Emek Partisi üyesi konuşmacı Eftalya Özçelik, Anadolu Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada öğrencilerin karşı karşıya olduğu ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlara dikkat çekti. Özçelik, niteliksiz eğitim, işsizlik, güvencesiz çalışma, kampüslerde artan baskı ortamı ve savaş politikalarına ayrılan bütçeler üzerinden öğrencilerin geleceğinin kuşatıldığını savundu.
Konuşmasında yaşanan sorunların tesadüfi olmadığını belirten Özçelik, öğrencilerin sermaye politikaları ve “saray rejimi” olarak tanımladığı yönetim anlayışı nedeniyle sistemli biçimde geleceksizliğe itildiğini söyledi. Öğrencilerin hem okurken çalışmak zorunda bırakıldığını hem de mezuniyet sonrası işsizlik ve düşük ücretli, güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
“Öğrenciler ucuz iş gücü haline getiriliyor”
Özçelik, KYK kredi ve burslarının yetersizliğine dikkat çekerek, iktidarın gençleri “işçi-öğrenci” modeline zorladığını öne sürdü. Üniversitelerin patronların ihtiyaçlarına göre şekillendirildiğini savunan Özçelik, öğrencilerin eğitim hakkı yerine piyasanın ihtiyaçlarına göre değerlendirildiğini belirtti.
“Müşteri değil öğrenciyiz” diyerek seslenen Özçelik, eğitimin bilimsel esaslardan uzaklaştırıldığını, piyasaya entegre edilmiş, parası olanın erişebildiği ve dinci-gerici temellerle şekillenen bir yapıya dönüştürülmek istendiğini ileri sürdü. Üniversitelerin şirketlere değil, emekçilere, genç kuşaklara ve bilime hizmet etmesi gerektiğini vurguladı.
“Bütçe eğitime değil savaşa ayrılıyor”
Konuşmada eğitim bütçeleriyle savaş harcamaları arasındaki ilişki de öne çıktı. Özçelik, öğrencilerden ve eğitimden kesilen kaynakların savaş sanayisine ve silahlanmaya aktarıldığını savunarak, bütçenin eğitime değil emperyalist savaş politikalarına yönlendirildiğini söyledi.
Bu düzenin gençlere gelecek değil savaş, yoksulluk ve ölüm vaat ettiğini öne süren Özçelik, mesleki eğitim merkezlerinde ve atölyelerde çocukların iş cinayetlerine kurban gittiğini belirtti. Bu tablo karşısında tek çözümün örgütlü mücadele olduğunu dile getirdi.
Kampüslerde baskı ve şiddet eleştirisi
Özçelik, kampüslerde şiddet, taciz ve kadın cinayetlerinin gölgesinde bir öğrenci hayatı yaşandığını ifade ederek, genç kadınların mücadelesinin önüne engeller çıkarıldığını söyledi. Öğrenci toplulukları ve kulüplerin kapatılmasını da eleştiren Özçelik, atanmış rektörlerin baskıcı bir yönetim anlayışıyla hareket ettiğini savundu.
Şubat ayında bir günde 6 kadının öldürüldüğünü hatırlatan Özçelik, ülkedeki şiddet ortamının kampüslere de yansıdığını ve bu nedenle mücadele ihtiyacının daha da acil hale geldiğini ifade etti.
“Birleşe birleşe kazanacağız”
Konuşmasının sonunda öğrencileri ortak talepler etrafında birleşmeye çağıran Özçelik, kampüslerdeki en küçük hakkın bile savunulmasının önemli olduğunu söyledi. Anti-emperyalist bir mücadele hattı kurulması gerektiğini belirten Özçelik, konuşmasını “Yaşasın öğrenci dayanışması”, “Parasız, bilimsel, demokratik eğitim” ve “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganlarıyla tamamladı.