Eskişehir Demokratik Kadın Platformu üyeleri Kanatlı AVM önünde bir açıklama yaptı.

Yapılan açıklama şöyle; “Geçtiğimiz günlerde İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızını 6 yaşındayken ‘evlendirdiği’ haberleriyle sarsıldık.  Yaşadıkları sebebiyle şikayetçi olan H.G.K çocukluğu boyunca istismara ve tecavüze uğradığını anlattığı savcılık ifadelerini hepimiz okuduk.

Bir kadın çocukluğundan başlayarak ailesinin onayıyla, saçları taranarak, hatta gelinlik giydirilip fotoğrafı dahi çekilerek sistematik bir istismara maruz bırakılmıştır. Ve bir kadın; çaresizce içine düşürüldüğü bu cendereden kurtulmak için “artık yeter” demiştir.

20 yıllık AKP iktidarı boyunca sistematik bir şekilde kadınlar toplumsal alandan çıkarılmaya çalışılmış, özellikle kız çocukları eğitimden koparılmıştır. Toplumsal yaşamın dini tarikatlarca şekillendirilmesi için kamu gücü hoyratça kullanılmış ve siyasi iktidar tarafından devlet olanakları seferber edilmiştir.  

Vakıf, cemaat ve tarikatlar ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolleri; çocukları bu karanlığın karşısında okullarda savunmasız bırakmıştır. Tarikat cemaat yurtlarında baskı ve zorlamalar gencecik insanların intiharıyla sonuçlanmıştır. Kindar ve dindar nesiller yetiştirme programı iktidarın temel politikası olmuştur. Bu politika doğrultusunda Bakanlık, Diyanet, vakıf, tarikat ve cemaatler din hizmeti kisvesi altında hayatın her alanını örgütlenerek ırkçı, gerici, cinsiyetçi karanlığı yaygınlaştırma görevi ile donatılmıştır. Her intiharın, tecavüzün, istismarın ve yolsuzluğun altından çıkan devlet destekli bu şebeke; bir bütün olarak toplumsal hayatımızı tahakküm altına almaya ve bir yaşam tarzını dayatarak çocukları, kadınları ve gençleri geleceksizleştirmeyi amaçlamaktadır.

Tarikatların işaret etmesiyle tüm itirazlarımıza rağmen, “hayatlarımızın ve haklarımızın teminatıdır” dediğimiz İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı kararıyla çıkıldı. Çocukların cinsel suiistimal ve cinsel istismara karşı korunmasına ilişkin Lanzarote Sözleşmesi hedef yapıldı. LGBTİ+’lara karşı nefret politikası körüklendi, temel haklarına yönelik fiziki ve hukuki saldırılar derinleştirildi, onur yürüyüşleri yasaklandı.

Siyasi iktidarın kadınlara ve çocuklara reva gördüğü şey; onların eğitim sisteminden ve toplumsal hayattan dışlandıkları ve yok sayıldıkları bir yaşamdır. Türkiye’de milyonlarca kız çocuğu, hâlâ eğitime, sosyal ve yasal haklara erişememekte ve çocuklar erken yaşta evlenmeye zorlanmaktadır. Özellikle kız çocukları; çocuk işçiliğine, ev içi emek sömürüsüne, yoksulluğa, şiddete, istismara ve ayrımcılığa daha fazla maruz kalmaktadır. Siyasi iktidarın bu sorunu katmerleştiren politikaları istismarı, sömürüyü ve hak gasplarını giderek ağırlaştırmaktadır. Öyle ki iktidar çocuk evliliklerinin yolunu açmaya, cezasızlık siyasetiyle şiddet ve istismar faillerinin elini kolaylaştırıp cesaretlendirmeye devam etmektedir. İktidarın bu konudaki yasal düzenlemeleri; kız çocuklarını eğitimden ve toplumsal hayattan koparıp güçsüzleştirmekte ve geleneksel ataerkil rollere hapseden politikaları meşrulaştırmaktadır.

Çocuğa yönelik cinsel istismar vakaları her geçen yıl artmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2014-2017 yılları arasında 7 bin 466’ı erkek, 51 bin 818’i kız olmak üzere toplam 59 bin 284 çocuğun cinsel istismara maruz kaldı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu’nun 2019 Raporu’na göre son 16 yılda 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. Raporda, cinsel suçların yüzde 46’nın çocuklara karşı işlendiği belirtildi.

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Dr. Ebru Yaşat Aksay’ın hazırladığı uzmanlık tezi ise durumun vahametini ortaya koyuyor. Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalında 2010-2020 yılları arasında 11 yıllık süreçte cinsel istismar iddiası ile gönderilen ve hakkında rapor düzenlenen toplam çocuk sayısı 1360 dır.

Mühendislik sigortaları hayati önem taşıyor Mühendislik sigortaları hayati önem taşıyor

Ortaya çıkan bu vahşi tablo karşısında dini tarikat ve cemaatlerin çocuklara ve topluma karşı işlediği suçlar hasıraltı edilmeye ve münferit vakalar olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. Diyanetten, Bakanlıklardan ve hükümetten gelen son açıklamalar adeta malumun ilamı niteliğindedir. Ancak bizler çocuklarımızı bu karanlığa teslim etmeyeceğimizi bir kere daha haykırmak istiyoruz. Çocukları ve kadınları koruyan uluslararası sözleşmeleri uygulamayan, failleri aklayan, cezasızlık politikalarında ısrar eden, tarikatların güdümündeki siyasi iktidar; yaşanan tüm bu suçların ortağıdır.

Bizlere dayatmaya çalıştığınız gerici zihniyeti kabul etmiyoruz!

Haklarımızla güven içinde, eşit ve özgür yaşayacağımız hayat mücadelemizi çocuklarımız için laik, eşit ve demokratik bir eğitim, özgür bir dünya mücadelemizle birleştireceğiz!

Susmuyoruz, korkmuyoruz, karanlığınıza teslim olmuyoruz!  “