VİDEO HABERİN SONUNDA
SÖYLEŞİ: ŞENAY YILDIRIM
Millî Eğitim Müdürü Esgazete’ye konuştu
Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, okullardaki şiddet vakalarının üzücü olduğunu belirterek aileleri çocukların maruz kaldığı dijital içerikleri yakından takip etmeleri konusunda uyardı.
Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, kentte eğitim altyapısından deprem güçlendirme çalışmalarına, mesleki eğitimden yapay zekâ projelerine, Ramazan etkinliklerinden okul güvenliğine kadar pek çok başlıkta yürütülen çalışmaları anlattı. Eskişehir’in eğitimde Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu vurgulayan Aydın, hem fiziki dönüşümün hem de eğitim niteliğini artırmaya dönük projelerin kararlılıkla sürdüğünü söyledi. Müdür Aydın, bir öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesine ilişkin soruyu; bir öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesinin eğitim camiasını derinden sarstığını ve son derece üzücü bir olay olduğunu ifade ederek yanıtladı. Aydın, çocukların maruz kaldığı şiddet içerikli oyunlar ve sosyal medya paylaşımlarına dikkat çekerek ailelerin dijital içerik kullanımını yakından takip etmesi ve çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmesi gerektiğini vurguladı.
Eskişehir’de göreve başlayalı ne kadar oldu?
2023 yılının Temmuz ayında göreve başladım. Yani yaklaşık iki buçuk yılı geride bıraktık.
Daha önce hangi görevlerde bulundunuz?
Uzun yıllar İstanbul’da çalıştım. En son 10 yıl boyunca Üsküdar’da İlçe Millî Eğitim Müdürü olarak görev yaptım.
Aslen nerelisiniz? Eskişehir’e alıştınız mı?
Erzincanlıyım. Ama artık kendimizi Eskişehirli gibi hissediyoruz. Nihayetinde burada yaşıyoruz, ailemiz burada.
İstanbul’la kıyasladığınızda Eskişehir’de çalışma temposu nasıl? Daha mı rahat?
Üsküdar, büyüklüğü bakımından birçok şehirle kıyaslanabilecek bir ilçedir. Ancak İstanbul’un temposu bambaşka. Orada İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü görevindeydim, burada ise İl Millî Eğitim Müdürlüğü yapıyorum. Dolayısıyla kulvar değişiyor, sorumluluk alanı değişiyor. Bununla birlikte Eskişehir de büyük bir şehir ve burada da yoğun bir çalışma temposu var. Bu şehir için ne yapabiliriz diye arkadaşlarımızla birlikte gece gündüz gayretle çalışıyoruz.
İl Millî Eğitim Müdürlüğü denildiğinde çoğu kişinin aklına sadece okullar geliyor. Oysa sizin sorumluluk alanınız çok daha geniş. Eskişehir’de nasıl bir yapıdan söz ediyoruz?
Millî eğitim her yerde yoğun bir alan. Bizde de bu yoğunluk sürekli devam ediyor ama bu bizim alıştığımız bir tempo. İl Millî Eğitim Müdürlüğü denildiğinde çoğu zaman sadece okullar akla geliyor. Oysa bize bağlı yapı bunun çok ötesinde. Özel eğitim kurumları, özel okullar, rehabilitasyon merkezleri, özel yurtlar, sürücü kursları ve çeşitli kurslarla birlikte toplam 799 kurum Müdürlüğümüze bağlı. Kurum sayısı açısından oldukça yoğun bir Müdürlük olduğumuzu söyleyebilirim.
Yıkılıp yeniden yapılan okul sayısı 54
Bu kadar geniş bir yapının içinde en çok merak edilen başlıklardan biri okul binaları ve derslik altyapısı. Eskişehir’de okullar depreme dayanıklılık bakımından ne durumda?
Bugün itibarıyla Eskişehir’de toplam 5 bin 456 derslik bulunuyor. Bunların 3 bin 100’den fazlası 1999 depreminden sonra, yani 2000 yılı ve sonrasında inşa edildi. Geriye kalan 2 binin üzerindeki derslik ise 1999 öncesi yapılmış binalarda yer alıyor.
