banner1502
banner639
banner1493

Fizyomer bir sosyal sorumluluk projesidir

Fizyomer Terapia'nın kurucusu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Türkan Tünerir anlattı.

Fizyomer bir sosyal sorumluluk projesidir

Fizyomer Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin Kurucusu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Türkan Tünerir, Fizyomer’in kuruluş öyküsünü paylaştı. Dr. Tünerir; 1992 yılında başlayan meslek hayatı boyunca; insanların sağlığına katkı sunmayı, özellikle çocuk, yaşlı ve engelli bireylere; fizik tedavi alanında en iyi koşullarda ve en yeni teknolojik cihazlarla işinin uzmanı hekim ve fizyoterapistlerle hizmet vererek, onların yaşam standartlarını yükseltmeyi, kendine amaç edindi. Bu doğrultuda yaptığı çalışmalarla yalnızca hasta sağlığına katkı sunmadı, Eskişehir’i sağlık alanında özellikle sağlık turizminde bir dünya bir markası yapma yolunda önemli adımlar attı. Merkezin kurucusu Türkan Tünerir ile geçmişe kısa bir yolculuk yaparak, Fizyomer’in nasıl hayat bulduğunu ve bu noktaya nasıl geldiğini konuştuk, Dr. Tünerir, pek çok insana ilham verecek bu başarı öyküsünü tüm açık sözlülüğü ve yalınlığı ile anlattı.

İlk soru Fizyomer Terapia olsun, nasıl başladı ve bu noktaya nasıl gelindi?

1992 yılında Devlet Hastanesi’nde çalışırken, 4 kişilik bir çekirdek kadroyla kendi muayenehanemi açmıştım. Burada çok güzel işler yaptık, 8 yıl boyunca bize gelen hastaların çok olumlu geri dönüşleri oldu. Ancak burası özel olduğu için maddi durumu yetersiz olan hastalara ulaşamıyorduk, ben ise kalıcı bir kurum olarak hastalara hizmet vermeyi düşünüyordum,  bu hizmetin hastaların sigorta primleri ile istedikleri yerde verilebilmesinin hayalini kuruyordum, daha fazla insana ulaşmak ve daha çok sağlık çalışanını istihdam etmek hedefim vardı, böylece 2000 yılında fizik tedavi dal merkezini kurduk ve Türkiye’de fizik tedavi alanındaki ilk özel merkez olduk.  2000 yılında Sağlık Bakanlığı bir yönetmelik çıkararak; bakanlığa bağlı Fizik Tedavi dal merkezi kurulabileceğini bildirdi, biz zaten hazır olduğumuz için bunu hızlıca hayata geçirdik. Müracaatımızı yapıp ruhsatımızı aldık 2 yıl kadar özel hizmet vererek bu işleri yaptık, sonrasında sigorta kurumları ile anlaşma hayalimiz de gerçek oldu. Önce emekli sandığı ile anlaşma yaptık, onların sıra beklemeden rahat bir ortamda istedikleri saatte muayene olmalarını sağladık. Sonra SSK ve Bağ - Kur ile anlaşmalarımızı yaptık, muayene ücretleri devlet tarafından ödendiği için hastalar rahatlıkla bize gelebildiler. Ayrıca ulaşım imkânı olmayan hastalarımız için servis imkanı sunduk. AB grubu felçli ve engelli hastalardan fark ücreti almadık, çünkü uzun yıllar süren bir tedavi süreçleri vardı ve bu onları ve ailelerini çok yıpratıyordu.

“İLK ÇOCUK REHABİLİTASYON BİRİMİNİ AÇTIK”

Türkiye’de ilk defa özelde çocuk rehabilitasyon birimini açtık, o zamana kadar çocuklarımıza yönelik özel bir alan olmadığı için hastanelerde tedavi olamıyor sadece milli eğitime bağlı özel rehabilitasyon merkezlerinde başlarında bir doktor olmadan fizyoterapistlerle eğitim görüyorlardı, burası tedavi yapılan değil, eğitim verilen yerlerdi Ne yazık ki o dönem bu çocuklarımız toplumda kendilerinden ümit kesilmiş, onlara artık faydalı olunamaz gözü ile bakılıyordu. Onlar toplum kazandırılamıyor ancak bu merkezlerde bir nebze de olsa onlara fayda sağlanmaya çalışılıyordu. Bu çocuklara ilk kez biz kapılarımızı açtık ve bunun maddi olarak devlet tarafından karşılanması ile de hekimler kontrolünde çocuklarımızın takiplerini yaparak çocuk rehabilitasyonunda alanımızda öncü olduk… Çocuk ve yaşlı rehabilitasyonuna önem verdik.

