Trafik kazaları, her ne kadar anlık şok ve panik haliyle yönetilmesi en zor süreçlerden biri olsa da kaza anından hemen sonra atılan her adım, ileride talep edilecek tazminat haklarının ve kusur dağılımının temelini oluşturması ve hakları koruma altına alması açısından önemlidir. Maddi hasar, araç değer kaybı veya bedensel zararların eksiksiz tazmin edilebilmesi, sürecin en başından itibaren hukuki usullere uygun ve bilinçli bir biçimde yürütülmesine bağlıdır.
Çözüm Hukuk Bürosu avukatlarından Çiğdem Baykara’nın vatandaşları bilgilendirme amaçlı hazırladığı rehberde, trafik kazası sonrasında hukuki haklarınıza, kusur oranı belirlenmesi ve maddi, manevi tazminat taleplerine ilişkin detayları ve dikkat etmeniz gereken noktaları bulabilirsiniz.
Trafik Kazası Sonrası İlk Olarak Ne Yapılmalı?
Öncelikle elbette her zaman için can güvenliği olmakla beraber, hafif yaralanmalı yahut yalnızca maddi hasarlı trafik kazalarında, kaza sonrasında hak kaybı yaşamamak ve kusur tespitinde aleyhe bir durumla karşılaşmamak adına (bu gibi durumlarda kusur oranına itiraz edilmesi mümkündür) hukuki açıdan aşağıdaki noktalara dikkat etmenizi öneririz:
- Araçların yalnızca hasar gören parçalarını değil yolun genel durumunu, fren izlerini, trafik levhalarını, yol çizgilerini ve sinyalizasyon lambalarını gösterecek şekilde geniş açılı fotoğraflar ve videolar çekmelisiniz. Çevredeki iş yerlerine ait güvenlik kameraları ya da MOBESE noktaları varsa bunları da belirli süreler sonunda silindiğinden dolayı vakit kaybetmeden tespit etmeniz önemlidir.
- Kaza şokuyla olay yerinde sözlü ya da tutanağa yazılı olarak verilen "görmedim ya da hatalıyım" gibi ifadeler, teknik kusur incelemelerinde aleyhinize güçlü bir delil olarak kullanılabilir. Tutanaktaki sürücü beyanı kısmı yalnızca kazanın somut ve objektif oluş şeklini anlatmalıdır.
- Yalnızca maddi hasarın bulunduğu kazalarda taraflar tutanağı kendileri doldurabilir fakat tutanaktaki krokide veya karşı tarafın beyanında gerçeğe aykırı bir tespit varsa imza atmamalı, itirazi kayıt düşülmeli veya gerekirse kolluk kuvveti çağırmalısınız. Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda ise tutanak mutlaka trafik polisi veya jandarma tarafından düzenlenmelidir. (Takip eden süreçte, kaza tespit tutanağına itiraz etmek de mümkündür.
- Kazanın oluş anına tanıklık eden kişilerin ad, soyad ve iletişim bilgilerinin olay yerinde almanız, ileride kusur oranına itiraz edilmesi veya dava açılması halinde dosyanın seyrini lehinize çevirecek en önemli delillerdendir.
- Kazanın ilk anında fark edilmeyen doku zedelenmeleri veya iç yaralanmalar sonradan ciddi boyutlara ulaşabilir. Hastaneye başvurduğunuzda muayenenin mutlaka trafik kazası olarak kayıtlara geçirilmesi ve genel adli muayene raporunun tanzim edilmesini isteyin. Bedensel tazminat taleplerinin ispatı açısından zorunludur bu raporlar.
Trafik Kazalarında Kusur Oranı Nasıl Belirlenir ve İtiraz Edilebilir mi?
Trafik kazalarında kusur oranı, meydana gelen hasar ve bedensel zararlarda sorumluluğun taraflar arasında ne şekilde paylaştırılacağını gösteren temel hukuki ölçüttür ve kusur yüzdesi, araçta oluşan maddi hasarın, araç değer kaybının, geçici veya sürekli iş göremezlik tazminatının ve manevi tazminat taleplerinin miktarını doğrudan belirler.