Bakanlığımızın talimatları ve Valiliğimizin himayesinde, bu eski binalar belirli periyotlarla deprem tahkikine tabi tutuluyor. Eğer yapı güvenli bulunursa eğitim devam ediyor; ancak mukavemeti yeterli görülmezse bina ya güçlendiriliyor ya da yıkılıp yeniden yapılıyor. Bu tamamen mühendislik verileriyle yürütülen teknik bir süreç.
Son yıllarda bu kapsamda nasıl bir ilerleme sağlandı?
Son iki yıl içinde 29 okul tamamlandı. Yatırım programında yer alan ve ihale süreçleri tamamlandığında başlayacak 21 yeni okul binası inşaatı ile 2 güçlendirme çalışması daha var. Bunlardan biri öğretmenevi, diğeri spor salonu. Eskişehir’de bugüne kadar yıkılıp yeniden yapılan okul sayısı ise 54’e ulaştı.
Bu tabloya bakınca okul stoğunun büyük bölümünün yeni olduğu söylenebilir mi?
Teknik açıdan baktığımızda dersliklerin beşte üçünden fazlası zaten 2000 yılından sonra yapılmış durumda. Dolayısıyla yeni yönetmeliklere uygun bir yapı stoğumuz var. Kalan beşte ikilik bölüm için ise inceleme süreci devam ediyor. Bu sadece Eskişehir’e özgü değil; Türkiye genelinde uygulanan bir politika. Çünkü 2000 yılından sonra deprem yönetmelikleri değişti ve yapılaşma buna göre yeniden şekillendi. Eski binaların durumu da yaşına, yapım şekline ve zemin özelliklerine göre tek tek değerlendiriliyor.
Önümüzdeki dönemde daha fazla yıkım ya da güçlendirme kararı çıkar mı?
Buna teknik bir öngörüyle cevap vermem doğru olmaz. Çünkü karar, teknik ekiplerin hazırladığı raporlarla veriliyor. Bir bina eski olabilir ama sağlam çıkabilir; bir başka bina için ise güçlendirme ya da Yık-Yap kararı verilebilir. Bu tamamen mühendislik meselesi. Bakanlığımız da bu raporlar doğrultusunda yatırım programlarını şekillendiriyor.
Son günlerin en çok konuşulan başlıklarından biri de okullarda yaşanan şiddet olayları. Eskişehir’de çok spesifik yaşanan olaylar var mı, onu ayrıca konuşabiliriz belki; ancak Fatma Nur öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesi hepimizi derinden sarstı. Bir öğretmenin kendi öğrencisinden korkabilecek bir noktaya gelmesi gerçekten vicdanları yaralıyor. Okullarda şiddetin önlenmesi ve çocukların bu konuda bilinçlendirilmesi için nasıl çalışmalar yürütülüyor?
Öncelikle şehit olan öğretmenimize Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Bütün eğitim camiamızın başı sağ olsun. Gerçekten çok üzücü bir olay. Bu konuda neler yapıyoruz, bu kısmı çok önemli. Öğretmenlerimiz okullarımızda şiddetle mücadele kapsamında “akran nezaketi” olarak adlandırdığımız çalışmalar yürütüyor. Yani zorbalık yerine nezaket ve saygıyı öne çıkaran eğitimler veriliyor. Bununla da yetinmiyoruz. Üniversitelerle ve alanında yetkin öğretmenlerimizle birlikte hem akran nezaketi hem de siber zorbalık konusunda çeşitli eğitim programları düzenliyoruz.
Cumhuriyet Başsavcılığımızla da görüşmeler yapıyoruz. Suça sürüklenen çocuklarla ilgili olarak Başsavcılık bünyesinde görev yapan hâkim ve savcılardan rehber öğretmenlerimize yönelik eğitimler almayı planlıyoruz. Böylece rehber öğretmenlerimiz okullarda daha güçlü bir farkındalık oluşturabilecek.
