Bir çaya, bir kitaba, bir filme,
Kocaman bir gülümseme katar Kıraathane
Sizlere “Kıraathane” desek yüzde 90’ınızın aklına kahvehaneler gelecek. Oysa Kıraathaneler 60’lı 70’li yıllarda kitap okunan yerler olarak açılan mekanlardı. Zaman içerisinde öz benliğini yitirerek sadece erkeklerin oyun oynadıkları mekânlara dönüştüler.
Bir mekân düşünün, içeriye adımınızı attığınızda kitap kokusu ve müzik sizi karşılıyor. Yürüdükçe edebiyatın ve sanatın, o büyülü atmosferine teslim olduğunuzu hissediyorsunuz. Yüzlerce kitap raflardan size gülümserken eliniz hemen yanınızda bulunan piyanoya çarpıyor.
Duvarlarda sinema afişleri, loş ışıklar, dergiler gazeteler, eskitme masalar, karşınızda bir tiyatro sahnesi, hemen ötesinde bir sinema perdesi. Masal diyarından söz etmiyoruz. Biz bugün gerçek bir mekâna dokunacağız sizlerle. Ve adı ne biliyor musunuz? Kıraathane. Murat Şen’in Kıraathanesi…
 Öncelikle, Eskişehir’e bu mekânı kazandıran ve farklı bir soluk yaratan Murat Şen’i tanımak istiyorum. Bize kendinizden söz eder misiniz?
1982 yılında Eskişehir doğumluyum. Babam kitap toplayan bir sahaftı. Uzun yıllar babam ile birlikte kitap toplayarak babama da destek oldum ve ben kitapların içinde kokusunda yaprakları arasında büyüyen biriyim. Babam Eskişehir’in yaşayan en eski sahafıdır. Sonra müzik yapmaya başladım. Esas mesleğim müzisyenliktir. Uzun süre müzisyenlikten para kazandım ama babama da yardım etmeye devam ettim. 2005 yılında babam artık emekli olmak istedi ve çocukluğumdan beri kitapların içinde olduğum için işi ben devraldım. Muttalıp Caddesi’nde 3 katlı bir binada babamdan devraldığım işi 2005-2009 yılları arasında sürdürdüm. Çok büyük bir mekândı. Üst katında ressam olan amcamın resim çalışmaları bulunuyordu. Alt katında bir müzik stüdyosu vardı. O binanın mülkünün satılması sonrasında ben 2 yıl müziğe döndüm. Depoda duran yüzlerce kitabı kurtarmak için yeniden girişimlere başladık. Bir sahaf şenliği düzenleyerek 1 TL’ye kaç kitap alırsınız diyerek çağrıda bulunduk ve inanılmaz bir ilgi gördü etkinliğimiz. Kitabın pahalı olmasa ulaşılabilir noktada olsa aslında insanların akın edeceği bir şey olduğunu da gördük ve bir ay içerisinde Eskişehir’de hiçbir kitapçının satamayacağı kitabı sattık sadece 1 TL’ye.
VE KIRAATHANE DOĞUYOR
Kıraathane’nin hikâyesi nasıl başlıyor?
İlk andaki amacımız sadece oradaki kitaplarla bir kitapçı açmaktır. 2 yıl sonra burayı bulduk. Burayla ilgili çalışmaya başladık. 1 aylık bir ön çalışma ile “Kitap okunan mekan”dan yola çıkarak Kıraathane olarak burayı şekillendirmeye ve gerekli tadilatlarını yapmaya başladık. Aslında bir kültür sanat evi olabileceğini düşündük. Yani insanların bir araya gelip eskiden kültürel ve sanatsal boyutta üretimlerini gerçekleştirdiği ve sergilediği, insanların sosyalleşip bir arada bir şeyler yaptığı yegâne yerler olduğunu gördük araştırmalarımızda. Ve alt metin olarak da bu fikirle amacımızı doldurunca, kolları sıvadık. 2011’in Şubat ayında burası faaliyete geçti. Üst katta kitaplarımız vardı, giriş katımız tüketim alanıydı sadece içecek servisinin yapıldığı, alt katta da stüdyomuz vardı ve bu stüdyo Eskişehir’de yapılmış en iyi prova stüdyosuydu. Sonrasında insanların talepleri ve beklentileri doğrultusunda da mekânı geliştiriyoruz.
