İnşaat Yüksek Mühendisi ve Su Uzmanı Fesih Bingöl su konusundaşu dört adıma dikkat çekti; park ve bahçelerde su kullanımının kontrol altına alınması, evlerde tasarrufun teşvik edilmesi, tarımda su tüketiminin azaltılması ve Sakaryabaşı suyunun Eskişehir’e kazandırılması gerektiğini vurguladı.
Esgazete’nin konuğu olan İnşaat Yüksek Mühendisi ve Su Uzmanı Fesih Bingöl ile Eskişehir’in bugününü ve geleceğini yakından ilgilendiren su sorununu konuştuk. Bingöl, suyun yalnızca belediyelerin ya da vatandaşların değil, merkezi yönetimden tarıma kadar bütün kesimlerin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekti.
“Su hayattır, suyu kaybettiğimizde önemini anlıyoruz”
Eskişehir’in su kaynakları açısından temel sorunları neler?
Su gerçekten hayattır. Suyun ne kadar önemli olduğunu çoğu zaman ancak kesintiler yaşandığında daha iyi anlıyoruz. Hem suyun bilinçli kullanılması hem de insanların suya kolay ulaşabilmesi gerekiyor. Bu konuda hem yerel yönetimlerin hem de merkezi hükümetin sorumluluğu var.
Türkiye’nin genelinden baktığımızda ciddi bir su yönetimi problemimiz bulunuyor. Türkiye’de kullanılan suyun çok büyük bölümü tarıma gidiyor. Tarımsal sulamada hâlâ vahşi sulama yöntemlerinin kullanılması çok ciddi miktarda su kaybına neden oluyor.
Bu nedenle öncelikle tarımsal sulama politikalarının değiştirilmesi gerekiyor.
“Türkiye’nin tek merkezden yönetilen bir su politikasına ihtiyacı var”
Siz uzun süredir Türkiye’de bir Su Bakanlığı kurulması gerektiğini söylüyorsunuz. Neden böyle bir yapıya ihtiyaç var?
Bugün su konusunda birçok farklı kurumun görev ve yetkisi var. Devlet Su İşleri, çeşitli bakanlıklar ve belediyeler farklı noktalarda sürece dahil oluyor. Ancak bütüncül ve tek merkezden yürütülen bir su yönetimi olmadığında koordinasyon sorunu ortaya çıkıyor.
Ben Türkiye’de suyun tek merkezden yönetilmesi gerektiğini düşünüyorum. Adına Su Bakanlığı ya da başka bir isim verilebilir. Önemli olan su kaynaklarının, rezervlerin, tüketimin ve gelecekteki ihtiyaçların tek bir sistem içerisinde planlanmasıdır.
Böyle bir kurum, diğer bakanlıklar, belediyeler ve ilgili müdürlüklerle birlikte çalışmalı. Türkiye’nin hangi bölgesinde ne kadar su bulunduğu, ne kadarının kullanıldığı ve gelecekte ne kadar suya ihtiyaç duyulacağı net biçimde ortaya konulmalı.
“Asıl büyük tüketim tarımda”
Su tasarrufu denildiğinde sürekli vatandaşın evde kullandığı su konuşuluyor. Asıl sorun nerede?
Vatandaşın tasarruf etmesi elbette önemli ancak asıl büyük tüketim tarımda. Tarımda kullanılan su miktarı çok yüksek.
Türkiye’nin tarım politikasının aynı zamanda su kaynaklarına göre planlanması gerekiyor. Her bölgede her ürün yetiştirilmemeli. Çok fazla su isteyen sebze ve meyveler suyun bol olduğu bölgelerde yetiştirilmeli. Kurak tarıma uygun alanlarda ise daha az su isteyen ürünler tercih edilmeli.
Eskişehir özelinde de böyle bir planlama yapılabilir. Örneğin Sarıcakaya ve Mihalgazi gibi suyun daha fazla olduğu bölgelerde sebze ve meyve üretimi yoğunlaştırılabilir. Daha az su isteyen hububat ürünleri ise buna uygun bölgelerde yetiştirilebilir.
Yani “nerede, ne üretilecek?” sorusunun bilimsel bir planlama içerisinde cevaplandırılması lazım.
