Yeni Parti Odunpazarı İlçe Başkan Adayı Cevahir Çalıkuşu, Esgazete’ye verdiği özel söyleşide neden yıllar sonra aktif siyasete döndüğünü, delege sistemine yönelik eleştirilerini, rakibi Rahmi Çınar’a yaptığı yönetim teklifini ve seçilmesi halinde hayata geçirmek istediği yönetim modelini anlattı. “Kimsenin adayı değilim, halkın adayıyım” diyen Çalıkuşu, seçim yarışında kullanılan bazı yöntemleri de eleştirerek, “İnsanlara ‘Oyunuz kime?’ diye sormak siyasi nezakete sığmaz” dedi.
Yeni Parti Odunpazarı İlçe Başkanlığı için yarışan Cevahir Çalıkuşu, Esgazete’nin sorularını yanıtladı. Siyasi bir ailede geçen çocukluğundan aktif siyasete dönüşüne, Odunpazarı için projelerinden parti içi yarışa kadar birçok konuda konuşan Çalıkuşu, üyelerin karar süreçlerinde doğrudan söz sahibi olduğu yeni bir örgütlenme modeli hedeflediğini söyledi.
Siyasetin içinde büyümüş bir aileden geliyorsunuz. Babanız Mustafa Çalıkuşu’nun siyasi geçmişi sizin bugün aday olmanızda ne kadar etkili?
En büyük şansım böyle politik bir ailenin içine doğmak oldu. Bizim evimizde her zaman siyaset konuşulurdu. Gelenimiz, gidenimiz, görüştüğümüz insanlar siyasi figürlerdi.
“Porsuk Durgun Akar” kitabında adı geçen insanları bir dönemin kahramanları olarak görüyorum. Kitap yayımlandıktan sonra ulaşabildiğim herkese götürüp imzalattım. “Siz bu kitabın kahramanlarısınız” dedim.
Babam benim için ayrı bir onur ve gurur. Bugün hâlâ insanlar beni arayıp, “Baban senin için çalışıyor, farkında mısın?” diyor. Bazı yerlerde, “Cevahir Hanım’ı çok tanımıyoruz ama Mustafa Çalıkuşu’nun kızıysa tamam” diyenlerle karşılaşıyorum.
Babanız bugün hayatta olsaydı adaylığınıza nasıl yaklaşırdı?
Kesinlikle desteklerdi. Çok mutlu olurdu. Desteklemekle kalmaz, eyleme de geçerdi. “Benim kızım aday” diyerek benimle birlikte koştururdu.
Babam eylem insanıydı. Bedensel engeline rağmen hayatının son dönemine kadar mücadelenin içinde kaldı, 1 Mayıslarda alanlardan eksik olmadı.
Sizi “sözünü sakınmayan” biri olarak tanımlayanlar var. Bu özelliğiniz siyasette de devam edecek mi?
Edecek. Çünkü bu benim yapım. Doğru bildiğimi söylemekten çekinmiyorum ama sabit fikirli de değilim. Eleştirilmeyi isterim.
Birlikte çalıştığım arkadaşlarıma bile “Önce olumsuzdan başlayın” diyorum. Çünkü bir şeyi düzeltmem gerekiyorsa önce onu bilmem gerekiyor.
Ben incitmeden, nezaketle ama herkesin kendisini ifade edebildiği ve doğru bildiğini söyleyebildiği bir anlayışı benimsiyorum. Makamların da sorgulanabilir olması gerektiğine inanıyorum.
Uzun süre aktif siyasette görünmediniz. Neden şimdi Odunpazarı İlçe Başkanlığına aday oldunuz?
Aktif siyasi arenada görünmesem de siyasetten hiçbir zaman uzak kalmadım. Ancak fiilen bir göreve talip olmamam konusunda yapılan eleştiriyi haklı bulabilirim.
Şimdi 45 yılda biriktirdiğim Cevahir’le alanda olmak ve siyasete farklı bir soluk getirmek istiyorum.
Şunu çok net söylüyorum: Eski delege sistemi devam etmiş olsaydı aday olmazdım.
Bugüne kadar aday olmamamın temel gerekçelerinden biri de buydu. Siyasette emek veren herkese sonsuz saygım var ama ben birinin referansıyla siyasete girmek istemedim.
Benim bir birikimim var. Bütün fikirlere saygı duyarım ancak onları kendi süzgecimden geçirip kendi fikrim neyse onu savunmak isterim.
Yeni sistem sizin için neyi değiştirdi?
Üyenin karar vereceğinin söylenmesi benim gibi düşünen insanlara bir alan açtı.
“Üye karar verecek, herkes bağımsız iradesini ortaya koyabilecek ve üyenin kararına saygı duyulacak” denildi. Biz de buna güvenerek yola çıktık.
