapatmakta zorlanabilir. Bu durumda spora devam etmek ya da dizi zorlamak, yırtığın büyümesine neden olabilir" diye konuştu.<br />
<br />
İlk aşamada istirahat önemli<br />
Şikâyetler başladığında yapılması gereken en doğru yaklaşımın dizin zorlanmasını önlemek olduğunu belirten Kurnaz, "İlk aşamada istirahat, buz uygulaması ve elastik bandaj kullanımının fayda sağlayabilir. Ancak bu yöntem geçici rahatlama sağlar. Bu nedenle altta yatan sorun mutlaka bir ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Yırtığın tipi ve boyutu net olarak belirlendiğinde doğru tedavi planı oluşturulabilir. Erken tanı kıkırdak hasarı ve diz kireçlenmesi gibi ileri sorunların önüne geçilmesinde kritik rol oynar" ifadelerini kullandı.<br />
Kas güçlendirme egzersizlerinin diz çevresini desteklediğini belirten Kurnaz, "Ancak büyük, kilitlenmeye neden olan veya tedaviye yanıt vermeyen yırtıklarda artroskopik cerrahi gerekebilir" diye kaydetti.<br />
<br />
Basit önlemlerle korunmak mümkün<br />
Menisküs yaralanmalarını önlemek için spor öncesi ısınmanın büyük önem taşıdığını belirten Kurnaz, "Diz çevresi kaslarını güçlendiren egzersizlerin yaralanma riskini azaltır. Doğru teknikle spor yapmak, uygun ayakkabı seçimi ve ani, kontrolsüz hareketlerden kaçınmak da koruyucudur. Dizde ağrı, takılma veya hareket kısıtlılığı gibi belirtiler hafife alınmamalı. Erken dönemde uzman desteği almak, ileride oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçer ve kişinin aktif yaşamını korumasını sağlar" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/bu-belirtiler-varsa-spora-devam-etmeyin-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 20:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/bu-belirtiler-varsa-spora-devam-etmeyin-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="56723"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/ani-bas-donmesi-vertigo-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/ani-bas-donmesi-vertigo-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, 'Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz' dedi.</p>

<p>Santral ve kulak kaynaklı vertigo ayrımı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, 'KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında 'kulak kristallerinin oynaması' olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür.' İfadelerini kullandı.</p>

<p>Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV'nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir.'</p>

<p>Tanı ve tedavide manevralar kullanılıyor</p>

<p>Salahova, 'BPPV'nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor'dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, 'Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası' diye konuştu.</p>

<p>Hareketsizlik vertigoyu artırabilir</p>

<p>Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı</p>

<p>Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/ani-bas-donmesi-vertigo-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/ani-bas-donmesi-vertigo-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="32068"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulak temizlemek isterken işitmenizi kaybedebilirsiniz]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/kulak-temizlemek-isterken-isitmenizi-kaybedebilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/kulak-temizlemek-isterken-isitmenizi-kaybedebilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Acıbadem <strong>Eskişehir</strong> Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Tarık Yağcı, günlük hayatta farkında olmadan yapılan bazı alışkanlıkların kulak sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, "Kulak aslında kendi kendini temizleyebilen bir organdır. Kulak kiri sandığımız yapı ise dışarıdan gelen toz ve mikroorganizmaları tutarak kulağı koruyan doğal bir salgıdır. Bu nedenle kulağın içini temizlemeye çalışmak çoğu zaman faydadan çok zarar verir" dedi.<br />
Kulakların, çevreyle sağlıklı iletişim kurmayı sağlayan en önemli duyu organlarından biri olduğunu ifade eden Yağcı, "İşitme sayesinde konuşmaları anlayabilir, tehlikeleri fark edebilir ve sosyal yaşamımızı sürdürebiliriz. Ancak kulak sağlığı ihmal edildiğinde bu hassas yapı zarar görebilir ve işitme problemleri ortaya çıkabilir. Oysa düzenli ve basit önlemlerle kulak sağlığını korumak mümkündür" dedi.<br />
<br />
"Pamuklu çubuklar kiri daha derine itiyor"<br />
Kulak temizliği amacıyla kullanılan pamuklu çubukların ciddi risk oluşturduğunu vurgulayan Yağcı, "Pamuklu çubuklar kiri temizlemek yerine daha derine iter. Bu da tıkanıklığa, işitme azlığına, dolgunluk hissine ve bazen baş dönmesine neden olabilir. Daha da önemlisi kulak zarına zarar verme riski vardır. Bu nedenle kulak içine hiçbir yabancı cisim sokulmamalıdır" diye konuştu.<br />
<br />
"Yüksek ses ve kulaklık kullanımı da riskli"<br />
Günlük hayatta kulak sağlığını tehdit eden bir diğer önemli alışkanlığın ise yüksek ses maruziyeti olduğunu belirten Yağcı, "İç kulakta işitmeyi sağlayan hücreler oldukça hassastır. Uzun süre yüksek sese maruz kalmak bu hücrelerde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilir. Bu nedenle kulaklık kullanımında ses seviyesi düşük tutulmalı ve belirli aralıklarla mola verilmelidir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
"Çocuklarda belirtiler gözden kaçmamalı"<br />
Çocukluk döneminde kulak sağlığının ayrı bir önem taşıdığına dikkat çeken Yağcı, orta kulak enfeksiyonlarının sık görüldüğünü belirterek "Kulak ağrısı, ateş, huzursuzluk ve işitmede azalma gibi belirtiler görülebilir. Çocuklarda televizyonu yüksek sesle izleme veya isme tepki vermeme gibi durumlar fark edildiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar işitme kaybına ve konuşma gelişiminde gecikmeye yol açabilir" dedi.<br />
<br />
"Basit önlemlerle kulak sağlığınızı koruyabilirsiniz"<br />
Ani basınç değişimleri ve su teması gibi durumlara da dikkat çeken Yağcı, "Uçak yolculuğu veya dalış sırasında yutkunma ve sakız çiğneme basıncı dengelemeye yardımcı olabilir. Ayrıca yüzme sonrası kulakların nemli bırakılmaması enfeksiyon riskini azaltır" diye konuştu.<br />
<br />
"Erken tanı büyük önem taşıyor"<br />
Kulak sağlığını korumak için temel kuralları sıralayan Yağcı, "Kulak içine yabancı cisim sokulmamalı, pamuklu çubuk kullanılmamalı, yüksek sesten kaçınılmalı ve kulak enfeksiyonları ihmal edilmemelidir. En küçük şikayette bile doktora başvurmak, işitme sağlığının korunmasında kritik rol oynar" dedi.<br />
Sağlıklı kulakların yaşam kalitesinin önemli bir parçası olduğunu belirten Yağcı, kulak sağlığının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/kulak-temizlemek-isterken-isitmenizi-kaybedebilirsiniz</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/kulak-temizlemek-isterken-isitmenizi-kaybedebilirsiniz.jpg" type="image/jpeg" length="99133"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bülent Görenek Lizbon’da Ölümcül Çarpıntılarda Hayat Kurtaran İlaçları Anlattı]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/bulent-gorenek-lizbonda-olumcul-carpintilarda-hayat-kurtaran-ilaclari-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/bulent-gorenek-lizbonda-olumcul-carpintilarda-hayat-kurtaran-ilaclari-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehirli kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Bülent Görenek, Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin (ESC) önemli kongrelerinden biri olan ACVC 2026’da yaptığı sunumla uluslararası alanda dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong> Eskişehirli kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Bülent Görenek, Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin (ESC) önemli kongrelerinden biri olan ACVC 2026’da yaptığı sunumla uluslararası alanda dikkat çekti. Lizbon’da düzenlenen kongrede konuşmacı ve oturum başkanı olarak görev alan Görenek, ölümcül kalp ritim bozukluklarının tedavisinde ilaçların vazgeçilmez rolüne dikkat çekti.</p>

