Stres, vücudun bilinmeyen durumlara, zorlayıcı faktörlere veya tehdit edici durumlara karşı göstermiş olduğu tepkidir. Fiziksel ve zihinsel olarak ortaya çıkan stres tepkisinin altında; yoğun çalışma temposu, aile sorunları, ekonomik kaygılar ve sağlık problemleri gibi birçok faktör olabilir. Kişi, öncelikle karşılaştığı olumsuz durumları analiz eder ve bunun bir tehdit mi ya da mücadele mi olduğunu anlamaya çalışır. Daha sonra ise bununla baş etmek için yeterli imkanlara sahip olup olmadığını değerlendirir. Şayet tehdit büyük, kişinin baş etme kaynakları yetersiz algılanırsa psikolojik stres meydana gelebilir.
Stresin yoğunlaşması, zaman içerisinde duygusal tepkilere zemin hazırlayabilir. Bu noktada sürekli huzursuzluk, öfke patlamaları ve motivasyon kaybı gibi belirtiler strese eşlik edebilir. Bazı davranışsal yansımalara da zemin hazırlayabilen stres, psikoterapide de ele alınan durumlar arasındadır. Örneğin, Eskişehir klinik psikolog eşliğinde yürütülen Bilişsel Davranışçı Terapi ve Bilinçli Farkındalık yaklaşımlarında söz konusu durumu anlamaya yönelik çalışmalar gerçekleştirilir.
Stres Nedir, Neden Günlük Hayatın Bir Parçası Haline Gelebilir?
Stres, hayatın hızına ve zorluklarına karşı vücudun verdiği bir alarm tepkisidir. Baskı altında, sıkışmış veya tehdit altında hissedildiğinde insan beyni ve vücudu, savaş ya da kaç moduna geçer.
Modern yaşamın getirdiği koşturmaca, sürekli bir yerlere yetişme telaşı, örneğin, Eskişehir’de üniversite öğrencilerinin yoğun ders temposu yaşaması gibi hayatın içinden birçok faktör zihinsel yük birikimine sebep olur. Ayrıca iletişim yoğunluğu ve sorumluluk arttıkça insanların uyum sağlama kapasitesi zorlanır. Tüm bunların ardından zihin, belirsizlikler karşısında sürekli bir çözüm arayışına girerek gerilir.
Eğer günlük hayatta kontrol edilemeyen durumlar artarsa akıl sürekli tetikte bekler. Böyle bir durum, işlerin birikmesiyle birlikte zihinsel enerjiyi hızla tüketebilir. Yaşlıların, öğrencilerin ya da Eskişehir’in yoğun temposunda çalışan beyaz yakalıların sürekli bir plan ve organize etme çabasında olması doğal bir gerginlik hali yaratarak günün genel akışına yerleşebilir.
Psikolojik açıdan ele alındığında stresin günlük hayatın bir parçası haline gelmesi, beynin yanılgısıyla da açıklanabilir. Söz konusu durum sürekli tekrarlandığında beyin yüksek kortizol seviyesini yeni normal kabul edebilir. Artık sakin kalmak vücuda yabancı hale gelebilir ve otomatik tepkiler ortaya çıkabilir.
En ufak aksilikte normalde verilecek tepkiden daha büyük ve öfkeli tepkiler vermek, odaklanmakta güçlük çekmek, motivasyonunu kaybetmek gibi davranışlar, sürekli tekrar eden stresin ortaya çıkarabileceği durumlar arasındadır. Bununla birlikte Eskişehir psikolog eşliğinde yürütülen bazı psikoterapik yaklaşımlarda, stresin günlük hayata nasıl etki edebileceği ve nasıl yönetilebileceğine dair çalışmalar ele alınır. Bu kapsamda her insanda aynı etkileri ortaya çıkarmadığı düşünülür.
Stresin Psikolojisi Nedir?
Psikolojik açıdan stres, yaşanılan olayın kendisinden ziyade olaya yüklenen anlamla ilgilidir. Bilişsel Değerlendirme Kuramı ekseninde insan zihni, karşılaştığı durumu ilk olarak bir tehdit veya fırsat olarak algılar. Bu aşamada olayın büyüklüğü, tamamen zihnin kendi içindeki yorumlama yetisine bağlıdır.