Bana, “Senin seçiminde oy kullanabileceksek üye olalım” diyenler oluyor. Ben de, “Gelin üye olun. Benim seçimimde oy kullanamasanız bile il yönetimini değiştirme imkânınız var. Kurultayda değişiklik yaratmak istiyorsanız gelin üye olun” diyorum.
Artık sözün, yetkinin ve kararın gerçek anlamda üyede olması gerektiğini düşünüyorum. Benim bugün burada olmamın önemli nedenlerinden biri bu.
Odunpazarı’nda yapılan delege seçimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Formalite” kelimesini doğru bulmuyorum. Kanunda yer alan bir usul varsa ona uyulmalıdır. Ancak ben kurucu ilçe başkanı olsaydım delege seçimlerini farklı yapardım.
Her mahallenin üye sayısı ve çıkaracağı delege sayısı belli. Örneğin Vişnelik Mahallesi beş delege çıkaracaksa, “Gelin, sizi temsil edecek beş kişiyi siz seçin” derdim.
Ya da bütün üyelere mesaj gönderip, “Delege adayı olmak isteyen üyelerimizi şu tarihe kadar başvurmaya davet ediyoruz” denilebilirdi.
Belli bir listenin önünüze konulup zarfa atılması yerine üyelerin daha fazla söz sahibi olduğu bir yöntem tercih edilebilirdi.
Ön seçimde üçüncü bir aday çıkarsa nasıl karşılarsınız?
Çıkabilir, neden olmasın? Bu bir demokrasi şöleni olur.
Üye kimi yönetimde görmek istiyorsa ona teveccüh eder. Biz de ortaya çıkan iradeye saygı duyarız.
Rakibiniz Rahmi Çınar’a, seçilmeniz halinde yönetimde birlikte çalışma teklifinde bulundunuz. Çınar ise bunu “abes” bulduğunu söyledi. Teklifiniz hâlâ geçerli mi?
Ben siyasi nezaketi çok önemsiyorum. Rahmi Bey’i yönetime davet etmem de siyasi nezaketin ve kapsayıcılık anlayışının bir uzantısı.
Ayrışmamak, birlikte hareket etmek gerekiyor. Bu mesele Rahmi Bey-Cevahir Hanım meselesi değil. İktidara yürüyen bir partinin nasıl bir siyaset anlayışı ortaya koyacağı meselesi.
Ben bu seçimi kazanacağımı düşünüyorum. Seçimden sonra yine Rahmi Bey’e gideceğim. Belki o zamana kadar fikri değişir. Değişmese bile ben sözümün arkasındayım; yine gideceğim ve elini sıkacağım.
Geçmişte siyasi mücadelede emek vermiş bir insana duyarsız kalamam. Kırgınlık, küslük, bölünmüşlük ve ayrışma istemiyorum.
Seçilirseniz nasıl bir ilçe yönetimi oluşturacaksınız?
Yönetimi birkaç kişinin belirlediği bir yapı kurmak istemiyorum.
Mahallelerdeki üye yoğunluğunu dikkate alacağım. Bir bölgede ciddi bir üye sayımız varsa o mahallenin üyelerini bir araya getirip, “Yönetimde sizi temsil edecek kişiyi siz belirleyin” diyeceğim. Kim seçilirse onunla çalışmaya hazırım.
Belediye başkanlarımıza da, “Yönetimde bir veya iki isim önermek ister misiniz?” diye soracağım. Onların da önerilerini almak isterim. Birlikte yönetelim.
Ancak yönetim sadece belediye başkanlarının önerilerinden veya mahalle temsilcilerinden oluşmayacak.
Engellilerin ve diğer dezavantajlı kesimlerin temsil edilmesini çok önemsiyorum. Eskişehir’de açılması planlanan maden sahaları nedeniyle çevre konusunda uzman bir ismin de yönetimde olmasını isterim.
Kadına yönelik şiddet gibi ciddi toplumsal sorunlar konusunda politika üretebilecek isimlere de ihtiyaç var.
Çocuklarla ilgili uzun yıllardır çalışmalar yürütüyorum. Tarım işçisi ailelerin çocuklarıyla projeler gerçekleştirdik. Bu deneyimleri de parti çalışmalarına taşımak isterim.
Kısacası daha katılımcı, kapsayıcı ve farklı toplumsal kesimlerin gerçekten temsil edildiği bir yönetim hedefliyorum.
Odunpazarı için öncelikli gördüğünüz sorunlar neler?
Kazım Başkan’ın ilk belediye başkanlığı döneminde Odunpazarı’nda çok güzel asfalt çalışmaları yapıldı. Ancak bölgede ciddi bir kentsel dönüşüm yaşandı ve yollar yeniden bozuldu. Ciddi çukurlar ve sorunlar var.