 DÜNYADA İLK KONSEPT
Bir önceki mekânınızda edebiyat ve sanatı bir arada besleyerek büyütmüşsünüz ve burada da bu konseptin daha da büyüyerek sürdürüldüğünü görüyoruz. Eskişehir’de böyle bir mekân yok. İlksiniz diyebilir miyiz? Yıllar sonra biz Kıraathane’yi nerelerde göreceğiz?
Aslında sadece Eskişehir’de değil, dünyada da bu konsepte sahip bir kitap kafe yok, ben henüz rastlamadım çok araştırmama rağmen. Alt katta bir stüdyomuz var. Üst katta 40 kişi kapasiteli çok amaçlı bir salonumuz var. Eskişehir’in ilk özel tiyatro sahnesidir burası aynı zamanda. Kafemizin önünden geçerken insanlar kafalarını bize doğru çevirdiklerinde içeride tango yapan insanları izleyebiliyorlar. İnsanlar kafenin ortasında tango yaparken, yan taraflarda kitabını okuyup çayını yudumlayan gençler, üst katta film izleyen sinema sevdalıları, alt katta stüdyoda müzik kaydı yapanlar ve tüm bunlar olurken arkadaşı, dostu, sevgilisi ya da yalnız şekilde buraya gelip kahvaltısını ya da yemeğini yiyen insanlar… Bugün bu mekân tüm bunların ev sahipliğini yapıyor. İleride burayı bozmadan, Eskişehir’de 2. Bir şube daha açmak istiyoruz. Daha büyük daha ferah ve bunlarla birlikte insanlara daha büyük etkinlikler sunan bir mekân ve adı elbette yeniden Kıraathane.
ÖRNEK OLMAK ONUR VERİCİ
Sizi örnek alan mekânlar oldu mu? Kitap kafe konsepti son dönemlerde artmaya başladı gibi. Ne dersiniz?
Bizim aslında bir amacımız da buydu. Elbette benzer içerikte kafeler ve barların artık Eskişehir’de yavaş yavaş açıldığını görüyoruz ve emin olun ki bundan mutluluk da duyuyoruz. Acaba birileri çıkıp da “Ya aslında bunu Eskişehir’de ilk başlayan Kıraathane idi” derler mi diye düşünmeden demeseler de üzülmeyecek kadar mutlu oluyoruz. Neden mi? Eskişehir’in buna ihtiyacı var! Eskişehir’de gençliğe baktığımızda özellikle de Barlar Sokağı’nın açılması ile sadece içki tüketimine dayalı, üretmekten uzak, keyifsiz tatsız ve yoz ortamlarda olmalarından ben artık gerçekten çok sıkıldım. Kültür sanat şehri denilen Eskişehir’in de sadece belediyeler ve üniversitelerin etkinlikleri ile bir yere kadar kültür sanat şehri olabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle Eskişehir’in bize ve bu tarz mekânlar bu gençliğin sanatı edebiyatı üretimi ve eğlenceyi bir arada barındıran mekânlara ihtiyacı var. Biz örnek olduğumuz için mutluyuz. O bayrağı biz elimize aldığımızda bu işi biz yapacağız dediğimizde insanlar bize gülmüşlerdi. Şimdi bunu başarmak önemli.
İNSANLARI KAYNAŞTIRIYORUZ
Müşteri potansiyeliniz hangi grup daha çok?
Burayı ilk açtığımızda kitap kafe idi. Sonrasında müzik, sanat, söyleşiler, film gösterimleri, sergi, tiyatro, dans etkinliklerini de dâhil ettik. Müşteri kitlemiz yüzde 80 oranında öğrenciler. Öğrenciler artık tüketimden çok üretime dayalı, bir arada farklı şeyler yapabilecekleri keyif alabilecekleri mekânlar arıyorlar. Şöyle de ilginç bir durum var ki buraya gelip kitap okuyan insanlar çok az. Her an istedikleri bilgiye sosyal medya ve internet aracılığı ile ulaşmanın kolaylığını tercih ediyorlar. Kitap okumanın kitaba dokunmanın kitabın kokusunu almak kitap sevdalıları için paha biçilmez. İnsanlara güncel süreli yayınları sunuyoruz. Biz burada insanları sanat edebiyat ve eğlence ile buluşturmanın yanı sıra buraya gelen kişiler arasında arkadaşlık dostluk bağını da kurmada bir nevi aracı oluyoruz. Etkinliklerimize katılarak birbiri ile arkadaş olan çok kişi var. Bu da işimizde bizi mutlu eden bir diğer faktör.
