banner1166
banner639

Ebola ve Mers için bakanlığın yaptığı çalışmalar yetersiz

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Gaye Usluer Mers ve Ebola virüsü gerçeğini anlattı

VİDEO HABERİN SONUNDA
 Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Gaye Usluer, tüm dünyada güncel MERS-CoV ve Ebola virüslerinin oluşturduğu enfeksiyon hastalıklarından bahsederek, olası bir salgına karşı Sağlık Bakanlığı tarafından yeterli önlem alınmadığını öne sürdü.
Son günlerde tüm dünya ve ülkemiz için de önem taşıyan, önemle üzerinde durulması gereken iki enfeksiyon hastalığının  MERS virüsü ile Ebola virüsü olduğunu hatırlatan Usluer,
"Bu virusların bulaşma yolları birbirinden farklı. Sık görüldükleri ülkeler farklı. Ancak her iki virusun da hastalarda %50 ve üzerinde ölüme neden olması  tüm dünyada endişe uyandırmakta. MERS virüsünün oluşturduğu enfeksiyona başta Suudi Arabistan olmak üzere Ortadoğu ülkelerinde rastlanıyor. Virüs 2012 yılından beri bu ülkelerde salgın oluşturmakta. Birçok özelliği ile SARS virüsüne benzemekle birlikte ondan daha ölümcül seyrediyor. ABD'den henüz bildirim olmamasına karşın Avrupa'da  İtalya, Fransa ve Almanya'da MERS-Cov hastalığına rastlandı. Özellikle hac mevsiminde bizim hacılarımız ve hac dönüşü onların ailelerinin risk altında olduğunun bilinmesi ve gerekli bilgilendirme ve duyuruların yapılması gerekiyor" dedi.
TÜRKİYE’DE İLK MERS-COV VAKASI ÖLÜMLE SONUÇLANDI
Türkiye’de 2013 yılı itibariyle yaklaşık 120 vakanın olası MERS-CoV ön tanısı aldığını, ancak bunların hiçbirinin laboratuvar olarak doğrulanmadığını ifade eden Prof Dr Gaye Usluer "Türkiye’de MERS-CoV enfeksiyonu kesinleşen  ilk vakanın ise 3 gün önce hayatını kaybettiğini" belirtti.  Usluer, “Bu hasta çalışmak için Suudi Arabistan’a  giden, Hatay ili nüfusuna kayıtlı 66 yaşında bir kadın hastaydı. Türkiye’ye geldiğinde MERS-CoV hastalığına ait klinik bulgular ile hastaneye alındı. 3 gün öncede hayatını kaybetti"  dedi.
TÜRKİYE'DE EBOLA VAKASI YOK
Türkiye de henüz  Ebola vakası olmadığını ifade eden Usluer, “ Ebola virüsü Orta ve Güney Afrika ülkelerinde salgın yapan bir hastalık etkeni. Bugüne kadar bu ülkelerde 9000 vaka ve yaklaşık 4500 ölüm bildirimi oldu"dedi. Usluer, geçtiğimiz haftalarda  ABD'de 4 vaka tanımlandığını, İspanya'da şüpheli bir vaka olmasının Avrupa ülkelerini alarma geçirdiğini belirtti. Enfeksiyon hastalıklarının ülkeler arası sınırları tanımadığına değinen Prof Usluer, gerek ABD ve gerekse Avrupa ülkelerinde tüm dikkatlerin bu virusa çekildiğini, ana haber bültenleri ve kamu spotlarıyla halkın aydınlatıldığına değinerek Türkiye'de konuya yeterince dikkat çekmek yerine, bize bir şey olmaz mantığının hakim olduğunu kaydetti.  Usluer, Sağlık Bakanının " Türkiye'den bu ülkelere direkt uçuş yok, bu bakımdan risk az" demesi kadar, THY Genel Müdürünün " Ebola hastalığı o kadar korkulacak bir hastalık değil. Son dönemde öldürücü olabiliyor" açıklamasının da talihsiz açıklamalar olduğuna dikkat çekti.
SAĞLIK BAKANLIĞININ YAPTIĞI ÇALIŞMALAR  YETERSİZ
Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı çalışmaların olası bir salgın karşısında yetersiz olduğunu söyleyen Prof. Dr. Usluer, Sağlık Bakanlığı’nın iki enfeksiyon için de oluşturduğu genelgelerin uygulanabilirlik şartlarının hastanelerde mevcut olmadığına dikkati çekti.  Usluer,  “  Ebola Virusuyla ilgili olarak  Sağlık Bakanlığı Türkiye’de 25 bölge 45 hastanede alarm hastaneler oluşturduklarını söyledi. Ancak Adı "alarm hastanesi" olan bu hastanelerde salgın durumunda gerekli  koşullar yok.  Ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın web sayfasına girip Ebola hakkında bilgi araştırdığımızda, burada bir yönlendirme görüyoruz. Bir tanesi Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü seyahat sayfası. Burada Ebola virusu ile ilgili kısma girildiğinde son güncellemenin 30 Ağustos 2014 olduğu görülüyor. Diğeri de Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu web sayfası. Buraya girdiğinizde ise son güncellemenin Temmuz 2014'e ait olduğu görülüyor"dedi.
AŞILARI YOK
Hem MERS-CoV hem de Ebola virüsünün aşısı olmadığına değinen Gaye Usluer, “Bir enfeksiyona karşı korunmayı sağlayacak aşının olmaması, o enfeksiyonun durdurabilirliğini güçleştiriyor. Çünkü o aşıyı bulduğunuz zaman hastalığı önleyici önemli adımı atmış oluyorsunuz. Her iki virüsün de tedavi edici ilacı ve aşısı yok. Bu nedenle erken tanı ve hastalığın bulgularına yönelik destekleyici tedavilerin verilmesi önem taşıyor"şeklinde konuştu.
 