Burada 15 yıl hizmet verdik ve böylece kalıcı bir kurum olarak Eskişehir ve çevre illere hizmet verme hayalimiz gerçekleştirmiş olduk. Ancak artık burası bize yetmemeye başlamıştı. Biz daha geniş alanda daha yeni teknolojilerle devam etmek istiyorduk, havuzun olduğu bir hidroterapi tedavi alanı, robotik cihazların kullanılabileceği geniş alanların olması, engelliler için huzurlu bir ortam, bahçesi olan, geniş koridorları olan, engelli dostu bir bina istiyorduk, daha fazla servis aracı ile daha fazla hastamıza ulaşmayı istiyorduk. Dolayısıyla 2015 yılının Şubat ayında Fizyomer Terapia markasıyla 5000 metrekare kapalı alana sahip Türkiye’nin en büyük ilk özel fizik tedavi ve rehabilitasyon tıp merkezini kurduk.

“YÜRÜYEMEYEN HASTALARIN YÜRÜDÜĞÜNÜ GÖRMEK…”

Fizyomer bir sosyal sorumluluk projesi midir?

Elbette; Fizyomer bir sosyal sorumluluk projesidir. Burası fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında engelli, çocuk, yaşlı tüm hastalara en üst düzeyde, tıbbın tüm imkânlarını kullandırarak, dünya standartlarında (hatta dünyada standartları sağlık alanında Türkiye belirler oldu) hizmet veren bir merkez… Yürüyemeyen hastaların yürüdüğünü görmek, felç geçirmiş bir hastanın yeniden normal yaşantısına dönebildiğini görmek bizim veya Selebral Palsili bir çocuğun kendi ihtiyaçlarını karşılayabildiğine tanık olmak bizim için en büyük mutluluk…  Rehabilitasyon bir ekip işi ve çok özveri gerektiriyor, hastanın bedensel, psikolojik ve ailesel problemlerini de takip ediyoruz, hastalarımıza da ailemizin bir üyesi gibi bakıyoruz çünkü.

Dolayısıyla Fizyomer’in kendisi bir sosyal projedir, bunun içinde; engelliler, yaşlılar, çocuklar ve tüm tedaviye ihtiyacı olanlar var. Biz bunu sadece iş olarak görmüyoruz, birçok insana destek oluyoruz, birçok engelli hiç gidemeyeceği yerlere bizim sayemizde gitmiş oluyor, burada kendilerine verilen değeri gördüklerinde yaşamları daha anlamlı oluyor.

Burada hangi branşlar ve birimler var?

Bizim ana branşımız fizik tedavi ve rehabilitasyon bu bölümde 6 doktorumuz var, bunun yanı sıra dahiliye, nöroloji, cildiye doktorumuz var, radyoloji uzmanımız var teşhis ve tanıda hekimlerimize yardımcı oluyor kemik ölçüm birimimiz, laboratuvarımız var, estetik birimimizi hazırlıyoruz. GETAT ünitemiz var; burada ozon, hacamat, akupunktur, kupa, ozon sauna ünitelerimiz var. Şeker hastalığına ve damar yetmezliğine bağlı ayak yaralarına yönelik ozon terapi uygulanıyor. Robotik yürüme cihazları, robotik traksiyon cihazları gibi yenilikçi cihazlarımız var, eski geleneksel fizik tedavi yöntemleri yerine bu yeni teknolojileri kullanmak hastaların iyileşmesine büyük katkı sunuyor…

SAĞLIK TURİZMİNDE ESKİŞEHİR’İ MARKA YAPMAK…

Sağlık turizmi çalışmalarını çok önemsediğinizi biliyorum, bu alandaki çalışmalar nasıl başladı, şimdi nasıl bir noktadasınız?