Maddi hasarlı kazalarda tarafların düzenlediği kaza tespit tutanağı, kaza krokisi ve olay yeri fotoğrafları Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) sistemine yüklenir. İlgili sigorta şirketlerinin eksperleri bu verileri Karayolları Trafik Kanunu hükümleri çerçevesinde inceleyerek bir kusur oranı belirler ve bu sonuç taraflara SMS veya e-posta yoluyla bildirilir. Yaralanmalı ya da ölümlü kazalarda ise olay yeri incelemesi kolluk kuvvetlerince yapılır fakat nihai kusur oranı ceza soruşturması ve mahkeme aşamasında bilirkişilerce tespit edilir.
İlk aşamada belirlenen bu kusur oranları kesin bir hüküm niteliği taşımaz ve hatalı tespitlere karşı yasal itiraz yolları açıktır. Kusur oranına itiraz süreci ve hak düşürücü süreler şu şekilde işler:
- SBM üzerinden belirlenen kusur oranının tebliğ edildiği tarihten itibaren 5 iş günü içinde, kazanın gerçek oluş şeklini ortaya koyan somut delillerle (kamera kayıtları, yeni fotoğraflar veya tanık beyanları) birlikte ilgili sigorta şirketine yazılı itiraz yapılmalıdır.
- Sigorta şirketinin itirazı reddetmesi veya süresi içinde yanıt vermemesi halinde uyuşmazlık Sigorta Tahkim Komisyonuna taşınabilir. Komisyon hakemlerinin verdiği kararlara karşı, yasal parasal sınırların aşılması şartıyla kararın tebliğinden itibaren 10 gün (takvim günü) içinde İtiraz Hakem Heyetine başvurulması gerekir.
- Tahkim yoluna gidilmemesi veya tahkimden sonuç alınamaması durumunda Asliye Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılacak tazminat davası ile kusur oranı yeniden incelenir. Mahkemece atanan bağımsız bilirkişi heyetinin hazırladığı kusur raporuna karşı tarafların HMK m. 281 uyarınca 2 hafta içinde itiraz etme hakkı bulunur.
Sigorta şirketine yapılan ilk itirazlar genellikle birkaç iş günü içinde sonuçlanırken, Sigorta Tahkim Komisyonu süreci 3 ila 6 ay, mahkeme yoluyla bilirkişi incelemesi ise ortalama 1 yılı aşabilmektedir.
Kusur oranına itirazın genel zamanaşımı süresi içinde mahkemeye taşınması mümkün olsa da, delillerin kaybolmaması adına ilk 5 iş günlük ve 10 günlük sürelere uyulmasını öneririz.
Trafik Kazasında Sigorta ve Tazminat Süreci Nasıl İşler?
Trafik kazası sonrasında ortaya çıkan zararların karşılanması, tarafların poliçe türlerine, kusur oranlarına ve kazaya karışan araçların statüsüne göre farklı hukuki yollarla yürütülür ve uygulamada en çok karıştırılan sigorta türleri ve tazminat süreçleri aşağıdaki esaslara dayanır:
- Zorunlu Trafik Sigortası (ZMSS), kural olarak sigortalının kendi aracındaki hasarı karşılamaz, yalnızca kazada kusursuz veya daha az kusurlu olan karşı tarafın maddi, bedensel ve ölümden doğan zararlarını poliçe limitleri dahilinde güvence altına alır. Aracın kendi hasarı ise ancak isteğe bağlı olarak yaptırılan kasko poliçesi kapsamında talep edilebilir. Poliçe limitlerini aşan zararlar için doğrudan kusurlu araç işletenine veya sürücüsüne dava açılması gerekir.
- Kazada kusursuz veya daha az kusurlu olan taraf, aracının onarılmasına rağmen ikinci el piyasa değerinde oluşan düşüşü (değer kaybını) kusurlu tarafın Zorunlu Trafik Sigortasından talep edebilir. Sigorta şirketinin eksik ödeme yapması veya talebi reddetmesi halinde uyuşmazlık doğrudan Sigorta Tahkim Komisyonuna ya da mahkemeye taşınabilir.