Geçtiğimiz ay Yeşilay Genel Başkanı’nı Eskişehir’de misafir ettik. Kendisi rehber öğretmenlerimize yönelik bir farkındalık eğitimi verdi. Daha önce de Özel Eğitim Genel Müdürümüz Mustafa OTRAR hocamızı ağırladık ve rehber öğretmenlerimizle bir araya gelerek benzer eğitimler gerçekleştirdik. Bakanlığımız bu tür eğitimleri zaten sürekli olarak yürütüyor. Yeni Maarif Modeli içerisinde de bu başlıklar yer alıyor.
Peki yeterli mi? Elbette değil. Bu eğitimleri artırarak sürdürmemiz gerekiyor. İçişleri Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yürüttüğü projeler de var. Biz de İl Müdürlüğü olarak bunların sahadaki uygulamalarını güçlendirmeye çalışıyoruz. Bu çalışmaları şehir genelinde artırarak sürdüreceğiz.
Peki aileler bu noktada ne yapabilir?
Ailelere naçizane tavsiyem şu olur: Özellikle dijital içeriklere dikkat etmeleri gerekiyor. Bize gelen bilgilere göre birçok oyunda ciddi düzeyde şiddet içerikleri bulunuyor. Sosyal medyada da benzer şekilde çok sayıda şiddet görüntüsü var. Bu nedenle ailelerin oyun ve sosyal medya kullanımı konusunda çocuklarına mutlaka sınır koyması gerektiğini düşünüyorum.
Televizyon ve sinema içeriklerinde de şiddet oldukça yaygın. Bir çocuk sürekli bu tür görüntülerle karşılaşırsa zamanla bunu normal bir davranış olarak algılayabiliyor. Bu nedenle ailelerin çocuklarıyla daha yakından ilgilenmesi ve onlarla nitelikli vakit geçirmesi çok önemli.
Sadece “yapma, etme” demek yeterli olmuyor. Anne babaların da rol model olması gerekiyor. Sosyal medya kullanımını sınırlamaları, telefonlarını bir kenara bırakıp çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmeleri çok önemli. Ben de şahsen evde buna gayret ediyorum. Açıkçası bazen zorlanıyoruz, velilerimizin de zorlandığını biliyorum. Ama buna rağmen doğru şekilde uygulamak, geleceğimiz ve çocuklarımız adına büyük bir sorumluluk.
Eskişehir eğitimde Türkiye ortalamasının üstünde
Eskişehir yıllardır “eğitim kenti” olarak anılıyor. Bu algının somut verilerde bir karşılığı var mı?
Evet, var. Yapılan merkezi sınavlarda, hem YKS’de hem LGS’de Eskişehir sürekli Türkiye ortalamasının üzerinde bir başarı sergiliyor. Bakanlık artık il ve ilçe bazlı sıralamaları kamuoyuyla paylaşmıyor; ancak elimizdeki veriler, okullardan gelen sonuçlar ve Bakanlık toplantılarında görülen tablo Eskişehir’de eğitimin niteliğinin güçlü olduğunu gösteriyor.
Biz de bu mevcut kaliteyi korumakla yetinmeyip daha ileri taşımak istiyoruz. Bu amaçla yaklaşık 20 proje ve 20’ye yakın işbirliği protokolü üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz, Eskişehir’in eğitimdeki güçlü konumunu daha da tahkim etmek.
“Meslek liselerinde hedef yüzde 50’nin üstü”
Son dönemde özellikle mesleki eğitime daha çok ağırlık verdiğiniz görülüyor. Neden?
Mesleki eğitim doğrudan meslek erbabı yetiştiriyor ve sanayinin de buna ihtiyacı var. Günün sonunda konu ekonomiye dayanıyor. Bu nedenle her ülke için mesleki eğitim stratejik önemde. Biz de Eskişehir’de bu alanda ciddi bir ivme yakaladık.
2023 yılında göreve başladığımda, lise öğrencileri içinde mesleki eğitime yönelenlerin oranı yüzde 35’ti. Bu oran bugün yüzde 42’ye yükseldi. Yani 7 puanlık önemli bir artış söz konusu. Burada yaptığımız projelerin ve sektörle kurduğumuz işbirliklerinin çok büyük katkısı var. TUSAŞ, Alp Havacılık, Arçelik, Ford Otosan ve başka birçok işletme bu süreçte güçlü destek veriyor.
