Eğitim

Okullarda Üç Büyük Sorun: Açlık, Güvensiz Binalar ve Akran Zorbalığı

Öğrenci Velileri Derneği Eskişehir Başkanı Faik Alkan’ın katıldığı programda; öğrencilerin beslenme hakkından depreme dayanıklı okul ihtiyacına, akran zorbalığından eğitimin değer kaybına kadar uzanan sorunlar ele alındı. Çözüm için kamusal politikaların ve toplumsal farkındalığın şart olduğu vurgulandı.

Loading...

Abone Ol

Öğrenci Velileri Derneği Eskişehir Başkanı Faik Alkan’ın katıldığı programda; öğrencilerin beslenme hakkından depreme dayanıklı okul ihtiyacına, akran zorbalığından eğitimin değer kaybına kadar uzanan sorunlar ele alındı. Çözüm için kamusal politikaların ve toplumsal farkındalığın şart olduğu vurgulandı.

– Okullarda beslenme konusu uzun süredir tartışılıyor. Türkiye’de öğrencilerin beslenme durumu ne noktada?

Türkiye’de tablo oldukça çarpıcı. Her beş çocuktan biri okula aç geliyor, her on çocuktan biri ise gün içinde taze meyve ve sebzeye ulaşamıyor. Bu durum obezite, bodurluk ve gelişim geriliği gibi ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.

Bir dönem devletin başlattığı paketli gıda uygulaması vardı ancak bu model hem yetersizdi hem de sürdürülemedi. Bizim savunduğumuz, okullarda aşçılar tarafından hazırlanan sıcak ve taze yemeklerin öğrencilere sunulmasıdır.

– Eskişehir bu konuda nerede duruyor?

Ne yazık ki Eskişehir dahil hiçbir ilimizde kapsamlı bir okul yemeği sistemi yok. Özel okullarda bu hizmet var ama çok yüksek ücretlerle sunuluyor. Devlet okullarında ise ya hiç yok ya da çok sınırlı. Üstelik birçok okulda yemekhane bile yok; var olan alanlar sınıfa dönüştürülmüş durumda.

– Bu sorun çözülebilir mi?

Çok net: Çözülebilir. Konsolide bütçede eğitime ayrılan payın sadece yüzde 1,5 artırılmasıyla Türkiye’deki tüm öğrencilere sıcak yemek, süt ve temel besinler sağlanabilir. Bu tamamen bir siyasi irade meselesidir. Küba ve Kamboçya gibi ülkeler bunu başarabiliyorsa, Türkiye de başarabilir.

– Deprem gerçeği ortada. Eskişehir’de okullar güvenli mi?

Maalesef yeterli değil. 1997’den bu yana okul ve derslik üretiminde ciddi eksiklikler var. Son dönemde 29 okulun güçlendirildiği ya da yeniden yapıldığı ifade ediliyor ancak bu süreç çok yavaş ilerliyor.

– Gecikmelerin etkisi ne oluyor?

Bazı okulların yapımı ya da güçlendirilmesi yıllarca sürüyor. Örneğin önemli okullarda süreçler 2-3 yılı buluyor. Bu da öğrencilerin sürekli yer değiştirmesine, uyum sorunlarına ve öğretmenlerin norm fazlası olmasına yol açıyor.

Ayrıca 2000 yılı öncesi yapılan okul oranı oldukça yüksek. Özellikle merkezi okulların büyük bölümü bu kapsamda ve bu da ciddi bir risk oluşturuyor.

– Yapılan çalışmalar yeterli mi?

Hayır. Sorun şu ki sistem proaktif değil, reaktif işliyor. Yani “yumurta kapıya dayanınca” harekete geçiliyor. Güvenli okul binaları olmadan yapılan deprem tatbikatları bile inandırıcılığını yitiriyor. Bu mesele yerel değil, doğrudan bakanlık düzeyinde çözülmesi gereken bir konu.

– Okullarda akran zorbalığı da önemli bir başlık. Siz bu sorunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Akran nezaketi” gibi ifadeler kullanılsa da gerçek şu: Okullarda ciddi bir akran zorbalığı sorunu var. Fiziksel şiddetin yanı sıra psikolojik zorbalık çok daha yaygın ve tehlikeli.

– Bu şiddetin kaynağı nedir?

Toplumdaki genel şiddet iklimi okullara yansıyor. Kadına yönelik şiddet, hayvanlara kötü muamele, eğitim emekçilerine saldırılar… Çocuklar bunları görüyor ve normalleştiriyor.

Medya da burada önemli bir etken. Dizilerde şiddet, mafya ve silah kültürü sürekli öne çıkarılıyor. Sosyal medya ise şiddeti daha da körüklüyor. Bazı ülkelerde getirilen yaş sınırlamaları bu yüzden tartışılıyor.

– Okullardaki rehberlik servisleri yeterli mi?

Eskişehir özelinde rehberlik servisleri oldukça özverili çalışıyor. Ancak sorun sadece okul içinde değil. Çocuğun aile ve sosyal çevresi de çok belirleyici.

– Ailelere ne düşüyor?

Aileler çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmeli ve onları gerçekten tanımalı. Şu an iki uç tablo var: Çocuğuyla hiç ilgilenmeyen aileler ve çocuğunu aşırı merkeze koyan aileler. Bu iki uç, okul ortamında çatışmayı büyütüyor.

– Eğitimin genel durumu bu tabloyu nasıl etkiliyor?

Eğitim artık bireyin hayatını iyileştiren bir araç olma özelliğini kaybediyor. Üniversite mezunlarının iş bulmakta zorlandığı, farklı işlere yöneldiği bir ortamda umutsuzluk artıyor. Bu da şiddeti besleyen bir zemin oluşturuyor.

– Son olarak ne söylemek istersiniz?

Çocuklar bu ülkenin geleceği. Sağlıklı beslenen, güvenli okullarda okuyan ve şiddetten uzak büyüyen bir nesil yetiştirmek zorundayız. Bu da ancak kamusal sorumluluk, doğru politikalar ve toplumsal farkındalıkla mümkün.