- Kazaya karışan kusurlu aracın Zorunlu Trafik Sigortasının bulunmaması, aracın tespit edilememesi (kaçması) veya sigorta şirketinin iflası durumunda bedensel zararlar (tedavi giderleri, sakatlık ve destekten yoksun kalma tazminatları) Türkiye Sigorta Birliği bünyesindeki Güvence Hesabı tarafından karşılanır. Ancak Güvence Hesabı araçlardaki maddi hasarları ve değer kaybını karşılamaz, ayrıca ödediği bedensel tazminat tutarlarını sonradan kusurlu araç sahibine veya sürücüsüne rücu yoluyla geri tahsil eder.
- Şirket adına kayıtlı veya şirkete tahsis edilmiş bir araçla kaza yapılması durumunda Karayolları Trafik Kanunu m. 85 gereğince araç işleteni olan şirket, sürücünün kusurundan bağımsız olarak üçüncü kişilere karşı kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince doğrudan sorumludur. Kazanın işin yürütümü sırasında meydana gelmesi halinde olay aynı zamanda iş kazası sayılır ve işverenin 3 iş günü içinde SGK bildiriminde bulunması zorunludur. İşveren, oluşan araç hasarını çalışanın maaşından tek taraflı olarak kesemez fakat sürücünün kusurlu olması ve hasarın çalışanın 30 günlük brüt ücretini aşması halinde işverenin 6 iş günü içinde haklı nedenle fesih hakkı doğabilir.
Trafik Kazalarında Tazminat Davası ve Zamanaşımı Kavramı
Trafik kazasından kaynaklanan zararların tazmini amacıyla açılacak maddi ve manevi tazminat davaları, doğrudan kazanın niteliğine, ortaya çıkan zararın türüne ve kanunda öngörülen hak düşürücü zamanaşımı sürelerine tabidir. Maddi tazminat kapsamında araç hasarı, değer kaybı, tedavi masrafları, geçici iş göremezlik, sürekli maluliyet ve ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilirken, manevi tazminat ile kaza nedeniyle yaşanan elem ve acının telafisi hedeflenir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 109 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72 hükümleri uyarınca tazminat taleplerinde uygulanacak zamanaşımı süreleri şu şekildedir:
- Yalnızca maddi hasarın veya araç değer kaybının söz konusu olduğu kazalarda, zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda kaza tarihinden itibaren 10 yıl içinde dava açılması gerekir. Değer kaybı alacaklarında zamanaşımı süresi, teknik hasarın ve değer kaybı miktarının eksper veya bilirkişi raporuyla tam olarak öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
- Kazada yaralanma meydana gelmişse, Türk Ceza Kanunu'ndaki taksirle yaralama suçuna bağlanan uzamış ceza zamanaşımı devreye girer ve tazminat davası açma süresi kaza tarihinden itibaren 8 yıl olarak uygulanır. Ancak taksirle yaralama şikayete bağlı bir suç olduğundan, mağdurun kazayı ve faili öğrendiği andan itibaren 6 ay içinde savcılığa şikayette bulunması şarttır; şikayet süresinin kaçırılması halinde uzamış ceza zamanaşımı geçerliliğini yitirerek genel 2 yıllık süreye dönülür.
- Trafik kazası neticesinde ölüm gerçekleşmişse, taksirle öldürme suçunun ceza zamanaşımı süresi olan 15 yıl esas alınır. Aynı kazada hem vefat hem yaralanma gerçekleşmiş olması durumunda dahi tüm maddi ve manevi tazminat talepleri için 15 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.
- Sigorta şirketine karşı doğrudan dava açmadan önce ilgili sigortacıya yazılı başvuru yapılması yasal bir zorunluluktur. Sigorta şirketinin 15 gün içinde yanıt vermemesi veya talebi reddetmesi halinde, sigorta uyuşmazlıkları ticari dava niteliği taşıdığından dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması zorunlu dava şartıdır.