NASIL BULAŞIYOR
MERS ve Ebola virüsleri için bulaşma yollarının birbirinden farklı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Usluer; “MERS virüsü esas olarak hayvanlarda bulunan ve hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık yapıyor.  Solunum yoluyla bulaşması nedeniyle bulaştırıcılığı çok yüksek olan bir virüs. Başlangıçta sadece hayvanlardan insanlara bulaştığı düşünülürken bugün artık insandan insana geçtiğini de biliyoruz. 
Ebola virüsü ise hasta kişilerin tüm vücut çıkartılarında bulunuyor. Terlerinde, tükrüklerinde, idrarlarında, genital sekresyonlarında ve kanlarında bulunuyor. Dolayısıyla hasta kişilerin virüs içeren vücut sıvılarıyla temas ile hastalık diğer kişilere bulaşıyor.
 MERS virüsü için kuluçka süresinin tam olarak bilinmiyor. Ebola virüsü içinse bu süre 1 ile 21 gün arasında değişiyor. Ebola virüsünün kuluçka süresinde bulaşmıyor, ancak hastalık bulguları ortaya çıktıktan sonra bulaşıyor. 
İNSANLAR BU VİRÜSLERDEN KORUNMAK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİ
Bu virüslerden korunmak için öncelikle“ Bulaşma yoluna karşı önlemlerin alınması gerekiyor. MERS virüsü solunum yoluyla bulaştığı için bir salgın durumda kapalı alanlarda veya kalabalık alanlarda bulunmayıp solunum yolu önlemlerinin alınması gerekiyor. Solunum maskelerinin kullanılması ağız ve burnun kapatılması gerekiyor. Ama hastaların solunum sekresyonları bulaşmış kirli yüzeylere elle dokunulduğunda temasla da bulaşabileceği için ellerin sık yıkanması, aksi durumda el dezenfektanlarının kullanılması korunma da önemli önlemler arasında” dedi.
"Ebola virusuna karşı korunmada en önemlisi  ellerin sık sık yıkanmasıdır" diyen Usluer alınması gereken diğer önlemlerle ilgili şunları söyledi: “Hasta kişilerin vücut sıvılarıyla temastan kaçınmak lazım. Özellikle sağlık personelinin hastayla ilgili tüm temaslarında eldiven kullanması, temas sonrasında eldivenler çıkarılmadan önce ellerin su ve sabunla yıkanması, eldivenler çıkartıldıktan sonra yeniden ellerin su ve sabunla yıkanması  gerekmektedir.
Her iki virüs şüphesinde de hastanın mümkünse tek kişilik banyolu tuvaletli bir odaya odaya alınması ve o hastanın diğer hastalarla temasının engellenmesi gerekiyor”
ESKİŞEHİR DE BU ENFEKSİYONLAR VAR MI ?
Gaye Usluer, Eskişehir’de de yüksek ateşi, yaygın kas ağrıları, solunum yetmezliği olan hastalarda da zaman zaman MERS yada EBOLA virüs ön tanıları konulmakla birlikte şu ana kadar kesinleşen vaka olmadığını belirtti.  Usluer, "Olası vakaların aksi ispat edilene kadar öyleymiş gibi izole edip, gerekli önlemlerin alınması gerekiyor.
Ülkemizde tutarlı  bir sistem oluşturulması, düzenli bir şema ile  şüphelenilen vakalara soğukkanlı yaklaşımın nasıl olacağının öğretilmesi gerekiyor. Koca bir hastaneyi kapatmak yerine, korunma ve  izolasyon uygulamalarının nasıl olacağının belirlenerek  bu hastalıklar  kontrol edilebilir” diye konuştu.

Esra Çevik

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner944

banner1002

banner877

banner995