“Mevcut kaynaklar bugün yetiyor gibi görünüyor ama geleceği düşünmeliyiz”
Eskişehir’in suyu ne kadar yeterli? En çok merak edilen sorulardan biri de bu.
Bugünkü kaynaklarımız mevcut nüfus için yeterli gibi görünüyor. Ancak mesele sadece bugünü kurtarmak değil.
Eskişehir büyüyor. Nüfus arttıkça su ihtiyacı da artacak. Ben 2030 yılına doğru mevcut kaynakların yeterli olmayabileceğini düşünüyorum. Bu nedenle yeni kaynakların bugünden hazırlanması gerekiyor.
Su konusunda yatırım yapacağınız zaman birkaç yıl sonrasını değil, 20-30 yıl sonrasını planlamanız gerekir.
“Eskişehir için en önemli kaynaklardan biri Sakaryabaşı”
Yeni su kaynağı denildiğinde ilk olarak hangi proje gündeme gelmeli?
Eskişehir açısından üzerinde durduğum en önemli kaynak Sakaryabaşı'dır. Çifteler’de bulunan Sakaryabaşı suyunun Eskişehir’e getirilmesine yönelik geçmişte çalışmalar yapıldı.
Bu konuyla ilgili projeler gündeme geldi ancak daha sonra yatırım programından çıkarıldı. Ben bu projenin yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyorum.
Geçmişte yaptığımız teknik çalışmalarda Sakaryabaşı'nda önemli miktarda su bulunduğunu görmüştük. Devlet Su İşleri tarafından bölgede rehabilitasyon çalışmaları da gerçekleştirildi.
Eskişehir’in gelecekteki su ihtiyacını düşünüyorsak Sakaryabaşı seçeneği mutlaka yeniden masaya yatırılmalı.
“Su meselesi siyasi çekişmeye kurban edilmemeli”
Sakaryabaşı projesinin bugüne kadar gerçekleştirilememesinin nedeni sizce ne?
Ben burada geçmiş dönemlerde siyasi değerlendirmelerin de etkili olduğunu düşünüyorum. Ancak suyun siyaseti olmaz.
Bir apartmanda farklı siyasi görüşlerden insanlar yaşıyor ama su kesildiğinde herkes aynı sorunu yaşıyor.
Bu nedenle Eskişehir’de bütün siyasi partilerin, milletvekillerinin, belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının ve üniversitelerin su konusunda ortak hareket etmesi gerekiyor.
2030’dan önce Sakaryabaşı suyunun Eskişehir’e kazandırılması konusunda kent çapında ortak bir irade ortaya konulması gerektiğini düşünüyorum.
“Yeraltı suyuna sınırsız bir kaynakmış gibi bakamayız”
Barajlar mı yoksa yeraltı suları mı Eskişehir için daha doğru bir çözüm?
Yeraltı suları kullanılabilir ancak rezervin ne kadar olduğunu çok iyi bilmek gerekiyor. Geçmişte Eskişehir çevresinde çok daha düşük derinliklerde yeraltı suyuna ulaşılabiliyordu. Bugün ise bazı bölgelerde çok daha derinlere inilmek zorunda kalınıyor.
Bu ciddi bir uyarıdır.
Baraj ve göletlerin avantajı, suyu depolayabilmenizdir. Yağışlı dönemlerde suyu toplar, ihtiyaç olduğunda kullanırsınız. Bu nedenle suyu tutabileceğimiz alanların artırılması gerekiyor.
Sakaryabaşı suyu Eskişehir’e getirilecekse bunun da tek bir noktaya bağlanması yerine farklı depolama ve dağıtım alanlarıyla desteklenmesi daha doğru olur.
Yeraltı kuyularının açılması da mutlaka kontrol altında tutulmalı.
“Eskişehir’de DSİ ile ESKİ daha koordineli çalışmalı”
Bugünkü yapıda DSİ ve ESKİ yeterince koordineli çalışabiliyor mu?
Ben yeterli koordinasyon olduğunu düşünmüyorum.
Eskişehir’in gelecekteki su probleminin çözümü için Devlet Su İşleri ile Büyükşehir Belediyesi ve ESKİ’nin birlikte hareket etmesi gerekiyor.
