Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, yeni adli yıl dolayısıyla yaptığı açıklamada yargı bağımsızlığı, savunma hakkı ve avukatların yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Avukat Mehmet Pehlivan’ın tutukluluğuna da değinen Günaydın, “Avukatlık faaliyeti suç değildir. Savunma görevi suçlama konusu yapılamaz. Avukat, müvekkilinin yerine geçirilemez” dedi.

Yeni adli yıl dolayısıyla Eskişehir Adliyesi önünde açıklama yapan Eskişehir Baro Başkanı Barış Günaydın, yeni dönemin ülkeye, yargı camiasına ve avukatlara hayırlı olmasını diledi.

Adaletin yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret olmadığını vurgulayan Günaydın, yurttaşların devlete ve hukuk sistemine güvenebilmesinin önemine dikkat çekti.

“Adalet, toplumun ortak vicdanıdır” diyen Günaydın, “Bu vicdan zedelendiğinde yalnızca bir dosyanın tarafları değil, hepimiz kaybederiz” ifadelerini kullandı.

“Avukatlar ağır koşullarla karşı karşıya”

Geçtiğimiz adli yılın avukatlar açısından kolay geçmediğini belirten Günaydın; artan iş yükü, ekonomik koşullar, mesleğin itibarsızlaştırılmasına yönelik söylemler ve avukatların görevleri sırasında karşılaştığı engellerin önemli sorunlar haline geldiğini söyledi.

Genç avukatların mesleğe umutla adım atmakta zorlandığını dile getiren Günaydın, yıllardır mesleğini sürdüren avukatların da emeklerinin karşılığını almakta güçlük çektiğini ifade etti.

Avukatların adliye koridorlarından cezaevlerine, karakollardan duruşma salonlarına kadar adaletin ihtiyaç duyulduğu her noktada görev yaptığını belirten Günaydın, şöyle konuştu:

“Biz yalnızca dava dosyalarını takip etmiyoruz. Biz insanın hakkını, onurunu ve geleceğini savunuyoruz.”

“Savunma, adil yargılanmanın temel şartıdır”

Savunmanın yargının şekli bir unsuru olmadığını vurgulayan Günaydın, avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesine tepki gösterdi.

Günaydın, “Savunma, adil yargılanmanın temel şartıdır. Avukat da suçun veya uyuşmazlığın tarafı değil; hakkın, hukukun ve adil yargılanma güvencesinin temsilcisidir” dedi.

Avukatların mesleki faaliyetlerinin suçlama konusu haline getirilmesinin doğrudan yurttaşların savunma hakkını tehdit edeceğini savunan Günaydın, Avukat Mehmet Pehlivan’ın tutukluluğuna ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Mehmet Pehlivan için tahliye çağrısı

Avukat Mehmet Pehlivan’ın yürüttüğü avukatlık faaliyetiyle ilişkilendirilen isnatlar nedeniyle bir yılı aşkın süredir tutuklu olduğunu belirten Günaydın, tutuklamanın cezalandırma yöntemi değil, istisnai bir koruma tedbiri olduğunu söyledi.

Günaydın şöyle devam etti:

“Bir avukatın görüşmeleri, savunma stratejisinin oluşturulmasına yönelik temasları ve müvekkilini temsil ederken gerçekleştirdiği mesleki faaliyetleri kriminalize edilemez. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Avukatlık faaliyeti suç değildir. Savunma görevi suçlama konusu yapılamaz. Avukat, müvekkilinin yerine geçirilemez.”

Pehlivan’ın özgürlüğüne kavuşmasını ve yargılamanın tutuksuz sürdürülmesini talep ettiklerini açıklayan Günaydın, konunun yalnızca bir avukatın özgürlüğüyle sınırlı olmadığını, savunmanın bağımsızlığı ve yurttaşların avukata erişim hakkıyla da doğrudan ilgili olduğunu ifade etti.

