topraklarimizi-sozde-degil-fiilen-korumaliyiz

 Söyleşi Şaban Bağcı

Toprağı güzelleştiren, ürünlerin daha sağlıklı üretilmesi için çaba sarfeden Ziraat Mühendislerinin Eskişehir’de seçim heyecanı var. Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi’nde adaylar yarışacak.

Son yıllarda gerek mesleki açısından, başta çevre olmak üzere toplumsal yaşamda oda, dernek ve komisyonlarda görev alarak dikkat çeken Selma Güder, Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi başkanlığa ve yönetimine arkadaşları ile talip. Adaylığını açıklayan Güder, sorularımızı yanıtladı.

 

Selma Güder kimdir? Eğitim hayatınız hakkında bilgi verir misiniz?  

Bursa’nın İnegöl ilçesinde doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Mudanya’da tamamladım. 1985-1989 yılları arasında Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni bölümü lisans, 1989-1992 arasında Hayvan Yetiştirme Anabilim dalında Araştırma Görevlisi olarak Yüksek Lisansımı yaptım.  

 

İş hayatınızdan bahseder misiniz? 

Ziraat Yüksek Mühendisi olarak mezuniyetimden 15 gün sonra,   uluslararası market zinciri Metro Gros Market’in Bursa’da açılacak mağazası için, Türkiye’nin ilk kadın Meyve&Sebze Departman Müdürü olarak işe alındım. 

Açılış ile birlikte Çiçek Bölümü ve Unlu Mamuller kısmının sorumlu yöneticiliği de tarafıma bağlandı.  

2006-2008 yılları arasında Ankara Etlik Metro Gros Market’e geçiş yaptım. Ankara’daki görevim daha kapsamlı idi. Et, Şarküteri, Balık, Meyve&Sebze bölümlerinin Mal Kabul Müdürlüğü.  

2006 yılının sonlarında; ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikası almak amacıyla çalışmalarına başlayan market zincirinin Ankara eğitimcisi seçildim. Merkez tarafından da, sistemin yürütülmesi amacıyla oluşturulan ekipte Ziraat Yüksek Mühendisi olarak görevlendirildim. Eş zamanlı devam eden iç denetçi eğitimleri sonrasında yurt içindeki diğer Metro Gros Market’lere denetçi olarak gönderildim.   Aynı yıl ülkemizde, bu sertifikayı almaya hak kazanan ilk market zinciri olduk.  

 

İnsanlar arası iletişimi yüksek görünen bir kişisiniz. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?   

İnsan;  düşünebilen, düşündüklerini eyleme geçirebilen ve empati kurabilme yeteneğine sahip toplumsal bir varlıktır. Bu nedenle gerek özel, gerekse iş hayatında alınıp satılamaz! Çünkü karakter değerine paha biçilemez insanoğlunun. Ne yazık ki bu anlamda da;  dünyamız öyle bir metamorfoz geçiriyor ki… 

Hayatımın merkezinde kendimi bildim bileli, daima “İnsan odaklı” kişiliğim olmuştur.  

İnsanları kazanmak zor, kaybetmek kolaydır.  

Çocukluğumdan itibaren, ailem başta olmak üzere, hayat yolculuğumda yolumun kesiştiği tüm insanlara “İyi ki varsınız!” diyorum.  

İletişim anlamında; 1997-1998 yılları arasında Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde, akşam saatlerinde bir yıl boyunca(güz ve bahar yarıyılları) aldığım Pedagojik Formasyon eğitimimi unutamam.  

 

Eskişehir’e ne zaman yerleştiniz? İlk geldiğinizde neler hissettiniz? 

Ankara-Bursa arasında gidip gelirken; çi börek yediğimiz, mola verdiğimiz, modern bir Anadolu şehri olarak değerlendirdiğim Eskişehir’e yerleşmem 2011 yılının yaz aylarıdır.  

“Eskişehir benim için ilklerin şehridir.” Bu cümlemi çevremdeki herkese mutlaka söylemişimdir. Şimdi de siz değerli okurlar ile paylaşıyorum. Neden mi? 

Yoğun geçen iş hayatımın ardından, bu şehirde yaşarken, emekli oldum. Ve gönüllü olarak pek çok anlamlı kurum ve kuruluşların içinde bulundum ve bulunmaktayım.  

 

“ Gönüllü” kavramı açıklar mısınız?  