Sağlık turizmini Eskişehir’de ilk defa 2015 yılında BEBKA’nın açtığı bir proje ile başlattık, sunduğumuz proje ilgi gördü ve kabul edildi, yurtdışından hasta gelişi başladı. Özellikle rehabilitasyon konusunda henüz yeterli tedaviler veremeyen ülkelerde; Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan gibi Türki cumhuriyetlerde bu ihtiyaç çok fazlaydı, yetişmiş fizik tedavi uzmanları fizyoterapistleri yoktu, Avrupa ülkelerinde ise rehabilitasyon hizmetlerinin devlet tarafından karşılanmaması nedeniyle çok yüksek ücretler alınması, o ülkelerin vatandaşlarını da bize yönlendirdi. Eskişehir, hem güvenilir hem de sıcak ilişkilerin hala sürdüğü bir şehir, bu anlamda hastalar da daha gönül rahatlığı ile buraya geliyor.

Yurtdışındaki hastalar size nasıl ulaşıyor?

Yurtdışından gelmek isteyenler bize internet üzerinden ulaşıyor biz hastalarımıza konaklama seçeneklerini de sunuyoruz, onlar da internetten izleyerek seçebiliyorlar, onları hava alanından alarak, konaklayacakları otele ulaştırıyoruz, onların yeme içme ihtiyaçlarını karşılamaları konusunda, hatta tedavi olmadıkları dönemde gezi programları oluşturmalarında yardımcı oluyoruz, böylece şehrin tanınmasına ve ekonomisine de katkı sunuyoruz, bizden menün kaldıklarında en iyi reklamı hastalarımız yapıyor

Pandemi olmasaydı 60 ülkeden 350 kişiyi davet ederek bir termal turizm zirvesi gerçekleştirecektik, BEBKA Valilik ve belediyenin katkılarıyla… Projede epey de yol almıştık, Eskişehir’i sağlık turizmi alanında tüm dünyaya tanıtmak istiyoruz. Bu arada Sağlık Turizmi Derneği’ni kurduk, kurucusu da benim, ESOGÜ ve Anadolu Üniversitesi hocaları ve seyahat acentaları ile birlikte kentte sağlık turizmini nasıl geliştirebiliriz diye düşünerek diğer bütün özel hastanelerin de içinde yer aldığı bu derneği kurduk.

Salgından söz etmişken, peki tüm dünyayı ve tabi ülkemizi sarsan Covid 19 Salgını sizi nasıl etkiledi?

Pandemi sürecinde ilk aşamada, 2,3 ay kadar çok acil durumlar dışında tedavi hizmeti vermedik, ancak yeni normale geçişle birlikte tedavilerimizi maske mesafe hijyen kurallarına ve tüm kurallara uyarak yapıyoruz. Biz Covid hastanesi değiliz, hasta ve personelimizi HES kodu ile alıyoruz, bir Covid yatan hasta birimimiz veya test merkezimiz de yok dolayısıyla hastalar bize gelirken biraz daha rahat hissediyor.

YAPABİLECEĞİNİN EN İYİSİNİ YAP!

Dr. Türkan Tünerir nasıl bir çocuktu, nasıl bir eğitim aldı? Doktor olmak çocukluk hayaliniz miydi?

Ben ilkokuldan itibaren çok çalışkan ve zeki bir öğrenci olarak tanımlanmışım, bizim ailelerimiz çalışmamız konusunda çok duyarlı olmasa da öğretmenlerimiz, derslerimiz ve eğitimimiz konusunda çok duyarlılardı 69’lu yıllardan söz ediyorum. O zamanlarda öğretmenlerimiz çalışkan ve başarılı olabilecek çocukları seçerek kendileri özel olarak yetiştirirlerdi, teneffüslerde bize özel dersler verirlerdi. Ortaokulda da öğretmenlerim kendi aralarında beni paylaşamazlardı, bir öğretmenim benim fenci olmam için çalışırken (benim bilimsel alanda ülkeye büyük katkı sunacağıma inanırdı) bir diğer grup ise sosyal bilimlerde başarılı olduğumu düşünüp benim bu alanda ülkemizi temsil edebileceğimi söylerlerdi. Fenci ve sosyal bilimci öğretmenlerimin benim için tartışması o dönem çok hoşuma giderdi. Bana ne olmak istiyorsun diye sorduklarında artık ortaokulda doktor olmaktı. Lisede de yine öğretmenlerim çalıştırdı beni, hem edebi kitaplar verirdi, hem de matematik kitapları verirlerdi bana ben verilen ödevleri hemen yapıp götürünce sana da kitap dayandıramıyoruz derlerdi, örneğin imla kurallarına uygun hatasız yazı yazmayı öğretmişlerdi. Daha o zamandan bizi yetiştirerek topluma faydalı olmamız için bize emek verdiler. Annem özellikle kızların okuması gerektiğini düşünür ve bize ev işi yaptırmaz, bizim derslerimizle ilgilenmemizi isterdi. Babam ise, kız çocuklarının hayatta garantide olmaları için altın bilezikleri bir meslekleri olması gerektiğini söylerdi. Böylece biz 3 kız kardeş birimiz eczacı, birimiz psikoterapist ve ben de fizik tedavi uzmanı oldum. Bizler idealist olarak yetiştirildik ve topluma katkı sunmak onlar için bir şeyler yapmak önceliğimiz vardı. Yapabileceğimizin en iyisini yapmak ve çok çalışarak ülkemizi yurt dışında tanıtma fikri bize daha ilkokulda, ortaokulda aşılanmıştı. Bize ne iş yaparsanız o işi en iyi şekilde yapın ve tüm dünyaya hizmet verin denirdi.

