Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, Halk TV’ye yönelik müdahaleyi protesto etmek ve basın özgürlüğüne dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı yapan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Eskişehir Temsilcisi Şenay Bilik Yıldırım, gazetecilerin dayanışma içinde olması gerektiğini vurgulayarak basın özgürlüğünün yalnızca gazetecileri değil, toplumun bütün kesimlerini ilgilendirdiğini söyledi.
“Basın özgürlüğünün geleceğine ilişkin kaygılarımız artıyor”
Konuşmasına “Özgür basın susturulamaz, halkın sesi kısılamaz” sözleriyle başlayan Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:
“Değerli basın emekçileri, sevgili Eskişehirliler;
Bugün burada yalnızca Halk TV’ye yönelik müdahaleyi protesto etmek için değil, basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına ve mesleki dayanışmamıza sahip çıkmak için bir aradayız.
Dün T24’e getirilen erişim engeli, bugün Halk TV’ye kayyum atanması ve yayınlarının durdurulması, ülkemizde basın özgürlüğünün geleceğine ilişkin kaygılarımızı daha da artırmıştır.
Halk TV, Türkiye’nin en çok izlenen haber kanallarından biridir. Üstelik bu kurum, Türkiye Gazeteciler Sendikasının örgütlü olduğu, yaklaşık 200 basın emekçisinin alın teri döktüğü bir çalışma alanıdır.
Bugün yaşananlar yalnızca bir televizyon kanalının yayınını değil, orada çalışan gazetecilerin emeğini, iş güvencesini ve geleceğini de ilgilendirmektedir.”
“Bir haberin arkasında büyük emek vardır”
Gazetecilik mesleğinin büyük bir emek ve sorumluluk gerektirdiğini belirten Yıldırım, basın çalışanlarının haklarının korunması gerektiğine dikkat çekerek şöyle devam etti:
“Biz gazeteciler biliriz ki bir haberin arkasında büyük emek vardır. Gece gündüz çalışan muhabirlerin, kameramanların, editörlerin, teknik ekiplerin ve bütün basın emekçilerinin alın teri vardır.
Bu nedenle bugün Halk TV çalışanlarının yanında olmak, gazetecilik mesleğinin ortak değerlerine sahip çıkmaktır.”
“Toplumsal sorunların görünür olması için özgür basına ihtiyacımız var”
Türkiye’de yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunların özgür basın aracılığıyla kamuoyuna aktarılmasının önemine değinen Yıldırım, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ülkemizde milyonlarca insan geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor. Çocuklarımızın beslenme sorunları, gençlerimizin gelecek kaygısı, emeklilerimizin ve çalışanlarımızın yaşadığı ekonomik güçlükler her geçen gün daha fazla tartışılıyor.
Eğitimde laiklik, bilimsel eğitim ve fırsat eşitliği konusundaki kaygılar da toplumun önemli gündemleri arasında yer alıyor.
Kamu kaynaklarının kullanımı, yolsuzluk iddiaları ve kamuoyunu ilgilendiren soruşturmalar da gazeteciler tarafından özgürce araştırılabilmeli ve haberleştirilebilmelidir.
Bütün bu sorunların görünür olması, tartışılması ve çözüm aranması için özgür basına ihtiyacımız var.
Hiçbir toplumsal sorunun üzeri örtülmemeli, hiçbir gazeteci kamu yararına yaptığı haber nedeniyle baskı altında hissetmemelidir.
Elbette herkes hukuk önünde eşittir. Ancak yürütülen hukuki süreçler, gazetecilerin çalışma hakkını ve toplumun haber alma özgürlüğünü gözetmelidir.”
“Birbirimizin rakibi olabiliriz ama düşmanı değiliz”
Gazetecilerin farklı yayın kuruluşlarında ve farklı düşüncelerde olsalar da ortak mesleki değerlerde buluşmaları gerektiğini ifade eden Yıldırım, mesleki dayanışmanın önemini şu sözlerle anlattı:
“Değerli arkadaşlar;
Bizler farklı gazetelerde, televizyonlarda ve internet haber sitelerinde çalışabiliriz. Farklı düşüncelere sahip olabiliriz. Ama hepimizin ortak bir kimliği var.
Biz gazeteciyiz!
Birbirimizin rakibi olabiliriz ama birbirimizin düşmanı değiliz.
Bugün bir meslektaşımızın yaşadığı sıkıntıya sessiz kalırsak, yarın benzer sorunlarla karşılaştığımızda yalnız kalabiliriz.
İşte bu yüzden gazeteciler, en çok da böyle zor günlerde yan yana durmak zorundadır.”
“Özgür basın herkes içindir”
Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, bütün toplumun ortak meselesi olduğunu belirten Yıldırım, toplumun farklı kesimlerine de dayanışma mesajı verdi:
“Ancak bugün dayanışma yalnızca gazetecilerin sorumluluğu değildir.
İşçilerin, emeklilerin, öğrencilerin, öğretmenlerin, esnafın, kısacası toplumun bütün kesimlerinin özgür basının önemini görmesi gerektiğine inanıyoruz.
Çünkü özgür basın herkes içindir.”
“Basın hürdür, sansür edilemez”
Anayasa'nın basın özgürlüğünü güvence altına alan 28. maddesini hatırlatan Yıldırım, gazetecilerin ayrıcalık değil, özgür ve güvenceli çalışma koşulları istediğini vurguladı:
“Anayasamızın 28. maddesi açıktır:
‘Basın hürdür, sansür edilemez.’
Biz ayrıcalık istemiyoruz. Gazetecilerin özgürce haber yapabildiği, basın emekçilerinin güvenceli koşullarda çalışabildiği ve herkesin farklı kaynaklardan haber alabildiği demokratik bir ortam istiyoruz.
Türkiye Gazeteciler Sendikasının örgütlü olduğu Halk TV’deki meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.
Bir gazeteci yalnız bırakıldığında yalnızca o gazeteci değil, bütün mesleğimiz güç kaybeder.
Bugün birbirimizin yanında durma günüdür.
Gazetecilik suç değildir!
Basın hürdür, sansür edilemez!
Yaşasın gazetecilerin dayanışması!
Hepinize teşekkür ediyoruz.”
Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına yapılan açıklama, gazetecilerin mesleki dayanışmasının güçlendirilmesi, basın çalışanlarının haklarının korunması ve toplumun haber alma özgürlüğüne sahip çıkılması çağrısıyla sona erdi.
Editör notu: Haber, gönderdiğiniz açıklamanın tamamı korunarak düzenlenmiştir. T24'e erişim engeli, Halk TV'ye kayyum atanması ve yayınların durdurulmasıyla ilgili ifadeler konuşmacıya atfedilmiştir; bu gelişmeler ayrıca bağımsız olarak doğrulanmamıştır. Yayımlanmadan önce güncel hukuki durumun kontrol edilmesi önerilir.