Seve seve. 2011 öncesi ve sonrasını düşündüğümde, aslında yine gönüllü imişim. Ancak farkında olmadan! Hiçbir menfaat beklemeden yaşam tarzımla, dünya görüşümle, yaptıklarımla…  

Türk insanı;  kültürü, bakış açısı, değerleri itibariyle gönüllü bir millet! Böyle olmasa; yaşanılan deprem, sel gibi afetler sonrasında tek yürek olur muydu? 

Memleketimizin bütün tersanelerine girilip, bütün ordularının dağıtılıp, her köşesinin bilfiil işgal edildiği zamanlar sonrası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, yoksulluğun içinden yükselen bir zafer, bir destan, Kurtuluş Savaşı nasıl kazanılırdı? Türkiye Cumhuriyeti nasıl doğardı?  

Eskişehir’e gelişim ile TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası üyelik kaydımı Ankara’dan buraya aldırdım. Ve şubemizin üyesi oldum. O dönem ve sonrasındaki tüm Yönetim Kurulu üyeleri ile iletişim halinde gönüllü olarak çalıştım. Yıllar içinde asil ve yedek yönetim kurulu üyeliği yaptım. Temsilciliğimiz sürecinde Feyyaz Uysal’dan başlayarak, şube olduğumuzda Yusuf Kızıldağ ile devam eden ve bugünlere kadar bir arada olduğumuz meslektaşlarıma “emeklerinize sağlık” diyorum.  

 

Kaç yıldır Ziraat Mühendisleri Odası’na üyesiniz? 

Lisansımın 3. Sınıfından bugüne, tam 35 yıldır. Hikâyesi de benim adıma çok anlamlıdır. Ders başlayacak. Hocalarımdan rahmetli Prof. Dr. Ali Karabulut geldi ve “Çocuklar odamıza üye olun” dedi. Oda nedir, üye olmak nedir? Bilmeden… Sadece tüm hocalarımıza güvendiğimiz, inandığımız için üye olduk ben ve sınıf arkadaşlarım.  

 

Eskişehir Kent Konseyi gönüllüsü olduğunuzu biliyoruz. Kısaca bilgilendirir misiniz?   

2012 yılında Eskişehir Kent Konseyi gönüllüsü oldum. Buraya üye olmamın hikâyesi dün gibi aklımdadır.  

Şehre taşınalı kısa bir zaman olmuş ve etrafı tanımak, kentimizin yaşayan ruhunu hissetmek amacıyla, yürüyorum.  Çöp ve geri dönüşümler ile ilgili olarak,  o tarihlerdeki uygulamayı gözlemledim. Büyükşehir Belediyesi’ne görüşlerimi ve çözüm yollarımı yazan mail gönderdim. Ertesi gün tarafıma dönüş yaptılar ve ikametgâhım itibariyle, “Aynı bilgiyi Odunpazarı Belediyesi’ne gönderin” dediler. Gönderdim, ancak klişe bir cevap ile “Hassasiyetiniz için teşekkür ederiz” cümlesi ve çöp toplanma saatleri ve yöntemi bilgisi geldi. Çok ilginçti bu cevap. Çünkü ben zaten iletimde yazmıştım her birini. İçim rahat değildi. Bir şeyler yapmalıydım. Kentimiz halkını bilinçlendirmek, farkındalık yaratmak adına. İşte bu hissiyatların her birini hissedip, gerçekten icraata (maddi ya da farklı bir beklentiniz olmadan) geçirmek üzere, harekete geçip, sonuca yönelik bir şeyleri sürdürülebilir yapıyorsanız, gerçekten gönüllüsünüz.  

Üyeliğimi Eskişehir şubeye aldırdıktan yakın bir süre sonrasında; TMMOB Eskişehir İKK Kadın Çalışma Grubu’na da şubemiz üyesi Aydan Barut vasıtasıyla, gönüllü olarak girdiğimden dolayı, kadın grubumuzda yer alan Makine Mühendisi Nergis Uygun arkadaşıma, çöp ve geri dönüşümle ilgili yaşadıklarımı, düşüncelerimi anlattım. Yol gösterdi kendisi bana. Ve “Eskişehir Kent Konseyi’ne git Selma” dedi. 

Ve gittim. Konsey çalışanı Funda Hanım ilk tanıştığım kişi idi. Olan biteni anlattım kendisine. Bir projem var dedim. Konusu da bu!  

Konunuza uygun çalışma grubumuz “Çevre ve Sağlık” diyerek, yakın zamandaki toplantı günü ve saatini söyledi.  