<p>20–21 Mart 2026 tarihlerinde Portekiz’in başkenti Lizbon’da gerçekleştirilen kongre, akut kardiyovasküler hastalıklar alanındaki en güncel bilimsel gelişmelerin ele alındığı önemli bir platform oldu. Dünyanın dört bir yanından uzmanların katıldığı toplantıda Türkiye’yi temsil eden Prof. Dr. Görenek, bilimsel katkısıyla öne çıktı.</p>

<h3><strong>“İlaç tedavisi temel yaklaşım olmaya devam ediyor”</strong></h3>

<p>Sunumunda özellikle ventriküler aritmiler olarak bilinen ölümcül kalp çarpıntılarına değinen Görenek, gelişen teknolojiye rağmen ilaç tedavisinin önemini koruduğunu vurguladı. Kateter ablasyonu, kalp pilleri ve implante edilebilir kardiyoverter defibrilatör (ICD) gibi ileri teknolojik yöntemlerde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Görenek, buna rağmen farmakolojik tedavinin hem akut hem de uzun vadeli süreçte temel rol oynadığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>“Acil durumlarda hayat kurtarıcı rol üstleniyor”</strong></h3>

<p>Özellikle yoğun bakım ve acil servislerde antiaritmik ilaçların hızlı etki göstermesi ve kolay uygulanabilir olması nedeniyle kritik öneme sahip olduğunu belirten Görenek, bu tedavilerin hayat kurtarıcı özellik taşıdığını dile getirdi.</p>

<h3><strong>“Doğru ilaç, doğru hasta, doğru zaman”</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Görenek, “Gelişen cihaz teknolojilerine rağmen ilaç tedavilerinden vazgeçemeyiz. Doğru hastada ve doğru zamanda kullanılan ilaç tedavisi hayat kurtarmaya devam ediyor” diyerek, bu yaklaşımın modern kardiyolojide temel bir ilke olduğunu vurguladı.</p>

<p>Uluslararası kongrede yaptığı sunumla hem Türkiye’yi hem de Eskişehir’i başarıyla temsil eden Görenek’in, kardiyoloji alanındaki bilimsel katkıları dikkat çekmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/bulent-gorenek-lizbonda-olumcul-carpintilarda-hayat-kurtaran-ilaclari-anlatti</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/bulent-gorenek-2.jpg" type="image/jpeg" length="53560"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı açıkladı: 'Bayramda kurulan ilişkiler ruh sağlığını güçlendiriyor']]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/uzmani-acikladi-bayramda-kurulan-iliskiler-ruh-sagligini-guclendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/uzmani-acikladi-bayramda-kurulan-iliskiler-ruh-sagligini-guclendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Medicana Hastanesi Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası işe dönüşte yaşanan isteksizliklerin oldukça normal olduğunu söyleyerek, 'Psikolojik olarak en sağlıklı bayram, kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Medicana Hastanesi Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası işe dönüşte yaşanan isteksizliklerin oldukça normal olduğunu söyleyerek, 'Psikolojik olarak en sağlıklı bayram, kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır' dedi.</p>

<p>Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramların bireylerin psikolojisi üzerinde genellikle olumlu etkiler oluştururken, bu dönemlerde artan sosyal etkileşim, kişilerin kendilerini bir gruba ait hissetmelerini sağlarken yalnızlık duygusunu azaltıyor. Aynı zamanda paylaşma ve empati gibi duyguların güçlenmesi, bireylerin kendilerini daha anlamlı ve değerli hissetmesine katkı sunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi'nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası uyum sürecine dikkat çekerek, 'Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir' dedi.</p>

<p>'Pozitif duyguları artırır'</p>

<p>Kerime Begüm Özkaya, bayramlarda kişinin aidiyet duygusunun arttığını belirterek, 'Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bu süreçte bireyler hem duygusal hem de sosyal açıdan daha yoğun bir dönemden geçiyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramlar, ruh sağlığını güçlendiren sosyal köprülerdir. Bayramlar sadece kültürel ve dini günler değil aynı zamanda insanların duygusal dünyasını güçlü şekilde etkileyen sosyal dönemlerdir. Bayramlar insanların psikolojisi üzerine genellikle olumlu ve güçlendirici etkileri oluşturur. Bayram psikolojisi bireylerin aidiyet, paylaşma, mutluluk, özlem ve hüzün gibi yoğun duygularını aynı anda yaşayabildiği bir süreçtir. Psikolojik açıdan değerlendirecek olursak, bayramlar kişilere aidiyet ve bağlılık duygusunu arttırır. Bayramlarda aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar olur. Bu durum kişi de bir yere ait olduğunu ve yalnız değilim duygusunu güçlendirir. Sosyal bağların güçlenmesi psikolojik dayanıklılığı ve pozitif duyguları arttırır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Kısa sürelide olsa iş stersiden uzaklaştırır'</p>

<p>Özkaya, bayramda insanların geçmişi ile bağ kurduğunu söyleyerek, 'Bayramlar günlük hayatın rutininden çıkmayı sağlar. Yeni kıyafetler, ikramlar, ziyaretler ve hediyeler gibi gelenekler dopamin ve serotonin gibi mutluluk hormonlarının artmasına yardımcı olur. Stres ve yorgunluğu azaltır. Bayram tatilleri ve sosyal ortamlar insanların iş ve hayat stresinden kısa süreli de olsa uzaklaşmanızı sağlar. Ruhsal rahatlama ve yenilenme hissini oluşturur. Paylaşma ve empatiyi güçlendirir. Bayramda ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, büyükleri ziyaret etmek gibi davranışlar işin empati ve merhamet duygusunu arttırır. Yardım etmek kişinin kendini daha değerli ve anlamlı hissetmesini sağlar. Kişide geçmişi ve hatırlarla bağ kurmayı sağlar. Bayramlar çoğu insanlar için çocukluğunu hatırlatan zamanlardır. Bu da kişide nostaljik ve sıcak duyguların yaşanmasını sağlar. Bayramlar bazı insanlar için de zorlayıcı olabilir. Her zaman herkes için aynı derecede mutlu geçmeyebilir. Yalnız yaşayan kişiler, yakınını kaybetmiş olanlar, aile ilişkileri zor olan kişiler, bayramlarda yalnızlık veya hüzün hissedebilir. Bu da gayet normaldir. Bu nedenle bayramlarda çevremizdeki insanları hatırlamak, bir telefon etmek ya da kısa bir ziyaret gerçekleştirmek bile kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir' diye konuştu.</p>

