Zafer Partisi eski il başkanı Soner Çam ve beraberindeki bir grup adalarda bir araya gelerek genel seçimlerde yaşanan olaylara tepki gösterdi.

 Soner Çam, “Gelişen üzücü olaylar neticesinde, işin perde arkasını siz kıymetli kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı hissettim.

Maalesef ki Türk Milliyetçileri'nin bir kısmının gönül verdiği, ailesinin rızkından, çocuklarının zamanından çalarak emek harcadığı, ter döktüğü bir ortamda kesinlikle kabul edilemez bir durumu paylaşmak üzere sizlerin karşısında bulunmaktayım.

Parti gönüllülerinin çocuklarının rızkından keserek bağışta bulunduğu Zafer Partisi'nde, bu bağışların bir kısmı partiye ve partinin ihtiyaçlarına değil de, kişilere ve kişilerin servetlerine akmaktadır.

Söz konusu linç girişimi bu vakıanın tarafımca ortaya çıkarılması, her namuslu insan gibi üzerine gidilmesi, şahsımın ve bu milletin parasına sahip çıkma mücadelesinin sonucu gerçekleşmiştir.

Şöyle ki,

Zafer Partisi'nin kuruluş aşamasından itibaren şahsım partinin bir çok ihtiyacını gidermiş, imkanlarım dahilinde yüklü bir miktarda partiye yardımcı olmuştur. Vatandaşımıza ulaşan her bir kuruşum helal-ı hoş olsun, analarının ak sütü gibi helaldir! Burada hiç bir beis yoktur.

Ben partinin ihtiyaçlarını giderdiğim bir dönemde, Zafer Partisi genel  başkanı  Ümit  Özdağ  bundan  sonra yapacağım bağışların partiye direk ya da dolaylı yollar ile değil de, sadece şahsına verilmesini istedi. Bununla ilgili şahsımı ikna etmek için bir kaç gerekçe saydı. Parti kurulmadan önce Ayyıldız Hareketi sürecinde parti kurulması için benden birkaç defa para istedi. Bana para toplama yetkisi de verdi. Ben de kendisinin şahsi banka hesabına parayı gönderdim.

Ayrıca Eskişehir  ilçelerin bir yıllık kira bedellerini peşin olarak ödedim. Tüm mobilyaları mefruşatları  vs. masraflarını bireysel olarak karşıladım. Zafer Partisi Eskişehir İl Binasının kira ve tüm masrafları tarafımca giderilmiştir.

İlerleyen süreçte partide benim gibi bir çok arkadaştan para aldığını öğrenince durumdan şüphelenip, parti muhasebesinde verdiğim paraların karşılığını bulmaya çalıştım. Bir süre araştırmalarda bulunduktan sonra bizlerden ve tanımadığımız bir çok kişiden topladığı paraların parti kayıtlarına girmediğine şahit oldum.

İşte her şey böyle başladı. Durumu kendisine ilettim, kibar bir şekilde konuşmaya öğrenmeye çalıştım. Akabinde benden aldığı paraları ya iade etmesini ya da genel merkeze aktarmasını, partiye kullanması gerektiğini söyledim. Fakat her defasında kendisi konuşmayı ya kesti ya da müsait olmadığını söyledi, ve devamında bana karşı agrasıf tutumlar geliştirmeye başladı.

Sandık güvenliği için işbirliği ziyaretleri başladı Sandık güvenliği için işbirliği ziyaretleri başladı

Devamını zaten biliyorsunuz. Basına da yansıdığı üzere, 25 Eylül Pazar günü Zafer Partisi kurucular kurulu üyesi olarak katıldığım toplantıda, şahsım ve arkadaşlarıma toplumumuzca kabul edilemez, Türk gelenek ve göreneklerini ayaklar altına alan bir saldırı düzenlendi.

Bu saldırıda şahsım ve mücadele arkadaşım, yaklaşık 20 kişilik parti grubu tarafından darp edilmiş, çocuğum yaşındaki kimseler tarafından onurum kırılmak istendi.

Aynı gün kıymetli eşim ve evlatlarım sosyal medyadan bana yapılan saldırı görüntülerine şahit olmuş, ruh dünyalarında büyük bir manevi yıkım yaşamışlardır. Henüz küçücük olan kız evladımın etrafında olup biten konuşmalara şahit olup, eve döndüğümde ağlayarak bana sarılması, yüreğimde ve zihnimde tarif edilemez bir üzüntü yaşamama sebep olmuştur.

Eşime ve evlatlarıma, özellikle küçücük kız çocuğuma böylesine bir üzüntü ve acıyı yaşatan herkesi toplumun vicdanına havale ediyorum. Bir eş ve baba olarak şahsıma yaşatılan bu onur kırıcı linci tahmin ediyorum ki sizlerde vicdanınızda hissedecek, nasıl hissettiğimi anlayacaksınız.

Değerli arkadaşlar, toplantının yapıldığı aynı gün, şahsım liderliğinde 2. bir toplantının yapılacağı ve bu toplantının Ümit Özdağ karşısına büyük kongrede bir aday çıkarmak amaçlı olduğu tarafımdan sizlere aynı gün içinde bildirilmişti.

Böylesi kritik bir dönemde, 2. bir aday ile kongreye gitmek istememizin sebebi; açıklamalarımdan da anlayacağınız gibi, parti için kullanılmak üzere yaptığımız bağışların Özdağ'ın şahsında kalmasından ve kendisinin samimiyetine olan inancımızı kaybetmemizden kaynaklanmaktadır.

Değerli basın mensupları kıymetli kardeşlerim,

İşin hukuki boyutuna gelecek olursak; tarafım avukatım ile birlikte, Ümit Özdağ aleyhine gerekli tüm hukuki girişimleri başlatacaktır. Bunun yanı sıra Türk Devleti'nin yüce savcıları, içeriden biri olarak ifşa ettiğim bu uygunsuz durumu elbette incelemeye alacak, banka hesapları incelendiği takdirde Ümit Özdağ'ın şahsi banka hesabına kayıtsız bir şekilde giren meblaları görecektir.”