Beklediğim gün gelmişti. Toplantıda beş ya da altı kişi idik, beni çok sıcak karşıladılar. Ve projemi, konseyin proje başlıklarına ve adımlarına uygun şekilde, bilgisayarda yazdık. Ertesi gün Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili bölümüne gönderilen yazımıza cevap yakın zamanda geldi ve Meclis’ten geçen ilk projemiz oldu. Yıllar içinde,  sürdürülebilir özelliğinden dolayı çalışmalarımız devam ediyor.  

Çevre ve Sağlık Çalışma grubumuzun başkanı olarak, her biri ayrı değer olan üyelerimiz ile şehrimiz, ülkemiz, dünyamız adına öyle verimli çalışmalar yapıyoruz ki! Sizin vesilenizle her birine çok teşekkür ediyorum.  

Proje ne oldu derseniz? Sıra ona geldi. 2016 yılında birincilik ödülüne layık görüldü.  

“Geri Dönüştür Dünyayı Değiştir” adı altında, İstanbul Aydın Üniversitesi'nde gerçekleştirilen Uluslararası Kent Konseyleri ve Kentler Kongresi’nde “Kentte Riskler ve Kriz Yönetimi" dalında. Tam da burada; Eskişehir Kent Konseyi Başkanımız Nuray Akçasoy’a, Genel Sekreterimiz Ahmet Kapanoğlu’na ve konseyimizin tüm personeline, çevre sağlık grup üyelerimiz adına yürekten teşekkür ediyorum.  

 

Tarım deyince ilk aklınıza gelenleri sıralayabilir misiniz? 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü ile başlamak isterim bu sorunuza. “Milli ekonominin temeli Ziraattır.” 

Ve devamında aklıma ilk gelenler; toprak, üretici, tüketici ve Ziraat Mühendisleri. 

 

Peki, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası deyince? 

Aidiyet, dürüstlük, gönüllülük.  

 

Çiftçimizin girdileri hakkında bilgilendirir misiniz?  

Girdiler arasında; tohum, gübre, tarım ilacı, tarım alet ve makineleri, sulama ve tarımsal krediler, mazot, işçilik sayılabilir. Girdiler çok pahalı. Örneğin; çiftçimizin buğdayı 1 hafta geç satması, gübre fiyatını kaçırmasına neden olabiliyor. Mesela bu yıl gübre, 1 hafta sonunda 18 binden, 21 bine çıktı.  

Desteklemeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? 

“Destek” kelime anlamı olarak “dayanak” demektir. “Destek-le-me” ise, “Dayanak olma” anlamına da çıkar. Çiftçiler adına gerçekten destek olmadığını düşünüyorum. Buğdaydan örnek vereyim.  Çiftçimiz dekara 149 lira destek alıyor. Bu para, mevcut tarlasını sürerken traktörünün bir kere de harcadığı mazot masrafına eşit. Ancak; buğdayı ekerken 5 kere giriyor tarlasına. 

Şehri talan ettirmeyeceğiz Şehri talan ettirmeyeceğiz

Pullukla sürüyor, kazayağı çekiyor, tırmıkla düzeltiyor, mibzerle ekiyor, ilaçlama, gübreleme yapıyor. Bunları yaparken de kendisinin işçiliğini saymadık daha.  

Çiftçimiz eskiden 150 ton buğday sattığında bir traktör alabiliyordu. Şimdi nerde?  

 

“Bağımsız Mühendisler” olarak seçildiğiniz takdirde projelerinizden bir kaçı hakkında kısa bilgi verir misiniz? 

Odamız aidiyetini güvenilirlik, şeffaflık ve dürüstlük temelinde, hiçbir üyemizi ötekileştirmeden sağlamak. 

Meslektaşlarımızın karşılaştığı sorunların çalıştıkları sektör ve kuruluşlar özelinde belirlenmesi, bu sorunlara etkin ve hedef odaklı çözüm önerilerin ortaya konulması ile üst kurullarımıza önergeler verilerek, komisyonlarda güçlü yer almamız.  

Şehrimizde bulunan tüm tarım paydaşları ve ilgili dinamiklerle, geçmiş yıllarda yapılan çalışmalara daha da katkı ve derin bakış açısı sağlayarak, sürdürülebilir proje ve etkinliklerde yer almak şeklinde bir kaçını ifade etmek isterim. 

Bağımsız Mühendisler Yönetim Kurulum ve şahsım adına, tüm okurlarımıza saygılarımı sunuyorum.  

Editör: Mustafa YILDIRIM