Su teknik bir meseledir. Kurumların siyasi tartışmaları bir kenara bırakarak şehrin geleceği için ortak çalışma yürütmesi gerekir.
Aynı zamanda bu kurumlarda konusunda uzman, liyakatli ve tecrübeli insanların görev yapması çok önemli.
“Kayıp ve kaçaklar teknolojiyle takip edilmeli”
Şebekedeki su kayıplarının azaltılması mümkün mü?
Kesinlikle mümkün.
İstanbul’da bulunduğum dönemde İSKİ'nin çalışmalarını inceleme fırsatım olmuştu. SCADA gibi sistemlerle şebekeyi sürekli takip edebiliyorsunuz.
Ana hatlarda ya da diğer borularda bir kaçak olduğunda sistem üzerinden tespit etmek mümkün.
Eskişehir’de de suyun hangi noktadan ne kadar geçtiğini, nerede kayıp olduğunu ve tüketimin hangi bölgelerde arttığını anlık takip edebilecek teknolojik altyapılar kullanılmalı.
Su yönetimi sadece yeni kaynak bulmak değildir. Elinizdeki suyu kaybetmemek de su yönetiminin en önemli parçalarından biridir.
“Arıtılmış içme suyuyla park sulamak doğru değil”
Belediyeler su tasarrufu konusunda neler yapabilir?
Şehir merkezindeki parklar, refüjler ve yeşil alanlarda çok ciddi miktarda su kullanılıyor.
İçilebilir hale getirilmiş, arıtma maliyeti yüksek olan suyun park ve bahçelerde kullanılmasını doğru bulmuyorum.
Alternatif su kaynakları oluşturulmalı. Park ve bahçelerde farklı sulama yöntemlerine geçilebilir. Damlama sulama bunlardan biridir.
Peyzaj anlayışımızın da değişmesi gerekiyor. Çok fazla su tüketen çim alanların her yerde kullanılması yerine daha az su isteyen bitkilere ve yeni peyzaj tekniklerine yönelinebilir.
Elbette insanlar yeşil alan görmek istiyor. Burada amaç yeşili ortadan kaldırmak değil, aynı yeşil alanı daha az su kullanarak koruyabilmektir.
“Arıtma maliyeti suyun fiyatını da etkiliyor”
Eskişehir’de suyun pahalı olmasının nedenlerinden biri de arıtma maliyeti mi?
Evet. Porsuk'tan alınan suyun içilebilir hale getirilmesi için ciddi bir arıtma süreci gerekiyor. Kimyasal kullanılıyor, enerji harcanıyor ve bunun bir maliyeti var.
Daha temiz bir kaynaktan gelen suyun arıtma maliyeti ile mevcut kaynağın arıtma maliyeti aynı değil.
Bu nedenle alternatif su kaynakları aynı zamanda suyun maliyetinin azaltılması açısından da önem taşıyor.
Kayıp ve kaçakları azalttığınızda, enerji maliyetini düşürdüğünüzde ve daha uygun kaynakları sisteme dahil ettiğinizde su fiyatları üzerinde de olumlu etkisi olabilir.
“ESKİ kendi enerjisini üretebilirse maliyet düşebilir”
Su fiyatlarını düşürmek için sizin önerileriniz neler?
Su üretim ve dağıtım sisteminin en önemli giderlerinden biri enerji.
ESKİ’nin ciddi elektrik gideri bulunuyor. Belediyelerin yenilenebilir enerji yatırımları yapmasının önünün açılması gerektiğini düşünüyorum.
Rüzgâr ve güneş enerjisinden elektrik üretilebilir. Kurum kendi kullandığı elektriğin önemli bölümünü üretebilirse suyun maliyetini de aşağı çekebilir.
Türkiye güneş açısından çok avantajlı bir ülke. Bunun değerlendirilmesi gerekiyor.
“10 metreküpe kadar ücretsiz su tasarrufu teşvik edebilir”
Vatandaşı su tasarrufuna teşvik etmek için farklı bir tarife uygulanabilir mi?
Ben bu konuda bir öneride bulundum.
Dört kişilik bir ailenin tasarruflu kullanımla aylık yaklaşık 10 metreküp suyla temel ihtiyacını karşılayabileceğini düşünüyorum.
Önerim şu: Belirli bir tüketim seviyesine kadar su ücretsiz ya da çok düşük ücretli olabilir. Ancak bu sınır aşıldıkça suyun birim fiyatı kademeli biçimde yükseltilebilir.
Örneğin 10 metreküpü aşan tüketimde tarife giderek artırılırsa insanlar su kullanımına daha fazla dikkat eder.
Böylece hem temel ihtiyaç güvence altına alınır hem de fazla tüketim yapan kişi daha yüksek bedel öder. Bunun ciddi bir tasarruf sağlayabileceğini düşünüyorum.
“Evlerde gri su sistemleri kullanılmalı”
Bireysel olarak vatandaşlar neler yapabilir?
Evlerde de çok ciddi tasarruf imkânı var.
Örneğin klozetlerde temiz içme suyunu kullanıyoruz. Oysa dünyanın bazı ülkelerinde lavabo, duş gibi yerlerden gelen ve yeniden kullanılabilecek su, uygun sistemlerden geçirilerek klozetlerde değerlendiriliyor.
Yeni yapılacak binalarda gri su sistemleri düşünülebilir.
Musluğu gereksiz yere açık bırakmamak, bulaşık ve çamaşır makinelerini tam kapasite çalıştırmak, rezervuarlarda daha az su tüketen sistemlere geçmek gibi basit yöntemler de toplamda ciddi tasarruf sağlar.
Su tasarrufu biraz da kültür meselesi. Suyun nasıl ve ne kadar büyük maliyetlerle evimize ulaştığını bilmemiz gerekiyor.
“Seyitgazi’deki su farklı alanlarda değerlendirilebilir”
İçme suyu dışında kullanılabilecek başka kaynaklar var mı?
Seyitgazi Ovası altında önemli miktarda su olduğunu düşünüyorum. Bu suyun sertlik gibi özellikleri nedeniyle doğrudan içme suyu şebekesine verilmesi uygun olmayabilir.
Ancak tarımda, park ve bahçelerin sulanmasında ya da araç yıkama gibi içme suyu kalitesinin gerekli olmadığı alanlarda kullanılabilir.
Buradaki sorun ikinci bir şebeke oluşturmanın maliyetidir.
Ama bir yerden başlamak gerekiyor.
Özellikle yeni yapılan mahallelerde içme suyuyla kullanım suyunun ayrıldığı çift sistemli altyapılar kurulabilir. Yeni yerleşim bölgeleri bunun için önemli bir fırsat.
“Kuraklık artık kalıcı bir gerçek”
Küresel iklim değişikliği Eskişehir’i ne ölçüde etkiliyor?
Kuraklığın artık bir gerçek olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Küresel iklim değişikliğini hep birlikte yaşıyoruz.
Bazı yıllarda yağışlar artabilir, yeraltı suyu ve göletlerdeki miktarlar yükselebilir. Ancak tek bir yağışlı yıl bize kuraklık tehlikesinin ortadan kalktığını düşündürmemeli.
Su politikasını bir yıllık yağışa göre değil, uzun vadeli iklim değişikliğine göre oluşturmak zorundayız.
“Eskişehir için bugünden dört konuda adım atılmalı”
Son olarak, Eskişehir 2030 yılında su sorunu yaşamak istemiyorsa ne yapılmalı?
Bunu birkaç başlık altında özetleyebiliriz.
Öncelikle park ve bahçelerde kullanılan su kontrol altına alınmalı ve içme suyu dışındaki alternatif kaynaklar kullanılmalı.
Evlerde su tasarrufu teşvik edilmeli.
Tarımda vahşi sulamadan vazgeçilerek modern sulama sistemlerine geçilmeli ve ürün deseni su kaynaklarına göre planlanmalı.
En önemlisi de Sakaryabaşı suyunun Eskişehir’e kazandırılması için gerekli çalışmalar bugünden başlatılmalı.
Su konusunda 2030’u beklersek geç kalabiliriz. Eskişehir’in bütün kurumlarının siyasi görüş ayrımı yapmadan ortak hareket etmesi gerekiyor.
Su hepimizin ortak meselesidir.