Elektronik kahve makinelerinin tarihinde geleneksel kahve değirmenleri olduğunu söyleyen antikacı Şakir Yavuz, “Örf ve adetlerine merakı olan gençler sayesinde, ata yadigârı olan kahve değirmenleri popüler kültürde yerini alarak tekrardan gündeme taşıdı” dedi.

Dikkat sağanak yağış etkisini sürdürecek Dikkat sağanak yağış etkisini sürdürecek

Elektronik kahve makinelerinin tarihinde geleneksel kahve değirmenleri olduğunu söyleyen antikacı Şakir Yavuz, “Örf ve adetlerine merakı olan gençler sayesinde, ata yadigârı olan kahve değirmenleri popüler kültürde yerini alarak tekrardan gündeme taşıdı” dedi.

Meraklıları tarafından bolca tüketilen filtre kahve çeşitleri, son dönemlerde Osmanlı’dan kalma geleneksel kahve değirmenlerin popülerliğini de artırmaya başladı. Antika severlerin yoğun ilgi gösterdiği kahve değirmenleri, Türk kültürüne ait olan gelenekleri de ön plana çıkartıyor. Elektronik makinelerden ziyade el gücü ile öğütülen kahvelerin daha lezzetli olduğunu söyleyen Eskişehirli antikacı Şakir Yavuz, özellikle gençlerin bu tür antika ürünleri merak ederek araştırma yaptığını vurguladı.

“Doğal ve el gücüne dayanan kahve değirmenleri başlı başına bir ata yadigarı”

Türk kültürüne sahip çıkan antika severler sayesinde kahve değirmeni gibi geleneksel ürünlerin popülerleştiğini ifade eden Yavuz, “İnsanlar, tezgâha uğrayarak kahve değirmeni ile ilgileniyor ve nasıl kullanacaklarına dair sorular soruyorlar. Ben de bu soruyu tüm alakamla anlatmaya çalışıyorum. Elektrikli cezveler ve elektronik akıllı kahve makinelerinden çıkan maddeler, inanın bu elimdeki değirmenin lezzetini vermiyor. Doğal ve el gücüne dayanan kahve değirmenleri başlı başına bir ata yadigarı” şeklinde konuştu.

“Kahve çekirdekleri, Osmanlılar tarafından kavurganlık diye tabir edilen kahve tavasında kavuruyordu”

Kahve çekirdeklerinin değirmende öğütüldükten sonra fincanlara servis edilme sürecini anlatan Yavuz, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Çiğ kahve dediğimiz kahve çekirdeklerini, Osmanlılar öncelikle kavurganlık diye tabir edilen kahve tavasında kavuruyordu. Bu işlemden sonra ise uygun hale gelen kavrulmuş çekirdekler, değirmene dökülüp güzel bir şekilde öğütülüyor ve değirmenin alt haznesinden geri alınıyordu. Son olarak da cezve içerisindeki sıcak suya atılan öğütülmüş çekirdekler, suyun kaynamasıyla birlikte insanlara renkli ve işlemeli fincanlarda ikram ediliyordu.”