Türkiye Sağlık-İş Sendikası Eskişehir İl Başkanı Uğur Özatak, kamuya ait sağlık alanları ve taşınmazların özelleştirme kapsamına alınmasına yönelik gelişmelerin sağlık emekçileri arasında kaygıya neden olduğunu söyledi.
Sağlık hizmetinin ticari bir faaliyet değil, herkesin eşit ve erişilebilir şekilde yararlanması gereken temel bir hak olduğunu belirten Özatak, “Özelleştirme yalnızca bir bina veya arazinin el değiştirmesi değildir. Özelleştirme; güvencesiz çalışma, taşeronlaşma, hak kayıpları, artan iş yükü ve sağlık hizmetlerinin ticari kaygılarla yönetilmesi riskini de beraberinde getirmektedir” ifadelerini kullandı.
“Sağlık işçileri ağır koşullarda hizmet veriyor”
Hastanelerde görev yapan sağlık işçilerinin ağır çalışma koşulları altında gece gündüz hizmet verdiğini vurgulayan Özatak, sağlık emekçilerinin bayramda, tatilde, gece nöbetlerinde ve zor şartlarda halkın yanında olduğunu ancak kendi yaşam mücadelelerinde yalnız bırakıldığını dile getirdi.
Artan kiralar, yükselen gıda fiyatları, faturalar ve ekonomik koşullar nedeniyle sağlık işçilerinin alım gücünün hızla düştüğünü belirten Özatak, birçok çalışanın ay sonunu getirebilmek için borçlandığını, ek gelir aradığını ya da temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kaldığını söyledi.
Özatak, “Bir zamanlar bir maaşla geçinebilen sağlık işçisi bugün çocuklarının eğitim masrafını, ev kirasını ve günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır. Sağlık hizmetini ayakta tutan emekçiler, kendi evlerinde geçim sıkıntısıyla mücadele etmektedir” dedi.
“Sağlık işçisi hediye değil hak istiyor”
Sağlık işçilerinin gerçek gündeminin yeterince konuşulmadığını savunan Özatak, çalışanların ekonomik kayıpları, hak mücadeleleri ve geleceğe dair endişeleri yerine göz boyamaya yönelik faaliyetlerin ön plana çıkarıldığını ifade etti.
Özatak, “Sağlık işçisi artık küçük hediyelerle, promosyonlarla ve göstermelik uygulamalarla oyalanmak istememektedir. Bir kupa maaşına zam değildir. Bir kalem kaybedilen hakların karşılığı değildir. Bir hediye paketi geçim sıkıntısını ortadan kaldırmaz. Bir çekiliş iş güvencesi sağlamaz. Bir fotoğraf karesi güçlü bir toplu iş sözleşmesinin yerini tutmaz” diye konuştu.
“Sendikacılık işçiye daha yüksek ücret kazandırmaktır”
Sendikacılığın işçinin aidatıyla hediye dağıtmak değil, işçiye daha yüksek ücret kazandırmak olduğunu belirten Özatak, “Sendikacılık sosyal medya paylaşımı yapmak değil, gerektiğinde işçinin hakkı için mücadele etmektir. Sendikacılık koltukları korumak değil, emekçiyi korumaktır” dedi.
Sağlık işçilerinin güçlü bir toplu iş sözleşmesi, insanca yaşam seviyesinde ücret ve iş güvencesi istediğini söyleyen Özatak, kamu sağlık kurumlarının korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Özatak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün sağlık işçisi hediyeleri değil, mutfaktaki yangını konuşmaktadır. Bugün sağlık işçisi vaatleri değil, cebindeki eksilen parayı konuşmaktadır. Bugün sağlık işçisi sessizliği değil, mücadeleyi görmek istemektedir. Biz susmayacağız. Sağlık emekçisinin alın terini, ekmeğini ve geleceğini savunmaya devam edeceğiz. Sağlık emeği satılık değildir. Sağlık işçisi yalnız değildir. Hak verilmez, mücadele ile alınır.”