İkinci aşamada ise zihin, eldeki imkanları ve dayanma gücünü tartar. Eğer karşıdaki durum, kişinin mevcut başa çıkma gücünden büyük algılanırsa gerilim hissi belirginleşir. Geçmiş tecrübeler ve kişisel inançlar, zihnin bu değerlendirme aşamasında en büyük rolü oynayan faktörlerdir.
Neticede bu psikolojik süreç, düşünce kalıpları ve olaylara verilen tepkilerin bir bütünüdür. Esnek düşünebilen ve belirsizliği tolere edebilen zihinler, olayları daha ılımlı bir şekilde değerlendirebilir. Düşünceler katılaştığında ise dışarıdan gelen en ufak baskı bile oldukça ağır hissedilebilir.
Stres Altındayken Zihnimizde ve Duygularımızda Neler Olur?
Stres altındayken beynin hayatta kalma moduna geçtiği öne sürülür ve bu aşamada sakin kalma becerileri geçici olarak devre dışı kalabilir. Böyle bir durumda insan zihninde aşağıdaki değişimler gerçekleşebilir:
-
Stres, beynin ön bölgesini baskılar ve kontrolü daha ilkel olan duygusal merkeze bırakır. Bu noktada zihin, sadece stres yaratan probleme kilitlenir. Çevredeki diğer normal olaylar adeta görülmez hale gelir.
-
Zihnin bulanıklaşması da stresin beraberinde getirebileceği durumlar arasında değerlendirilir. Basit şeyleri hatırlamakta dahi zorlanılması muhtemeldir.
-
Kararsızlık ve acelecilik, zihnin otomatik olarak felaket senaryoları üretmesi de söz konusu durumun sebebiyet verebileceği zihinsel değişimler arasındadır.
Hormonların ani dalgalanışı, duygusal dengenin de sarsılmasına neden olabilir. Bu noktada ani öfke patlamaları, sebebi belirsiz huzursuzluk hissi, yetersizlik hissi ve ağlama isteği gibi duygusal değişimler görülebiilir.
Strese Yönelik Psikoterapi Yaklaşımları Var mı?
Stresin türüne, kaynağına ve kişinin yapısına göre farklı modern terapi ekolleri uygulanabilmektedir. Eskişehir’de de strese yönelik psikoterapi yaklaşımları üzerine çalışan psikologların benimsediği yaklaşımlardan bazıları aşağıdaki gibidir:
-
Bilişsel Davranışçı Terapi: BDT, strese neden olan faktörün olaylar değil, olayları yorumlama biçimi olduğu ilkesine dayanan bir yaklaşımdır. Eskişehir psikolog eşliğinde yürütülen Bilişsel Davranışçı Terapide zihnin otomatik olarak ürettiği olumsuz düşünce kalıplarını fark etmek ve bunları daha yapıcı düşüncelerle değiştirmek hedeflenir.
-
Kabul ve Kararlılık Terapisi: ACT, stresi veya olumsuz duyguları yok etmeye çalışmama yaklaşımını benimser. Bu yaklaşıma göre hayatın zorlukları ve stres kaçınılmazdır. Dolayısıyla onlarla savaşmak yerine düşüncelerle araya mesafe koymak hedeflenir.
-
Şema Terapi: Stres sürekli tekrarladığında ve çocukluktan gelen kalıplarla ilişkilendirildiğinde Şema Terapi yaklaşımı benimsenebilir. Söz konusu yaklaşım, erken çocukluk döneminde oluşan temel inançları inceleyerek bu şemaları yeniden yapılandırmayı amaçlar.
Bunların yanı sıra EMDR de strese yönelik psikoterapi yaklaşımları arasında yer alır. Beynin sağ ve sol yarım küreleri çift yönlü uyarılarak geçmişteki stresli anının beyinde kilitli kalmış duygusal yükünü hafifletmek amaçlanır.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerikte yer alan bilgiler kişiye özel değerlendirme, tanı veya tedavi önerisi niteliği taşımaz.