Sanayi ile kurduğunuz bağ tam olarak nasıl işliyor?
Meslek lisesi müdürleriyle her ay yaptığımız toplantıları artık okul binalarında değil, sektörün içinde yapıyoruz. Bunun çok faydasını gördük. Müdürlerimiz işletmeleri tanıyor, işletme yöneticileri de okullarımızı ve yöneticilerimizi daha yakından tanıyor. Böylece öğrencilerin uygulama eğitimleri ve staj süreçleri için daha güçlü iletişim kanalları kuruluyor.
Bu toplantıları bugüne kadar Alp Havacılık’ta, Arçelik’te, Ford Otosan’da ve başka sanayi kuruluşlarında yaptık. Bu karşılıklı temas hem eğitimin niteliğini artırıyor hem de sektörün beklentilerine daha hızlı cevap vermemizi sağlıyor. Önümüzdeki 3-4 yıl içinde meslek liselerine yönelen öğrenci oranının yüzde 50’nin üzerine çıkmasını hedefliyoruz.
Mesleki eğitimin ortaokul düzeyine inmesi de çok konuşuldu. Bu model tam olarak neyi hedefliyor?
Bu yıl itibarıyla ilk meslek ortaokulumuzu açtık. Öğrenci alımı eylülde başladı. Türkiye’de bir ilk sayılabilecek bu adımı, savunma sanayi işbirliğiyle Sabiha Gökçen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde attık. Buradaki amaç, öğrencilerin 5. sınıftan itibaren belirli alanlarla tanışması, 8. sınıftan sonra da aynı çizgide meslek lisesine ve ardından mühendislik gibi üst eğitim basamaklarına yönelmesi.
Bazı meslekler için sadece lise döneminde başlamak geç kalınmış bir eşik olarak değerlendiriliyor. Erken yaşta yönelim, hem yetkinlik hem de mesleki aidiyet açısından çok değerli. Ayrıca ortaokul öğrencileri, aynı kampüste eğitim gören lise öğrencilerini rol model olarak görüyor. Bu da mesleki eğitime yönelimi güçlendiriyor.
Bu modelin yaygınlaşması da gündemde mi?
Evet. Firuz Kanatlı Meslek Lisesi, yeniden yapılacak Gazi Meslek Lisesi ve Gazi Yakup Satar Meslek Lisesi bünyelerinde de meslek ortaokulu açmayı planlıyoruz. Hedefimiz 2-3 yıl içinde Eskişehir’de 4 meslek lisesinin bünyesinde ortaokulun da yer alması.
Mesleki eğitim konusunda zaman zaman iş güvenliği ve çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılması gibi eleştiriler de geliyor. Bu kaygılara ne diyorsunuz?
Mesleki eğitimde uygulama yapılan işletmeler, kanun gereği gerekli bütün iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almak zorunda. Eğer bir işletme bu standartları karşılamıyorsa öğrenciyi oraya göndermemiz zaten mümkün değil. Okul müdürlerimiz, alan şeflerimiz ve ilgili denetim mekanizmaları bu süreci yakından takip ediyor. Güvenli olmayan yerlere öğrenci gönderilmez.
Eskişehir ölçeğinde bugüne kadar bu konuda bize yansıyan ciddi bir sorun olmadı. Ayrıca erken yaşta verilen bilinçli mesleki eğitim, çocukların iş güvenliği refleksini de geliştiriyor. Önemli olan, mevzuatın gerektirdiği güvenlik önlemlerini eksiksiz uygulamak.
Dijitalleşme ve yapay zekâ çağında eğitim de hızla değişiyor. Bu alanda öğrenciler için nasıl projeler yürütüyorsunuz?
Bu alanda “Eskişehir Geleceğin Sesi Sempozyumu” adını verdiğimiz özgün bir proje yürütüyoruz. Proje okullarında okuyan öğrenciler konu başlıklarını ve alt temaları kendileri belirliyor. Ardından üniversitelerimizden ve alanında yetkin öğretmenlerimizden yıl boyunca eğitim alıyorlar. Yılsonunda hazırladıkları bildirileri sunuyorlar; biz de bunları kitaplaştırıyoruz.
