Eskişehir Tarım Orkam-Sen adına konuşan İl temsilcisi Osman Emre İnselöz, günlerdir bölgede yaşananları kaygıyla takip ettiklerini söyledi. Yaşanan gelişmelerin tarihçesine değinen İnselöz; “Muğla’da faaliyet gösteren üç termik santral hakkında bölge halkı tarafından tarımsal üretimi olumsuz etkilemeleri dolayısıyla tazminat davaları açılıyor ve yargı süreçleri sonunda yurttaşların haklı bulunup 1997 yılında termik santrallerin kapatılmasına karar veriliyor.Ama bunca yıldır ülkemizi yöneten iktidarlar yargı kararlarını uygulamıyor ve bu termik santraller nedeniyle bölgede tarım arazileri, ormanlar sistematik olarak tahrip ediliyor.Bölge insanında görülen kanser hastalığı belirgin ölçüde artış gösteriyor.Ayrıca 2014 yılında özelleştirilerek Limak-İçtaş ortaklığı olan YK Enerji şirketine devredilen bu Yeniköy-Kemerköy santralinin de ekonomik ömrünün bittiğini ve kapatılmaları gerektiğini özellikle belirtmek istiyoruz.” dedi.

Akbelen ormanının altındaki kısıtlı kömür rezervinin daha az maliyetli olduğundan ilk hedef olduğunu söyleyen İnselöz, Akbelen rezervinin de santrallerin uzun süreli işletilmesine yetecek miktarı içermediğini belirtti.

Enerji Sektörü Kamulaştırılmalı!

 

 Yaşananların ülkedeki enerji sektörünün devletin elinde olması gerekirken tek amacı daha fazla kar elde etmek olan, bunu yaparken de toplum sağlığını, tarımı, ormanları asla düşünmeyen özel sektörün elinde olmasından kaynakladığını söyleyen İnselöz; “Enerji sektörü, madencilik faaliyetlerinin tamamı kamulaştırılmalı ve bu doğrultuda insanı, doğayı, yaşanabilir çevreyi merkeze koyan kamucu politikalar derhal hayata geçirilmelidir.Bununla birlikte rezerv azlığı nedeniyle soruna kalıcı çözüm üretmeyecek bu projede yöre halkının onayı ilkesi şartı göz ardı edilmiş, yöre halkıyla karşı karşıya gelinerek devlet gücü kullanılarak sorun toplumsallaştırılmıştır.Madencilik faaliyetleri nedeniyle yerel halkın mevcut doğal yaşam alanlarının ve yaşam standartlarının olumsuz yönde etkilenmesine izin verilmemeli, sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşamlarını sürdürebilme hakları korunmalıdır.Yerel halkın yaşadıkları doğal çevre ile kurdukları manevi bağ çok değerlidir.Akbelen’de yaşananlar sadece ormanların yok edilmesi değil, geleneksel yaşam biçimlerinin de yok edilmesi anlamına gelir ve bu da sosyolojik sorunları beraberinde getirmektedir.” şeklinde konuştu.

Şirketin ruhsat sahası içerisinde 330 hektarlık birinci sınıf tarım arazisinin bulunduğunu da hatırlatan İnselöz,tarımsal üretimin ülkemiz için hayati bir mesele olduğu gerçeğiyle ilerleyen günlerde yeni rezerv arayışlarının yeni tarım arazilerini de yok edeceğini söyledi. İnselöz, KESK’e bağlı Enerji Sanayi Maden Kamu Emekçileri Sendikası ve Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası Eskişehir İl Temsilcilikleri olarakormanların rant için talan edilmemesi, madencilik ve enerji sektörünün kamucu bir anlayışla sermayenin yerine halkın ihtiyaçları doğrultusunda planlanması için sonuna kadar mücadele edeceklerini sözlerine ekledi.

Oyalamayı bırakın, maaşlarımızı arttırın Oyalamayı bırakın, maaşlarımızı arttırın