İşletmeler markalarını tescil ettirdiklerinde çoğu zaman işin bittiğini düşünüyor. Oysa tescil belgesi bir bitiş değil, başlangıç. Asıl mesele, o belgenin ne zaman ve nasıl kullanılacağı.

Tescil size ne veriyor?

Tescilli marka sahibi, markasının izinsiz kullanımını engelleme hakkına sahip. Ancak bu hak kendiliğinden işlemiyor; harekete geçilmesi gerekiyor. Piyasada markanızın taklidiyle karşılaştığınızda önünüzde birbirinden bağımsız üç yol bulunuyor.

1. Hukuk davası. Tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi; maddi ve manevi tazminat; taklit ürünlere el konulması ve imhası talep edilebiliyor. Dava sürerken ürünlerin satışının durdurulması için ihtiyati tedbir istenmesi mümkün. Pratikte en etkili adım genellikle bu oluyor; çünkü esas karar yıllar alırken taklit ürünün satışı tedbirle ilk aylarda durdurulabiliyor.

2. Ceza yolu. Marka hakkına tecavüz aynı zamanda suç teşkil ediyor. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesi bu fiiller için hapis ve adli para cezası öngörüyor. Suç şikâyete bağlı. Savcılık soruşturmasında arama ve el koyma kararı alınabildiği için, taklit ürün deposu bulunan dosyalarda hukuk davasından çok daha hızlı sonuç verebiliyor.

3. Gümrük tedbiri. Taklit ürünlerin ithalat veya ihracat aşamasında gümrükte durdurulması, özellikle seri üretim yapan taklitçilere karşı işe yarıyor.

Marka vekili mi, avukat mı?

Uygulamada en sık karıştırılan konu bu. Sicile kayıtlı marka vekili, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki işlemleri yürütebiliyor: başvuru yapmak, üçüncü kişi itirazlarına cevap vermek, Kurum kararına karşı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'na itiraz etmek gibi.

Ancak mahkemede dava açmak, tazminat talep etmek veya suç duyurusunda bulunmak avukatlık yetkisi gerektiriyor. Dosya Kurum aşamasından mahkeme aşamasına geçtiğinde, iki sıfatı birlikte taşımayan bir vekille çalışılıyorsa dosya el değiştirmek zorunda kalıyor. Geçmiş yazışmaları, itiraz gerekçelerini ve karşı tarafın sunduğu delilleri bilmeyen yeni bir vekil süreci baştan öğrenmek durumunda kalıyor. Bu nedenle marka vekilliği ile avukatlığı birlikte yürüten bir ankara marka avukatı ile çalışmak, sürecin baştan sona aynı elde kalmasını sağlıyor.

Kurum kararları Ankara'da yargılanıyor

Teknik ama sonuçları ağır bir ayrıntı daha var. Kurumun kararlarına karşı açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi. Eskişehir'de, Bursa'da veya İzmir'de faaliyet göstermeniz bunu değiştirmiyor; markası reddedilen bir işletmenin dosyası Ankara'da görülüyor.

Kullanmazsanız kaybedersiniz

Son olarak, sık atlanan bir kural: tescil markayı süresiz güvenceye almıyor. Tescilden sonra beş yıl içinde ciddi biçimde kullanılmayan markalar, üçüncü kişilerin talebi üzerine kullanılmayan mal ve hizmetler bakımından iptal edilebiliyor.

Telefon kullanıcıları yaz ayına dikkat!
Telefon kullanıcıları yaz ayına dikkat!
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle başvuru aşamasında "ne olur ne olmaz" diyerek olabildiğince geniş bir sınıf ve ürün listesi yazmak, beş yıl sonra aleyhe dönebiliyor. Doğru yaklaşım, fiilen yürütülen faaliyeti eksiksiz kapsayan ama gereksiz genişlikten kaçınan bir liste hazırlamak.

Özetle

Marka tescili, hakkı doğuran işlem. O hakkın işe yaraması ise sürecin doğru yönetilmesine bağlı. Başvuru öncesinde yapılacak ciddi bir benzerlik araştırması, doğru kurgulanmış bir mal ve hizmet listesi ve tecavüz halinde zamanında atılacak adımlar, markanın gerçekten koruma sağlayıp sağlamayacağını belirliyor.