İlk yıl öğrenciler “Uzay ve Havacılık” temasını seçti. İkinci yıl ise “Yapay Zekâ ve İnsanlığın Geleceği” başlığı öne çıktı. Bu da gençlerin güncel gelişmeleri ne kadar yakından takip ettiğini gösteriyor. Mesleki eğitimde de alan ve dallar sürekli güncelleniyor; artık ihtiyaç duyulmayan bölümler kapatılıyor, yenileri açılıyor, bazıları birleştiriliyor. Yani eğitim sistemi gelişen dünyayla senkronize olmaya çalışıyor.
Eskişehir’deki okullarda Ramazan etkinliklerine ilişkin bazı eleştiriler gündeme gelmişti. Bu etkinliklerin amacı neydi?
Buradaki temel amaç; kültürel ve dinî değerleri öğrencilere doğru bir zeminde aktarmak. Bu etkinliklerde kesinlikle zorlama yok; tamamı gönüllülük esasına dayanıyor. Velinin, çocuğunun herhangi bir etkinliğe katılmasını istememesi hâlinde bu talebe saygı gösterilir; öğrenciye veya veliye yönelik herhangi bir baskı uygulanmaz.
Bizim yaklaşımımız şu: Öğrenci bu değerleri en doğru yerden, yani okul ortamında öğrensin. Yanlış yönlendirmelere açık hâle gelmesin. Etkinliklere katılan öğrencilerin ilgisinin ve heyecanının yüksek olduğunu da gördük. Katılmak istemeyen zaten katılmadı; buna dönük herhangi bir yaptırım söz konusu değil.
Veliler en çok hangi başlıklarda beklenti ya da talep iletiyor?
Veliler daha çok ders başarısına odaklanıyor. Bu bir yönüyle kıymetli; ancak bazen bu odak aşırıya kaçabiliyor. Özellikle ilkokul ve ortaokul düzeyinde bazı okullara yoğun bir yığılma oluyor. Oysa müfredat aynı, öğretmenlerimizin genel yeterlilik düzeyi aynı.
“En iyi okul en yakın okul” sözü özellikle okul öncesi, ilkokul ve ortaokul düzeyi için büyük ölçüde doğrudur. Bu yaş gruplarında bütün öğretmenlerimiz çocuklarımız için gerekli donanıma sahip. Bazı okullara aşırı talep olduğunda sınıf mevcutları 40’a çıkarken, başka okullarda 20’ye kadar düşebiliyor. Bizim arzu ettiğimiz denge ise yaklaşık 30 öğrencilik sınıflar. Yığılma, hem planlamayı hem eğitim ortamını olumsuz etkiliyor.
İkili eğitim konusu Eskişehir’de hâlâ önemli başlıklardan biri. Önümüzdeki dönemde tablo nasıl şekillenecek?
İkili eğitim bir süre daha gündemimizde olacak. Çünkü deprem tahkikleri nedeniyle yıkılıp yeniden yapılacak ya da güçlendirilecek binaları boşaltmak zorundayız. Bu öğrencileri geçici olarak başka okullarda misafir ediyoruz ve bu durum doğal olarak ikili eğitimi beraberinde getiriyor. Bu geçici bir durum. O okul tamamlandığında yeniden normal eğitime dönülüyor.
Bunun dışında, talep yoğunluğu nedeniyle kalıcı olarak ikili eğitim yapan 22 okulumuz var. Esas çözmemiz gereken mesele de bu. Bu okullar için yeni bina üretildiğinde ikili eğitim önemli ölçüde azalacak. Hesabımıza göre 58 yeni okul binası daha yapıldığında Eskişehir’de ikili eğitim tamamen ortadan kalkabilir. Ancak şu anda Bakanlığın önceliği, Maraş merkezli depremler sonrasında güçlendirme ve Yık-Yap projelerine verilmiş durumda.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Eğitime katkı sunan hayırseverlere teşekkür etmek isterim. Özellikle Eti Grubu, Gazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin yeniden yapımı konusunda önemli bir destek veriyor. Şehrimize nitelikli bir eğitim yatırımı kazandıracaklar. Bu tür katkılar bizim için çok kıymetli.