İlk olarak Kazım Başkan’ın kapısını çalıp, “Başkanım, yeniden bir asfalt veya uygun bölgelerde Arnavut kaldırımı çalışması mı yapsak?” derim.
Odunpazarı’nda ciddi bir yol problemi olduğunu ve bunun çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.
Çarşamba Pazarı da bölgede uzun süredir tartışılıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Çarşamba Pazarı’na özellikle yaşlı nüfus açısından ihtiyaç var. İnsanların pazara erişebilmesi önemli. Ancak bölgede yaşayan ve çalışan biri olarak çarşamba günleri yaşanan sıkıntıları da görüyorum.
Apartmanların garaj girişleri kapanabiliyor, araçların giriş çıkışında sorun yaşanıyor. Acil bir durumda ambulansın ulaşması zorlaşabiliyor. Tramvay trafiği ve yol kenarındaki araçlar nedeniyle ciddi bir trafik sorunu oluşuyor.
Belediye başkanlarımız ve ilgili taraflarla görüşerek pazarı insanların kolay ulaşabileceği, pazarcı esnafının ve bölge sakinlerinin mağdur olmayacağı daha uygun bir noktada nasıl konumlandırabileceğimizi konuşmak isterim.
Halkı, pazarcıyı ve bölgede yaşayanları memnun edecek ortak bir çözüm bulunabileceğine inanıyorum.
Halk merkezleriyle ilgili neler yapmak istiyorsunuz?
Belediyelerimizin halk merkezlerini ve gençlik merkezlerini çok değerli buluyorum. Bunlar halka doğrudan dokunan yapılar. Ancak çalışmalarının daha fazla çeşitlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Örneğin işaret dili kurslarını çok önemsiyorum. Ben işitme engelli bir annenin kızıyım. Geçen yıl sertifikalı bir işaret dili kursu aradım ancak bulmakta çok zorlandım.
Artık iletişim çağındayız ve dezavantajlı grupları göz ardı edemeyiz. Halk merkezlerinde işaret dili kurslarının açılmasını isterim. İlk katılacaklardan biri de ben olurum.
Halk merkezleri kadınlar için de farklı bir işlev üstlenebilir mi?
Kesinlikle. Halk merkezlerini yalnızca dikiş, nakış veya el işi öğrenilen yerler olarak görmemek gerekiyor.
Kadınların sorunlarını paylaşabilecekleri, haklarını öğrenebilecekleri ve birlikte çözüm üretebilecekleri merkezler haline getirilebilir.
Örneğin Baro’dan avukatlar gelip kadınlara hukuki haklarını anlatabilir. Şiddete uğradıklarında hangi yolları izleyebilecekleri konusunda bilgilendirme yapılabilir. Üreme sağlığından hukuki haklara kadar farklı alanlarda çalışmalar gerçekleştirilebilir.
Kadınların bir araya geldiği bu merkezleri çok daha güçlü sosyal yapılara dönüştürebiliriz.
Odunpazarı’ndaki göçmen nüfusa yönelik nasıl bir çalışma yapılabilir?
Geçmişte göçmen çocuklarla ve aileleriyle çalışmalar yaptık. Çocuklarla çalışırken annelerin de sürece dahil olmak istediğini gördük ve onlara yönelik atölyeler gerçekleştirdik.
Odunpazarı’nda bazı mahallelerde ciddi bir göçmen nüfus bulunuyor. Bu bölgelerde dil, okuma-yazma ve sosyal uyum çalışmalarının yapılabileceğini düşünüyorum.
Halk merkezleri bu çalışmalar için de kullanılabilir.
Seçilirseniz üyeler size rahat ulaşabilecek mi?
Kesinlikle. Şu anda yaklaşık 3 bin 600 üyemiz olduğu için seçim sürecinde herkese birebir ulaşmam mümkün olmayabiliyor. Bunun için destek alıyorum. Benim adıma üyeler aranıyor, selamlarım iletiliyor; sorunları, eleştirileri ve önerileri not ediliyor.
Birebir ulaşamadığım üyelerimizden bu kısa seçim sürecinde anlayış bekliyorum.
Ama seçildiğimde çok ulaşılabilir bir ilçe başkanı olacağım. Seçim döneminde kullanılan iletişim hatlarının üyelerin hem bana hem de ilçe örgütüne ulaşabilecekleri hatlar olarak devam etmesini istiyorum.
Sizin ekibiniz de üyelerden oy istiyor mu?
Tabii ki. Ben bir adayım ve üyelerimizin desteğini istiyorum. Ekibimiz de benim adıma üyelerimizi arıyor, selamlarımı iletiyor ve desteklerini beklediğimi söylüyor.
Ancak üyelerin bir sorunu, eleştirisi veya önerisi varsa bunların da bana iletilmesini istiyoruz.
Oy istemek başka bir şey, bir insana “Oyunuzu kime vereceksiniz?” diye sormak başka bir şey.
