Şehre borcunu şifayla ödeyenler

Abone Ol

Nisan’dayız. Kanser farkındalık ayındayız. O yüzden bu satırlara başlarken önce şunu söylemeliyim: Kanser, artık yalnızca bir teşhis değil; hayatın eskisi gibi olmayacağının en güçlü işaretidir. Bir ailenin sabahını bölen telefon sesidir. Bir annenin çocuğuna “İyi olacağım” derken içinde büyüyen korkudur. Bir babanın hastane koridorunda avuçları terleyerek beklediği sonuçtur. Bir evladın, bir kardeşin, bir canın kaybedilebileceği ihtimalinin yüreğe çöktüğü andır.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Yeni bir sürece, çoğu zaman gözyaşları içinde ve kısa sürede hazırlanılır. Hastane yolu tutulur. Kimi zaman imkânlar kısıtlıdır; hastayı yatıracak, acısını bir nebze olsun hafifletecek bir oda bulmak bile zorlaşır.

Hele bir de kaderde fukaralık varsa, hayat daha da ağırlaşır. Özel hastane bir seçenek olmaktan çıkar.

Birden fazla hastanın kaldığı servis odasının kapısı aralandığında her şey değişir.
Peki ya o oda, insanın içini karartan gri duvarlarla doluysa? Kalabalık, nefes almayan bir yerse? Ya tedavi gören sevdiğiniz, bağışıklığı zayıflamışken yan taraftaki hastadan kapabileceği bir enfeksiyonla mücadele etmek zorunda kalırsa? Ya en zor haber, yabancıların yanında verilirse?

Ne yazık ki bu soruların cevabı, Türkiye’de birçok onkoloji servisinde “evet”tir.

Özel oda olmayınca mahremiyet de olmaz. Olmayınca bir hasta, kemoterapinin yorgunluğunda başkasının iniltisiyle uyanır. Olmayınca bir hasta yakını geceyi sandalyede, beli ağrıyarak geçirir. Olmayınca insan, en çaresiz anında bile başkalarının bakışlarından kaçmak zorunda kalır.

Onkoloji servisinde vakit geçirmiş herkes bu gerçeği bilir.

Geçen hafta bir haber düştü önüme.

Eskişehir Müteşebbis İş İnsanları Derneği (ESMİAD), şehre dokunan anlamlı bir adım attı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü’ne üç yeni hasta odası kazandırdı. Modern, konforlu, insana “yalnız değilsin” duygusunu hissettiren odalar… Fiziksel iyileşmenin yanında psikolojik iyileşmeye de kapı aralayan mekânlar…

Bu, bir bağışın ötesinde bir anlam taşır.

Bu, bir hastanın enfeksiyon korkusu yaşamadan tedavi görebilmesidir.
Bu, bir annenin çocuğuna sarılırken kendini saklamak zorunda kalmamasıdır.
Bu, bir babanın en zor haberi mahremiyet içinde paylaşabilmesidir.
Bu, bir hasta yakınının “Ben de tükendim” dediği anı biraz olsun hafifletebilmesidir.

Aralık 2025’te göreve gelen ESMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Sinlenmezve ekibi, kısa sürede önemli bir mesaj verdi: Bu şehirde iş insanlığı, yalnızca bilanço büyütmekten ibaret değildir. Sinlenmez’in açılışta söylediği şu cümle hepimizin kulağına küpe olmalı:
“Eskişehir’de kazanan, büyüyen her iş insanının bu şehre bir borcu olduğuna inanıyoruz.”

Ve bu borç, protokol fotoğraflarıyla ödenmez. Bu borç, şehre dokunarak ödenir. İnsana dokunarak… Hasta yatağına dokunarak…

ESMİAD tam olarak bunu yaptı. Üstelik Nisan ayında, Kanser Farkındalık Ayı’nda. Bu bir tesadüf değil, anlamlı bir tercihtir.

Artık o odaların kapısı açıldığında içeri giren hasta, önce derin bir nefes alacak. Belki de ilk kez “Burada iyileşebilirim” diyecek. Yanındaki yakını ise geceyi bir sandalyede değil, bir yatakta geçirebilecek. Çünkü hasta yakınları da aslında “gizli hastalardır”; tükenirler, yorulurlar, ağlarlar ama çoğu zaman bunu kimseye gösteremezler.

ESMİAD’ın bünyesinde çok büyük şirketler olmayabilir. Ama bu şehrin insanına ve vicdanına dokunan işler yapmak için çaba, azim ve kararlılık taşıyan iş insanları var.

Oğuz Sinlenmez ve yönetim kurulundaki tüm isimlerin emeğine sağlık. Bu şehir, sizin gibi evlatlarıyla gurur duyuyor.

Eskişehirliler, bir hastaneye gittiğinizde şunu unutmayın: O koridorlarda yürüyen herkesin bir hikâyesi vardır. Belki de o yeni odalardan birinde, bir can yeniden hayata tutunuyordur. İşte bu yüzden iyilik, yapıldığı yerde büyür; duyulduğu yerde çoğalır.

Bugün açılan o üç oda, yarın yüzlerce hikâyeye tanıklık edecek. Kimi zaman bir iyileşme sevinci yankılanacak, kimi zaman bir vedanın sessizliği…

Ama her birinde ortak bir şey olacak:
İnsana yakışır bir dokunuş.

Ve biz, bu şehirde hâlâ böyle dokunuşların var olduğunu bildiğimiz sürece…
Umudu kaybetmeyeceğiz.