“Biz hukukun tarafındayız”

Eskişehir Barosu'nun yaklaşımını da açıklayan Günaydın, “Bizim tarafımız bellidir: Biz kişinin, makamın veya siyasi düşüncenin değil; hukukun tarafındayız. Bizim ölçümüz de bellidir: Anayasa, kanun, insan hakları ve evrensel hukuk ilkeleri” dedi.

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmasının bir tercih olmadığını vurgulayan Günaydın, bunun Anayasa ve uluslararası hukuktan kaynaklanan bir yükümlülük olduğunu söyledi.

Yargıya duyulan güvenin artırılması gerektiğini ifade eden Günaydın; bağımsız ve tarafsız yargı, gerekçeli ve öngörülebilir kararlar, makul sürede yargılanma, masumiyet karinesi ve savunmanın baskı altında kalmadan görev yapabilmesinin önemini vurguladı.

“Devlet kendi gücünü hukukla sınırlandırabilmeli”

Adaletin hızlı işlemesinin önemli olduğunu ancak hızın hakkaniyetin önüne geçmemesi gerektiğini söyleyen Günaydın, şu ifadeleri kullandı:

Eskişehir’de 500 milyonluk termal proje için kritik eşik
Eskişehir’de 500 milyonluk termal proje için kritik eşik
İçeriği Görüntüle

“Yargının güçlü olması önemlidir; ancak yargının gerçek gücü, eleştiriden uzak kalmasında değil, toplumun güvenini kazanmasındadır. Devletin güçlü olması önemlidir; ancak hukuk devleti, gücünü yurttaşına karşı kullanmakla değil, kendi gücünü hukukla sınırlandırabilmekle yücelir.”

“Cübbemizde düğme yoktur”

Konuşmasında avukatlık cübbesinin taşıdığı sembolik anlama da değinen Günaydın, “Cübbemizde düğme yoktur; çünkü hiçbir gücün önünde iliklenmez. Cübbemizde cep yoktur; çünkü adalet kişisel çıkar için savunulmaz” dedi.

Cübbenin yalnızca bir meslek kıyafeti olmadığını ifade eden Günaydın, avukatlık cübbesinin hak arama özgürlüğünün ve insan onurunun simgesi olduğunu söyledi.

Yeni adli yıl için taleplerini sıraladı

Günaydın, yeni adli yılda avukatların karşı karşıya bulunduğu sorunların çözülmesi gerektiğini belirterek; avukata yönelik şiddetin etkin şekilde soruşturulması ve caydırıcı biçimde cezalandırılması, CMK ve adli yardım hizmetlerinin sürdürülebilir koşullara kavuşturulması, genç avukatların ekonomik yükler karşısında yalnız bırakılmaması ve savunmanın yargının diğer kurucu unsurlarıyla eşit koşullarda görev yapabilmesi gerektiğini söyledi.

Bu taleplerin avukatlara ayrıcalık sağlama amacı taşımadığının altını çizen Günaydın, bunların yurttaşların adalete erişiminin güvencesi olduğunu ifade etti.

“Savunma güçlüyse adalet güçlüdür”

Eskişehir Barosu olarak meslektaşlarının çalışma koşullarını iyileştirmek, genç avukatların geleceğe güvenle bakmasını sağlamak, mesleki dayanışmayı güçlendirmek ve savunmanın bağımsızlığını korumak için mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Günaydın, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Savunma güçlüyse adalet güçlüdür. Avukat özgürse yurttaş güvendedir. Barolar susmuyorsa hukuk devleti hâlâ nefes alıyor demektir.

Adalet bir beklenti değil, bir haktır. Savunma bir ayrıcalık değil, güvencedir. Ve hukuk devleti, hepimizin ortak geleceğidir.”

Günaydın, yeni adli yılın hukukun üstünlüğünün güçlendiği, adalete güvenin arttığı ve yurttaşların adalet arayışında kendilerini yalnız hissetmediği bir dönem olması temennisinde bulundu.