Türkan bebek isyanda öldürülenlerin sembolüdür
Bulgaristan Türkleri’nin isim değiştirme kampanyası isyanında 26 Aralık önemli bir tarih olduğunu belirten Eskişehir Rumeli Balkan Kültür ve Dayanışma Derneği (ERBALDER) Başkanı Neziha Bilen, Türkan bebeğin yaşananların sembolü olduğunu hatırlattı. 
Aralık 1984’te Türklerin yaşadığı köylerde zorunlu isim değiştirme olayları ülkenin yeni tarihinde bir hüzün sayfası olarak kaldığını anlatan Başkan Neziha Bilen, o dönem yaşananlarla ilgili şunları söyledi: “Ülkede yaşayan Türk azınlığa yönelik baskı politikaları, 1980’li yıllarda doruk noktasına çıktı. Türklerin yaşadıkları bölgelerin iletişimleri kesildi. Asker, milis gücüyle isim değiştirme çabaları soykırım noktasına geldi. 1984-85 kışının çok ağır geçmesi ve tüm yerleşim birimlerinin dışarı ile bağlantılarının kesilmesini sağlamış; Türk bölgeleri, yabancılara kapatılmış ve mühürlenmişti. Daha sonra asker ve milisler, Türk bölgelerine girerek zorla ad değiştirmeyi başlatmışlar, kabul etmeyenler veya karşı gelenler ise baskı, işkence ve katliama maruz kalmışlardır. Bu kanlı ad değiştirme operasyonu, önce Güney Bulgaristan’da başlatılmış, Kasım-Aralık 1984 döneminde bu bölgede yasayan yarım milyon civarında Türk’ün adları değiştirilmiştir. 
SEMBOL TÜRKAN BEBEK
Her 26 Aralık günü Bulgaristan Türkü binlerce kişinin, Kırcaali’nin Kirkovo ilçesine bağlı Mogilyane köyü yakınlarındaki Türkan Çeşme Anıtı’nda toplanıp, komünist sistemin askerleri tarafından 1984 yılında öldürülen 17 aylık Türkan Feyzullah’ın anma törenine katıldığını ifade eden Bilen, “Adlarının değiştirilmesine karşı protesto eylemi sırasında Bulgar askerleri tarafından öldürülen Türkan bebeğin anısına yaptırılan anıt, bu mücadelede,  hayatını yitiren tüm şehitlerimizi anma sembolü haline gelmiştir. Bulgaristan’da adkıyım/asimilasyon döneminde hayatını kaybeden başta küçük şehidimiz, Türkan bebeğimiz olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Ruhları şad olsun.”
Başkan Neziha Bilen hayatını yitiren tüm şehitlerin anma sembolü haline Türkan bebek için yazılan bir şiiri paylaşarak sözlerine son verdi: 
 “Türkan derlerdi benim adıma
Tam girmiştim bir buçuk yaşına
El koymuştu zalim adıma
Atlamıştım annemin sırtına
Çekilmiştik Kirli’nin yoluna
Olmaz böyle diye zoruna
Hiç bakmadan sağına soluna
Sıkıverdiler kurşunu alnıma…”
Ne Türklük biliyordu, ne Bulgarlık.
Ne milletten anlıyordu, ne milliyetçilikten… 
Ne de vatanseverlik duygusundan tatmıştı.
Kendisi kadar küçücüktü dünyası.
Doğduğu dağın havası, suyu, bağrı yanık annesinin gözyaşları gibi temizdi.