<p>'Bayram dönüşü işte yaşanan isteksizlik normaldir'</p>

<p>Bayram sonrası adaptasyon sürecinden bahseden Özkaya, 'Psikolojik olarak en sağlıklı bayram kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır. Ayrıca bahsetmek gerekirse bayram sonrası işe dönüşü yaşama isteksizlik oldukça normaldir. İnsan zihnin dinlenme ve sosyal bağların yoğun olduğu bir dönemden tekrar sorumlulukların olduğu bir ortama geçer. Bu da tabi ki zorlayıcıdır. Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir. Herkese huzurlu, sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/uzmani-acikladi-bayramda-kurulan-iliskiler-ruh-sagligini-guclendiriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/agency/iha/uzmani-acikladi-bayramda-kurulan-iliskiler-ruh-sagligini-guclendiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="26945"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erkeklerde diş estetiğinde yeni moda: Grillz]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/erkeklerde-dis-estetiginde-yeni-moda-grillz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/erkeklerde-dis-estetiginde-yeni-moda-grillz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erkeklerde diş estetiğinde son zamanlarda genellikle altın, gümüş gibi estetik metallerle kişiye özel üretilen ve dişlerin üzerine geçici olarak takılan 'grillz' rağbet görüyor. Doç. Dr. İlhan Metin Dağsuyu, 'Kökenini hip-hop kültüründen alsa da grillz bugün çok daha geniş bir erkek profili tarafından tercih ediliyor. Grillz, dişleri gizlemek için değil, tam tersine dişleri bilinçli olarak öne çıkarmak için kullanılıyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erkeklerde diş estetiğinde son zamanlarda genellikle altın, gümüş gibi estetik metallerle kişiye özel üretilen ve dişlerin üzerine geçici olarak takılan 'grillz' rağbet görüyor. Doç. Dr. İlhan Metin Dağsuyu, 'Kökenini hip-hop kültüründen alsa da grillz bugün çok daha geniş bir erkek profili tarafından tercih ediliyor. Grillz, dişleri gizlemek için değil, tam tersine dişleri bilinçli olarak öne çıkarmak için kullanılıyor' dedi.</p>

<p>Başlangıçta tüm dişleri örten metal kaplamalar ile başlayan grillz trendi, günümüzde artık dişin üzerini kısmi olarak örten, takılıp çıkarılabilir estetik tasarımlarla kişiye özel hazırlanan aksesuarlar olarak erkekler tarafından tercih edilmeye başlandı. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü'nden Doç. Dr. İlhan Metin Dağsuyu, diş hekimi kontrolünde dişlerin mevcut formuna birebir uyumlu olarak hazırlanan grillzin hem estetik hem de güvenli olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Dağsuyu, 'Dişlere baskı yapmaz, diş etini boğmaz ve hijyen açısından kontrol altındadır. Grillz dişin yerine geçmez, dişin gücünü vurgular. Ancak burada önemli bir ayrım var. Grillz, sağlıksız veya bakımsız dişlerin üstünü örtmek için değil; sağlıklı, güçlü ve estetik bir altyapının üzerine eklenen bir imza olarak anlam kazanır. Doğru ağız yapısı, sağlam dişler ve dengeli bir gülümseme üzerine uygulandığında kendine güvenen, sınırlarını bilen ve göze girmekten çekinmeyen erkek imajını pekiştirir' dedi.</p>

<p>Doç. Dr. İlhan Metin Dağsuyu, dişlerin bir erkeğin kendisiyle kurduğu ilişkinin aynası olduğunu söyleyerek, 'Bakımlı dişler kontrol, istikrar ve özgüven mesajı verir. İhmal edilmiş dişler ise yorgunluk, dağınıklık ve umursamazlık çağrışımı yapar. İnsan beyni bunu bilinçli olarak analiz etmez ama hisseder. Ve hisler, kararları yönlendirir. Erkek için dişler 'güzel olmak' meselesi değildir. Hayatın her dönemi için dişler bu gücün en doğal ve en dürüst göstergesi olmuştur' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dişlerde sağlığı adım adım yakalayın</p>

<p>Doç. Dr. İlhan Metin Dağsuyu, ağız ve diş sağlığı için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>'Sağlıklı bir ağzın ilk adımı temizliktir. Sigara veya kahveyi günlük hayatınızda çok tüketebilirsiniz ama özenli bir bakım leke oluşmaması için ilk şarttır. Uyku öncesi ve uyandıktan sonra yapılan ve diş-dişeti bağlantısını da içine alan iyi bir fırçalama leke oluşumuna izin vermez. En az ayda bir yapılan düzenli diş hekimi ziyareti ve yapılacak basit profesyonel temizlik sizi dişler açısından her zaman istim üstünde tutar. Estetik algısı açısından ikinci etken dişlerin görünürlüğüdür. Gülümsemede ve konuşmada görünen dişler çekicilik sağlar. Öncelikle dişler gerçek boyutlarıyla ortaya çıkmalıdır. Bunun için dişleri örten ve estetik açıdan ideal uzunluk ve genişlik oranından uzaklaşmaya neden olan diş etleri kısaltılmalıdır. Diş hekiminiz yaklaşık 10-15 dakikalık kısa bir uygulama ile dişlerinizi örten gereksiz diş eti bölümlerini kaldırır. Kendi dişleriniz daha iri ve hacimli, böylece çok daha dikkat çekici hale gelir. Üçüncü faktör, dişlerin düzgünlüğüdür. Yamuk ve çapraşık dişler daha ergenlik döneminden itibaren insanı kötü hissettirir, rahat gülümseyemez, özgüvenini düşürür. Artık günümüzde bunu düzeltmek şeffaf plaklar ile oldukça kolay. Çevrenizdeki insanlar tarafından fark edilmeyen ve kısa aralıklarla değiştirilen bu plaklar kullanıldığında yaklaşık 6-8 aylık bir tedavi ile hayat boyu güzel bir gülümsemeye sahip olmak mümkün. Güzel bir gülümsemede dördüncü faktör, dişler ile dudaklarınız ve yüzünüz arasındaki ilişkidir. Örneğin üst dişlerinizin kesici kenarları alt dudağınıza hafif paralel olmalı ve yüz tipinize göre özellikle köpek dişlerinizin belirginliği dikkat çekmelidir. Elbette her insanın yüz boyutları, diş boyutları ve gülümseme esnasındaki görünme miktarları birbirinden farklıdır. Burada diş hekimi olarak bizlerin profesyonel dokunuşları, estetik dolgu malzemeleri ve seramik uygulamalar ile dişlerin birbirine daha simetrik olduğu, daha belirgin görünümlü ve daha keskin kenarlı (dolayısıyla daha çekici) dişler ile yüzünüze iyi giden estetik bir gülümsemeye ulaşmamız mümkün.'</p>

<p>'Modern erkek, estetiği kontrollü seviyor'</p>

<p>Doç. Dr. İlhan Metin Dağsuyu, 'Modern erkek estetiğinde artık fazla olan değil, kontrollü olan kazanıyor. Grillz de bu denklemin bir parçası. Grillz sürekli ağızda taşınan, her ortamda sergilenen bir aksesuar olmaktan ziyade; doğru zaman, doğru ortam ve doğru dozla kullanıldığında etkisini artırır. Günlük hayatta ise sağlıklı, doğal ve güçlü bir gülümseme her zaman etkili bir güçtür' diyerek sözlerini noktaladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/erkeklerde-dis-estetiginde-yeni-moda-grillz</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/agency/iha/erkeklerde-dis-estetiginde-yeni-moda-grillz.jpg" type="image/jpeg" length="23726"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Parkinson Tedavisinde Hücresel Dönem Başlıyor]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/parkinson-tedavisinde-hucresel-donem-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/parkinson-tedavisinde-hucresel-donem-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçtiğimiz Ocak ayında İstanbul’da düzenlenen ve Japonya, İtalya ile Türkiye’den bilim insanlarını bir araya getiren CybernicX Future 2026 Zirvesi’nde, Japon araştırmacı Tetsuhiro Kikuchi tarafından Türkiye’de ilk kez açıklanan hücresel tedavi yaklaşımı, parkinsonda yeni bir çağın kapısını aralıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçtiğimiz Ocak ayında İstanbul’da düzenlenen ve Japonya, İtalya ile Türkiye’den bilim insanlarını bir araya getiren CybernicX Future 2026 Zirvesi’nde, Japon araştırmacı Tetsuhiro Kikuchi tarafından Türkiye’de ilk kez açıklanan hücresel tedavi yaklaşımı, parkinsonda yeni bir çağın kapısını aralıyor.</strong></p>

