TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Merve Edizkan Cihan, 1–7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin deprem gerçeğine bilimsel temelde yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak, “Deprem bir doğa olayıdır; afete dönüşmesi ihmaller zincirinin sonucudur” dedi.
“Türkiye aktif deprem kuşağında”
Türkiye’nin dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer aldığını belirten Cihan, Anadolu coğrafyasının kuzeyde Kuzey Anadolu Fayı, doğuda Doğu Anadolu Fayı ve batıda Ege graben sistemi gibi diri fay zonlarıyla çevrili olduğunu hatırlattı.
Bu jeolojik gerçekliğin depremi kader olmaktan çıkardığını ifade eden Cihan, “Deprem yer kabuğunun dinamik yapısının kaçınılmaz bir sonucudur. Afet ise bilimin yok sayıldığı, planlama ve denetimin işletilmediği koşullarda ortaya çıkar” diye konuştu.
“Yakın tarihimiz acı örneklerle dolu”
Türkiye’nin yakın geçmişte büyük yıkımlar yaşadığını anımsatan Cihan; Gölcük ve Düzce depremleri (1999), Van Depremi (2011), Sivrice ve İzmir depremleri (2020) ile 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin yalnızca yer kabuğundaki kırılmaların değil; ihmalin, denetimsizliğin ve yanlış kentleşme politikalarının da sonucu olduğunu söyledi.
Aktif fay hatları üzerine kurulu yerleşimler, zayıf zeminler üzerinde yükselen çok katlı yapılar, yeterli jeolojik-jeoteknik etütler yapılmadan onaylanan projeler ve imar aflarının depremleri afete dönüştürdüğünü belirten Cihan, “Kısacası deprem değil, ihmal öldürür” dedi.
“Afet direnci bilimle mümkündür”
Bir ülkenin afetlere karşı direncinin; şeffaf planlama sistemi, bağımsız denetim mekanizmaları, meslek disiplinlerinin karar süreçlerine dahil edilmesi ve bilimsel veriye dayalı kentleşme politikalarıyla mümkün olduğunu ifade eden Cihan, kısa vadeli ekonomik kazançlar uğruna uzun vadeli toplumsal risklerin büyütülmemesi gerektiğini söyledi.
“Fay hatları pazarlık konusu yapılamaz, yerleri değiştirilemez, haritalardan silinemez” diyen Cihan, özellikle yerel yönetimlerden merkezi idareye kadar tüm karar vericilere çağrıda bulundu.
“İmar affı uygulamalarından vazgeçilmeli”
Cihan, mikro-bölgeleme çalışmalarının tamamlanması, zemin etütlerinin titizlikle yürütülmesi, riskli yapı stokunun tespit edilerek dönüştürülmesi, imar affı benzeri uygulamalardan kesin olarak vazgeçilmesi ve deprem erken uyarı sistemlerinin kurulmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.
Ayrıca İl Afet Risk Azaltma Planı kapsamında belirlenen eylemlerin hayata geçirilmesi, yerel yönetimlerde yeterli sayıda jeoloji mühendisi istihdam edilmesi ve meslek odaları ile üniversitelerle eşgüdüm içinde çalışılması gerektiğini dile getirdi.
“Afet yönetimi krizden önce başlar”
Deprem Haftası’nın yalnızca anma değil, hesaplaşma ve sorumluluk haftası olması gerektiğini ifade eden Cihan, kaybedilen on binlerce insanı anmanın en gerçek yolunun sistemi değiştirmek olduğunu söyledi.
“Afet yönetimi kriz anında değil, krizden önce başlar. Bilimle yönetilen kentler güvenli yarınların teminatıdır” diyen Cihan, jeolojik gerçeklikle uyumlu, kamusal yararı esas alan ve deprem zararlarını azaltmaya odaklanan ulusal bir deprem risk yönetim sisteminin bir an önce kurulması gerektiğini belirtti.
Cihan, 1–7 Mart Deprem Haftası vesilesiyle tüm yetkilileri bilimin ışığında, şeffaf ve denetlenebilir kentleşme politikaları izlemeye davet ederek açıklamasını, “Doğal olan depremdir, afet değil” sözleriyle tamamladı.




