banner1000
banner639

Okul çağı çocuklarının kâbusu

Toplumumuzda görülme sıklığı %5-%7 arasında olan disleksi dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur.

 Okul çağı çocuklarının kâbusu

 Toplumumuzda görülme sıklığı %5-%7 arasında olan disleksi dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur. Doğuştan gelen bir öğrenme bozukluğu olmasına rağmen ilkokula başlandığında kendini gösterir. Disleksinin nedeni henüz tam olarak bilinemese de nörolojik kökenli olduğu bilinmektedir. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikoloğu Hilal Aktaş, “Öğrenme bozukluğu olan çocukların sorunlarının derecesi farklı olmasına rağmen hepsinin ortak yanı, normal veya normalin üzerinde zekâya sahip olmalarıdır. Ayrıca dislektik çocuklar yaşıtlarından farklı oldukları için öğretmenleri tarafından hasta veya IQ seviyesi düşük gibi görülebiliyor ve çocuk içinden çıkamayacağı bir öğrenme korkusuna saplanıyor bu da özgüven eksikliğine, ders çalışmakta veya okula gitmekte bir isteksizliğe neden oluyor.” dedi ve açıklamada bulundu.

 

Dislektik çocuğun özellikleri:

Yaşıtlarına göre daha meraklıdır, çok boyutlu düşünür ve algılarlar.

Yaşıtları gibi kelimelerle düşünmez, resimlerle düşünür, düşündüklerini hayal gücünde çok net canlandırabilir.

Konsantrasyon da güçlük çeker, kelimeleri aklında tutamaz, ritimlere uyamaz.

El yazıları yavaş ve karışıktır.

Okurken ve yazarken satırları veya sözcükleri atlar.

Sözcükleri tersten okur. Örneğin; ‘kitap’ yerine ‘kipat’ der, bazı harfler arasındaki farklılıkları tanımlayamaz ve açıklayamaz, harfleri ya da sayıları tersten algılar. Örneğin: ‘3’ sayısını ‘E’ harfi, ‘d’ harfini ‘b’ harfi, ‘73’ü ‘37’, şeklinde görür ve okur.

Uzaklık ve derinlik algılamasında sorunları vardır. Bu nedenle eşyalara çarpabilir, sandalyelerden düşebilirler.

Benzer sesleri birbirine karıştırırlar. Örneğin “soba” yerine “sopa”, “kova” yerine “kofa” der.

Matematik problemini siz sorarsanız çözer, kendisine verirseniz çözemez. Çarpım tablosunu öğrenmede zorlanır, ona 6>9, 15>51 gibi görünür. Toplama yerine çarpma yaptığı, toplamaya soldan başladığı görülür.

Yön (sağ-sol, yukarı-aşağı) ve zaman (dün, bugün, yarın) kavramları konusunda zorluklar yaşar.

Günleri art arda sayamaz.

Çok unutkandır. Ödevlerini yapmayı unutur, sürekli hatırlatmak gerekir. Okulda defterlerini, kalemlerini unutur.

Kendisini çok zor ifade eder, kelimeleri sıralayıpsmiliv cümle oluşturmakta güçlük çeker.

Arkadaşları ile olan ilişkileri genellikle bozuktur.

Değişikliklere uyum sağlayamaz.

Fikirleri sesli ya da yazılı rahatça ifade edemezler.

Sıralamada gruplandırmada zorluk çekerler, hecelerin seslerini karıştırırlar, okurken kelime atlarlar, okuduğu şeyi hatırlamada zorluk çeker bu nedenle aynı şeyi birden fazla okuma ihtiyacı duyabilirler.

Tedavi

Öğrenme zorluğu yapısal bir zorluk olduğu için, bunun bütünüyle ortadan kalkması mümkün değildir.

Disleksi genellikle çocukluk çağında ve okumaya başlandığında fark ediliyor. Sorunla ilgili erken müdahale çocuğun akranlarına yetişebilmesi için önemlidir. Erken tanı ve tedavi çocuğun başarısızlıklarını azaltacak, okulla ilişkisini olumlu yönde etkileyecektir.

Yaş ilerledikçe bazı sorunlar ciddi derecelerde düzelebilir ancak yazı hataları ve yavaş okuma gibi bazı sorunlar ise kalıcı olabilir. Başarısız olduğu alanlarda özgüvenlerini kaybetmelerine neden olacak tavırlarda bulunulmamalıdır. Eğitim hayatı boyunca zorlanacağı şeyler karşısına çıkacak ama destek olup yapabileceğine inandırarak adım atılmalıdır.

Dislektik olan çocuklarda uygulanan bir ilaç tedavisi yoktur. Tek tedavisi eğitim ve psikolojik destektir. İlaç tedavisi başka bir sorunu varsa, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi, kullanılabilir.

Çocuklarla ilgili her konuda olduğu gibi disleksinin tedavisinde de okul-aile-psikolog çok iyi bir işbirliği yapmalıdır.

Dislektik olan bir çocuğa ailede ve okulda yaklaşım nasıl olmalıdır?

Öncelikle ailesinin ve öğretmenlerinin öncelikle çocuğun davranışlarına ve tepkilerine bakış açılarını değiştirmeleri gerekir. Çocuk “yapmıyor” değil, “yapamıyordur”. Öğrenme güçlüğü çektiği için ebeveynler çocuklarına kızabilmektedir. Fakat bu doğru bir yöntem değildir. Kızıp baskı uygulamak yerine, anlayışlı ve sabırlı olun. Eğitimi boyunca çocuğunuzla bir mücadele vereceksiniz. Bunun dışında dikkat edilmesi gereken noktalardan bazıları:

Çocuğun ev ve okuldaki çalışma ortamı dikkatini en az dağıtacak şekilde düzenleyin.

Cezayı mümkün olduğunca az kullanın. Zayıf olduğu yanların yerine başarılı olduğu alanların üzerinde durun. Olumlu davranışlarıyla ilgili anında geri bildirim verin.

Çok fazla kuraldan kaçının. Kural koyarken çocuğunuzun da fikrini alın.

Yapılması gereken işleri küçük parçalara bölün. Böylece çocuğun her parçayı yapabileceği kadar küçültülmüş görmesi sağlanır ve daha işe başlamadan hissettiği iş hafifletilir.

Ödevlerini yaparken gerektiğinde ara vermesine olanak tanınmalıdır.

Çocuğunuzun konuşması bitene kadar kesmeden onu dinleyin.

Basit, kısa ve net komutlar verin.

Bu çocuklar okuma yazmada zorluk çektikleri için, bu konulara doğrudan yaklaşmak onlara çok cazip gelmez. Sevdiği bir çizgi romanı okumak, yemek tarifine göre yemek yapmak daha hoş hale getirilen yöntemler olabilir.

Sınavların yazılı yerine sözlü yapılması başarısında daha etkin olur.

Gerektiğinde bir uzman yardımını almaktan çekinmeyin.

 

Esgazete

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner944

banner1002

banner877

banner995