<p>Uluslararası bilim dünyasında son günlerde öne çıkan gelişmeler, parkinson hastalığında hücresel tedavi yaklaşımlarının klinik gerçekliğe her zamankinden daha fazla yaklaştığını gösteriyor. Kyoto University bünyesinde faaliyet gösteren ve iPS hücre teknolojisinin öncü merkezlerinden biri olan Center for iPS Cell Research and Application (CiRA) araştırmacılarından Jun Takahashi ve Tetsuhiro Kikuchi liderliğinde yürütülen çalışmalar, parkinson hastalığında nöronal kaybın hücresel düzeyde yeniden yapılandırılabileceğine dair güçlü bilimsel kanıtlar sunmaktadır.</p>

<p><strong>Çalışmalar klinik aşamaya ulaştı</strong></p>

<p>Söz konusu yaklaşım, hastadan elde edilen hücrelerin yeniden programlanarak indüklenmiş pluripotent kök hücrelere (iPS) dönüştürülmesi ve bu hücrelerin dopaminerjik nöronlara farklılaştırılarak hasarlı beyin bölgelerine kazandırılması esasına dayanmaktadır. Klinik aşamaya ulaşmış bu çalışmalar, nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır.</p>

<p><strong>“Uzun süredir aynı bilimsel eksende ilerliyoruz”</strong></p>

<p>Konu ile ilgili açıklama yapan CybernicX, Cyberdyne Türkiye ve Cyber Robotic Center Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Akdemir, “CybernicX, Cyberdyne Türkiye ve Cyber Robotic Center olarak, uzun süredir aynı bilimsel eksende ilerlediğimiz bu araştırma yaklaşımını yalnızca takip etmiyor; aynı zamanda kendi sistematik vizyonumuz içerisinde konumlandırıyoruz. Nitekim yaklaşık bir ay önce gerçekleştirilen CybernicX Future platformunda bu paradigma değişimi, çok katmanlı tıp yaklaşımı çerçevesinde ele alınmış ve kamuoyuyla paylaşılmıştır.” dedi.</p>

<p><strong>Üç katmanlı tıp yaklaşımı</strong></p>

<p>Bu gelişmenin, CybernicX yaklaşımının temelini oluşturan üç ana tıbbi katmanın somut bir yansıması olduğunu ifade eden Akdemir, “Hücresel ve atomik düzey (rejeneratif ve biyomoleküler tıp), kognitif ve bilişsel düzey (nörolojik ağlar ve öğrenme sistemleri) ile mekanik ve hareket sistemi (robotik destekli rehabilitasyon ve biyomekanik entegrasyon) bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>“Hücresel ve atomik düzeyde yürütülen çalışmaların geldiği noktayı göstermesi açısından son derece kıymetli”</strong></p>

<p>Dr. Akdemir, “Bugün kamuoyuna yansıyan bu haber, özellikle hücresel ve atomik düzeyde yürütülen çalışmaların geldiği noktayı göstermesi açısından son derece kıymetlidir. CybernicX ekosistemi içerisinde bu alan; iPS hücre teknolojileri, DNA temelli yaklaşımlar, onkolojik aşı çalışmaları ve hücresel rejenerasyon platformları ile geliştirilmektedir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Robotik rehabilitasyondan bütüncül sağlık modeline</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu doğrultuda, bilimsel bilgi paylaşımı, klinik uygulama süreçleri ve teknoloji transferi alanlarında uluslararası çapta yeni adımlar planladıklarını ifade eden Akdemir, “Türkiye’de somut olarak faaliyet gösteren Cyber Robotic Center, mekanik ve hareket sistemi alanında ileri robotik rehabilitasyon çözümleri sunmakta olup, bu yapı CybernicX vizyonunun yalnızca görünen kısmını temsil etmektedir. Esas hedef, bu mekanik sistemleri hücresel ve bilişsel düzeydeki tedavi yaklaşımları ile entegre ederek bütüncül bir sağlık modeli oluşturmaktır. Önümüzdeki dönemde, başta Kyoto University ve Center for iPS Cell Research and Application (CiRA) olmak üzere uluslararası araştırma merkezleri ile iş birliklerimizin daha da derinleşmesi hedeflenmektedir. Bu doğrultuda, bilimsel bilgi paylaşımı, klinik uygulama süreçleri ve teknoloji transferi alanlarında yeni adımlar planlanmaktadır. CybernicX, Cyberdyne Türkiye ve Cyber Robotic Center olarak, yalnızca bugünün tedavilerini uygulayan değil; geleceğin tıbbını çok katmanlı bir sistem olarak inşa eden bir yaklaşımın temsilcisiyiz. Bu gelişmeler, vizyonumuzun teorik bir çerçeve olmadığını; bilimsel gerçeklik içinde karşılık bulduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/parkinson-tedavisinde-hucresel-donem-basliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 17:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/parkinson-tedavisinde-hucresel-donem-basliyor.jpg" type="image/jpeg" length="53014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sebepsiz “Çok Mutsuzum Ne Yapmalıyım?” Diyenler Neden Mutsuz?]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/sebepsiz-cok-mutsuzum-ne-yapmaliyim-diyenler-neden-mutsuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/sebepsiz-cok-mutsuzum-ne-yapmaliyim-diyenler-neden-mutsuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p><strong>Nedensiz mutsuzluk hissi, dışarıdan her şey yolunda görünse de içten çökme olarak yaşanıyor. Bu durum bireyleri hem şaşırtıyor hem de suçluluk duymalarına yol açıyor. Oysa bilim, bu belirsizliğin somut nörobiyolojik ve psikolojik temelleri olduğunu kanıtlıyor.</strong></p>

<p><a href="https://www.1001terapist.com/" rel="dofollow"><strong>1001terapist.com</strong></a> platformunun kurucusu ve Uzman Klinik Psikolog Emre Gökçeoğlu, “Nedensiz mutsuzluk diye bir şey yoktur. Neden bilinmiyorsa bu, nedenin daha derinde aranması gerektiğine işaret eder.” diyor.</p>

<h2><a name="_uc1g9310mukn"></a><strong>Beyin kimyasındaki kök</strong></h2>

<p>Araştırmacılar, anhedoni adı verilen zevk alamama durumunun majör depresyonun en temel belirtilerinden biri olduğunu ortaya koyuyor. Anhedoni, dopamin iletim sistemindeki azalmayla doğrudan ilişkili; bu yüzden kişi sevdiği şeylerden bile haz almakta güçlük çekiyor. Gökçeoğlu, “Dopamin eksikliği salt bir kimya meselesi değil; kişinin hayata katılma isteğini, motivasyonunu ve ödül beklentisini köklü biçimde etkiliyor.” diye açıklıyor.</p>

<p>Yeni nörogörüntüleme bulguları, beyindeki anterior singulat korteks (ACC) bölgesindeki beta aktivitesinin anhedonisi olan bireylerde hem azaldığını hem de geciktiğini ortaya koyuyor. Yani beyin, olumlu uyaranlara normal bireylerdekiyle aynı şekilde yanıt veremiyor. Gökçeoğlu'na göre bu tablo, “Çok şeyim var ama mutlu değilim.” ifadesinin neden bu kadar yaygın olduğunu nörobilimsel düzeyde açıklıyor.</p>

<h2><a name="_xgnyple15mq2"></a><strong>Kronik stres ve HPA ekseni</strong></h2>

<p>Kronik stresin mutsuzluktaki rolü, sıklıkla göz ardı ediliyor. HPA ekseninin uzun süreli aktivasyonu, kortizol seviyelerini yükseltiyor ve prefrontal korteksi işlevsel olarak zayıflatıyor; bu da kişinin hayal kırıklıklarına çok daha yoğun tepkiler vermesine yol açıyor. Gökçeoğlu, “Baskı altında geçen yıllar birikir; bir süre sonra beyin sürekli alarm modunda takılı kalır ve bu durum kişiye 'sebepsiz' gibi görünen kronik bir mutsuzluk olarak yansır.” diyor.</p>

<p>Çocukluk çağındaki olumsuz deneyimler, bu mekanizmayı kalıcı hâle getirebiliyor. Erken yaşta kronik strese maruz kalan bireylerin nöroregülatör sistemleri hassaslaşıyor; yetişkinlikte minimal stres faktörleri bile depresif belirtileri tetikleyebiliyor. Gökçeoğlu'na göre bu durum, geçmişte büyük bir travma yaşamamış ama sürekli mutsuz olan bireylerin anlaşılmasında kritik bir anahtar sunuyor.</p>

<h2><a name="_ity9b9m2gehs"></a><strong>Bilişsel tuzaklar: Ruminasyon ve mükemmeliyetçilik</strong></h2>

<p>Beyin kimyasının ötesinde, <strong>düşünce kalıpları</strong> da kronik mutsuzluğu besliyor. Araştırmalar, olumsuz olayları zihinsel olarak tekrar tekrar canlandırmanın, yani <strong>ruminasyonun</strong>, depresif dönemleri uzattığını, kaygıyı artırdığını ve yaşam doyumunu düşürdüğünü gösteriyor. Gökçeoğlu, “Danışanlarımızın büyük bölümü geçmişi ya da geleceği sürekli kafasında döndürüyor; bu, beynin olumsuzluğu fark etmeye öncelik veren bir devre kurmasına zemin hazırlıyor.” diye belirtiyor.</p>

<p>Mükemmeliyetçi kaygılar da bu tabloya eşlik ediyor. Hata korkusu ve aşırı öz eleştirel iç sesin kronik stresle güçlü biçimde ilişkili olduğu gösterilmiş durumda. Gökçeoğlu'na göre her şeyi doğru yapmak zorunda hisseden kişi, hedeflere ulaştığında bile tatmin olmuyor çünkü bir sonraki standart zaten çıtayı yükseltmiş oluyor.</p>

<h2><a name="_moiqy72e85gq"></a><strong>Gizli nedenler: Neden "sebepsiz" gibi görünüyor?</strong></h2>

<p>Pek çok bireyin mutsuzluğunu "sebepsiz" olarak nitelendirmesinin ardında birkaç farklı süreç yatıyor. Gökçeoğlu bunları şöyle özetliyor:</p>

<p><strong>Bastırılmış duygular:</strong> İşlenmemiş yas, öfke veya korku bilinç dışında birikip kronik bir bunaltıya dönüşebiliyor<br />
 </p>

<p><strong>Değerlerle uyumsuz yaşam:</strong> Kişinin gerçek değerleri ve ihtiyaçları dışında bir hayat sürmesi, sosyal baskıyla seçilen kariyer veya ilişkiler, derin bir anlamsızlık duygusu yaratıyor.<br />
 </p>

<p><strong>Sosyal karşılaştırma:</strong> Başkalarıyla sürekli kıyaslama, tatminsizlik döngüsünü besliyor.<br />
 </p>

<p><strong>Düşük seviyeli depresyon (distimi):</strong> Kronik ancak hafif seyirli depresyon, uzun yıllar tanı almadan sürebiliyor; kişi bunu "zaten böyleyim" olarak içselleştiriyor.<br />
 </p>

<p><strong>İnflamasyon:</strong> Araştırmalar, sistemik iltihaplanma düzeyinin yüksek olduğu bireylerin anhedoni belirtilerine çok daha yatkın olduğunu ortaya koyuyor.<br />
 </p>

<h2><a name="_etrwgfdz7aeo"></a><strong>Ne yapmalı?</strong></h2>

<p>Müdahalenin erken yapılması, sürecin seyrini belirliyor. Uzun süre mutsuz olan bireylerin büyük yaşam doyumsuzluğunun majör depresyona zemin hazırladığını araştırmalar net biçimde gösteriyor. Gökçeoğlu, "İlk adım bu duyguyu görmezden gelmemek; ikinci adım ise bir uzmanla birlikte bu mutsuzluğun hangi katmandan beslendiğini anlamak" diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Büyük ve hareketliliğin yüksek olduğu il ve ilçelerdeki örneğin, <a href="https://www.1001terapist.com/istanbul-bakirkoy-psikolog" rel="dofollow"><strong>Bakırköy psikolog</strong></a> hizmetler, özellikle İstanbul'un yoğun temposunda bunalan ve kronik mutsuzluk yaşayan bireylerin yakın çevresinde destek bulmasını kolaylaştırıyor. Gökçeoğlu, “Mutsuzluk belirgin bir nedene işaret etmiyorsa bu, terapinin daha geniş bir alanı taramasına fırsat tanır; çoğu zaman en verimli terapiler bu 'belirsiz' vakalar oluyor.” diye ekliyor.</p>

<p><a href="https://www.1001terapist.com/istanbul-beylikduzu-psikolog" rel="dofollow"><strong>Beylikdüzü psikolog</strong></a> hizmetleri de benzer biçimde, şehrin batı yakasında yaşayan bireylerin terapi sürecini düzenli biçimde sürdürebilmesi için coğrafi bir kolaylık sunuyor. Gökçeoğlu'na göre sürekliliği mümkün kılmak, özellikle nedensiz mutsuzlukla mücadelede belirleyici bir etken. Buna göre tablo, tek seansta çözülmez; birikmişleri konuşmak zaman alır, ama her konuşma bir katmanı açar.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/sebepsiz-cok-mutsuzum-ne-yapmaliyim-diyenler-neden-mutsuz</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/esgazete-com/uploads/2024/12/default-image.jpg" type="image/jpeg" length="52621"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Bildirici'den Yaşlılar Haftası açıklaması]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/il-saglik-muduru-bildiriciden-yaslilar-haftasi-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/il-saglik-muduru-bildiriciden-yaslilar-haftasi-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, 18-24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşlı bireylerin toplumdaki yerinin güçlendirilmesi ve yalnızlıkla mücadele edilmesinin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, 18-24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, yaşlı bireylerin toplumdaki yerinin güçlendirilmesi ve yalnızlıkla mücadele edilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya genelinde yaşanan sosyoekonomik dönüşümler ve sağlık hizmetlerindeki gelişmeler sayesinde yaşam süresinin uzadığını, buna bağlı olarak 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki oranının giderek arttığını belirtti. Bildirici, yaşlılığın bireyin yaşamdan çekildiği bir dönem olmadığını ifade ederek, 'Yaşlılık; bireyin deneyimlerinin olgunlaştığı, bilgi ve birikimlerini toplumla paylaşabildiği doğal bir yaşam evresidir' dedi.</p>

<p>'Yaş Almak Değil, Yalnız Kalmak Yorar'</p>

<p>Bu süreçte yaşlı bireylerin karşılaşabileceği bedensel, ruhsal ve sosyal değişimlere de değinen Bildirici, yalnızlık, sosyal izolasyon ve toplumsal rollerin değişmesinin bazı ruhsal sorunlar açısından risk oluşturabileceğini söyledi. Bu nedenle toplumda farkındalık oluşturmanın büyük önem taşıdığını vurgulayan Bildirici, bu yıl Ulusal Yaşlılar Haftası temasının 'Yaş Almak Değil, Yalnız Kalmak Yorar' olarak belirlendiğini ifade etti. Tema doğrultusunda yaşlı bireylerin yalnızlıkla mücadele edebilmesi, sosyal bağlarının güçlendirilmesi ve ruhsal iyilik hâllerinin korunması amacıyla çeşitli çalışmaların planlandığını belirten Bildirici, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Yaşlı bireylere yönelik yalnızlık, depresyon, kaygı ve sağlıklı yaşlanma konularında psiko-eğitim çalışmaları, sohbet ve duygu paylaşım grupları ile yaşam öyküsü çalışmalarını içeren psikososyal destek etkinlikleri, yaşlı bireylerin aileleri ve bakım verenlerine yönelik iletişim, bakım sürecinde ruh sağlığı ve tükenmişlik konularında bilgilendirici toplantılar, huzurevleri, yaşlı bakım merkezleri ve toplum temelli kuruluşlarda farkındalık etkinlikleri, yaşlı bireylerin sosyal katılımını artırmayı amaçlayan anı paylaşımı, sanat, müzik ve kuşaklar arası etkinlikler, gerekli görülen durumlarda bireysel danışmanlık ve yönlendirme hizmetleri.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Yaşlılarımızın ruhsal iyilik hâlinin desteklendiği sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum'</p>

<p>Aile Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde sunulan ücretsiz ruh sağlığı hizmetleri aracılığıyla yaşlı bireylerin ruhsal durumlarının değerlendirilmesi, riskli grupların erken dönemde tespit edilmesi ve gerekli yönlendirmelerin yapılmasının teşvik edildiğini belirten Bildirici, bu hizmetlerin toplum sağlığı açısından önemli bir destek mekanizması olduğunu dile getirdi. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, yaşlı bireylerin yalnız bırakılmadığı, desteklendiği ve toplum yaşamının aktif bir parçası olarak varlıklarını sürdürdüğü bir sosyal ortamın güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, 'Bu amaç doğrultusunda yürütülen çalışmalara katkı sunan tüm sağlık personelimize teşekkür ediyor, yaşlılarımızın ruhsal iyilik hâlinin desteklendiği sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/il-saglik-muduru-bildiriciden-yaslilar-haftasi-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/agency/iha/il-saglik-muduru-bildiriciden-yaslilar-haftasi-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="50392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalın bağırsak kanseri panelinde kritik uyarılar]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/kalin-bagirsak-kanseri-panelinde-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/kalin-bagirsak-kanseri-panelinde-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında 5 farklı branşı tek masada buluşturan Medipol Sağlık Grubu, farkındalık paneliyle güncel tedavi yöntemlerini masaya yatırdı. Tarama programlarından akıllı ilaçlara, kapalı cerrahi avantajlarından beslenme alışkanlıklarına kadar her detayın ele alındığı panelde, kanserden korunmak için 45 yaşından itibaren düzenli kontrolün bir zorunluluk olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında 5 farklı branşı tek masada buluşturan Medipol Sağlık Grubu, farkındalık paneliyle güncel tedavi yöntemlerini masaya yatırdı. Tarama programlarından akıllı ilaçlara, kapalı cerrahi avantajlarından beslenme alışkanlıklarına kadar her detayın ele alındığı panelde, kanserden korunmak için 45 yaşından itibaren düzenli kontrolün bir zorunluluk olduğu belirtildi.</p>

<p>Kalın bağırsak kanserinde erken tanı ve doğru tedavi planlamasının hayati önem taşıdığına dikkat çekmek amacıyla 1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında önemli bir etkinlik düzenlendi. Medipol Sağlık Grubu tarafından düzenlenen 'Kalın Bağırsak Kanseri Farkındalık Paneli', Medipol Mega Üniversite Hastanesi Konferans Salonu'nda yapıldı. Panelin moderatörlüğünü Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Celalettin Haksal üstlenirken; Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Ayşe Yıldırım Altınok, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Atakan Topçu ve Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Tansel Çakır kolorektal kanserin tarama yöntemlerinden güncel tedavi yaklaşımlarına kadar birçok önemli başlığı farklı disiplinlerin bakış açısıyla ele aldı.</p>

<p>Kanserden korunmak için sağlıklı yaşam önemli</p>

<p>Kanserden korunmada yaşam tarzının büyük rol oynadığını belirten Prof. Haksal, 'Özellikle beslenme ve düzenli hareketçok önemli. Ortalama 1,5 ila 2 litre su tüketimi vücut için oldukça önemlidir. Bunun yanında lif açısından zengin gıdalarla beslenmek ve hayvansal ağırlıklı beslenmeden mümkün olduğunca uzak durmak gerekir. Sedanter yaşam birçok hastalık için risk oluşturuyor' dedi.</p>

<p>Kolon ve rektum kanseri ameliyatlarında kapalı yöntem avantaj sağlıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolon ve rektum kanseri ameliyatlarında uygulanan yöntemlere de değinen Prof. Haksal, 'Bazı durumlarda hastalarda 'stoma' olarak bilinen torba uygulaması gerekebiliyor. Bu durum özellikle rektum bölgesindeki tümörlerin konumuna göre değişebilir. Çoğu vakada torbanın geçicidir. Günümüzde kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarda hastalar daha az ağrı hisseder, daha erken ayağa kalkabilir ve günlük yaşamlarına daha hızlı dönebilir. Açık ameliyatlarda iyileşme süresi daha uzun olurken kapalı cerrahi sayesinde hastanede kalış süresi de ortalama 5-7 günlere kadar düşebilmektedir. Ameliyat sonrasında hastaların erken dönemde yürütülmesi ve beslenmeye kademeli olarak başlanması iyileşme sürecini olumlu yönde etkiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yaş sınırı 45'e çekildi</p>

<p>Kolon kanserinde taramanın büyük önem taşıdığını belirten Prof. Bilgiç, 'Son yıllarda kolonoskopi tarama yaşı erkene çekildi. Daha önce 50 yaş üzerindeki bireylere önerilen taramalar artık 45 yaşından itibaren yapılmasını tavsiye ediyoruz. Özellikle ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksek olabiliyor. Kolonoskopi sırasında eğer polip tespit edilirse büyüklüğü ve yayılımı incelenir ve buna göre tedavi planı yapılır. Aynı zamanda hastanın bir sonraki tarama zamanını da buna göre belirliyoruz. Hareketsiz yaşam tarzı, liften fakir ve yağdan zengin beslenme, obezite ve aile öyküsü kolon kanseri için önemli risk faktörleri arasında yer alıyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>Rektum kanserinde ameliyat öncesi ışın tedavisi</p>

<p>Rektum kanserinde tedavi sürecinin çoğu zaman ameliyat öncesinde planlandığını belirten Doç. Altınok, 'Işın tedavisi tümörü küçültmek amacıyla uygulanıyor. Hastaları öncelikle ayrıntılı şekilde değerlendiriyoruz ve hastalığın evresine göre tedavi planı oluşturuluyor. Ameliyat öncesinde uyguladığımız radyoterapi ile tümörün boyutunu küçültmeyi hedefliyoruz. Bu sayede cerrahi işlem daha kontrollü ve daha küçük bir kesiyle gerçekleştirilebiliyor. Tedavi sürecini bilgisayar destekli planlama ile hazırlıyoruz. Hangi bölgenin ışınlanacağı detaylı olarak belirleniyor ve işlem kısa sürede tamamlanıyor.Işın tedavisi yalnızca hedeflenen bölgede etkili oluyor. Bazı yan etkiler görülebilse de bunlar çoğu zaman hastaların tolereedebileceği düzeyde oluyor ve tedavi sürecinde hastalar günlük yaşamlarına büyük ölçüde devam edebiliyor' dedi.</p>

<p>Kolon kanserinde erken evrede tedavi şansı yüksek</p>

<p>Kolon kanserinin erken evrede yakalandığında tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu belirten Doç. Topçu, 'Hastalık dünya genelinde en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Özellikle tarama yöntemleri sayesinde hastalık erken evrede tespit edilebiliyor. Kolon kanseri erken evrede yakalandığında yalnızca cerrahi tedavi ile tamamen kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Bu nedenle tarama programları büyük önem taşıyor. Evre 1 hastalarda genellikle kemoterapiye ihtiyaç duyulmaz. Evre 2'de ise bazı hastalarda ek tedavi gerekebilir. Daha ileri evrelerde ise kemoterapi ile birlikte hedefe yönelik akıllı ilaçlar da tedavi seçenekleri arasına girebilir. Kolorektal kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi yöntemleri günümüzde daha yönetilebilir hale geldi. Bu nedenle hastaların tedavi sürecini mutlaka hekim kontrolünde yürütmeleri gerekiyor' diye konuştu.</p>

<p>Pet tetkikleri tanıda yol gösterici olabilir</p>

<p>Kanser hastalıklarının değerlendirilmesinde kullanılan görüntüleme yöntemlerinin önemli bilgiler sağlayabildiğini belirten Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Tansel Çakır, PET tetkiklerinde verilen radyasyon dozunun genellikle düşük seviyelerde olduğunu söyledi. Dr. Çakır, özellikle çocuklarda gereksiz radyasyon maruziyetinden kaçınılması gerektiğini vurgulayarak 'Bu tetkiklerde verilen radyasyon dozları oldukça düşüktür ancak yine de çocuk hastalarda mümkün olduğunca dikkatli davranmak gerekir. Eğer alternatif bir bakım seçeneği varsa, tetkik sırasında çocuğun yanında başka bir yakının bulunması tercih edilebilir' dedi. Gebelerde ise radyasyon konusunun çok daha hassas bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Çakır, gerekli durumlarda görüntüleme yöntemlerinin dikkatle planlandığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/kalin-bagirsak-kanseri-panelinde-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/agency/iha/kalin-bagirsak-kanseri-panelinde-kritik-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="19682"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şirintepe, Deliklitaş ve Şarhöyük Sağlıklı Hayat Merkezlerine Ziyaret]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/sirintepe-deliklitas-ve-sarhoyuk-saglikli-hayat-merkezlerine-ziyaret</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/sirintepe-deliklitas-ve-sarhoyuk-saglikli-hayat-merkezlerine-ziyaret" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Babür Mimtaş, Şirintepe, Deliklitaş ve Şarhöyük Sağlıklı Hayat Merkezlerini ziyaret ederek merkezlerde yürütülen çalışmaları yerinde inceledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Babür Mimtaş, Şirintepe, Deliklitaş ve Şarhöyük Sağlıklı Hayat Merkezlerini ziyaret ederek merkezlerde yürütülen çalışmaları yerinde inceledi.<br />
Gerçekleştirilen ziyaret kapsamında merkezlerde görev yapan sağlık personeliyle bir araya gelen İl Sağlık Müdürü Bildirici ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Mimtaş, sunulan hizmetler ve yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Vatandaşlara yönelik verilen beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite danışmanlığı, psikososyal destek hizmetleri, kronik hastalıklarla mücadele programları ve kanser taramaları gibi koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi vurgulandı.<br />
Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Sağlıklı Hayat Merkezlerinin toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesinde önemli bir rol üstlendiğini belirterek, bu merkezlerde vatandaşlara ücretsiz olarak birçok koruyucu sağlık hizmeti sunulduğunu ifade etti. Bildirici ayrıca, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve hastalıkların ortaya çıkmadan önlenmesi amacıyla yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü dile getirdi.<br />
Ziyaret sırasında sağlık çalışanlarıyla görüş alışverişinde bulunulurken, yürütülen hizmetlerin daha etkin ve verimli şekilde sürdürülebilmesi adına değerlendirmeler yapıldı. Merkezlerde görev yapan sağlık çalışanlarına özverili çalışmalarından dolayı teşekkür edildi.<br />
Şirintepe, Deliklitaş ve Şarhöyük Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan hizmetlerin vatandaşların sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmesine ve yaşam kalitesinin artırılmasına önemli katkılar sağladığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/sirintepe-deliklitas-ve-sarhoyuk-saglikli-hayat-merkezlerine-ziyaret</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/sirintepe-deliklitas-ve-sarhoyuk-saglikli-hayat-merkezlerine-ziyaret.jpg" type="image/jpeg" length="47847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Minik Esila için sağlıkçılar tek yürek oldu]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/minik-esila-icin-saglikcilar-tek-yurek-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/minik-esila-icin-saglikcilar-tek-yurek-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de sağ kulağında mikrotia bulunan 8 yaşındaki Esila Yetim, Sağlık-Sen'in desteğiyle 23 Haziran'da ameliyat olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskişehir</strong>'de sağ kulağında mikrotia bulunan 8 yaşındaki Esila Yetim, Sağlık-Sen'in desteğiyle 23 Haziran'da ameliyat olacak.<br />
Esila Yetim'in , Kulak kepçesinin doğuştan tam gelişmemesi, küçük kalması veya hiç oluşmaması olarak tanımlanan mikrotia anomalisi ile dünyaya geldi. Ailesinin tedavi için yıllarca kapı kapı dolaştığı Esila için Sağlık-Sen <strong>Eskişehir</strong> Şube Başkanlığı harekete geçti. Sendikadaki sağlık çalışanlarının görüşmeleri sonucunda, minik Esila'nın Konya'da ameliyat edilmesi için 23 Haziran 2026 tarihine gün alındı. Heyecanla ameliyat tarihini bekleyen aile, bu süreçte kendilerine destek sağlayan herkese teşekkür etti.<br />
<br />
"Çok mutluyuz ve destek olan herkese teşekkür ediyoruz"<br />
Konuyla ilgili konuşan Anne Elif Yetim, "Kızımız doğuştan Mikrotia Tip 3 olarak dünyaya geldi. Ameliyat sürecimiz var. Bu süreçte yardımcı olan ve yanımızda duran herkese çok teşekkür ederim, hepsinden Allah razı olsun. Ameliyat tarihimiz 23 Haziran. Çok mutluyuz ve destek olan herkese tekrar teşekkür ediyoruz" dedi.<br />
<br />
"Konya'ya gidip ameliyat tarihimizi aldık"<br />
Baba Rafet Yetim, "Annem bir vakıfla görüşmüş. Vakıf bize Prof. Dr. Osman Akdağ ile bağlantı kurulabileceğini belirtti. Oradaki arkadaşlar, Sağlık-Sen Şube Başkanımız Hasan Hüseyin Köksal ile görüştüler. Kendisi sağ olsun, bir görüşme ayarladı, sonrasında süreç sonuçlandı. Konya'ya gidip ameliyat tarihimizi aldık ve oradan mutlu bir şekilde döndük" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"İnşallah bir gülen yüz ortaya çıkacak"<br />
Sağlık-Sen <strong>Eskişehir</strong> Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal ise, şunları söyledi:<br />
"Durumu öğrenince bir sağlık çalışanı olarak öncelikle İstanbul ve İzmir'de neler yapabileceğimize baktık. Konu bize intikal ettikten sonra önce çocuğumuzu tanıdık, konuyu araştırdık ve bir çalışma başlattık. Ardından bu durumu grubumuzla, özellikle kadın kollarımızla paylaştık. Hem Ramazan ayının maneviyatı hem de Sağlık-Sen'in 6 bin kişilik güçlü üye sayısıyla aileye nasıl destek olabileceğimize dair bir çalışma yürüttük. Emek veren tüm kadınlarımıza ve bağışçılarımıza teşekkür ediyorum. İnşallah bir gülen yüz ortaya çıkacak ve biz de Sağlık-Sen olarak buna katkı sunmuş olacağız. Önümüzde yaklaşık 6 aylık zorlu bir süreç var. İnşallah Konya'da özel bir klinikte tedavisi başlayacak; 3 aylık yoğun bir tedavi döneminin ardından tekrar şehrimize dönecek. 6 ayın sonunda inşallah çocuğumuzun hayatına sorunsuz bir şekilde devam etmesi planlanıyor. Uzman ekiplerin oluşturduğu güzel bir çalışma grubu var; araştırma yaparak Türkiye'de bu operasyonu gerçekleştiren iki kişiden birine ulaştık. Alanında yetkinliği oldukça yüksek bir isim. İnşallah Esila kızımızın yüzü gülecek."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/minik-esila-icin-saglikcilar-tek-yurek-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/minik-esila-icin-saglikcilar-tek-yurek-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="34866"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından sınav kaygısıyla ilgili önemli uyarılar]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/uzmanindan-sinav-kaygisiyla-ilgili-onemli-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/uzmanindan-sinav-kaygisiyla-ilgili-onemli-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav kaygısının belirli bir düzeyde normal olduğunu ancak yoğunlaştığında öğrencilerin başarısını olumsuz etkileyebileceğini belirterek, doğru destek ve yöntemlerle bu kaygının yönetilebileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzman Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav kaygısının belirli bir düzeyde normal olduğunu ancak yoğunlaştığında öğrencilerin başarısını olumsuz etkileyebileceğini belirterek, doğru destek ve yöntemlerle bu kaygının yönetilebileceğini söyledi.</p>

<p>Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav öncesi belirli düzeyde kaygının performansı artırabileceğini ancak yoğun ve kontrol edilemeyen kaygının öğrencilerin hem akademik başarısını hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Kaygının insan yaşamının doğal bir parçası olduğunu ancak özellikle sınav dönemlerinde yoğunlaşan kaygının kontrol edilememesi durumunda bir kaygı bozukluğuna dönüşebileceğini belirten Arı, 'Sınav öncesi hissedilen belirli düzeyde kaygı performansı artırabilir. Ancak bu duygu yoğun, sürekli ve kontrol edilemez hale gelirse hem akademik başarıyı hem de psikolojik sağlığı olumsuz etkiler' dedi.</p>

<p>Sınav kaygısı nedir?</p>

<p>Öğrencinin performansını gerçek potansiyelinin altında göstermesine neden olan yoğun endişe hali olduğunu belirten Arı, özellikle ergenlik dönemindeki öğrencilerde bu durumun daha sık görüldüğünü ifade etti. Psikolog Arı, 'Sürekli, 'Ya başaramazsam', 'Ya rezil olursam' gibi düşünceler öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu durum dikkat ve konsantrasyonu düşürür, bilgiyi hatırlamayı zorlaştırır' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ne zaman sorun haline gelir?</p>

<p>Sınav kaygısının bazı durumlarda profesyonel destek gerektirebileceğini söyleyen Arı, şu belirtilere dikkat çekti: 'Günler hatta haftalar önce başlayan yoğun endişe, uykusuzluk, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler, ders çalışmayı sürekli erteleme ya da tamamen kaçınma, sınav anında zihnin boşalması. Sınav kaygısı kısa süreli ve durumsal olabilir ancak bu kaygı hayatın diğer alanlarına da yayılıyorsa ve kişi sürekli bir başarısızlık beklentisi içindeyse, burada kaygı bozukluğundan söz edebiliriz.'</p>

<p>Ailelere önemli uyarı</p>

<p>Klinik uygulamalarda en sık karşılaşılan kaygı sorunlarının yaygın kaygı bozukluğu, panik atak, sosyal kaygı ve obsesif kompulsif belirtiler olduğunu belirten Uzm. Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav dönemlerinin bu rahatsızlıkları tetikleyebildiğini ifade etti. Aile tutumlarının sınav kaygısı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çeken Arı, 'Sürekli başarı odaklı ve kıyaslayıcı bir yaklaşım çocuğun kaygısını artırır. Destekleyici, anlayışlı ve süreç odaklı bir yaklaşım ise kaygıyı azaltır' ifadelerini kullanarak kaygı bozukluklarının tedavi edilebilir olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/uzmanindan-sinav-kaygisiyla-ilgili-onemli-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/uzmanindan-sinav-kaygisiyla-ilgili-onemli-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="16855"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı pişirme yöntemleri besin değerlerini koruyor]]></title>
      <link>https://www.esgazete.com/saglikli-pisirme-yontemleri-besin-degerlerini-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.esgazete.com/saglikli-pisirme-yontemleri-besin-degerlerini-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, Ramazan'da sağlıklı pişirme yöntemlerine özen göstermenin hem besin değerlerini korumak hem de sağlığı korumak açısından oldukça önemli olduğunu dile getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, Ramazan'da sağlıklı pişirme yöntemlerine özen göstermenin hem besin değerlerini korumak hem de sağlığı korumak açısından oldukça önemli olduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erzurum Şehir Hastanesi, Ramazan Ayı'nda sağlıklı beslenme ile ilgili paylaşımlarına devam ediyor. Yapılan son paylaşımda diyetisyen Rümeysa Yayan Çakır, 'Özellikle iftar ve sahurda ağır yemekler tercih etmek, sindirim problemleri ve yorgunluğa yol açabilir. Bunun yerine, sağlıklı pişirme yöntemlerine yönelmek hem sindirimi kolaylaştırır hem de daha hafif ve dengeli bir öğün sağlar. Örneğin, yemeklerinizi fırınlayarak ya da ızgarada pişirerek daha az yağ kullanabilirsiniz. Haşlama ve buharda pişirme yöntemleri de besinlerin vitamin ve mineral kaybını engeller. Kızartma gibi yağda pişirme yöntemlerinden kaçının, çünkü bu yöntemler ekstra yağ ve kalori ekler. Ayrıca, yemeklerinizi doğal baharatlarla tatlandırmak, tuz kullanımını minimuma indirir ve kan basıncınızı dengede tutar. Yani, Ramazan'da hem sağlıklı hem de lezzetli pişirme yöntemleriyle beslenmek, hem vücudunuzun dengesini sağlar hem de enerjinizi artırır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık Haberleri</category>
      <guid>https://www.esgazete.com/saglikli-pisirme-yontemleri-besin-degerlerini-koruyor</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://esgazetecom.teimg.com/crop/1280x720/esgazete-com/uploads/2026/03/agency/iha/saglikli-pisirme-yontemleri-besin-degerlerini-koruyor.jpg" type="image/jpeg" length="28354"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
