Afyonkarahisar'da 42 yıldır sahneye çıkan illüzyonist İbrahim Oral, kullandığı birçok materyali evinin bodrum katında kendisi imal ediyor

Alkollü sürücü kullandığı araçla 4 araca çarpıp kaçtı Alkollü sürücü kullandığı araçla 4 araca çarpıp kaçtı

Afyonkarahisar’da 42 yıldır sahneye çıkan illüzyonist İbrahim Oral, kullandığı birçok materyali kendi evinin bodrum katında imal ediyor. Meslektaşlarından gelen talepleri de karşılayan Oral, bu sanatı kitaplardan okuyarak öğrendiğini söyledi.
Afyonkarahisar başta olmak üzere Türkiye’nin pek çok kentinde sahne alan illüzyonist İbrahim Oral, gösterilerinde kullandığı bazı materyalleri atölyeye çevirdiği evinin bodrumunda kendi elleriyle yapıyor. Bunlardan en çok ilgi gören materyal ise uçan sehpa. Yurt içinden ve yurt dışından pek çok meslektaşı, Oral’a uçan sehpa siparişi veriyor. İllüzyonist İbrahim Oral, eşinin de desteği ile sahne ekipmanlarını evinin bodrumunda hazırlıyor. Tedarik etmekte zorlandığı materyalleri deneme yanılma yöntemi ile kendisi imal eden Oral, bu işlere merakının olduğunu ve baba mesleği olan mobilyacılığın da bunda etkili olduğunu kaydetti.

Bu mesleği kitaplardan öğrendim
Baba mesleği mobilyacılık olan illüzyonist İbrahim Oral, yurt dışından gelen ve fiyatı oldukça yüksek olan uçan sehpayı kendisi üretmeye başladı. Zamanla çevresindeki illüzyonistlerin de uçan sehpa ihtiyacını karşılamaya başlayan Oral, mesleğe girişini şöyle anlattı:
“İllüzyon mesleğine heves ettim. Bir hevesle yola çıktık. Bizim çağımızda internet çağı yoktu. Kitaplardan öğrendikten sonra malzeme bulma zorunluluğu vardı bizde. Bazı oyunları kendim yapmak zorunda hissettim. Yurtdışından gelen oyunlarımız var, uçan sehpa gibi. Bunların da seri bir şekilde imalatını yapmaya çalıştım.”

Elim yatkın bu işe
Sahne gösterilerinde kullandığı materyalleri evinin bodrumunda imal eden Oral konuşmasına şöyle devam etti:
“Burası evin bodrum katı, size biraz dar gibi gelse de bana yeterli geliyor. Ahşap baba mesleği olduğu için daha çok elim yatkın bu işe. Uçan sehpanın dışında birçok sanattan anlaması gerekiyor insanın. Bir ustaya gidiyorsunuz bunun nasıl olduğunu o insanlar bilmezler. Minyatürünü yaptıracağım diye bir marangoza ya da bir demirciye gidebilirsiniz. Minyatürünü gösterirseniz o insan onu yapabilir. Çünkü bu iş illüzyon olmadığı için o bunu anlamaz. Anlamadığı için minyatürünü göstermeniz gerekiyor. Minyatürünü yapa yapa artık gerçeğini yapar hale geldik. O yüzden terzilikten tutun da mobilya ustalığından, marangozluğa hepsinden anlar oldum. Anlayınca da elimiz yatkınlaştı yakınlaştıkça kendimiz imal etmeye başladık.”