KİTAPLI KAHVALTI BÜYÜLÜYOR
Şu sıralar en çok dikkat çeken etkinliğiniz ise kahvaltı yapana kitap hediyesi. Bu etkinlik fikri nasıl doğdu? Şuan ilgi nasıl?
2012’de biz bunu ilk gündeme getirdik ve ilgi gördü. 2009’da diğer kitap dükkânında yaptığımız sahaf şenliğini 2012’de yeniden burada yaptık. Sonraki 2 yıl yeniden kitap toplayarak bu şenliği 2014’te burada yeniden yaptık ve gördük ki kitap toplayarak bu etkinliği her iki yılda bir geleneksel olarak yapabiliriz. Burası kitap temelli bir yer olduğu ve insanlar buranın kitap potansiyeli yüksek bir yer olduğunu gördüğü için bazen, mekânı açarken kapının önünde bir koli kitap görmeye de başladık. Kitap okumayan ya da elinde fazladan kitap olan kişiler, buraya gelip bu kitapları bize bağışlamaya başladılar. O kadar çok kitap oldu ki elimizde biz de bize bağışlanan ve ücretsiz olarak verilen kitapları para karşılığında satmanın etik ve doğru olmadığını düşünerek, burada kahvaltı edenlerle bu kitapları paylaşmaya karar verdik. Bazı müşterilerimiz, kahvaltı ile aldığı kitabı okuyup yeniden bize getirip bağışlıyor bir başkası da o kitaptan faydalansın diye. Bu da sosyal paylaşım bilincini arttırmaya duyarlılığı daha somut ortaya koymaya başladı. Bir kitap hediyesi ile kahvaltının daha keyifli bir şey olmasını sağlamış oluyoruz.
HAFTADA İKİ GÜN FİLM GÖSTERİMİ
Sinema ile de iç içe olan bir mekân burası aynı zamanda. Haftanın belli günleri ücretsiz film gösterimleri sunuyorsunuz. Bu da oldukça etkileyici bir fikir.
Evet. Biz arkadaşımızın İstanbul’da okuyan bir arkadaşı, bir film çekmiş. Tamamıyla kendi imkânları ile çektiği bu filmi, Eskişehir’de burada bizim mekânımızda gösterime sunmak istediğini söyleyince fikir hoşumuza gitti. Kabul ettik ve duyurumuzu yaptık. Ancak gösterimin yapılacağı gün o film bir türlü gelemedi mekâna ve ben de daha önce kendi izlediğim ve çok beğendiğim bir filmi, izleyicilerimize sundum yeniden birlikte izledik. Ve katılımcılar yüzleri gülerek oldukça keyif alarak büyük bir memnuniyetle o akşam buradan ayrıldılar. Biz de bu memnuniyeti sürdürmek adına bunu süreli bir etkinliğe dönüştürerek belli zamanlarda film gösterimlerini gerçekleştirmeye başladık. Bu yıl haftada 2 güne çıkardık film gösterimini. Hiçbir ücret de talep etmiyoruz. Sabit bir kitle her Salı ve Perşembe akşamı 20.00’de gelip filmini izleyip gidiyor.
KÖY ENSTİTÜLERİ MİSYONU
Kıraathane, kitap okunan yer anlamında bir kelime ve siz bu kelimeyi Eskişehir başta olmak üzere bir çok ilde de markalaştırmak istiyorsunuz. Bu ismin yeniden hakkını verecek bir hareket başladı diyebilir miyiz?
Bu mekân bir kitapçı dükkanı. Aynı zamanda burası kültür evi. Paylaşımların yapıldığı, edebiyat ve sanatın beraberce kucaklaştığı, insanları eğiten ve geliştiren de bir yer olarak düşündüğümüzde o eskilerin Köy Enstitülerinin daha modern ve günümüzde uygun halleri de diyebiliriz. Biz biraz da artık bu misyonu da yaygınlaştırmak itiyoruz. Keşke imkânımız olsa da Eskişehir’de her mahallede bir Kıraathane açabilsek. Her gruptan ve sınıftan toplumsal yapıdan bireye bu mekanlar aracılığı ile ulaşabilsek. Kitabı sanatı üretmeyi izlemeyi eğlenmeyi yeniden ortak paydada yaşatabilsek insanlara dokunabilsek. Müzik, sinema, kitap, dans, sanat, kültür… Artık bizler modern zamanın köylerine dönüştük. Zamanında köy enstitülerinin bu topraklara kazandırdığı şeyi, ütopya gelebilir belki ama Kıraathaneler yeniden bu topluma kazandırabilir diye düşünüyorum.

Haber: Esra Çevik