Rakibinizin ekibinin üyeleri arayarak “Oyunuzu kime vereceksiniz?” diye sorduğunu iddia ediyorsunuz. Size ulaşan somut bir örnek var mı?
Çok sevdiğim bir öğretmenim beni aradı. Kendisine telefon açılıp, “Oyunuzu kime vereceksiniz?” diye sorulduğunu söyledi. O da, “Böyle bir soru sorulur mu? Siz ancak oy isteyebilirsiniz, benim kime oy vereceğimden size ne?” diye karşılık vermiş.
Ardından oyunu bana vereceğini söylemiş. Telefonun yüzüne kapatıldığını, yaklaşık 15 dakika sonra başka bir numaradan aranarak, “Oyunuzu Cevahir Hanım’a vereceğinizi söylemişsiniz. Neden Cevahir Hanım’a vereceksiniz, Rahmi Bey’i hiç düşünmez misiniz?” diye sorulduğunu aktardı.
Böyle bir yöntem tercih edilmiş olabilir ama bunun üyelerde olumlu karşılık bulacağını düşünmüyorum.
İnsanlara “Oyunuz kime?” diye sormak siyasi nezakete sığmaz. Kimse oyunu kime vereceğini açıklamak zorunda değil. Bana da açıklamak zorunda değil.
Ben aday olarak destek isterim. Herkesten de destek istiyorum.
Adaylığınızın arkasında belirli isimlerin olduğu, hatta “butlancıların adayı” olduğunuz yönünde iddialar var. Kimin adayısınız?
Halkın adayıyım. Bu kadar.
Beni tanıyanların ve benim gibi bir siyaset özlemi içerisinde olanların adayıyım.
Adaylığımı açıkladığım günden beri herkes, “Cevahir kimin adayı?” diye birilerini arıyor. Çünkü tek başıma ortaya çıktım.
Ben kimsenin adamı olarak çıkmadım. Genel başkanımızın ve genel merkezin “Üye karar verecek” sözünden aldığım güçle çıktım. Halkın iradesine güveniyorum.
“Butlancıların adayı” olduğunuz iddiasına ne diyorsunuz?
Bu iddia beni gerçekten şaşırttı.
21 Temmuz’a kadar Cumhuriyet Halk Partisi üyesiydim. Genel Başkanımız Özgür Özel yeni bir siyasi yol açılacağını ve yeni parti kurulacağını açıkladığında Türkiye dışındaydım. Açıklamayı izledikten sonra o gün e-Devlet’e girerek CHP üyeliğimi sonlandırdım. Bunun kaydı da mevcut.
Dolayısıyla beni bir yere bağlayamadıkları için böyle bir iddianın ortaya atıldığını düşünüyorum.
Adaylığınızı açıklamadan önce belediye başkanlarıyla görüştünüz mü?
Evet. Önce Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’yi ziyaret ettim. Aday olacağımı söyledim ve desteğini istedim.
Ardından Odunpazarı Belediye Başkanımız Kazım Kurt’u ziyaret ettim. Kendisine de adaylığımı anlattım ve desteğini istedim.
Daha sonra Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’ı ziyaret ettim. Kendisine de adaylığımı ve destek beklentimi ilettim.
Her birinin önerilerini de sordum. Çünkü birlikte çalışmak istiyorum.
İki milletvekilimizi de basın açıklamasından önce aradım. “Böyle bir yola çıkıyorum. Bunu basından değil, benden öğrenmenizin daha doğru olduğunu düşünüyorum” dedim.
Bunun siyasi nezaketin gereği olduğuna inanıyorum.
Belediye başkanlarının desteğini istiyor musunuz?
Elbette istiyorum. Tüm üyelerimizin desteğini istiyorum ve belediye başkanlarımız da buna dahil.
“Cevahir destek istemiyor” gibi bir algı oluşmasını istemem. Buradan açıkça söylüyorum: Bütün üyelerimizin ve belediye başkanlarımızın desteğine talibim.
Ama ben kimsenin adayı değilim. Benim arkamda genel başkanımızın “Üye karar verecek” sözü ve üyelerin iradesi var.
Son olarak üyelere ne söylemek istersiniz?
Ben siyasette insanlara dokunmayı çok önemsiyorum. Seçim sürecinde mümkün olduğunca üyelerimize ulaşmaya çalışıyorum. Ulaşamadıklarım olabilir; bunun için anlayış bekliyorum.
Seçilirsem ulaşılabilir bir ilçe başkanı olacağım.
Üyelerimizin yalnızca seçim günü oy kullanan insanlar değil, yönetimin ve karar süreçlerinin gerçek bir parçası olmasını istiyorum.
Nasıl bir Odunpazarı örgütü istiyorsak onu hep birlikte oluşturmalıyız.