“İNSAN ÖNCE DÜŞÜNMELİ VE YAPMAYI İSTEMELİ”

Geriye dönüp baktığınızda böyle bir merkez kazandırmış olmak size ne hissettiriyor?

Biz Fizyomer’de sunduğumuz modern tıp uygulamalarıyla hasta ve yakınlarının memnuniyetini maksimum düzeyde sağlamayı; profesyonel ekip ve modern donanımlarıyla Türkiye’de ve dünyada referans alınan bir sağlık kuruluşu olmayı hedefledik her zaman. Konusunda deneyimli uzman hekimler, fizyoterapistler, hemşireler ve tüm Fizyomer ekibimizle hastalarımızın yaşam kalitesini yükseltme misyonumuzu gerçekleştirmek için çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. Biz her şeyden önce; 20 yıllık kurumsal tecrübemizi ortaya koyarak inşa ettiğimiz 5.000 metrekare kapalı alana sahip, geniş fizik tedavi ve rehabilitasyon salonları, terapi havuzları ve modern tıp üniteleriyle Türkiye’nin en büyük Özel Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Tıp Merkezimizi, Fizyomer Terapia konseptiyle marka şehir Eskişehir’de Türkiye’nin hizmetine sunmanın gururunu yaşıyoruz.

Her zaman şöyle derim: İnsan önce düşünmeli ve yapmayı istemeli… Bazen 20-30 yıl sonra oluyor ama istediğinize kavuşuyorsunuz sonuçta ve Eskişehir’e de bu merkezi kazandırmış olduğu için çok mutluyuz, şimdi her fizik tedavi merkezini Fizyomer olarak söylüyorlar isim olarak insanlar bizi çok benimsedi.

Sadece maddi ihtiyaçlarımızla yola çıkarsak, belli bir noktada bu tatmin sağlandığında kişinin motivasyonu düşer, bana soruyorlar “Niye hala bu saatte hasta bakıyorsunuz” diye. Ben ise buradakiler benim yakınlarım onlarla birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum hastalarım benim yakınlarım ve onlarla sürekli birlikte olmak istiyorum. Kızım da benim izimden geliyor, Nöroloji Uzamanı doktor, inşallah ilerde kendisi de isterse o burayı sürdürecektir.

UZM. DR. TÜRKAN TÜNERİR KİMDİR?

1985 yılında Uludağ Tıp Fakültesi’nden Tıp Doktoru olarak mezun oldu. 1992 yılında Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı unvanını aldı. Eskişehir Devlet Hastanesi’nde 12 yıl Fizik Tedavi Uzmanı olarak görev yaptı. 2000 yılında ülkemizde bir ilk olan Özel Fizyomer Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Dal Merkezi’ni kurdu. 15 yıl boyunca aynı kurumda sayısız yurtiçi ve yurtdışı kongreye ve çalışmalara katıldı. Fizyomer Dal Merkezi’nde modern tedavi uygulamaları ile ülke sağlığına katkıda bulundu. 2015 yılında Fizyomer Terapia markasıyla 5000 metrekare kapalı alana sahip Türkiye’nin en büyük ilk özel fizik tedavi ve rehabilitasyon tıp merkezini marka şehir Eskişehir’de Türkiye’nin hizmetine sundu.

Haber: Şenay Yıldırım

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner877